Nüve Forum


Uluslararası İlişkiler Bölümü hakkinda İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not ile ilgili bilgiler


3.3. AVUKATLAR Yargı faaliyetine hizmeti ile katkıda bulunan üçüncü süje avukatlardır Avukatlar sıradan birer insan değillerdir Bunun için, kendilerine iyi bir hukuk bilgisi, engin bir kültür birikimi, gelişmiş bir sosyal

Like Tree15Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 14.10.08, 23:33
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not

3.3. AVUKATLAR
Yargı faaliyetine hizmeti ile katkıda bulunan üçüncü süje avukatlardır Avukatlar sıradan birer insan değillerdir Bunun için, kendilerine iyi bir hukuk bilgisi, engin bir kültür birikimi, gelişmiş bir sosyal hayat ve zaman içinde edinilecek mesleki tecrübe ile donatmaya mecburdurlar.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na göre, kamu hizmeti niteliğinde bir serbest meslek türü (md 1/1) olan avukatlığın amacı, hukuki münasebetlerin düzenlenmesi, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve genellikle hukuk kurallarının tam olarak uygulanması hususunda yargı organları ve hakemlerle resmi ve özel kurumlara yardım etmektir (md.2/1)
Anayasamız, hakim ve savcıların bağımsızlığından ve teminatından söz etmesine rağmen, savunma makamına yani avukatlara ilişkin bir hüküm içermemektedir. Oysa yargı, iddia, müdafaa ve hüküm üçlüsünden oluşmaktadır. Anayasamızda savunma süresine yönelik bir madde bulunmamakla birlikte, 135 inci maddede, yer alan Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ile ilgili düzenlemeden hareket edilebilir. Fakat, bu madde tüm Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları hakkındaki düzenlemeleri içermektedir.
Bahsedilen maddeye göre, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir" (md. 135/1).
Anayasada tesbit edilen bu esaslar doğrultusunda 1136 sayılı AK.'na göre Barolar ve üst kuruluş olarak Türkiye Barolar Birliği kurulmuştur. Kanuna göre, "Barolar bu Kanunda yazılı esaslar uyarınca avukatlık mesleğine mensup olanların; müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerin kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır" (md.76/1).
Kanunda belirtildiğine göre, "avukat sicillerinin Türkiye Barolar Birliği tarafından gönderilen örneğine uygun olarak düzenlenmesini ve korunmasını sağlamak" (md. 97/5) ve "Meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya ve dolayısıyla kendisini göreve zorlayana hususları yapmak (md.96/6) Baro Başkanlığının görevleri arasında yer almaktadır.
Baronun diğer bir organı olan disiplin kurulunun görevi ise "baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına dair karan üzerine avukatlar hakkında disiplin kovuşturması yaparak disiplinle ilgili kararlan ve cezaları vermek... "tir (md. 107).
Görüldüğü üzere, kamu hizmeti niteliğinde bir serbest meslek olan avukatlık mesleğini icra edenler, kanun koyucu tarafından, bir kamu hukuku tüzel kişisi olan baro adlı meslek kuruluşu çatısı altında toplanmışlardır. Baro, avukatlık mesleğini icra edenlere ilgili olan özellikle sicil ve denetimi gibi hususlarda tek yetkili olan kişidir.
Baroların üzerinde Türkiye Barolar Birliği denilen bir mesleki bir birlik vardır. 1136 sayılı Kanun'a göre; Türkiye Barolar Birliğine bütün barolar katılır. Birlik, merkezi Ankara'da olan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur (md. 109). Avukatların TBB.'ndeki kayıtları Birlik Yönetim Kurulu tarafından yönetmelikte gösterilen esaslara göre tutulur (md. 121/8).
"Avukatlık onuruna yahut meslek düzen ve geleneklerine uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan ve görevin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında" (md. 134), Baro Yönetim Kurulu Disiplin soruşturması açılmasına karar verir (md. 141/1). Kovuşturma açıldıktan sonra, iş disiplin Kuruluna sevk edilir. Disiplin Kurulu kararlarına karşı TBB. Disiplin Kurulu'nda itiraz edilebilir (md. 157/1). Birlik Disiplin Kurulunun itiraz üzerine verdiği karar Adalet Bakanı'nın onayı ile kesinleşir (md. 157/6). Bu , tipik bir idari vesayet denetimidir. Uyarma, kınama ve para cezalarına ilişkin kararlar ise kesindir ve Adalet Bakanlığı'nın onayına tabi değildir (md. 157/6). Adalet Bakanı'nın onaylamaya ilişkin kararlarına karşı idari yargı yolu açıktır (md.157/7).
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na göre "Avukatlar yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler" (md.34). Avukat kendisine yapılan teklifi yolsuz ve haksız görür yahut sonradan yolsuz ve haksız olduğu kanısına varırsa (md. 38/a), bu teklifi reddetmek zorundadır. Eğer, avukatları bu şekilde davranacak olgunlukta yetiştirebilir isek, hem davaların hızla sonuçlanması temin edilmiş olacaktır, hem de yargıda kalitenin elde edilmesi mümkün hale gelecektir.
Kanuna göre, baro yönetim kurulunun görevleri arasında "Avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunmasını, mesleğin adalet amaçlarına uygun olarak bağlılık ve onurla yapılmasını sağlamak" yer almaktadır (md.95/1).
TBB'nin görevleri arasında ise Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak" (md. 110/3); "Avukatların meslekte gelişmelerini teşvik edecek ve sağlayacak her türlü tedbirleri almak" (md. 110/9); Kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesin ve yüklediği görevlerin tam ve şerefli bir şekilde yerine getirilmesine çalışmak" (md. 110/11); ve " Baro mensuplarının ilmi ve mesleki seviyelerini yükseltmek için kitaplık açmak, dergi çıkarmak, konferanslar düzenlemek, telif ve tercüme eserler meydana getirilmesini teşvik etmek" (md. 110/12) yer almaktadır. Sayılan bu görevler, TBB. Yönetim kurulu tarafından yerine getirilir (md. 121).
Maddelerden de anlaşıldığı üzere, avukatlık mesleğinin kaliteli, teminatlı ve bağımsız hale getirilmesinde bütün yük baroların ve TBB.'nin üzerindedir.

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 14.10.08, 23:34
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not

4. İDARİ YARGI DENETİMİ DIŞINDA BIRAKILMIŞ İDARİ İŞLEMLER
Bir idari işlemin idari dava konusu olabilmesi için, o idari işlemin icrai nitelikli yani 'yürütülmesi gereken bir işlem' olması lazımdır (İYUK md. 14/3-d). Bu husus, başka bir şeye gerek olmaksızın ilgilinin hukuki durumunda değişiklik yapması şeklinde değerlendirilebilir.
Anayasamızda yer alan ifadeye göre, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" (md. 125/1). Madde bu kadarıyla ele alındığında, hukuk devleti ilkesinin tam anlamıyla uygulandığı sonucuna varılmaktadır. Fakat, devam eden paragraflarda durumun hiç de böyle olmadığı görülmektedir.
Anayasamıza göre, ilk olarak, Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler (md. 105/1) (Bu işlemleri İYUK. Md. 21/3 Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler; AYİMK. md.2/3 Cumhurbaşkanının tasarrufları olarak adlandırmaktadır) yargı denetimi dışındadır (125/2). Fakat Cumhurbaşkanı, bahsedilen işlemleri önceden yapılan hazırlık çalışmaları üzerine yapmaktadır. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemlerin hazırlık çalışmaları nedeni ile hukuka aykırı bir sonuç doğurması durumunda, bu aykırılığın dava edilmesi mümkün olmayacaktır. Bilindiği gibi, hazırlık işlemleri tek başlarına idari dava konusu olmazlar. Fakat asıl işlem dava edildiğinde, bunlardaki sakatlığın da incelenmesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemlerin yargı denetimi dışında bırakılmaması gerekmektedir.
İkinci olarak, Sıkıyönetim Komutanının 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu'na dayanarak yaptığı işlemlere karşı yargı yoluna başvurulamaz (AYİMK.md.21/3). Bu tespit, 1982 Anayasasında yer almamaktadır. Fakat, 1602 sayılı AYİMK.'nda değişiklik yapan 2568 sayılı Kanun ile mevzuatımıza girmiştir. Bahsedilen Kanun Milli Güvenlik Konseyi döneminde yürürlüğe girdiği için Anayasa gereğince (md. Geçici 15/3) hukuka aykırılığından dolayı bir iptal davası açılmak sureti ile iptali yoluna gidilememektedir. Hukuk devleti ilkesine aykırı olan bu hükmünde yürürlükten kaldırılması gerekmektedir (Sunay, 1996: ss.57-61). Fakat önce geçici 15 inci maddenin iptal edilerek 12/9/1980 ile 6/12/1983 tarihleri arasında yürürlüğe giren yasaları Anayasa Mahkemesi'nin denetimine açmak gerekmektedir.
Üçüncü olarak, Anayasamıza göre, memurlar hakkında verilen disiplin cezalarından uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışı bırakılıp bırakılmaması kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır (md. 129/3). Kanun koyucu ise, takdirini yargı yolunu kapatmak şeklinde kullanmıştır (657 sayılı DMK. md. 136/3). Bu durum, hem hukuk devleti ilkesini hem de hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırır nitelikte olduğundan yürürlükten kaldırılması gerekmektedir.
Anayasamız bu yasağın arkasından "Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır" (md. 129/4) demek suretiyle, bahsedilen kişiler hakkındaki bütün disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılmasının mümkün olduğunu imaetmiştir. Buradan hareketle, HSYK. Kararlan, YAŞ. Kararlan ve disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirleri tarafından verilen cezalar da yargı denetimi dışında bırakılmıştır.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz (Any. Md. 159/4 ve HSYKK. Md 12/son) . Bu hususa yukarıda değinildiğinden burada sadece zikretmekle yetini lecektir.
Anayasaya göre Yüksek Askeri Şura Kararları yargı denetimine tabi değildir ( md. 125/2).
Anayasa Mahkemesi'ne göre ise, " Yüksek Askeri Şura, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en üst danışma organıdır" .Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na göre, YAŞ. asker kişilerin özlük işleri ile ilgili kararlar almakla görevli idari bir kuruldur. Bahsedilen kararlar, asker kişilerin sicilleri ile ilgilidir. Siciller memurun üstleri tarafından ve gizli olarak tutulur. Fakat, dava edildikleri vakit idari makamlar tarafından yargı merciinin bilgisine sunulur. Kişi, dava esnasında da sicil dosyasının içeriğini göremez fakat, bağımsız yargı elindeki dosya hakkında bir hüküm vermektedir. Kişi de bu karara güven duymaktadır. Bu nedenle, sivil olsun asker olsun tutulan sicilin mahiyeti aynıdır ve buna dayanılarak verilen karar icrai bir idari işlem niteliğindedir. O halde, YAŞ.'nin sicil işlemleri ile ilgili kararlarının yargı denetimi dışında tutulması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
TSK. mensupları bakımından yargı denetimi dışında tutulan bir başka husus ise, disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirleri tarafından verilen cezalarıdır (AYİMK. Md. 21/3). 211 sayılı TSKİHK.'na göre: "Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir.

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 14.10.08, 23:35
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not

Askerliğin temeli disiplindir.
Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır" (md.13).
Disiplin suç ve tecavüzleri ile ilgili olarak AYTMHK. getirilen sınırlama Anayasal ve yasal düzenlemelere uygundur. Fakat, hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkelerini ihlal ettiği için bu hükmün de yürürlükten kaldırılması gerekmektedir (Sunay, 1996: ss.61-70).
Bir başka yargı dışı durum, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun'a göre çıkarılan kararnamelerin yürütmesinin durdurulması ve iptalinin istenememesi ile ilgilidir (md.4). Bu idari işlemler de icrai nitelikte olduğu için yargı denetimi dışında bırakılmaması gerekmektedir. Fakat, 2324 sayılı Kanun Anayasanın Geçici 15 inci maddesi kapsamında olduğu için, yine, işe bu maddenin yürürlükten kaldırılması ile başlamak gerekmektedir.
İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygun olup olmadığını denetlemek üzere kullanılır. Yerindelik denetimi yapılamaz (Any. Md. 125/4 ve AYİMK. Md. 21/2). İdarenin takdir yetkisini kullanarak işlem tesis etmesi durumunda, bu işlemin idare tarafından neden böyle yapıldığını araştırmak yargı yerinin görevi değildir. Fakat, takdir yetkisinin kötüye kullanılması halinde, yargı yeri takdir yetkisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığını denetleyebilir.
İdare, idari yargı denetiminden kaçtığı oranda işlemlerinde gizli amaçlar ve hukuka aykırılıklar görülecektir. Bu durumun önlenmesinin tek yolu ise Any. Md. 125/1'de zikredildiği gibi idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasıdır.

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 14.10.08, 23:36
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not

5. İDARİ YARGIYA YANSIMALAR
Yukarıda da ifade edildiği üzere, 6/1/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2575, 2576 ve 2577 sayılı Kanunlarla idari yargı manzumesi tamamlanmıştır. Bu Kanunların yürürlüğe girmesinden evvel ise sivil idari yargı alanında sadece Danıştay görev yapmış; zamanla, iş yükü arttıkça daire sayısı arttırılarak hizmet vermeye devam edilmiştir. 2575 sayılı kanun ile Danıştay yüksek mahkeme haline getirilmiş; İdare mahkemeleri ise 20/7/1982 tarihinden itibaren göreve başlamışlardır. AYİM. İse 1972 yılından beri görev yapmaktadır.
Yeni kurulan mahkemeler, daha ilk günlerden itibaren ağır bir iş yükü altına girmişler ve bu yük günümüze kadar artarak gelmiştir. Şimdi ise, yargı artık tıkanma noktasındadır.
İdare ve vergi mahkemelerinin iş yükünün artmasının en önemli nedeni, mevzuatın çok sık değişmesidir. Sık sık mevzuat değişikliği yapıldığında, bir noktadan sonra idare örgütünde görev yapanlar bu değişimi takip edememeye başlamakta, bunun sonucunda ise hukuk kuralları sürekli ihlal edilir hale gelmektedir. İdarenin hukuka bağlılığı azaldıkça, idari eylem ve işlemlerle ilgili olarak yapılan idari başvurusu sayısı artmaktadır. Basiretli yönetici sayısı gittikçe azaldığı için, kişi başvurusundan bir sonuç alamayınca bu sefer idari dava açmak zarureti hasıl olmaktadır.
Yargı aşamasında durum daha da vahimdir. Zira, idari yargı mercilerinde hakim olmak için hukuk fakültesi mezunu olmak gerekmez (Any. Md. 155/3 ve 157/2; DK.md.8/1; BİMİMVMKGHK. Geçici md.l; AYİMK.7; HSK. Md. 8/ç-2). Hukuk fakültesi mezunları ise, cüz'i bir Kamu Hukuku bilgisi, yetersiz bir hukuk eğitimi ve fazla ciddiye alınmayan staj (Adalet Bakanlığı bünyesindeki 6 ay hariç) nedeni ile gerektiği gibi yetişememektedirler.
Göreve başladıktan sonra muazzam bir iş yükü ile ve kütüphanesiz adliye binaları ile karşılaştıkları için okuma imkanı da bulamamakta, hizmet içi eğitim sürecinden geçirilmedikleri için bilgilerini taze tutamamaktadırlar. Genel olarak, avukatlar hakimlerden de olumsuz şartlar içinde hizmet vermeye çalışmaktadırlar. Sonuçta hukuk bilgisindeki eksiklik yüzünden özellikle usuli işlemler nedeni ile davanın karar bağlanma süresi uzamakta; verilen karar tarafları tatmin edemediği için temyiz yada itiraz yolu denenmektedir.
Çözüm olarak:
Öncelikle idari mevzuat derli toplu hale getirilmeli, bu esnada artık kullanılmayan ya da çelişkiler içeren maddelerden arındırılmalıdır.
İkinci olarak, idarecilerin yetkilerini kullanmalarında pratiklik sağlayıcı kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.
Sonra her konuda idari dava açılmasına engel olmak gereklidir. 213 sayılı VUK md. 22 sayesinde Vergi Hukuku bakımından kısmen de olsa bu imkan mevcuttur. Düzenleme, yargı yolunu kapamak şeklinde değil, yargı yoluna gidilmeden önce meselenin barışçı ve uzlaşmacı bir yolla halledilmesini sağlamaya yönelik olmalıdır. Mesela, ombudsman müessesesinin getirilmesi, idari vesayet ve hiyerarşik denetimin bu amaçla kullanılması mümkün olabilir.
Dördüncü olarak, belli nitelikteki davaların ilk derece mahkemelerinde kesin olarak karara bağlanması temin edilmelidir.
Beşinci olarak, günümüzde neredeyse işsiz hale gelen Bölge İdare Mahkemelerine eski işlevlerini kazandırmak gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemeleri, yargı çevrelerindeki idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdikleri kararları itirazen incelemekle görevlidir (BIMTMVMKGHK. Md.8/a). Aynı Kanun'a göre, tek hakimle görülecek davaların değerinin 12 milyon TL.'nı aşmaması gerekmektedir (md. 7/1). Fakat, bugünün şartlarında bahsedilen miktar çok cuz'i kalmıştır. Oysa, kanunla sınır tespit etmek yerine, sınırın otomatik olarak artmasını sağlayacak bir tespit yapılmalı ve mesela toptan eşya fiyat endeksi ya da yıllık enflasyon oranı gibi günün şartlarına göre değişen bir esasa bağlanılarak güncelleştirilmesi temin edilmelidir. Bir müellif ise, Bölge İdare Mahkemeleri'nin istinaf incelenmesi yapmasını savunmaktadır (Candan, 1996: s.737, ss.741-742).
Altıncı olarak, davaların süratle halledilmesini temin bakımından idare ve vergi mahkemesi hakimlerinin uzmanlaşması, yani hep idare mahkemesi yada hep vergi mahkemesi hakimi olarak görev yapmaları sağlanmalıdır.
Son olarak, mahsus bir İdari Yargılama Usulü Kanunu çıkarılmalıdır. Zira, İYUK. İle HUMK.'na yapılan atıf, FfUMK. Meseleye özel hukuk açısından baktığı için, İdari Yargılama Usulü'nün bünyesine uymamaktadır (Sunay 1997: s. 70).

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 14.10.08, 23:39
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart İdari yargıda kalite üzerine bir kaç not

6. SONUÇ Sonuç olarak;
Yargı işi ile uğraşanlarda her geçen yıl daha da artan bir kalitesizleşme gözlemlenmektedir.
Elbette ki, bu durum bahsedilen kişilerin kişiliğinden değil sistemden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, meselenin çözümlenmesi için, işe her seviyedeki eğitim kurumlarının iyileştirilmesi ile başlanmalı ve öncelikle bu kurumlara giren herkesin değil sadece başarılı olanların mezun olabilmesini sağlayan tedbirler alınmalıdır. Bunu, hukuk fakültelerindeki müfredat eğitim süresi ve eğiticilerin kaliteli hale getirilmesi çalışmaları izlemeli, öğretim üyelerinin mali durumları onur ve sosyal konumlarına yakışır bir seviyeye yükseltilmelidir.
Eğitimde kalite temin edildikten sonra, sıra yargıda kaliteye ulaşma çalışmalarına gelmelidir. Öncelikle, mahkemelerde hakim olarak görev yapacak kişilerin hukuk fakültesi mezunu olmasını sağlayıcı kanuni düzenlemenin yapılması gerekmektedir. Ne sebeple olursa olsun, hukuk fakültesi mezun olmayanların hakim olmalarına sıcak bakmak mümkün değildir. Sonra, başarılı öğrencilerin hakim ve savcı olmasını temin etmek için sık sık sınav açılmalı ve bu kişilerin mali durumları özenilecek seviyeye yükseltilmelidir. Daha sonra sıra, hakim, savcı ve avukatların mesleğe giriş şartlarının gözden geçirilmesine gelmelidir. Hukuk fakültesine kaydını yaptıran herkesin eninde sonunda mezun olduğu bir sistem içerisinde, bu alanda kaliteyi yakalamak için, hiç değilse mezuniyetten sonra ciddi bir elemenin yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda olmak üzere, avukatlık ve hakimlik stajlarının ciddi şekilde yapılmasını sağlamak ve bu hususta hukuk fakültelerinden yardım almak gereği vardır.
Ayrıca, staj bitiminde derhal mesleğe başlanmamalıdır. Adaylar, alanlarına göre, ciddi bir sınava tabi tutulmalıdır.
Mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı ve hukuk devleti ilkelerini zedeleyen mevzuat hükümleri Anayasa ve kanun değişikliği ile yürürlükten kaldırılmalıdır.
İdari mevzuat az, öz ve yalın hale getirilmelidir. Bu yapıldığında, açılan dava sayısı ne kadar çok olursa olsun uzmanlaşmış ve kaliteli bir hukukçu işin üstesinden gelir.
Etik bakımdan ise, hukuk terimlerinin ve dilinin korunması ise yerinde olacaktır.
Son olarak, adliyelerin ve adalet sisteminin iyileştirilmesi ile, hakim, savcı ve avukatların iş yükleri azalacak okuma ve bilimsel çalışma yapma imkanları doğacaktır. Bir de hizmet içi eğitim çalışmaları başlatılırsa, alanında uzman haline gelen hakim ve savcıların önünde adalet mekanizmasının gerektiği kadar kaliteli ve hızlı çalışmasına yönelik hiçbir engel kalmayacaktır.

Nüve Forum
KaynakPDF
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf c1-s1-m1-pdf.pdf (4,28 MB (Megabyte), 34x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
kaç, kalite, üzerine, yargıda, ıdari

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:52 .