Nüve Forum


Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü hakkinda Gezi ve Geleceğin Türkiyesi ile ilgili bilgiler


Gezi, Türkiye’yi saran hareketin ortak adıdır. Gezi ile başlayan hareketlilikte ilk günden itibaren yer alan ideolojik ve etnik karakterli örgütleri esas alarak yapılan değerlendirmeler hatalıdır. Bunların içinden ideolojik olanlar zaten

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.06.13, 07:55
loli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 8.182
Blog Başlıkları: 6
loli isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Gezi ve Geleceğin Türkiyesi

Gezi, Türkiye’yi saran hareketin ortak adıdır. Gezi ile başlayan hareketlilikte ilk günden itibaren yer alan ideolojik ve etnik karakterli örgütleri esas alarak yapılan değerlendirmeler hatalıdır. Bunların içinden ideolojik olanlar zaten yıllardır her toplumsal hareketi kendilerini hatırlatmak için bir fırsat olarak görürler. Bizler onların varlıklarını sadece böyle zamanlarda fark ederiz. Etnik olanlar ise; kendiliğinden bir anda gelişen olaylarla kendi terör geçmişleri arasında paralellik kurarak biraz sempati elde etmeye biraz da örgüt içi güveni tamir etmeye çalışıyorlar. Bu hareket onlar için kaçırılması akıldan dahi geçirilemeyecek bir fırsat oldu. Zaten evvel emirden beri kırsaldaki silahlı hareketi kentlerde “kitle olayları olarak taşırmayı” planlayıp duruyorlardı. Kısaca, orada bulunuş amaçları omurgayı oluşturan gerçek hareketten çok farklıdır ve de talimatlıdır. Kendilerinden öncekileri taklit ettiklerinin belki de farkında bile değiller. Geçmiş günlerde sıkı dokunmuş örgütsel hiyerarşiyle hareket ediyorlardı, bugün de. Tekrarlayalım Gezi’nin karakteri kendiliğinden olduğu halde onlarınki talimatlıdır. Ateşi yükseltmeye başladıkları zaman bünyeden dışarı atılacaklardır. Bu toplu hareketin bir yerlerine kendilerini monte etmeye uğraşanlar özleri farklı olduğu için ayrışacaklardır. Bu nedenle Gezi’ye monte olan hareketleri esas alarak yorumlamak, ona bu doğrultuda bir karakter biçmek büyük haksızlık ve yanlışlık olacaktır.

Gezi Parkı’nda ortaya çıkan hareket aslında o anda doğmuş değildir. 1960’lardan itibaren Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değişime olan susamışlığının nesilden nesile aktarımıdır. Bugünkü Gezi’nin atası zaman zaman dışarıdan müdahalelerle çıktığı güzergâhtan sürüklenmekle birlikte taşıdığı büyük dinamik gücünü harekete dönüştüremedi. Kendi olmak isteğinden ibaret olan değişimin yaratacağı dalgaların geniş bir coğrafyada ulaşacağı limanların sayısının çok olması hep küresel bir korku yarattı. Büyük korkular dipten gelen enerjisi yüksek değişimin önü statükocu siyasetlerle kesildi. Buna karşı zorlama değişimler yaratıldı. Bazıları doğrudan siyasetin içerisinde, bazıları da şiddet ve terörle doğup sonradan siyasete dönüştürülmekle var oldular. Hepsi plastik ve tepeden olduğu için on-on beş yıllık varlıklarından sonra çıktıkları gibi kaybolup gittiler. Henüz varlıklarını sürdürenler de bu sondan kurtulamayacaklardır. Bu anlamda PKK, sahip olduğu örgütsel hiyerarşinin egemen olduğu anlayışla baktığı ve memnuniyetle yorumladığı Gezi’nin dalgalarının kendisini de vurduğunu görecektir. Tepeden inme, birinin düşünüp tüm örgütün uyguladığı talimatlarla gidilecek yolun uzun olmayacağı gerçeği onun için de aynı kalacaktır.

Bütün ülkeyi sıkan bu daraltılmışlık, sahip oldukları enerjileri ve delişmenlikleri nedeniyle gençler tarafından hızlı bir tepkiyle karşı harekete dönüştü. Yıllardır toplumda varlıklarına, düşünce fırtınası içerisinde olmalarına rağmen toplumda yok sayılan anne-babalarının biriktirdikleri tepkileri genç dünyalarının ani oluşumlarıyla sentezlediler. Toplumun belirli bir kesimi hitap edilen duyguları ve temel içgüdüleriyle tepkisiz kalırken, diğer kesiminin düşünmesi, sorgulaması ve yorumlaması neticesinde harekete geçenler bu kesim içerisindeki gençler oldu.

Aileden gelen etkileşimden ayrıca bizzat içerisinde oldukları olayları da dikkate almak zorundayız. Tıpkı Batı’yla bütünleşmiş egemen siyasetin geçmişte anarşi ve terörü yaratan nedenleri bir kenarda bırakıp sadece asayiş boyutuyla mücadele ettikleri gibi… Ya da neden-sonuç bağını bırakıp mücadele ediyormuş görüntüsü verdikleri gibi.

Ülkenin bütününü ilgilendiren sorunların baskısından ayrıca gençliği öncelikli olarak ilgilendiren üniversiteler de neden-sonuç bağlantısı açısından önemlidir. Ortaya çıkan olayların sonuçları üzerinden çözüme gidilmesi çözüm yerine daha çok kargaşaya yol açtı. Yumurta atan üniversite öğrencisi okuldan uzaklaştırıldı. Disiplin cezası vererek engel olacağını sanan anlayış aksine daha çok tahrik etti. 12 Eylül öncesinin anarşi ortamında üniversitelerin başına buyruk oluşları Yüksek Öğretim Kurumu’nu (YÖK) doğurmuştu. Başlangıçta YÖK, düzen verme amacıyla geldi; ama sonra siyasilerin at oynattıkları bir kurum halini aldı. Seçimle yönetmenin yerini atama aldı. Sesleri duyulmayan istisnalar olmakla birlikte kadroların önemli bölümü düşünen genç yetiştirmek yerine bir yerlere ait olarak kendisini koruma yolu seçildi. Hiç öyle olmadıkları halde kendisine Atatürkçü aidiyeti yaratanlar bile oldu. Üniversitenin asli unsuru olan gençlerin ne düşündükleri, ne oldukları onları hiç ilgilendirmedi. Okullarda bölücü örgütün gücünü sessiz kalarak kabullenen üniversite-fakülte yönetimleri, sessiz; ama büyük kitlenin uğratıldığı haksızlıkları birbiri ardına sıraladı. Karar vericiler üniversitelerdeki tepkileri sarı sendikaların ve meslek odalarının naylon tepkileriyle bir tuttu. Üstünden geçebileceğini sandı.

Dipteki hareketlilik görenler için saklı, gizli değildi. Görmek için öyle sağa-sola bakmaya gerek yoktu. Dalganın konuştuğu ortak dilin biri de müzikti. Müzik hep olduğu gibi birincil görevini yerine getiriyordu. Ortak duyguyu, düşünceyi anlatıyordu. Neşet ERTAŞ’a her yaştan, her kesimden duyulan hayranlık, Ankara’nın Bağları, türküler, oyun havaları, Doğa İçin Çal akımıyla tek bir parçanın bütün ülkeyi dolaşması, Teoman ve Duman’ın dillerden düşmemesi bütün bunların sonucu. Sertap ERENER’in, Sezen AKSU’nun konserinin protesto edilmesi bu dilin konuştuğu başlıca konulardı.

Bugün ortaya çıkan gerçek, ihtiyatlı anne-babaların delişmen çocuklarının ortak yapımıdır. Bu dil, görenlerin, duyanların neler olduğunu anlamaları için yeterince açık. Milliyetçinin, ulusalcının, muhafazakârın ve dört büyüklerin, kısaca değişimi zorlayan enerjik toplumun dili. Yaratıcı, kendiliğinden, derin düşünceli. Bu yaratıcılık büyük bir hayranlık uyandıran “İstanbul United” dedi. Kendiliğinden olduğunu yine kendisi anlatıyor; “Başımız kapalı gözümüz değil” diyor. Daima olayların kötü yüzü olma talihsizliğinden bir türlü kurtulamayan polise verilen cevap değişimin hangi yolda olduğunu gösteriyor: “Kusura bakma polis biz de emir kuluyuz” diyor. Ve emrin kimden geldiğini açıklıyor: “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa etmektir.” Atatürkçülük bugün olduğu haliyle sosyal bir statü, kişisel çıkar aracı olmaktan çıkarılıp, sorunların çözümünün, toplumsal barışın sağlanmasının en temel aracı haline getiriliyor.

Gezi’yle ortaya çıkan hareketin sağlıklı değerlendirilmesi zorunludur. Geleceği konuşmadan önce yalnızca bugününe bakıldığında bile hiçbir zorlamanın olmadığı, kendiliğinden, bize özümüze ait fikirlerden oluşmuş bir hareket olması kabullenilmesi için yeterlidir. Bizi biz yapan, en sağlıklı hücremiz olan ailelerimizin hazırladığı, çocuklarımızın somutlaştırdığı, bize ait bir harekettir. Geçmişin fırsatçı bölücü-yıkıcı örgütlerinin bir kenarından monte olmalarını hareketin genelinde yerinin olmadığını görmeliyiz. Yama mutlaka düşecektir.

Yarınına baktığımızda engellemek, dışlamak 1960’lardan beri ertelenen dipten gelen ve bize ait olan değişimin neden olacağı zararları kaldıramama tehlikesini getirecektir. Bu enerjinin yapıcı noktalara yönlendirilmesi önümüzdeki en önemli konudur. Karşısında durmak, onu yok etmeye kalkmak hiçbir sonuç vermeyecektir. Aksine arkasındaki onca desteğe rağmen başaralı olamayan PKK’nın yapamadığını bu ülkeye yaşatmak olacaktır.
İbrahim ÇEVİK
TÜRKSAM
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
geleceğin, gezi, türkiyesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:52 .