Empati Öğretilebilir mi ?
Rogers’ın3 çalışmalarının etkili danışmanlığa katkısını kabul eden Carkhuff2 doğruluğu sürekli bir şekilde değerlendirilebilecek bir beceri olduğunu kabul ettiği empati kuramını ve eğitim sürecini daha ayrıntılı bir şekilde geliştirmiştir. Usta bir danışman danışanını dinlerken hem sözcüklere hem de sözcüklerin altında yatan duygulara doğru tepkilerde bulunur. Yanıtlar doğruluk açısından 0’dan 5’e kadar derecelendirilir. Bireylerin empati becerisi konusunda eğitilmeleri için ayrıntılı danışman eğitimi programları geliştirilmiştir. Bununla birlikte, Stein’in tanımlaması ve daha önce sözü edilen çalışmadaki fizyoterapistlerin anlattıkları deneyimlere göre10, Carkhuff2 empatiyi değil, “yer değiştirmeyi” öğretmektedir. Eğer biz empatinin ”bize olduğunu”‘ kabul ediyorsak, empatinin öğretilemeyeceğini de kabul etmemiz gerekir. Empati, biz iyi hazırlanmış ve olgun hale geldiğimizde oluşan bir iletişim süreci biçiminde görünmektedir. Biliş ve duyguların ergenlik süresince birlikte geliştiği, bilişsel ve duygusal açıdan olgun bireylerin empatiyi yaşama becerisine sahip olabildikleri görülmektedir.
Empatinin ilk ve üçüncü aşamaları -yer değiştirme ve sempati- başkalarına öğretilebilir ve onlarda gelişmesi sağlanabilir, çünkü bunları biz bilişsel olarak yaratırız. Diğer yandan, empatinin ikinci aşamasının -köprü kurma- gerçekleşmesi için, bireyin;
1. Kendinden emin olması, kendi dışından gelen yaşantılara açık olması,
2. Piaget’nin11 tanımladığı şekliyle önergenlik süresince görülen bilişsel gelişimin somut işlemler ve soyut düşünce basamağında (başka birinin yerinde olma yaşantısında olduğu gibi) bulunması gerekmektedir.
Ergenlikle birlikte başkasının ayakkabılarını giymenin neye benzediğini hayal etme yeteneği ortaya çıkmaktadır. Böylece ergenler meslek seçimi konusunda daha anlamlı planlar yapabilmekte, bir gazeteci olmanın nasıl bir şey olacağını açık bir şekilde hayal edebilmektedirler. Bunun gibi, ergenler kendi davranışlarının diğerleri üzerindeki etkilerinin daha çok farkına varmakta ve davranışları sonucunda başkalarının hissettiği acıyı hissedebilmekte, böylece kırıcı söz ve davranışları için gerçekten üzülebilmektedirler.
Kişiler yerde emeklemekte olan bir bebeğin, ağlamakta olan bir başka bebeğe battaniye uzatmasını yanlışlıkla empati farz edebilirler. Oysa bu mümkün değildir. Bu olay daha çok, zararlı bir uyarıcının deneme-yanılma yoluyla ortadan kaldırılmasının öğrenilmesi ile ilgili basit bir örnektir.
Perry’e (12) göre, öğrencilerde zihinsel (entelektüel) ve ahlaki gelişim üniversitenin ilk yıllarında katı ve dış otoriteye dayalı iken (Örn. “Tüm yaşlılar katıdır ve değişen zamana karşı dururlar. Bunu babam bana söyledi.”), dört yılın sonunda içsel yapıdan kaynak almaya başlamaktadır (Örneğin “değişime karşı durmanın yaşla ilgisi azdır, bireyin duygularının değişimini nasıl kontrol ettiği ile ilgilidir.”).
Bir kişinin zihinsel ve ahlaksal gelişimi ne kadar katı ise, karşısındaki insanın empatinin oluşmasına vereceği izin de benzer şekilde katı olmaktadır. Örneğin, zihinsel ve ahlaki gelişimi çok katı olan biri, beyaz bir insanın siyah bir insanla empati kurabilmesinin imkansız olacağını, çünkü bu insanların çok az ortak şeyleri olduğunu söyleyecektir. Aslında olgunlaşma bir bakıma tüm insanlarla bir olma duygusunun artmasıyla olur. Kişi ne kadar çok olgunlaşmışsa, en küçük benzerlik ve ortak yönleri hayal ederek görebilmesi de o oranda çok olmaktadır. Yaratıcı hayal gücüne sahip ve tüm insanlara içten ilgi duyan böylesi insanlar bu gerçeği daha fazla yaşayacaklardır.
Fenomenolojik araştırmamı diğer fizyoterapistlerle sürdürdüm (10) ve bunlardan genç ama olgun, aynı zamanda atlet olan bir fizyoterapiste, hastalarından biriyle olan empati yaşantısını sordum. Yoğun bakımda yatmakta olan, akciğer perküsyonu ve drenajı yapılan bir hastayla yaşadığı bir deneyimini anlattı. Yaşlı ve evsiz bir kadın olan hastanın, fiziksel olarak tamamıyla tükenmiş bir halde iken gözlerini başına doğru çevirdiği o anda empatinin ”köprü kurma” aşamasının gerçekleştiğini söyledi. Güçlü bir atlet olan fizyoterapiste niçin kadının gözleriyle verdiği bu tepkisine dikkat ettiğini ve onun duygularını anlamaya çalıştığını sordum. Güldü ve “Ben her yıl Boston Maratonunda koşarım. Tükenme ve nefessiz kalmanın nasıl bir duygu olduğunu bilirim.” dedi. Böylece, bu olgun ve profesyonel fizyoterapist bir kişinin görünüşü ne kadar farklı olursa olsun, hepimizin nefes aldığı gerçeğinden yola çıkarak, başka bir kişinin nefessiz kalmasını yaşama kapasitesine sahip olduğumuzu anlatmış oldu10.
Benim görüşüme göre, ergenin özendiği ve benimsediği kişiler gibi olmak ve başkaları tarafından kabul görmek için harcadığı çaba, ileride kişisel olarak özerk olma ve kendilik değeri için harcadığı çaba ile yer değiştirmektedir Bu çabanın, fizyoterapide uzmanlık eğitiminin alındığı süre içinde de sıkça olduğuna inanıyorum.
Birey kimliğinin, kişisel değerlerinin ve sınırlıklarının ne kadar çok farkında olursa; başkalarıyla olan etkileşimlerinde kendi kimliğini koruması; kendisi ile büyükanne, büyükbaba, anne, baba, öğretmen ve hastaları arasındaki yanlış anlaşılma durumları da o kadar az olmaktadır. Bu nedenle, başkalarına empati davranışını doğrudan öğretemesek de, bireye, iletişimindeki zayıf ve güçlü yönlerinin farkına varması ve sahip olduğu değerlerin açıklık kazanması gibi kendisi hakkındaki farkındalığını arttıracak alıştırmaları öğretebiliriz. Aynı zamanda siyah-beyaz gibi katı ve kesin düşünceden daha soyut, yargılamasız bir bakış açısına yönelik değişimi kolaylaştırabiliriz.
» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Sosyoloji Bölümü