Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > İktisat Bölümü > Türkiye Ekonomisinin Kısa Dönem Analizi (1987-1997): Makro Politikalar Ve Ekonomik Dalagalanmalar Üzerine Ekonometrik Bir İnceleme

İktisat Bölümü hakkinda Türkiye Ekonomisinin Kısa Dönem Analizi (1987-1997): Makro Politikalar Ve Ekonomik Dalagalanmalar Üzerine Ekonometrik Bir İnceleme ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]GİRİŞ Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin 1987.1-1997.4 dönemine ait makro- ekonomik politikalarının, toplam hasılanın ve enflasyonun kısa dönem analizini yaparak Türkiye ekonomisinin ekonomik problemlerine bir tanı koyabilmek ve alternatif politika önerilerinin

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.12.10, 10:41
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Türkiye Ekonomisinin Kısa Dönem Analizi (1987-1997): Makro Politikalar Ve Ekonomik Dalagalanmalar Üzerine Ekonometrik Bir İnceleme

[coverattach=1]GİRİŞ
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin 1987.1-1997.4 dönemine ait makro- ekonomik politikalarının, toplam hasılanın ve enflasyonun kısa dönem analizini yaparak Türkiye ekonomisinin ekonomik problemlerine bir tanı koyabilmek ve alternatif politika önerilerinin başarı olasılığım değerlendirmektir. Analizin belirli bir zaman dilimi için yapılmasının rasyonelleri şöylece ortaya konabilecektir:
Teknik neden: DİE tarafından hazırlanan üç aylık Toplam Hasıla serilerinin yalnızca 11 yıllık bir geçmişinin olmasıdır. Bazı araştırmacılar tarafından daha önceki dönemlere götürülen seriler varolmakla birlikte bu çalışmada orjinal serilerin kullanılması tercih edilmiştir.
Dönemin ekonomik özellikleri: Bu dönemin başlangıcı 24 Ocak 1980 İstikrar Programı'nın etkinliğini büyük ölçüde kaybettiği bir dönemdir. Ekonomik gelişmeler ve iktisat politikaları alanında yeni bir aşama olarak düşünülebilecektir. Dönemin en önemli ekonomik gelişmelerinden arasında sermaye piyasasının hızla gelişmesi, 1989 yılında 32 sayılı KHK ile TL'nin konvertibl hale getirilmesi ve finansal piyasaların serbestleşmesi, 5 Nisan 1994 İstikrar Programı belirtilebilecektir.
Dönemin politik özellikleri: 1987 yılı sonrasında politik alanda da önemli gelişmeler olmuştur. 12 Eylül yönetimi büyük ölçüde tasfiye olmuş, politik yasaklar kalkmıştır. Meclis'de muhalefetin de sesi yükselmeye başlamış, 1989 Yerel Seçimleri sonrasında ise oldukça demokratik bir aşamaya ulaşılmıştır. 1991 sonrasında iktidar değişikliği yaşanmış ve yeniden koalisyonlar dönemine girilmiştir. Üstelik bunlar programları son derece farklı partiler arasında gerçekleştirilen koalisyonlardır. Bunun sonucunda ekonomi üzerinde sürekli olarak bir erken seçim baskısı söz konusu olmuştur. 1994'te yerel seçimler 1995'de ise erken genel seçimler olmuş, sonrasında ise politik sektör hiç durulmamış, sürekli dalgalanmalar sergilemiştir. Doğal olarak politik alandaki bu gelişmelerin de iktisat politikaları ve ekonomik olaylar üzerinde belirgin bir etkisi olmaktadır.
Dönemin uluslararası gelişmeleri: Dönemin önemli uluslararası gelişmelerinin başında 1990 yılında patlayan Körfez Savaşı gelmektedir. Bunun yanında önemli bir gelişme de Doğu Bloku ülkelerinin parçalanmasıdır. Bu iki faktör Türkiye'yi uluslararası ekonomik ve politik platformlarda yeni roller üstlenmek durumunda bırakmıştır. Ekonomik açıdan önem taşıyan bir gelişme ise Gümrük Birliği sürecinin başlamasıdır. Gelişmelerin hem ekonomik büyüme, hem enflasyon hem de politik istikrar üzerinde oldukça önemli sonuçları olduğu belirtilmektedir.
İKTİSAT TEORİLERİNDE ENFLASYON, İŞSİZLİK VE İKTİSAT
POLİTİKALARININ ETKİNLİĞİ
Enflasyon ve işsizlik arasındaki ilişkinin biçimi ile ilgili olarak farklı görüşler ortaya koyan başlıca teoriler Keynesyen (ve post-Keynesyen) İktisat, Paracı İktisat, Yeni Klasik İktisat ve Politik Konjonktür Teorileri olarak belirtilebilecektir:
Keynesyen (ve post-Keynesyen) iktisada göre ekonomik düzen doğası gereği istikrarsızdır. Bunun en önemli nedeni eksik rekabet sonucu ücretlerin ve fiyatların rijit olması ve belirsizliktir. Bu belirsizlik nedeniyle para talebi de istikrarsızdır. Dolayısıyla piyasa güçleri tam istihdam dengesini garantileyemeyecek, ekonomi bir eksik istihdam dengesinde takılıp kalabilecektir. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu ise aktif iktisat politikaları uygulanmasıdır. Keynezyen iktisat beklentilerin dışsal olduğunu öngörür. Buna göre beklentiler bir kez oluştuktan sonra artık veri olarak alınabilecektir. Beklentiler veri iken aynı dozda para ve maliye politikaları kullanılarak ekonomik karar birimlerini sürekli olarak kandırabilmek olanaklıdır. Aktif para ve maliye politikaları ile ekonomiye kaynak enjekte edilmesi ve etkin bir faiz politikası ile karar birimlerinin tüketim-tasarruf tercihlerinin etkilenmesi toplam talebi artırarak ekonomiyi eksik bir istihdam düzeyinde takılıp kalmaktan kurtarabilecektir. Yani eksik istihdam durumunda para ve maliye politikaları ekonominin reel kesimini etkilemektedir. Aynı biçimde para ve maliye politikaları simetrik olarak uygulanabilecek, enflasyonist baskılar karşısında toplam talep baskısı azaltılarak enflasyonist süreç engellenebilecektir. Keynezyen iktisadın para ve maliye politikaları talep yönelimli politikalardır. Toplam talebin toplam arzdan daha hızlı uyum sağlayacağı anlayışına dayanmaktadır. Para talebinin faiz esnekliğinin yatırım talebinin faiz esnekliğinden daha yüksek olduğunu öngörülerek 'dışlama etkisi'ne (crowding out) yer verilmemektedir. Bu nedenle maliye politikası para talebinden daha etkin görülmektedir (Parasız-1985; Haberler-1988; Mishkin-1989/487; Chiang-1986/202, 522; Payan-1994/46-50, 155-204; Çolak ve Togay-1996/33).
Paracı İktisat ise Keynesyen yaklaşımdan farklı olarak ekonominin içsel olarak istikrarlı olduğunu öngörmektedir. Paracılara göre ekonomide ücretler ve fiyatlar rijit değildir. Para talebi istikrarlıdır. Para talebinin faiz esnekliği yatırım talebinin faiz esnekliğinden daha düşüktür. Bu nedenle faiz oranı değişmelerine toplam arz daha hızlı uyum sağlayacak; yatırım talebinin artması toplam talebi artıracak ve ekonomi tam istihdam denge düzeyine kolayca ulaşabilecektir. Paracı iktisat, yatırım talebinin faiz esnekliğinin para talebi faiz esnekliğinden daha yüksek olduğunu öngörerek 'dışlama etkisine yer vermekte; para politikalarının maliye politikalarından daha etkili olacağını vurgulamaktadır. Ancak keyfi para politikaları ekonomik istikrarsızlığa yol açacaktır. Bu istikrarsızlığın en önemli nedeni parasal uyumlamadır. Buna göre sistematik parasal uyumlama fiyatlar genel seviyesinin yükselmesinin en önemli nedenidir. Çünkü parasal uyumlama yatırımcılarda enflasyon 'beklentisi' yaratmakta, dolayısıyla daha yüksek fiyat beklentisi nedeniyle daha yüksek ücret taleplerine direnmelerini önlemektedir. Böylece içsel ve uyarlamalı beklentiler, ekonomik performans ve enflasyon üzerinde etkili olmaktadır. Parasal uyumlama kısa dönemde ekonominin reel kesimini etkilemekte ancak uzun dönemde ekonomi çıktığı noktaya geri dönmekte, net etki fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi olmaktadır. Parasal uyumlamanın sürekli olarak yapılması durumunda enflasyon süreklilik kazanacaktır. Bunun anlamı ekonomik karar birimlerinin ancak kısa dönemde yanıltılabileceğidir: Buna göre öncelikle likidite etkisinin ortaya çıkacak, parasal genişleme faiz oranını düşürecektir. 5-10 ay arasında ortaya çıkan gelir etkisinin likidite etkisini giderecek, gelir artışı ile birlikte artan para 18 talebi faiz oranını yeniden yükseltecektir. 12-18 ay arasında ise beklentiler bütünüyle uyum sağlayacak ve net etki fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi olacaktır (bkz. Parasız 1985; Orhan-1987; Chiang-1986-s.202, 237-238, 249, 264, 285, 522-523; Payan-1994/58, 235-255).
Rasyonel Bekleyişler Kuramı'na dayanan Yeni Klasik İktisat da paracılar gibi ekonomik düzenin ve para talebinin istikrarlı olduğunu öngörür; ekonomik karar birimlerinin beklentilerini içsel ve rasyonel olarak alır. Ancak farklı olarak reel ve parasal sektörler arasında bir bağlantı bulunduğunu reddeder (Klasik Dikotomi). Para reel sonuçlar doğuramayacaktır. Çünkü beklentilerin çok hızlı uyum sağlayacaktır. Ekonomik karar birimlerini kısa ya da uzun dönemde sistematik biçimde kandırabilme olanağı yoktur. Yani beklenen iktisat politikaları etkinsizdir. Para ve maliye politikaları hem kısa hem de uzun dönemde reel sektör üzerinde etkili olamayacak yalnızca fiyatlar genel seviyesinin yükselmesine (enflasyona) yol açacaktır. Bunun nedeni karar birimlerinin ücret ve fiyatların fiyat bekleyişlerine karşı duyarlı olmasıdır. Politika değişkenleri önceki dönemin (t-1) enformasyon kümesinin bir parçası olarak kalmaya devam ettiği sürece cari istihdam düzeyi üzerinde etkili olamayacaktır. Cari istihdam (cari işsizlik oranının ve reel toplam hasıla) düzeyinin yalnızca geçmiş istihdam düzeylerinin bir fonksiyonudur. Ekonominin reel kesimini iktisat politikaları ile etkileme, işsizlik oranının doğal işsizlik oranının altında tutma çabaları her aşamada enflasyonist bekleyişlerin ve dolayısıyla enflasyon hızının artarak artmasına neden olacaktır. Ancak beklenmedik iktisat politikaları ekonomik konjonktürü etkileyebilecektir (Kılıçbay-1984/13; Haberler-1988/148-149; Chiang-1986/ s. 262, 265, 270; Mishkin-1989/625,644).
Enflasyon ve istihdam (işsizlik, reel toplam hasıla) olgularına ve aralarındaki ilişkiye açıklama getirmeye çalışan dördüncü bir yaklaşım ise Politik Konjonktür Teorileridir. Buna göre bir ekonomide politik faktörler (seçim, iktidarın yapısı, iktidarın ideolojisi) para politikalarının belirlenmesi ve uygulanması sürecini, dolayısıyla da ekonomik olayları, enflasyon ve işsizliği etkilemektedir. Politiko- Ekonomik yaklaşım çatısı altında geliştirilen Politik Konjonktür Devreleri literatürüne göre seçim devrelerinde, seçmenlerin adaptif beklenti sahibi olmaları durumunda seçimlerden hemen önce ekonomi canlanmakta, hemen sonra ise enflasyon yükselmektedir (Nordhaus-1975). Seçmenlerin rasyonel beklenti sahibi olmaları durumunda ise seçimlerden hemen önce enflasyon yükselmekte, ekonomide ise bir canlanma olmamaktadır(Rogoff and Sibert-1988). İdeolojik yaklaşım çerçevesinde sol parti iktidarları döneminde enflasyon oranının daha yüksek, sağ parti iktidarlarında ise enflasyonun daha düşük olacağı vurgulanmaktadır (Hibbs, D. A.-1977). Yine politik istikrarsızlığın ve koalisyonların enflasyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığı vurgulanmaktadır (bkz. Güvel-1995/154).

Enver Alper GÜVEL
Yrd.Doç.Dr.,Çukurova Üniversitesi İ. İ. B. F. İktisat Bölümü Öğretim Üyesidir.
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg dil.jpg (10,9 KB (Kilobyte), 5x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf alper.pdf (280,6 KB (Kilobyte), 11x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
():, analizi, dalagalanmalar, dönem, ekonometrik, ekonomik, ekonomisinin, kısa, makro, politikalar, türkiye, üzerine, ınceleme

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 18:43 .