iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:04 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Tarih Bölümü » Trakya Paşaeli Cemiyetinin Bulgaristan’daki Faaliyetleri ve S. Şevket DİNGİLOĞLU

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21.06.08, 09:07
Standart Trakya Paşaeli Cemiyetinin Bulgaristan’daki Faaliyetleri ve S. Şevket DİNGİLOĞLU

21.06.08, 09:07



Yaprak Dökümü’nün Şevket’i zor günler geçiriyor | Nereden nereye: Baykal’ın 1990’daki sivil muhtırası | Dünya’daki En Güçlü Bilgisayarlardan Biri Türkiye’de | Varna Tıp üniversitesi Bulgaristan’ın 3.büyük devlet üniversitesidir | Google’daki komik aramalar |

i. Millî Mücadele Döneminde Kırklarelinin Siyasi Önemi
Mondros Mütarekesinin uygulanmasıyla beraber Trakyada başlayan Yunan işgalleri, Kırklarelinin siyasi önemini artırmış; Kırklarelinin sınır komşusu Bulgaristan, bu dönemde Türkiyenin en çok siyasi ilişkide bulunduğu devlet olmuştu. Bulgaristan, kendi çıkarlarına da uyduğu için Millî Mücadele döneminde Türk-Bulgar ilişkilerine önem vermiş, kurtuluş mücadelesinde yeni kurulacak olan Türkiyeyi, dolayısıyla da sınır komşusu olan Trakyayı desteklemişti. Özellikle de Yunan işgalinin Trakyada başlaması ile Edirne ve Kırklareli çevresindeki Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinden Bulgaristana geçenlere, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin anlaşmalarla resmen yasaklanmasına rağmen, büyük yardımlar yapmaktan kaçınmamıştı. Bu noktada da Kırklareli, Bulgaristan ile Türkiye arasında karşılıklıçıkarlara dayanan siyasi işbirliğinde geçiş yolu olmuştur. Bulgaristandan sağlanan destekler ile Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri kurdukları akıncı kuvvetlerini rahatlıkla Kırklareli üzerinden Trakyaya geçirmişler, vur-kaç taktiği ile de Yunanları yıldırmayı başarmışlardır.
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan anlaşmalarla, Bulgaristan’ın müttefikleri ile arasındaki her türlü askerî harekât durdurularak, İtilaf devletleri temsilcilerine Bulgaristan topraklarından diledikleri gibi geçme hakkı verilmişti. Türkiye de Mondros Mütarekesinin 23’üncü maddesi uyarınca eski müttefiklerinin hepsi ile olan ilişkilerini kesmek zorunda bırakılmıştı.1 Hariciye Vekili, İstanbuldaki Bulgar elçisine bir nota vererek kendisinin ve İzmir, Edirne konsolosları da dâhil olmak üzere Türkiyede bulunan bütün Bulgar diplomatlarının Türk sınırlarını terk etmelerini istemişti. Söz konusu olan anlaşmalara rağmen her iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulması yönünde Millî Mücadelenin ilk günlerinden itibaren sıcak temasların başladığını görüyoruz. Millî Mücadele öncesinde Doğu Trakyayı almak isteyen devletlerin başında, Rusyadan destek gören Bulgaristan ile İngilterenin desteğini alan Yunanistan geliyordu. Birinci Dünya Savaşı sonunda Rusyanın kendi derdine düşmesi ve Bulgaristan’ın da yenilmesi üzerine bu iki devlet, bir şey yapamaz hale geldi. Bulgaristan’ın tek başına toparlanarak silah zoru ile Trakyayı alacak gücü yoktu. Bu durumda da meydan İngiltere ve Yunanistana kalmıştı; ancak Trakyayı başkasına bırakmak istemeyen Bulgaristan, kendi alamadığı yeri başkasına da kaptırmak istemiyordu. İtilaf devletleri ile arasında imzalanan Neuilly Anlaşması gereğince2 Bulgaristan’ın Ege Denizine çıkma düşüncesi yok olmuştu. İçinde bulunduğu durumdan ümitsizliğe kapılmayan ve istekleri Türklerin çıkarları ile uyuşan Bulgaristan, düşüncelerini gerçekleştirmek için başka yollar aramaya başladı.
Sevr Anlaşması’nın 84. ve 87. maddeleri ile İngiltere, Balkanlarda kendi üssü durumunda bulunan Yunanistan’ı kuvvetlendirmek için Marmara Adaları, Gelibolu, Trakya ve Edirnenin Yunanistana terk ve katılımı konusunda yapılacak uygulamayı açıklıyordu. Açıklanan bu karar Türk ve Bulgar halklarıüzerinde büyük bir üzüntü uyandırdı. Özellikle de Bulgaristan’ın Dedeağaç Limanı’ndan Ege Denizine çıkıştan yoksun bırakılması Bulgarları, Türklerle daha çok yakınlaştırdı.3 Birinci Dünya Savaşı’nda kader birliği etmiş olan Türkiye ile Bulgaristan’ın bu savaştan yenik çıkmaları ve Yunanistan’ın Türkiyenin olduğu kadar Bulgaristan’ın da düşmanı olması iki ülke arasında bir yakınlık unsuru oluşmasına neden oldu ve Bulgarlar, Türk Millî Hareketine karşı sempati duymaya başladılar. Türkiyede işgallerin başlamasıüzerine de Türk ve Bulgar devlet adamları kölelikten kurtulma çarelerini birlikte aradılar. İşte şimdi Bulgaristan aradığı desteği bulmuştu. 1920 yılı mart ayından itibaren Bulgaristanda Bulgar Çiftçi Halk Birliği (BÇHB-BZNS) koalisyon hükûmetinin başına geçen Aleksandr Stamboliyski, Mustafa Kemal Paşanın başında bulunduğu Türk güçlerinin imkânlarına, Batılı devletlerden çok daha erken güvendi ve yeni Türkiyeyi kurmaya çalışan Mustafa Kemal Paşaya bütün tehlikelere rağmen yardım etti.

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Tarih Bölümü
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 21.06.08, 09:08
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 992
Ettiği Teşekkür: 160
224 tane iletisine 342 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Cevap: Trakya Paşaeli Cemiyetinin Bulgaristan’daki Faaliyetleri ve S. Şevket DİNGİLO

II. Millî Mücadele Döneminde Mustafa Kemal ve Aleksandr Stamboliyski
Mustafa Kemal Paşa, Batı Trakya vasıtasıyla Ege Denizine çıkmak isteyen Bulgaristan’ı, Türkiyenin stratejik bir müttefiki olarak görmüştü. Bu durum da Bulgaristan’ın, Türkler ile düşmanının aynı olduğunu anlamasına ve iki ülkenin amaçta birleşmelerine neden oldu. Amaçlarını gerçekleştirme çalışmaları doğrultusunda da Türkiye, ilk olarak Doğu Trakyadan göç etmiş olan Bulgar göçmenlerinden bir kısmının yerlerine dönmesine izin verdi. Ayrıca, her iki devlet arasında ticari ilişkiler kurulmasından yana da hazırlıklar yapılmaya başlandı. 1920 yılı Nisan ayında yapılan hazırlıklar çerçevesinde Mustafa Kemal Paşa, TBMM adına Bulgar başbakanına Fransızca bir mektup gönderdi. Bu mektup, Mustafa Kemal Paşanın sadece Bulgar hükûmetine ve Bulgar kamuoyuna Türk Millî Mücadelesinin içeriği ve hedefleri hakkında bilgi verme arzusunun bir ifadesi olmayıp, iki hükûmet arasında doğrudan ilişkiler kurulması yolundaki ilk diplomatik deneme de olmuştu. Mustafa Kemal Paşa, mektubunda Türkiyenin yasal hükûmetinin Ankara hükûmeti olduğunu belirterek şu sözleri ile konuya açıklık getirmişti:
Artık yasa dışı olduğu için sultanlık hükûmetine karşı kabul edilen uluslararası yükümlülükler yerine getirilmemelidir!. Uluslararası zorlayıcı önlemlere ve tehditlere rağmen, iki devlet arasında kurulmaya çalışılan ilişkilere Bulgar hükûmeti de Türkiye ile diplomatik ilişkilerine devam ederek yardımcı olmaya çalışmıştır.4
Yukarıda da değindiğimiz gibi, ne Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan Mondros Mütarekesi ve Selanik Anlaşmaları ile Bulgarların Türklerle olan ilişkilerinin kesilmeye çalışılması; ne de Türkiyede bulunan bütün Bulgar diplomatlarının Türk sınırlarını terk etmelerinin istenmesi iki devlet arasındaki ilişkileri bozmaya yetmemişti. Aleksandr Stamboliyski başkanlığındaki Bulgar hükûmeti, resmî yollardan değilse de gayriresmî yollardan Ankara hükûmetine yardımcı olmaya devam etmişti.5 Her iki ülke de birbirlerinde temsilci bulunduramamaları nedeniyle çıkarlarının korunmasını savaşa katılmamış tarafsız ülkelere bıraktılar. Böylece Türkiyedeki Bulgarların çıkarlarını, İstanbuldaki İsveç elçiliği; Bulgaristandaki Türklerin çıkarlarını da Sofyadaki İspanyol elçiliği üstlendi.6 Osmanlı vatandaşlarına özel olarak verilen bu pasaportlar İspanyol Büyükelçisinin sorumluluğu altında veriliyordu. S. Şevket Dingiloğlunun şahsı ve ailesi için verilen iki adet pasaportta da S. Şevket Dingiloğlunun ve aile üyelerinin (eşi Fevricihan Dingiloğlu, kızıÜlker Hikmet, oğlu A. Erdoğan’ın) tüm sorumluluklarının elçiliğe ait olduğu yazıyor ve tüm sivil otoriteler ile askerî birliklerce yardımcı olunarak belirtilen vatandaşların hürriyetlerine kavuşmaları için gerekli işlemleri yapmaları isteniyordu.7 Ancak 1921 yılı başlarından itibaren Aleksandr Stamboliyski hükûmeti, Ankara hükûmetinin Sofyada resmî bir temsilci bulundurmasına olanak
sağlayabildi.8
Bulgaristan hükûmeti; Trakyada Yunan işgalinden sonra geri çekilen Türk askerlerinin ve mültecilerinin Bulgaristana sığınmalarına izin vererek, onlara yardım etmiş ve sonra tekrar Türkiyeye dönüp Millî Mücadeleye katkıda bulunmalarını sağlamıştı. Ayrıca, Bulgaristana İtilaf devletleri tarafından uygulanan yasağa rağmen Aleksandr Stamboliyski hükûmeti, el altından Ankara hükûmetine askerî ve iktisadi yardım gönderilmesine destek olarak, Doğu ve Batı Trakyada Yunan işgal kuvvetlerine karşı savaş verecek karma Türk-Bulgar çetelerinin kurulmasına yardım etmişti. 1 Nisan 1920 tarihli ve 38 numaralı ordu karargâh bülteni, Bulgarlar ve Türkler tarafından 30 çetenin kurulduğunu yazıyordu. Albay Cafer Tayyar Bey (Eğilmez) kumandasındaki Türk askerlerinin yenilgiye uğramalarından sonra 385 subay, 3239 er ve 22.000 sivil Türkiyeli, Bulgaristana geçerek buraya sığınmıştı. Aleksandr Stamboliyski hükûmeti, Türk askerlerine ve göçmenlerine yardım etmek amacıyla iki milyon levalık bir yardımda bulunmuş, çoğunu da Burgaz, Kızanlık, Svilengrad bölgelerindeki çiftliklere yerleştirmişti. Bu arada BÇHB-BZNS hükûmetince çiftçi göçmenlere toprak, tarım aletleri, tohum temin edilmiş, askerlerin ve işgaller üzerine Trakyadan kaçarak Bulgaristana sığınan Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin Millî Mücadeleye katılmak için Türkiyeye geri dönmeleri de sağlanmıştı. Kısacası, Bulgaristan bir taraftan Türkiyeye destek vererek Doğu Trakyanın savunmasını kolaylaştırmaya çalışıyor, diğer taraftan da Egeye çıkmak için Türkiyenin desteğini garanti altına almak istiyordu.
Türk halkının mücadelesi, daha önce de söylediğimiz gibi, Bulgaristanda