TARTIŞMA VE SONUÇ
Tuzak kurulan biyotoplardan sadece yanmış orman ve yakınındaki meşe biyotopundaki tuzaklara akrep düşmesi; özellikle yanmış orman habitatmda akreplerin yaşamasına olanak verecek geniş açıklık alanlar mevcudiyeti, kayaç ve toprak yapılarının da uygun olması ile açıklanabilir. Ayrıca akreplerin gündüz saklanabileceği taş, kütük altları ve kaya çatlakları gibi yerler, beş biyotop içinde en uygunu yanmış orman biyotopunda bulunmaktadır. Yanmış orman biyotopunda yangından önceki baskın bitki türleri çam (P brutia), meşe (Q. infedoria) ve katran ardıcı (Juniperus oxycedrus L.)'dır. Yangın sonrası süksesyon gerçekleşmiş ve önce otsu bitkiler daha sonra çalı formu bitkiler yangın yerlerinde yıldan yıla çeşitlenmeye başlamış ve P vulgare, T. bocconei, S. fruticosa, A. tinctoria, R. tinctorum, M. xvaria ve P vulgaris bitki türleri hakim olmuştur ki bu bitkilerin aralarında büyük açıklıklar mevcuttur. Tuzaklama çam, meşe, kestane, yanmış orman ve mera biyotoplarının iç kısımlarında yapıldığından yanmış orman dışında kalan diğer biyotoplarda, biyotop içlerinde açıklık alan mevcut değildir. Yağmur (2005), söz konusu türün daha çok çam ve sedir ormanları arasında kalan açık arzilerde tespit edildiğini belirtmiştir. Bu bakımdan diğer biyotopların ekotonlarmda ve kenarlarında yer alan açıklık alanlarda bulunması mümkündür.
Diğer biyotoplarda kaya çatlakları, taş altları, kabuk altı gibi saklanabileceği yerlerin azlığı akreplerin buraları tercih etmesine engel teşkil etmiş olabilir. Gözlemlerimizde yanmış orman biyotopunun böcek ve arhroplar bakımından zengin olduğu tesbit edilmiştir. Akreplerin böcekleri dolayısıyla besinin en fazla bulunduğu biyotopu tercih etmesi mümkündür. Besine ulaşmanın kolaylığı akreplerin biyotop seçmesini mümkün kılmaktadır. Ayrıca çalışma yapılırken yanmış orman biyotopundaki bitkilerin çalı formunda olması ve arada kalan geniş bölgede çok fazla otsu bitki bulunması sebebiyle daha yüksek bir oranda çekirge bulunduğu gözlemlenmiştir.
Tuzaklama yapılan biyotoplardan, yanmış orman biyotopunda örneklerin %96,3'ünün yakalanması bir başka açıdan önem taşımaktadır. Şöyleki; akreplerin yaşadığı alanlar yangın gibi felaketlerle tahrip olsa bile akrepler karasal ekosisteme çok iyi uyum sağladıklarından bu alanlarda yine de hayatta kalabilmektedirler (Polis ve ark. 1981). Smith ve Morton (1990), özellikle kaya ve toprak çatlaklarının derinliklerine saklanan akreplerin yangın gibi felaketlerin sonrasında hayatta kalabildiklerini bildirmiştir. Ayrıca akrepler çok miktarda besin tüketip metabolizmalarını yavaşlatarak enerjilerini uzun süre koruyabilirler (Polis 1988). M. gibbosus'un besin verilmeden yedi ay yaşayabildiği saptanmıştır (Karataş 2000, Koç 2004). Bu özellikleri akreplerin yangın gibi felaketler sonrası neden hayatta kaldıklarını açıklayabilir.
Tuzağa düşen M. gibbosus türünün erkek birey sayıları, altı aylık tuzaklama periyodunda dişilere oranla daha fazladır (Erkek/Dişi= 19/8). Polis ve ark. (1998), birçok arthropod grubunun erkeklerinin kopulasyon aylarında dişilere oranla toprak üzerinde daha fazla aktiviteye sahip olduğunu ve bu yüzden çukur tuzak yöntemiyle erkek bireylerden daha fazla örnekleme yapıldığına dikkati çekmişlerdir. Erkeklerin, dişilerle karşılaşmak amacıyla hareketli olmaları onların dişilere oranla predatörlerle daha sık karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır.
devamı