|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
28.03.07, 13:38
Ağıtlar ve tarihi olaylar | şehit ere kürtçe ağıtlar | Doğal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir.
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Yurt yuva kıldığın tenli mereği Yurt yuva kıldığın tenli mereği Düzüp koşmak idin tepir eleği Şu kavdan yaptığın tecir tereği Divan-ı Bâri’ye yadigâr götür Elinde ördüğün çöpür ağını Kâhan eylediğin kelem bağını Şu kabal biçtiğin sap orağını Al ulu Tanrı’ya bergüzar götür Yetim gömleğini diken iğneyi Her gün yal verdiğin topal ineği Ayran topladığın şu ak küleği Mahşer yığnağına sakla, sar götür Üç kot arpa, beş kot çavdar ekerdik Kesmik ekmeğine hasret çekerdik Namertlere ağı merde şekerdik Sözünü tekrar et iftihar götür İle kısmet balsa bize pay taştı Yokluktan derdimiz deryalar aştı Açlıkla uğraşmak hayli savaştı Çektiğin mihnetten ah ü zâr götür Yetim kalmış idin emzik tavında Gamınla kardeştin gençlik çağında Bir gül yeşertmedi vuslat bağında Gönül yaraların hep berat götür De ki Kadir Mevlâm bize ilişme Dünyada sızıyan çıbanı deşme Celâli Baba’dan sorma, söyleşme Bu dertli çobandan bir selam götür
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#3
| ||||
| ||||
| Göyüzünün gara daşı Göyüzünün gara daşı Yüreğimin yandı başı Cesetler hep kavrulmuş Şu feleğin ihmal işi Derelerde biter anıh Eller uyur ben uyanıh Alamandan tabutlar gelir Cesetler yanıh yanıh Çadır kurdum düzlere Gurban oldum gözlere Ne ettiğiniz vardı kuzum Felek kıydı sizlere Tren geldi Yazıhan’ı yürüdü Tren geldi Yazıhan’ı yürüdü Karadır dumanı köyü bürüdü Benim ağam aşiretle bir idi Söyleyin anama yanıma gelsiğ Bir tane yavruyu kalbimde görsüğ Tren geldi trenlere dayandı Zalım felek beni vurdu sonra uyandı Elbisem gızıl kana boyandı Söyleyin anama yanıma gelsiğ Bir tane yavruyu kalbimde görsüğ Sarsap deresi bir derin kuyu Sıcaktır soyhanın içilmez suyu Al gana boyanmış o uzun boyu Söyleyin anama yanıma gelsiğ Bir tane yavruyu kalbimde görsüğ Çarşıda gezer de bir sevli boylu Çarşıda gezer de bir sevli boylu Görenler demiş ki bu hangi köylü Goyüzünlü de Hasan’ın oğlu Galip’im bağa gel de Hasan’ım bağa gel Ey kurban olam da bekarım bağa gel Biri babası da birisi oğlu Galip’im İstanbul’da eylemiş kavli Genç ölümden de yavrum yüreğim dağlı Galip’im bağa gel de Hasan’ım bağa gel Ey kurban olam da bekarım bağa gel Öyle oldu gölge döndü Öyle oldu gölge döndü Ecel geldi beni buldu Bayram günü gülüm soldu Garalıymış bayramımız Felek güldürmedi bizi Yeddi tepe dırnağın düzü Hep ağlıyor Gocaözü Garalıymış bayramımız Gıyma bana zalım motor Tez get! Nurettin dohtur getir Koyma beni burada köye götür Garalıymış bayramımız Ula şöför yavaş yürü Askerdir abimin biri Goyun gelir sürü sürü Garalıymış bayramımız Yıkadılar döne döne Ağladılar yana yana Ben gülmedim gana gana Garalıymış bayramımız Abim geldi uy başıma Beni boğdu göz yaşına Şu feleğin bak işine Garalıymış bayramımız Cenazem gelir dura dura Köylüm olmuş sıra sıra Ayan olsun asker abime Garalıymış bayramımız Söyleme Döne! Acı acı Ağlar durur gardaş bacı Köylü Zekeriye’ye acı Garalıymış bayramımız
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#4
| ||||
| ||||
| Akkoyun karakoyun Mezerini derin oyun Birinin adını kurşun yaralı Birini de bıçak yaralı koyun. Yükünü inceden kayarlar Dibine allı gelini dayarlar Kurşun yaralıda babamın yiğitoğlu Hatırını senden iyi sayarlar. Gülü kokmaz mı sandın Balı bekmez mi sandın Anamda ölmez mi sandın Babamın kurşun yaralı yiğitoğlu Nazmiye Arslan’ ın 1979 yılında ölen 24 yaşındaki öğretmen kardeşi için 2005 Ocak ayında annesinin cenazesinde ağıdı
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#5
| ||||
| ||||
| Anama söyleyin lamba yakmasın, Çuha şalvarına uçgur takmasın, İyip oğlum askerden gelecek diye, Dönüp dönüp kara yola bakmasın. Sana derim sana gavur önağa Develerin yorgun varmaz konağa, Bir yiğit asker de ölmeyinen, Gurban olduğum İyibim kalmaz bu dünya. Almalar bitmişde dallar götürmez, Yollar diken olmuş kervan oturmaz, Gurbam olduğum İyibim babam oğlu, Yüreğim yaralı da kahır götürmez. Al atın nennide kır atın nenni, Karşı dağların başı dumanlı, Babam oğlu genç gardaşım, Buraya da geleceğin gümanlı. Binmiş atına da harlayıp gelir, Saati kösteği parlayıp gelir, Kıyma azrail de kıyma babamoğluna, Bıyığın yeri yeni terleyip gelir. Halime Taş’ın 1945 yılında Pozantıda asker iken ölen kardeşi Eyüp Tümene ağıdı
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#6
| ||||
| ||||
| Aşamadımda şu Okçunun dağını Sıkça bağladı şu lapçının bağını Ölümünen ayrılık aldıydı yüreğimin yağını Çocuklarımın babası irepcerim yiğidim. Süre süre indirdilerde yazıya Piş ittilerde al kınalı tazıya Hiç bakmamışta moturdaki çifte kuzuya Çocuklarımın babası İrepçerim yiğidim. Ürümesinde şu obanın itleri Daylak almaya gelmişte Malatya’ nın Kürtleri Gatilmi gelmiş zalim ezrail senin üstüne Çocuklarımın babası İrepçerim yiğidim. Bir para buldum da yüzü turalı Ansız ölümden de bağrım yaralı Ala canlı da ılgıt ganlı. Çocuklarımın babası İrepçerim yiğidim. Fadimana Yakışır (Durukan)’ ın 1976 yılında trafik kazasında ölen kocası Emin Durukan (alız Emin)’ a ağıdı
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#7
| ||||
| ||||
| Aşağıdan gelir elinde gülek Sıvamış kolları bembeyaz bilek Tanrıdan diledim kendime dilek Ölüm ver Allah’ ım ayrılık verme. Maraş maraş dedikleri büyük bir Maraş Yastığım gutnuda döşeğim kumaş İllerin memleketinde can veren yoldaş Ölüm ver Allah’ ım ayrılık verme. Elmalarda çok bitmiş dallar götürmez Yollar tiken olmuş kervan oturmaz Benim yüreğim evvelden yanık gahir götürmez Ölüm ver Allah ‘ ım ayrılık verme. Suna Tümen’ in 1974 yılında trafik kazasında ölen kocası Mehmet Tümen’ e ağıdı
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#8
| ||||
| ||||
| Bahar aylarında güttün koyunu Güz gelincede etmedin bayram Yemin ederimde yolda durmadım Nittin felek size de nittim Kara yerlerede misafir ettin. Öğleyinen ikindinin arası, Yaktı beni Hacı beyin yarası, Zalim şoför ağırlaştır süratı, Kaderim böyleymiş ağlama anam. Susaya çıktımda kamyon geliyor, Sol yanımdan ciğerimi deliyor, Bacılarımda saçlarını yoluyor, Kaderde böyleymiş ağlama anam. Yolun kenarında yayılır koyun, Zalim şoför yaptın banada oyun, Uzaktan görünmez olduda köyüm, Kaderim böyleymiş ağlama anam. Anam gelmiş başucumda ağlıyor. Babam gelmiş deli deli söylüyor El kızı oturmuş yazma bağlıyor Ümitsiz yollara bakın ağlayın. Gelin gelin yanıma gelin, Ne olduğumu Sofu’ dan sorun, Kara habarımı babama verin, Kaderde böyleymiş ağlama anam. Ankara yolunda verdim özümü, Kımıt yaylasında yumdum gözümü, Babama bıraktım 3 tek kuzumu, Kuzuları arada ağlatma anam. Aşık İsmet bu kadar yeter, Duyan analar da etmesin keder, Nice ayrılıklar ölümden beter, Kaderde böyleymiş ağlama anam. İsmet Turgut (Nünük)ün Bayatsalı Kımıt mevkiinde E-5 Karayolunda ölen çoban Hacıbaba Soyhana ağıdı
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#9
| ||||
| ||||
| Bizim yaylalarda ardıç oluklu, Oluğunun iki yanı balıklı, Yağırnısıda gırk çift belikli, Yazılarda gezen allı gelin. Bir ağaç varmış da kurumuş, Dalı budağıda çürümüş, Sahipsiz olmak da zor imiş, Yazılarda gezen allı gelin. Hacı Mehmet Durukanın hanımı Elmas’ın, gelini Cennet için söylediği ağıt.
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#10
| ||||
| ||||
| Bacısı Elmas’ın ağıdı (İhsan Erşan için ) Burçak ekti Kuma yazıya, Av bulamadı çengel tazıya Kurban olduğum genç kardeşim, Hasret gitti yedi günlük kuzuya. Bozulsunda Ereğlinin bağları, Yıkılsında gavur Kerelin bağları, Merhamete gelin kuzusundan ayrıldı gidiyor, Goyurunda gara yirin bealeri. (beğleri. ) Babası BOZOĞLAN’(Mehmet Erşan) ın ağıdı (gelinine) Hatem yüksük döktürdüm parmağında, Çufa şalvar diktirdim tırnağında, Felek kırdı kolumu, yiğit oğlum, Hatırına götürürüm dallarımda. Yörü gelin yörüde hatırın hoş olsun, Yağmur yağsında top zilifler yaş olsun Dilerim Allah’ tan . . . . . . . . . . . . . . . . . , Karnın dolu kucağında boş olsun. Değirmenin savağı , Kısa kestim kavağı, Benim oğlum sevdi iller alacak Gara gelsin duvağı. Bacısı Ganime’(Durukan) nin ağıdı (İhsan Erşan için) Üç ocağı dokuz daşlı, Çatmacığı çatal üleşli, Ağ mayalı keleş göçlü, Babamın yiğit oğlu. Arşın elli kulaç kollu, Çifte kuzulu, Arkası al tazılı, Babamın yiğit oğlu. Sabahınan kalkmış da yürümüş yoluna, Çiğ düşmüşde perçeminin teline, Senin böyle ideceğini bilsemidi, Sarılırdım da perçemiyin teline Arşın elli kulaç kollu, Çifte kuzulu, Arkası al tazılı, Babamın yiğit oğlu. İnilerde karadeniz iniler, İniltiden de durmaz olmuş gemiler, Sana 50 sene oldu babaoğlu, Dedikce de kemiklerim siniler. Arşın elli kulaç kollu, Çifte kuzulu, Arkası al tazılı, Babamın yiğit oğlu. El viriyor el viriyor, Orta direk bel viriyor, Gardeşlerinin habarı olmamış, Babamoğlu el çırparak can viriyor. Yedi senelik yuvası dağılan babamoğlu, Gedikten evi bozulan babamoğlu. Yüce dağ başında kirmenim başlı, Senden ayrılalı gözlerim yaşlı, Ne bayram ittim ne düğün , Babamoğlu, gavumlu kardeşli. Yedi senelik yuvası dağılan babamoğlu, Gedikten evi bozulan babamoğlu. Betneliktede koyunların yayılır, Kapıda da ineklerin sağılır, Sen bu işi yanlış tutma “Babamoğlu”, Güze de düneciğin dağılır. Yedi senelik yuvası dağılan babamoğlu, Gedikten evi bozulan babamoğlu. , Ata binerde hecin gibi, Burma bıyıkları sicim gibi, Arşın elli kulaç kollu , Babamın pehlivan oğlu. Yedi senelik yuvası dağılan babamoğlu, Gedikten evi bozulan babamoğlu. Dallarına keten gömlek olmuyor, Yağarnısını da kucak almıyor, Babamın yiğit oğlu. Keten gömlek giymişte yakacığı dönmeli, Bağrıcığıda sedef düğmeli, Babamın akıllı efendi oğlu. Ganime Durukan’ ın yeğeni Kazım(Özkan)’a ağıdı: Kitabı çantada basılı kalan, Önlüğü duvarda asılı kalan, Sürmeli Kazımım. Bayraklar dikemedim sana başı almalı Güveyler duramadın da yanı sırmalı. Kınalı parmaklar sıkmayan Sürmeli gözler öpemeyen Her murazı koynunda giden Sürmeli Kazımım. Bayraklar dikemedim sana başı almalı Güveyler duramadın da yanı sırmalı. Evimizin uğru gayısı Dibine dökülür de iyisi Biri yiyenide biri dayısı Ne diyim komşular ne diyim. Bayraklar dikemedim sana başı almalı Güveyler duramadın da yanı sırmalı. Kör Habibe (Öncel)’ nin İhsan Erşan ve Kazım Özkan’ a ağıdı: Derinimiş şu mağsanın kuyusu Suda ölür insanların iyisi Biri yiğeni de biri dayısı Nasıl indin bu mağsanın içine Bilemedim bu yiğidin suçu ne Kumlar dolmuş saçlarının içine Beklemiş mağsanı bir ala tazı Alnıma yazılmış bu kara yazı Beşikte de ağlar bir körpe kuzu Arayı arayı bulsam izini Ayağının çamuruna sürsem yüzünü Ağlayı ağlayı da silsem gözümü. 1956 yılında Bozoğlanın İhsan (Erşan) yeğeni Kazım Özkanı, sarnıca düşen kırıyı çıkarmak için kolan bağlıyarak kuyuya sallandırır kolan kırılır Kazım sarnıca düşer,yeğenini kurtarmak için sarnıca atlar ikiside boğularak ölürler. Anası ve bacıları yıllarca ağıt yakarlar;
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| ağıtlar |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|