Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Felsefe Bölümü > Bir Düşünce ve Mantık Problemi Olarak Paradoks-Paradox as a Problem of Logic, Thought

Felsefe Bölümü hakkinda Bir Düşünce ve Mantık Problemi Olarak Paradoks-Paradox as a Problem of Logic, Thought ile ilgili bilgiler


Yalancı Paradoksu Giritli Epimenides'e dayandırılan bu paradoks değişik versiyonları ile görülebilir: 'Bütün Giritliler yalancıdır'. Bu önerme doğru ise, ifade sahibi Giritli olduğu için onun bu sözünün de yanlış olması gerekmektedir

Like Tree11Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 18.11.08, 23:16
Yardımcı Doçent
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 4.173
SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
Standart Yalancı Paradoksu

Yalancı Paradoksu
Giritli Epimenides'e dayandırılan bu paradoks değişik versiyonları ile görülebilir: 'Bütün Giritliler yalancıdır'. Bu önerme doğru ise, ifade sahibi Giritli olduğu için onun bu sözünün de yanlış olması gerekmektedir (Kneale & Kneale 1991: 228). Sözü yanlış olduğu kabul edilince de zorunlu olarak önerme doğru olmuş olacaktır. Buna diğer bir örnek şu verilebilir: 'bu sayfada yazanlar yanlıştır'. Eğer bu önerme doğru ise bu sayfada yazılanlar ve bu önerme yanlıştır, ve bu önerme yanlış ise ifade de yanlıştır yani bu sayfada yazılanlar 'yanlış' değildir, doğrudur. Başka bir örnek olarak, 'bütün genellemeler yanlıştır' önermesi de verilebilir. Bu da bir genellemedir dolayısıyla bu önermede yanlıştır, yani 'genellemeler yanlış değildir sonucuna ulaşılır.
Söylenenin yanlış olduğunu ifade eden bir önerme doğru ise kendisini yanlışlamış, yanlışlayınca da söyleneni tasdik edip doğrulamış olduğunda bu tür bir paradoks oluşmaktadır. İfade ve önermelerin kurulmasındaki dikkat ve gerekli açıklamalar paradokstan uzaklaşmayı sağlayacaktır. Popper, 'Çoğunluğun bir diktatörü seçme hakkını' Demokrasi paradoksu, 'hoşgörüsüzlüğe bile hoşgörü'yü hoşgörü paradoksu olarak ele aldığı paradoksları yalancı paradoksunun birer versiyonu olarak değerlendirir. Aynı kategoride saydığı egemenlik paradoksunu da şöyle açıklamaktadır.
A) B'nin dediği ilke kabul edilmelidir.
B) A'nın dediği ilke kabul edilmemelidir.
Burada A'nın doğruluğu ile B esas alınırsa, B'nin getirdiği ilke ile A reddedilir. Bir diğer örnek, Popper 'tartışmasız kabul edilen her türlü ilke bir kenara bırakılmalıdır' ilkesini de, ne dediğine bakarak doğru kabul edildiğinde kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşırken yine de aksinin bir güçlük çıkarmadığı inancındadır (1994: 332). Aynı şekilde yalancı paradoksunun birer türü olarak Wittgenstein'ın Tractatus'da 'doğru önermelerin tümü.. Doğa bilimlerinin tümüdür.' önermesinin kendisi bir doğa önermesi olmadığı için kendi yanlışlığını ortaya koymakta ve hatta Wittgenstein'ın 'hiçbir önerme kendisi üzerinde söz edemez' ilkesine de aykırı düşmektedir. Her ne kadar önermelerin paradokslardan kaçınmak için doğru, yanlış, anlamsız ya da sahte önermeler olarak ayrıldığı ileri sürülse de Popper, doğruluğu kabul edilemez bu tür önermelerin yanlışlığının veya anlamsızlığının da kabul edilmesinin bir problem oluşturmayacağını düşünerek şöyle der: "Kendi anlamsızlığını öne süren, bir önermenin biçimselleştirilmesinin sonucunun anlamsız ya da gerçekten paradokslu değil, düpedüz çelişkili olacağını sanıyorum." (a.e., 331). Özellikle Mantıksal Pozitivistlerin paradokslardan ve metafizik önermelerden kurtulmak için ileri sürdükleri 'anlamsız önerme' ayrımının doğal diller için yeterli olmadığını ifade ederken de Tarski'nin doğruluk kuramında da olduğu gibi, hiçbir sınırlı sayıdaki ayrımın önermeleri bu şekilde açıklamaya yetmeyeceğini belirtir (a.e., 332). Tarski'nin temel iddiası, bu paradoksların, günlük dilin (ordinary language) kendi doğru-yanlış değerini kendi önermelerine uygulamasından kaynaklanan tutarsızlık olduğudur (Kneale & Kneale 1991: 590). 9
Zenon Paradoksları
Paradokslar ilk defa10 Elealı Zenon'un (M.Ö 490-430) tarafından kullanılıyor olmasa bile onun ortaya koyduğu paradokslarla şöhret bulduğu düşünülebilir. 11 Parmenides ve onun öğrencisi Zenon, gerçekliğin birliği ya da çokluğu üzerindeki tartışmalarda görünen ile gerçeklik arasında bir ayrıma gitmişlerdir. Gerçek varlığı bu dialektik yolla bulduklarını düşünmüşlerdir. Duyuların güvenilmezliği üzerine dayanan anlayışta gerçekliğin duyu ve tecrübe ile değil, düşünce yoluyla ulaşılabilirliğini vurgulamışlardır (Aristoteles 1995: Physics, 209a23: 356, 219b22: 358, 233a21: 393, 239b10: 403, 263a5: 439).12 Zenon, Pisagorcu anlayıştaki gerçekliğin çokluğunun (plurality of worlds) getirdiği varlıktaki değişim ve hareket hakkında oluştuğunu düşündüğü problemi göstermek için paradoksları ortaya koymuştur. Var olanın ancak tek ve hareketsiz olması gerektiğine inanmıştır. Çoklu Dünya anlayışına göre varlık dolayısıyla zaman ve mekan sonsuz sayıda parçalara, noktalara bölünecektir. Zenon, paradoks örnekleriyle Pisagorcu temel iddianın içinde taşıdığı, aşılmasını mümkün görmediği unsurlara dikkat çekmektedir.
Zenon paradokslarından Aşil-kaplumbağa yarışı ve Ok paradoksu en bilinenleridir. Bir koşu pisti boyunca sonsuz sayıdaki noktanın sonlu bir zaman içinde katedilebilmesi mümkün olmayacaktır. Herşey bölüneceği için yarış içerisinde başlangıcından itibaren her nokta bölünecektir. İki nokta arasını tamamlamak için en azından yarısına gelmelidir. Koşucu bu noktaya ulaşırken önce onun bölünmüş olan yarısını tamamlamalıdır. Bu bölünmüş noktaya ulaşabilmek için de yine onun bölünmüş olan parçasını tamamlaması gerekecektir. Pisagorcu anlayışa göre herşey bölündüğü için de, her bölünen bölümde yine bölüm olması gerektiği için, bir sonsuzlukla karşılaşılmakta bu da hareketin imkansızlığı anlamına gelmektedir (Sainsbury 1995: 12). Aşil ve kaplumbağa örneğinde, Aşil (Achilleus) yavaş hareket ettiğini düşündüğü kaplumbağaya yarışa önce başlaması için izin verecektir. Fakat Aşil kendinden önce hareket eden kaplumbağayı hiçbir zaman geçemeyecektir. Aşil kaplumbağayı geçebilmek için onun geçtiği her noktayı aşmak zorundadır, ama artık kaplumbağa mantıksal zorunluluk olarak her zaman önde olacaktır. Hiçbir noktaya bir öncekine ulaşılmadan varılamaz. Buradan da, varlıkta sonsuz bir bölünme varsa hareket imkansızdır, anlayışı çıkar. Zenon bu paradoksta ortaya koyduğu varlıkta zaman ve mekan ilişkisi çerçevesinde varlığın bölünmesi anlayışı ile oluşan hareketin imkansızlığını göstermekle, Pisagorcu anlayıştaki hareketin gerçekliği ile varlığın çokluğunun aynı anda iddiasının tutarlı olmadığını ispata çalışmaktadır. Verilen örnek algı tecrübelerimize aykırı gözükmektedir (a.e., 20).
Ok paradoksunda; atılan ok bölümlere, parçacıklara ayrılmış gerçek mekanda bir yer kaplamalıdır. Bunun içinde her bölüm veya parçacıkta bir an bile olsa durması gerekecektir. Bu parçacıkların sonsuz olduğunu hem de okun hareket edebilmesi için her bir anı doldurması gerektiğinden, aslında hareket ediyor bile gözükse, gerçekte hareketsizdir (a.e., 21). Bu anlayışa göre, görülen şey sadece bir yanılsama olmalıdır. Zenon ve Elea okulu değişim ve hareketin yanılsama olduğu inancındadır. Çünkü yalnızca değişmeyen, hareketsiz, sürekli ve materyal tek bir varlık vardır (Stumpf 1994: 21). Aslında Zenon'un bu paradokslar ile anlatmaya çalıştığı esas problemin, çoklu bir dünya anlayışının oluşturduğu mantıksal tutarsızlığı ve çelişkileri ortaya koymak olduğu iddia edilebilir (Gökberk 1996: 29-30). Bu paradokslar ile sonuç alınamayan çelişkilerin oluşturduğu mantıksal problemin farkına varılması sağlanmakta, çözümü için epistemolojik olarak geliştirilebilecek, daha temelden bir yaklaşımın iddia ve argüman için esas alınması gerekli kılınmaktadır.
A. Grunbaum, Russell'ın Zenon paradokslarının günümüze kadarki tüm zaman-mekan problemleri için bir tartışma zemini olduğu ifadesini yineleyerek Zenon'un gerçekten bunları söyleyip söylemediği, ya da savunup savunmadığını bir yana bırakıp paradoksu felsefi bir problem olarak ele almaktadır (1968: 3). Zenon bu paradoksları ile geometri ve kinetiğin eklenenerek devam eden zaman ve mekan kavramlarına meydan okumuştur: Bunlar, 1) mekanı, matematiksel devamlılığı ve sıfır uzunluğu olan noktalardan oluşan doğrusal bir çizgi kabul etme, kabulü üzerine kurulmuştur. 2) zamanı, doğrusal matematiksel sürekliliği olan anlardan oluşan çizginin pozitif süresinin, fiziksel bir süreci kabul eden anlayış üzerine kurulmuştur (a.e). Hareket hakkındaki bu yorumlar daha çok bizim 'algısal tecrübelerimize' dayanmaktadır. Hareketin geçici özelliği 'şimdi' veya 'varolmaya başlama' kabulü ile fiziksel teorilerde açıklansa bile zihinde algılanışına dayalı yorumlar devam etmektedir. W. L. Craig zamanın hem bu şekilde ardıl eklenmesinin (successive addition) hem de gerçek sonsuz (actual infinity) olmasının kabul edilemez olduğunu ifade eder. Özellikle geçmişte olmuş bitmiş zaman dilimleri sonsuz olamazlar (1979: 185).
Zenon paradokslarını çözmeye çalışanların yeni problemler ortaya çıkardıklarını ifade eden F.Shamsi, çabaların tamamen de boşa gitmeyip, problem üzerinde düşünmeyi yoğunlaştırdıklarını söyler. Çözümü ise şöyle görür:
1. Zenon paradoksları mantıksal paradokslardır. Paradokslar bütün olarak paradoks olmaya devam etse bile gerçek paradoks bize sonuçtaki çelişik iki önermeden birini kabul etmeyi gerektirmez. Yani Zenon'daki hareketin hareketsizlik olduğu şeklindeki yorumu ya da hareketin sonsuz bölüneceğini.
2. Zenon paradoksları hareketin illüzyon ya da gerçek dışı olduğunu göstermez. Hegel'in ifadeleri ile bunlar 'hareketin zorunlu olarak nasıl belirleneceği' esasıdır ki bu da görecelidir.
3. Zenon'da temel problem "çoklukta bir'liği" veya 'bölünmez bütünde çokluk'u bulmaktır.
4. 'çokluğun birliği' ya da 'birliğin çokluğu' gibi sistemler tutarlı ve sistematik olarak devam etmelidir. Yani zaman-mekan, hareket hepsi sistemin içinde tutulan ilk postulatlar olarak alınmalıdır. Paradokslar yalnızca biz bunu gerçekleştirmekte hataya düştüğümüzde ortaya çıkar (1973: 16).
Hem atomcu hem de sonsuz bölünebilir sistemlerde ontolojik deyimlerin daha uygun kavramlar ile değiştirilmesi ile Zenon paradokslarının çözüleceğini ileri süren Shamsi Zenon'un noktaları (points) anlama çabasının bütün-parça, verilen bir çizgideki noktaların sayısı, verilen bir çizgiden noktaların hedefe ulaşması, noktalarla bir çizgi oluşturma, bileşenlerin sonsuzluğu13, süreklilik, hareket ve hız, iki serinin birbirlerine birebir karşılaması gibi problemlere götürmesine rağmen nihai herhangi bir sonuca ulaşamadığını ileri sürmektedir (a.e., 38). Yine de Zenon paradoksları zaman-mekan, hareket ile ilgili problemlerde bir çok felsefi tartışmanın kaynağı olmaktadır (Fearn 2001: 19-24).


__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 18.11.08, 23:21
Yardımcı Doçent
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 4.173
SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
Standart Metafiziksel Paradokslar

Metafiziksel Paradokslar
Konuları metafizik problemlerden kaynaklanan paradoksların başta dil ve varlık olmak üzere ahlak ve sanat gibi düşünce alanlarını da etkileşimine alan bir ontolojik ve epistemolojik problemler yumağı olduğunu düşünebiliriz. Burada üstünde duracağımız problem daha çok dini epistemoloji ve bunların ifade edildiği din dili ile ilgili bilgilerle ilişkilendirilebilir (Hepburn 1968: 16-23). Dini argümanlar metafizik dünyanın episte-molojik değerlerini de kullanım alanı olarak alırken metafiziğin kendi temel öncelik ve prensiplerini doğru-yanlış cetveline vurmaktadır. Bu metafizik özellikler ve değerler, bir üst kural olarak dinin üst dilini de kullanarak, paradoksları hem üretebilmek hem de başa çıkabilir bir durum ortaya koyabilmektedir.
Kierkegaard bu çerçevede bütün teolojik ifadelerin paradoksal olduğunu, aslında bu özellikleri ile genelde dini iddiaların özelde Tanrının doğası ile ilgili insan zihninin akletme yolları için kullandığı ölçülerin burada geçerli olmadığı, bu yüzden bu tür ifadelerin inancın birer objesi olarak görülmesi gerektiğini düşünür (Harvey 1997: 174). Burada irrasyonelliğe kaçış diye nitelendirilebilecek bir özellik, teologlar tarafından her zaman hoş karşılanmamaktadır. Zaten paradoks anlam olarak da irrasyonelliğin doğruluğunu iddia etmemektedir. Dinin üzerine felsefi tartışmalarda, özellikle din dilinin kendine has ifade biçim ve şekillerinin ortaya konmasında karşılaşılabilen paradoksal ifadeler, dil üzerindeki analizlerin önemine dikkat çekmektedir (MacGregor 1989: 464). Metafiziksel paradokslar diğer paradokslar gibi bazen problemin anlaşılması ve çözümlenmesi açısından oldukça derin kökleri olabilirken, bazen de yüzeysel ve spekülatif olabilmektedir.
'Tanrı kaldıramayacağı kadar ağır bir kaya yaratabilir mi?' sorusunu14 inceleyecek olursak, burada evet veya hayır cevaplarının her ikisinin de paradoksal bir durum ortaya çıkardığını görürüz. Tanrının Kâdir-i Mutlak olarak her şeye gücü yeteceği düşünülerek 'evet' cevabı verildiğinde şöyle bir netice çıkacaktır: O zaman Tanrı kudretinin yeteme-yeceği bir şey yaratmış olacak, böylece kudretinde eksiklik olacak ve kudretinin her şeye yeteceği düşüncesi doğru olmayacaktır. 'Hayır' cevabı verildiğinde ise zaten Tanrının her şeyi yaratamayacağı düşüncesi kabul edilmiş olacaktır. Başka bir açıdan, "eğer Tanrının kaldıramayacağı kadar bir kaya varsa, Tanrı kudretsizdir. Öyleyse, Tanrı böyle bir kayayı yaratırsa, kendisi için temel bir sıfat olan Kadir-i Mutlak olmaktan uzaktır" (Rowe 1993: 7). Böyle bir kayayı yaratamaz ise kudretinde zaaf olduğu sonucu çıkacaktır. Bu da Onun kudretine uymamaktadır. Buradaki temel kabul Tanrının kendi için esas olan bir sıfata aykırı davranmaması mantıksal zorunluluğu üzerine kurularak açıklanırsa soru temelsiz kalacaktır. Tanrı her şeyi yaratabilir ama mantıksal olarak zorunlulukları yok saymaz, anlayışı ile paradoksa düşmekten uzak durulabilir. Tabiat söz konusu olduğunda mantıksal zorunluluk ontolojik zorunluluktan ayrı düşünülmemelidir. Ancak mantıksal zorunluluk aklî hakikatlerde ve zorunlu önermelere dayalı çıkarımlarda daha fazla bir açıklama ve yoruma ihtiyaç duymaktadır. Tanrının ne olduğu, ontolojik ve mantıksal zorunlulukların ne olduğu ile ilgili argümanlar ile desteklendiğinde burada evet ve hayır cevaplarının oluşturacağı paradoks cevaplanmaya çalışılır. Burada ise Tanrı hakkındaki kabullerin, Tanrı-Âlem ilişkisinin nasıl değerlendirildiği, ve bunların kişinin genel kabulleri içerisinde nasıl yer aldığı belirleyici olacaktır.
Tanım ve kategorik açıdan soru oldukça spekülatiftir. Hem Tanrı tanımı, hem fizik dünyanın kaldırma gücü ile ilgili alanların karıştırıldığı, kabul ve inanç açısından ön kabullerin doğrudan etkilediği böylesi bir problematik, cevaplanmaya çalışılmadan önce bu spekülasyonun farkına varılmalıdır. Dört köşeli bir üçgen, ya da köşeli yuvarlak olabilir mi?, sorusu da buna benzer bir yapıya sahiptir. Aynı şekilde epistemolojik, kavramsal ve yapısal olarak argüman veya sorunun özü anlaşılıncaya kadar paradoksal görüntü ilginç gözükebilir. Çok karmaşık ve argümanların çok detaylandırılmadığı bu tür zihin egzersizleri yüzeysel oldukları kadar dikkati toplamak için faydalı olsa bile sadece, eğlencelik spekülasyonlar olarak kalabilirler.
Ama benzer bir paradoksal sorun, temelleri kavramsal temellerinden varlık sorununa, önermelerin ve çıkarımların doğruluk-tutarlılık değerlerine kadar tüm kabul, inanç, muhakeme, düşünce, fikir, dilek ve korkulara kadar uzanan değerlere uzanıyorsa, kabullerin tartışılması ile doğrudan ilişkiye, paradoksun nerede ve nasıl oluştuğunun çok daha detaylı, ciddi bir değerlendirilmesine ihtiyaç vardır. Felsefi değeri olan tartışmalar genellikle bu noktaları belirginleştirmek için uğraşmaktadır. Mesela, Tanrı varsa kötülüğün nasıl varolduğu tartışmasının özü böylesi bir paradoksun varlığı iddiasına dayanmaktadır:
1)Dünyada kötülük vardır.
2) Her şeye gücü yeten merhametli Tanrı vardır.
3) Tanrı bu kötülüğe ya buna izin veriyor ya da önleyemiyor.
a) Kötülüğe izin veriyorsa merhametli, Tanrı yoktur.
b) Kötülüğe gücü yetmiyorsa merhametli, Tanrı yoktur.
Tanrının sıfat ve fiilleri ile ilgili epistemolojik tartışmalara götüren bu sorun, Tanrının varlığına karşıt argümanların başında sayılmış Tanrı ve kötülüğün aynı anda varlığı paradoks olarak sunulmuştur (Peterson v.d. 2001: 249-26). Çok daha köklü sorun ve prensipleri içine alan bu paradoks farklı bilgi alanları ile cevaplanmaya çalışılmıştır. Bunu için iki farklı yol önerilmiştir. Bu paradoksal problem Tanrının varlığının reddi ile çözümlenmek istenmiştir. Ya da, teistik felsefelerde kötülüğün tanımı varoluşsal olarak, günlük anlamından farklı yorumlanmış, Tanrının gücünün yetemeyeceği ya da merhametli olamayacağı asla kabul edilmemiştir. Farklı diğer bir yorum ise metafizik üzerine bu tür konuşmaları tamamen anlamsız ve gereksiz gören görüştür.15 Akıl-vahiy, Tanrı-âlem ilişkisi ve dini tecrübe konuları ile de alakalı olan bu konu epistemik değerlendirmeler için oldukça zengin bir zemin üzerine oturmaktadır.
Burada konumuz paradokslara çözüm iddialarından çok onlara işaret etmek olduğundan ait oldukları bilim alanlarının kendilerine özgü kavramları ve metodlarıyla çözüm bulma çabalarının detaylarına girmeyeceğiz. Ama problem bu tür sorunların paradoks olarak nasıl ele alındığının tartışılmasıdır. Bu tartışmalarda, epistemolojik tercihler ortaya çıkacak paradoks olduğu iddia edilen noktalar kabul ve önem çerçevesinde irdelenecektir. Paradoksun varlığını ileri süren veya reddeden görüş, bunu paradoksun üretildiği zeminin de mi yapacaktır yoksa bu zeminin üzerine sınırlı ölçüler veya yeni ilkeler mi koyacaktır? Bu soruların getirdiği zihinsel hareketlilik felsefeyi iş başında görmemiz anlamına gelir.

__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 18.11.08, 23:23
Yardımcı Doçent
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 4.173
SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.SemaGürcan karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
Standart Bir Düşünce ve Mantık Problemi Olarak Paradoks-Paradox as a Problem of Logic, Thought

Sonuç Yerine
Her çelişki bir paradoks olmamakla beraber paradoks kendi içinde özel bir tür felsefi çelişki taşımaktadır. Paradoksta çözümün mutlaka bulunmasından çok en azından bir çözüm yolu aranması gerekliliği bulunmaktadır. Her bilim dalı kendine ait önermeler alanına ait paradoksal durumları, ifadeleri tespit etmeli ve çözüm iddialarını kavramsal ve metodik olarak ortaya koymalıdır.
Paradoksun felsefeye katkısı, tartışmanın temel problemleri üzerinde yoğunlaşmayı sağlamasıdır. Paradokslar çeşitliliği ve sürekliliği ile tüketilemez gözükmektedir. Farklı bakış açılarını düşünmek zorunda bırakması, düşünce canlılığını sağlamaktadır. Bu yolla felsefe ve bilimin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Burada paradokslar ile öğrenilen düşünme ve sorgulama tarzını daha çok önemsemekteyiz. Probleme daha yakından ve olabilecek her türlü çözüm arayışı ile bakmayı sağlayacak paradokslar, farklı bakmasını bilenler için oldukça zengin bir tartışma alanı vermektedir. Düşünceyi geliştirici paradokslardan, dil ve mantık oyunu bile olsa, öğrenilecek çok şey vardır. Doğruluk değerini sürekli sorgulama gibi bir çok zihinsel yetiyi dinamik tutması açısından da paradokslar oldukça önemlidir.


KaynakPDF
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf M10.pdf (235,2 KB (Kilobyte), 37x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
düşünce, logic, mantık, olarak, paradoks-paradox, problem, problemi, thought

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 10:41 .