Nüve Forum


Felsefe Bölümü hakkinda Varoluş ile ilgili bilgiler


Varoluş 1. Olmak fiilinin iki kullanımı [coverattach=1]Eski mantıkçıların dilinde, "olmak" sadece basit bir bağlaç, bir yüklem olarak ele alınabilir. Mesela, eğer karın beyaz, Sokrates***8217;in ölümlü olduğunu ileri sürüyorsam, burada olmak,

Like Tree2Likes
  • 1 Post By Unrealseptic
  • 1 Post By Unrealseptic

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.12.09, 12:47
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Varoluş

Varoluş

1. Olmak fiilinin iki kullanımı

[coverattach=1]Eski mantıkçıların dilinde, "olmak" sadece basit bir bağlaç, bir yüklem olarak ele alınabilir. Mesela, eğer karın beyaz, Sokrates***8217;in ölümlü olduğunu ileri sürüyorsam, burada olmak, yalnızca bir özelliği ya da niteliği (beyaz, ölümlü) bir özneye, bir töze (kar, Sokrates) yüklemeye yaramaktadır. Başka türlü söyleyecek olursak, sınıf mantığı dilinde, "olmak" sadece bir aidiyeti ileri sürmemi sağlar: kar beyaz nesneler sınıfına aittir, Sokrates ise ölümlü varlıklar sınıfına.

Ama olmak bir de mutlak anlamında ele alınabilir. Kendimin, duvar saatinin "olduğu"nu söylediğimde, bu durumlarda "olmak" fiili en genel anlamında, yani farklı varoluş tarzlarına ilişkin herhangi bir yargıda bulunmaksızın (Tanrı***8217;nın varolduğunu söylememle, benim varolduğumu, nesnelerin varolduğunu söylemem arasında bir fark olduğu açıktır) varoluşu tasdik etmeme yarar. En azından ilk bakışta, varolmak bize olmakla aynı düzleme yerleştirilebilir gibi görünmektedir: yol kenarında çam ormanı olduğunu söylemem, onun varolması anlamına gelir. Konuşma dilinde, bu kavramlar aynı kapıya çıksa da, felsefe dili bu terimler arasında bir ayrım gözetebilir. Ama sözcüğün ilk anlamında ve en sıradan kullanımında, varolmak, olmak kavramının verdiğini sadece daha fazla enerji ile ortaya koyar; varolmak, var olan her ne ise onun deneyimindeki gerçeklik ve sahicilik özelliğinin ısrarla üzerinde durur.

Yeditepe Felsefe
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 1.jpg (13,0 KB (Kilobyte), 4x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26.12.09, 12:51
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

2. Öz ve varoluş

Öz, basit olarak, bir şey ne ise onu o şey yapan şeydir. Varoluşun bir şeyin var olma olgusu olmasına karşılık öz var olan bir şeyin ne olduğunu, özel olarak ona ait olan ana niteliklerin neler olduğunu söyler. Skolastikler, Aristoteles***8217;i izleyerek öz ve ilinek arasında ayrım yapmaktaydılar (Örneğin, insan, özü bakımından akıllı bir hayvandır; ilinekleri bakımından büyük veya küçük, siyah veya beyazdır).

3. Varoluşun indirgenemezliği: Ontolojik kanıt ve çürütülmesi

Ontolojik kanıt, Aziz Anselmus tarafından ortaya atılmış (XI. yüzyıl), Descartes tarafından benimsenmiş (XVII. yüzyıl) ve Kant tarafından eleştirilmiş (XVIII. yüzyıl) olan Tanrı***8217;nın varlığıyla ilgili kanıttır. Bu kanıt mükemmel bir varlık olarak tanımlanan Tanrı***8217;nın özünün kendisinden onun varoluşunu çıkarmak iddiasındadır. Şüphesiz bu kanıtın taraftarları Tanrı olmayan her şeyle ilgili olarak özün varoluştan kesin bir tarzda ayırt edilmesi gerektiğini kabul ederler. Örneğin,insanın özü, onun varoluşunu içermez. insanın tanımı dünyada bir milyar insanın veya beş insanın veya hiçbir insanın varolmasını gerektirmez. Hiçbir sonlu varlığın özü-tanrıbilimciler hiçbir "yaratığın" özü diyeceklerdir- onun varoluşunu içermez. Bir yaratığın varlığından daha kırılgan, daha az güvenli ve daha bağımlı hiçbir şey yoktur. Berulla kardinali, "insanın varlığını ortadan kaldırmak, onun köleliğini ortadan kaldırmaktan daha kolaydır" demekteydi. Aziz Anselmus ve Descartes***8217;a göre, Tanrı söz konusu olduğunda ise durum bunun tersidir. Tanrı***8217;nın yalnızca özü, yalnızca Tanrı kavramı, onun varoluşunu içerir. Descartes***8217;a göre, nasıl bir matematikçi bir tanımdan hareketle bu tanımdan onun içerdiği sonuçları çıkarırsa aynı şekilde Tanrı kavramından hareketle, bu kavramdan Tanrı***8217;nın varlığını çıkarabiliriz. Tanrı fikri, mükemmel bir varlık fikridir. Eğer o var olmasa, mükemmel olmaz; çünkü onda tam da varoluş denen o özellik eksik olur. Mükemmel varlığın özünü teşkil eden nitelikler arasında her nitelik gibi mükemmellik olarak göz önüne alınması mümkün olan zorunlu varoluş da bulunmaktadır.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26.12.09, 13:01
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

Kant bu kanıtı güçlü bir biçimde eleştirirken asıl anlamında varoluşta kanıtlara ve kavramlara indirgenemez olan, onların dışında kalan şeyi açığa çıkarmıştır. Kant, varoluşun bir nitelik olmadığını söyler: Varoluş bir başka kavramda içerilmiş olan bir kavram değildir. Mükemmel bir varlık kavramından şüphesiz zorunlu olarak var olan bir varlık kavramını çıkarabilirim, ama bu kavramdan varoluşun kendisini çıkaramam. Varoluş mutlak bir durum, veri olan bir şeydir. Varoluş, kavramdan tamamen farklı bir şeydir. O, kavramların bağlantıları planından başka bir planda yer alır. Yüz gerçek talerlik bir servet basit olarak yüz taler kavramından daha mükemmel, daha karmaşık bir kavram değildir. Kavram bakımından gerçek yüz talerle sadece düşünülen yüz taler arasında bir fark yoktur. Yalnız birinci durumda ortada bir servet vardır, ikinci durumda ise bu servet var değildir. Ve bu çıplak olgu, var olma olgusu, bir yüklem, bir nitelik olamaz. Varoluş hiçbir biçimde özden çıkarılamaz. Aziz Anselmus ve Descartes***8217;ın görüşüne rağmen Tanrı kavramı da bu mutlak kuralın bir istisnasını oluşturmaz. Nasıl ki mümkün yüz taler kavramından gerçek yüz talerin varlığını çıkaramazsam, Tanrı***8217;nın özünden de onun var olduğu sonucuna geçemem.

Bazı felsefe tarihçileri Kant***8217;ın eleştirisine karşı Aziz Anselmus ve Descartes***8217;ın kanıtını savunmuşlardır. Ancak bunu yaparken onlar, her şeye rağmen, bu eleştiride daha önemli olan şeyi, yani varoluşun "mutlak bir durum", her türlü kavrama yabancı ve indirgenemez olma olgusunu tasdik etmişlerdir. Gerçekten Kant***8217;a, Aziz Anselmus ve Descartes***8217;ın kendisinden hareket ettikleri mükemmel varlık kavramının basit bir kavram olmadığı, bir tür iç deneyim olduğu söylenerek karşı çıkılabilir. Mükemmellik kavramı kendisini anlamaksızın tasarladığım ve zihnimi aşan aşkın bir şeyin benim zihnimde bulunmasıdır. O daha bu haliyle bir varoluşun zihnimde bulunmasıdır. Bu anlamda ontolojik kanıt, bir varlığa ilişkin iç deneyimdir, yoksa bu varlığın çıkarsanması değildir. Kant belki Aziz Anselmus ve Descartes***8217;ın derinliğine söylemek istedikleri şeyi yanlış anlamıştır, ama asıl anlamında varoluş denen şeyde orijinal olan, indirgenemez olan, çıkarsanamaz olan, akılsal olmayan şeyi gayet iyi anlamıştır.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26.12.09, 13:03
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

4. Varlık bilmecesi

Kelimenin en geniş anlamında varoluş, başka deyişle varlık, dünyada en sıradan, fakat aynı zamanda en esrarlı olan şeydir. Ben varım, dünya var ve dünyadaki her şey var. Bu en temel, ancak hemencecik unutulan bir cümledir. Çünkü şeylerin varoluşuna, Heidegger***8217;in dediği gibi "varolanlar"ın "varlık"ına şaşırmaktan çok, hepimiz var olan şeylerin doğasıyla, o çok sayıdaki "varolan"ların özüyle meşgul oluruz. "Var"ın çok basit apaçıklığını, basit varlık olgusunu bir yana bırakırız. Bu felsefi sırrı en büyük sıklıkla tanımazlıktan geliriz. Bu sır şüphesiz düşünmekten çok yaşama kaygısına sahip olan herkes tarafından tanınmazlıktan gelinir. Çıkar ve tutkularının baskısı altında bulunan insanlar kendi işleriyle uğraşırlar. Onlar kelimenin pascalcı anlamında oyalanırlar. Ancak bilmek ve düşünmek isteyenler bile hemen özlere, kavramlara, yani somut şeyleri açıklayan soyut fikirlere giderler.

Ancak özlerinden önce şeylerin varoluşu bir problem oluşturur. Leibniz, ***8220;Neden hiçbir şey yok değil de bir şey var?***8221; diye sormaktaydı. Şüphesiz Leibniz bu soruya bir tanrı-bilimci cevabı vermekteydi: Dünyanın esrarlı varlığı bizi bu dünyanın yaratıcısı olan zorunlu bir varlığa gönderir. Genel olarak varlık, temelini ve kökenini koşulsuz bir varlıkta, Tanrı***8217;da bulur ve yaratılmamış yaratıcı her yaratığın nedenidir. Ama bu cevap, bu problemi çözmekten çok yerini değiştirir. Dünyanın varlığı Tanrı***8217;nın varlığıyla açıklanabilir olsa bile Tanrı***8217;nın kendisinin varlığı esrarlı kalır, çünkü o hiçbir şeyden çıkarılamaz. Bu son nokta hatta yukarıda işaret ettiğimiz gibi Kant***8217;ın ontolojik kanıtı eleştirisinde en açık olarak ortaya çıkan şeydir: Varoluş -isterse Tanrı***8217;nın kendisinin varoluşu olsun- bir şeyden çıkarsanabilir bir şey değildir. Dünyanın varlığına gelince Tanrı, dünyanın varlığının sırrını da ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü ancak Spinoza***8217;nın felsefesinde dünya, bütün özellikleri ile, bir üçgenin özelliklerinin onun tanımından çıkmasına benzer bir tarzda Tanrı***8217;dan çıkabilir. Ama örneğin, Hıristiyanlar için dünya bu şekilde Tanrı***8217;dan çıkamaz. Çünkü onlara göre dünya önceden görülemez bir yaratımın sonucudur, esrarlı bir sevginin ifadesidir. Dünyanın varlığı ve bizim varlığımız, bir teoremin sonucu değildir, bir lutfun eseridir.

Bu varlık bilmecesinin üzerinde çağımızda özel bir güçle Martin Heidegger durmuştur. Jean Paul Sartre Bulantı***8217;da heideggerci sorgulamanın sözcülüğünü üstlenir. Varlık, anlaşılamaz. "Şu bahçe, şu şehir ve benim kendim, her şey veridir. Bunun farkına vardığında insana bulantı gelir ve her şey havada yüzmeye başlar" diye yazar Sartre. Bu açıdan sık sık varlığın saçma olduğu söylenir. Ancak kelimenin ilk ve dolaysız anlamıyla yetinirsek varlığın saçmalığını ileri sürme, bir değer yargısı, varoluşun niteliği üzerine ahlaksal bir yargı değildir. Varlık saçmadır demek, Schopenhauer tarzında, hayat çirkindir veya acımasızdır demek değildir. Saçma kelimesi mantıkçıların ona verdikleri anlamda alınmalıdır: Varlık akılla çıkarsanabilir bir şey değildir. Sartre şöyle der: Var olanlar görünürler, onlarla karşılaşılır, ancak hiçbir zaman çıkarsanamazlar. Var oluşun bir veri olduğuna ilişkin böyle bir keşfin illa sıkıcı veya acı verici deneyimlerle ilişkili olarak ortaya çıkmadığı noktası üzerinde ısrar edelim. Şüphesiz varlığın olumsallığı duygusu bazen bir sıkıntının ortasında veya büyük bir ümitsizlik vesilesiyle ortaya çıkar. Ancak şeylerin nedeni olmadığı, onların salt veri olduklarını bazen bir sevincin, bir mutluluk anının, büyük bir hayranlık duygusunun tam ortasında keşfettiğimiz de olur. "Yürek coşkun bir sevinç içindeyken de soru oradadır, çünkü o anda her şey değişmiştir ve sanki bizim için onların yokluğunu anlamak varlıklarını anlamaktan daha kolaymış gibi her şey adeta ilk defa kendisini bize gösterir" der Heidegger. Her neyse, ana soru şudur: "Neden hiçbir şey yok değil de bir şey var?" Bu soruyu unutmaya çalışsak bile o gizlice varlığını sürdürür. Heidegger***8217;in dediği gibi" kısa bir süre sonra yeniden yok olmak üzere varlığa gelen bir çanın boğuk sesi gibi aklımıza sadece bir defa gelse bile" bu sorunun bütün insanlar için anlamı vardır.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26.12.09, 13:06
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

5. Varlıktan varoluşa

Buraya kadar bazen yapıldığı gibi varlık sorusuyla varoluş sorusunu aynı şeymiş gibi ele aldık. Şüphesiz tanım yapmakta özgürüz ve varoluş kelimesini çok genel olarak varlık kelimesiyle aynı anlamda alabiliriz. Örneğin, bir varlık filozofu olduğunu ileri süren Heidegger, kendi düşüncesini varoluşçu filozofların düşüncesinden tamamen ayırt etmek ister. Gerçekten varoluş, dar anlamda, öznel varoluştur. Varoluşçu diye adlandırılan filozofların sorguladıkları bu varoluş, önce benim kendi varoluşumdur. Şeyler vardır, ancak onlar var olduklarından habersizdirler. Şeyler vardırlar, ancak varoluşa sahip değildirler. Şeyler "kendilerinde"dir, ama "kendileri için" değildirler. Şeylerin var olduklarını, kendimin var olduğumu bilen benim ve bu anlamda şeyler ve kendim, "benim için"dir. Varoluşa sahip olan benim ve bilincimle evreni varoluşa kavuşturmaktayım. (Spinoza gibi) evrene, (Hegel gibi) tarihin bütününe göre insanı açıklamaya çalışan akılcı türden filozoflar yanında, ilk plana var olan özneyi yerleştiren felsefeler vardır.

Felsefesi "Düşünüyorum, o halde varım"la, "düşünüyorum" üzerine bir düşünceyle başlamasına rağmen Descartes bir varoluş filozofu değildir, çünkü Descartes***8217;ın düşünen öznesi, varolan bireysel bir özne değildir, evrensel akıldır. Buna karşılık Descartes***8217;la aynı çağda tamamen başka bir soruşturmadan hareket eden, "sonsuz uzayların ebedi sessizliği" içinde insanın yalnızlığı, kaygısı, günahı, ebedi kurtuluşuyla ilgilenen Pascal***8217;ın felsefesi en mükemmel anlamda bir varoluş felsefesidir. Düşüncesi son derece zengin ve karmaşık olan Platon***8217;da hem akılcı bir felsefe, hem de bir varoluş felsefesiyle karşılaştığımızı söyleyebiliriz. O akılcı bir felsefedir, çünkü Platon akıl yürütür, çürütür veya kanıtlar, logos***8217;a ana bir yer verir. Ama her zaman bir oyun olmayan diyalogdan ötürü o, aynı zamanda varoluşçu bir felsefedir. Örneğin, Gorgias***8217;ta Sokrates ve Kallikles karşıt hayat tarzlarına sahip iki var olan şahıs olarak karşı karşıya gelirler. O, Sokrates***8217;in oynadığı yüksek rolden dolayı da bir varoluş felsefesidir -Sokrates bitmiş, tamamlanmış bir sistemin sözcüsü değildir, kendini sorguya çeken bir düşünürdür-. Yine o, efsanelerin, yani kavramları imgelere çeviren veya daha kesin olarak aklın, akıl yürüten aklın yetersiz olduğunun görüldüğü yerlerde imgelere başvuran mecazi hikayelerin önemi nedeniyle de bir varoluş felsefesidir. Efsaneler gerçekte asıl anlamında varoluşsal soruları, yani Platon***8217;da zamansallıkla ilgili olan soruları ortaya atarlar. Gerçekten akıl, her türlü zamanla ilgili düşüncenin dışında kalarak, yalnızca bir doğruyu başka bir doğrudan çıkarabilir, doğruların birbirlerini dolaysız olarak içerdikleri bir sistem inşa edebilir. Ama zamanın, varoluşsal zamanın işe karıştığı her yerde aklın inşa edemediği şeyi efsanenin anlatması ve betimlemesi gerekir. Böylece Platon***8217;da efsane kökene ilişkin problemlerle (tanıkları olmayan olaylarla, örneğin, Timaios***8217;ta evrenin yaratılışıyla) ve nihai erek problemleriyle (örneğin, insanın nihai ve doğa-üstü kaderiyle) ilgili olarak en mükemmel anlatım yöntemidir. Akıl, logos, genel kural olarak zamansallığı, varoluşsal bir şey olan tarihselliği anlayamaz.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26.12.09, 13:07
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

Ancak en mükemmel anlamda varoluş filozofu, XX. yüzyılın bütün varoluşçu felsefelerinin babası olan filozof, Danimarka***8217;lı düşünür Sören Kierkegaard***8217;dır (1813-1885). Bir varoluş filozofundan daha da fazla bir insan olan Kierkegaard***8217;ın -çünkü o kendini bir tür anti-filozof olarak tanımlamıştır-, bütün felsefelere, özellikle Hegel***8217;in felsefesine karşıt olarak varoluşun bir tanığı olmak istediğini söyleyebiliriz. Gerçekten felsefenin (özellikle Hegel***8217;de) sisteme yönelmesine karşılık varoluş, hiçbir sisteme indirgenemez bireyselliğiyle insani varlığın ortada hazır bulunmasıdır. Varoluş açıklanamaz, sadece yaşanabilir. Filozofların ulaşmak istedikleri doğru, nesnel, evrensel olmak iddiasındadır, varoluşsal gerçeklik ise öznel, tikel, kısmidir. Özcü, akılcı ve sistematik olan felsefe varoluşu, özellikle en keskin ve en trajik biçimi altında varoluşu, yani yaratıkla Yaratıcı arasındaki özel, açıklanamaz, yaşanan ilişki olan dinsel varoluşu anlayamaz. Kierkegaard için iman deneyimi, mutlak olarak akla yabancı, genel plandan kavram ve özlere indirgenemez, varoluşsal plana ait bir deneyimdir.

Ödev insanı genel kurallara itaat ettiği için filozof ahlaksal, etik deneyimden söz edebilir. Ama dinsel deneyim her türlü genel kuralı reddeden özel, biricik bir ilişkiyle ilgili deneyimdir.Çok basit bir örnek bize ahlaksal bir kurban etmeyle dinsel bir kurban etme olayı arasındaki farkı anlama imkanını verebilir. Oğlunu kurban etmeye hazır olan ibrahim***8217;le kızını kurban eden Agamemnon görünüşte birbirlerine benzemektedirler. Gerçekte ise onlar arasında hiçbir benzerlik yoktur. Agamemnon sadece bir ahlak kahramanıdır. O kızını ahlaksal, yurtsever bir amaçla tanrılara kurban etmektedir. Rüzgarın çıkması ve Yunanlıların filosunun yola çıkabilmesi gerekmektedir. Agamemnon babalık ödevini, krallık ödevine, yani daha genel bir ödeve feda eder. Bunun tersine ibrahim hiçbir ahlaksal amaç peşinde değildir. Tanrı onu yapmasını emrettiği için oğlu ishak***8217;ı kurban etmeye hazırdır. Ama bu emir hiçbir ahlaksal amaçla haklı çıkarılamaz, hatta ahlaksal açıdan bakılırsa bu fedakarlık saçmadır, bir skandal niteliğindedir. Temelde o, ibrahim ile Tanrı arasında tamamen özel olan bir meseledir. Dinsel deneyimde bir insanla bir Tanrı arasında sözle ifade edilemez, akıl diline çevrilemez bir ilişki vardır.

Şüphesiz bir varoluş felsefesi Pascal veya Kierkegaard***8217;da olduğu gibi mutlaka dinsel bir felsefe olmak zorunda değildir. Ama o her zaman dünyada bir durum içinde bulunan, yani kendi geleceğiyle, gerçekleştirilmesi veya gerçekleştirilmemesi kendisine kalmış olan imkanlarıyla ilişki içinde bulunan bir öznel insan, var olan özne felsefesidir. Bu insan sadece doğadaki nesnelerle değil, aynı zamanda diğer insanlarla da ilişki içinde bulunan bir insandır. Fransa***8217;da 1945 yılında en fazla başarı kazanmış varoluş felsefelerinden birini, Jean Paul Sartre***8217;ın varoluşçuluğunu analiz ederek bu varoluş kavramını aydınlığa kavuşturalım.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26.12.09, 13:10
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

6. Jean Paul Sartre***8217;ın varoluşçuluğu

1. Varoluşçuluk bir hümanizmdir


Jean Paul Sartre bir konferansına şu çok özel başlığı vermiştir: Varoluşçuluk bir hümanizmdir. Sartre, varoluşun özden önce geldiğini ilan eder. Burada imal edilmiş nesnelerin varoluşundan tamamen farklı olan insani varoluş söz konusudur. Örneğin, konferansçının önünde bulunan şu sürahi vardır. Ancak o var olmadan önce düşünülmüş, belki onu yapan insan tarafından bir kağıt üzerine çizilmiştir. O, özel olarak içine su konulması için tasarlanmıştır. Bir örneğe göre ve bir amaç için kullanılmak üzere yapılmış olan bu sürahi bir kavram, bir fikir, başka deyişle bir varoluş olmadan önce bir öz olmuştur. Ama ben, insan, çok basit olarak sadece varım. Benim kişiliğim önceden ve belli bir amaçla çizilmiş bir örneğe göre yapılmamıştır. insan söz konusu olduğunda varoluş özden önce gelir. Varoluşun öze bu önceliği arkasından bir özgürlük felsefesini sürükler. Herhangi bir amaca hizmet etmeyi, herhangi bir girişimde bulunmayı seçen benim.

Varoluşun bu önceliğini ileri sürerek Sartre şüphesiz bazı klasik filozofların özcü tanrıbilimlerine saldırmaktadır. O, Leibniz***8217;in Tanrı***8217;nın daha sonra kendisini gerçekleştirmek için önce mümkün insan kavramını tasavvur ettiğini söyleyen akılcı tanrıbilimine tamamen karşıdır. Böyle bir felsefede somut varoluş ancak özün açılmasıdır. Ve örneğin tüm hayatımın eylemleri beni tanımladığı ileri sürülen başlangıçtaki formülün açığa çıkmasından başka bir şey olamazlar. Fakat varoluşçuluk bu noktada -Sartre kendisinin tanrı tanımaz olduğunu ilan etse de- insanın esrarlı bir sevgiden, nedeni olmayan tanrısal bir cömertlikten ortaya çıktığını söyleyen Hıristiyan geleneğiyle birleşmektedir. insan iyi düzenlenmiş bir mekanizma değildir, kendini mahvetme veya kurtarma konusunda özgür olan bir yaratıktır. Her neyse varoluşçuluk kesin olarak bilimciliğe karşıdır ve yapısalcılık varoluş felsefesine karşı bilimciliğin bir tür intikamı olacaktır.
Bilimcilik her zaman insanı bir şey gibi açıklama arzusuna boyun eğer (Teknokrasi de, pratik alanda, insanı bir nesne gibi kullanmaya çalışır). Sartre***8217;dan çok önce Gabriel Marcel bu temayı geliştirmişti. O, 1925***8217;ten itibaren varoluş ve nesnellik arasında ayrım yapmaktaydı. Nesne, önümdedir, onu dıştan inceleyebilirim, analiz edebilirim. O bir problem teşkil eder (Yunanca problem, Latince nesne (objet), önüme konulan şey anlamına gelir). Ben nesnelere sahibim, ama kendimle ilişkilerim artık sahip olma ilişkileri değil, bir olma durumu, yani varoluş durumudur. Ben, şu kol saatine sahibim, ama şu bedenim veya şu bilincim. Saatimin bozulması saatçinin tekniğinin çözebileceği nesnel bir problemdir, ama kendimi suçladığım bir yanlış, bir problem değildir, varoluşsal bir sırdır. Doğrudan doğruya kişiliğimi, varoluşumu ilgilendiren hiçbir şey nesnel teknikler alanına ait değildir. Teknisyenin suçu, kişiyi nesneleştirmek, ona bir bütünde kullanılabilir bir öğe gibi davranmaktır.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 26.12.09, 13:11
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

2. insanın aşkınlığı

kendisini çevreleyen şey tarafından tamamen belirlenmiş olduğunu söylemekteydi. Bu dogmatik tezin yerine Sartre bir diyalektiği geçirir. Gerçekten Sartre bir yandan her insanın bir "durum içinde" olduğunu kabul eder (Bu her varoluş felsefesine özgü olan bir kabuldür). insanın bir bedeni, bir geçmişi, dostları veya düşmanları, önünde engeller vb. vardır. Ama öte yandan duruma anlamını veren, var olan insandır. Örneğin, bir belirlenimci, bir "özcü" insanların "dayanılmaz bir durum içinde" oldukları için başkaldırdıklarını iddia eder. Sartre ise, hiçbir durumun kendisi bakımından dayanılmaz olmadığına, ona bu anlamı veren şeyin varoluşsal bir başkaldırı projesi olduğuna dikkat çeker. Bir başka şeyle ilgili olarak aynı durumu Tanrı***8217;nın bizi bir sınaması olarak görebilirdik. Geleceğe ilişkin niyetlerimi, amaçlarımı şimdiki duruma yansıtarak, hangisi olursa olsun, bu durumu özgürlüğümün sebebi kılmaktayım. Daha önce Kierkegaard da her varoluş durumunun arkasından sayısız imkanları sürüklediğine işaret etmişti. insanın omuzları üzerine çöken seçim yapma zorunluluğunun nedeni buydu. Var olan bir şey olmak, imkanları tasarlamak için dünya sahnesinde birinci planda bir rol oynamak zorunlu değildir. Kierkegaard içinde hiçbir olayın cereyan etmediği, en büyük olayın bir yaban horozunun uçması olduğu Danimarka***8217;nın tam göbeğinde yer alan Jutland ovalarının ortasında bile insanın bir varolan olduğunu, seçim yapmak (örneğin Tanrı***8217;ya lanet etmek veya tersine ona şükranlarını sunmak) zorunda olduğunu söylemekteydi. En acı verici, en zorlayıcı durumlar insanın özgür bir varolan olma durumunu ortadan kaldırmazlar, tersine onu ortaya çıkarırlar. Sartre 1945 yılında şunları söylemekteydi: "Hiçbir zaman Alman işgali altında olduğumuz zamanki kadar özgür olmadık." Paradoks ancak görünüştedir, çünkü bir durum ne kadar zor, trajikse, ne kadar bizi zorlarsa, yapacağımız seçim o kadar acildir. Durumlara anlamlarını veren şey, benim bir varolan olarak kararlarımdır. Dünya benim özgürlüğümün aynasından başka bir şey değildir. Sartre***8217;ın aşkınlık dediği şey, geleceğe ilişkin bir tasarıyla şu andaki bir durumun aşılmasıdır.

işte tam da bir durum içinde olan varlıklar olduğumuz için, Pascal***8217;ın dediği gibi , "gemiye binmiş" olduğumuz için seçimlerimiz kaçınılmazdır, bir tür "özgür olmaya mahkumuz". Seçmemeyi seçmek de bir seçim yapmaktır. Hiçbir şey yapmamak, varolan bir insan olarak bir karar vermektir ve bunu yapandan hesap sorulabilir. Buna her an seçim yapmak zorunda olduğumuzu da ekleyelim. Dün verdiğim özgür kararlar yarınki kararlarımı bağlamaz. Her an, eğer istersem, hayatımı değiştirebilirim. Burada varoluş kavramının onu varlık kavramının karşısına yerleştiren çok özel bir anlamını kavramaktayız.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26.12.09, 13:12
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

Var olmak, kendisine mühlet verilmiş olma, geleceğimi yeni bir yöne çevirme ve böylece geçmişimi değiştirme ve onu kurtarma imkanına sahip olmamdır. Özgürlüğüm ancak ölümümle sona ermektedir. Var olmaktan kesildiğim anda hayatım, varlık ve öz olmaktadır. O artık tümüyle geçmiştedir, artık kader haline dönüşmüştür. Varoluşum bundan böyle verilmiş bir şey gibi anlatabileceğim, betimleyebileceğim donmuş, belirli, kapalı varlık haline dönüşmüştür.

Özetle varlık, geçmiş varoluştur. Hegel daha önce olağanüstü bir söz söylemişti: "Wesen ist was gewesen ist": Varlık, var olmuş olandır. Böylece cehennemde olan Kapalı Oturum***8217;un kahramanlarının artık geçmiş hayatları üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Onlardan biri şöyle bir cümle -varoluşçuluğun ünlü cümlelerinden biri- sarf eder: "Sen hayatından başka bir şey değilsin." Var olduğum (ve her an hayatımı değiştirme gücüne sahip olduğum bir zamanda özgürlüğümü dile getiren, öldüğüm zaman ise özümü ve kaderimi ifade eden bir cümle. Hayatım o andan itibaren artık varlık haline gelmek üzere varoluş olmaktan çıkmıştır. O, benden sonra yaşayanlar için artık tamamen bitmiş bir hikayeden başka bir şey değildir. "Ölmek, yaşayanlara yem olmaktır."
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 26.12.09, 13:39
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 14.735
Blog Başlıkları: 2
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Varoluş

3. Varolan bir şeyin doğası yoktur

Bir durum içinde varoluşa sahip olan insanın, -hangisi olursa olsun- bu durum karşısında özgür olduğunu gördük. Onun kendi karşısında, kendisiyle ilgili olarak da özgür olduğunu eklememiz gerekir. Varoluşa sahip olan bir varlık olduğu için insanın doğası yoktur. Bu cümleyi kolayca açıklayabiliriz. Şu çakıl taşının, şu koltuğun bir doğası vardır. Onlar tamamen ve basit olarak neyse odur. Onlar "kendinde" varlıklardır. (Altının som olduğunun söylendiği gibi) onların gerçeklikleri, somdur. Onlar için ne "içeri", ne "mümkünler" söz konusudur. Ama insan varoluşa sahip olduğunun bilincindedir. O, "kendisi için" vardır. Tekrar edelim: Diğer varlıkların bir şey "olma"sına karşılık, insan varoluşa sahiptir, yani o "kendisi için"in aşkınlığı sayesinde her zaman bir şey "olma"nın dışına çıkar.

Etimolojik anlamında var olmak, "dışına çıkmak"tır (ex-ister). Özgür varoluşun ifade ettiği bu sürekli dışa çıkış, varoluşa sahip olan hiçbir şeyin, var olmaya devam ettikçe, önceden belirlenmiş bir doğanın kölesi olamayacağı sonucunu doğurur. Ne bedenim, ne karakterim dediğim şey, ne hayat şartlarım benim için bir kader değildir. Gündelik dilde dendiği gibi, ben "paçamı kurtarabilirim, işin içinden sıyrılabilirim (s***8217;en sortir)". Varoluşculuğun anlamı budur. Varolan bir şey olmak, her şeyden önce bilinçli bir varlık olmaktır. Bilinçli zihnim kendime bir öz, bir doğa yakıştırmamı bana yasaklamaktadır. Örneğin, üzgün olduğumun bilincinde olmam ne demektir? Bu üzüntümü benim uzağımda bulunan bir nesne gibi ortaya koymam demektir. Bir başkasını görür gibi yerimde duramadığımı, kıvrandığımı görmem, ağladığımı işitmem demektir. Üzüntüsünün bilincine varan ben, artık üzüntülü olan benin tamamen aynı değildir. "Kendisi için" olmak, bilinçli olmak demek, artık tam olarak kendisiyle bir düşmemek, kendini hiçbir zaman bir şey olmamaya mahkum bir varlık olarak görmek demektir.

Varlığa sahip olmamız (şeyler, nesneler gibi) ne isek o olmamızdır. Varoluşa sahip olmamız ise her zaman ne değilsek o olmamızdır, ne isek o olmamamızdır. Ben ancak zihnimde, ne isem oyum. Gerçekte her zaman niyetim kötü olmaksızın ciddiye alamayacağım rolümü aşarım. Çünkü bu rol benim olmadığım, oynadığım bir roldür. Kelimeler***8217;de Sartre, küçük Sartre***8217;ın bembeyaz sakalı ile Tanrı babaya benzeyen ciddi büyük babasının önünde nasıl örnek-çocuk komedisini oynadığını anlatır. Ama bu örnek-çocuk o değildi (Çünkü biz hiçbir şey değiliz, salt özgürlüğüz ve "varlık hiçliği"yiz), o, o örnek-çocuk gibiymiş gibi yapmaktaydı. Böylece Varlık ve Hiçlik***8217;in ünlü bir örneğini yeniden ele alırsak, "canlı jestlerine sahip olan ve biraz fazla saygıyla eğilen" bir kukla gibi yanımıza yaklaşan garson bize bir komedi oynadığı duygusunu verir. O, neyi oynamaktadır? Garsonu. iş işten Geçti filminde fiyakalı üniforması içinde büyük bir hoşnutlukla aynada kendine bakan savaşçı, yüce, asil bir "şey"e dönüşen, özü gereği Efendi***8217;yi temsil ettiğini düşünen diktatörün kötü niyeti daha vahimdir. Sartre***8217;ın "alçak" dediği (O, böylece argo bir kelimeye felsefi bir anlam kazandırır) insan, tam da varoluşa sahip olduğunu unutan ve "özsel" bir üstünlüğe sahip olduğunu zanneden "tıkabasa varlıkla dolu" bir insandır. Son derece kötü niyetle insan doğa bakımından erkeğin kadından üstün olduğunu, namuslu insanın serseriden başka bir öze sahip olduğunu, beyazların siyahlara hakim olmak için yaratılmış olduğunu ilan edebilir.

Üç büyük varoluşçu kitap "alçaklar"ın kurbanlarının savunmasını üstlenir. Yahudi Sorunu Üzerine Düşünceler***8217; de Sartre, Yahudileri, Yahudi düşmanlarının zihinlerinde buldukları geleneksel ve efsanevi imgeden kendilerini kurtarmaya davet eder. "Yahudi özü" diye bir şey yoktur ve diğer halklar gibi Yahudiler de varoluşlarını kazanmak zorundadırlar. Aynı şekilde Jean Genet vesilesiyle (Aziz Genet, Komedyen ve ***222;ehit) Sartre namuslu insanların cani bir yaratığa dönüştürmeye çalıştıkları genç bir suçlunun vakası üzerine eğilir. O, genç suçluya "Sen bir serseriden başka şey değilsin" denmiştir ve belki o özgürlüğü için toplumun ona yüklediği bu kötü insan rolünü üstlenmekten başka bir çıkış yolu görmemiştir. Ama nasıl ki "özü gereği" namuslu insanlar yoksa, "özü gereği " hırsız veya serseriler de yoktur. Aynı şekilde Simone de Beauvoir, ikinci Cins***8217;te kadının ne olduğu ileri sürülüyorsa o olmadığını; a priori bir kadın özü, ezeli-ebedi kadınlık diye bir şeyin var olmadığını göstermeye yönelir. Ezeli-ebedi kadınlık, zencilerin çocuksu oldukları, Yahudilerin dalaveracı olduklarına ilişkin efsanelere benzer özcü bir efsanedir. Kadının doğası gereği cilveli, hoppa, erkekten daha az zeki olduğu doğru değildir. Bilinçli varolanlar olduğumuz için insani varlığın özü yoktur. Bilinç her veriyi nesne olarak koyduğu, onu aştığı veya Sartre***8217;ın dediği gibi hiçliğe dönüştürdüğü için bilinçli varolan, varlığın zıddıdır.

Sartre***8217;ın "hiçlik" dediği, bilincin bir özelliği olan bu, insanın kendisiyle veya bir durumla bir düşmemesi, kendisinden sürekli olarak ayrı olması olgusudur. Bilincim nesne olarak koyduğu ve aştığı bu benin özelliklerini "hiçleştirir". O halde ben her zaman bu hiçle, bilincin göstergesi olan bu "hiçlik"le kendimden ayrıyım. Sartre burada (kantçı veya descartesçı biçimi altında) geleneksel üniversite idealizmiyle, yani düşünülen şeyin düşünen özneye göreli olduğu ve bilincin önce geldiği görüşüyle buluşmaktadır. Burada, "Bilinç her şeyin üzerine yükselen gurur ve her şeyi düşüncenin bir varlığı kılan inkardır" diyen Alain***8217;den fazla uzakta değiliz.

Yeditepe Felsefe
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
varoluş

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:06 .