Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > Edebi Türlerden Yararlanma

Eğitim Fakültesi hakkinda Edebi Türlerden Yararlanma ile ilgili bilgiler


Hikâye Tahlili Yapılırken; 1. Hikâye tahlil ederken önce şekle ait özellikleri tespit etmeliyiz. (Yazarın soyadı, adı, kitabın adı, yayın yeri, tarihi). 2. Sonra hikâyeyi konusu, ana fikri, yazarın bakış açısı

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 05.07.08, 10:21
S&P
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Edebi Türlerden Yararlanma

Hikâye Tahlili Yapılırken;
1. Hikâye tahlil ederken önce şekle ait özellikleri tespit etmeliyiz. (Yazarın soyadı, adı, kitabın adı, yayın yeri, tarihi).
2. Sonra hikâyeyi konusu, ana fikri, yazarın bakış açısı ve anlatım tutumu açısından değerlendirmeliyiz. Bakış açısı; yazarın konuyu sunuş biçimidir. Olayların kimin gözünden bakıldığı ve kimin ağzından anlatıldığını (3 şahıs vb.) ifade eder.
3. Olay unsurlarının tespit edilmesi (özet) sonra teknik bakımdan değerlendirilmesi, teknik bakımdan olayın anlatım sırası, nasıl başladığı, nasıl geliştiği ve nasıl bir çözüme ulaştığı gibi sorular bu bölümde cevaplandırılır. Tavır ve tahliller kişi, olay ve mekân arasındaki uyum, zaman verilişi bu bölümde değerlendirilir.
4. Son aşama olarak hikâyenin dil ve üslûp açısından değerlendirilmesi ve okuyucu tarafından olumlu ya da olumsuz yönlerinin tenkit edilmesi gerekir. Mukayese de yapılabilir.
Hikâye her yaşta insan için önemlidir. Ancak çocuk için hikâye vazgeçilmez bir olgudur. Bu gerçekten hareketle, çocuğun hikâye yoluyla eğitimini sağlamak, onlara istenilen davranışları kazandırmak en kestirme yoldur. Batılı eğitimciler bunun önemini çok önceden keşfetmiş, eğitim programlarını bu gerçek ışığında düzenlemişlerdir. Bizim de, hikâyeyi çocuğun eğitiminin her safhasında kullanılacak bir öge olarak görüp, eğitim programlarımızı buna göre düzenlememiz gerekmektedir.

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 05.07.08, 10:22
S&P
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Edebi Türlerden Yararlanma

d. Roman
Edebiyat kitaplarında romanlardan genellikle bir bölüm alınmakta ve buradan yola çıkılarak roman türü öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu uygulama, çoğu zaman hikâye ve roman türünün birbirine karışmasına neden olmaktadır.
Roman, gerçekleşmemiş olsa bile, gerçekleşebilir olayların insan, yer, zaman çerçevesi içinde anlatıldığı edebiyat türüne verilen addır. Romanın tür olarak kavratılması için, konunun ele alınacağı dersten önce, incelenecek eser öğrencilere okutulmalı, daha sonra da türün özellikleri o eser üzerinden ortaya konulmalıdır.
Roman incelemesinde ise, onu meydana getiren temel unsurlar tek tek ele alınarak örneklendirilmelidir. Romanın konusu, ana fikri, olay örgüsü, şahısları ve bunların birbirleriyle ilişkileri, zamanın kullanımı, mekânın özellikleri gibi özellikler, roman üzerinden hareketle anlatılmalı ve gösterilmelidir. Hikâyede olduğu gibi, romanda da türü belirleyen unsurların üzerinde ayrı ayrı durularak, bu unsurları türü oluşturmadaki etkileri çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir.
Romanlar hem konularına ve şekillerine göre, hem de etkisinde kaldıkları edebiyat anlayışına göre tasnif edilmektedir.
Romanda anlatım teknikleri oldukça çeşitlidir. Kimi romancı, bir durumu gösterdikten sonra, o durumun sebeplerini geriye dönerek anlatır. Bu da genellikle roman kahramanlarının birinin hatıralarına dayalı anlatım şeklindedir.
Bir romanda bütün roman birinci şahıs ağzından anlatılabilir. O zaman roman bir ana kahraman çevresinde gelişen olayları ele alır.
Bir başka anlatım tarzı da üçüncü şahıs olarak kahramanları roman kahramanlarının dışında ve üstünde anlatmaktır. Bu durumda yazar birden çok insanın bakış açılarını yansıtabilir.
Romanda anlatım teknikleri içinde bir başkası da mektuplaşmalar şeklinde yapılandır. Bu durumda roman tamamen karşılıklı mektuplara dayanmaktadır.
Bir romancı toplumu, insanı ilgilendiren her türlü olayı, durumu veya kavramı roman konusu olarak seçebilir. Ancak 1920***8217;li yıllara kadar gelen bugün de varlığını sürdüren bir anlayışa göre roman insandaki, toplumdaki veya çevredeki çatışma unsurlarına dayanmalıdır. Romana seçilecek konu onun gelişme ve sürükleyiciliğini de sağlamalıdır.
Bu da insanın kendisi ile problemleri, insanların birbirleriyle karakter, çıkar ve inanç çatışmaları, toplumun sınıf ve sosyal çatışmaları, savaşlar ve benzeri olaylar şeklinde sayılabilir.
1920***8217;li yıllardan sonra gelişen yeni roman anlayışında ise kahramanların iç dünyalarına, beyinlerine ve zihinlerindeki çağrışımlara yönelme vardır. Bu anlayışlara geriye dönüş, Post-modernizm, anti roman gibi tanımlar yapılmaktadır.
Romanda teknik olarak bulunması gereken diğer kavram da mekândır. Mekânlar kullanıma göre geniş ve dar mekân olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Başarılı bir romanda kahramanlar, olaylar ve olayların geçtiği yer ve zaman arasında uyum olmalıdır.
Romanlarda belirli bir plan bulunur. Ancak yeni, post modernist vb. romancılar bu anlayışı kabul etmezler. Romanda plan başlangıçtan sona kadar geçen süre içinde romandaki olayların başlatılması, geliştirilmesi ve sonuçlandırılması temeline dayanır.
Romanın konusunu oluşturan olayın en heyecanlı meraklandırıcı ve sürükleyici bölümünün romandaki yerine göre planı gelişir. Bu bölüm romanın başında, sonunda veya ortasında olabilir.
Romanın inceleme ve değerlendirilmesinde, hikâye incelemesinde olduğu gibi bir plan uygulanabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 05.07.08, 10:23
S&P
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Edebi Türlerden Yararlanma

4. Düşünce Türleri;

a. Makale: Düşünce yazıları içerisinde en önemli türlerdendir. Makaleyi diğer düşünce yazılarından ayıran en önemli unsur, belli bir düşünceyi delil ve ispatla anlatmasıdır. Makalede anlatım mutlaka gerekçelendirmeli ve gerekçelendirme de kanıtlanmalıdır. Makale yazmak için mutlaka bilgi ve birikime ihtiyaç vardır. Makalelerde tez ve antitez bulunur. Makale, türü meydana getiren temel unsurlar eser üzerinde gösterilerek yapılmalıdır. Makalelerde anlatım planı ve bu plan içerisinde yer alan unsurların sıralanışlarındaki özellikler üzerinde de ayrıca durulmalı, dil ve anlatımı değerlendirilmelidir.
b. Deneme: Deneme, makalenin öznel olanıdır. Yazarın kişisel görüş, düşünce ve fikirlerini kabul ettirme, ispatlama derdi bulunmadan anlattığı yazılardır. Deneme dilce yazılar içinde en serbest olanıdır. Bu yüzden demelerde iç tutarlılık çoğu zaman aranmaz. Denemenin en önemli özelliği; üslubudur. Makaleler ne kadar bilimsel ve kesin yargılara dayanan bilgilere yer verirse, denemeler de o kadar öznel ve kişisel görüşlere yer verir. Denemelerde dil, özel imkânlarıyla kullanılır. Daha çok düşünceler ve yargılar sezdirmeye dayalı olarak verilir. Denemelerin temel düşüncesi yoktur. Konu serbestliği vardır. Her konuda yazılabildiği gibi ele aldığı konularda da bir sınırlılığa gitmesi söz konusu değildir. Denemeler makalenin tezleridir; yani her bir deneme bir makalenin gerekçesi sayılabilir.
Denemelerin ayırt edici özelliklerinden yola çıkılarak, bu türü dil ve anlatım gerekçeleri üzerinde durularak öğretimi yapılmalıdır. Çoğu denemelerin yazım özellikleri üzerinde yeterince durulmadığı için, makale ile karıştırıldığı görülmektedir.
c. Söyleşi: Edebî türler içerisinde üsluba dayalı özel bir türdür. Daha çok yazarın kullandığı dil ve anlatım tarzı bu türün özelliğini belirler. Kimi edebiyatçılar sohbetin, bir edebî tür olarak değerlendirmek yerine öğretici metinler başlığı altında değerlendirmektedirler. Aslında bu yazılarda öğreticilik yönü bulunmakla birlikte bir üslûpçuluk ve yazma tekniği de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Sohbet yazılarına ***8220;yazarla okuyucu arasında konuşma***8221; adı da verilebilir.
Sohbetin, denemelerden farkı anlatımdan ziyade, öznelliğin daha fazla olması, gündelik konulara yer vermesi ve sadece kişisel görüş ve düşüncenin okuyucuyla paylaşılmış olmasıdır. Denelerde dolaylı bir ispatlama kaygısı vardır.
Dil, sohbette denemelere göre daha rahat ve esnektir. Yazar, okuyucuyla sohbet eder. Denemede de yazar bir konuyla ilgili görüşlerini paylaşır. Fakat sohbette konu daha güncel, dil daha serbesttir. Sohbet yazarı, soru sorar ve sorulara kendi cevap verir. Denemelerde yazar soruları cevapsız bırakarak okuyucuyu düşünmeye sevk eder. Sohbette doğrudan doğruya kesin bir yargıya varılmaz. Söyleşi türü ile, söyleşme ***8211;karşılıklı konuşma***8211; birbiri ile karıştırılmamalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05.07.08, 10:24
S&P
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Edebi Türlerden Yararlanma

ç. Eleştiri: Tanım olarak, bilim, sanat, edebiyat alanlarında olumlu ya da olumsuz görülen düşüncelerin ele alındığı yazıların genel adıdır. Eleştiri yazıları ve inceleme yazıları birbiriyle karıştırılmamalıdır. Çünkü eleştiri yazıları daha ziyade incelenenin değerlendirilmesinden çok o konuyla ilgili yazarın olumlu ya da olumsuz düşüncelerini gerekçeleri ile ortaya koymasıdır.
Tanıtma yazıları ile de eleştiri karıştırılmamalıdır. Çünkü yazılış amaçları farklıdır. Tanıtma yazıları, daha çok herhangi bir eserin okuyucuya tanıtılması, o konuda okuyucunun bilgilendirilmesi ve haberdar edilmesine yönelik yazılan yazılardır.
Deneme dili, eleştiri diline nazaran daha özneldir. Öznel eleştiride kurallı, düzgün bir anlatım vardır. Denemelerde cümleler okuyucuya yöneliktir. Eleştiri mutlaka objektifliğe yaklaşmalıdır.
Eleştirmen, yazılarında üslûpçuluğa kaçmamalıdır. Sanatkarlık yapmamalıdır. Çünkü onun amacı ne üslûpçuluk ne de sanatkarlıktır. Amacı (eleştiri) kendi bilimsel yeterliliği çerçevesinde ve incelediği eserden yola çıkarak okuyucuyu bilgilendirmektir.
Bir eseri değerlendirirken o esere bakış açımız öncelikle psikolojik olur. Etkilenmelerimizi psikolojimiz belirler. Psikoloji eserdeki etkileşimi oluşturur.
Düşünce türlerinin öğretilmesine karşılaşılan problemler, diğer türlerden daha fazladır. Bunun en önemli nedeni, türlerin ana hatlarıyla birbirinden ayrımında yeterince belirleyici unsurların olmayışıdır. Sözgelimi makale ve deneme arasında her zaman çelişki yaşanmakta, kimi zaman denemelerin makale olarak adlandırıldığı, kimi zaman da makalelere deneme dendiği görülmektedir. Bu ayrımların tam anlamıyla yapılabilmesi için, edebiyat kitaplarında yer alan düşünce türlerinin öğretilmesinde her birinden mutlaka türünü iyi temsil eden bir örneğin bulunması, bu örneklerden yola çıkılarak türlerin öğretilmesi sağlanmalıdır.
Düşünce türlerinin ayrımlarında daha çok yazılış gerekçelerine dikkat edilmelidir. Bilindiği gibi, düşünce türleri içerisinde yer alan edebî metinler, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kaleme alınmışlardır. Bu yüzden, üslûptan çok gerekçenin iyi belirlenmesi gereklidir. Sözgelimi bir makalenin yazılış gerekçesi ile, denemeninki aynı değildir. Yine, fıkra ile, söyleşi üslûp olarak birbirine yakın olmakla birlikte, yazılış gerekçeleri birbirinden farklıdır.
Düşünce türlerinin belirlenmesinde, öncelikle ***8220;Bu eser niçin kaleme alınmıştır?***8221; sorusunun cevaplandırılması gerekmektedir. Eserin anlatım planı ve bu anlatım planına uygun olarak düşüncenin geliştirilme biçimi de türün özelliklerini belirlemede bize yardımcı olacaktır. Bir diğer yardımcı tür belirleme gerekçesi de, anlatım üslubudur. Düşünce türlerinde, birbirlerine bazen yakın olmakla birlikte, üslûp açısından da ayırt edicilikler olabilmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 05.07.08, 10:27
S&P
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Edebi Türlerden Yararlanma

Sonuç ve Değerlendirme:

Edebî türlerin öğretiminde, türün şekil özelliklerinden hareket edilmesi, türü belirleyen içerik özelliklerine daha sonra bakılması gerekmektedir. İster aslî türler üzerinde olsun, ister türün içerisinde meydana gelen farklılaşmalarda olsun, öncelikle metnin yazılış amacı ve bu amacı gerçekleştirilmesinde hangi anlatım yolunun tercih edildiğinin gerekçesiyle birlikte ortaya konması gerekmektedir.
Tür ayrımları ve tasniflerinde, şekle bağlı adlandırmaların bizi istediğimiz sonuca götürmediği, daha çok türü oluşturmada ana kaynak olarak içeriğin esas alınması gerektiği kesin olarak bilinmelidir. Edebî türün kendine özgü yapısı ve bu yapıya bağlı olarak içerik değerlendirmelerinde, somut örnekler üzerinde durulmalıdır.
Edebî türlerin öğretilmesinde asıl amaç, öğrenenin bu türleri hayatında uygulayıcı olmasını sağlamaktır. Öğretim ortamlarında, sadece türün ne olduğu ile ilgili değerlendirmelerden çok, o türle ilgili, yazılı veya sözlü uygulama yapabilme yeterliliğini sağlamak esas olmalıdır.
Günümüzde tanımcı bir anlayışla yola çıkıldığı için, neden, nasıl, ne zaman ve niçin sorularına çoğu zaman tam anlamıyla cevap verilmek bir yana, nedir sorusu daha çok ön plana çıkmaktadır. Hâlbuki, gelişen eğitim anlayışları çerçevesinde bakıldığında, nedir bir problemin çözümü için tek başına yeterli olmamaktadır.
İster yazılı olsun, ister sözlü, her edebî türün kendine özgü yapısı ve öğretim esasları bulunmaktadır. Eğitimin her aşamasında bu esaslara dikkat etmek gerekmektedir.



kaynak

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf ay.pdf (201,1 KB (Kilobyte), 62x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
edebi, türlerden, yararlanma

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:28 .