iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 10:15 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyat taslakları » Rüya ve tabir

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.02.07, 21:02
Standart Rüya ve tabir

06.02.07, 21:02



Rüyalar ve yaratıcılık - Uyku ve Rüya - Kötü bir Rüya mı Yoksa Kabus mu | Rüya... | Rüya | Rüya Yorumları | Rüya yorumları Sözlüğü - A |

Evet, tâbir önemli. Rüyayı tâbir edecek kimsede bazı nitelikler bulunmalı. Her önüne gelene anlatmamalısın rüyanı. Bu konuda Peygamberimizin güzel bir hadîsi var: “Müminin rüyası nübüvvetin kırk parçasından bir parçadır. Onu anlatmadıkça, o rüya kuşun ayağında asılı kalır, anlattığı zaman düşer. O rüyayı, dostun olan akıllı kimselerden başkasına anlatma!”

Akıllı dost! Evet... Tâbircinin güzel ahlâklı olması da çok önemli. Kötü huylu adamın tâbiri de kötü olur. Onun çirkin ruh aynasına yansıyan her şey, o çirkinlikten nasibini alır!

Hayır, rüya ile amel edilmez. Rüya, hukukî bir hükme kaynak da olamaz. Bir mesele hakkında zan uyandırabilir elbette, ama rüyaya dayanarak amel etmek hata olur. Karar verirken, önce temel kaynaklara bakarsın. Orada açık bir hüküm bulamazsan fikri sorulmaya lâyık kişileri bulur, istişare edersin. Yine bir sonuç elde edemezsen sıra istihareye gelebilir. Kaynaklara bakmadan, yetkin kimselere danışmadan üçüncüye, yani rüya görüp ona göre karar verme aşamasına geçmemelisin. Bu da ancak kendinle ilgili bir karar verirken başvurulacak bir yöntemdir. Kendini ikna yolu.

Asla! Kötü rüya anlatılmamalı. Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz: “Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın.” Başka bir hadîste de, kötü rüya görenin “euzü” okumasını ve onu kimseye anlatmaması tavsiye ediyor. Böyle bir rüya anlatılırsa, tâbirci onu iyiye yormalı, ya da “Hayırdır inşallah” demeli, yorum yapmamalı.

Tâbircide aranan özellikler var elbette. Öncelikle, rüya ilmini bilmeli. Kurân ve hadîs ilmine vâkıf olmalı. Kurânda ve hadîslerde geçen rüyaları, bunların yorumlarını hatırında tutmalı. Aynı zamanda birer veli olan bazı rüya âlimlerinin yorumlarını bilmeli. Zeka, dirâyet ve hassasiyet sahibi olmalı. Rüya sahibine karşı olumsuz duygular beslememeli. Sâdık rüyalarla öbürlerinin farkını anlamalı. Görülen rüya gerçek bir rüya mıdır? Rüya gören rüyasını tam olarak hatırlıyor mu? Hangi sembol neyi anlatıyor? Rüyanın dış görünüşüyle anlamı arasında ne gibi bir ilişki var? Daha pek çok soru var cevabı bilinmesi gereken.

Rüyayı gören kişi rüyanın bir kısmını anlatıp, bir kısmını saklamamalı. Rüya bir bütündür. Tâbirci, rüya görene bunu hatırlatmalı, hiçbir ayrıntıyı ihmal etmeden anlatmasını sağlamalı. Eksik anlatım, yanlış yoruma sebep olur.

Evet, senin rüyanın da dışı korkutucu, ama telaşlanman yersiz. Bazen rüyanın dışı çirkin, utandırıcı ve korkutucudur, ama anlamı gayet güzel olabilir. “Evimde tabut gördüm” diye korkuyorsun. Oysa, evdeki tabut, hayra alâmettir, bolluk ve bereket demektir. Bu konuya ışık tutabilecek bir örnek anlatayım:

Adamın biri rüyasında ölüm meleğini görür. Ona bir insan sûretinde görünür melek. Adam, ölüm zamanını merak eder ve sorar ona. Azrail, elini gösterir beş parmağını açarak. Rüya sahibi korkuyla uyanır uykusundan. Beş gün, beş ay, ya da en fazla beş yıl sonra öleceğim diye düşünür. Hemen koşar bir tâbir âlimine. Rüyasını anlatır. Tâbirci güler adamın telaşına. “Korkma” der, “Azrail sana ‘beş bilinmeyen’i hatırlatmış. Beş mesele var ki hiçbir yaratık bilmez onları. Bunlardan biri de, insanın ecelidir. Melek de bilmez bunu. Azrail demek istiyor ki, ben de bilmiyorum, bu sorunun cevabı beş bilinmeyenlerdendir.” Adam da rahatlar. Bir düşün, ölüm zamanının bilinmemesi ne büyük nimet!

Rüyanın anlamı kişiye göre değişebilir. Rüya görenin konumu, yaşı, sosyal ve ekonomik imkânları, ilgi alanı ve saire tâbirde nazara alınmalı. Meselâ, bir memur kendini rüyasında ata binmiş görse, bu rüya onun “şef ya da müdür olacağına alâmet” sayılır. Bir milletvekili aynı rüyayı görse, “bakan ya da başbakan olacağına işaret” diye yorumlanabilir.

Hangi mevsimde ve günün hangi diliminde görülmüş? Bunlar da önemli. Meselâ, bir insan rüyasında fırtına, kar, şiddetli yağmur görse, bakılır, eğer güzün ya da kışın görmüşse iyiye yorulur, yaz ortasında görmüşse kötüye alâmettir. Çünkü, fıtrata aykırı bir durum vardır ortada... Mevsimle ilgili bir rüya anlatayım sana:

Adamın biri tâbirciye gelmiş, “Ben rüyamda incir yedim” demiş. “Vücudunda yaralar çıkacak” diye yorum yapmış tâbirci. Sonra aynı adam bir daha gelmiş. “Rüyamda yine incir yedim” demiş. “Eline altın geçecek” demiş tâbirci. Her iki rüya da aynen çıkmış. “Niçin ayrı ayrı tâbir ettin?” diye sormuş adam. “Birincide kış ortasıydı” demiş tâbirci, “mevsimi dışında incir yemiştin, hastalık diye yorumladım. İkincide yaz mevsimiydi, incir zamanıydı, ben de hayra yordum.”

Rüyanın gece ya da gündüz görülmesi de kayda değer bir noktadır. Gecenin erken saatlerinde görülen rüyalar daha geç gerçekleşir. Gündüz rüyaları, özellikle seher vaktinde görülenler daha gerçektir.



Üslûp! Edebiyata olan ilgin hemen belli etti kendini. Evet, tâbirde üslûbun da yeri var. Bu konuya ışık tutabilecek güzel bir olay anlatırlar: Abbasi halifelerinden bir zât, bir tâbirci getirterek, “Rüyamda bütün dişlerimin düştüğünü gördüm” demiş. Tâbirci, “Efendimiz bütün akrabalarının ölümünü görecek” diye yorumlamış. Halife bundan müteessir olmuş. Diğer bir tâbirciyi getirterek rüyasını ona anlatmış. İkinci tâbirci, “Efendimiz bütün akrabalarından fazla yaşayacaklar” demiş. Halife memnun olmuş, tâbirciye lütuf ve ihsanda bulunmuş. Her iki tâbirin mânası bir ve fakat ifade tarzı başka olduğundan, evvelki kederi ve ikincisi memnuniyeti netice vermiştir.

Rüyanın zamanı normal zamana benzemez. En uzun rüyalar bile ancak saniyelerle hesaplanıyor. Buna “bastızaman” diyor bilginler, yani “zamanın genişlemesi.” Rüya gören adam, kısa zamanda öyle işler yapar ki, normal hayatta olsa günler, aylar, seneler gerekecekti. Bu da zamanın izafî, yani göreceli olduğuna güzel bir alâmet. Aynı zamanda, kabir hayatındaki zaman kavramını da açıklıyor, bir nebze de olsa. Öyledir kabir hayatı da, kimine bin yıllarca uzun gelecek, kimine de bir gece kadar kısa. Kıyamete göre erken ya da geç ölmek arasında önemli bir fark olmayacak.

Evet, rüyalar bize kabir azabını da hatırlatır. Rüyada da kabirde olduğu gibi acı çeken ruhtur. Kâbusları, karabasanları hatırlayalım, beden uykudadır, ama insan acı çekmektedir. Kabirde de böyle. Kabirden kastım, toprağın altı değil elbette. Toprağa konan, bedenimiz. Topraktan gelmişti, aslına döndü o. Ama ruh başka bir âlemdendi, ölümle bedenden kurtuldu, berzah ya da kabir denilen bir âleme gitti. Kıyamete kadar acı çeken de odur, lezzet alan da.

“İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar” hadîsini hatırladım birden. Aldanıyoruz. Hayatı sabit, ömrü bâki sanıyoruz. Oysa hayat bir uyku, tıpkı rüya gibi yaşanıyor ve bitiyor. Şu temelsiz ömür de bir rüzgâr gibi uçup gidiyor. Âhiret hayatına kıyasla kabir hayatı da bir uyku. Diriliş sabahında uykudan uyanır gibi uyanacak insan. Ve diyecek:

Hepsi rüya imiş! İşte gerçek hayat!
__________________
MÜCRİM...<br />İnsanlar hür oldular! ama yinede abdullah'tırlar<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; H.Ş.<br /><br /><br /><br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 06.02.07, 22:53
CiwCiw - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Administrator
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 9.690
Ettiği Teşekkür: 9.472
2.703 tane iletisine 4.683 kere teşekkür edilmiş
CiwCiw isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
  Send PM
Standart Ynt: Rüya ve tabir

Konuyu öyle güzel anlatmışsınız ki bende birşeyler eklemeden duramıyacağım...
Rüya yorumuna kesinlikle katılmaktayım yorum yapan kişi çok önemli allahın o an dilek kapısı açık olabilirmiş ve o anda yorum dilek olarak kabul olurmuş kısacası herzaman hayra yorulmasından yanayım ve aslında kişi rüyayı uyandığında hatırlıyorsa abdest alıp iki rekat allah rızası için gördüğü rüyanın hayrına namaz kılmalı ve rüyasını yüce rabbimize havale etmeli ben öyle yaparım ve gördüğüm rüyalarımda hayra çıkar nacizane bir öneri sadece benimki...
__________________

Asla Başkalarının Umudunu Kırma, Belki Sahip Olduğu Tek Şey Odur..
BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE
Hem Maliyeti Ucuzdur Hem De Değerine Paha Biçilmez...

Corel Draw-Flash-Photoshop
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
rüya, tabir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz