Nüve Forum


Felsefe Bölümü hakkinda Cicero " Dostluk " ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Cicero'nun felsefî yapıtlarından biri olan Laelius ya da De Amicitia (Laelius ya da Dostluk Üzerine) İ.Ö. 44 yılında yazılmıştır. Diyalog biçiminde olan bu kitaptaki konuşma, İ.Ö. 129 yılında geçer. Sanki

Like Tree13Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.08.09, 19:57
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cicero " Dostluk "

[coverattach=1]Cicero'nun felsefî yapıtlarından biri olan Laelius ya da De Amicitia (Laelius ya da Dostluk Üzerine) İ.Ö. 44 yılında yazılmıştır. Diyalog biçiminde olan bu kitaptaki konuşma, İ.Ö. 129 yılında geçer. Sanki Scipio Aemilianus'un ölümünden ( İ.Ö. 129 ) birkaç gün sonra, Scipio'nun çok yakın dostu Laelius, damatları Scaevola ve Fannius'la "dostluk" üzerine konuşur. Bu konuşmayı sonradan Scaevola, Cicero'ya aktarır.

Diyaloğu yöneten C. Laelius İ.Ö. 190 yılında doğmuş olmalıdır. Babası C. Laelius'la Scipio Africanus Maior'un dostluğu gibi, o da genç yaşta Scipio Aemilianus'la dost olmuş ve onun yazınsal çevresine girmiştir. Burada da Terentius ve Lucilius'la dost olmuştur. Stoa felsefesini yakından tanımış, Diogenes, Panaitios'un düşüncelerini Roma çevresine yaymıştır. Siyasal yaşama ne zaman başladığı bilinmemekle birlikte, İkinci Pön Savaşında Scipio'nun konsüllüğü sırasında ( İ.Ö. 147 ) onun legatı olarak çalışmıştır. İ.Ö. 145'te praetor olmuş ve bir söylevle, halk tribünlerinden C. Licinius Crassus'un "rahip kurullarının halk tarafından seçilmesi" önergesini reddettirmiştir. İ.Ö. 142 yılında Scipio'nun desteklemesiyle konsüllüğe adaylığını koymuş, ama Pompeius'a karşı yitirmiştir. Bu yüzden Scipio'yla Pompeius'un arası bozulmuştur. Ertesi yıl adaylığını yeniden koyup kazanmış ve 140 yılında Q. Servius Caepio ile birlikte konsül olmuştur. Tib. Gracchus'un önayak olduğu iç savaşta da Gracchus'a karşı çalışmıştır. İ.Ö. 132 yılı başında Tib. Gracchus öldürüldükten sonra, onun yandaşlarını tutuklatmak için kurulan konsüller kurultayına katılmıştır. 131 yılında Scipio'yla birlikte halk tribünü S. Papirius Carbo'nun, halk tribünlerinin yeniden seçilmesi önergesini reddettirmiştir. 129 yılında çok sevdiği dostu Scipio Aemilianus'u yitirmiştir. Scipio'nun arkasından ne kadar yaşadığı bilinmemekle birlikte, çok yaşamamış olmalıdır. Laelius'un ünü, yaşarken ona verilen bilge adından ve Scipio'yla olan yakın dostluğundan ileri gelir. Laelius'la Scipio arasındaki dostluğu Cicero, Tusculanae 112'de şöyle anlatıyor: "Askerlikteki eşsiz ünü yüzünden, Laelius Scipio'ya bir Tanrı gibi tapardı; ama, sivil yaşamda, daha yaşlı olduğu için, Scipio Laelius'a bir babaya gösterilen saygıyı gösterirdi."[coverattach=2]

P. Cornelius Scipio Aemilianus Africanus minor, İ.Ö. 185 yılında doğmuştur. Babası Paulus Aemilios'tur. Scipio Africanus'un evlatlığı olduğu için Scipio soyadını, İ.Ö. 147 yılında Kartaca'yı yakıp yıktığı için Africanus sanını almıştır. Büyük bir komutan olan Scipio, aynı zamanda stoacı Diogenes'i, Panaitios'u, bundan başka Platon ve Aristoteles'i yakından tanıyan bir düşünürdü. Çevresine topladığı yüksek kültürlü Terentius, Lucilius, Polybios gibi yazarlarla ve Laelius gibi hukukçularla yazınsal bir çevre yaratmıştır. İ.Ö. 129 yılında, bir gün yatağında ölü olarak bulunmuştur. Onun, kendi canına mı kıydığı, yoksa öldürüldüğü mü iyice anlaşılamamış, Gracchus'ların annesinden kuşkulanılmıştır. Doğal olarak, De Amicitia'da Scipio doğrudan doğruya konuşmaya katılmıyor, ama Laelius, dostluk konusunda hep onun düşüncelerini aktardığından, diyalogda o hep karşımızdadır.

Yeditepe Felsefe
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 1.jpg (38,1 KB (Kilobyte), 5x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg cierio.jpg (44,8 KB (Kilobyte), 3x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05.08.09, 19:59
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

Diyaloğun öteki kişileri, Laelius'un damatları Q. Mucius Scaevola ve C. Fannius'tur. Q. Mucius Scaevola, hukukçu ve rahip yetiştiren ünlü Scaevola soyundandır. İ.Ö. 157 yıllarında doğmuştur. İ.Ö. 117 yılında konsül olmuş, İ.Ö. 88 yılında ölmüştür. Roma'nın en ünlü hukukçularından biri idi. C. Fannius Strabo, kayınbiraderinden biraz yaşlıdır. Üçüncü Pön Savaşına katılmıştır. Cicero'nun, Brutus'ta pek de iyi bir dille anlatmadığı bir tarih kitabı vardır.

Cicero'yla kitabını adına sunduğu Atticus arasında, eski ve büyük bir dostluk, genç yaşlarında başlayıp Cicero'nun ölümüne dek sürmüştür. Cicero'nun bütün yaşamı boyunca Atticus'a yazdığı mektuplar büyük bir deste tutar. Atticus siyasal yaşama karışmamış, tarih alanındaki kişisel çalışmalarıyla, ticaretle, malının yönetimiyle uğraşmıştır. Cicero'nun kitaplarını da o yayınlamıştır.

Cicero, De Amicitia'yı yazarken hangi kitabı örnek aldığını kesin olarak söylemiyor. Kitabın birçok yerinde Aristo ve Theophrasos'a yaklaşır. Aulus Gellius Noctes Atticae 13, 10'da Cicero'nun, Laelius'u yazmadan önce Theophrasos'un Peri Philias (Dostluk) adlı kitabını okumuş olduğunu söylüyorsa da, bu, Cicero'nun bu kitabı örnek aldığına kesin bir kanıt olarak gösterilemez. Cicero'nun; Aristo ve Theophrasos'un düşüncelerini içine alan Panaios'un Peri Kathekontos adlı kitabından esinlendiği kabul edilebilir. Aslında "Dostluk"a birçok bakımdan benzeyen "De Officiis"de de Cicero bu kitabı örnek almıştır: Dostluk'ta diyaloğu stoacı Laelius yönetiyor. Dostluğun tanımı tam anlamıyla stoa felsefesine uygundur, çünkü stoacılara göre dostlukta temel, birlikte yaşamaktan çok "symphonia" (anlaşma) dır; Cicero bunu "consensio" sözcüğüyle çeviriyor. Ama Cicero'nun yapıtı kendisine kaynak olarak gösterilebilecek yapıtlardan şu noktada ayrılır: Cicero, Yunan yazarlarının dostluk üzerine düşüncelerini birbirine dost iki Romalıda (Laelius, Scipio) canlandırıyor, bu düşünceleri onlara uyguluyor. Böylece düşünceler kişilik kazanıyor, canlanıyor, Romalılaşıyor.

Çeviri için kullanılan metin, K. Simbeck'in düzenlediği Teubner'in 1917 Leipzig baskısındaki metindir.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 05.08.09, 20:00
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

DOSTLUK

I


Augur (1) Q. Mucius Scaevola, kaynatası C. Laelius üzerine anılarını olduğu gibi, tatlı tatlı anlatırdı. Her konuşmasında ona bilge demekte duraksamazdı. Erkek togasını (2) giydikten sonra babam beni de Scaevola'ya götürmüştü; bundan sonra bu yaşlı adamın yanından, elimden geldiği kadar ve bana izin verildiği kadar, ayrılmadım. Ondan dinlediğim birçok ciddî konuşmayı kısa, yerinde söylenmiş sözleri ezberimde tuttum; onun bilgisiyle daha bilgili olmaya çalışıyordum. Ölümünden sonra, pontifex (3) Scaevola'yla yakınlık kurdum. Bu Scaevola'nın yeteneği, hakseverliğiyle yurttaşlarımız arasında seçkin bir yer aldığını söylemekten çekinmem; ama ondan başka bir zaman söz açarım, şimdi augura dönüyorum.

Scaevola her zaman türlü konularda söz söylerdi; özellikle bir gün anımsıyorum, evinde benim ve birkaç yakın dostunun bulunduğu bir toplantı sırasında, alışkanlığı üzere hemicyclium'da (4) otururken, o zaman hemen herkesin dilinde olan bir konudan söz açmıştı. Atticus, kesinlikle anımsarsın, hele P. Sulpicius'un (5) çok yakın dostu olduğun için daha iyi anımsarsın, Sulpicius halk tribünüyken önce çok sevdiği, birlikte içli dışlı bir yaşam sürdüğü, o zamanın konsülü Q. Pompeius'tan (6) kanlı bıçaklı düşman olarak ayrılınca, halkın şaşkınlığı ya da buna yerinmesi de diyebilirsin, ne denli büyük olmuştu!

İşte Scaevola bu olayı andıktan sonra, Africanus'un ölümünden birkaç gün sonra, Laclius'un, kendisi ve öteki damadı Marcusoğlu Fannius'la (7) yaptığı dostluk üzerine konuşmayı aktardı. Bu konuşmadaki düşünceleri ezberimde tuttum, bu kitapta kendime göre anlattım; yalnızca birçok "dedim", "dedi"nin araya girmemesi ve okurlara karşılarında konuşuluyor sanısını vermek için, kişileri doğrudan doğruya konuşturdum (8).

Dostluk üzerine yazmam için beni her zaman sıkıştırırdın; bu konu herkese tanıtılmaya değer, hem de aramızdaki yakınlığa uygundur diye düşündüm.

Bu yüzden, senin isteğin üzerine birçoklarına yararlı olmak için, bu işi seve seve üzerime aldım. Yaşlılık üzerine senin adına sunduğum Cato Mairo (9) adlı kitabımda yaşlı Cato'yu konuşturdum; çünkü bence, hiç kimse yaşamın bu çağından, Cato'dan daha büyük bir yetkiyle söz edemez. O, hem uzun bir yaşlılık çağı geçirmiş, hem de yaşlılığında parlak bir konuma erişmiştir. Öte yandan, babalarımızdan C. Laelius ve P. Scipio arasındaki dostluğun pek ünlü olduğunu öğrendiğimiz için, Laelius bana dostluk konusunu inceleyecek en uygun kişi göründü; Scaevola, Laelius'un bu konudaki düşüncelerini aktarmıştı daha önce. Bundan başka, çok ünlü, tarihe karışmış kimselerin saygınlığına dayanan bu tür konuşmaların, bilmem neden, daha büyük bir değer kazandığı sanılır. Onun için yazdıklarımı okurken, arasıra kendimin değil, Cato'nun konuştuğunu sanırım (10).

Böylece, yaşlıyken bir yaşlı için yaşlılık üzerine yazdığım gibi, bu kitapta da çok yakın bir dost olarak, dostum için dostluktan söz açtım. O zaman aşağı yukarı zamanının en yaşlısı ve en akıllı uslu adamı, Cato konuşmuştu. Şimdi hem bilge -çünkü bilge sayılmıştır- hem de dostluğuyla ün salmış Laelius, dostluk üzerine konuşacak. Rica ederim, bir zaman için beni düşünme, Laelius'un ta kendisi konuşuyor say. C. Fannius ve Q. Mucius, Africanus'un ölümünden sonra kaynataları Laelius'u görmeye giderler. Söze onlar başlarlar, Laelius yanıtlar; bütün konuşması dostluk üzerinedir; onu okurken kendini bulacaksın (11).
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 05.08.09, 20:06
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

II

FANNIUS - Evet öyle Laelius, gerçekten Africanus'tan daha iyi, daha ünlü bir kimse yoktu. Ama şimdi bütün gözlerin sana çevrilmiş olduğunu düşünmelisin; yalnızca sana bilge adını veriyorlar, yalnızca seni bilge sayıyorlar. Önce bu adı Cato'ya veriyorlardı. Babalarımızın zamanında L. Acilius'a (12) da bilge dendiğini biliyoruz, ama her ikisi de ayrı bir nedenden. Acilius yurttaşlar hukukunda çok bilgili sayıldığı için, Cato ise yaşamdaki görgüsü yüzünden. Cato'nun gerek forumda (13) gerek senatodaki uslu akıllı ve ileri görüşleri, inatçı savunmaları, keskin yanıtları anlatılırdı. Bu yüzden yaşlılığında bilge sanı Cato'nun artık takma adlarından biri olmuştu.

Sense bir başka yönden, yalnızca yaradılışın ya da ahlâkınla değil, daha çok çalışmaların ve bilgin yüzünen bir bilgesin; halkın anladığı anlamda değil, bilginlerin bu sözcüğe verdikleri anlamda bir bilge. Bütün Yunanistan'da böyle bir bilge yetişmedi, (çünkü bu konuyu inceden inceye araştıranlar, bilge denilen "Yediler"i (14) bilge saymazlar. Atina'da bir tek bilge olduğunu biliyoruz; ona da, Apollon'un sözcüsü bile "En büyük bilge" (15) demişti: İşte sende böylesine bir bilgelik bulunduğuna inanıyorlar: sen her şeyin sende bulunduğunu sanırsın ve erdemi insanla ilgili her şeye üstün tutarsın. Bu yüzden benden, sanırım Scaevola'dan da, Africanus'un ölümüne nasıl katlandığını soruyorlar; hele geçen ayın Nonae'sinde (16), augur D. Brutus'un (17) bahçelerinde her zamanki çalışmalarımız için toplandığımızda, bu toplantı günlerini hiç kaçırmadığın ve bu görevini her zaman yerine getirdiğin halde bu kez gelmediğini görenler, bunu daha çok soruyorlar.

SCAEVOLA - Evet, C. Laelius, Fannius'un dediği gibi, birçokları bu soruyu soruyorlar, ama ben onlara durumu gördüğüm gibi anlatıyorum: diyorum ki çok büyük, aynı zamanda çok sevdiği arkadaşının ölümüne soğukkanlılıkla katlanıyor, ama bundan acı duymamak elinde değildir, aslında bu onun insanlığına yakışmaz. Nonae'deki toplantımızda bulunmamasına gelince, bunun nedeni acısı değil, hastalığıdır.

LAELİUS - Hakkın var Scaevola, doğru söylüyorsun. Sağlıklıyken sürekli olarak yaptığın bu görevden acım beni alıkoymamalı. Benim düşünceme göre sağlam karakteri olan bir insanı görevinden alıkoyacak hiçbir olay olamaz. Sana gelince Fannius, bana bu derece değer verildiğini söylerken -ben ne kendimi bu kadar değerli bulurum, ne de değerli sayılmayı isterim- bir dost gibi davranıyorsun; ama öyle sanıyorum ki, Cato üzerine kanıların doğru değil. Ya kimse bilge olmadı (buna ben daha çok inanırım) ya da bir bilge varsa, o da Cato'ydu. Öteki davranışlarını bir yana bırakalım, ama oğlunun ölümüne nasıl katlanmıştı! (18) Paulus'u (19) anımsıyordum, Galus'u (20) görmüştüm, ama onların çocukları pek küçüktü; Catonunkiyse olgun bir çağdaydı, değeri denenmiş bir delikanlıydı. Bu yüzden bir başkasını, söylediğin gibi Apollon'un "en büyük bilge" dediği o insanı bile Cato'ya üstün tutmaktan sakın: Çünkü Cato'nun davranışları, ötekinin sözleri övülüyor. Bana gelince, artık ikinize de sesleniyorum; şunları bilin benim için:

III

Scipio'nun yokluğuna yanmıyorum desem, -bu konuda haklı mıyım, haksız mıyım, bilgeler düşünsün,- düpedüz yalan söylemiş olurum. Çünkü eşine sanırım hiç raslanmayacak, bana inan ki, hiç mi hiç raslanmamış olan böyle bir dosttan yoksun olduğuma yanarım; ama ilaca gereksinmiyorum, kendi kendimi avutabilirim; en büyük avuntum da, dostlarının ayrılışından acı duyan insanların düştüğü yanlışa düşmemektir. Scipio'nun felâkete uğradığını sanmıyorum; bir felâket geldiyse bana gelmiştir: kara bahtına yanmaksa, dostunu değil, kendini sevmek olur. Yazgının ona güler yüz göstermediğini kim ileri sürebilir? Ölmezliğe erişmek isteğinden başka bunu düşünmekten o çok uzaktı- insanlar için tanrıların suç saymadığı neyi elde etmemiştir? Daha çocukken yurttaşlarının onun için beslediği çok büyük umutları, o, hemen genç yaşta, inanılmayacak bir yetenek göstererek, fazlasıyla aşmıştır. Konsüllüğe adaylığını koymadığı halde bir kez zamanından önce (21), bir kez de kendisi için zamanında, ama yurdu için geç sayılabilecek bir zamanda, iki kez konsül seçildi. Egemenliğimizin amansız düşmanı olan iki kenti yakıp yıkarak (22) yalnızca zamanın savaşlarını değil, gelecek savaşları da ortadan kaldırmış oldu. Ahlâkının güzelliğini nasıl anlatayım? Annesine olan bağlılığı, kızkardeşlerine karşı eliaçıklığı, yakınlarına ettiği iyilikler, herkese karşı adaletli oluşu için ne diyeyim? Bütün bunlar bildiğiniz şeyler. Yurttaşların onu ne denli sevdiği de, cenaze töreninde tutulan yastan anlaşıldı. Aslında daha birkaç yıl yaşamasının ne yararı olurdu. Gerçi yaşlılık kötü bir şey değildir, ama, (Cato'nun ölümünden bir yıl önce Scipio ve benimle birlikte bu konuyu incelediğini anımsıyorum) (23) onda hâlâ var olan dinçliği alıp götürecekti. Öyle bir yaşam sürdü ki, artık ne mutluluğuna, ne ününe eklenecek bir şey kalmıştı. Ölümünü de duymadı bile; öylesine ansızın geldi. Nasıl öldüğünü söylemek zor, neden kuşkulanıldığını biliyorsunuz (24). Yalnızca şurası gerçek olarak söylenebilir: gördüğü birçok onur ve neşe dolu günlerin en güzeli, senatoda oturum kapandıktan sonra, akşam üstü senato üyelerinin, Roma halkının, bağdaşıkların ve Latinlerin onu evine götürdüğü, o ünlü gün olmuştur. Ölümünden bir gün önceydi, böylece, sanki onurun bu en yüksek basamağından ayrılarak yer altındaki ölülere karışmamış, gökteki tanrılara erişmiştir.


__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 05.08.09, 20:07
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

IV

Çünkü ben son zamanlarda ruhun bedenle birlikte öldüğünü, ölümle her şeyin yok olduğunu söyleyenlerin düşüncesinde değilim (25). Bence eski insanların, yani hem ölüler için bu kadar kutsal haklar tanıyan atalarımızın -çünkü onlar, hiçbir şeyin ölüleri ilgilendirmediğine inansalardı, bunu yapmazlardı- hem de bu ülkede yaşamış, şimdi yıkık, o zaman parlak Büyük Yunanistan'ı (26) düzenleri ve kuramlarıyla aydınlatmış olanların düşünceleri daha değerlidir. Giderek Apollon'un sözcüsünün bile "en büyük bilge" saydığı, birçok konularda yaptığı gibi, kimileyin şöyle kimileyin böyle konuşmayıp, bu konuda hep aynı şeyi, yani insan ruhlarının tanrısal olduğunu, bedenden ayrıldıktan sonra göğe dönüş yolunun açıldığını, en iyi, en adaletli ruhların en çabuk göğe eriştiklerini söyleyen insana inanıyorum (27). Scipio da aynı düşüncedeydi. Sanki öleceğini bilmiş gibi, ölümünden birkaç gün önce, Philus, Manilius (28) ve daha birçoklarının bulunduğu bir toplantıda -Scaevola, sen de benimle gelmiştin- üç gün devlet üzerine konuştu. Konuşmasının sonunda, ruhların ölmezliğinden söz açtı ve bize düşünde bunları Africanus'tan dinlediğini söyledi (29). Bu doğruysa, yani en iyi insanların ruhları ölümden sonra, sanki zincirlerle bağlandığı beden zindanından kurtularak çok büyük bir kolaylıkla göğe dönüyorsa, kimin tanrılara yükselişi Scipio'nunkinden daha kolay oldu diye düşünebiliriz? Bu yüzden onun ölümüne yanmak, korkarım, dostluktan çok kıskançlık olmasın.

Ama bedenle birlikte ruhun da öldüğü ve hiçbir duygunun kalmadığı düşüncesi daha doğruysa bu durumda ölümde hiçbir kötülük de yoktur. Çünkü duygu yok olunca, insan sanki hiç doğmamış gibi olur; oysa, o doğduğu için kıvanç duyuyoruz, bu ulus var oldukça da bundan sevinç duyacak. Bu yüzden yukarda söylediğim gibi, onun alın yazısı mutluydu. Mutsuz olan benim; ondan önce doğduğum için, önce ayrılmam daha doğru olurdu. Ama dostluğumuzun anısı bana öyle tatlı geliyor ki, yalnızca Scipio'yla yaşadığımı düşünerek mutlu yaşamış olduğumu sanıyorum. Onunla devlet işlerinde, özel yaşamımızda hep birlikteydik. Evimiz birdi, askerlik yaşamımız bir; isteklerimizde, zevklerimizde, düşüncelerimizde -dostluğun bütün gücü buradadır- tam anlamıyla anlaşıyorduk. Bu yüzden bu dostluğun anısının ölmez olacağı umudu, beni demin Fannius'un anımsattığı, aslında yerinde de olmayan bilge ünümden daha çok sevindiriyor. Bütün geçmiş yüzyıllar boyunca bu türlü dostluklardan (30) üç ya da dört çift sayılabileceğini düşünerek daha çok sevinç duyuyorum. Umarım ki Scipio ve Laelius'un dostluğu da bunlar arasında sayılacak, gelecek kuşaklarca tanınacaktır.

FANNIUS - Böyle olacak, Laelius. Ama, bir kez dostluktan söz açıldığına göre, boş zamanımız da var, senden sorulan öteki konularda düşünceni bildirdiğin gibi, dostluk üzerine düşüncelerini de söylersen, hem beni, hem de sanırım Scaevola'yı, çok sevindirirsin. Dostluk üzerine ne düşünüyorsun? Nasıl olmalıdır, dersin? Bu konuda koyduğun temeller nelerdir?

SCAEVOLA - Gerçekten, bundan ben de sevineceğim, ama Fannius önce davrandı. İkimizi de sevindireceksin.


__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05.08.09, 20:08
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

V

LAELİUS - Kendime güvenim olsaydı, hiç güçlük çıkarmazdım. Çünkü konu güzel, Fannius'un dediği gibi de, boş zamanımız var. Ama ben kimim? Benim ne yeteneğim var ki? Verilen bir konuda hazırlanmadan söz söylemek bilginlerin, Yunanlıların alışık olduğu bir iştir. Bu da güçtür ve büyük alıştırmaları gerektirir. Bunun için bana kalırsa, siz dostluk konusunda söylenecek sözleri, bu konuyu kendilerine iş güç edinenlerden sorun. Ben size, dostluğu insanla ilgili her şeyin üstünde tutmanızı salık verebilirim. Çünkü hiçbir şey, yaratılışımıza onun gibi uymaz; gerek mutlu, gerek kara günlerimiz için daha elverişli değildir.

Önce, benim düşünceme göre, dostluk ancak iyi insanlar arasında olabilir, ama bu konuyu derinden inceleyenler gibi, iyi sözünü katıksız iyi anlamında kullanmıyorum. Onların belki hakları var, ama böyle düşünmekle, halkın yararına pek az yardım ederler: çünkü bir insanın bilge olmadan iyi olabileceğine inanmazlar. Peki öyle olsun diyelim: ama onların anladığı anlamda da bilgeliğe hiçbir ölümlü erişememiştir. Bizse hayâl ve dilekte kalan şeyleri değil, günlük yaşamda uygulanabilecekleri göz önüne almalıyız. Atalarımızın bilge saydığı C. Fabricius (31), M. Curius (32), Tib.

Coruncaniuslara (33), bu filozofların koydukları kuramlara göre, hiçbir zaman bilge diyemem. Bunun için filozoflar bu kıskançlık dolu, karanlık bilge sözünü kendilerine saklasınlar, ama hiç olmazsa bunların iyi insan olduklarını kabul etsinler. Bunu bile yapmazlar: bu sıfat bilgeden başkasına verilmez derler (34). Ama biz, deyiş yerindeyse, kaba bir mantıkla düşünelim (35). Doğruluk, dürüstlük, hakseverlik ve cömertlikleriyle beğenilecek bir davranış ve yaşama yolu tutan, her türlü açgözlülük, şehvet ve küstahlıktan uzak çok direngen kimseler, örneğin yukarda saydıklarım gibi, iyi olarak tanınmışlardır; onlara biz de iyi diyelim: çünkü onlar, bir insanın elinden geldiği kadar, doğanın, bu en iyi yaşayış yolunu gösteren önderin izinden yürürler. Ben o kanıya vardım ki, yaradılışımız gereği, insanlar arasında toplumsal bir bağ bulunur, ama insanlar bize yakın olduğu ölçüde, bu bağ daha güçlü olur; bunun için yurttaşları yabancılara, akrabalarımızı başkalarına yeğ tutarız.

Akrabalar arasında dostluğu doğuran, doğanın ta kendisidir; ama bu dostluk sağlam değildir. Gerçekten de, akrabalar arasındaki yakınlık yitebilmesine karşın; dostluktaki yakınlık, her zaman vardır: işte bu noktada dostluk akrabalığa üstündür; yakınlık ortadan kalkarsa, dostluk adı da kalkar, ama akrabalık sürer. Dostluğun gücü özellikle şundan anlaşılabilir: doğanın insanları birbirine yaklaştırıp oluşturduğu sayısız insan toplulukları içinde dostluk, o denli sıkışmış, o denli dar bir alana sığınmıştır ki, ancak iki ya da birkaç kişi tam bir sevecenlikle birbirlerine bağlanır.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05.08.09, 20:10
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

VI

Dostluk insanların, insanlarla ve tanrılarla ilgili her şeyde, yakınlık ve sevecenlik duygularıyla anlaşmasıdır. Bilgelik bir yana bırakılacak olursa, ölmez tanrıların insana bundan daha iyi bir şey verdiğini sanmıyorum. Kimi zenginliği, kimi tam sağlığı, kimi etkililiği, kimi toplumsal konumları, birçokları da zevkleri üstün tutarlar. Bu sonuncusu hayvanlara yaraşır; ötekileri geçici, kuşkuludur; bizim kararlarımızdan çok yazgının cilvesine bağlıdır. Katıksız iyiliğin erdemde bulunduğuna inananların çok hakkı var.

Çünkü dostluğu hem doğuran, hem sürdüren, erdemdir; erdem olmadan dostluğun hiçbir türü olamaz. Şimdi günlük yaşamda ve dilimizde erdem sözcüğüne verilen anlamı açıklayalım: birçok bilginin yaptığı gibi, onu parlak sözcüklerin ölçüsüne vurmayalım: Paulus, Cato, Galus, Scipio, Phillus (36) gibi iyi sayılan insanlara iyi diyelim. Onların iyiliği her günlük yaşam için yeter; hiçbir yerde, hiçbir zaman bulunmayan insanları da bir yana bırakalım.

Bu gibi kimseler arasındaki dostlukta özel yararlar vardır ki, saymakla bitiremem. Önce, Ennius'un (37) dediği gibi, dostluğun karşılıklı yakınlığında kendisini dinlendirmeyen insan için yaşam, yaşam mıdır? (38) Karşısında kendinle konuşuyormuş gibi her şeyi söylemeyi göze alabileceğin birini bulmaktan daha tatlı ne var? İyi günlerinde senin kadar sevinecek biri olmasaydı mutluluğundan ne zevk alırdın? Öte yandan da, kara günlerinde senden çok üzülecek bir dostun olmasaydı, o günlere katlanmak güç olurdu. Son olarak, peşinde koşulan her şey genellikle bir tek işe yarar: servet, harcamaya yarar; sözü geçerlik, saygınlık; toplumsal konum, övülme; zevkler, neşe getirir; sağlık, acıdan kurtarır, bedenini istediğin gibi kullanmana yardım eder. Dostluk, birçok iyiliği bir araya toplar, gözlerini nereye çevirirsen onu orada hazır bulursun, hiçbir yere yabancı, hiçbir zaman yersiz ve can sıkıcı değildir; bunun için derler ki, ateş ve sudan çok dosta gereksinmemiz vardır. Hem ben burada, halk arasındaki ya da düzeyli insanlar arasındaki dostluktan değil bunun bile kendilerine göre zevk ve yararları vardır adları sayılan birkaç kişinin dostluğu gibi gerçek ve yetkin dostluktan söz ediyorum. Dostluk mutlu günleri daha aydınlık yapar, yıkımları dağıtıp paylaşarak hafifletir.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 05.08.09, 20:20
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

VII

Dostluğun çok ve büyük yararları olmakla birlikte, biri ötekilere çok üstündür:
dostluk, gelecek için parlak bir umut ışığıdır; ruhu güçsüzlüğe düşmekten ve
kendini kapıp koyuvermekten alıkor. Çünkü gerçek dosta bakan insan, sanki onda kendi örneğini görür. Bu yüzden, uzaktaki dostlar yanımızdadır, yoksullar zengin olur, güçsüzler güçlü; dahası, -söylemesi güç!- ölüler yaşamayı sürdürürler: dostlara duyulan saygı, onların anısı, özlemi o derece insanın içindedir. Onun için onların ölümü mutlu, ötekilerin yaşamı övülmeye değer sayılır. Doğadan sevgi ve yakınlık bağı kaldırılsa, hiçbir ev, hiçbir kent ayakta duramaz. Tarım bile yapılamaz. Bu kadarı yetmezse, dostluğun, anlaşmanın gücü, düşünce ayrılıklarından ve anlaşmazlıklardan kestirilebilir: hangi güçlü aile, hangi sağlam devlet vardır ki, kin ve anlaşmazlıklarla temelinden sarsılmasın? Bundan dostlukta ne büyük iyilikler olduğunu anlayabilirsin.

Derler ki, Agrigentumlu bir bilgin (39), tanrıların esiniyle yazdığı Yunanca şiirlerinde, bütün dünyada ve evrende duran ya da kımıldayan her şeyin dostlukla birleştiğini, anlaşmazlıkla ayrıldığını bildirirmiş. Bütün ölümlüler de böyle düşünür ve davranışlarıyla bunu tanıtlarlar. Bu yüzden tehlikeye atılarak ya da tehlikeyi paylaşarak dostuna yardım etmek gerektiği zaman yardım eden insanın bu davranışını göklere çıkarmayacak kimse var mıdır? Daha geçenlerde konuğum ve dostum M. Pacuvius'un (40) yeni oyunu oynanırken, bütün tiyatrodan yükselen o övgü sesleri neydi! Kral (41) hangisinin Orestes olduğunu bilmediğinden, Pylades onun yerine kendisini feda etmek üzere, kendisinin Orestes olduğunu söylüyor; Orestes de gerçekte Orestes olduğu için, "Orestes benim!" diye direniyordu. Seyirciler, ayakta, bu uydurma olayı alkışlıyorlardı. Gerçeği karşısında kim bilir ne yapacaklardı? Doğa burada gücünü kolayca ortaya koydu: insanlar, kendilerinin yapamadığı şeyi bir başkasının yaptığını görünce onun davranışını doğru buldular.

Dostluk üzerine bildiklerimi söyleyebildim sanırım. Bundan başka söylenecek şeyler varsa, sanırım pek çok vardır bunları, isterseniz, bu sorunları inceleyenlerden sorun.

FANNIUS - Biz daha çok senden dinlemeyi isterdik. Gerçi bu konuyu onlardan da sordum, sözlerini seve seve de dinledim, ama senin konuşma biçimin bambaşka.

SCAEVOLA - Geçende Scipio'nun bahçelerinde devlet konusunda düşünce yürütülürken bulunsaydın, bu sözleri daha güçlü söylerdin. Laelius, Philus'un o kadar özenle hazırlanmış söylevine karşı, nasıl adaletin savunmanı kesildi, görmeliydin (42)!

FANNIUS - Adaletli bir insan için adaleti savunmak çok kolay olmuştur.

SCAEVOLA - Peki? Dostluğu büyük bir bağlılık, direnç ve doğrulukla koruması
yüzünden ün almış bir insan için, dostluktan söz açmak kolay olmayacak mı?

VIII

LAELİUS - İşte buna zorbalık derler. Beni nasıl konuşmaya zorlamış olursanız olun, yaptığınız zorbalıktır. Ama damatlarımın isteklerine karşı koymak, hem de iyi bir işte olursa, hem güçtür, hem de haksızlık olur: Dostluk konusunda düşündüğümde, hep şu noktayı göz önünde tutmalı diye de düşünürüm: acaba dostluğu arattıran neden güçsüzlük ya da gereksinim midir? Acaba karşılıklı yardımlaşmaya girişirken insanların amacı tek başlarına pek başaramayacakları şeyi bir başkasının yardımıyla elde etmek, sırası gelince karşılığını yapmak mıdır? Yoksa bu yardımlaşma dostluğun özelliğidir de, dostluğun daha derin, daha soylu, salt doğanın yarattığı başka bir nedeni mi vardır? Dostluğa adını veren sevgi (43), insanların yakınlık duygularıyla birbirine bağlanmasında başlıca nedendir. Çünkü çıkarlar çok kez kendine dost süsü veren ve durum gerektiği için saygı, ilgi gösteren insanlardan bile elde edilebilir; oysa dostlukta hiçbir şey yalan ve yapmacık değildir, her şey gerçektir ve içten gelir. Bu yüzden, sanırım, dostluğu gereksinim değil, doğa yaratır. Dostluğun doğuşunda ondan ne çıkarlar elde edileceği düşüncesinden çok, ruhların sevgiyle bağlanması var.

Bu sevginin ne türlü olduğu hayvanlarda bile fark edilebilir. Hayvanlar bir süre için yavrularını o kadar severler ki, sevgileri apaçık görülebilir; bu sevgi insanlarda daha da açıktır: önce, ana baba ve çocuklar arasında ancak kötü bir cinayetin ortadan kaldırabileceği sevgi yüzünden, sonra da, kendisinde sanki bir adalet ve erdem ışığını gördüğümüzü sanarak alışkanlıklarıyla, yaratılışıyla uyuştuğumuz insanı bulunca bizde bu türlü bir sevgi uyandığı için. Çünkü erdemden daha çok sevilebilecek hiçbir şey yoktur, hiçbir şey onun kadar kendine sevgi çekemez: bunun için erdem ve dürüstlükleri için hiç görmediğimiz insanlara bile sevgi duyarız. Kim, hiç görmediği halde C. Fabricius'u (44), M. Curius'u (45), sevgiyle, iyi duygularla anımsamaz? Tersine kim, Tarquinus Superbus (46), Sp. Cassius (47), Sp. Maelius'tan (48) nefret etmez? İki komutan, Pyrrhos (49) ve Hannibal (50) İtalya'da egemenliği ele geçirmek için bize karşı savaştılar: ilki adaletli olduğu için bizde büyük bir nefret uyandırmadı; ötekinden, zulüm yaptığı için bu ülke hep nefret edecek.



__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 05.08.09, 20:54
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

IX

Dürüstlüğün gücü, bize kendini, hiç görmediğimiz insanlarda, dahası var, düşmanda bile sevdirtecek kadar büyükse, dost olabileceğimiz kimselerde erdem ve iyilik sezdiğimiz zaman ruhlarımızın eyleme geçmesine niçin şaşmalı? Gerçi bu sevgi, görülen iyilikle, sezilen ilgiyle ve bunlara eklenen alışkanlıkla güçlenir, sonunda ruhun ilk kımıldanışı ve yakınlaşması bunlarla birleşince, insanda büyük ve hayran olunacak bir sevgi alevlenir. Dostluğun güçsüzlükten, herkesin kendisinde olmayan şeyleri bir başkasından elde etmek isteğinden doğduğunu söyleyenler, dostluğu gereksinim ve zorunluktan doğmuş saymakla, ona çok aşağı ve hiç de soylu olmayan bir doğuş vermiş olurlar. Bu böyle olsaydı kendisini en güçsüz duyan kimsenin dostluğa en uygun olması gerekirdi. Oysa ki durum bambaşkadır. Bir insanın kendisine güveni ne denli tamsa, hiçbir şeye gereksinmeyecek, her şeyin yalnızca kendisinde bulunduğuna inanacak denli erdem ve bilgelikle donanmışsa, o denli dost edinmek ve dostunun yakınlığını kazanmakta kendisini gösterir. Peki, Africanus bana gereksinmiyor muydu? Herakles hakkı için, hiçbir zaman. Ben de ona gereksinim duymuyordum. Ama ben onun erdemine hayran olduğum için, o da belki, ahlâkım için çok kötü bir düşünce beslemediğinden birbirimizi sevdik. Alışkanlık yakınlığımızı güçlendirdi. Gerçi bu dostluktan birçok yararlar elde ettik; ama dostluğumuz çıkar kaygısından doğmuş değildir. Başkalarını minnet altına sokmak için iyiliksever ve eliaçık değiliz (çünkü iyilik faize verilemez, bizi eliaçık olmaya yaratılışımız zorlar); bence dostluk, bir ödül almak kaygısıyla değil, bütün kazancı yalnızca o sevgide olduğu için aranmalıdır. Hayvanlar gibi her şeyi zevke bağlayanlar bu düşünceden çok ayrılırlar. Buna şaşmamalı. Aklı bu derece aşağı görülen bir sorunda olan insan, gözlerini hiçbir zaman yüksek, olağanüstü, tanrısal bir şeye çeviremez (51). Bu yüzden bu insanları konuşmamızın dışında bırakalım; ama kendimize gelince; biz, dürüstlük belirtisi gördüğümüz kimseye duyduğumuz sevgiyi ve yakınlıktan ileri gelen sevecenliği doğanın yarattığını anlayalım. Dürüstlüğü arayanlar, sevmeye başladıkları insanın yakınlığından ve yaradılışından yararlanmak için birbirlerine bağlanırlar, yaklaşırlar; istedikleri, sevgide eş olmak ve eş hakka erişmektir; isterler ki, yardım istemekten çok yardım etmeye hazır olsunlar, aralarında onurlu yarışma bu olsun. Böylece hem dostluktan birçok yarar elde edilecek, hem de, dostluğu güçsüzlüğün değil, doğanın yarattığı kabul edilince, ona daha ciddi, daha gerçek bir temel sağlanacak. Çünkü dostluğu perçinleyen çıkar kaygısı olsaydı, çıkar kalmayınca dostlukların da çözülmesi gerekirdi; yaradılışımız değişmeyeceği için gerçek dostluklar ölümsüz olur. Sözlerime katacak bir şeyiniz yoksa, dostluğun kökeni işte budur.

FANNIUS - Evet, konuşmanı sürdür Laelius, Scaevola'dan daha büyük olduğum için, onun yerine de yanıt veriyorum.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 05.08.09, 20:55
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Cicero " Dostluk "

X

LAELİUS - Peki, üstün insanlar: Scipio'yla çok kez incelediğimiz dostluk üzerine düşüncelerimizi dinleyin öyleyse. Scipio'ya göre, gerçi dostluğu ömrün son gününe kadar sürdürmekten daha güç bir şey yokmuş: çünkü derdi, bir çıkar ayrılığı çok kez ortaya çıkabilir ya da devlet işlerinde aynı düşüncede olunmayabilir. Dahası, insanların huyu da değişebilir: insanın yıkım yüzünden başka, üzerine çöken yaşlılık yüzünden başka huyları vardır. Sözlerine örnek olarak gençliği alıyordu, çünkü çocuklar toga praetextayla birlikte en güçlü sevgilerini de bir yana atıyorlar, derdi. Sevgileri gençlik çağına dek sürse bile bir yarışma, örneğin, bir evlenme ya da ikisinin birden elde edemeyeceği bir çıkar yüzünden yok olur. Dostlukları daha uzun sürse bile, aynı göreve istekli olurlarsa, bozuşuyorlar. Çünkü dostluk için birçoklarındaki para hırsından, olgun insanlar arasındaki konum ve ün çekişmesinden daha büyük bir yıkım olmaz. Bundan birçok içli dışlı dost arasında büyük düşmanlıklar doğmuştur. Dostlardan doğru olmayan bir şey, örneğin şehvete aracı olmaları ya da bir haksızlık yapmak için yardım etmeleri istendiği zaman, büyük ve çok kez haklı anlaşmazlıklar çıkar. Böyle bir yardımı yapmayanların davranışları gerçi onurlu bir iştir, ama istekleri yerine getirilmeyen kimseler, onları dostluk kurallarına uymamakla suçlarlar. Dostundan her şeyi istemeyi göze alanlar, yalnızca bu istekleriyle, dostları için her şeyi yapacaklarını açıkça bildirirler. Yakınmaları, yalnızca eski yakınlıklarını bozmakla kalmaz, bitip tükenmeyen nefretlere bile yol açar; Scipio, 'İşte derdi, kara alınyazıları gibi, dostların üzerine çöken öyle raslantılar vardır ki, bunlardan kaçınmak, bence insan bilgeliğinin değil, talihin işidir.'

XI

Bunun için, isterseniz önce, dost sevgisi nereye kadar gitmelidir, onu görelim. Coriolanus'un (52) dostları olsaydı, acaba onunla birlikte yurda karşı silâha sarılmalı mıydılar? Acaba kral olmaya kalktığı zaman, dostları Vecelinus'a (53), Maelius'a (54) yardım etmeli miydiler? 37. Devlette kargaşalık çıkaran Tib. Cracchus'u (55), Q. Tubero'nun (56) ve yaşıtı dostlarının yüzüstü bıraktığını gördük. Ama Laenas (57) ve Rupilius'un konsüllüğü zamanında, Scaevola, konuğumuz Cumaeli C. Blossius (58) kurulda (59) bana dileğini bildirmeye geldiğinde, kendisini bağışlatmak için şu nedeni ileri sürüyordu: Tib. Gracchus'a öyle saygısı varmış ki, o ne isterse yapmak gerektir sanırmış. O zaman "Capitolium'u (60) ateşe vermeni isteseydi de mi?" dedim; "Böyle bir şeyi hiçbir zaman istemezdi..." dedi, "Ama isteseydi, yapardım." Bakın, ne uğursuz bir söz! Herakles hakkı için, dediğini yaptı, daha çoğunu bile yaptı! Çünkü Tib. Gracchus'un küstahlığına yardım etmekle kalmadı, ona yol bile gösterdi: çılgın öfkesinin yardakçısı değil, önderi oldu. Bu çılgınlık içinde yeni bir soruşturmadan korkarak Asya'ya kaçtı, düşmana katıldı, devlete karşı işlediği cinayetin ağır, ama yerinde olan cezasını çekti. Bir suçu dost uğrunda işlemiş olmak, o suçu bağışlatmak için bir neden değildir. Çünkü dostluğun temeli, erdeme karşı duyulan saygıya dayandığına göre, insan erdemden ayrılırsa, dostluk süremez.

Dostların her istediğini yerine getirmeyi ve onlardan her şeyi istemeyi doğru bir iş sayarsak, bundan bir aksaklık, bir eksiklik doğmaması için, hepimizin örnek birer bilge olmamız gerekirdi. Ama biz önümüzdeki, gördüğümüz ya da söz edildiğini işittiğimiz, günlük yaşamda raslanan kimselerden konuşuyoruz; örneklerimizi onlardan, özellikle bilgeliğe en çok yaklaşanlardan alalım.
Papus Aemilius (61), Luscinus'un yakın dostuydu (bunu babalarımızdan öğrendik; iki kez birlikte konsül censurada (62) iş ortağı oldular. M. Curius (63) ve Tib. Coruncanius'un, hem onlarla, hem de aralarında çok yakın dost olduklarını anlatırlar. Ama bunlardan birinin dostundan, doğruluğun onuruna içtikleri sırada, devletin çıkarına aykırı bir şey istediğini sanmak bile yerinde olamaz; çünkü bu insanlar için, dostlarından böyle bir şey istemiş olsalardı bile, elde edemeyeceklerdi demek gerekli midir? Çok dürüst kimselerdi onlar; dostundan böyle bir şeyi istemek de, istenildiği için yapmak da aynı derecede bir suçtur. Ama bakın, C. Carbo (64) ve C. Cato, Tib. Gracchus'un izinden gittikleri halde, şimdi bu kadar yeğinlikle davranan kardeşi C. Gracchus onunla birlik olmamıştı (65).
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
" dostluk ", cicero

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:51 .