Alevilik - Bektaşilik ve Batılı araştırmacılar
Konuya geçmeden önce sosyoloji, sosyal antropoloji ve etnoloji bilimlerinin niçin kurulduklarını
açıklamakla işe başlarsam, sorunun daha iyi anlaşılabileceğini, sanıyorum.
Sosyoloji biliminin doğmasına etki eden sosyal faktörlerden birisi Fransız İhtilali ise, diğeri
endüstri inkılabıdır. İhtilal geçiren Fransa’ya kıyasla sosyal ve siyasal düzen konusunda daha istikrarlı
olan İngiltere, büyük endüstrisini XIX. yüzyılda kurmuştur.
Endüstri inkılabı sonunda artan üretimin yeni pazarlar, biriken sermayenin yeni yatırım alanları,
sürekli üretimde bulunan fabrikaların hammadde bulma ihtiyaçları ve Avrupa piyasalarının bu mallara
doyması ile sömürgecilik hızlanmış ve emperyalizm biçimine dönüşmüştür((Sander,1999:307-308).
Batılılara göre Batı’nın üstünlüğü mutlaktır ve tarih-üstüdür. Bunu kanıtlayabilmek için Batı, 19.
yüzyılda beyaz ırkın veya Hıristiyanlığın üstünlüğünü kanıtlamaya yönelik çok sayıda kuram
geliştirmiştir. Buna göre Batı’nın Batı toplumları ile Batı-dışı toplumları aynı ölçülerle değerlendirilmesi
mümkün olmayacaktır(Sezer,1985:20,36).
Sosyolojinin kurucusu olan Auguste Comte, bütün dünyada insan doğasının aynı olduğunu
kabul ederek, insani ve toplumsal birliğin ve insanlık tarihinin birliğini savunan bir filozoftu. Ona göre
sosyolojinin konusu, insan türünün tarihini incelemeye yöneliktir(Aron,1986:77). Fakat çoğunlukla
Batılılar kendilerini Doğulu insanla bir tutmak istememiş ve onunla olan farklılığını ırkçı görüşlerle
açıklamaya çalışmıştır. Ancak Batı, kendi içindeki bölünmeleri açıklamak için bu yola başvurmamış,
bunu kültür farklılığı ile açıklamıştır(Sezer,1985:27).
Bu durumda Batı dışı toplumları inceleyecek bir bilime ihtiyaç vardır ki, bu ya sosyal antropoloji
veya etnografya olacaktır. Böylece sosyoloji Batı toplumlarının bilimi, etnografya ise Batı-dışı
toplumların bilimi olacaktır. Demek ki, etnografya veya sosyal antropoloji bilimi, Batı’nın kendisini
dünyanın ve tarihin merkezi saymasının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. O halde Batılılar, dünyayı
kendilerine göre açıklayacaklardır. (a.g.e:36,37).
XIX. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de kurulan ve XX. yüzyılda ABD’de dev adımlarla ilerleyen
antropoloji, sömürgeci ülkelerin ilkel adını verdikleri toplumları daha iyi sömürebilmek için daha iyi
tanıma ihtiyacından doğmuştur(Meriç, 1984:14).
Batı’nın yeryüzündeki yayılması sırasında egemenliği altına aldığı ülkelerin yönetilmesi ve bu
işin başarı ile yürütülmesi gerekmektedir. Bu görev ise sosyal antropoloji ve etnografyaya
bırakılmıştır(Sezer,1985:37).
İngiliz ve Amerikan kültür antropoloji tarihine bir göz atarsak iki büyük okul olduğunu görürüz.
Bunlardan birisi evrimci okul, ikincisi ise fonksiyonalist okuldur(Meriç,1984:15).
1. 1. Evrimci okul(Transformizm): İlkel insanın incelenmesi bu okulda başlamıştır. Fakat
hipotezleri yetersiz sayılarak aşılmıştır. Başlıca temsilcileri Darwin, Spencer, Tylor ve
Frazer’dir.
2. 2. Fonksiyonalist okul: Bu okul mensupları özellikle sosyal kurumlarla ilgilenmiş ve alan
çalışmaları yapmışlardır. Başlıca temsilcileri Malinowski, Rad-cliffe Brown, Kroeber ve
Benedict’dir.
» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Felsefe Bölümü










Normal
