Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > Eğitim Bilimleri Bölümü > Eğitim Sistemimiz Ve Eğitim Fakültelerimiz

Eğitim Bilimleri Bölümü hakkinda Eğitim Sistemimiz Ve Eğitim Fakültelerimiz ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Türk milleti uzunca bir zamandanberi çağdaş uygarlık düzeyine yükselme gayretleri içindedir. Çağdaş uygarlık düzeyi ile aramızda¬ki dik yokuş üzerinde yeterli bir hızla ilerlediğimizi iddia etmek epeyce güçtür. Bu yola bizimle

Like Tree1Likes
  • 1 Post By Mehmet Yücel

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.04.10, 14:44
Profesör
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 8.024
Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.Mehmet Yücel ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart Eğitim Sistemimiz Ve Eğitim Fakültelerimiz

[coverattach=1]Türk milleti uzunca bir zamandanberi çağdaş uygarlık düzeyine yükselme gayretleri içindedir. Çağdaş uygarlık düzeyi ile aramızda¬ki dik yokuş üzerinde yeterli bir hızla ilerlediğimizi iddia etmek epeyce güçtür. Bu yola bizimle hemen hemen aynı zamanda çıkan bazı milletler yokuşu tırmanmışlar, isimlerini (Gelişmekte Olan Ül¬keler) arasından sildirmişlerdir.
Bizim geri kalışımızın sebepleri nelerdir? Büyük fedakârlıklar pahasına giriştiğimiz kalkınma çabalarımız neden yeteri kadar ba¬şarılı olamamaktadır?
Bunun çok çeşitli amilleri arasında eğitim sistemimizin başta geldiği kanaati yaygındır. Gerçekten, eğitim sistemimizin sosyal ve ekonomik kalkınma çabalarımıza paralel yönde gelişip gelişmediği, ülkemizin şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olup olmadığı tartışma konusu olagelmiştir.
Bilimsel temellerine ancak yirminci yüzyılın başında oturtula-bilen eğitim konusunun Batı Dünyasındaki gelişmelerinden habersiz kaldığımız iddia edilemez. Aksine, Batıdaki eğitim gelişmeleri kısa gecikmelerle bize intikal etmiştir. Öbür taraftan, Türk Dünyasının, özellikle İslamiyetten sonra yaygın bir eğitim geleneğine ve atmos¬ferine sahip olduğu bir gerçektir.
Özellikle Cumhuriyet Döneminde eğitime verilen büyük öneme ve bütün kaynakların bu yolda seferber edilmesine rağmen, çeşitli düzeydeki eğitim kurumlarımız gerekli insan gücünü yeter sayıda.
Zamanında ve istenilen nitelikte yetiştirebilecek bir düzen içine he¬nüz girememiştir. Eğitim sorunlarımızı derinliğine ve genişliğine inin¬celeyecek, ülke gerçeklerine ve kalkınma isteklerine uygun çözüm yollarını bulabilecek bir örgütü bugün daha kuramamış durumdayız.
Örgün ve yaygın eğitim kurumları arasında amaç ve metot ba¬kımlarından tatminkâr bir ahenk kurulamamıştır. Aynı ahenksizlik çe¬şitli eğitim kademeleri arasında da gözlenmektedir.
Personeli iş içinde yetiştirmek, iş analizlerinin ortaya çıkardığı niteliklerle fertlerin malik bulunduğu bilgi, kabiliyet ve melekeler ara¬sındaki farkları asgariye indirmek amacı ile hemen hemen her ku¬ruluşun bünyesinde mevcut olan eğitim müdürlükleri, bu işleri plan¬lama ve icra yeteneğine sahip personele henüz kavuşturulamamıştır.
Eğitim Kurumlarımızın yüksek yöneticilik mevkileri için yeteri kadar eğitim yöneticisi yetiştirilememiştir. Bu mevkilerde genellikle meslekten yetişmiş öğretmenler bulunmaktadır. Bu öğretmenler eği¬tim idaresi, sosyal politika, bu politikanın sınırları içinde eğitim po¬litikasının yeri, ekonomik hedefler hakkında genel görüşler veren bir yetiştirmeye tabi tutulmadan yüksek sorumlu mevkilere getirilmek¬te, kendilerinden eğitim politikasının tesbitinde ve uygulanmasında önemli roller beklenmektedir. Milli eğitimi kendi meslek açılarından görme eğiliminde bulunan bu idarecilerin çoğu zaman eğitim poli¬tikasına kendilerinden beklenilen geniş görüş açısından bakma im¬kânı azalmaktadır. Ayrıca, orta kademe eğitim yöneticilerinin de her kamu yöneticisi için gerekli birtakım usulleri ve bilgileri de edin¬meleri gerekir.
Buraya kadar sıralamaya çalıştığımız eğitim sorunlarımıza, eği¬tim fakültelerimiz tarafından gösterilen yakın ilgi gelecek bakımın¬dan ümit vericidir. Bu fakültelerimizden mezun olan gençlerimiz eğitimle ilgili yönetim, planlama ve uygulama görevlerini üstlendik¬çe, bu alanda ilerlemenin büyük bir hız kazanacağına inanıyoruz.
Eğitimin verimi konusuna da kısaca değinmekte faydalar vardır. 1972-1973 ders yılında ilkokula başlayan çocuklarımızın,
***8212; Yüzde 35'i 1980 yılında ortaokul diploması,
***8212; Yüzde 19'u 1983 yılında lise diploması, almış,
***8212; Yüzde 5.8'i 1984 yılında bir fakülte veya yüksek okula gire¬bilmiştir.
Buna göre ilkokul diploması alan çocuklarımızın yüzde 65'i, or¬taokul mezunu çocuklarımızın yüzde 81'i, lise diplomalı çocuklarımı¬zın yüzde 94.2'si bir üst öğrenime devam etme imkânından mahrum kalmıştır.
öbür taraftan, ÖSYM Başkanının 9 Ekim 1985 tarihli beyanatına göre, 1985 yılı seçme sınavlarında, yüzde 50 fen barajı uygulansa idi ancak 2500, yüzde 75 fen barajı uygulansa idi ancak 150 öğrenci başarılı olabilirdi. 1986 yılı seçme sınavlarında iki adi kesri birbirine bölemeyen veya negatif puan alan gençlerimizin sayısı küçümsene¬meyecek düzeydedir.
Bu durumda aşağıdaki soruların cevaplarını aramak zorundayız:
***8212; İlkokullarımız, ortaokullarımız ve liselerimiz bir üst öğrenime devam imkânı sağlayamadığımız çocuklarımıza hayatlarını kazana¬bilmeleri, üretime katkıda bulunabilmeleri için ne gibi bilgi ve bece¬riler kazandırmaktadır? Bu öğretim kurumlarımızın müfredat prog¬ramları bu öğrencilerin de hayata mutlu ve yararlı vatandaşlar ola¬rak atılmalarını amaçlar bir biçimde hazırlanmakta mıdır?
***8212; Orta dereceli okullarımızdaki verim düşüklüğünün yüksek öğrenime etkileri nelerdir?
Bu sorunların cevaplarını aramak, eğitim sorunlarımızı vakit ge¬çirmeden tatminkâr çözümlere bağlamak ülkemiz için hayati önem taşır. Çünkü;
***8212; Yurdumuz yeryüzündeki iki jeostratejik gücün temas ve mü¬cadele alanını oluşturan jeopolitik bir kuşak üzerinde bulunmakta¬dır. Kore'de başlayıp Çin Hindi, Hind yarımadası, İran, Türkiye, Yu¬nanistan ve Almanya üzerinden Finlandiya'ya kadar uzanan bu kuşak üzerindeki milletler ya bölünmüşler veya büyük bunalımlar içine düş¬müşlerdir. Bu milletler için bölünmelerden ve bunalımlardan kur¬tulmanın yegâne çaresi, ekonomik, sosyal ve moral güçlerini artır¬mak, milli bütünlüklerini sağlam bir zemine oturtmaktır. Bunun en etkili aracı hiç kuşkusuz, gerçekçi bir eğitimdir.
***8212; Batı Avrupa devletleri bir entegrasyona hazırlanmaktadır¬lar. Bu birliğe katılmaya karar vermiş bulunuyoruz. Avrupa birliğine bugünkü sosyal ve ekonomik durumumuzda, özellikle bugünkü eği¬tim sistemimizle katılırsak, yurdumuza serbestçe girecek olan eğitil¬miş insan gücü, sermaye ve mamul madde âkımı karşısında ekono¬mik, sosyal ve moral güçlerimiz büyük sarsıntılar geçirebilir. Avrupa, Birliğinin bir üyesi olarak içinde veya komşusu olarak yanında mil¬li haysiyetimize yakışır bir yer alabilmemiz, ekonomik, sosyal ve moral güçlerimizi hızla geliştirmemize bağlıdır. Bu ancak etkili bir eğitimle sağlanabilir.
***8212; Nüfusumuz hızla artmaktadır. Her yıl yaklaşık bir milyon ye¬ni vatandaşımız, ekmek, eğitim, sağlık hizmetleri ve iş istemekte¬dir. Bu istekler ancak, hedefleri isabetli olarak tesbit edilmiş, ehli¬yetle yürütülebilen planlı bir eğitimle sağlanabilir.
Sebepler listesini daha da uzatmak mümkündür. Sonuç olarak diyebiliriz ki, ülkemiz hızla kalkınmak zorundadır. Kalkınmış ve kal¬kınmakta olan ülkeler üzerinde yapılan incelemeler göstermiştir ki, kalkınmanın üç temel unsuru vardır :
***8212; Kalkınma arzusunun toplum içinde yaygın hale gelmesi,
***8212; Yeni tutum, davranış ve metodlara intibakta topluma öncü¬lük edecek ehliyetli ve feragatli bir aydınlar kitlesi,
***8212; Kalkınmanın itici gücü milli şuur.
Kısaca diyebiliriz ki, toplumlar, milliyetçi bir ruhla, ehliyetli ve feragatli aydınların öncülüğünde yaygın bir arzu ile kalkınabilir. Hiç kuşkusuz, bu temel unsurların oluşturulmasında ve beslenme¬sinde eğitimin hayati rolü vardır. Ekonomik, sosyal ve moral kal¬kınmanın manevi zemini, atmosferi ve teknik araçları ancak etkili bir eğitimle sağlanabilir. Etkili bir eğitim,
***8212; Yurt gerçeklerine uygun bir eğitim felsefesinin,
***8212; Bu felsefeye dayanan gerçekçi bir eğitim politikasının,
***8212; Bu politikayı hedeflerine götürebilecek bir eğitim sisteminin oluşturulup sürekli bir biçimde geliştirilmesine bağlıdır.
Tarihten öğreniyoruz ki, milletler bütün kurumlarını belli bir ekonomik seviyeye ulaştıktan sonra geliştirebilmektedir. Bu gerçek, üretime dönük bir eğitim sisteminin, gelişmekte olan milletler için taşıdığı hayati önemi açıkça ortaya koymaktadır. Elbette bu tama-miyle ekonomik ihtiyaçlara göre geliştirilmiş bir sistem anlamına gelmez. Sadece ekonomik ihtiyaçlar dikkate alınarak geliştirilen eği¬tim sistemleri, gençliği de hümanize edici bir niteliğe dönüşebilir.
Bir ülkenin eğitim sistemi geliştirilirken şu etkenler mutlaka dikkate alınmalıdır :
***8212; Sistemi besleyen ekonomik seviye.
***8212; Tarihi gelişim,
***8212; Sosyal bünye,
Bu etkenlerin farklılığı sebebi ile, bir ülkede çok başarılı olan bir sistem, başka bir ülkede tatminkâr olmayabilir. Bu gerçeği dik¬kate almayan ülkeler, eğitimde en ileri ülkelerin sistemlerini kopya ederek aynı seviyeye yükselebilecekleri hayaline kapılmışlar, sonun¬da hüsrana uğramışlardır. Bir eğitim sistemi geliştirilirken başka ül¬kelerin deneyimlerinden faydalanmak elbette gereklidir. Ancak her ülkenin sosyal, ekonomik ve moral kalkınması ancak o ülkenin ger¬çeklerine göre geliştirilmiş bir eğitim sistemi ile mümkündür.
Atatürk bu gerçeği 1 Mart 1922'de TBMM açış konuşmasında şöyle ifade etmiştir :
Asırlardanberi milletimizi idare eden hükümetler tamimi maaruf arzusunu izhar edegelmişlerdir. Ancak bu rızalarına vusul için Şarkı ve Garbı taklitten kurtulamadıklarından, netice milletin cehilden kur¬tulamamasına müncer olmuştur. ... 1 Mart 1923 günkü açış konuş¬masında ise eğitimin amaç ve metodunu şöyle dile getirmiştir :
Terbiye ve tedriste tatbik edilecek usul, malumatı insan için fazla bir süs, bir vasıtai tahakküm yahut medeni bir zevkten ziyade maddi hayatta muvaffak olmayı temin eden amelî ve kabili istimal bir cihaz haline getirmektir.
Japon veya Alman sisteminden söz edildiği bugünlerde bu ta¬rihi gerçeği vurgulamayı görev sayıyoruz.

Mehmet ÖZGÜNEŞ
Atatürk Araştırma Merkezi Bilim Kurulu Üyesi
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg e-egitim.jpg (33,8 KB (Kilobyte), 1845x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 19872MEHMET ÖZGÜNEŞ.pdf (221,9 KB (Kilobyte), 43x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER]NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
eğitim, fakültelerimiz, sistemimiz

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:33 .