Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Sosyoloji Bölümü > Bilim Anlayışı ve Yanılgılar

Sosyoloji Bölümü hakkinda Bilim Anlayışı ve Yanılgılar ile ilgili bilgiler


Bilim***8217;in yazar tarafından yapılan tanımına göre, bilimsel faaliyetin yapılabilmesi için olguların gözlenebilir olması gerektiği bir önkoşul olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu noktada onlarca soru geliyor aklımıza... Örneğin mikrop sadece mikroskobun

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.06.08, 16:24
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bilim Anlayışı ve Yanılgılar

Bilim***8217;in yazar tarafından yapılan tanımına göre, bilimsel faaliyetin yapılabilmesi için olguların gözlenebilir olması gerektiği bir önkoşul olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu noktada onlarca soru geliyor aklımıza... Örneğin mikrop sadece mikroskobun altında görünebildiği halde, Pastör***8217;ü hatırlayacak olursak, kuduz mikrobunun gözlenmesinden, görünebilir hale gelmesinden tam 30 yıl önce bulmuş olması, en önemlisi bu mikroba dokunamaması, görememesi, tadamaması ama bunların karşısında kuduz hastalığının önüne geçecek olan aşıyı bulmuş olması (mealen Sayın Cangızbay) ya Pastör***8217;ün bir bilimsel faaliyet yapmadan bunu gerçekleştirdiğini bize söyletir ki bu böyle değildir, yada Cemil Yıldırım'ın yaptığı bilim tanımından hareketle, Sayın Ortaş'ın yazısına başlangıç noktası olarak seçtiği tanımın geçersiz, ayakları havada olmaktan öte bilimsel faaliyeti temelden yok ederek bugün dünyanın pek çok tarafında ve Türkiye***8217;de de yapılan haline getirmekte, sadece ölçülüp biçilen faaliyetlerin bilim sınıflandırmasına girmesine de temel hazırlayarak, geriye doğru bir dönülüp bakıldığında Galileo***8217;nun Engizisyon Mahkemesine götürülmesi karşısında Galileo***8217;nun dünya dışına çıkmadığı için dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünün bilimsel bir çalışma olmadığını söylemek ( kaldı ki bunun gözlemsel olduğunu iddia edenler için şunu soruyu sorabiliriz ki eğer öyle ise o güne kadar yeryüzünde varolan ve gökbilimci kategorisine sokabileceğimiz kişiler neden böyle bir şeyi bulamadılar göremediler, gördükleri zaman neden kabul etmediler? Ve bunun hemen ardından ***8220;dünyanın döndüğünü SEZİYORUM***8221; şeklinde bir SEZGİ'den de hareket etmeyeceğini kimsenin dünyanın döndüğünü sezememesinden yola çıkarak söylebiliriz ki ) zorunda kalırız ki buda bizi kayıtsız şartsız bir şekilde Engizisyon Mahkemenin savcı yada hakim koltuğuna oturduğumuz anlamına gelmektedir. Yada Marks'ın dünya üzerinde bin yıllardan beri süren İnsanın Yabancılaşma serüvenini sadece kapitalist toplumda olduğunu söylemesi gerektiğini çünkü diğer toplumsal formasyonları göremediğini söylememiz gerekir. Oysa biliyoruz ki bütün bu örnekler bilimsel bir faaliyetin parçası olarak ortaya çıkmış ve ortaya çıkmaları noktasında gözlenebilir olma özelliğinden çok uzaklarda, tam olarak zihnin düşünme ürünü olarak görülürler.

Bachelard 1964 yılında dile getirdiği ve Sayın Yıldırım'ın aktardığı üzere, bilimin varolma sebebinin her şeyin apaçık, aşikar olmasından değil de tam tersine görünenden farklı, gizlenmiş olmasından ötürü yapılması gerektiğidir ve temel varsayımız ise olgular arasındaki ilişkileri duyumlarımız düzeyinde açıklayamayacağımız ve açıklamak için kavramak gerekli olduğundan bunu da sadece akıl yolu ile yapabileceğimizden ötürü bilim akıl aracılığıyla yapılabilecek bir faaliyettir şeklindeki belirlemesi tam bu noktada anlam kazanır. Bu doğa yada sosyal bilimler olsun ikisi içinde geçerli olan bir ilkedir.

Daha farklı bir ifade ile bilim kendine ampirik olanı konu edinmeye başladığı anda sonunu getirmiş olur ki, bilimsel kavramlar (mutlaka bir olayı yada olguyu açıklamak için kullanılır) için 2002 yılında Cezayir***8217;de yaşanan bir olayı açıklayıcı özelliğini milattan önce bilmem kaç yılında da açıklayabilme noktasında da sahip olması onu bilim yapar. Örneği biraz değiştirirsek, Fransa***8217;da ki laiklik anlayışıyla, Amerika***8217;daki laiklik anlayışının bilimsel kavram düzeyinde farklı olmasına imkan olmayıp (aynı laiklik kavramı Türkiye için de geçerlidir) uygulama alanındaki farklılıklara takılıp kalırsak bu bilim olmaktan çıkar ve yaptığımız faaliyet bir gazetecinin yaptığının aynısı olur. 5N***8217;i lK***8217;yı yazarsınız biter... İşte bu yüzden bilimsel faaliyet, bilgi elde etme faaliyetinden ayrıdır, ayrılması gerekir.


Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12.06.08, 16:26
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Bilim Anlayışı ve Yanılgılar

Sayın Ortaş'ın ***8220;veya***8221; bağlacını bizim iki satır yukarıda yazdıklarımızın tersi biçiminde söylediği üzere: ***8220;Bilim, bir başka deyişle ile günlük yaşamımızda karşılaştığımız araç ve gereçlerin, yaratılmış teknolojinin uygulamaları sonucu bulunmuş, işlerimizi kolaylaştıran çevremizi daha iyi tanıyıp daha sağlıklı ve uzun ömürlü olmamız için olanaklar sağlayan uğraşıların toplamıdır. Bilginin veya bilimin insan ihtiyaçlarından doğması onun en önemli özelliklerinden biridir***8221; demesi bilimsel faaliyetin ilk ortaya çıktığı yeri Eski Mısır, Mezopotamya, Çin, Hint olarak almamızı gerekli kılar. Oysa orada yapılan faaliyetler sadece günlük hayatlarını sürdürme noktasında o zaman yaşayan insanların kullandıkları, başvurdukları tedbirlerdir (mealen Sayın Nilgün Çelebi, Sayın Hüseyin Gazi Topdemir). Örneğin taşan Nil Nehri***8217;nin sularının nehir kenarındaki tarlaların sınırlarını ortadan kaldırması karşısında geometrinin Eski Mısır***8217;da gelişmesi bir zorunluluktu. Dolayısıyla bir amaç için yapılıyordu. Oysa ki bilimsel faaliyet hasbi yani çıkargütmez olduğu sürece bilimsel nitelik taşır. Ne zaman ki Thales Eski Mısır***8217;la, Hint***8217;le, Çin***8217;le yaptığı geziler ve ticaret sonucunda bu bilgileri sistemleştirdi ve bir çıkar uğruna kullanmadı işte o zaman bilim ortaya çıktı. Sayın Ortaş'ın belirttiğinin aksine bilimin insan ihtiyaçlarının temelinde şekillenmesi ***8220;en önemli özelliklerinden***8221; biri olmayıp sadece bir adım olarak, belki başlangıç için gerekli bir adım özelliğini taşır ve bu da her zaman olmaz.. Örneğin dünya***8217;nın dönmesi yada dönmemesi hangi insanın hayatını tamamen yada bir noktada değiştirecek bir özelliğe sahiptir? Yada aynı şekilde başka bir misal olarak suyun kaldırma kuvvetinin bilinmesi formüllerinin yazılması?.. Kaldı ki hepimizin bildiği gibi gemi yapımı, yüzme gibi işler deniz kenarında yaşayan insanlar için hali hazırda bir bilgidir... yada Sosyal Bilimler***8217;den bir örnek verecek olursak Marks ***8220;hadi şu işçileri iktidar yapayımda şu zorba kapitalistlerin ellerinden kurtulsunlar***8221; diye mi bilimsel sistemleştirme çabasına girdi yoksa bu çaba onu, bu sonuca mı itti? İşte bu sorular ve cevapları bilimsel bilginin çıkargütmez olduğunun kanıtıdır. Pek çok insanın yanıldığı yerde işte burasıdır. Bütün kavramların birbirine girdiği ***8220;globalleşen***8221; köyümüzde ***8220;enformasyon***8221; toplumumuzda, bilim ve teknolojinin birbirine karışması (kanımızca bilinçli olarak karıştırılması) doğaldır. Bilimsel ve teknolojik pratikler birbirinin gelişimini etkilerken, birbirinden tamamen ayrı faaliyetlerdir ki sanırız yeterli miktarda örnekte verdik.
Sayın Ortaş, bilginin en büyük güç olduğu alıntısını Bacon***8217;dan yapıyor. Fakat bir toplumun bilgi seviyesi, özgürlüğü, hakları, ödevleri o toplumdaki egemenlik ilişkileri doğrultusunda belirlenir, şekillenir. Dolayısıyla bilginin kim tarafından üretileceği, kim tarafından kullanılacağı, kime karşı kullanılacağı, ne zaman, ne kadar kullanılacağı tamamen öznesinin insan olduğu bir özgürlük mücadelesinin sonucunda gerçekleşir. Ne kadar özgürseniz, özgürlük belirlenmişlik payının geriletilmesi, kırılmasıdır ki, siz belirleme gücüne sahip olursanız ancak bilgiye ulaşabilirsizin. Ne var ki bilimsel faaliyet her insanın yapabileceği bir faaliyet türü de değildir. Bu noktada Bilim Tarihine bakıldığında akademi dediğimiz yerden ayrılmış, atılmış, dışlanmış pek çok bilim adamını görebiliriz.
Bilimsel çalışma ilk olarak sorunla başlar. Bilimsel faaliyete katılan insan diğer insanlardan farklı olarak onların kendilerine sorun olarak görmedikleri bir şeyi ele alır. Bu ele alışta his ile yada ampirik olarak değil, tamamen zihinsel düzeyde gerçekleşir. Münevver ilgi (entelektüelden farklı olarak kullanıyoruz) bizim sezgilerimiz sonucunda değil, yaşadığımız toplumun bir parçası olma noktasında araştırdığımız nesneye olan durumumuzu belirler. Yani sezgilerimizin kuvvetli olması başlangıç noktasında bizi harekete geçirmez. Araştırmanın sonucunda fortuneteller (förçıntellır) anlamında değil ama elimizdeki verilere göre kestirmelerde bulunabiliriz. Bu da sezgi değildir ve somut temelleri vardır. Olayların tek tek ele alınması ve sonuç olarak bütün olayların toplamını gösterme büyük bir yanlıştır. Sayın Ortaş'ın yapılmasını önerdiği üzere tümevarım yöntemi pozitivist bir yöntemdir. Özellikle sosyal bilimlerde bu yöntemin kullanılmasından uzun yıllar önce vazgeçilmiştir. Çünkü sosyal bilimlerde bu tasvirciliğe yani gazetecilik mesleğinin sınırlarına girer. Tümevarım yöntemini kullanmak şu an gözlenebilir olanları gözlemlemeye yönelirken örneğin ister sosyoloji olsun, isterse dilbilim olsun herhangi bir sosyal bilim dalı tarihsel bir gerçekliğe sahiptir. Bu tarihsel gerçeklik ise tarih -di***8217;li geçmiş zaman- olması noktasında olgu yada olayları gözlemlenemez kılar ve sosyal bilimleri ortadan kaldırır. Tümevarım yöntemi bir zihinsel yoksunluktan, tembellikten kaynaklanır diyebiliriz. Ve çoğunlukla ideolojik amaçlar için kullanılırlar. Günümüzde Türkiye***8217;de otomobil sahibi olanların sayısını alt alta yazdığınızda herhalde epey yüklü bir rakam çıkar karşımıza. Peki bu rakam acaba Türkiye***8217;deki insanların ekonomik olarak gelişmişlik seviyesini mi gösterir? Yoksa Türkiye***8217;nin gelişmişlik seviyesini mi? Bizce ikisi de değil. Burada bir yöntem tartışması yaratmaksızın söylememiz gereken şeyse diyalektik yöntemin varlığıdır (Mealen Doğan Ergun).

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12.06.08, 16:29
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Bilim Anlayışı ve Yanılgılar

Metodoloji bilimsel faaliyetin olmazsa olmazıdır. Eğer o yoksa bilim adına hiçbir şey yoktur. İncelenen nesneden önce, araştırılan nesneden bağımsız olarak ortaya çıkar yöntem. Bizlerin proton ve nötronlar için söylediklerimiz proton ve nötronların doğadaki varoluşlarını değişime sürüklemezken, sosyal bilimler için bu geçerli değildir. Bir araştırmanın sonucunda Türkiye***8217;de insan hakları ihlalleri yapılıyor denildiğinde, artık değişimi başlatmış bulunmaktasınızdır. Ya saldırılan tarafsınızdır yada el üstünde tutulan taraf... İşte bu noktada metodoloji bizi kurtarır. Yeri gelmişken şunu belirtmeliyiz ki yazımızın en başında bilimsel bilginin neden teoriye dayanarak yapılacağını açıklamaya çalışırken o teorinin yada kavramsal çerçevenin varolması ve işte burada tam bu noktada ampirik olarak elde edilen veriler yani soyut metodolojiyi somuta taşıyacak olan teknikler devreye girer ve işin bu kısmı için illaki de bilim adamı olmaya gerek yoktur. Doğadaki tekrarlandıkları deney yaparak ortaya çıkarabilirsiniz fakat IMF***8217;nin dünya üzerindeki egemenliğini nedenleri ve sonuçlarıyla açıklamaya kalktığınızda ampirik diyebileceğimiz, anketle, istatistikle bunları yapamazsınız. Bunlar sadece sizin kurduğunuz sistematik düşüncenin kuvvetlenmesini sağlayacak gerekliliklerdir. Ve unutulmamalıdır ki her toplumsal olayın sonsuz sayıda değişkeni olabilir. Evrensel olmak ise bu değişkenleri tek tek toplamak değildir.
Sayın Ortaş bilimin temel özelliklerini sıralarken bilimin objektif olduğunu sübjektif olmadığını söylüyor. Hiçbir bilimsel faaliyet kendi başına objektif değildir. Bilimsel faaliyeti yapan kişinin nesnelliği yada taraflılığı söz konusudur. Ve bu dikkat edilerek üstesinden gelinebilecek bir durum değildir. Bilimsel etkinliğin hangi aşamasında olursa olsun, araştırma nesnesine yaklaşım büyük bir önem taşır. Bunun içinde en başta değer yargısından arınmış olan bir tutum içinde bulunmak gerekir. Tolan'ın da belirttiği gibi bu ne kadar olanaklıdır? Bilim adamı olarak inceleyeceğimiz konuyu seçişimizde, okumalarımızda, bilgi toplama yollarımızda ve topladığımız bilgilerin derlenmesinde, onların yorumlanmasında takınılması gerek objektif tutumun ne kadar başarıyla sürdürüldüğü yöntemin belirlenmesinde birinci maddedir. İzleyeceğiniz yol, yani nesneyi ele alış şekli, yada Ergun Hoca***8217;nın değimiyle nesneye tuttuğunuz fenerin bulunduğu yani nesne karşısında bizim durduğumuz yeri ona ait olan kafamızdaki düşünceleri belirtmekle mutlak olarak objektif olamayacağımız çalışmanın objektiflik derecesini arttırmış, daha açık bir ifade ile objektifliğinin oranını hiçbir zaman belirleyemeyeceğimiz için sübjektifliğimizi metodolojiyle ortaya koyarak araştırmanın daha sonraki okumalarda, çalışmalara ışık tutmasında, ele alınmasında karşı taraf için ***8220;bak kardeşim ben bu konuyu çalışıyorum ama benim bakış açım bu, ben bunun hakkında böyle böyle düşünüyorum. Çalışmamı incelerken bunları göz önünde tut ve ona göre değerlendir***8221; demek anlamına gelir ki, ideolojik yaklaşımların oyuncağı haline gelmiş olan objektiflik iddiası, gerçek halini almış olsun. Araştırma öznesinin içinden geldiği kültür, köken, siyasal tercihler, dünya görüşü ve bunlar gibi araştırma öznesinin araştırmaya başlamadan önce hayatının yada zihninin bir yerlerinde olan duygular veya düşünceler araştırma sürecinde etkisini farklı oranlarda sürekli olarak gösterecektir. Burada rasyonel olarak alınacak tutum ***8220;paltoyu çıkarma...***8221; şeklinde bir ifade ile tanımlanamayacak ve iyi niyet gösterisine bırakılamayacak düzeyde ciddi bir sorunu gündeme getirir. Yapılması gereken iş ise Durkheim'ın dediği gibi ***8220;benim bir haham çocuğu olduğumu unutmayın***8221; şeklindeki römarkı her çalışma için ortaya koymaktır.
Araştırma öznesinin sürekli olarak yapması gereken şey araştırma nesnesine karşı önyargılarını veya değer yargılarını ifade etmesidir. Bunun aksi olan ***8220;zihnim bomboş***8221; iddiası araştırmanın daha en baştan güvenilirliğini, bilimselliğini tehlikeye düşürecek olan tavırdır (mealen Kadir Cangızbay).
Bilimsel faaliyetin ihtiyaçtan doğmadığını çünkü herhangi bir insanın yaşamında pratik anlamda bir değeri olmadığını söyledik, örnekledik. Bunun yanı sıra teknolojik gelişimde ihtiyaçlara göre değişir; gelişir yada güdük kalır. Burada şu soru aklımıza gelmelidir. Üniversitelerimizde bulunan bazı bölümler ve bu bölümlerin mühendislik halini almış şekilleri neden gereklidir? Kimya bölümü ile Kimya Mühendisliğinin arasındaki ayrım nedir?
Sayın Cemil Meriç Hoca***8217;nın ifade ettiği gibi dilin en büyük ideoloji olduğuna dair görüş, dilin bilimsel araç olarak kullanılmasında da geçerlidir. Sayın Ortaş'ın da belirttiği gibi dil pazar hakimiyetine göre büyüme sergilemekte ama daha da önemli olan nokta bu sınırların korunmasına hizmet etmesidir. Yani dili kullananlar üzerindeki belirleme gücüdür. Diyelim ki tarihin sıfır noktasında yaşamakta olan bir adamın namaz kılan insanları görmesi onların eğilip kalkıyor olmalarından dolayı bir spor bir jimnastik hareketi olarak yorumlanabilecekken, üniversite hocalarının cüppeleriyle Anıtkabir***8217;e gitmelerini ise dinsel bir hareket olarak algılayabilir (mealen Kadir Cangızbay). Bu aynı anda otoritenin de belirleme gücü demektir. Günümüzde İngilizce şanlı ve yaygın olması durumundan kaynaklanan bir tercihle bilimsel çalışmalarda İngilizce***8217;nin kullanılması yada İngilizce***8217;ye yönelmek bilim yapma aşkıyla değil de başka şeylerle açıklanabilir. Yeri gelmişken söylenmesi gereken bir şey daha vardır ki o da özgürlük ve serbestlik kelimelerinin İngilizce***8217;de bir ayrım gösterilmeden kullanılmasıdır. Freedom (fridım) ve liberty (liberti). Başka bir açıdan bakıldığında şu devreye girer ki bilimsel bir çeviri işini dilbilimcilere bırakmanın ne kadar tehlikeli olduğudur. Aksi taktirde serbest teşebbüs, hür teşebbüs yani özgür teşebbüs olur...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12.06.08, 16:35
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Bilim Anlayışı ve Yanılgılar

Sayın Ortaş bir cümlesinde ***8220;Bilim bir sistematik öğrenme ve araştırma sanatıdır***8221; diyor. Oysa hepimizin bildiği gibi sanatsal faaliyet estetik temelinde (mealen Şahin Yenişehirlioğlu), metodolojiye ihtiyaç duyulmadan yapılabilir ve dolayısıyla da benim çizdiğim veya bestelediğim yada yazdığım bir yazıda yada başka bir sanatsal faaliyette kimse bana ***8220;senin çizdiğin ağaç, ağaca benzemiyor, burada mi yerine si basman gerekiyor, neden burada teşbih kullanmadın***8221; diye soramaz ve bunu böyle yaptım diye sanat yapmıyorum anlamına gelmez. Çünkü sanat estetik temelli bir faaliyettir. Bilimde ise olmazsa olmaz olan yöntem vardır. Ve yöntem estetikten çok farklı bir şeydir ve yaptığınız faaliyetin eğer bilim olduğunu söylüyorsanız sanat diyemezsiniz. Bilimsel faaliyetler üretimleri hakkında yargılamalara, hatta idam edilmelere izin verirler.
Mutlaka ve mutlaka her bilim insanı dünyada yaşamak zorunda olup, sonsuz uzayla uğraşsa da yaşadığı toplumun bütün ilişkilerinden etkilenirler. BBG***8217;den, Türkiye***8217;nin Brezilya karşısında yenildiğinden ama ***8220;ezilmediğinden***8221;, devalüasyon olduğundan bihaber değildir. Elbette her bilim adamının toplumsal bir sorumluluğu olmalıdır. Örneğin Türkiye***8217;de biyolojik silah üretimi yapılması için çalışan bilim adamları derhal görevlerini bırakmalıdır yada eğitimi ve sağlığı paralı hale getirerek paran kadar eğitim paran kadar sağlık hizmetine karşı çıkması, daha da arttırarak söylersek mezarda emekliliğe, alım gücünün düşmesine, ***8220;hortumlamalara***8221;, baskılara, göz altında kayıplara, faili meçhullere, yeni sömürge bir sistemin hayatta kalmasına ve daha bir çok şeye kesinlikle karşıçıkmalıdır. Ama bunu bilim insanı olduğu için değil de insan olduğu için yapması önemlidir. Buradan şu da çıkar ki üniversite hocaları sadece kendi maaşlarının azlığı için yürümek yerine, başkalarının yani işçilerin yada memurların, köylülerin ihtiyaçları temelinde de hareket etmelidir ki bilim adamının üzerine düşen toplumsal sorumluğu yerine getirsin. Ama yaptığı faaliyeti topluma duyurmak gibi bir lükse ne sahiptir nede bu gereklidir. Fakat burada kullandığımız toplum kesinlikle bilim çevresini içine almamaktadır.
Çıkargütmez, hasbi olan bilimsel faaliyetin ihtiyaçlarla hiç alakası olmadığını defalarca tekrarladık. Başka bir yerden aynı konuyu yakalarsak ihtiyaç temelinde yapılan bilimsel faaliyetin önünde ve arkasında paranın geldiğini görmek çok zor olmaz. Yaşanılan sistem bunu gerektirir. Yapılan bir hizmetin karşılığını almak yine bu sistem için konuşulduğunda para, mal, arkaya yastık niyetine kullanabileceğiniz dayı almak olarak karşımıza çıkmaz mı? Günümüzde bütün dünyada ***8220;bilim***8221; denilen faaliyetlerin ihtiyaç temelinde şekilleniyor olması ihtiyacı bilimin özelliği yapmaz. Eğer böyle görürseniz, çok uluslu şirketlerin,
dünya bankasının, onun bunun yapacakları yatırımlar için ihtiyaç duyulan bilgileri bilimden istemesi ve bunu yapacak olan öznenin de bilim adamı olması ve ***8220;yaşaması***8221; gerektiği düşünülürse, ihtiyacı karşılayabildiği oranda verdiği bilgi, aldığı para olacaktır. Sayın Ortaş'ın yazısında kullandığı atasözlerine yandaş olarak ***8220;parayı veren düdüğüçalacak***8221; hatta sadece düdük çalmak özel bir şey olmayıp istediği düdüğü, istediği zaman, istediği kadar çalmasına izin verilecektir. Yine Sayın Ortaş'ın bilim adamının ahlakı olarak ortaya koyduğu objektiflik, şana şöhrete değer vermeme, kuşkuculuk, dogmalara önem vermeme, evrensellik, seçicilik, metodoloji, özgür ortam, özel ve seçkin olma ÖLÜR ve bir güvercinin beyaz boynunda uçup giderek bilim yerine parayla kucaklaşmış ve bilim adı verilmiş faaliyet kalır.


kaynakPdf
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf Bilim Anlayışı ve Yanılgılar.pdf (236,3 KB (Kilobyte), 50x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
anlayışı, bilim, yanılgılar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:04 .