Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > İşletme Bölümü > Sivil Toplumculuk Bağlamında İnsan Ve Entelektüel Betimlemeler - Beschrijvende intell

İşletme Bölümü hakkinda Sivil Toplumculuk Bağlamında İnsan Ve Entelektüel Betimlemeler - Beschrijvende intell ile ilgili bilgiler


DİPNOTLAR * Bilim adamı ve entelektüel arasındaki ayrımı iki yakın dost olan Albert Einstein ve Bertrand Russell'da görmek mümkündür. Atomu parçalara ayırmak için laboratuar çalışmalarında kalan Einstein bir bilim adamı;

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 07.05.08, 09:35
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 1.906
bilimsel yakında çok ünlü biri olacak!bilimsel yakında çok ünlü biri olacak!
Standart Cevap: Sivil Toplumculuk Bağlamında İnsan Ve Entelektüel Betimlemeler - Beschrijvende

DİPNOTLAR
* Bilim adamı ve entelektüel arasındaki ayrımı iki yakın dost olan Albert Einstein ve Bertrand Russell'da görmek mümkündür. Atomu parçalara ayırmak için laboratuar çalışmalarında kalan Einstein bir bilim adamı; atom bombasının insanlık üzerinde yarattığı trajediyi sokağa inip halk protestolarına dönüştüren Russell ise bir aydın' dır. Russell Mahkemeleri ise aydınların bir araya toplandığı, II. Dünya Savaşı'nı protesto etmek amacıyla kurulmuş informal bir örgütlenmedir.
** Bu konudaki örnekler sınırsızdır. Sözgelimi hayat boyu hapse mahkûm edilmiş Silvio Dellico, giyotinle başı kesilen Andre Chenier, canlı canlı yakılan Etienne Dolet, Yunanistan için hayatını veren Byron(Sartre, 1999: 129) ve 1591 yılında düşünceleri yüzünden Engizisyon tarafından yargılanıp hapse atılan, 1600 yılında yakılarak idam edilen Bruno bunlardan sadece bazılarıdır(Forti, 2004: 31).
***Varoluşçuluğun temel kalıplarını anlattığı bu eserinde Sartre, romanın kahramanı Alain Roquentin olarak karşımıza çıkar. Uzun yolculuklardan sonra 18.y.yılda yaşamış M.de.Rollebon'un hayatını araştırmak üzere Bouville kentine dönen Roquentin, yalnız bir insandır. Günlük tutma isteği kendisini tuhaf bir dönüşüme zorlayarak, çevresindeki nesneler karşısında garip bir bulantıya sürükler. Nesnelerin adları, anlamları ve üzerlerindeki çizgiler kaybolmaktadır. Bu, Roquentin'i daha önce üzerinde hiç kafa yormadığı bir durumla, varoluşla yüzyüze bırakır. Dünya yüzeyindeki tüm nesnelerin adlarının ve anlamlarının silindiği ve ürkütücü bir çıplaklıkla kaldığı duygusu, Roquentin'i bir özün olup olmadığı sorusuna yöneltir. Kuşkusuz burada Sartre eylem olarak insanın toplumsal praksis ile ilişkisini ortaya koyar. Roquentin olarak aslında kendisini cevabını aramaya iten soru şudur: Eylemlerinden arındığında insan, niteliklerinden sıyrıldığında nesne nedir?(Sartre, 2005: 240) Roquentin bunun cevabını kendisi verir: ***8220;Nesneler isimlerini kaybediyorlar. Yapayalnız, kelimesiz ve güçsüz olan ben'i kuşatıyorlar. Her yanımı dolduruyorlar. Bulantıyı artık anladım. Varoluşum her tarafımdan içeri dalıyor. Bu ne bir hastalık ne de geçici bir huysuzluk. Kendi öz varlığım. Şu varoluşan fazlalıklardan birini ortadan kaldırmak için ölmeyi bile isterdim. Ama ölümüm bile fazlalık olacaktı. Şu bahçe, masa, televizyon, ben ve kendim... Herşey temelsiz ve nedensizce. Bunun farkındayım ve yüreğim bulanıyor. At kestanesinin köküydüm ya da daha çok onun bilinci. Ondan kaybolmuş, onunla tek bir gövde olmuştum. Bir an'dan öteki an'a nasıl geçtiğimin farkında bile değildim. Ama birden kökün varoluşunu düşünemez hale gelmiştim. Hareket hiçlikten doğarak iki varoluş arasındaki geçiş ile olgunlaşır. En sonunda varoluşlarına doğuş anında tanıklık edecektim. Dünya, her yandaydı. Önde, arkada... Ön'den önce hiçbir şey yoktu. Onun varolmadığı an yoktu. Hiçlik sadece kafamdaki düşünceydi ve varoluştan önce gelmemişti. O da ötekiler gibi bir varoluştu ve birçoğundan sonra ortaya çıkmıştı(Sartre, 2005. 172-183).
**** Rus edebiyatçı ve düşünür Dostoyevski'nin Kirilov'unda cinler cisimleşerek mantıksal intihar biçimini alırlar. ***8220;Boyun eğmezliğimi kesinleştirmek için öldüreceğim kendimi***8221; diyerek edimini başkaldırı ve özgürlük içinde hazırlar. Ölümcül mantığına eklediği hırs ile Tanrı olmak için kendini öldürmek ister. Olayın rasyonalitesi şudur: Tanrı yoksa Kirilov kendini öldürmelidir. Tanrı olmak için yapmalıdır bunu. Ancak sorun, yeryüzüne indirilmiş bu Tanrılığa bir anlam verme sorunudur. Kirilov Tanrı olmayı özgürlük ile koşut tutar. Tanrı varsa herşey ona bağlıdır ve istemine karşı durmak anlamsızdır. Tanrı yoksa da herşey bize bağlıdır. Dolayısıyla kutsalın sözüne ettiği ölümsüz yaşamı bu dünyada kurmaktır. Ancak niçin bu dünyayı keşfederek özgürlüğünü bulan insan dünyayı terk etmek ister? Bu çelişkili durumdan Kirilov şöyle sıyrılır: ***8220;İnsan sırf kendini öldürmemek için uydurmuştur Tanrı'yı. Bugüne kadar gelen evrensel tarihin özetidir bu***8221;. Kirilov'u ölüme götüren ise umutsuzluk değil, aşktır. Dostoyevski eserini kana bulamadan önce Kirilov'a insanlığın acısı kadar eski bir sözü söyletir: ***8220;Herşey iyidir***8221;.(Camus, 2006: 114) Dostoyevski Karamazov Kardeşler'de Ivan'a da aynı evrensel insan acısını tattırır: ***8220;Her şeye izin var***8221;. Ivan'ın da tıpkı Tanrı katillerinin en ünlüsü Nietzsche gibi sonu çılgınlıkla biter. Tek başına bir çoğulculuğun nihilizme yol açtığını Dostoyevski ve Nietzsche'nin düşüncelerinde net bir şekilde görmek mümkündür. Eğer bir Tanrı yoksa herşeye izin var demektir. Böyle yüksek bir birliğin olmaması durumunda farklılıkları hoş görmek, herkes ve her şeyden farklı olmayı çağrıştırır(Paz, 2000: 141).
***** Kafka'nın eserlerinde doğallık içinde müthiş bir yaratım gücü vardır. Doğal olan şey, yaratımın sonucudur. Sözgelimi, Dönüşüm eserinde kahraman Samsa, pis bir böceğe dönüşür. Bir sabah yatağından kalkar, ayakları ve boynuzları çıkmış belkemiği eğrilmiş vaziyette kendisini alımlar. Ancak Samsa tüm bunlara aldırmaz. Onun tek sorunu işe geç kalacağı için patronuna vereceği hesaptan dolayı duyacağı endişe, panik, korku ve sıkıntıdır. Kafka'da her şey o kadar yalındır ki Dava adlı yapıtındaki kahraman Joseph K aslında kendisidir ama okuyucu her şeyin bu kadar basit olmaması gerektiğini düşünür. Çünkü Kafka doğallık içinde okura zenginlik sunar. Franz Kafka ile Anadolu mizahının geleneği Nasreddin Hoca arasında paralel ilişkiler vardır. Göle maya çalması ya da eşeğine ters binmesi aslında Kafka gibi her şeyi sunup da hiçbir şeyi doğrulamamasına dayanır. Her şey aslında o kadar basittir ki ölüm mahkûmu için ***8220;kafası kesilecek***8221; demek yerine, ***8220;topluma borcunu ödeyecek***8221; diyerek düşünceyi saltık olandan ayırmaya benzer. Camus'nün deyimiyle bu şekilde ***8220;işi karışıklığa sürüklemeye hiç gerek yoktur***8221;(Camus, 2005: 59). ****** Hikâye şöyledir: ***8220;Sisyphos, (Homeros'un anlatımı ile) bir gün ruhlar ülkesine gider. Ancak karısının ihanetini öğrenmek için onu cezalandırmak adına yeryüzüne dönmek ister ve Pluton'dan izin alır. Ancak dünyanın cıvıl cıvıl renklerini, sıcak güneşini, masmavi denizini, pırıltılı taş ve kayalarını görünce ruhlar ülkesine geri dönmek istemez. Geri çağırmalar, öfkeler, göz dağları hepsi boşa gider ve uzun yıllar bu güzelliğin içinde yaşar. Merkür gelip pervasızca yakasına yapışır ve onu sevincinden kopararak zorla ruhlar ülkesine götürür. Tanrılar Sisyphos'u kayaları durmamacasına bir aşağı bir yukarı taşıması için cezalandırır. Aslında bu mahkûmiyet yararsız ve umutsuz bir ceza gibi gelir Sisyphos'a. Hikâyeden çıkan sonuç şudur: ***8220;Boşuna ve umutsuzca çalışmanın yararsızlığı bilinç düzeyindedir. Bilincin savunma mekanizmaları ise onu uyumcu bir yaşamın esaretine iter***8221;. Sanırım benzer tema Sartre'ın İş İşten Geçti'sinde göze çarpar: ***8220;Ölüm sonrası tanışan ve birbirlerine âşık olan iki ayrı toplumsal sınıftan bir çifte 24 saat süreyle, tam uyum içerisinde sevgilerini herşeyden üstün tutarak sevişmeleri koşuluyla, dünyaya tekrar dönme izni verilir. Ancak gündelik yaşamın heyecanına ve devrim ülküsüne kapılarak sevgilerini ertelerler ve 24 saatlik zaman dolduğunda artık iş işten geçmiştir. Böylece daha önce benzer vaatleri gerçekleştireceğini düşünüp de bunu başaramayanların yanına yani ölümsüzler ülkesine geri dönerler(Sartre, 2004: 144).

Kaynak
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bağlamında, beschrijvende, betimlemeler, entelektüel, intell, sivil, toplumculuk, ınsan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 21:25 .