Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Tarih Bölümü > Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

Tarih Bölümü hakkinda Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi ile ilgili bilgiler


TÜRK DENİZCİLİK TARİHİ AÇISINDAN GİRİT SAVAŞI VE ÖNEMİ Giriş Osmanlıların, 1521 yılında Rodos, 1571 yılında Kıbrıs adalarını almaları, ciddi bir Akdeniz egemenliği politikaları olduğunu göstermektedir. Bu adaların tamamlayıcısı ise Girit

Like Tree5Likes
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16.05.08, 11:52
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

TÜRK DENİZCİLİK TARİHİ AÇISINDAN GİRİT SAVAŞI VE ÖNEMİ

Giriş
Osmanlıların, 1521 yılında Rodos, 1571 yılında Kıbrıs adalarını
almaları, ciddi bir Akdeniz egemenliği politikaları olduğunu göstermektedir.
Bu adaların tamamlayıcısı ise Girit adasıdır. Tarih göstermiştir ki özellikle
Kıbrıs ve Girit***8217;in akıbetleri birbirine ortaktır. Bir adayı eline geçiren güç,
gözünü diğer adaya çevirmiştir.1 Dolayısıyla Kıbrıs adası Osmanlılar
tarafından fethedildikten sonra artık sıra Girit adasına gelmiştir. Girit
adasının Osmanlı için bir başka önemi daha vardı. Girit sadece doğu
Akdeniz egemenliği için değil, Ege Denizi-Çanakkale Boğazı***8217;nın dolaylı
olarak İstanbul***8217;un güvenliği açısından da çok önemli idi. Ege***8217;ye bağlanan
ticaret ve hac yollarının kilit noktasında olan Girit XVII. yüzyıla gelindiğinde,
Osmanlı için artık mutlaka sınırlarına katılması gereken bir kale idi.
On yedinci yüzyılın ortalarına doğru siyasal konjonktürü uygun gören
Osmanlı yönetimi, artık Girit***8217;e yönelmenin zamanının geldiğini düşünmüştür.
Venediklilere savaş ilan edebilmek için de sebep bulmak kolaydı; zaten
adadaki korsanların konumlarından dolayı Venedik yönetimi de böyle bir
müdahalenin olabileceğini fark etmişti.2 Nitekim, 1645 yılında Osmanlı için
uygun ortam oluştu ve Girit***8217;e karşı sefer başladı.3 Reşat Ekrem***8217;in deyimi ile,
***8220;Girit harbinin açılması körlemesine atılmış bir taşın hedefe tam isabeti
değildir. Tasarlanmış, tasarısı son derece gizli tutulmuş***8221; bir harptir.4 1645
ilkbaharında başlayan savaş umulmadık bir hâl aldı ve 1669 sonbaharına
dek uzadı. Bu çeyrek asır süren savaş Osmanlı tarihi için de Venedik tarihi
için de farklı bir anlam kazandı.

Adanın kaderi ile Doğu Akdeniz egemenliğinin kaderi Girit Savaşı ile
adeta birleşti. Bu da Türk tarihi açısından,Venedik tarihi açısından, Avrupa
tarihi açısından ve geç tarihli yazımlarda Yunan tarihi açısından kayda değer
bir Girit Savaşları literatürünü doğurdu. Oluşan bu literatürle birlikte Girit
Savaşı tarihini yazabilmek için de zengin bir kaynakça yumağı oluştu.
Öncelikle, Türkçe kaynaklara baktığımızda; Başbakanlık, Osmanlı
arşivlerinde Girit Savaşı***8217;na ait çok miktarda belge mevcuttur. Yine Kandiye
Vikelea Kütüphanesinde ve İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü Arşivinde
bulunan 1645-1669 yılları arasına ait çok sayıda kadı sicili Girit savaşları ile
ilgili çok önemli belgeleri saklamaktadır. Bundan başka Girit savaşı ile ilgili
Türkçe literatürde çok sayıda gazavatname, tarih ve farklı türde yazılmış
eserler ortaya çıktı.5 Başka bir deyişle, ***8220;son muzafferiyet destanı***8221; olarak
kabul edilen bu savaş Osmanlı tarihlerinde çok geniş bir yankı buldu. Bunun
dışında, Girit savaşları ile ilgili geniş bir halk edebiyatı literatürü de kendisini
göstermiştir. Ayrıca, Türkiye***8217;de XIX. yüzyılda ve XX. yüzyılda Girit***8217;in
önemine binaen bu savaşı konu alan çok sayıda inceleme yapılmıştır.
Girit savaşı ile ilgili bir başka önemli belgeler yumağı da Venedik
arşivlerinde bulunmaktadır. Yaklaşık dört buçuk asır Venedik egemenliğinde
bulunan adanın yönetimi ile ilgili çok sayıda belgenin Venedik arşivlerinde
bulunması normaldir. Bundan da öte Kandiye***8217;nin teslimi anlaşmasında,
Girit***8217;teki Venedik komutanı Morosini Girit***8217;e ait tüm kayıtlarının taşınmasını
da anlaşma şartlarına koydurmuştur. Bu kayıtların doldurulduğu beş
gemiden üçü Venedik***8217;e ulaşmıştır. Bu sayede Girit tarihinin bu dönemine ait
kaynaklar korunmuştur.6 Hanya***8217;nın Venedik yönetiminden çıktığı,savaşın
devam ettiği zaman dilimi içinde de Girit savaşının önemi anlaşılmış, bu
konuda eserler yazılmaya başlanmıştır.7 Bu çerçevede, İtalyan tarih
yazıcılığında Girit Savaşlarına ait geniş bir literatür oluşmuştur.8
Girit savaşları dönemi İngiliz belgelerinde de izlenebilmektedir.9 Keza
aynı tarihlerde İngiliz kralına bu savaşla ilgili raporlar yazılmış, hatta bunların
bir kısmı da basılmıştır.10 Akdeniz ticaretinde çok önemli bir güç olan
İngiltere için bu savaşın yakın takibi kolaylıkla anlaşılır bir durumdur. Bu
savaşa asker gönderen Fransa için de benzeri bir durum söz konusudur.
Fransız arşivlerinde ve literatüründe de Girit savaşına ait veriler mevcuttur.11
Türk tarih yazımcılığında olduğu gibi, Girit olaylarının çok dillenmesine koşut,
Fransız ve İngiliz yazımında da XIX. ve XX. yüzyıllarda Girit Savaşları***8217;na
yönelik çalışmalar yapılmıştır. Son olarak, Girit Savaşı***8217;na ait Rusya***8217;da da
önemli belgelerin varlığı bilinmektedir.12 Şüphesiz ki Akdeniz dengelerini
böylesine etkileyecek bir savaş ile ilgili diğer Akdeniz ülkeleri arşivlerinde de
belgeler mevcut olsa gerek.

XIX. ve XX. yüzyılda Yunanistan***8217;ın politikaları doğrultusunda Yunanca
kitaplarda da Girit literatürü oluşmuştur. Politik bir anlam taşıyan bu
kitaplarda Osmanlı-Venedik Girit savaşları başlı başına çalışma konusu
olmaktan ziyade Girit tarihinin bir parçası olarak ele alınmıştır. Ayrıca Yunan
millî tarihçiliği bakış açısından Venedik dönemi adanın refah ve gelişmişlik
dönemi olarak adlandırılırken Osmanlı dönemi işgal ve tepki dönemi olarak
algılanmıştır. Ne var ki XX. yüzyıl tarih yazıcılığında Girit savaşlarını konu
alan bağımsız çalışmalar yapılmasının yanı sıra, bu konu ile ilgili farklı
yazımlar da gündeme gelmiştir.13
Görüleceği üzere, Girit savaşları gerek yaşandığı dönemlerin, gerekse
sonraki dönemlerin tarih yazımında önemini hep korumuştur. Bunun sebebi
şüphesiz ki Girit adasının stratejik ve ticari öneminden, adanın hep
gündemde kalmasından kaynaklanmaktadır.
1645 yılı baharında deniz ve kara vasıtaları ile savaş malzemelerinin
sevkiyatına başlandı. Anadolu ve Rumeli eyaletlerine hükümler gönderildi.
Yapılan hazırlıkların ardından donanma, Girit***8217;e yöneldi. 1645 yılından
itibaren adanın iki büyük merkezi Hanya ve Resmo Venediklilerden alındı.
XVII. yüzyılın ortasına gelindiğinde adanın merkezi durumundaki Kandiye
hariç ada Osmanlı topraklarına katılmıştı.14
Kandiye***8217;nin Osmanlı yönetimine girmesi ise 1669 yılı sonbaharında
olmuştur. Osmanlı askerleri Kandiye önlerinde Venediklilerle yirmi beş yıla
yakın bir süre savaşmışlardı. Osmanlı kaynakları da Batı kaynakları da gerek
Türk askerlerinin gerekse Venedik askerlerinin olağanüstü bir savaş
gerçekleştirdiklerini yazmaktadır. Farklı sayılar verilse de 110.000-140.000


Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 788px-German_assault_on_Crete.jpg (109,5 KB (Kilobyte), 1297x kez indirilmiştir)

Konu Unrealseptic tarafından (31.05.08 saat 22:10 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16.05.08, 11:58
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

Müslüman, 40.000-50.000 Hristiyan bu savaşta can vermiştir.15 Randolph,
savaştan birkaç yıl sonra bile Kandiye***8217;de dolaşırken sürekli yerlerde insan
kemiklerinin olduğunu anlatmaktadır.16
Girit savaşlarında, deniz savaşlarının yanı sıra çok önemli kara
savaşları da yaşanmıştır. Özellikle Kandiye Savaşı tarihe, lağım savaşları
olarak geçmiştir. Osmanlı askerleri surlara doğru, Venedikliler Osmanlılara
doğru karşılıklı binlerce lağım yürütmüşler bu lağımların içinde binlerce
kantar barut patlatmışlardır. İki grup asker metrislerin önünde kimi zaman
boğaz boğaza çarpışmışlar, Evliya Çelebi***8217;nin deyimi ile bu savaşlarda
***8220;Adem kanı değil, adem canı ırmak gibi akmıştır.***8221;17
Savaş boyunca askerler arasında önemli sorunlar yaşandı. 1661 ve
1667 yılında ortaya çıkan veba iki taraftan da çok sayıda insanın ölümüne
yol açtı. Açılan metrislerin su baskınına uğraması ve soğuk, şartları oldukça
ağırlaştırıyordu.18 Askerlere geç ulaşan yardımlar, maaşlarını alamamaları
asker arasında bıkkınlıklar hatta küçük çaplı karşı koymaları da gündeme
getirmiştir.19 Kandiye kalesinin altındaki bu didişme sonucu Türkler,
neredeyse ***8220;Kalenin perili olduğunu inanmaya başlamışlardı.***8221;20
Girit savaşlarının bir özelliği de deniz savaşı ile kara savaşının birlikte
olması idi. Fetih alanı içindeki coğrafyanın ada olması öncelikle savaşı bir
deniz çatışması hâline getiriyordu. Deniz gücü Osmanlı***8217;nın çok farklı
coğrafyalarından asker, silah ve mühimmat, yiyecek, takviye kuvvet
getirilebilmesi için çok önemli idi. Keza Venedikliler için de tüm bu ulaşımın
sağlanabilmesi için deniz yolu kullanılmakta idi. İşte bu noktada Girit
savaşının düğüm noktasını tarafların birbirlerinin deniz ulaşımlarını
kesebilme yeteneği belirlemiştir. Öncelikle, Venedik donanması Osmanlı
donanmasından çok güçlü idi. Buna karşın İngiliz21 ve Hollanda tüccar
gemileri kiralanarak deniz nakliyatı bir ölçüde sağlanabildi. Tüccar
gemilerinin kiralanması şüphesiz ki bu ulaşımı tamamen yüklenmemişti.
Osmanlı bandıralı gemiler de bu işte kullanılmıştır. İşte bu noktada Venedik
denizcileri ile Osmanlı denizcileri arasında çok büyük çatışmalar yaşanmıştır.
Girit savaşında, Osmanlı ve Venedik donanmalarının yanı sıra farklı
güç dengeleri de kendisini göstermişti. Venediklilerin farklı zamanlarda
yardımlarına gelen Avrupa***8217;nın değişik ülkelerine ait gemilerin yanı sıra
Osmanlı donanmasında da yine Osmanlı***8217;ya bağlı Cezayir ve Mısır
donanmaları da önemli rol oynamıştı. Bu sırada korsanların da etkin bir
unsur olarak savaşa müdahil olduklarını görüyoruz. Malta ve Venedik
korsanları Ege Denizi***8217;nde dolaşarak Türk gemilerine engel oluyorlardı.22
Karşılık olarak da az sayıda da olsa Osmanlı korsanları da bu çatışmalara
katılıyorlardı.23

1667 ilkbaharında vezir-i azam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa***8217;nın
Kandiye***8217;ye gelmesi ile Girit savaşının son evresi başladı. İki buçuk yıl süren
bu mücadele, Kandiye Kalesi***8217;nin önünde bir ölüm kalım savaşına dönüştü.
Girit***8217;in başkentinin duvarlarının üstünde ve altında gerçek bir devlerin savaşı
sahne alıyordu.24 Gerçi Randolph, ***8220;Venediklilerin gücünü Osmanlılarınkiyle
karşılaştırmak tıpkı aslanla, aslanın yelesindeki pireyi bir tutmak gibidir.***8221;
dese de25 Girit savaşları pek de böyle olmadığını ortaya koydu. Zira Kandiye
kalesi artık Venediklilerin Doğu Akdeniz egemenliğinin kaderi ile
özdeşleşmişti. Bunun farkına varan Venedik yönetimi bu mücadeleyi,
gücünün sonuna kadar götürmek kararında idi. ***8220;Girit seferinin mukadderatı
en sonunda Kandiye kalesinin mukadderatına bağlanmıştır. Girit Adasının
dolayısıyla Akdeniz***8217;de deniz hakimiyetinin bir kalenin mukadderatıyla bu
kadar ilgili olması ve ona bağlı kalması çok gariptir.***8221;26
Savaş sırasında adanın ekonomik durumu da bir hayli etkilendi.
Ticaret adeta durma noktasına geldi.27 Ne var ki 1647 yılından itibaren
Hanya ve Resmo***8217;da Osmanlı yönetiminin olağan olarak tesis edildiğini
görüyoruz. Dolayısı ile adanın ekonomik potansiyeli de Osmanlı ordusuna
akmaya başlamıştır. Bu noktada Venedik yönetimi için Kandiye kalesinin
adadan alabileceği hiçbir lojistik destek yoktu. Bütün desteklerini ada
dışından sağlamak zorunda idiler. Venedik yönetimi için bir başka sorun da
savaşın getirdiği yoğun ekonomik baskı idi. Savaşın finansmanı önemli
ölçüde Venedik***8217;ten, çeşitli bankalardan gelen paralar ile mümkün
olabiliyordu. Bu, Eylül 1669 tarihine kadar sürdü.28
Savaş sırasında yerli halkın tutumu da oldukça ilginçtir. Yerli halk tam
anlamıyla bir ikilem içinde idi. Ortodoks yerli halkın adanın yöneticisi
durumunda olan Venediklilerle ilişkileri, tarihsel süreçte pek de yolunda
gitmemişti. Gerek adanın ekonomik açıdan sömürülmesi, gerekse Ortodoks
cemaate karşı Katolik yönetiminin tutumu adada sürekli bir çekişme hatta
çatışma sebebi olmuştu. Dolayısı ile yerli halk zaten Venedik yönetimine pek
olumlu bakmıyor idi. Ne var ki her iki toplum da Hristiyan***8217;dı. Adayı almak için
savaşan karşı taraf ise farklı bir dinden idi. Türkler hakkındaki söylenceler,
korkutmacalar dilden dile dolanıyordu. Örneğin Türklerin Resmo***8217;yu aldıktan
sonra bütün tapınakların harabeye çevrildiği, kentin yağmalandığı, insanların
öldürüldüğü anlatılıyordu.29 Bu propaganda çerçevesinde de Venedikliler
yerli halkı Osmanlılara karşı örgütlüyorlardı. Örneğin; Apokoron nahiyesinde
Esterni Manastırı civarındaki köylere Venedik***8217;in Kandiye generali gelip,
ahaliden eli silah tutanları toplayıp, onlara, Osmanlılara karşı savaşmaları
için Venedik***8217;ten gelen tüfekleri dağıtmıştı.30 Bu çatışmalarda, papazlar ve
kadınlar dahi savaşmışlardı.31

Halkın gerçek durumu ise tam anlamı ile bir ikilem duygusu idi. Bu
ikilemi ozan, Marinos Çane Bounialis, Giritlilerin ***8220;loş sisler arasında Türklerin
mi yoksa Frankların mı daha korkunç olduklarını bilemediklerini***8221; söyleyerek
ortaya koymuştu.32
Gerçekte ise durum tam tersiydi. Türkler Hanya***8217;yı kuşattıkları zaman
özellikle kırsal kesimde yaşayan Rum nüfusu Venediklilere karşı Osmanlıları
desteklediler, Osmanlılara katıldılar.33 Örneğin, Kurinali köyünün kapudanı34
Hanya***8217;ya gelip Müslüman olup Türklere katıldı.35 Şüphesiz ki bunda Osmanlı
serdarının tutumu etkili olmuştur. Hanya savaşının sürdüğü günlerde, Hanya
Ovası***8217;ndan toplanan bazı yerliler, serdar-ı ekreme götürüldüler ve serdar
onları serbest bıraktı ve askerlere, onların ağaçlarının kesilmemesi ve
yakılmaması için emirler verdi.36
Hanya***8217;nın teslimi sırasında şehirde kalacak olanların can ve mal
güvenliğinin sağlanacağı açıklandı. Şehrin tesliminden sonra kentin
yağmalanmaması için de çorbacı bölükleri tayin olundu. Bu çerçevede,
ahaliye ***8220;taaddi ve hasarat eden***8221; bazı kişiler de cezalandırılmıştır.37 Yerli
halka eski mallarının kendilerinde kalabileceği, üretimlerine devam
edebilecekleri de ilan edilmişti. Osmanlı sistemi içinde pek rastlanmayan bir
biçimde zımmiyet statüsünü kabul eden yerli halk için özel mülkiyet tanındı
ve Osmanlı egemenliği öncesindeki mülkiyet kayıtları hukuksal olarak kabul
edildi. Savaşın devam ettiği Kandiye***8217;nin dışında yerli halk normal hayata
dönmeye de başlamıştı. 1650 yılında adada genel bir sayım yapılmıştı.38
Resmo***8217;da Ortodoks halk her türlü hukuksal sorununu kadı önünde
çözümlemeye başlamıştı.39 Bunun yanı sıra, adada çok sayıda insan hiçbir
zorlama olmadan Müslümanlaşmaya başlamış40 ve adada önemli bir
dönüşüm yaşanmakta idi. Bunun bir tamamlayıcısı olarak adada
Müslümanlarla Hristiyanlar arasında evlilikler başlamıştı. Özellikle 1650***8217;li
yıllardan itibaren bu tür evliliklerin arttığı kaynaklardan izlenebilmektedir.41
Başka bir deyişle, savaşın sürdüğü 1645-1669 yılları arasında Kandiye şehri
dışında Girit adasında Osmanlı yönetimi kurulmuştu. Üstelik bu yönetim,
adanın Venedik dönemi yönetiminden çok daha yumuşak idi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16.05.08, 11:59
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

Bunun ötesinde aynı zamanda dinî propaganda da başladı.
Osmanlılar Latin din adamlarını kovacaklarını ve Ortodoks hiyerarşisini
yeniden kuracaklarını vaat ettiler. Daha 1646***8217;da Giritli Neophytos
Patellaros***8217;u adanın metropolit piskoposu olarak atandı.42 Arkasından kiliseler
ve manastırlarla ilgili birtakım düzenlemeler yapıldı.43 Şüphesiz ki bu, halk
üzerinde olumlu bir hava yarattı. Buna karşın Venedikliler de Giritlilere
birtakım vaatlerde bulundular. 1657***8217;de kovulmuş ekümenik patrik II.
Ioannikis Kandiye***8217;ye geldi, Ortodokslara moral ve manevi destek verdi.
Kâfire karşı kutsal savaş ilan edip bir kâfiri öldürenin günahlarının
affolunacağını belirtti. Fakat Ioannikis Ortodoks kilisesi Trimartyr***8217;i yeni Girit
patrikliğinin merkezi yapmak isteyince Latinler, Venediklilere onu adadan
kovması için baskı yaptılar.44 Böylece, Venediklilerin bu çabası da kendileri
için olumsuz bir şekilde noktalandı.
Tüm bu yaşananların sonucunda büyük zorluklar çeken Kandiye***8217;den
insanlar bir yolunu bulup kaçmaya başlamışlardı. Kaçanlardan Müslüman
olanlar ödüllendiriliyor, Müslüman olmayanlar ise uygun bir zamanda
istedikleri yere gönderiliyordu.45 Kaleden Türk tarafına sadece yerli halk
kaçmıyordu. Umutsuzluk ve sefalet Venedik görevlilerinden birçok kişinin
Türklerin tarafına geçmesine sebep oldu. 1667***8217;nin Kasım ayında Albay
Andreas Barotsis Türk tarafına geçip istihkamların zayıf noktalarını bildirince
kuşatma altındaki halkın durumu daha da kötüleşti. Barotsis***8217;i başkaları da
takip etti. Osmanlı yöneticileri, bu durumu büyük ödüller vaat ederek
sağladılar. Köprülü***8217;nün 700.000 altını bunun için harcadığı söylenir.46
1669 yılının yazı bittiğinde Kandiye Kalesi***8217;nin artık dayanacak gücü
kalmamıştı. Kısa sürede umutlar tükendi. Liderler birlikte karar verip tek
hareket tarzı belirleyemeyince son kaçınılmaz oldu. Dolayısıyla Morisini
Kandiye***8217;nin teslim olması için Türklerle görüşmeleri başlatmaya karar verdi.
Görüşmeler Ağustosun sonunda gizli olarak başlatıldı ve yaklaşık 20 gün
sürdü. Köprülü***8217;nün temsilcileri, Rum çevirmen Panayiotis Nikousios***8217;ti.
Morosini***8217;nin temsilcisi bir İskoçyalı, Annant ve Giritli soylu Stephanos
Skordilis***8217;ti. Dikkatli bir şekilde hazırlanmış 18 maddelik anlaşma 16 Eylülde
imzalandı.47
Bu anlaşma ile Venedikliler Girit***8217;ten tamamen ayrılmadılar. Girit***8217;in
yakınlarındaki Suda, Granbosa ve Spinalonga ada-kaleleri Venediklilere
bırakılmıştı. Bu üç kalenin Venediklilere bırakılması tartışmalara sebep oldu.
Yeniçeri ağası Abdurrahman Ağa ile kul kethüdası Zülfikar Ağa***8217;nın buna
yanaşmak istemeyip karşı durmasına İbrahim Paşa, ***8220;Sahib-i devletin sözü
bendedir, üç pare adalar kâfirde kalsın.***8221; diyerek son sözü söylemiştir.48
Randolph ise bu olayı Türklerin gülerek karşıladıklarını söylemektedir. Ona
göre Türkler, ***8220;Mademki tavuk bizde, öyleyse civcivler de bizim olacak. Bu
adaların hesabına ileride bakarız.***8221; demişlerdir.49 Gerçekten de bunlar bir
zamanların büyük kolonisinin son kalıntılarıdır, esasında bunların pek bir
önemi de yoktu. Çünkü bölgede çok şey değişmişti. Bunları elde tutmak
Venediklilerin birkaç yıl daha adayı geri alma ümidini boş yere devam
ettirmesine sebep olmuştur.50
Savaşın sona erdiği sultana ve her tarafa duyurulmuş, Girit Osmanlı
topraklarına katılmıştı. Çeyrek asır süren ve binlerce insanın canına mal
olan, bu savaşın bitmesi bütün Osmanlı memleketlerinde sevinçle karşılandı.
Savaşın bu kadar uzun sürmesinin çok farklı nedenleri mevcuttur.
Osmanlıların Kuzey Balkanlardaki savaşları onların Kandiye kuşatmacılarına
yeterli desteği vermesine engel oluyordu. Ege***8217;de üstünlüğü hâlâ elinde
bulunduran Venedik donanması Türk donanmasını takip ediyor ve sık sık
yağmalıyordu.51 Savaş bir yandan uluslar arası bir boyut kazanmış, çeşitli
Avrupa devletleri de bu savaşta yer almıştı.52 Ne var ki Venediklilerin
yanındaki Avrupa yardımını da blok bir Avrupa birliği olarak görmemek
gerekir. Nitekim, Avrupalı prenslerin önemli bir kısmı bu konuda
Venediklilere ***8220;söz verdiler ama yardım vermediler.***8221;53 İngilizler içinse bu
savaşın galibinin kim olacağı pek de önemli değildi. Onlar için problem
adanın Türklerin eline geçmesi değil korsan yatağı hâlinde olması idi. Bu
yüzden Girit***8217;in Türklerin elinde olması Levant Company***8217;nin Akdeniz ticareti
için daha avantajlı bir durumdu. Bu yüzden Venediklilere yardım etme riskini
göze alamadılar.54
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16.05.08, 12:00
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

Savaşın uzamasına yol açan sebeplerden biri de Girit savaşlarının
yaşandığı 1645-1669 yılları arasında Osmanlı sisteminin büyük problemlerle
uğraşmak durumunda kalması idi. Dünyadaki değişimlere koşut, Osmanlı
ekonomik sistemindeki büyük dönüşümler, iktisadi kararsızlıklar, toplumsal
başkaldırılar, İstanbul ve taşradaki büyük kargaşa, rüşvet, yeniçeri isyanları
Osmanlı yönetimi için onulmaz yaralar açıyordu. Şüphesiz bu tablo savaşın
uzama sebeplerinin başında geliyordu.
Stratejik açıdan, Girit savaşları sırasında oldukça net olarak görülen
bir başka olgu da boğazların önemi oldu. 1648 yılında Venedik
donanmasının Çanakkale Boğazı***8217;nı kapatması ile, İstanbul ile Ege ve
Akdeniz***8217;in deniz ulaşımı tamamen kesilmiştir. Bu durum hem İstanbul***8217;un
iaşesini zora sokmuş, hem de başkentin güvenliğini tehdit etmiştir.
Boğazların böylesine tıkanması Osmanlı yöneticilerine İstanbul***8217;un güvenliği
için boğazların önemini, boğazların denetimi için de donanmanın önemini
gözler önüne sermiştir. Görülen o ki, Girit seferine Ege***8217;de deniz
hâkimiyetinin temin edilmesinden önce başlanması önemli bir hata idi.55 Öte
yandan uzayıp giden savaş zaten kötü durumda olan Osmanlı maliyesini
iyice zora sokmuştu. Bu da savaşın uzamasının diğer sebeplerindendi.
Girit Savaşı hem Osmanlı tarihi için hem de Venedik tarihi için bir
dönüm noktası olmuştur. Bu savaşla, Venedik devletinin öncelikle doğu
Akdeniz***8217;de egemenliği sona eriyordu. Bu da Venedik devleti için sonun
başlangıcı idi. Osmanlı İmparatorluğu ise Ege ve Akdeniz***8217;in stratejik açıdan
en önemli adasını ele geçirmişti. Girit***8217;in alınması psikolojik olarak da
toplumda önemli bir yankı bulmuştu.56
Girit savaşları Osmanlı donanmasını da derinden etkilemiştir. Bu
savaşlara kadar Osmanlı donanmasının temelini geleneksel çektiriler
oluşturmakta idi. Hâlbuki bu gemiler zayıf, fırtınaya tahammülsüzdü.
Avrupa***8217;da yaygınlaşan yelkenli kalyonlar ise daha güçlü daha fazla personel
taşıyabilen daha modern gemiler idi.57 Osmanlı donanmasında çektirilerden
kalyonlara geçişin yaşandığı dönem Girit savaşları ile başlamıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16.05.08, 12:00
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Türk denizcilik tarihi açısından Girit Savaşı ve Önemi

Sonuç olarak çeyrek yüzyıl süren Girit savaşları ile Ege Denizi***8217;nin
Akdeniz***8217;e çıkışının kilidi olan Girit adası Osmanlı topraklarına katıldı ve ada
Osmanlı toprağı oldu. Akdeniz***8217;den okyanuslara çevrilen dünya ticaret
potansiyeli ile adanın büyük ticari avantajı kaybolduysa da stratejik konumu
gereği ada hep önemli olmaya devam etti.

KaynakPDF
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
açısından, denizcilik, girit, önemi, savaşı, tarihi, türk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:58 .