Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > Eğitim Bilimleri Bölümü > Aklın Önüne Geçen Tehlike: Grup Düşüncesi

Eğitim Bilimleri Bölümü hakkinda Aklın Önüne Geçen Tehlike: Grup Düşüncesi ile ilgili bilgiler


Aklın Önüne Geçen Tehlike: Grup Düşüncesi İnsanlık tarihi, ellerinde çok büyük olanaklar bulunan güçlü devletlerin ve grupların zaman zaman büyük başarısızlıklara, deyim yerindeyse, büyük fiyaskolara imza atmalarının örnekleriyle doludur. Bu

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.05.14, 22:08
Edebali - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 53
Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart Aklın Önüne Geçen Tehlike: Grup Düşüncesi

Aklın Önüne Geçen Tehlike: Grup Düşüncesi

İnsanlık tarihi, ellerinde çok büyük olanaklar bulunan güçlü devletlerin ve grupların zaman zaman büyük başarısızlıklara, deyim yerindeyse, büyük fiyaskolara imza atmalarının örnekleriyle doludur. Bu örneklerden bazılarını tekrar anımsamakta yarar görülmektedir.

Fiyasko ile sonuçlanan tarihsel olaylar listesinin ilk sıralarında, İkinci Dünya Savaşı’nın önemli olaylarından birisi olan Pearl Harbor Baskını bulunmaktadır. Bilindiği gibi, Japonlar Hawaii’nin Oahu Adası’ndaki Amerikan üssüne 7 Aralık 1941’de savaş ilan etmeksizin saldırarak ABD’nin donanmasına büyük hasarlar vermişlerdir. Bu önemli olayın ardından ABD savaşan girmiş ve dünyanın kaderini etkileyecek durumların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Oysa, ABD istihbarat servisleri, Japonların telsiz şifrelerini kırarak, Pearl Harbor’a baskın yapma niyetlerinin bulunduğunu öğrenmişlerdi. Hatta Japonlar ana saldırıdan önce ufak tefek taciz saldırılarında da bulunmuşlardı. Buna rağmen hem üs komutanı Amiral Kimmel hem de Washington, “Amerikan Donanmasının Yenilmezliği” illüzyonuna sahip olduklarından saldırının belirtilerini görmezden gelmişler ve gönül rahatlığı ile büyük riski göze almışlardı.

Bilindiği gibi anılan tarihte saldırı gerçekleştirilmiş, 2000’e yakın kişi yaşamını yitirmiş (bu olayın ardından gelen Hiroşima ve Nagasaki düşünüldüğünde çok daha fazla yaşam sönmüştür), ABD’nin Pasifik Donanması büyük hasar görmüştür.

Başarısızlıkla sonuçlanan bir başka tarihsel olay 1961 yılında Kennedy yönetiminin Küba’dan sürgün edilen rejim karşıtlarını kullanarak Fidel Castro rejimini yıkmak amacıyla giriştiği Domuzlar Körfezi çıkartmasıdır. ABD yönetiminin amacı, sayıları 1400’ü aşkın gerillayı Domuzlar Körfezi’nden gizlice Küba dağlarına çıkartarak Castro’ya karşı bir ayaklanmayı tetiklemekti. ABD yönetimi çıkartmayı gizli yapmayı planladığından hava kuvvetlerinin desteğini istememişti. Gerillaların yeterince cephanesi yoktu ve her şeyden önemlisi bir kaçış yolu belli değildi. Üstelik, Domuzlar Körfezi ile dağlar arasında tam 80 millik bir bataklık alan bulunuyordu. Sonuç tam bir fiyaskoydu. Gerillaların büyük bir çoğunluğu öldürülmüş, sağ kalanlar ise esir edilmişti.

Planın başarısız olacağı başından belli olduğu halde, birbirine çok bağlı bir grup oluşturan başkan Kennedy’nin ABD’nin en iyi üniversitelerinde yetişmiş üst düzey danışmanları planın sadece olumlu yanlarını görüyor, plana eleştirel bir gözle bakmaya cesaret edemiyorlardı. Çünkü başkan Kennedy’yi üzmek istemiyorlardı. Başkan Kennedy’nin kardeşi Robert Kennedy ise “düşünce fedailiği”ne soyunmuş ve planı eleştiren muhaliflere “zamanlarını boşa harcamamalarını; çünkü başkanın kararını verdiğini” telkin ediyordu.

Sonu fiyasko olan tarihsel olaylar yukarıdaki örnekler ile sınırlı değildir. Tüm dünyada insanların üzülerek canlı canlı izlediği Challenger faciasının yanı sıra yine ABD yönetiminin aktif rol aldığı ve sonu “gate” ile biten tüm skandalları da aynı olaylar sınıfına dahil etmek yanlış olmayacaktır.

Peki tüm bu olayların başarısızlıkla sonuçlanmasının temel nedeni nedir? Bu soruya yanıt verebilmek için Yale Üniversitesi öğretim üyesi Irving Janis’in 1970’li yıllarda yazmaya başladığı “grup düşüncesi” (groupthink) kavramına başvurmamız gerekmektedir.

Janis’e göre, “grup düşüncesi” herhangi bir grubun gerçekliği yeterince irdelemeden, zayıf etik yargılarla ve kısır bilimsel düşüncelerin ürünü olan kararlar almasına neden olan bir durumdur. Genellikle birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı üyelerin bulunduğu gruplarda görülen “grup düşüncesi”nin etkisiyle üyeler, söz konusu bağlılığı güçten düşürmemek adına seçenekleri yeterince irdelemeden, sonuçları düşünmeden ve deyim yerindeyse kendilerinden farklı düşünenleri “adam yerine koymadan” kararlar almakta ve akılcı olmayan eylemlere yönelme eğilimi göstermektedirler.

Üyelerinin, eğitim geçmişlerinin, dini ve siyasi görüşlerinin benzer olduğu, kendi dışındaki her türlü görüş ve düşünceye kapılarını kapayan, açık, net ve standartlaşmış karar verme ilkeleri olmayan grupların “grup düşüncesi”nin etkisi altına girmesi büyük bir olasılık taşımaktadır.

Grup Düşüncesinin Belirtileri
Yenilmezlik İllüzyonu- Grubun, çok yakında olmasına karşın tehlikeyi göz ardı ederek kendi kararlarının “sorgusuz sualsiz” en iyi olduğuna inanması ve aşırı iyimserlik içinde gönül rahatlığı ile çok riskli kararlar almaya girişmesi.
Ortak Mantığa Bürünme– Grup üyelerinin grup dışından gelen uyarılara ortaklaşa bahaneler bularak aldırmaması ve kendi sayıltılarını yeniden gözden geçirme gereğini duymaması.
Doğru Ahlak İllüzyonu- Grubun kendi doğasında doğru ahlakın bulunduğuna, amaçlarının, davalarının haklılığına ve doğruluğuna güçlü bir biçimde inanması ve bunun sonucu olarak kararlarının etik sonuçlarını görmezden gelmesi.
Aşırı Önyargılar- Grubun rakiplerine yönelik olumsuz önyargılar geliştirmesi; onları, düşman, şeytan ya da aptal olarak etiketlendirmeleri. Bu nedenle karar alırken onların görüşlerini almak, onlarla uzlaşmak ya da pazarlık yapmayı boş bir çaba olarak görmeleri.
Uyum Baskısı- Grup içinde, grubun aldığı kararlara, grubun uygulamalarına itiraz edenlere ve eleştirenlere baskı yapılması ve çeşitli yaptırımlar uygulanması. (Çünkü sadık bir üye itiraz etmez; soru sormaz.)
Bireysel Sansür – Grup üyelerinin, grubun uygulamalarından ve kararlarından hoşnut olmasalar bile, bunları dillendirmemeleri.
İttifak İllüzyonu- Alınan grup kararlarının tam bir ittifakla alındığına, kararların tüm grup tarafından tartışmasız kabul edildiğine inanılması. “Sükut ikrardan gelir” anlayışının yaygınlığı.
Düşünce Fedailiğine Soyunma – Bazı grup üyelerinin grubun bağlılığı, görüşleri ve kararları ile çelişen ve problem kaynağı olabilecek bilgilerden grubu ve lideri koruma çabalarına girişmesi.

Önemli kararlar öncesinde yukarıdaki belirtilerin görüldüğü gruplarda büyük bir olasılıkla Janis’in sözünü ettiği “grup düşüncesi” ortaya çıkmış demektir. “Grup düşüncesi”nin etkisiyle ortaya çıkması olası sonuçlardan bazıları şunlar olabilir:

(a) Hedeflerin ve çözüm seçeneklerinin yetersiz analizi

(b) Tercih edilen seçeneğin taşıdığı riskleri görememe.

(c) Tercih edilmeyen seçenekleri tekrar gözden geçirmeme.

(d) Yetersiz bilgi toplama.

(e) Elde bulunan bilgileri değerlendirirken yanlı davranma.

(f) Alternatif planlar geliştirememe

(g) Başarılı olma olasılığının düşüklüğü

Ülkemizde önemli politik gelişmelerin yaşandığı ve yaşanacağı şu günlerde fiyaskoyla sonuçlanmayacak kararların alınması ancak özgürlük ortamlarında gerçekleşebilir. Liderlerin ve grubun baskısından sıyrılabilen, aklını o baskıya esir etmeyen, grubun yarattığı havaya ve lidere karşı eleştirel olabilen akıllar, doğruya en yakın kararları alabilirler. Her şeyden önce liderlerin bu gerçeğin farkında olması, asıl ihtiyaçlarının çevrelerinde kendilerini hep onaylayan değil, cesurca eleştiren insanlar olduğunun farkında olmaları gerekir. Ülkemizin karşısında başta siyaset kurumları olmak üzere (Barış süreci, Anayasa değişikliği, Başkanlık sistemi tartışmalarında olduğu gibi) tüm karar alma mekanizmalarında bu bağımsız ve eleştirel aklın önünü açamadığı sürece, hem dünya hem de kendi tarihimizde yaşanan fiyaskolarla yenilerini ekleme riski bulunmaktadır. Çünkü önemli olan ivedi çözümler yerine sorunu doğru algılamaktır. Sorunun doğru algılanmaması, yaşadığımız sıkıntıların giderek daha ağırlaştıracak ve içinden çıkılamaz bir hale dönüştürebilecektir. Şu günlerde belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey, "lider aklı"nın ve “grup düşüncesi”nin bireylerin akıl yaratıcılığını öldürmediği bir düşünce ortamı ve karar alma sürecidir.

Prof. Dr. Abdurrahman Tanrıöğen
Pamukkale Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Enstitüsü

Kaynaklar
Janis, I. (1982). Groupthink: Psychological Studies of Policy Decisions and Fiascoes. 2nd Ed. Boston:Houghton and Mifflin.
Janis, I. And Mann, L. (1977). Decision Making: A Psychological Analysis of Conflict, Choice, and Commitment. New York: Free Press.
__________________
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,,
Düşün altındaki binlerce KEFENSİZ yatanı.

Konu Selim Hoytur tarafından (11.05.14 saat 22:08 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
aklın, düşüncesi, geçen, grup, önüne, tehlike:

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:07 .