Acının ve ihtirasın dansı flamenko bu kez resimle bütünleşiyor
Aşkın, ihtirasın, ritmin dansı flamenko... Sadece bir dans değil, yaşam biçimi... Melek Yel, flamenkoyu kendisine şiar edinmişlerden. Üstelik hobi olarak başladığı dansı meslek haline getirmiş. 2002’de kurduğu Flamenkoevi dans atölyesinde flamenkoya aşık olacak insanlar yetiştiriyor. Bu gece de ressam Orhan Peker’in “İspanyol Defterinden seçtiği 8 resimle izleyicilere bir flamenko gecesi yaşatacak.
Endülüs topraklarında doğmuş, İspanyol, Hint, Yahudi, Arap ve Afrika kültürleriyle harmanlanmış bir dans flamenko. Bazı kaynaklara göre çingenelerin acıyı ifade ediş şekli. Ama kimse tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. İlk defa İspanyol çingenelerinin yaşadığı mağaralarda başlamış ve dans eden kişinin tek enstrümanı vücuduymuş. Daha sonra gitar, ayakkabı ve kostüm eklenmiş ve flamenko şaşalı bir dans haline gelmiş.
İspanya’ya özgü bu dans Türkiye’de son yıllarda popüler olmaya başladı. Her geçen gün açılan kurslar hem ilgiyi hem de Türkiye’ye gelen flamenko sanatçılarının sayısını artırdı.
36 yaşındaki Melek Yel de flamenkoyla daha 14 yaşında tanışmış. Gitar öğrenmeye heveslenen Yel, bir müzik markete gitmiş ve “En iyi gitar albümleri hangileridir?” diye sormuş. Satıcı eline flamenko albümlerini tutuşturmuş. Yel, odasına kapanıp bu müzikleri dinlemeye başlayınca gitar çalmayı bırakmış. Üniversitede gazetecilik okumuş. Ardından da çeşitli televizyon ve gazetelerde çalışmış. Ama içindeki flamenkoya söz dinletemiyormuş. Bir gün İstiklal Caddesi’nde yürürken Pera Güzel Sanatlar Okulu’nun flamenko dans kursu ilanını görmüş ve hemen kaydını yaptırmış. Sonra Yel için iş saatleri akşamları bekleyerek geçmiş. Hobi olarak başladığı dans gün geçtikçe tüm benliğini sarmaya başlamış. Kursun ikinci senesinde işi bırakıp Amerika’ya flamenko kursuna gitmiş. Sonra tekrar Pera’ya gelmiş. 5 yıllık eğitimin sonunda diplomasına sahip olmuş ve soluğu da flamenkonun ülkesi İspanya’da almış.
Talep artınca dans atölyesi açtı
Melek Yel, Türkiye’de flamenkoyu tanıtmak için çabalamış ve önce “Türkçe Flamenko” adında bir internet sitesi kurmuş. Burada açılan forumlarda flamenko tartışılır olmuş. Yel, “Sitedekiler bana ‘Nerede dans edebiliriz?’ diye sormaya başladılar. ‘Pera’ dedim. Ancak o yıl Pera flamenko kurslarına ara vermişti. Ben de evimin salonumda internetten tanıştığım kişilere ders vermeye başladım. Önce 6 kişiydik. Sonra 12, 25, 30 kişi olduk. Artık evim yetmez oldu. O nedenle bir atölye kiraladım. 5 yıldır atölyemde eğitim veriyorum. Adını da Flamenkoevi koydum. Çünkü bu iş benim evimde başladı. Bugüne kadar 150 kişiye flamenko öğrettim. 23 yaşından 50 yaşına kadar insanlar gelir buraya. İlk yıl flamenko tekniğini, ikinci yılda da flamenko ruhunu öğrenirler. Her meslekten insan bulabilirsiniz. Ben haftanın her günü ders veriyorum. Çünkü çalışan insanlar ne zaman müsaitlerse gelsinler istiyorum.”
Sekiz ay önce Yel’in bir öğrencisi eline bir kitap tutuşturmuş ve “Hocam, matador kostümleri için faydalı olabilir, inceleyin” demiş. Kitabın adı “İspanyol Defteri”ymiş. Deftere resimleri yapan da ressam Orhan Peker. Türk Hükümeti’nden aldığı bursla 40 yıl önce İspanya’ya giden Peker, İspanya’yı algılayışını bu deftere resmetmiş ve yayınevi kitabın adını “İspanyol Defteri” koymuş. Melek Yel kitabın sayfalarını çevirirken hayranlığı da artmış. Sonunda defterden seçtiği 8 resimle bir kareografi hazırlamış. 5 aydır hummalı bir şekilde çalışan dansçılar bu gece, saat 20.30’da Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü B2 Salonu’nda tek perdelik gösterilerini sergileyecekler. Ve gösterinin tüm geliri Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nde burslu okuyan öğrenciler için kullanılmak üzere MSÜ Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunları Derneği’ne bağışlanacak. FLAMENKO EVİ
15.07.2007
Haber: Oya Doğan









Normal
