Nüve Forum


Endüstriyel Tasarım hakkinda mobilya tasarımı ve sanat tarihi ilgilenenlere ile ilgili bilgiler


1. GİRİŞ Koltuk, arka tarafına dayanmak için bir kısmı olan ve yan taraflarında kol dayamaya mahsus yerleri olan oturma mobilyasına verilen addır. Günlük hayatımızda yatmak bir insan için ne kadar

Like Tree4Likes
  • 2 Post By mango61
  • 1 Post By puskullupabuc
  • 1 Post By all rigth

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21.08.06, 21:55
Çılgın
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 775
mango61 yakında çok ünlü biri olacak!mango61 yakında çok ünlü biri olacak!
Standart mobilya tasarımı ve sanat tarihi ilgilenenlere

1. GİRİŞ

Koltuk, arka tarafına dayanmak için bir kısmı olan ve yan taraflarında kol dayamaya mahsus yerleri olan oturma mobilyasına verilen addır.
Günlük hayatımızda yatmak bir insan için ne kadar gerekli bir işlev ise oturmada o denli önemli olan günlük olağan hareketlerimizdendir.
İnsanoğlunun vücut yapısına uygun oturma elemanlarının yapımı ilkçağ mobilya sanatı döneminden itibaren başlamıştır.
Koltuk, estetik değeri olan bir süsleme ve kullanım aracı olarak, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlılığında, estetik değeri ile mekanın güzel yada çirkin görünmesinde etkili olmaktadır. İlk insanlarca önceleri taş, ağaç, metal gibi malzemelerden yapılmıştır. Yaşamın daha karışık ve çok yönlü bir hal alması ve gereksinimlerin artması ile koltukta çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak kullanılan malzemelerde artmıştır. Zamanla çeşitli kullanım amaçları için çoğaltılan koltuklar form ve estetik yönden de geliştirilerek her çağın kendine özgü çizgi ve işleme zevklerini de içermiştir
Bilgisayar çağı denilen günümüzde teknolojinin geldiği nokta itibarı ile oturma grupları oluşturulurken öncelikle insanın ergonomik yapısına uygun, sağlıklı, uzun ömürlü ve estetik ölçülere en uygun tasarımlar dikkate alınmaktadır.
Bugün ise koltuk tasarımı yapılırken insan vücut ölçüleri, konstrüksiyon durumu, kullanılan malzeme özellikleri göz önünde bulundurularak yapılmakta, bu sayede rahat, kullanışlı, uzun ömürlü koltuklar tasarlanabilmektedir.
2. KOLTUK
Koltuk, boyutları ve şekli insan vücudunun ölçülerine uygun olan bir veya birkaç kişinin oturmasına yarayan, esas taşıyıcı kısımları ahşap masif malzemeden yapılan, oturma yüzeyi ve arkalığı elastik olan veya elastik olmayan kolçaklı ve kolçaksız mobilyadır
2.2. Tarihsel Gelişimi
İnsanoğlu fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için, ihtiyacı olan elemanları sağlamaya başladığında, işlerini ayaküstü yapmak yerine, oturarak yapmayı tercih etmeye başladı. Son yetmiş yıl içinde çalışma koşulları hızlı biçimde değişime uğramıştır. İnsanlar daha çok oturarak yapabilecekleri işlere yönelmişlerdir.
İnsan oturma ihtiyacını önceleri yerde veya doğada bulduğu yüksekliklerle karşılamıştır. Bu arada çevresini şekillendiren, oturduğu nesnelere de biçim kazandırma çabasına girmiştir
2.3. Dönemlere Göre Koltuklar
2.3.1. İlkçağ Mobilya Sanatı (M.Ö.-4000-M.S.-476)
2.3.1.1. Mısır sanatı

Mısır’da Eski Krallık döneminde mobilya türleri genelde taştan olup, estetik önem taşımazdı. Ancak yeni krallık döneminde Mısırlılar ahşap koltuğu geliştirip mobilya tarihine imzalarını atmışlardır. Zarif, düşünülerek tasarlanmış ve dekore edilmiş parçalara bu tarihlerde rastlanır.
Mısırlılarda genelde mobilya ayakları aslan pençesi, kartal perçesi mobilya kakmaları ise yaprak, nilüfer çiçeği ve papirüs motifleri ile süslüdür. Dini sembol olarak Sfenks, yılan ve kartal kullanılıp kırmızı, siyah, sarı ve mavi renklere ağırlık verilir. Sedir, selvi ve abanoz ağacı kullanılır.
Mısırda Eski krallığın başlangıcında iki tür oturma mobilyası vardı. Bunlardan ilki basit yapılı, kare ayaklı, kemer destekli, genellikle deri ile kaplanmış katlanır tabureler, ikincisi yatak ve divanlardan esinlenilerek yapılmış arkası parmaklı veya papirüs sapı ile örülmüş boğa ve aslan ayaklı koltuklardır
Bu koltuklardan soldaki III. Ramses dönemine ilişkin çok süslü bir koltuktur. Ayaklar ve kayıtlar sarma motifler ve insan figürleriyle bezenmiştir. Oturma yerini ve arkalığı kaplayan deri döşeme zamanla çürümüş ve yenilenmiştir.
Sağdaki koltukta ayaklar tornada çekilmiştir. Koltuğun yan kayıtları arasına konulmuş dekope bir çiçek motifi görünüşü zenginleştirmektedir. Ayakların üzerinde mısır sanatının başlıca karakteristiklerinden birisi olan mekik biçimi oymalar yer almıştır.
Eski Mısır’da mobilya ayakları için aslan pençeleri yanı sıra fil ayakları da kullanılırdı. Bazen bu motifler karma biçimde yapılırdı
2.3.1.2. Mezopotamya sanatı
Aşağı Mezopotamya’da Sümerler, yukarı Mezopotamya’da ise Asurlular yaşamışlardır. Asur mobilya sanatında insan figürleri, ayaklarda aslan pençesi, kozalak biçimleri, bronz kelepçeler, sarmal metal süsler yer almıştır. Asur mobilya sanatında metal aksesuarlar çok kullanılmış koltukların bir taht olarak kullanılması olasılığı da vardır. Bu nedenle oturma yüksekliği normalden fazladır. Ön tarafa bir ayak sehpası (basamağı) konulmuştur. Mezopotamya’da yaşayan diğer uygarlıkların mobilya sanatlarına ilişkin kalıntılar görülememiştir
2.3.1.3. Yunan ve roma sanatı
M.Ö. 400’lerde Yunan medeniyeti doruğuna ulaşmış ve günümüze kadar gelen yuvarlak ve köşeli desenler bu dönemde geliştirilmiştir. Yunan mobilyasında hatlardaki zerafet dikkat çeker. Ahşap mobilyalar çam, metal, fildişi kakma ile süslüdür. Tunçtan yapılan mobilyalar ise yalnız zenginlerin evlerinde bulunur. Gümüş ve altın ile donatılmış olan bu mobilyalar ipek kumaşlarla kaplanır
Roma sanatı Yunan Sanatının bir uzantısı sayılabilir. Romalılarda oturma elamanlarının şeklini sınıfları belirliyordu. Antik tiyatrolarda önemli kişiler ön sıralarda taştan yontulmuş sandalye ve koltuklarda otururken halk arkalarda basit banklarda oturuyordu. Kavisli arkalığın aynı zamanda kolçağı oluşturduğu bir koltuk türü olan “Cathetra”lar özellikle dini kişilerce kullanılıyordu
Ayrıca Yunan ve Romalılarda mermer kanepe ve koltukları bahçe mobilyası olarak kullanılmıştır. Sfenks başlı kolçakları, aslan pençesi şeklinde ayaklarıyla bu mermer mobilyada yan ve arkalık yüzeyleri yılan ve yaprak motifleriyle özenle işlenmiştir
2.3.2. Ortaçağ Mobilya Sanatı (M.S. 476-1453)
2.3.2.1. Bizans sanatı

Bizans tarzı mobilya örneği olarak St. Peter’in dini kakma motifleriyle süslenmiş, hantal çizgilere sahip koltuğu gösterebiliriz.
2.3.3. Rönesans Mobilya Sanatı (M.S. 1453-1850)
2.3.3.1. İtalyan Rönesansı

Koltukta tornalı ayaklar, Bizans tipi dik arkalık, kolçak ucunda kartal başı oyma, geniş eğmeçler karmaşık bir görünüm vermektedir
2.3.3.2. Alman rönesansı
İlk denemelerde düz çizgileri ve yalın biçimiyle çağının süs anlayışından çok uzaklaşmaktadır. Ayak bağlantısını pekiştiren dekope alt kayıt Rönesans mobilyasında çok görülen bir özelliktir
Son dönemlerde koltuk özelliği ise, arka ayak ve kolçak geleceğe dönük bir formun izlerini taşır.
2.3.3.3. Fransız Rönesansı
Rönesans çağını simgeleyen Louis stillerinin ilk çizgileri (Şekil 2.7)’a ait bu koltukta izlenebilir. Koltuğu oluşturan parçalar arasındaki ölçü ve denge ilişkisi çok uyumludur. Kolçakların arka ayakla birleşme açısını üstten dolduran üçgen prizma takozlarla oymalı ön alt kayıt Rönesans’ın aplike süs anlayışının bir ürünüdür
2.3.3.4. Felemenk (Hollanda) Rönesansı
Rönesans sanatının ince süsleme eğilimi, bol figürlü torna ayaklar, mimaride konsollardan esinlenen destek takozları, alt bağlama kayıtları belirgin olarak izlenmektedir
2.3.3.5. İngiliz Rönesansı
İngiliz Rönesans mobilyasının belli başlı özelliği karmaşık ve ince çizgili bir süsleme yönteminin bütün yüzeylere uygulanmasıdır. Süslemeler uyumlu bir bütünlük göstermez
2.3.4. Klasik dönem
2.3.4.1. Barok sanatı

Değişik ülkelerdeki barok üslubunda yapılmış koltuk örnekleri
2.3.4.2. Louis XIV Stili
XIV. Louis stili oturma mobilyasında belli başlı değişiklikler ayakların eğmeçli, arkalıkların yanlarda düz, üstte çoğunluk simetrik taçlı köşelerde yuvarlak oluşudur.
Yüksek arkalıklı koltuklar, kolçaksız sandalyeler, tabureler bu dönemde yaygınlaşmıştır. Ön ayaklar eğmeçli olup, yaprak ve rozet kabartmalarla süslüdür. Ön ayaklar altta salyangoz biçimi alır ve tabanda daralarak yuvarlak pabuç ile biter. Özellikle kanepe ve koltuklarda ayaklar birer alt kayıtla pekiştirilir. Arkalıkların yanları düzdür; köşelerde birer yuvarlak dirsekle dönüş yapar
XII. Louis stilinden esinlenen (Şekil 2.12)’deki bu koltuk karma bir üslup özelliği gösterir. Nitekim bu koltukta Bizans, Gotik ve Rönesans dönemlerinin izleri belirgindir.
2.3.4.3. Louis XV Stili
XV. Louis stili mobilyanın özellikle koltuk günümüzde de çok beğenilen ve uygulanan tiplerdir. Ölçü, biçim ve süsleme yönlerinden son derece dengeli ve uyumlu olan bu mobilyadan bir koltuk örneği görülmektedir
2.3.5. Yeniçağ mobilya Sanatı
2.3.5.1. Louis XVI Stili

Sandalye ve koltuklarda arkalıklar dolu veya kupa, yürek biçiminde karma görünümlüdür. Dolu arkalıkların üzerinde çoğunluk simetrik bir taç bulunur. Oymalar derin değildir. Ölçüler dayanımın gerektirdiği limitlere kadar inceltilmiştir. Ağaç marketri (kakma) geçerlidir. Boya olarak koyu akaju ve bazen de okside yaldız kullanılmıştır. Oturma mobilyası çiçekli ve manzaralı ipek kumaşlarla kaplanmıştır. Ayaklar genellikle aşağı doğru daralan silindir biçiminde hazırlanmış, boy yönünde oluklar açılmıştır.
“Bergere”, yere ayakların rahatça basabileceği yükseklikte, geniş, kolçak yanları kapalı ve çoğunlukla oturma yerinde minderi olan koltuktur. Bu tip koltuklar bu dönemde çok tutulmuştur
2.3.5.2. Directoire (Direktuvar) Stili
Directoire mobilyasının başlıca özellikleri kare görüntülerin ağır basması, sandalye ve koltuk arkalıklarının çok yalın ve az eğmeçli yapılması, kolçak uçlarının kare biçimde bitmesi, süsleme motiflerinin az fakat zarif olmasıdır. Süslemeler çoğunlukla beyaz veya açık gri leke üzerine yaldızla işlenmiştir
2.3.5.3. Queen Anne Stili
Sandalye ve koltuklarda arkalıklar, arka ayağın uzantısı olarak, hafif bir içbükey eğmeçle yükselmiş, üstte çeyrek daire şeklinde arka kayıtla birleşmiştir
2.3.5.4. Thomas Chippendale (1718-1779)
Bu stilde konstrüksiyon sağlamlığına, biçim kadar önem verilmiştir
2.3.5.5. Empire sanatı
Empire sandalye ve koltuklarda ön ayaklar daire veya kare kesitli olarak genellikle düzdür. Bazen dışa doğru hafif bir eğmeç alır. Ayak yüzeyleri oluksuzdur. Tabanda pabuçlar top veya aslan pençesi biçiminde şekillenir. Arkalıklar sırta uygun eğmeçtedir.
2.3.5.6. George Hepplewhite
Oturma yüzeylerine döşemeden sonra ayrı bir minder konulmuştur. Kanepeler altı yada sekiz ayaklıdır. Bu sitilin en önemli özellikleri incelik ve zerafettir.
2.3.5.7. Robert Adam (1728-1792)
Mobilyalar hafif ve zariftir. Ayaklar düz veya eğmeçli olup, antik motiflerle süslüdür. Ayak tabanları blok topuzlu veya dışa doğru az eğmeçlidir.
2.3.5.8. Thomas Sheraton (1751-1806)
Bu stilin özellikleri ayakların daha incelmiş olması, kolçaklar (S) şeklinde bükülmesi, oturma bölümlerinin ve diğer mobilya tablalarının dairesel yapılması, arkalık üst kayıklarının düz veya köşelerden iç bükey olmasıdır.
Sheraton stilinde sandalye ve koltuk arkalıkları az veya çok oturma bölümünden yukarıdadır. Arkalık dolguları genellikle marul yaprağı, çok boğumlu dikey silindirik çubuklar ve değişik geometrik süslemelerle kompoze edilmiştir
2.3.6. Yakınçağ Mobilya Sanatı (1789-1900)
Bu dönem modern sitile geçiş dönemi olarak nitelendirilmiştir.
2.3.7. Çağımız Mobilya sanatı (M.S. 1900-..........)
2.3.7.1. Modern mobilya

Modern mobilya değişik ülkelerde o ülkeye özgü farklılık gösterir. Günümüzde mobilya gereksinimi o denli artmıştır ki özellikle okul, hastane, otel, sinema gibi yerlerde daha dayanıklı mobilya yapımı bir zorunluluk olmuştur
Modern stilde ayaklar düz, konik, kare dikdörtgen, daire kesitli olabilir. Konumları dikey yada eğiktir. Ağır ve dolu görünüşlü mobilyada kasa ayaklar da kullanılır. Modern mobilyada gövde bir prizma içine alınabilir. Gereksiz taşkınlıklar yoktur. Kullanışlılık ve rahatlık ön planda gelir. Oturma mobilyası alçak, geniş ve rahattır.
2.3.7.2. Kübik mobilya
Kübizm 1906 yıllarında ortaya çıkan, resim ve heykeli doğa biçimlerinin doğrudan doğruya taklidi dışında, bir plastik olgu olarak ele alınan bir sanat akımıdır.
Kübik mobilya ise kübik mimariden esinlenerek gelişti. İlk yıllar ağaca küresel biçimlerin verilmesi güçlüğü nedeni ile uygulama olanağı bulamadı. 1950 yılından sonra sentetik gereçlerin yaygınlaşması ile kübizm anlayışı mobilyaya da girmiş oldu.
Şekildeki verilen örneklerden anlaşılacağı gibi kübik mobilyada dairesel ve hareketli çizgilerden oluşan geometrik bir sentez egemendir
2.4. Koltuk Türleri
Koltuklar kullanılacak yerin özelliğine göre çok değişiklik gösterirler. Koltuklar kullanma şekline göre,
2.4.1. Oturma koltuğu
Oturma koltuğu, oturmak maksadıyla yapılmış ve arkalık yükseklikleri omuz hizasını geçmeyen koltuktur
2.4.2. Hafif koltuk
Küçük salonlarda oturma odaları için seçilen bu koltuklar bir tür kolçaklı sandalye görünümündedir. Fazla yer kaplamaz. Hafifliği nedeniyle kolay yer değiştirilebilir

Hafif koltuk, yanları açık, arkaları yarı doludur. Arkalığa ve oturma yeri normal ölçülerde olup, oturma yeri çoğu zaman minder veya hafif döşemeli olan, kolçak arası klapa ile kapatılmış veya açık bırakılmış koltuktur
2.4.3. Ağır koltuk
Ağır koltuk, yüksek arkalıklı, geniş ve derin oturma özelliği olan yüksek yay döşemeli koltuktur.
Arkalık ve yanlıklar kapalıdır. Esneme derinlikleri fazladır. Genişlik ve derinlik ölçüleri orta tip koltuklara göre arttırılmıştır. Bu nedenle ağırdır.
Büyük salonların belli başlı yerlerine, sık sık yer değiştirmemek üzere yerleştirilir
2.4.4. Orta tip koltuk
En çok kullanılan koltuk tipleridir. Arkalık ve yanlıkları gerektiğinde dolu yapılabilir. Oturuş rahattır. Kolay taşınabilir
2.4.5. Dinlenme koltuğu (Berjer)
Dinlenme koltuğu bir salonda bir veya iki tane bulunur. Okuma ve dinlenme amacıyla yapıldığı için arkalık yüksekliği omuz hizasından daha yüksek bir koltuktur (Şekil 2.23) [3].
Okuma ve dinlenme maksadıyla yapıldığı arkalık yüksekliği omuz hizasından daha yüksek bir koltuktur.
2.4.6. Televizyon koltuğu
Ev içersinde önemli bir yeri olan televizyonu, gayet rahatlıkla seyretmeye yarayan, televizyon koltukları vardır (Şekil 2.24).
Ayrıca; rahatça oturmaya, dinlenmeye ve uzanmaya yarayan bu özel koltukların değişik tipleri vardır.
Televizyon koltukları, kullanılma esnasında ihtiyaca göre-hafif bir hareketle ve kolayca dört kademeye ayarlanabilmektedir: Bunları sağlayan özel makas tertibatları olup; birincisi normal oturma, ikincisi istirahat, üçüncüsü televizyon seyretme ve dördüncüsü de uzanıp dinlenme durumlarıdır
Televizyon koltuklarının genel ölçü durumları: Genişlik : 67 - 75 cm.
Derinlik : 80 - 84 cm.
Yükseklik : 102 - 107 cm.
Oturma Derinliği : 41 - 45 cm.


2.4.7. Çalışma koltuğu (büro)
Ofis planlayıcıları çalışanların bir iş gününün %75’ini oturarak geçirdiklerini tespit etmişlerdir. Bu yüzden uygun bir oturma elemanı sağlanamazsa vücudun zarar görmesi kaçınılmazdır. Yazı yazmak veya daktilo kullanmak için öne eğildiğimiz zaman yada telefonla konuşmak için arkaya yaslandığımızda koltuğun tam rahatlık sağlaması gereklidir.
Oturma yeri öne doğru hafif yuvarlak olmalı, terletici etkisi nedeni ile yapay deri yerine gözenekli bir deri kaplanmalıdır. Ayrıca sırtlık gibi oturma yeri yüksekliğinin de ayarlanabilir, olması gereklidir. Hareket kolaylığı sağlaması açısından tekerlekli koltuklar tercih edilir[2].
Müdür koltukları büyük , geniş ve rahat olurlar. Daktilo koltukları ise kolçakları olmadan tasarlanırlar. Çünkü kolçaklar daktilo yazan kişinin hareketlerini kısıtlar. Bürolarda çalışma ortamını doğrudan etkileyen donanım gereçlerinin en önemlileri koltuk ve sandalyelerdir. Bunlar, çalışanın iş saati boyunca doğrudan ve bire bir ilişkide olduğu tek araçtır. Koltuk yada sandalyenin öncelikle insan sağlığına ve çalışma sırasındaki hareketlerine uygun olması zorunludur
2.4.8. Konferans salonu koltukları
Sinema tiyatro opera vb. yerlerde bulunan koltuklar, ev içi kullanılan koltuklardan farkı, genellikle ölçü biçim ve tarzdır. Bunlar daha sade düz biçimlidir ve sabit olarak diziler halinde salona tespit edilirler. Ölçü bakımından ev mobilyalarına nazaran oldukça farklı olmasının nedeni rahatlığı yanında çok sayıda insanın faydalanmasının sağlanmasıdır. Bunun için ölçü hususu üzerinde önemle durulmakta bina, salon ve ihtiyaç durumu göz önünde bulundurularak çok değişik ölçü kombinazonları uygulanmaktadır
2.5. Koltuk Yapımında Kullanılan Malzemeler
2.5.1. Ağaç türü

İskelet yapımında çeşitli ağaçlar kullanılmaktadır. Genel olarak her cins ağacın bulunmaması veya pahalı olması sebebiyle gürgen ağacı kullanılmakta ve çeşitli renklere boyanmakta ve cilalanmaktadır. Özellikle her tarafı döşeme ile kaplanacak iskeletlerin gürgen ağacından yapılması sağlamlık garantisidir
Ancak ağacın; çatlaksız, budaksız ve ardaksız olması gereklidir.
2.5.2. Döşemelik kumaşlar
Döşeme mobilyaları için gerekli kumaş; mobilyanın kullanılacağı yere, stiline göreceği hizmete, ağacın cinsine uygun olarak seçilmelidir.
Döşeme kumaşlarının seçiminde ve satın alınmasında üzerinde durulması gerekli olan hususlar şunlardır
2.5.2.1. Estetik yönden kumaşlar
Döşemelik kumaş, renk desen ve görünüşü ile ruhumuzu okşamalı zevkimize ve mobilya tipine uygun olmalıdır.
2.5.2.2. Ekonomik yönden kumaşlar
Kumaşın cinsi fiyatı, dayanıklılığı, dış etkilere karşı direnci, temizlenme kolaylığı, renk sabitliği vb. hususlardan her birinin kumaşın ve dolayısıyla koltuğun maliyeti üzerindeki etkisi, gerek satın alma esnasında gerekse zamanla kullanma sonucunda ortaya çıkar.
2.5.2.3. Koltuğun cinsi, tipi ve ağaç rengi
Kumaş her yönden koltuğun cinsine stil tarzına ve ağacın rengine uygun olmalıdır. Genellikle klasik tipteki koltuklarda ağaç rengine uygun bir renk ve modern tiplerde ise ağaç rengini açacak bir renk seçilmelidir.
2.5.2.4. Dokuma ve cins ve yapısı
Kumaşın dokuma cins ve yapısı incelenirken, döşenecek koltuğun döşeme tarzı ile döşeme gereçlerinin özelliklerine uygun düşüp düşmeyeceği üzerinde durulmalıdır. Günlük oturma odası, misafir odası, yemek odası, çalışma odası, yatak odası vb. yerlerde kullanılacak koltuklar için o yerin özelliğine uygun cins ve karakterde dokumalar seçilmelidir. Kauçuklu döşemeler için seçilecek kumaşın elastiki dokulu olması şarttır.
2.5.2.5. İklim ve hava durumu
Kumaşın seçiminde mevcut iklim durumu da gözetilmesi gereken hususlardan birisidir. Çeşitli elyaftan meydana gelen ipliklerde dokunan kumaşların özellikleri birbirinden farklı olduğu için, değişik hava şartlarında da ayrı etkilere sahip olurlar. Mesela; en sıcak tutan yünlü ve en serin tutan da keten dokumalardır. Güneşten en çok zarar gören ipekli kumaşlar olup, pamuklular da rengini daha çabuk atarlar. Sıcak bölgelerde, yünlü kumaş kullanmak iyi sonuç vermez; insanı terletir ve rahatsız eder. Suni deriler soğuk yerlerde sertleşir ve insanı üşütür; sıcakta da fazlaca yumuşar, insanı terleterek huzursuz eder


2.5.3. Örtü (kılıf) kumaşlar
Örtü, koltuğu toz, kir ve güneşten korumak için veya mobilyaya değişik bir karakter ve görünüş verilmek amacıyla dikilir ve kullanılır. döşeme mobilyalarına, başlıca iki tarzda kılıf yapılmaktadır.
Sabit kumaşla kaplı bulunan mobilyalar içindir. Mobilya günlük olarak kılıflı haliyle veyahut istenildiği zaman, üzerinden kılıf çıkarılmak sureti ile kullanılır.
Oturma odalarında ve otellerde fazlaca kullanılan koltuk, kanepe ve sandalye vb işler beyaza döşendikten sonra bunlara yüz kumaş kaplanmaz, yüz kumaş yerine kılıf yapılır.
Kılıf yapımında kullanılan kumaşlar, genellikle daha ince yapılır, cazip görünüşlü, sık dokulu, yıkamaya ve temizlenmeye elverişli olmalıdır
2.5.4. Döşeme gereçleri
Döşemecilikte kullanılan çeşitli gereçleri, klasik ve modern gereçler diye başlıca iki kısma ayırabiliriz. Döşeme mobilyalarında iskelet adı verilen çatkının çeşitli gereçlerle rahat oturulur veya kullanılır hale getirilmesi istenilir.
2.5.4.1. Klasik dolgu gereçleri
Bunlar çeşitli liflerden meydana gelmiş bitkisel ve hayvani maddelerdir.
2.5.4.2. Modern dolgu gereçleri
Döşeme tekniğinde, fazlaca zaman alan ve el maharetini gerektiren gereçlerin yerini daha çok kullanışlı ve seri imalata elverişli olan maddeler almağa başlamıştır. Bunlar, zaman ve işçilikten tasarruf sağlayan ve daha kaliteli, rahat, kullanışlı döşeme yapımı ve ayrıca tekamül tekniğinin bir icabı olarak meydana çıkan kauçuk ve kauçuklu maddelerdir
2.6. İskelet Durumuna Göre Koltuklar
2.6.1. Açık iskeletli koltuk

Oturma yüzeyi ve arkalık dışında kalan kısımları döşeme malzemesi ile kaplanmayan koltuktur. Bu tip koltukların iskelet kısmı dışarıdan gözüktüğü için satın alan müşteri açısından sağlam olup olmadığı daha kolay anlaşılır
2.6.2. Kapalı iskeletli koltuk

İskeletin tamamı döşeme malzemesi ile kaplanmış olan koltuktur (Şekil 2.30). Bu koltuğa ait ölçüler (Çizelge 2.1)’de görülmektedir.

Çizelge 2.1Açık ve kapalı iskeletli koltuğa ait ölçüler.
2.7. Koltuk Tasarımı ve Antropometri
Koltuk tasarımı genel anlamda diğer endüstriyel tasarımlardan farklı olmakla beraber; oturma elemanından beklentiler tasarımı etkilemektedir. Bu beklentiler estetik, orijinallik, teknolojiklik, ekonomiklik ve fonksiyonellik başlıkları altında toplanmaktadır [9].
Oturma elemanlarının fonksiyonel olması; rahat, güvenli ve etkinlikle kullanılabilmesi demektir. Bu ise koltuk yapımında kullanılan malzemenin özelliği yanında, insanın antropometrik özelliklerine göre üretilmesiyle mümkündür.
Çok çeşitli tanımları yapılan “Tasarım” kavramı; yaratma, seçme ve karar verme gibi eylemleri kapsayan bir süreçtir. Bu anlamda koltuk tasarımını, düşüncenin kağıt üzerine aktarılmasından koltuğun üretilmesine kadar geçen süre içindeki yaratma, seçme ve karar verme gibi eylemlerin tümü olarak tanımlamak mümkündür.
Günlük yaşantımızda kullandığımız eşyaların her biri eğer amacına uygun olarak tasarlanmamışsa karşımıza bir sorun ve bir sıkıntı olarak çıkar. Bu nedenle tasarımcılar için eşyaların tasarlanması, geliştirilmesi, etkinliklerinin ölçülmesi ve çalışma yerinin düzenlenmesi kadar antropometrik ölçüleri bilmenin önemi de büyüktür. Koltuk tasarımında dikkat edilecek hususlar aşağıdaki gibidir;
2.7.1. İşlevsellik
Oturma elemanlarının , yer aldığı mekanda kendisinden beklenen amaçları (oturma, dinlenme vb.) gerektirdiği gibi yerine getirebilmesi özelliğine işlevsellik denilmektedir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için benzerlerinden daha üstün olacak şekilde tasarlanması gerekir.
2.7.2. Teknolojilik
Tasarımın mevcut üretim tekniklerin en gelişmiş olanlarıyla üretilmesi gerekir. Bu amaçla tasarımda üretim ve ölçü bakımından uygunluğa ulaşabilmek için seçilen malzeme ve konstrüksiyon belirtilen biçim, form, renk, ölçü ve dokuda olması gerekir.
2.7.3. Orijinallik
Bu kavram, tasarımın esasını oluşturan yaratma, seçme karar verme ile yeniye ve orijinale ulaşma mantığından kaynaklanmaktadır. Koltuk kendisinden yapılmış olanlara göre mutlaka yenilik arz etmeli, çağın kültürlerini yansıtmalı ve kesinlikle kopya olmamalıdır.
2.7.4. Estetiklik
Tasarımın ayrılmaz bir parçası olan bu terim, görsel yanını vurgulamaktadır. Bu nedenle, koltuk, bulunduğu mekan içerisinde yaşayan insanın beğenisini kazanarak, ona sahip olma zevki ve heyecanı verecek estetik özelliklere sahip bir ürün olmalıdır.
2.7.5. Ekonomiklik
Her yeni gelişmede aranan bir unsur olarak ekonomiklik, yukarıda belirtilen özelliklere sahip ürünün uygun fiyat ile tüketiciye sunulabilmesini gerektirir
2.8. Koltuk Tasarımında Ölçü ve Norm
Rahatlık ve huzur içerisinde kullanmamız gereken mobilyalarda, gözetilmesi gereken hususların en önemlilerden birisi “ölçü” durumudur. Mesela dar bir koltuğa oturmak insana sıkıntı verir.
Koltuğu gerektiği biçimde kullanma durumu (ki bu rahatlık ile, ifade edilebilir) birinci olarak ölçü oranı, ikinci olarak ta döşeme yapısına bağlıdır
Ölçü, konstrüksiyon ve döşeme bakımından kullanışlı olmayan bir oturma, dinlenme koltuklarında; insanı sadece rahatsız etmekle kalmaz, aynı zaman da işkence ve huzursuzluk kaynağı olur.
Döşeme mobilyalarına ait ölçü ve norm değerleri, normal yetişkin bir insanın vücut yapısı, dolayısıyla ölçülerinin uyduğu “Altın Bölüme” e göre ortaya çıkarılmıştır
Ölçü ve normların tespiti için; normal, yetişkin bir insanın (erkek) tabanından tepe noktasına kadar olan boy ölçüsü (Şekil 2.31-a-b)’de belirtildiği gibi 20 eşit parçaya bölünür
2.8.1. Ölçü ile norm
Normal olarak bir insan boyu 1.70 metre kabul edilerek, her bölüm için 170  20  8.5 santimetre bulunur. Buna göre, gerekli ölçü ve norm durumlarını ele alırsak:
2.8.1.1. Oturma yüksekliği
Mobilyada oturma durumu için, tabandan diz bükümüne kadar olan mesafe, oturma yüksekliği olup beş bölümden ibarettir. Buna göre : 5x 8.5= 42,5 cm. ortalama olarak 42 cm. bulunur (Şekil 2.32). Bulunan bu ölçü, mobilyanın oturma (font) kısmının ön yüksekliğidir.
Oturmada rahatlık sağlayıcı bir unsur olarak-iskelet ve döşeme durumu ile mobilyanın cinsine göre-oturma kısmının arka tarafındaki yüksekliği; öne nazaran 0 – 6 cm. kadar az olmalıdır. Yani, arka kısmın font yüksekliği 42 – 6 = 36 cm. olabilir.
2.8.1.2. Oturma derinliği
Diz bükümünden kalçaya kadar olan mesafe altı bölüm olup, oturma derinliğini verir. Bunun için: 6x8.5 = 51 cm. bulunur.
Buna göre, oturma mobilyalarında, oturma durumu için, yükseklik ve derinliğin beraberce toplam olarak 5 + 6 = 11 bölüm ettiği görülür. Bu ise: 11 x 8.5 = 93.5 cm. ve ortalama olarak 93 santimetre eder.
Oturma ve rahatlık için, üzerinde durulması gereken en önemli ölçü budur. Değişik mobilya tip ve formlarına göre; oturma yüksekliği ile derinliğine ait ölçülerin toplamı 11 bölüm  93 cm. sabit kalmak şartıyla-ters orantılı olarak azalıp çoğalabilir.
Örnek olarak; yüksekliği 40 santimetre olan bir koltuğun derinlik ölçüsü 93 - 40  53 cm. olmalıdır.
2.8.1.3. Arkalık yüksekliği
Oturma mobilyalarında arkalık yüksekliği- mobilyanın, cins ve özelliğine göre-başlıca üç kademede ayarlanmaktadır
1- Normal olarak, arkalık kısımlarının yüksekliği için, kalçadan omuz hizasına kadar olan beş bölüm alınır ve 5 x 8.5  42.5 cm. bulunur. Yalnız bu ölçü, oturma yerinin arka kısmındaki yüksekliğin üzerine eklenmelidir. Şayet font’un arka tarafındaki yükseklik öne nazaran düşükse örneğin 36 cm. ise, arkalık için: 36 + 42.5  78.5 cm. yuvarlak olarak 80 cm. bulunur.
2- Arkalık kısmı, oturulduğu zaman enseye kadar gelecek şekilde, yüksek istenirse; 7 bölüm hesaplanır. buna göre 7 x 8.5  59.5 + 36  95.5 cm. ve ortalama olarak 95 cm. bulunur.
3- Şayet arkalık, insanın yanak kısmını kavraması yani başın tamamen arkaya dayanması durumuna göre istenirse (ki bu tip koltuklar ağır istirahat koltukları olup, bunlara meslek dilinde “Berjer koltuk” adı verilir) 8 bölüm alınmalıdır. Buna göre 8x8.5  68 + 36  104 cm. ve ortalama olarak ta 105 cm. bulunur
Bazı şekillerde bu yükseklik dokuz bölüm olarak alınabilir. Bu duruma göre arkalık yüksekliği olarak: 9 x 8.5  76.5 + 36  112.5 cm. Döşeme font kısmı, yumuşakça veyahut fazla elastiki olursa, o zaman bu ölçüler oturma esnasında kendiliğinden fazlalaşacağından, bu gibi durumlarda; arkalık yüksekliğinden 5-8 cm. kadar düşülmesi gerekir


2.8.1.4. Kolçak yüksekliği
Kol yüksekliğinin de diğer ölçüler gibi hesaplanması gerekir. Tabandan diz bükümüne kadar beş bölüm, dirsekten kalçaya kadar 2,5 bölümdür. Böylece, oturma yüksekliği ile kol yüksekliği arasında 1/2 oranının mevcut olduğu ortaya çıkar: 2,5 bölüm: 5 bölüm:  1/2. Mesela: 42 cm’lik oturma yüksekliği için, rahat bir kol dayanma yüksekliği; 42 + 21  63 cm. olmalıdır.
Font döşemesinin, fazlaca elastiki olduğu durumlarda bu yükseklik 5-8 cm. azaltılabilir.
2.8.1.5. Oturma genişliği
Oturma genişliği için de normal olarak esas alınan yirmi bölümden faydalanılır.
Normal durumda, yetişkin bir insanda; yanlamasına biçimde kolların açılarak uzatılması ile elde edilen genişlik ölçüsünün, boy ölçüsüne eşit olduğu görülür. Buna göre, vücut boyu çap olmak üzere daire içerisine alınan bir insanda, normal olarak, vücudun taban, tepe ve iki elin parmak uçları bu daire çemberi üzerinde bulunur. Bu dairenin merkez noktası, yanlamasına dönmüş vücut üzerinde aşağıya doğru sarkıtılmış olan kolun bilek mafsalına rastlar (Şekil 2.34 ve 2.35).
Boyda olduğu gibi, genişliği de 20 eşit parçaya bölecek olursak; vücut genişliği için altı bölüm bulunur
Buna göre, oturma genişliği için: 6 x 8.5  51 cm. hesaplanması gerekir (Şekil 2.31.c ve 2.35). bu ölçüye, ayrıca 2-3 cm. kadar elbise kalınlık payları ekleyecek olursak; esas oturma genişliği için 53- 54 cm. alınması en doğrusudur [9].
Bütün tespit etmiş olduğumuz ölçüler gayet tabiidir ki mobilyanın iç ölçüleridir. Bunlara ayrıca kol, arka döşeme kalınlıkları gibi ölçüler eklenmek suretiyle tam derinlik ve genişlik ölçüleri ortaya çıkacaktır[9].
2.8.1.6. Arkalığın yatıklığı
Genel olarak bütün oturma mobilyalarında gerekli rahatlığın sağlanması bakımından, arkalık kısımları geriye doğru yatık biçimde yapılır. Arkalık kısmının bu yatıklığı; mobilyanın cinsine, kullanma amacına ve biçimine uygun olarak ayarlanmalıdır. Bunun için; alçak arkalıklı koltuklarda, esas yüksekliğin %10’u civarında bir geniş açı meydana getirir
Yüksek arkalıklı dinlenme koltuklarında bu yatıklık %15-20 olarak alınmalıdır. Çeşitli oturma mobilyalarına ait arkalık yatıklık durumları (Şekil 2.37-a, b, c, d)’de gösterilmiştir.
Altın bölüme uygun olarak, normal bir insan vücut ve boyuna göre, elde edilen yukarıdaki ölçü normlarından faydalanarak-oturma elemanını kullanacak kimsenin boy durumuna göre-özel, şahsa bağlı kullanışlı, koltuk ölçüleri tespit edilebilir.
Örnek olarak 175 cm boyundaki bir kimse için uygun oturma mobilyası ölçülerini bulalım.
Burada, bir bölüm için yaklaşık olarak 9 cm. bulunur.
175  20  8,75 cm. Buna göre:

Oturma yüksekliği : 5 x 8,75  44 cm.
Oturma derinliği : 6 x 8,75  53 cm.
Oturma yüksekliği oturma derinliği: 11 x 8,75  96 cm.
Oturma genişliği : 6 x 8,75 + 2 cm. elbise payı  54cm.
Arkalık yüksekliği : 5 x 8,75 + 39  83 cm.
Kolçak yüksekliği : 44 + 22.5 – 5  61 cm. bulunur.
2.8.2. Tasarım ilkeleri ve tasarım elemanları
Tasarımcının düşünce ve görüşlerini ifade etmek ve sunmak amacıyla kullandığı bütün öğeler olarak tanımlanan “Tasarım Elemanları” ise mobilya tasarımı çerçevesinde 4 başlık altında toplanmaktadır
2.8.2.1. Biçim (Form)
Bir mekanın, bir koltuğun şekli veya bir bütün olarak tanımlanabilen biçim, çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Biçim ve fonksiyonellik arasında sıkı bir ilişki vardır. Fonksiyonellik kadar estetiklik, ekonomiklik ve orijinallikle ilgili isteklerimizin de karşılanması gerekmektedir
2.8.2.2. Ölçek, oran ve ritm
Tasarım elemanı olarak ölçek ile insan ölçüsü ve koltuk elemanları arasındaki ilişki anlaşılmaktadır. Koltukların her şeyden önce onları kullanan insan ölçüleriyle orantılı, aynı zamanda kendi içinde ölçülü ve çevre elemanları ile uyumlu olması gerekmektedir
2.8.2.3. Renk
Görselliği en fazla etkileyen bir tasarım elemanı olarak renk; koltuğun amacını ve mevcut ışık ilişkilerini çok çeşitli şekillerde düzenleme olanağı vermektedir. Örneğin, misafir odasında bulunan koltuğun mobilyanın rengine uyum sağlaması


2.8.2.4. Doku
Yüzeylerin karakterlerini belirleyen bir tasarım elemanı olan doku, genellikle iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar dokunularak hissedilen yumuşak, sert veya düzgün kaba yüzeyler ile görsel olarak hissedilebilen yüzeylerdir
2.8.3. Tasarım ve antropometri
İnsan vücudunun ölçüleriyle ilgilenen bir bilim dalı olarak antropometri, insanlar tarafından kendisine yardım ve hizmet eden bütün eşya ve araç tasarımının ayrılmaz bir parçasıdır
Günümüze kadar sürekli araştırılmış olan insan ölçüleriyle ilgili olarak yapılan çalışmaların en ünlüleri Leonardo da Vinci ve Le Courbusier’in insan ölçülerine ilişkin yaptıkları çizimdir. Mobilya tasarımı için insan boyutlarıyla ilk araştırmalar ise 1918yılında Kaare Klint tarafından yapılmıştır.
Bu konuda, özellikle gelişmiş ülkeler kendi insanlarının standart vücut ölçülerini belirleyerek, koltuk yapımını bu ölçülere göre en uygun boyut, biçim, kullanma ve hareket serbestliğini sağlayacak şekilde gerçekleştirmektedir.
Antropometrik veriler bilindiği gibi ırk, yaş, cinsiyet,beslenme, sağlık, spor, istek dahili yapılan değişiklikler vb. gibi bazı faktörlere göre değişim göstermektir. Bu yüzden tasarım etkinliklerinde ortalama ölçüden ziyade dağılım ölçüleri göz önünde tutulmalıdır. Bu ölçüler, dağılımın en azından %90’lık kısmını içine almalıdır. Örneğin, ortalama insana göre tasarlanmış bir koltuk düşünelim. Bu ortalamadan kısa olan insanlar koltuğa oturdukları zaman ayakları yerden kesilebilir veya parmak uçları yere değebilir. Ortalama insanın uzanabileceği ölçüye göre düzenlenmiş bir rafa, bu ortalamadan kısa bir kimse erişemeyecektir.
Son yıllarda AT ülkelerinde ortalama insan ölçülerine uyumlu, en uzun ve en kısa Avrupa’lıyı da dışarıda bırakmayacak vücut ölçülerinin saptanmasına çalışılmaktadır. Aşağıdaki şekilde kuzey ve güney Avrupa insanın standart vücut ölçüleri görülmektedir
Görüldüğü gibi kuzey Avrupalı, güneyliye göre ortalama olarak boyda 10 cm., omuz genişliğinde 2 cm., el uzunluğunda 1 cm., bacak uzunluğunda 11 cm. büyüktür.
Ülkemiz insanına ait antropometrik verilere gelince yetersiz olmakla beraber sınırlı sayıda vatandaş üzerinde yapılmış olan araştırma sonuçlarına göre Türk insanı için aşağıdaki (Çizelge 2.2)’de verilen antropometrik ölçüler belirlenmiştir.
2.8.4. Tasarımda önemli olan antropometrik ölçüler
Farklı amaçlara göre değişik antropometrik ölçü düzenlenmeleri bulunmakla beraber, mobilya endüstrisinde önemli olan antropometrik ölçüler aşağıdaki gibi belirlenmiş ve tanımlanmıştır (Şekil 2.39).
A- Boy: Kapılar, kemerli geçitler, tavanlar, çatı yüksekliği ve yataklar.
B- Dirsek yüksekliği: Dik pozisyonda kullanılan masa ve sandalye gibi çalışma yüzeyleri.
C- Kalçadan yukarı yükseklik: Oturma alanları üzerindeki destekler.
D- Kalçadan dirsek yüksekliği: kalçalar, oturarak kullanılan masa ve sıraların çalışma yüksekliklerinde.
E- Kalçadan göz yüksekliği: Pencere yüksekliklerinin belirlenmesinde.
F- Zeminden diz yüksekliği: Masa, sıra vb.’nin alt açıklarının belirlenmesinde.
G- Zeminden kalça altına olan yükseklik: Oturma yeri yüksekliklerin belirlenmesinde.
H- Kalça-bacak açıklığı: Oturma yeri derinliği ölçülerinin belirlenmesinde.
İ- Omuz genişliği: Arkalık genişliğinin belirlenmesinde.
J- Oturmuş halde kalça genişliği: oturma yeri genişliğinin belirlenmesinde.
K- Bacak kalınlığı: Oturma yeri ve masa vb. arasındaki mesafenin belirlenmesinde.
L- El uzunluğu: Kavranması gereken nesnelerin ölçülendirilmesinde.
M- El genişliği: Kavranması gereken nesnelerin ölçülendirilmesinde.
N- Omuz- dirsek arası: Arkalık yüksekliğinin belirlenmesinde.
O- Dirsek- bilek arası: Kolçak boyunun belirlenmesinde.
2.8.5. Koltuk tasarımında bilimsel yaklaşım
2.8.5.1. Oturma işlevi

Oturmak, güç kullanma açısından dinlenme şeklidir; dik durma ve yatma durumunun arasında bir duruştur. Özellikle bacakların yükünün azaltılması sözkonusudur. Tam olarak insanın dizlerinden bükülü ancak sırtın dik konumda olması halinde oturma elemanı olarak adlandırılan nesneye dayanarak destek alması ve konumunu koruması durumuna oturma diyoruz
Vücudumuzdaki kasları oturmak için kullanmaya çalıştığımızda, ne kadar dayanıklı olursak olalım, konumumuzu uzun süre koruyamayız. Bu ayakta durma ile yatma pozisyonda dayanak olarak bir araca ihtiyaç duyarız. Bu dayanak bir tabure, bir arkalıklı sandalye veya bir koltuk olabilir. Esas fonksiyonu”üstüne oturulmak”olan bu kullanım aracı oturma işlevinin tamamlayıcı unsurudur.
Oturmanın farklı biçimleri vardır. Kibarca iskemlenin ucuna ilişmek, rahat bir koltuğa yorgunluktan gömülmek, rahatsızca sıra beklemek ya da arkanıza yaslanıp sohbete dalmak. Her ne şekilde olursa olsun oturma elemanlarının tasarımı, oturma işlevinin amacıyla doğru orantılıdır. Örneğin, fast-food yemek için bulunduğunuz mekanlarda oturma elemanları yemeğinizi biran önce yiyip gitmeniz amacıyla tasarlanmıştır. Örneğin dişçi koltuklarındaki amaç hastanın konforu değil dişçinin rahat çalışabilme esasıdır. Aynı şeyi berber koltukları içinde söyleyebiliriz. Ama sonuç ne olursa olsun oturma işlevini gerçekleştirmek için oturma elemanlarına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacın kullanıcıyla maximum uygunluğunu sağlamakta tasarımcılara düşüyor.
2.8.5.2. Oturma elemanlarının insan vücuduna
uyumu ve teknik özellikleri
1- Kas sisteminin yükünü hafifleten, omur arası disklere olan basıncı azaltan bacak ve kalçalardaki ezilmeleri önleyen dengeli bir vücut şeklinin korunmasını sağlamak gereklidir.
2- Oturma pozisyonunun sıkça değiştirilebilmesi önemlidir. Böylece eklem ve kaslardaki rahatsızlıklar önlenecek ve daha uzun oturabilmek mümkün olacaktır.
3- Aşırı rahat oturmanın önlenmesi de sağlanmalıdır. Aşırı rahat oturma pozisyonunda gerekli uyarılar, uyanıklığı sağlayan merkeze ulaşmayacak ve erken yorgunluk ortaya çıkacaktır.
4- Tehlikeli olabilecek durumlar önlenmelidir.
5- Oturma mobilyasının ilgili olduğu çalışma alanıyla veya kullanım alanıyla olan ilişkisinde bacak ve kollar için gerekli alanın sağlanması gerekir.
Oturma alanın derinliği yaklaşık olarak 40-43 cm.’dir. Oturma alanının şekli kaba etlere doğru destek verecek şekilde olmalıdır. Oturma yüzeyinin ön kısmının yuvarlatılması gereklidir. Bu yapıda yüzeye yakın olan sinirlere doğrudan baskı azalacak böylece karıncalama, uyuşma ve ağrılar önlenebilecektir. Tromboz ve damar rahatsızlıkları olan kişilere oturma yüksekliğinin azaltılması önerilir. Normal koşullarda sağlıklı değildir. Oturma alanın arka yarısına uygulanan ağırlık daha fazla olduğundan, oturma yüzeyinin üçte birlik arka kısmında döşeme ön tarafa göre daha sert olmalıdır.
Önemli bir nokta da oturma yüksekliğinin ayarlanabilir olmasıdır. Bu yükseklik yerden 42-54 cm olmalıdır. Bunun nedeni;
a) Pozisyonun değiştirilmesi yapılan işe bağlıdır. Manuel yapılan işlerde “yazı yazmak” gibi ve düşünme eylemi arasındaki farklılıklar oturma şeklini de etkiler. Kollarımızı masaya dayayarak oturma alanının ucuna oturabildiğimiz gibi, tamamen geriye gidip, sırtımızı dayayabilmemiz gerekir.
b) Oturma yüksekliği vücut ölçülerine göre değişir. Uyluklar, diz ekleminin tam dik açı yapma durumunda yatay olarak oturma alının üstüne dayanmalıdır. Yardımcı ayak dayanağının kullanılması düşünülebilir.
Omuzların ve onu taşıyan kas sisteminin yükünün azaltılabilmesi için, kolçaklara gereksinme vardır. Kolçakların yüksekliği oturma yüzeyinden yaklaşık 21-25 cm. olmalıdır. Yumuşak bir döşeme gerekli değildir; sadece sinirlere doğrudan baskıyı önlemek için öne doğru eğimli olması gerekmektedir. Kolçaklar arası 42-45 cm.’dir.
2.8.5.3. Oturma fizyolojisi
Oturan insan gözlemlenirse, ayakta duran gövdeden farklı bir statiği olduğu görülür. Gövdenin ağırlığı ayaklarda değil, kaba etlerdedir. Eğer yere basılıyorsa, bir miktar ağırlıkta ayaklar tarafından karşılanır. Gövde, baş ve kolların kütle ağırlık merkezi dokuzuncu göğüs omurgasının önündedir. Denge sağlanabilmesi için, gövdenin ağırlık ekseninin destekleyen yüzeye düşey konumda olması gerekir. Destekleyen yüzey, oturma yüzeyinin önünde, uyluk arkasından kaba etlerin arkasına kadar olan yüzeydir. Eğer ayaklar yere değiyorsa, destek alanı ayak parmaklarının ucuna kadar uzanır. Denge sağlanırken omurga bükülür ve kütle ağırlık merkezi mümkün olduğu kadar öne alınır. Genelde omurganın tümü kifoz durumundadır. Gövde ağırlık ekseni geriye doğru giderek destek alanının dışına çıkıyorsa, arkalık benzeri bir nesneyle desteklenmesi gerekir.Gövde, oturma eylemi içinde değişikliğe uğrar. Kalça ve diz eklemleri bükülür, omurga öne doğru eğilir. Bu konumda tekrar dikilme mümkündür.

Oturma duruşu, ağırlık eksenini destekleyen alanla ilişkisine bağlıdır. Ortalama denge, gövde ağırlık noktası omurga kemiğinin üstündeki iken sağlanır. Oturan insanın ayakları bir tartıya bastırılarak duruşun doğruluğu ölçülebilir. Ortalama oturma duruşunda ayakların ağırlığı 0,35xg’dir (gövde ağırlığı). Geriye doğru yaslanıldığında ayaklar gövde ağırlığının dörtte birinden azını, öne doğru yüklenildiğinde ise dörtte birinden fazlasını taşırlar.
Otururken dolaşım sistemin yükü azalır. Bunun nedeni kan damarlarına olan ağırlık gücünün etkisinin azalmasıdır. Ayakta durduğumuz zaman kan bacak damarlarında birikir. Kan basıncı ile beynin beslenmesi önlenir. Otururken bacaklardaki güçlerin azalmasına karşın gövdedeki özellikle boyun ve omuz bölgelerindeki kaslar zorlanırlar. Bunun nedeni gereken duruşun sağlanması ve omurganın kıvrılmasına karşın başın aktif bir biçimde tutulmasıdır.
Dik oturmak kalçanın öne doğru alınmasını gerektirir ve özellikle bel bölgesindeki kasların gerilerek yerçekimine karşı koymasıyla sağlanır. Dik oturmada eğer arkalık gibi gövdeyi dıştan destekleyen bir nesne yoksa, sırt kaslarının daha fazla çalışmasına neden olur.
2.8.5.4. Oturma Patolojisi
Oturma şeklinde bacakların yükü azaltılırken, gövdeye özellikle omurgaya çok yük düşmektedir. Oturmak omurga için ağır bir iştir. Bunun nedeni daha farklı bir omurga duruşunu gerektirmesidir; değişik statik nedeniyle bel kısmından bir eğilme neden olur. Omur arası disklere olan basınç dik durumda veya kifozda kendini belli eder. Bu basınç ayakta durma şekli olduğundan daha yüksektir. Bel bölgesindeki farklılık %40-50 arasındadır. Kısa sürede önemsiz gibi duran bu fark uzun süre içinde kendini belli eder. Bu nedenle uzun süreli oturarak çalışmada diskleri etkileyen zorlama ve ezilme nedeniyle önlenen özümseme işlemi önemli deformasyonlara neden olmaktadır. Aynı şekilde omur eklemleri de etkilenmektedir. Eklem kıkırdakları da aynı şekilde kötü beslenmekte ve eklem kapsülleri de doz nedeniyle esnemeden dolayı zorlanmaktadır. Böylece uzun oturma sonunda çok yaygın olan tutukluk şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Kalıcı rahatsızlıklara neden olan bu zorlanmalar önceleri erken yorulmalara, iş gücünün azalmasına sonra da normal hareketlerin yapılamamasına kadar varabilir. Bu nedenle çalışma sırasında oturma, ayakta durma ve dolaşma gibi eylemlerin sık sık değiştirilerek yapılması gerekir [3].

Duruş ve hareketler değişik kas gruplarının beraber çalışmaları sonucunda ortaya çıkar.
Uzun oturmalarda kalça eklemlerinin eğik tutulma duygusu baskındır. Vücudun dik tutulması ile ilgili hareketlerden uzaklaşılması sonunda düzgün oturma unutulacak ve ayakta durulduğu zaman da organizma hafif kamburumsu şekli almaya yönelecektir. Oturma sırasında omurganın dikleştirilmesi sık olmakla beraber kalça eklemlerinin dikleştirilmesine gerek duyulmayabilir, böylece gövdenin dik tutulması tamamen unutulacak ve “kötü alışkanlık” sürekli duruş halini alacaktır.
Dinlenme konumunda kas sistemi maksimal gücünün %30’unun altında kullanır. Maksimal güç bütün kasların istendiği zaman gerilme durumudur ve kasın tüm gücünün üçte ikisini oluşturur. Üçte biri ise, korunan yedek güçtür ve ancak çok gerekli durumlarda ortaya çıkar. Bedensel hareketlilik için duyulan isteksizlik, oturarak yapılan iş sonucunda uyanık olma bilincinin azalmasıyla artacaktır. Oysa, uyanıklık merkezi sürekli uyarılmayı ister. Bu dürtüler azalırsa yorgunluk belirtileri görülür ve kişinin iş gücünde azalma ortaya çıkar. Oturarak çalışan insanın yoğun bir konsantrasyon gerektiren işler yapması merkezi sinir sistemini yorar. Bu yorulma bedensel iş gücü sınırı ile çoğunlukla eş değer olarak kabul edilir ve gerçek fiziksel yüklenme yanlış değerlendirilir. Mesleki zorlama psişik güç sınırına dayanırken bedensel yararlanma eksik kalacak ve bedenin hareketlilik derecesi eksik değerlendirilecektir. Bedenin eksik zorlanması bazı sağlık sorunlarına neden olacaktır. Bu rahatsızlıkların nedeni, hareket azlığıdır. Kalp ve dolaşım sistemi giderek çevrenin baskısına karşı gerekli ani reaksiyonları gösterme becerilerini yitirecektir. Dış uyarıların çokluğu ve ruhsal yüklenmeler bedende sürekli tehlike işaretleri verecektir. Bu nedenle stres sözcüğü moda halini almıştır; ardında saklanan anlam, kişinin verimliliğiyle karşı karşıya kaldığı baskı arasındaki tutarsızlıktır. Oturma rahatsızlıklarından doğan sorunları çözmek isteyen kimse, çalışma çevresinin insancıllaştırma sınırlarını ev çevresine kadar yaymalıdır. Bu salt ergonomik veri ve kurallara uymakla çözülemez; ama, yine de anlamlı ve sağlıklı bir yaşantı için önemli bir ön koşuldur. Oturma mobilyalarının amaca yönelik doğru yapısı önemli bir sorun çözecektir .

kaynak


Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23.08.06, 21:20
puskullupabuc - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
İletiler: 21.685
puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!puskullupabuc öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart mobilya tasarımı ve sanat tarihi ilgilenenlere

2.9. Koltuk Üretiminde İş Akışı
Koltuk üretimindeki iş safhaları masif işlemlerine göre beş grupta, makine işlemlerine göre üç grupta toplanabilmektedir
Bunlar; masif işlemlerine göre;
1. Bölümlerine ayırma (kaba boyutlandırma),
2. Bükme, kesme, lamba, zıvana ve delik delme işlemleri,
3. Planyalama, kalınlık alma, tornalama ve şekil verme işlemleri,
4. Birleştirme ve montaj işlemleri,
5. Üstyüzey işlemleri,
şeklinde gruplanabildiği gibi üretimdeki makine işlemleri ve hatlarına göre;
a) düz ve zıvana konstrüksiyonlu parçaların üretim hattı işlemleri,
b) kavisli parça ve diğer (planyalama, tornalama, şekil verme gibi) işlemler için üretim hattı.
c) Montaj ve yüzey işlemleri için üretim hattı ve işlemleri şeklinde üç grupta toplanabilmektedir.
Masif mobilya üretimindeki belirtilen bu işlemleri sırası ile açıklamak gerekirse;
1 - Bölümlere Ayırma (Kaba boyutlandırma) : Bir mobilyâ fabrikasında gerçekleştirilen kaba boyutlandırma, biçme (toleranslı ölçülerde, parçalarına ayırma) işleminde uygun biçme teknikleri ile boyuna ve enine yönde kerestelerin kusurlu kısımlarından elenerek temiz yüzeyli malzeme elde edilmesidir. Yani kaba boyutlandırma ile koltuk üretiminde en az zayiat ve yüksek bir verimle masif olarak kullanılmaya uygun malzemenin elde edilmesi amaçlanmaktadır.
Böylece kalite sınıflarına ayırmada değer düşüşleri de önlenmiş olmaktadır. Ancak, bu aşamada kayıp % 5- 10 arasında değişmektedir.
Kaba boyutlandırmada, kayıp oranı toleranslı ölçülerde işlenecek kerestenin cinsine, kalite sınıfına, işlenme rutubetine ve parça boyutlarına bağlı olup bu faktörlere göre değişiklikler göstermektedir. Ayrıca teknik kurutma işlemi kereste halinde uygulanacağı gibi kaba boyutlarına getirilmiş masif ağaç malzeme halinde de uygulanabilir. Masif mobilya üretiminde üretilecek parçalar için gerekli kereste miktarının hesaplanması (ortalama olarak), kullanılacak net resim ölçülerinden hareketle net miktarın (hacim) zayiat katsayısı ile çarpılması ile yapılır. Bu değer ise kalite sınıflarına ve parça boyutlarına göre ortalama olarak 1.6 - 1.8 arasında değişmektedir.

2-Bükme, kesme, lambâ, zıvana ve delik delme işlemleri:Yuvarlak ve kavisli kaba kesme işlemleri önce şablonlar veya otomatik çizicilerle kesiş yerleri işaretlenmekte ve sonra kesim gerçekleştirilmektedir.
Ancak günümüzde seri üretim için yüksek kapasiteli bilgisayar kontrollü otomatik şerit testere makineleri ve şablon frezeler yaygın şekilde bu amaçla kullanılmaktadır.
Lamba açma gibi işlemler ise küçük üretimler için matkap makinaları ve ıskarpela gibi el aletleri ile yapılmaktadır. Yüksek düzeydeki üretimde ise zincirli veya titreşimli zıvana açma makinaları ve dikey frezeler kullanılmaktadır.
Lamba açma işlemleri için genellikle çift taraflı zıvana açma makinaları, delik delme işlemleri için ise yatay veya dikey delik delme makinaları kullanıldığı gibi günümüzde yaygın olarak çok milli endüstriyel delik delme makinaları kullanılmaktadır.
Günümüzde masif mobilyalarda kullanılan malzeme kalitesi ve farklı tasarımların gerçekleştirilebilmesi için tabakalı bükme mobilya üretimi yapılmaktadır. Bu mobilyalarda ağaç kaplama levhaları üst üste ve lifleri aynı yönde yapıştırılarak (yapıştırma sırasında bükülerek) masif malzemeye oranla daha esnek ve homojen yapıda dayanıklı mobilya elemanları (örneğin; oturma grubu ) üretilebilmektedir.
3-Planyalama, kalınlık alma, tornalama ve şekil verme işlemleri: Boyuna ve enine kesilmiş olan toleranslı ölçülerdeki elemanlar, önce bir yüzeyi planyalanacak şekilde planya makinasından geçirilmekte, daha sonra kalınlığı ayarlayan ve yüzeyi temizleyen işlemler için kalınlık makinesinden yararlanılmaktadır.
Bu işlemlerden sonra malzeme yüzeyi pürüzsüz bir halde ve net resim ölçülerinde hazırlanmış olacaktır.
Son yıllarda iş veriminin yükseltilmesi ve çok komplike parçaların işlenmesine imkan vermesi dört taraflı profil makinaları, yüksek seviyedeki üretimler için vazgeçilmez kılmaktadır. Bu makinalardaki çoklu kafalara bağlı işlem üniteleri, planya kalınlık ve profil verme işlemlerinin bir iş safhasında hassas bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktadır.
Bu iş safhasındaki masif işlemleri geniş bantlı, kalibrasyon ve zımpara makinalarında da tamamlamak mümkündür. Ancak belli seviyedeki kalınlık silmeleri ekonomik olabilmektedir. Çok kalın parçaların işlenmesi, fazla kalınlıkların yedirilmesi, hem malzeme hem de zımpara bantlarının değişimin arttırdığı için ekonomik olmayacaktır.
Tornalama veya şekil verme işleminden sonra zımparalanan mobilya elemanları, birleştirme ve montaj safhasına gelmektedir.
4 - Birleştirme ve montaj işlemleri : Mobilyanın çeşitli elemanlarının birbiri ile sağlam bir şekilde birleştirilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla birleştirme şekillerinde aranılan makinalarla kolay ve zaman kaybetmeden yapılabilmesi, kolay ve kısa sürede tutkallanabilmesi, ağaç malzemenin çalışma özelliklerinden etkilenmemesi, yüksek çarpma basınç ve elastikiyet özellikler taşıması, masif malzemenin görünümü ile uyumlu olması gibi özellikleri önem taşımaktadır.
Montaj işlemleri ise bir ürünün, meydana getirilişinin son safhasını oluşturmaktadır. Özellikle dayanıklılık ve kullanım rahatlığı montajın yeterli bir şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Bu safhanın başlıca işlemleri olarak ise; parçaların ayrı ayrı kontrollü, üretim projesine göre parçaların birleşme yerlerinde yan yana getirilmesi ve alıştırılması, menteşe ve benzeri metal aksamların takılması, son temizlik ve kalite kontrolünün yapılması şeklinde belirtilebilir.
Masif mobilyada montaj işlemleri mobilya elemanları hazırlandıktan sonra genellikle (sandalye, koltuk ve kanepe) montaj preslerinde tutkal ile yapılmaktadır. Bu amaçla geliştirilmiş pnomatik preslerde iş verimi yüksek bulunmakladır.
5 - Masif yüzey işlemleri: Masif mobilya üretiminde montaj işlemlerinden sonra uygulanan yüzey işlemleri için genellikle
a) Su perdeli püskürtme kabini,
b) Zincir transportörlü bir vernikleme hattı,
c) Elektrostatik bir yüzey işleme hattından yararlanılmaktadır.
Sonuç olarak, masif mobilya üretiminde ürünleri oluşturan bütün parçaların tasarım özelliklerine ve teknik resimlerine bağlı olarak masif işlemlerinde ve makine işlem hatlarında genellikte çok yönlü üniversal makinaların seçimi ve bu makinaların üretim esnekliklerine sahip olmalarının gerekliliği görülmektedir.
2.9.1. İskelet yapım tekniği
Günden güne gelişen ve ihtisaslaşan mobilya alanında, döşeme için iskelet yapımı apayrı bir özellik taşımaktadır. Döşeme iskeleti, artık her marangozun işi olmaktan çıkmış ve ağaçişlerinde iskeletçilik diye yeni bir ihtisas halı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Döşeme ve iskelet tekniğinde bilinmesi gereken mesleki tabirler vardır (Şekil 2.42).



1. Ön ayak
2. Arka ayak
3. Ön kayıt
4. Yan kayıtlar
5. Arka kayıt
6. Arkalık kayıtı
7. Kolçak ön kayıtı
8. Kolçak üst kayıtı
9. Arkalık üst kayıtı
10. Berjer, kulak kayıtı
11. Kolçak döşeme kayıtı
12. Arkalık döşeme kayıtı

Şekil 2.42. İskeletin kısımları [6].
Ayrıca, döşeme mobilyalarında oturma yeri için ‘font’ ve ‘font döşemesi’, arka için ‘arkalık döşemesi’ veya ‘iç –dış arka döşemesi’ kollar için ‘kolçak döşemesi’ veya ‘iç-dış kol döşemesi’; yan duvarlar için ‘baza’, ‘font bazası’, ‘arkalık bazası’, ‘ön baza’, ‘yan baza’, ‘arka baza’ gibi mesleki ve teknik tabirler pratikte kullanılmaktadır.
Mobilyaya uygun döşeme tekniği, buna bağlı iskelet ve konstrüksiyon durumları, önemli olduğu kadar da değişik özellikler gösterir
Özellikle sandalye ve uzun ayaklı koltuklarda, oturma kısmı ile ayakların birbirine bağlantısı, dayanıklılık ve kalite bakımından önemli bir husus olarak ele alınmalıdır. Döşeme mobilyalarında, ayaklar ve bağlantı kayıtları gövdeye veya döşeme iskeletine sağlamca bağlanmalıdır. Bunun için tutkallı olarak başta; zıvana ve kavela denilen geçme tertibatları kullanılır. Ayrıca köşelere içten (vida ve tutkallı olarak) takoz konmasıda sağlamlık için çok faydalıdır. Döşeme mobilyalarına ait iskeletlere uygulanan başlıca bağlantı ve geçme tarzları (Şekil 2.44)’de belirtilmiştir.
Bu konulardaki önemli nokta ve özellikleri belirtmek bakımından döşeme mobilyalarına ait iskelet ile çatkı durumları; (Şekil 2.45)’de kolçaksız koltuk, (Şekil 2.46)’de koltuk, iskeletleri ve çatkı durumları, (Şekil 2.47)’de ise helezoni yaylı ağır döşemeli koltuklara ait döşeme ve iskelet konstrüksiyon tarzları ile perspektif görünüşleri belirtilmiştir.
2.9.2. Döşeme Tekniği
Döşemecilik ve dolayısıyla döşeme işleri denildiği zaman genel olarak: Tabure, puf, sandalye, koltuk, kanepe, divan, sedir, somya, şilte, yatak, vb. gibi çeşitli oturma, dinlenme, uzanma ve yatma mobilyaları ile araç döşeme işleri akla gelmektedir. Bu mobilyalarda “İskelet” adı verilen çatkının çeşitli gereçler ile, oturulur veya kullanılır hale getirilmesine “Döşeme” denilir. Bu işleri yapmayı kendisine meslek edinen kimselere “Döşemeci” ve bu mesleğe de “Döşemecilik” adı verilir
2.9.2.1. Döşeme cins ve çeşitleri
Döşeme cins ve çeşitlerinin yapımında iskelet üzerine uygulanmasında, şu önemli hususlara dikkat edilmelidir:
1- Mobilya veya işin cinsi.
2- Kullanma yeri ve hemen göreceği ödev.
3- Şekil ve konstrüksiyon tarzı.
4- Kullanılacak iç yapı ve dolgu gereçleri.
5- Yüz kaplama maddesi ve özellikleri.
6- Maliyet durumu.
Böylece dikkate alınan faktörler ile gerekli hazırlık yapılır. Bunun için, yapılacak mobilya ve döşeme hakkında önceden alınacak etüt hususu ve varılacak kararlara göre döşeme için en uygun iskelet yapımı çok önemlidir. Döşeme mobilyalarının yapımı ile ilgili olarak başlıca üç cins meslek bulunmaktadır [5].
1- İşin tasarlanarak, resminin hazırlanıp çizilmesi “iç mimari” veya “mobilya ressamlığı.
2- Yapılacak işe uygun olarak iskelet yapımı “iskelet mobilyacılığı” veya geniş anlamıyla “marangozluk”.
3- İskelet üzerinde istenen form ve kullanma amacı için gerekli işlerin yapımı “döşemecilik”.
1- Aplet döşemeler (Sert döşemeler) : Döşemecilikte uygulanan en basit döşeme tarzı “Aplet” döşemedir. “Sert” veyahut “Düz” döşemede tabir edilen bu cins döşemeler, yerine göre kullanışlı olmakla beraber fazla bir rahatlık sağlamazlar. Aplet döşemeler üç çeşittir. Bunlar;
a- Kontrplak üzerine aplet döşeme : Bu döşeme tarzı, genel olarak kontrplak üzerine yapıldığından bu adla anılmaktadır. Aynı şekilde bu döşeme; masif ağaç, kontratabla, sunta vb. gibi ahşap gereçlerinin meydana getirdiği döşeme yatağına da uygulanmaktadır [6].

1- Kontrplak üzerine aplet döşeme tarzları : Sadece vatka pamuğu kullanılarak yapılan döşemedir. Kontrplak üzerine bir veyahut birkaç kat vatka serilmek suretiyle işlenir. Bu döşeme tarzı genellikle basit ve ucuz olması istenilen sandalyelerin font döşemeleri de, özellikle de bütün döşeme mobilyalarının dış arka ve iç, dış kolçaklarında “klapa” olarak kullanılmaktadır.
Kaputbezi ve yüz kumaşı alt tarafa yapıştırılarak tespit edilir., kenarları düzgünce falçata ile kesilir. Dış arka klapalarında kaputbezi astar kullanılmaz ve doğrudan doğruya yüz kumaş kaplanır. Vatka olarak da birer kat yeterlidir; fazlası kabalık yapar ve esasen de gereksizdir.
Bu tarz döşemeli kısım, iskeletten ayrılabildiği için çok iyidir. Çünkü döşeme ve ağaç kısmı ayrı ayrı, birbirine bağlı olmadan işlenir ve sonra da monte edilir. Bundan başkada; sonradan meydana gelecek, döşeme ve ahşap kısmıyla ilgili tamir işleri daha kolay ve rahatlıkla yapılabilir.
b- Kolan üzerine aplet döşeme : Ahşabın sertliğini gidererek elastikiyet ve dolayısıyla rahatsızlık sağlamak için “Kolan üzerine aplet döşeme” yapılır. Bu döşeme tarzındaki işçilik, aynen kontrplak üzerine yapılanlar gibi olup, ondan başlıca farkı; döşeme tabanı olarak kontrplak yerine kolan ve kanaviçe kullanılmasıdır.
Kolan üzerine aplet döşemelerde, döşeme kalınlığı 1-4 cm. kadar olup, bu husus mobilyanın cinsine ve özelliğine göre ayarlanır.
- Kolan üzerine aplet döşeme yapımı :
1- İlk önce döşeme çevresinin durumuna ve büyüklüğüne göre ele alınacak olan kolanlar, ayarlanarak marka edilir. Oturma yerlerinde kolanlar biraz sık ve arkalık döşemelerinde ise daha seyrekçe konmalıdır. Genel olarak iki kolan arası 5 cm. den fazla olmamalıdır.
2- Kolanlar ilk olarak, birer uçları katlanmak suretiyle üst kısımdan çerçeve kayıtlarına çivilenir. Font döşemelerinde kolanlar ikişer defa, aralık ve kolçak döşemelerinde ise birer defa katlanırlar ve çerçeve kayıtlarına çivilenir. Tespit işinde, ağacın cinsine ve kayıt kalınlığına göre 12/14 veya 16/16 çiviler kullanılır. Düz veyahut kademeli olarak çivileme yapılır.
3- Birer uçlar sıra ile tespit edilen kolanlar, uçları kesilmeden kolan gergisi ile gerdirilir. Ve gergin durumda çivilenir. Sonra uçlar katlanarak 12/14 veyahut 16/16 çiviler ile tekrar çivilenir. Kolanların gerginlikleri ne çok az nede çok fazla olmamalıdır. Bu daha ziyade döşemenin yaylı veya yaysız oluşuna bağlıdır.
4- Kolanların üzeri kanaviçe ile kaplanır: Bunun için döşeme çerçevesi ebadında veya yüksekçe kesilen sık kanaviçe, uçları dışarı doğru katlanarak, 6/9 veyahut 8/11çiviler ile çivilenir. Kanaviçe çivileme işine, arka kenardan başlanır. Bunu ön ve sonra sırası ile yan kenarlar takip eder.
5- Kontrplak üzerine yapılan aplet döşemede, dolgu gerecini yüzeye çivi ile veyahut belirli yerinden yapıştırmak suretiyle tespit edilir. Burada ise vijital; kanaviçe üzerine dikilen uzunca teyel dikiş ipleri arasına yerleştirilir. Teyel dikiş için ikili bobin ipi kullanılır ve döşeme yüzeyinin büyüklüğüne göre dikiş boyları ayarlanır.
6- Kanaviçe üzerine atılan teyel iplerinden sonra, sıra beyaz işçiliğine gelir. Döşeme yüzeyinden biraz büyükçe olarak kesilen kaputbezi bir kenarından, döşenecek kısmın arka kenarına çivi ile çatkıya alınır.
7- Bundan sonra, döşeme çerçevesinin arka kısmından başlamak sureti ile teyel ipleri arasına el ile dolgu gereci (vijital) yerleştirilir.
a- Döşeme Kenarları :Aplet döşemelerde, kenardaki ağacın sertliği giderek ve buralarda fazla sürtünmeden dolayı çabucak meydana gelebilecek eskimeleri önlemek için kenar fitili çakılması faydalıdır.
Kolan üzerine aplet döşemelerde, kenar fitil kullanılacak ise, kolanların tespitinden sonra sıra kolan-fitile gelir. Bunun için dörde katlanan kolan önce ön sonra yanlar ve arka kenar kısmına çakılır. Döşemenin arka kısmı şayet arkalık döşeme ile kaplanıyorsa buraya kolan fitil çakılmaya ihtiyaç yoktur. Kolan fitillerinin iç kısmına evvelce belirtilen biçimde sık kanaviçe kaplanarak döşeme beyaza (kaputbezi ile kaplanmış duruma gelen döşemelere meslek dili ile “beyaz denilir) bitirilir ve kumaşa kaplanır (Şekil 2.50). Kolan üzerine aplet döşeme ile ilgili olarak çeşitli arkalık ve döşeme durumları görülmektedir
c- Yaylı aplet döşemeler : Yaylı aplet döşemeler; diğer döşeme cinslerine oranla daha çok kullanışlı ve rahatlık vericidir. Bunun başlıca sebebi, döşemenin esnekliğini sağlayan yay sistemidir.
Genel olarak döşeme işlerinde iki cins yay kullanılmaktadır. Helezoni ve zikzak yaylar. Bunlardan helezoni yaylar genellikle klasik döşeme işlerinde ve zikzak yaylar ise modern döşemeler ile seri işlerde daha elverişlidir
Helezoni yaylı döşemeler, zikzak yaylılara oranla daha elastiki olmakla beraber ömürleri ondan daha az olup, daha çabuk bozulurlar. Yalnız buruda dikkat edilmesi gereken husus ve uygulanacak biçim; mobilyanın konstrüksiyon tarzı ile döşeme durumuna bağlıdır
d-Zikzak yaylı aplet döşeme yapımı : Zikzak yaylı aplet döşemenin, helezoni yaylı döşemeden başlıca farkı; kolan ve helezoni yayın yerini zikzak yayın almış olmasıdır
Zikzak yaylı aplet döşeme yapımında aşağıdaki iş sırası uygulanır:
1- Döşeme durumuna göre yay cinsi seçilerek markalama yapılır.
2- Menteşe ve yaylar ayarlanır. Yaylar menteşelere geçirilerek gerekli olan çivileme ve bağlantı işlemleri yapılır.
3- Döşeme kenarlarına kolan-fitil çakılır (Şekil 2.53).
4- Kolan-fitillerinin kısmına yayları kaplamak üzere sık kanaviçe çivilenir.
5- Kanaviçe yaylara dikilir.
Bunun içinde yine üçlü bobin ipi ile eğri iğne kullanılır, kanaviçe yay bağlantı biçimine uygun olarak – yay zikzaklarını takiben, düğümlü olarak dikilir.
2- Burleli döşemeler : Burleli döşemeler genellikle basit ve seri döşeme işlerine uygulanır. Burada sert yapılı yuvarlak kenar kısmına “Burle” denilir.
Burleli döşeme, aplet döşeme tarzının daha geliştirilmiş şekli olup ondan daha fazla kullanışlı ve rahatlık sağlayıcıdır . Burleli döşemenin iki çeşidi vardır:
a- Düz dikişsiz burleli döşemeler : Bunlara ait döşeme şekilleri (Şekil 2.55 ve 2.56)’da görülmektedir.
b- Dikişli burleli döşeme : Dikişli burleli döşemelerin, düz dikişsiz burleli döşemelerden başlıca farkı, kenar burlelerin daha kalın ve dikişli olarak meydana getirilmesidir. Dolayısıyla dikişli burleli döşemeler diğerlerine oranla daha fazla kullanışlı ve rahatlık sağlayıcıdırlar [5].
- Dikişli burle yapımı
1-İlk olarak-düz dikişsiz burleli döşemede olduğu gibi döşeme çerçevesine gerektiği biçimde kolan, helezoni veya zikzak yaylar ile kanaviçe tespit edilir.
2-Yapılacak burle durumuna göre, döşeme kenarlarından 5-10 cm. kadar içeriden kanaviçe üzeri çizilir ve çizgi koyunca kök ipi cinsinden birer ip uçlarından gergin olarak çivi ile tespit edilir.
3- Burle için gerekli genişlik ve uzunlukta kesilen seyrek kanaviçe, tespit edilen iple birlikte çizgi boyunca dikilir.
4- yapılacak burle yerlerine teyel ipi dikilerek aralarına dolgu gereci yerleştirilir. Düzgün ve her tarafta homojen olarak yerleştirilen dolgu gerecini kaplamak üzere; burle kanaviçesi, çerçeve kenarlarına çivi ile çatkıya alınır.
Ondan sonra çatkıya alınan kanaviçe kısımları; sıra ile sökülüp içeriye doğru sıkıca ve düzgün olarak döşeme çerçevesinin üst kenarı boyunca çivilenirler. Böylece hazırlanan döşemeye, meslek dilinde “Fason”denir.
5- Döşeme formunun çabuk bozulmaması için kenarlarının oldukça sert ve sağlamca olması gerekir. Bunun için hazırlanan döşeme kenarlarına iki çeşit dikiş yapılmaktadır:
a) Atkı dikişi: Dolgu gerecini sıkıştırmak, kenara çekerek sağlamca tespit etmek için ilk önce “Atkı dikişi” denilen burle dikişi yapılır.
b) Kenar dikişler: Atkı dikişi tamamlandıktan sonra, atkı dikişlerinin dibinden ve yine aynı yerden başlamak üzere kenar dikişleri yapılır.
6- Bundan sonra döşeme beyaza hazırlanarak yüz kaplama işlemine geçilir
c- Kauçuklu döşemeler : Fazla zaman ve işgücünü gerektiren klasik dolgu gereçlerinin yerini artık modern dolgu gereçlerinden olan kauçuk ve kauçuklu maddeler almaya başlamıştır. Modern döşemeciliğin önemli ve üstün olan özellikleri sırasıyla:
1- Çeşitli döşeme yapımına gayet elverişli olduklarından, zaman ve işçilikten ekonomi sağlarlar.
2- Değişik form kabiliyeti, elastik, rahat ve kullanışlıdır.
3- Hijyeniktir. Böcek ve mikroplara karşı dayanıklı olup, bunların beslenme ve üremelerine müsait değildir, dolayısıyla bulaşıcı hastalıkları taşımazlar. Yapılacak işe göre en uygun, cins ve özellikteki kauçuklar; tabii kauçuk, suni kauçuk ve kauçuklu kıl plakalardır
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.10.06, 15:07
all rigth - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jun 2006
Nereden: mArmArA ::..İstAnbuL..::kocaeli
İletiler: 3.204
all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!
Standart mobilya tasarımı ve sanat tarihi ilgilenenlere

d- Pikeli döşemeler: Özellikle klasik döşemecilikte, en çok kullanılan döşeme cinslerinin başında pikeli döşemeler gelir. Bu döşeme tarzı dikişli burlenin daha da geliştirilmiş durumudur. Burleli döşemelere oranla daha iyi ve rahatlık sağlayıcı olarak her türlü döşemeli mobilyaya, bilhassa stil işlere uygulanmaktadır. Döşeme kenarları, aynen burleli döşemede olduğu gibi sertçe fakat ondan daha kalın ve yumuşakçadır [5]. Pikeli döşemeler iki çeşittir:
1- Yaysız pikeli döşeme : Yaysız pikeli döşeme, genel olarak döşeme kalınlıkları az, basit ve ucuz koltuk, kanepe, divan, sandalye,puf, tabure gibi mobilyalara uygulanır
2- Yaylı pikeli döşeme : Pikeli döşeme olarak en çok kullanılan yaylı pikeli döşemelerdir. Bu döşeme tarzı her türlü döşeme mobilyasına uygulanmakta daha fazla rahatlık ve kullanışlık sağlamaktadır [5].
Pike yüksekliği; koltuk ve kanepelerde 5-13 cm., olarak ayarlanmalıdır. Bu ölçüler kayıtların üst kenarlarından itibaren alınır. Pike yüksekliğinin ayarlanmasında; döşeme kalınlığı, kayıt genişliği ve kullanılacak yayın cinsi göz önünde bulundurulmalıdır.
Oturmada rahatlık bakımından pikeli işlerde arka tarafa gelen kısımlar öne nazaran 1-2 cm. kadar daha düşük olarak yapılır. Klasik döşemecilikte ve özellikle pikeli döşeme işlerinde helezoni yaylar kullanılmaktadır. Bununla beraber yerine göre zikzak yaylarda kullanılabilir.
a- Helezoni yaylı pikeli döşeme yapımı : Burada dikkat edilmesi gereken husus: Pikeli döşemelerde yayların aplet döşemeye oranla daha sıkça konulmasına dikkat edilmelidir. Miniyon koltuklarda 4-5 ve 6’lık, koltuk ve kanepelerde ise daha büyük yaylar kullanılabilir.
Genellikle pikeli döşemelerde mobilyanın büyüklüğüne, şekline ve iskelet durumuna göre koltuklar için 8-16 adet yaya ihtiyaç duyulur. Yalnız yayların birbirinden ne çok uzak ne de çok yanaşmış durumda olmasına dikkat edilmelidir. Yay yükseklikleri yapılacak pike yüksekliğine ve kayıt genişliğine göre 9-15 cm. arasında ayarlanır.
b- Zikzak yaylı pikeli döşeme yapımı : Bu döşemede ilk önce zikzak yaylar ayarlanıp tespit edilir. Yalnız yayların aplet döşemeye nazaran daha çok bombeli olması gerekir (Şekil 2.61).
e- Süfleli döşemeler : Fazlaca elastikiyet ve dolayısıyla rahatlık aranılan büyük hacimli, her tarafı kumaş, deri veya suni deri kaplı olarak düşünülen oturma mobilyaları “Süfleli” olarak döşenirler [5].
Bilhassa misafir ve salon mobilyaları için tercih edilen bu döşeme cinsi, klasik döşemecilikte en çok kullanılan”ustalık” döşemelerinin başında gelir.
Pikeli döşemelerde sadece döşemenin orta kısmı elastiki olup yaylanır, kenar kısımları ise esnemez serttir. Süfleli döşemelerde ise, döşeme kütlesi bütünü ile yekpare olarak esner.
İskelet ve konstrüksiyon durumuna göre başlıca iki cins süfleli döşeme yapılabilir.
1- Helezoni yaylı süfleli döşemeler : Süfleli döşeme olarak pratikte en çok kullanılan helezoni yaylı cinsleridir. Bunlar döşeme olarak, özellikle yay bağlantılı biçim ve işçilik tarzlarıyla diğer döşemelerden farklıdır. Süfleli döşemelerde kolanlar, döşeme ve konstrüksiyon durumuna göre, kayıtların alt veya üst taraflarına çivilenir. Bundan sonra gerektiği gibi yaylar yerleştirilir. Yayların kolana dikilip tespit edilmesinden sonra sıra bağlamaya gelir [5].
Süfleli döşemede yayların bağlanmasının evvelkilerden apayrı bir özellik taşıması , bu döşemenin en önemli hususlarından birini teşkil eder. Burada daha önce ana yay bağlantısı yapılır ve bunu tamamlayıcı bağlantı takip eder.
Döşeme yüzleri başlıca üç biçimde kaplanmaktadır.
2- Zikzak Yaylı Süfleli Döşemeler : Zikzak yaylar ile de çeşitli biçimlerde süfleli döşeme yapılmaktadır. Bunlara ait en önemli husus yay bağlantı düzenidir [5].
Zikzak yaylı süfleli döşemelerin belli başlı çeşitleri sırasıyla şöyledir.
1- Zikzak yaylı süfleli döşeme yapımında en çok “kenar yayları”ndan faydalanılmaktadır. Bunun için; font döşemelerinde font kenar yayları , arkalık döşemelerinde ise daha ince ve kısa olan arkalık kenar yayları kullanılır .
Çeşitli döşeme mobilyalarına, aynı şekilde uygulanan bu süfle döşeme tarzının nasıl yapılacağı (Şekil 2.67)’ de açıkça belirtilmiştir:
Arkadan öne doğru uzunlamasına tespit zikzak yaylara ikişer ikişer olmak üzere -gerekli uzunluktaki- kenar yayları kancalarından geçirilir. Bundan sonra öne doğru ; gergince çekilen kenar yaylarına süfle teli veyahut süfle bandı çevrelenerek bağlanır ve bu da döşeme çevresine kök ipi ile , çivilenmek suretiyle tespit edilir.
Yayların üzerine kaplanan ve dikilen kanaviçeden sonra ya klasik dolgu ile (Şekil 2.6 da veyahut modern dolgu gereçleri ile (Şekil 2.69) da görüldüğü tarzda döşeme yapılır.
2.10. Koltuğa Uygulanan Test Teknikleri
2.10.1. Öne ve yana denge testi

Tabla üzerine yerleştirilen kolçaksız koltuğun ayakları takozlanır. 600N’luk kuvvet yükleme yastığı kullanılarak oturak kenarından 50 mm. mesafedeki bir noktaya dik olarak uygulanır. Ayrıca şiddeti 20N. Olan bir kuvvet , yükleme yastığı kullanılarak oturak üst yüzeyinin birleştiği noktanın ilerisine doğru uzatılan yatay bir çizgi boyunca uygulanır. Koltuğun devrilip devrilmediği gözlenir [4].
2.10.2. Geriye devrilme testi
Koltuğun arka ayaklarına takozlar yerleştirilir. 600N’luk kuvvet yükleme yastığı yardımıyla oturak yükleme noktasına dik olarak uygulanır.
 %5 duyarlıkta bir F kuvveti, yüksüz oturağın yada arkalığın üst kenarından 300 mm. yukarıdan uygulanır. Koltuğun devrilip devrilmediği gözlenir.
2.10.3. Oturak statik yük testi
Test aşağıda sıralanan pozisyonlar için yapılır (Şekil 2.70)
- İki oturaklı koltuklarda oturakların her birine,
- Üç oturaklı koltuklarda kenarlardaki oturaklardan herhangi biri ile ortadakine,
- Dört oturaklı koltuklarda kenarlardaki oturaklardan herhangi birisi ile ortadakilerden herhangi birisi.
Oturak yükleme yastığının oturak düzlemine intibakı sağlandıktan sonra teste tabi tutulamayan diğer oturaklara 750N’luk kuvvet küçük bir yükleme yastığı kullanılarak uygulanır. Çizelge 2.3’de şiddeti belirtilen Vs kuvveti toplam 10 defa uygulanır. Test, geri kalan pozisyonlar için, yukarıda anlatıldığı gibi tekrar edilir. Test sonunda oturağın işlevini yitirip yitirmediği kontrol edilir
2.10.4. Arkalık statik yük testi
İki arkalığa sahip yükleme yastıklarının merkezleri, arkalık yükleme noktalarında yada arkalığın üst tarafından 100 mm. altta olacak şekilde konumlandırılırlar. Bunlardan altta olan tercih edilir. Koltuğun geriye doğru hareketine engel olmak için arka ayaklara takozlar yerleştirilir. Koltuk (Şekil 2.71)’de görüldüğü gibi yüklenir. Şiddeti (Çizelge 2.3)’de verilen Hs kuvveti, aynı anda dengeleyici oturak kuvveti ile yüklenen arkalığa, 10 defa uygulanır. 1, 2, 3 gibi üçlü oturağa sahip koltuklarda test 1 ve 2, dörtlü oturağa sahip koltuklarda ise test; 1,2 ve 2,3 pozisyonları için yapılır. Koltuğun devrilme aşamasına gelmesi halinde arkalık kuvveti devrilmeye engel olana değin azaltılır. Bu andaki kuvvet belirlenir. Arkalıkta bir hasar meydana gelmediği araştırılır.
Çizelge 2.3. Koltukta sağlamlık testine ilişkin değerler [4].
2.10.5. Kolçak statik yük testi (Yanal)
Çizelge 2.3’de şiddetleri verilen iki adet Ha kuvveti, yerel yükleme yastığı yardımıyla (Şekil 2.72)’de gösterildiği gibi 10 defa uygulanır. Kolçaklarda bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir.
2.10.6. Kolçak statik yük testi
Çizelge 2.3’de şiddeti verilen Va kuvveti, küçük tip yükleme yastığı kullanılarak (Şekil 2.73)’de görüldüğü gibi 10defa uygulanır. Koltuğun devrilme aşamasına gelmesi halinde oldukça büyük şiddette dengeleyici bir kuvvet devrilmeye engel olmak için uygulanır. Kolçaklarda bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir.
2.10.7. Oturak yorulma testi
950 N’luk kuvvet, oturak yükleme noktasında bulunan oturak yükleme yastığı yardımıyla uygulanır. Çevrim sayısı Çizelge 2.3’den alınır. Test sonunda oturakta bir hasar meydana gelip gelmediği gözlenir.
2.10.8. Arkalık yorulma testi

Arkalık yükleme yastığının merkezi ya arkalık yükleme noktasında yada arkalığın üst tarafından 100 mm. aşağıda olacak şekilde ayarlanır. Koltuğun geriye doğru hareketini arka ayaklara yerleştirilen takozlar ile engel olunur. Test 330N’luk kuvvetin tekrar tekrar uygulanması ile sürdürülür. Koltuğun devrilme aşamasına gelmesi halinde, geri devrilmeye engel olmak için, nispeten daha az şiddette bir kuvvet uygulanır. Uygulanan Vb kuvvetin şiddeti saptanır. Oturağa her deneme esnasında 950N’luk kuvvet uygulanır (Şekil 2.75). Çevrim sayısı (Çizelge 2.3)’den alınır [4].
2.10.9. Ayak statik yük testi
Koltuğun hareket etmesini önlemek için ön ayaklarına takozlar yerleştirilir. Çizelge 2.3’de verilen uygun kuvvet, küçük tip yükleme yastığı ile ortak yükleme noktasından uygulanır. Ayrıca yatay bir kuvvet yerel yükleme yastığı yardımı ile ileri doğru oturak seviyesinden uygulanır. Uygulanan bu yatay kuvvetin şiddeti Çizelge 2.3’den alınır. Koltuk devrilme aşamasına gelirse, ön ayağa uygulanan kuvvet devrilmeye engel olana dek azaltılır. Bu kuvvetin şiddeti belirlenir. Kuvvet ön ayağa 10 defa uygulanır. Ayakta bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir.
2.10.10. Ayak statik yük testi (Yanal)
Koltuğun ön ve arka ayaklarına takozlar yerleştirilir. Yatay bir kuvvet ileri doğru oturak seviyesinden takozlanan ayağa doğru 10 defa uygulanır. Maksimum, kuvvet (Çizelge 2.4)’de verilen uygun kuvvet olur. (Çizelge 2.4)’de verilen dengeleyici kuvvet, oturağın yüksüz kenarından 150 mm’yi aşmayan uygun bir pozisyondan uygulanır. Dik oturak kuvveti uygulanmış koltuğun devrilme aşamasına gelmesi halinde, oturağa uygulanan yatay kuvvetin şiddeti azalır. Bu kuvvetin şiddeti belirlenir. Ayakta bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir.
2.10.11. Diyagonal baza testi
Çizelge 2.3’de şiddetleri verilen iki zıt kuvvet, aynı anda (Şekil 2.76)’de gösterildiği gibi bazaya 10 defa uygulanır. Bazada bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir.
2.10.12. Oturak çarpma testi
Çarpma aleti Çizelge 2.3’de belirtilen yükseklikten oturak üzerine serbestçe düşürülür. İşlem 10 defa tekrarlanır. Test ön kenara çok yakın olan bir pozisyon için tekrarlanır. Döşemesiz koltuğu test ederken, oturak üzerine kalınlığı 30 mm. olan bir köpük parçası yerleştirilir. Düşürme yüksekliğinin kesin olarak belirlenmesinin zor olduğu yumuşak döşemeler için, çapı 200mm. olan 2 kg’lık kütle önce eşya üzerine konur. Düşme yüksekliği kütlenin alt tarafından itibaren ölçülür. Test sonunda oturakta bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir [2].
2.10.13. Kolçak çarpma testi
Kolçak ayaklarına (Şekil 2.77)’de gösterildiği gibi takozlar yerleştirilir. Çarpma çekici (Çizelge 2.3)’de belirtilen yükseklikte bırakılarak kolçağa çarpması sağlanır. İşlem 10 defa tekrarlanır. Kolçakta bir hasar meydana gelip gelmediği kontrol edilir. Diğer kolçağa aynı işlem uygulanır.
2.10.14. Arkalık çarpma testi
Koltuğun ön ayaklarına takozlar yerleştirilir. Çarpma çekici, arkalığın üst kısmının ortasına dıştan çarpılır. Düşme yüksekliği (ya da açısı) (Çizelge 2.3)’den alınır. Çarpma çekici ayrıca aşağıda verilen arkalık pozisyonlarında tatbik edilir.
- İki oturağı olan koltuklarda iki pozisyona,
- Üç oturağı olan koltuklarda kenarlardaki pozisyonlardan herhangi biri ile ortadakine,
- Dört oturağı olan koltuklarda kenarlardakilerden herhangi biri ile ortadakilerden herhangi birine [4].
2.10.15. Düşürme testi
Bir ucundan yukarı kaldırılan koltuk Çizelge 2.3’de belirtilen yükseklikten serbest düşürmeye bırakılır. Döşemeye çarpan ayak yada tekerleklerin işlevlerini yitirip yitirmedikleri kontrol edilir (Şekil 2.7.
3. SONUÇ VE ÖNERİLER
Koltuk ilkçağlardan, günümüze kadar geçirdiği evrelerde şekilsel olarak bir değer değişmesi yaşamamıştır. Olan değişikliklerde günün teknolojik gelişmelerine paralel olarak malzeme çeşidi ve kalitesiyle sınırlı kalmıştır. Ancak günümüzde Tasarım, Ergonomi ve Antropometri gibi bilim dallarının gelişmesi ve her konuda olduğu gibi bu değerlerin koltuk yapımına girmesini sağlamıştır.
Günümüzde koltuklar insanların ihtiyaçları doğrultusunda insan yapısına uygun, uzun ömürlü ve estetik ölçülere en uygun tasarımlar yapılmalıdır. Bu amaçla koltuk yapımında kullanılan malzemelerin kaliteli olması, konstrüksiyonunun uygun olması ve bu sayede rahat, kullanışlı, uzun ömürlü koltuklar tasarlanmalıdır.
Günlük hayatımızda koltuk, estetik değeri olan ve kullanım aracı olarak, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlılığında ve mekanın güzel görünmesinde etkili olmaktadır. Bu yüzden koltuklar teknolojinin geldiği nokta itibarı ile öncelikle, insanın ergonomik yapısına uygun, uzun ömürlü, değişik müşteri gruplarına uygun yani ekonomik şekilde tasarlanmalıdır.
KAYNAKLAR

1. Arredamento, Dekorasyon Dergisi, Ofis 1992,

2. Arredamento, Dekorasyon Dergisi, Mart 1994,

3. DİNÇEL, K.,IŞIK,Z., 1996, Ağaç İşleri Teknik Resmi, M.E.Basımevi, İstanbul

4.
EROL, S., 1998, Koltuk Tasarımı ve İncelenmesi, Bitirme Ödevi, Simav

5. GÜRAY, A.,BAYKAN, İ., Mobilya Endüstrisinde Kalite Kontrol ve Test Teknikleri, Hacettepe Üniversitesi Mesleki Teknoloji Yüksek Okulu Ağaç İşleri End.Müh.Böl.

6. IŞIK, Z., DİNÇEL, 1988, K., Sanat Tarihi, M.E.Basımevi, İstanbul

7. İLTER.,N.R., Modern Döşemecilik ve Ev Dekorasyonu

8. İLTER.,N.R., 1990,Mobilya Döşemeciliği, M.E.Basımevi, İstanbul

9. Orman Ürünleri, Ahşap Araştırma Teknoloji, Tasarım ve Dekorasyon dergisi, Eylül 1994
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ilgilenenlere, mobilya, sanat, tarihi, tasarımı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:16 .