Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü > Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü hakkinda Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Birleşmiş Milletler'den Avrupa Konseyi'ne, hükümetlerden parlamentolara, sivil toplum kuruluşlarından bireylere kadar birçok kurum ve kişi tarafından yolsuzlukla mücadele ve kamu yönetiminde etik davranışlarının yaygınlaştırılması konusu gündeme getirilmektedir. Artan yolsuzluk ve

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.11.09, 14:59
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler

[coverattach=1]Birleşmiş Milletler'den Avrupa Konseyi'ne, hükümetlerden parlamentolara, sivil toplum kuruluşlarından bireylere kadar birçok kurum ve kişi tarafından yolsuzlukla mücadele ve kamu yönetiminde etik davranışlarının yaygınlaştırılması konusu gündeme getirilmektedir. Artan yolsuzluk ve devlete olan güvenin hızla azalması (OECD, 1996), yolsuzluğun önlenmesi ve etik değerlerin yaygınlaştırılmasını gündeme getirmektedir. Yolsuzluk küresel bir sorun haline gelmiş ve bu sorunla mücadele etmek için çeşitli organizasyonlar oluşturulmuştur.
Basit hatalardan, büyük yolsuzluklara kadar ülkeler yolsuzluklardan korunmuş değildir ve birçok ülke istenmeyen davranış biçimlerini önlemek ve olumlu davranış biçimlerini yaygınlaştırmak için büyük çaba göstermektedir.
Bu bağlamda bir taraftan Türk kamu yönetimi sistemi yeni baştan inşa edilmeye çalışılırken diğer taraftan bir kısım kamu çalışanlarına etik değerlerin aşılanması hedeflenmekte ve bu amaçla kurullar oluşturulmaktadır. Yeni değerlerin uygulamaya konulmasına rağmen, bürokratik sistemin geleneksel yapısını hala devam ettirmesi, birtakım endişeleri gündeme getirmektedir.

YOLSUZLUK KAVRAMI VE NEDENLERİ
Yasadışı işlerden etiğe aykırı işlere kadar birçok konu yolsuzluk alanına girmekte ve çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Dünya Bankası'nın benimsediği tanıma göre yolsuzluk, kamu gücünün/görevinin özel menfaat amacıyla kötüye kullanılmasıdır (World Bank, 1997) . Bu tanıma göre yolsuzluk, "kamu" ile "özel"in ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda yolsuzluğun oluşabilmesi için yetkinin kötüye kullanılması ve çıkar ilişkisi olması gerekmektedir. Diğer bir tanıma göre yolsuzluk, kamu kaynaklarının kamusal olmayan amaçlar için kullanılmasıdır. Yolsuzluğun tanımına bakıldığında yapılan tanımların hemen hepsinin yolsuzluğu kamuyla ilişkilendirdiği görülmektedir. Diğer taraftan yolsuzlukları siyasal, yönetsel, ekonomik ya da maddi çıkar ilişkili, maddi çıkara dayanmayan şeklinde ayrıma tabi tutmak mümkündür.
Toplumsal yapıdaki karmaşıklaşma yolsuzluk türlerine ve boyutuna da yansımaktadır. Geleneksel toplumlarda yolsuzluk türleri daha az ve basit iken, modern toplumlarda yolsuzluk daha büyük boyutlu ve karmaşıklaşmıştır. Özellikle teknolojik gelişmeler bir taraftan yolsuzlukların alanını genişletmekte diğer taraftan yolsuzlukların kamuya yansımasını sağlayarak gündemde kalmasını sağlamaktadır.
Yolsuzluğun nedenlerine bakıldığında özellikle Türk kamu yönetimindeki yolsuzlukların nedeni ile ilgili olarak birçok fikir ileri sürülmektedir. İşsizlik, yüksek enflasyon, hızlı nüfus artışı, vatandaşın sosyal güvencesinin olmaması yolsuzluk ve rüşvete neden olarak gösterilmektedir. Ayrıca yolsuzluk geçmişteki mültezimlik sistemiyle, kültürel yapımızın rüşveti desteklemesiyle, kamu yararı kavramının vatandaşlık bilinci biçiminde gelişmemiş olmasıyla, demokrasinin kamu yararının sağlanmasının aracı değil, bireysel yağmacılığın aracı olarak algılanmasıyla, siyasetin kamuya hizmet etmenin değil, bireysel olarak yükselmenin ve zengin olmanın bir aracı olarak görülmesiyle, memurların sendika kuramamalarıyla, 1950'li yıllardan başlayan gecekondulaşma gibi nedenlerle ilişkilendirilmektedir (Kongar, 2005; Ulusoy, 2002).
Diğer taraftan toplumsal gelişmiş düzeyi ile yolsuzluk arasında ilişki kurulmaktadır (Ergun, 1997: 388; Mbaku, 2005). Gelişmekte olan ülkelerde yolsuzluğun, sosyo-politik gelişme ve modernleşmeye paralel olarak, geleneksel değerler ile ithal edilen değerlerin çatışmasından doğduğu ileri sürülmektedir. Buna göre bürokratik yolsuzluk, modernleşmenin ve gelişmenin kaçınılmaz sonucudur.
Gelişmekte olan ülkelerde ücret politikaları ile yolsuzluk ve etik değerlerindeki aşınma arasında tartışmalı da olsa bir ilişki kurulmaktadır. Buna göre kamu çalışanları hak ettiklerinden daha az ücret aldıklarını düşünür ve kendilerini güvende hissetmezse muhtemelen etik kurallarına çok fazla riayet etmezler ve yolsuzluk yapma eğilimine girebilirler.
Genel olarak bakıldığında, siyasal sistemin yapısı, siyasal kültür ile toplumsal kül¬tür arasındaki ilişki, yönetim yapısı, bürokratik yapı, hızlı değişim, modernleşme, az gelişmişlik, kötü yönetim, kapalı yönetim yapısı ve kültürü, hesap verebilirlik yaklaşımının eksikliği, kamunun kontrol ettiği kaynakların büyüklüğü, yargı bağımsızlığının eksikliği, güçler ayrılığının tam olmayışı ve aksak rekabet, yolsuzlukları artıran temel faktörler olarak sıralanabilir (Quinn, 2004; Eryılmaz, 2004: 156; Şen, 1998: 4-35). Ayrıca sistemdeki devrimsel değişim ile değerlerdeki evrimsel değişim arasındaki gerilim, yolsuzlukların artmasında ve etik değerlerin oluşmamasında önemli rol oynamaktadır. Geleneksel zihniyet ile yeni yönetim yapıları arasındaki gerilim kadar toplumsal değerler ile kamu yönetimi sistemi arasındaki fark da yolsuzlukların artmasına ve etik değerlerin azalmasına neden olabilmektedir.
"Kamu Görevlileri Etik Kurulu" kurulmasını öngören 5176 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik tüm kamu çalışanlarını içermemektedir.
Son yıllardaki yolsuzluk tanımına özel sektörü de katma çabaları söz konusudur. Buna göre yolsuzluk, herhangi bir görevin özel çıkarlar için kötüye kullanılmasıdır.


Yrd. Doç. Dr. Hamza AL
Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: gif kamu.gif (41,2 KB (Kilobyte), 33x kez indirilmiştir)
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12.11.09, 15:00
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler

YOLSUZLUK VE KALKINMA: YOLSUZLUĞUN OLUMLU ETKİSİ VAR MIDIR?
Yolsuzluğun sistem ve toplum üzerinde olumsuz etki yaptığı genel kabul görse de, bazı olumlu yönlerine dikkat çeken yazarlar da bulunmaktadır (Huntington, 1968: 68-69; Lambsdorff, 2001). Rüşvetin ve yolsuzluğun özellikle ekonomi üzerindeki olumlu yönlerine dikkat çeken bu yazarlara göre, piyasanın sınırlı, bürokrasinin hantal, mevzuatın ağır olduğu durumlarda yolsuzluk ve rüşvet, sisteme ve özellikle de ekonomiye "katkı" yapabilir.
Bu anlamda yolsuzluğun kamusal hantallıkları gidermede ve etkinlik sağlamada bir rolü olup olmadığı tartışma konusu olmaktadır. Gerçekten de rüşvet, oldukça büyük ve hantal olan bürokrasi çarkını hızlandıran bir "yağ" işlevi görebilir mi? Alınan yanlış kararlar yolsuzlukla telafi edilebilir mi? Yolsuzluğun sonuçları her zaman kötü ve büyük müdür? Yolsuzluğun her zaman yatırımları azalttığı ve büyümeyi yavaşlattığı doğru mudur? Yolsuzluk, rasyonellikten uzak ve ideolojik olarak belirlenmiş ekonomi politikalarının olumsuz etkilerini azaltıcı bir işleve sahip olabilir mi? Yasalara uygun bir talebin daha çabuk gerçekleşmesini sağlamak amacıyla, rüşvet vererek bürokrasi çarkını hızlandırmak sisteme zarar verir mi?
Yolsuzluğun ekonomik büyüme üzerinde bazı olumlu etkileri olduğunu ileri sürenler olsa da son dönemdeki çalışmalar, genellikle yolsuzluğun ekonomi üzerinde olumsuz etki yaptığı yönündedir (Quinn, 2004; World Bank, 1997). Yolsuzluk, kamuya güveni sarsarak ve sosyal sermayeyi aşındırarak gelişmeyi ve yatırımları önleyici bir engel olarak görülmektedir.
Gerçekten de, rüşvetin bireysel birtakım faydaları olabilir; ya da kötü ve hantal çalışan sistemlerin "hızlandırılması"na katkı yapabilir. Özellikle despotik sistemlerde yönetimin yumuşamasını da sağlayabilir. Fakat rüşvet, sadece bürokrasi yağlayarak hızlandıran bir mekanizma değildir; aynı zamanda sistemi yanlış yerlere kaydıran bir etkiye de sahiptir. Rüşvet yağıyla hızlanan bürokrasi, uzun vadede daha fazla yağ isteyebilir. Rüşvet ve yolsuzluk, kurumsallaşarak bu yönetimler için bir yaşam biçimi olur ve üzerinde bile durulmayan bir kurum haline gelebilir (Ergun, 1997: 391; Heper, 1973: 123).
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12.11.09, 15:02
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler

TÜRK KAMU YÖNETİMİNDE YOLSUZLUK
Günümüzde kamu kesiminde yolsuzluklar konusunda yaygın bir endişe vardır. Fakat yolsuzlukların boyutunu ve geçmişe göre artıp artmadığını ortaya koymak oldukça zordur. Yolsuzluğun gizlenmeye çalışılması ve tasvip edilen bir davranış olmaması, bunun yanı sıra yeni teknolojilerin yönetimi halkın gözetimine sunması, yönetimdeki şeffaflaşma politikaları, yolsuzluğun boyutunu ve artıp artmadığını tartışmalı hale getirmektedir.
Yolsuzluk günümüze ait bir olgu değildir; tarihten beri az çok yolsuzluk türü gö¬rülmektedir. Türk tarihinde en ciddi yolsuzluk ve rüşvet olayının "kayda geçişi", Sultan Bayazıt dönemine rastlar. Aşık Paşaoğlu Tarihi'inde anlatılanlara göre,
Çandarlı Halil Paşa ve Rüstem Paşa göreve geldikten sonra "aleme" hile karıştır¬maya başlamışlardır. Halil'in oğlu Ali Paşa vezir olunca "hileli" fetvalar çıkarılma¬ya başlanmış; Kadıların fesatları ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine, Sultanın emriyle Kadılar bir eve hapsedilmiş ve evin, içindekilerle birlikte, ateşe verilmesi emredil¬miştir. Devreye Ali Paşa girmiş, Sultan'ın nedimi olan Maskara Arap'ın da yardı¬mıyla Kadılar cezalandırılmaktan kurtulmuştur (Derviş Ahmet Aşiki, 1992: 62-63). Olayın anlatılış tarzı, olayın gerçekliği konusunda şüpheleri artırmaktadır. Fakat bu tarihi belge, Sultan Beyazıt zamanındaki yolsuzluğun boyutu ile ilgili bize doğru bir bilgi vermese de, yolsuzluk konusundaki hassasiyet ve ilginç çözüm önerisi ile ilgili ipuçları vermektedir.
Osmanlı dönemindeki yolsuzlukla ilgili belleklerde kalan bir diğer kayıt da ünlü şair Fuzuli'nin meşhur "selam verdim rüşvet değildir deyu almadılar" sözüdür. Bunun, bir şairin coşkulu ifadesi mi, kendisine yapılan bir haksızlığa karşı sözlü isyanı mı, yoksa rüşvetin yaygınlığını gösteren tarihi bir gerçeklik mi olduğu konu¬su da şüphelidir.
Fakat Osmanlı yönetim sisteminin zamanla nasıl bozulduğunu birçok yazar ve bilim adamı ayrıntılı olarak ortaya koymuşlardır. Özellikle Kanuni döneminden itibaren yolsuzluk ve rüşvet artmaya başlamış, askeri yapıdan idari yapıya, adli yapıdan siyasi yapıya tüm sisteme nüfuz etmiştir .
Şunu da kabul etmek gerekir ki, Osmanlı dönemindeki değerlendirmeler, salt yol¬suzluklarla ilgili değil tüm sistemle ilgili genel değerlendirmelerdir. Ayrıca o dö¬nemdeki yolsuzluğun boyutunu ortaya koyacak ve başka ülkelerle karşılaştıracak net veriler bulunmamaktadır.
Günümüzde, yolsuzluğun boyutunu ortaya koymak ve başka ülkelerle karşılaştır¬mak geçmişe göre daha kolaydır ve bununla ilgili bazı veriler bulunmaktadır. Ge¬nellikle ahlak dışı algılanması ve yasalara aykırı olması nedeniyle, yolsuzluğun boyutunu tam olarak ortaya koymak mümkün değilse de birçok ülkeyi içine alan Uluslararası Saydamlık Örgütü tarafından hazırlanan ve yıllık olarak yayınlanan Yolsuzluk Algılama Endeksi (Corruption Perception Index, CPI) ve Dünya Bankası tarafından desteklenen endeksler, bu konuda ülkelerle ve ülkemizle ilgili bazı bilgi¬ler vermektedir. Ayrıca özel şirketler tarafından ülkelerin risk haritalarını ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmalar da bulunmaktadır.
Bu endekslere göre yolsuzluk konusunda Türkiye, hedeflediği Batı dünyasında değil üçüncü dünya ülkeleri içinde yeralmaktadır. Yolsuzluk Algılama Endeksine göre (transparency.org.), Türkiye 2004 yılı itibariyle 10 üzerinden 3,2 puanla 77. sırada yeralmaktadır. Sıralamada Türkiye'nin yakınlarında hiçbir demokratik ülke bulunmamaktadır. Türkiye 2005 yılında nispeten daha temiz bir algılanmaya sahip görülmektedir. 2004 yılında 3,2 puanla 77. sıraya yeralan Türkiye 2005 yılında 3,5 puanla 65 sıraya yerleşmiştir (transparency.org.).
Diğer bir ilginç nokta ise demokratik olmayan bazı ülkelerin endekse göre yolsuz¬luk konusunda ülkemizden daha temiz durumda olmalarıdır. Örneğin 2004 ve 2005 yılları itibariyle Birleşik Arap Emirlikleri 30-29., Bahreyn 34-36., Ürdün 37-37., Katar 38-32., Tunus 39-43., Kuveyt 44-45. sırada yeralmaktadır. 2005 yılı itibariyle yolsuzluk konusunda Türkiye'ye yoldaşlık eden ülkeler ise Brezilya, Gana, Meksi¬ka, Panama, Peru, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdir.
Sektör bazında 2004 yılı itibariyle Türkiye'nin kirlilik derecesi ile ülke ortalamaları karşılaştırıldığında en fazla sapma -1,4 ile yerel hizmetlerde görülmektedir. Yetkile¬rin yerel yönetimlere doğru aktarılma çabasının verildiği bir dönemde, Türk yerel yönetimlerinin yolsuzluk konusunda ülkeler ortalamasından çok aşağıda olması büyük bir şanssızlıktır. Siyasal partilerde hiç sapma görülmemektedir. Siyasal parti¬leri -0,1 ile parlamento, 0,2 ile Silahlı Kuvvetler takip etmektedir.
Bu konuyla ilgili bkz.(Koçibey, 1993; Defterdar Sarı Mehmet Paşa, 1990). Osmanlı dönemin¬deki yolsuzlukları ve bozulmayı ortaya koymak için Yeniçerilerle ilgili iki değerlendirmeyi or¬taya koymak yeterli olacaktır. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkmak için uzun süre İstanbul'da kalmak durumunda olan Batılı bir elçi, askeri sistemdeki düzene, sis¬temdeki iltimassızlığa ve liyakate hayrandır ve Yeniçerilere baktıkça kendi geleceklerinden endişe etmektedir (Oqier Ghislain de Busbecq, 2002: 79-21). Daha sonra Esat Efendi, Üssü Zafer adlı eserinde, bu kurumu çöküntü içinde, sokaklarda ve pazarlarda zarardan başka bir iş görmeyen müfsitler yuvası ve arpalık olarak değerlendirecektir (Ahmet Cevdet Paşa, 1994: 266). Tarihe yön vermiş bu kurumun ortadan kaldırılması Vakayı Hayriye olarak görülecektir.
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12.11.09, 15:03
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzlukla Mücadele: Geleneksel Bürokratik Yapı Ve Yeni Etik Değerler

SİSTEM ETİK İLİŞKİSİ: GELENEKSEL KAMU YÖNETİMİ VE YENİ ETİK DEĞERLER
Türk kamu yönetiminin içinde bulunduğu sorunların aşılması ile ilgili son yıllarda oldukça köklü reform çabaları dikkat çekmektedir. Yolsuzluk ve yozlaşmanın azal¬tılması, istenmeyen davranışların önlenmesi ve olumlu davranışların geliştirilmesi konusunda adımlar atılmıştır. Bu konuda, başarısız da olsa, en büyük adımlardan birisi, tüm kamu yönetimi sistemini yeniden inşa etmeyi ve ortak temel ilkeleri ortaya koymayı hedefleyen Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılan¬dırılması Hakkında Kanun'dur. Söz konusu Kanun, yolsuzluğun önlenmesini amaç¬layan bir sistem getirmeyi de hedeflemekteydi4. Nitekim birinci maddede Kanunun amacının saydam, hesap verebilir, adil, süratli, kaliteli, etkili ve verimli bir kamu yönetimi oluşturmak olduğu ortaya konulmaktadır. Yine temel ilkelerin belirlendiği beşinci maddede kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde saydamlık, hesap verebi-lirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin esas alınacağı; kamu kurum ve kuruluşlarının, halkın bilgi edinme hakkını kullanması için gerekli tedbirleri alacağı; kamu hizmet¬lerinin usul ve standartları belirlenerek, hizmetten yararlananların bunları önceden bilmesi sağlanacağı belirtilmekteydi.
Söz konusu Kanun çeşitli nedenlerden dolayı yürürlüğe girmemiş olsa da, yolsuzlu¬ğun önlenmesi ve etik değerlerin yaygınlaştırılması ile ilgili doğrudan ve dolaylı birçok yasal düzenlemeler yürürlüğe girmiştir. Çok çeşitli olan bu kanunlardan 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun ayrı bir yeri vardır. Söz konusu Ka¬nunla (m.1) eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun hareket eden demokratik ve şeffaf yönetim hedeflenmektedir. Yönetimde açıklık, karar verme usullerini bili¬nebilir kılmakta, kamu çalışanlarının kuralları ihlal etmelerini engellemektedir. Kamu yönetiminde etik kurallarının yaygınlaşmasında ve etik düzeyinin yüksel¬mesinde, açıklık, belki de en önemli adımdır (OECD, 1996).
Gizlilik yerine açıklığın benimsenmesi ve vatandaşlara bilgi edinme hakkı tanınma¬sı, iyi çalışan medya araçları ve iyi örgütlenmiş baskı grupları ile birleşince, Türk kamu yönetimi üzerindeki denetim çeşitlenmiş ve artmıştır. Kamu faaliyetlerinin artan görünürlülüğü yanlışlıkların örtülmesini güçleştirmektedir.
Etik Kurulu kurulmasını öngören 5176 sayılı Kanun ve Kamu Görevlileri Etik Dav¬ranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, yozlaşmayı önle¬mede Türk kamu yönetimi için diğer bir önemli adımdır. Söz konusu Kanun, kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözet¬mek üzere Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun kuruluş, görev ve çalışma usul ve esaslarının belirlenmesini amaçlamaktadır (m.1). Kurul, kamu görevlilerinin görev¬lerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini hazırlayacağı yönetmeliklerle belirlemek , etik davranış ilkelerinin ihlâl edildiği iddiasıyla re'sen veya yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak sonucu ilgili makamlara bildirmek, kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmakla görevli ve yet¬kilidir (m.3).
Kurulun hazırladığı Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'te (m.5 ve devamı) "etik davranış ilkeleri" belirlen¬mektedir. Oldukça detaylı ve geniş olan bu ilkelerin bir bölümü "idealler"i ortaya koymakta; bir bölümü ise geleneksel etik konularını aşan niteliktedir.
Bunda etikle ilgili son yıllarda Batıda meydana gelen gelişmelerin etkisi büyüktür. Birçok ülkede, etik değer ve ilkelerin alanı genişlemekte birçok konu etik alanına dahil edilmektedir . Bu yönüyle yönetmelik, dar anlamda değil geniş anlamda etik felsefesine dayanmakta ve yeni kamu yönetimi anlayışından renkler içermektedir. Örneğin; "sürekli gelişim", "katılımcılık", "öngörülebilirlik", "hizmette yerindenlik", "beyana güven", "hizmet kalitesini yükseltmek", "halkın memnuniye¬tini artırmak", "hizmetten yararlananların ihtiyacına ve hizmetlerin sonucuna odaklı olmak" gibi ilkelerin, geleneksel kamusal değerlerle bağdaşması oldukça zordur.
Gerek etikle ilgili düzenlemeler gerek diğer reform çabaları ağırlıklı olarak yeni kamu yönetimi anlayışı üzerine inşa edilmektedir. Geleneksel bürokratik yapıya, yeni kamu yönetiminin öngördüğü bazı değer ve ilkeler aşılanmaktadır. Fakat yerel yönetimler reformu, yönetimde açıklık çabaları ve Etik Kurulu'nun kurulmasına rağmen geleneksel merkeziyetçi Weberyen bürokratik yapı varlığını hala devam ettirmektedir.
Geleneksel kamu yönetimi yaklaşımı ile yeni kamu yönetimi yaklaşımı arasındaki potansiyel gerilim kendini en somut bir şekilde etik alanında göstermektedir. Son yıllarda tüm dünyada yaygın bir uygulama alanı bulan ve ülkemizde de uygulanma¬ya çalışılan yeni kamu yönetimi anlayışına dayanan yeni eğilimlerin (performansa dayalı yönetim, katılımcı yönetim, vatandaş odaklılık, yetki devri, mevzuatın sade¬leştirilmesi, sonuca odaklılık, kamu yönetimi özel sektör yönetiminin yakınlaşması) geleneksel etik değerlerini aşındıracağı yönünde görüşler bulunmaktadır (OECD, 1996). Bu yaklaşıma göre;
Bir taraftan bütçe kısıtlamaları diğer taraftan performansın artırılması yönünde baskılar, kamu çalışanlarını etik dışı davranışlara itebilir. Performansa dayalı yöne¬tim yöneticiler üzerinde baskılar yaratabilir. Yöneticiler belirli performans hedeflerine ulaşmak için etik kurallarını göz ardı edebilir. Kısıtlanmış bütçe imkânları ile vatan¬daş/müşteri odaklı yönetim anlayışı, kamu çalışanlarını çift yönlü bir baskı altına alabilir. Hükümetlerin, Vatandaş Bildirgeleri ile halka açıkladığı hizmet standardını gerçekleştirme hedefi ile bütçe kısıtlamalarına uyma yükümlülüğü arasında çatışma çıkabilir.
Geleneksel yönetim anlayışına göre; kamu hizmetlerini sunanlar, mevzuatla karşı karşıya iken, günümüzde tatmin edilmesi gereken farklı "müşteri" talepleri ile karşı karşıyadırlar. Kamu çalışanlarının karar verirken hangi noktaları daha çok göz önü¬ne almaları gerektiğini kestirmeleri günümüzde daha zordur; çünkü mevzuat bu konuda çok fazla yardımcı olmamaktadır. Bu durumda çatışan hedef ve sorumlu¬luklar, doğrudan kamu çalışanları tarafından çözümlenmesi gereken ikilemler yara¬tabilir.
Kamu yönetimi reformu, merkezden alt birimlere ve devletten özele doğru yetki devrini gündeme getirmiştir. Bunun olumlu birtakım yönleri olsa da, ortak menfaat¬leri ve geleneksel kamu hizmeti değerlerini aşındırdığına dair kaygılar da vardır.
Kurumların daha fazla özerkleştirilmesi, yöneticilerin yetkilendirilmesi ve ayrıntılı kuralların azaltılması; takdir alanının genişlemesine, daha fazla hareket özgürlüğüne ve daha az denetime yol açmakta, bu da düzensiz davranışlar için uygun ortam ha¬zırlayabilmektedir.
Yeni kamu yönetimi anlayışının öngördüğü yetki devri, etkinlik, ihtiyaçlara uygun¬luk ve sonuca odaklılık açısından başarılı olsa da, devletin kolektif çıkarını ve gele¬neksel kamu hizmeti değerlerini aşındırdığına dair kaygılar da vardır. Yetki devri geleneksel hesapverebilirliği ve sorumlulukların dağılımını etkiyebilmektedir.
Kamu yönetimi ile özel sektör yönetimin yakınlaşması, kamuya rekabetin sokulma¬sı ve kamunun piyasalaştırılması, bazı sorunlar ve ikilemler yaratabilir. Özel sektör için başarı olarak algılanan bir davranış kamu sektöründe suç, yozlaşma, yolsuzluk ve etik dışı davranış olarak görülebilir.
Geleneksel kamu yönetiminde memurların davranışları önceden belirlenmiş rasyo¬nel kurallara göre düzenlendiği için "teorik olarak" etik bir yönetim olduğu varsa-yılmaktadır .
Bu iddiaları ayrıntılı olarak cevaplandırmak ayrı bir çalışmanın konusudur. Yine geleneksel kamu yönetimi ile yeni kamu yönetimi sistemlerindeki etik davranışlar¬dan sapma ve yolsuzlukların boyutunu ortaya koyma bu çalışmanın boyutunu aş¬maktadır. Fakat şunu belirtmek gerekir ki, yolsuzlukların en az olduğu ülkelerin önemli bir bölümü, yeni kamu yönetimi anlayışını uygulamaya koymuş ülkelerdir.
Geleneksel Weberyen bürokrasiyle ilgili farklı değerlendirmeler için bkz. (Eryılmaz, 2004: 11¬31).
Yeni reformlarla birlikte, geleneksel kamu yönetimi gibi onun etik değerlerinin de aşındığını kabul etmek gerekir. Diğer taraftan, geleneksel kamu yönetimi ile yeni kamu yönetiminin kendine has etik değerleri olduğu ve kamusal etiğin bir sistem sorunu olduğu unutulmamalıdır8.
Türk kamu yönetiminin içinde bulunduğu bu ikilem (geleneksel kamu yönetimi ve yeni kamu yönetimi ikilemi), özellikle etik bağlamında, geçici de olsa, birtakım potansiyel sorunları içinde barındırmaktadır. Weberyen hukuk-i rasyonel bürokrasi¬nin kendinden önceki Patrimonyal bürokrasi ile olan zıtlığı, yeni kamu yönetimi için de geçerlidir. Yeni kamu yönetimi getirdiği yenilikler ve öngördüğü değerler bakımında kendinden önceki Weberyen modelin yapısını ve değerlerini aşındırmak¬tadır.
Geleneksel yapıya yeni "etik" değerler enjekte edilmektedir. Örneğin; yönetmelikte öngörülen "sürekli gelişim", "katılımcılık", "hizmette yerindenlik", "beyana gü¬ven", "hizmet kalitesini yükseltmek", "halkın memnuniyetini artırmak", "hizmetten yararlananların ihtiyacına ve hizmetlerin sonucuna odaklılık", "kurum veya kurulu¬şun amaçlarına ve misyonuna uygun davranmak", "hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranmak" gibi ilke ve değerler ile geleneksel kamu yönetimin uyum göstermesi oldukça zordur. Kamu çalışanları, yasalarla inşa edilmiş ve yıllar¬dan beri uygulanan geleneksel kamu yönetimi sisteminde, yönetmelikle enjekte edilen yeni etik değerleri özümsemek durumundadırlar.
Geleneksel yapı ile yeni değerlerin oluşturacağı ikilem, hangi tür davranışların be¬nimsenip hangi davranışlardan kaçınılması gerektiği yönünde açıklık ve görüş birli¬ği sağlanmasını engelleyebilir. Bu da sağlam bir etik kültürü oluşmasını zorlaştıra¬bilir (Langford, 1991: 22 den aktaran OECD, 1996). Katı merkeziyetçi ve uyum eksenli bir etik altyapısıyla, yetkilerin paylaşıldığı, sonuçlara dayalı yönetim sis¬temlerinin birlikteliği tutarlı olmayacaktır (OECD, 1996).

SONUÇ
Türk kamu yönetiminin içinde bulunduğu sorunların aşılmasında, yolsuzlukların azaltılmasında ve kamu çalışanlarının dürüst, tutarlı, tarafsız, sorumlu, hesap vere¬bilir, güvenilir, yüksek etik değerlerini koruyan kişilerden oluşan bir Türk kamu yönetiminin oluşturulmasında reform çabaları ve Etik Kurulu'nun kurulması olduk¬ça önemlidir. Fakat kamu yönetimi sistemini yeni kamu yönetimi anlayışı doğrultu¬sunda yeniden inşa etmeden böyle bir girişimde bulunmak, bu girişimlerin etkinli¬ğini önemli ölçüde azaltacak ve istenen sonucu tam vermeyecektir.
Türk kamu yönetimindeki yolsuzlukların büyük boyuta ulaşması, kamu çalışanları¬nın dürüst, tutarlı, tarafsız, sorumlu, güvenilir ve etik değerlerden yoksun olmala¬rından değil, ağırlıklı olarak kamu yönetimi sisteminden kaynaklanmaktadır.
Genel olarak yönetim, özel olarak da yolsuzluk ve etik konusu, ağırlıklı olarak sis¬tem sorunu olarak ele alınmalıdır. Sistemin insan davranışları üzerindeki etkisi sanıldığından daha büyüktür. Kamusal etiğin gelişiminde, çalışanların bireylere karşı tutum ve davranışlarında, yolsuzlukların yaygınlaşmasında sistemin sanıldı¬ğından daha fazla etkisi vardır.
Yolsuzlukların önlenebilmesi ve Etik Kurulu'nun işlevini tam olarak görebilmesi için, öncelikle kamu kesimi tarafından kullanılan kaynakların azaltılması, kaynakla¬rın ağırlıklı olarak piyasa ortamında dağıtılması, kamunun elindeki kaynakların daha etkin kullanılması, kamu kesiminin ekonomikleştirilmesi ve piyasalaştırılması, genel sorumluluğun hesap verme sorumluluğuna doğru kaydırılması ve kamu yöne¬timi sisteminin yeni kamu yönetimi anlayışı doğrultusunda yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Oldukça güçlü bir şekilde varlığını devam ettiren Weberyen bürok¬ratik yapı ve zihniyete, yeni kamu yönetimi anlayışına dayanan etik ilke ve değerler aşılanmış olsa da, istenen sonuç, bürokratik yapının değişmesiyle, tam olarak elde edilebilecektir.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 2Hamza AL.pdf (272,0 KB (Kilobyte), 34x kez indirilmiştir)
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bürokratik, değerler, etik, geleneksel, kamu, mücadele:, türk, yapı, yeni, yolsuzlukla, yönetiminde

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:27 .