iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:17 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Eğitim Fakültesi » Eğitim Bilimleri Bölümü » Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.07.08, 19:50
Standart Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Send PM
02.07.08, 19:50


GİRİŞ
Yaşam bir çoğumuza kısacık ve bir çırpıda geçiyormuş gibi gelse de aslında öyle değildir. Yaşam uzun ve sorunludur. Doğduğumuz andan itibaren uyum sağlamamız gereken, bir doğal ortam ve sosyal ortam vardır. Doğal ortam fizik çevremizdir. Sosyal çevremiz ise içine doğduğumuz aileden başlayarak bütün bir kültür ve onun türevleridir.

Aile; bir yandan aitlik kazanıp kültürlendiğimiz, bir yandan da sorunlarla ilk yüzleşmeye başladığımız kurum olarak, sosyal kişiliğin oluşmasında temel belirleyicilerin başında gelmektedir (Ergün, 1987; Krishnamurti, 1994). Buradaki sorun çözme stratejileri ve uygulamaları, birey olarak gelecekteki sorun çözme strateji ve uygulamalarımızın temel belirleyicisi olarak görülebilir. Demokratik bir aile atmosferi demokratik bir kişiliğin temellerini oluştururken; buyurgan bir aile atmosferi ise buyurgan, tartışmaya kapalı, uzlaşma kültüründen uzak kişiliklerin oluşmasına neden olabilir.
Sosyal bir kurum olarak okul, bireyin aileden sonra kişilik gelişimini sürdürdüğü bir yapı olarak son derece stratejik ve önemlidir. Bu nedenle de okulun asıl işlevleri arasında bireyin sosyalleştirilmesi ve kültürlenmesi gelmektedir (Ergün, 1987). Ama çoğunlukla okulun bilgi aktarma, belletme işlevine daha çok ağırlık verildiği görülmektedir (Kaya, 1984; Titiz, 1996). Okulun işleyişine ve bireyin okulda geçirdiği zaman diliminde yaptıklarına bakıldığında, bu açık olarak görülmektedir. Oysa, bireyin yaşamın içinde karşılaştığı sorunlar, bilgi elde edilip uzmanlaşılmasından çok daha önemlidir. Akademik başarısı yüksek insanların, okul sonrası sosyal yaşam başarısızlıkları bu görüşü desteklemektedir (Yapıcı, 2004). Bu nedenle, okul sosyal yaşamın güncel ve reel sorunlarına da eğilerek, programlarında yer vermek zorundadır. Ama özellikle 20. yüzyıl okul kuruluş sistemlerine bakıldığında, okulun siyasal sisteme uygun bireyler yetiştirmeyi öncelikli hedefi olarak gördüğü ileri sürülebilir (Krishnamurti, 1988; Kaplan, 1999).
Çağdaş okul kuruluş sistemlerinin insanla ilgili her türlü sorunun çözümünde yol gösterici olması gerektiğini kabullenmek bir yana, bununla ilgili somut adımların atılması gerektiği, “gerçekçi ve insancıl” bir olgu olarak düşünülmelidir. Yapıcı'ya (2006a) göre; okul kurumunun hedef sırlamasında öncelik, kendini gerçekleştirme başarısına, sosyal başarıya ve son olarak da akademik başarıya verilmelidir. Kendini gerçekleştirme başarısı ve sosyal başarı, okullu insanın okul sonrası yaşamında karşılaşabileceği sorunlarla baş etmede, ona rehberlik edecek yaşantı ve tutumlar olarak düşünülebilir.
Bu çalışmada, okulun sorumluluk üstlen(e)mediği sorunlar ele alınarak, analiz edilmektedir. Çalışma, araştırmacının öğrencilik ve öğretmenlik özgeçmişine, literatür taramasına, toplumsal gözlemlere, entelektüel okumalara dayanmaktadır. Okulun bireyi yaşama hazırlama işlevi, her türlü sorunun çözüm ve analizinde ona rol ve sorumluluk yüklemektedir. Bu yapılmadığında bireyin okul sonrası yaşantılarında mutluluğa ulaşamadığı, kendini gerçekleştiremediği görülmektedir.
Okulun sorumluluk üstlenmediği sorunlar şu başlıklar altında ele alınmaktadır: Aile içinde, anne-baba ve kardeşlerle yaşanan sorunlar veya bunlardan birinin ya da bir kaçının yoksunluğundan kaynaklanan sorunlar, sosyo-ekonomik sorunlar, mezuniyet sonrası sorunlar, sosyal çevre ile yaşanan sorunlar, cinsel sorunlar ve kız-erkek arkadaşlığı, geleceği planlamada karşılaşılan sorunlar, evlenme sürecinde yaşanan sorunlar, anne-baba olmada yaşanan sorunlar, çocuk yetiştirmede yaşanan sorunlar, mesleki sorunlar, toplumun bir üyesi olmaktan kaynaklanan sorunlar, farklı düşünmekten, yaşamaktan kaynaklanan sorunlar, yaşlanmaktan kaynaklanan sorunlar, etik değerlerdeki çatışmalardan kaynaklanan sorunlar, bağnazlık sorunu, şiddet karşısında okulun duyarsızlığı sorunu. Bu çalışmada, kendini gerçekleştirme ve sosyal başarının elde edilebilmesi için okulun sorumluluk üstelenmediği sorunlar ele alınarak analiz edilmektedir. Böylece, okulun yapmadıkları üzerinden yapılması lazım gelenler betimlenmeye çalışılmaktadır.

» Nüve Forum » akademik » Eğitim Fakültesi » Eğitim Bilimleri Bölümü
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 02.07.08, 19:50
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

SORUNLAR VE ANALİZ
1. Aile içinde, anne-baba ve kardeşlerle yaşanan sorunlar veya bunlardan birinin ya da bir kaçının yoksunluğundan kaynaklanan sorunlar: Aile içi şiddet, ensest ilişki, cinsel taciz, dinlememe/dinlenmeme ve değer vermeme gibi yaşamsal öneme sahip ama üzerinde konuşulmayan bir dizi sorun; insan yaşamını zorlaştırmaktadır. Okul ise, bunlar üzerinde herhangi bir şekilde çözüm üretecek, aktivite ve etkinlikleri programına almamakta ısrarlı görünmektedir. Oysa, bütün bu sorunların çözümü; mutlu ve başarılı insan olmanın da ön şartlarından biridir. Bugün çoğu ülkede, özel ve kamusal alanda bu tür sorunların çözümünü sağlayacak paralı seminerler, kurslar ya da hizmet içi eğitim etkinlikleri düzenlenmektedir. Okul, bu sorunları çözecek aktivite ve etkinlikleri programına almış olsaydı; belki de toplum, biraz daha sağlıklı ve barışcıl bir görünüme kavuşabilirdi.
Bu tip ortamlarda yetişen bir çok çocuk; farkında olmadan anne ve babasına duygusal yakınlık hissetmeden hatta nefret ederek büyümektedir. Kendi başarısızlıklarını çocuğunda görmek istemeyen, ulaşamadığı hayal ve beklentilerini çocuğuna yükleyen bir çok anne-baba, istemeden de olsa, çocuk üzerinde bir baskı ve özgürsüzlükler ortamı yaratmaktadır. Bilinçli olarak sorgulanmayan ve okul tarafından analiz edilmeyen bu süreç; bireyin yetişkinliğe ve topluma; aile değerlerini kaybetmiş bir insan olarak katılmasına neden olmaktadır. Bütün bu süreç, okulun gözü önünde yaşanmakta ve okul bilgi aktarmak hedefine odaklandığı için, olan bitene seyirci kalabilmektedir.
Okulda bu sorunun çözümüne yönelik doğrudan derslerin yaşa uygun olarak dizayn edilmesi hem anne-babalar üzerinde hem de çocuklar üzerinde geleceğe yönelik olumlu tutumlar sağlayabileceği gibi; geleceğin anne-babalarının olumlu temeller üzerinde yetiştirilmesini de sağlayabilir. Bu düzenleme, anadil, matematik, ve fen öğretimi kadar önemli etkinlikler olarak düşünülmelidir. Anne-baba ilişkisi, anne-çocuk ilişkisi, baba-çocuk ilişkisi ve çocuk-çocuk ilişkisi biçiminde kurgulanacak olan dersler veya ders konuları, seminerler, konferans ve panellerle sorunların çözümüne katkı yapmak, okul için kaçınılmaması gereken bir sorumluluk olarak ele alınmalıdır. Her öğretmenin, anne-babalık konusunda bilişsel ve duyuşsal açıdan yeterli donanıma sahip olması, buna yönelik duyarlılık eğitiminden geçirilmesi gerekir.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02.07.08, 19:50
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

2. Sosyo-ekonomik sorunlar: Okula giden bir çok insan; ekonomik yokluk yaşamaktadır. Okula o kadar büyük bir umutla gelir ki; okulu sınıf atlamak için bir araç gibi görür. Aileler de, çocuklarının gelecekte ekonomik doyum sağlayan bir meslek edinebilmesi için, varını yoğunu harcamaya hazırdır. Bu yönüyle, okul sınıf/tabakalar arası geçişi sağlayan bir köprü görevi görüyor gibi görünse de, aslında işin aslı öyle değildir. Okul kurumunda kişilik açısından olgunlaşma olanağı bulamayan okullu, elde ettiği meslekle birlikte sınıf değiştirse bile, geçmişin kültürel mirasını korumaya devam eder. Okul; ekonomik olarak yaptığı sınıflar arası geçişi, alt kültürler arası geçişte görmezden geldiği için, birey; yetişkin olarak, aitlik duygusu hissedeceği bir yer bulmakta güçlük çeker. Bu yüzden, ekonomik yoksunluktan, okul kurumu sayesinde kurtulan bir çok insan, ekonomik olarak rahat edeceği bir meslek elde edebilmesine rağmen, kültürel kimliğini sağlıklı olarak oluşturamadığı için, nedenini bile bilmeden yaşamının sonuna kadar mutsuz yaşamaya mahkum olur. Örneğin köyden çıkan bir hekim, güncel yaşantı açısından üst statüde bir yaşam sürdürürken; kültürel olarak içine doğduğu kültürel dokudan çıkamadığı için kendisini hiçbir yere ait hissetmeyebilir. Bu sosyal doku uyuşmazlığı, onu sosyal açıdan kimliksiz ve aidiyetsiz hissettirerek mutsuz edebilir.
Okul, ekonomik yokluktan gelen bireylerle, zenginlikten gelen bireylerin ortak bir kültürel kimlik içinde bütünleşmesini sağlamaya çalışarak, aslında varolan sosyo-kültürel ayrımları istemeden de olsa desteklemiş ve derinleştirmiş olur. Çünkü, okulun ortak bir kültürel kimlik oluşturacak yeterince güçlü araçları yoktur. Ne programı ne de bünyesinde çalıştırdığı elemanları bunu destekleyecek niteliklere sahip değildir. Öyle ise, okulun yapması gereken şey, ortak bir sosyo-ekonomik ve kültürel düzey oluşturmak yerine, mevcut farklılıkların nedenlerini sorgulayarak ve analiz ederek, kabullenmeyi sağlamak olmalıdır. Sosyal kabullenme ve eşitsizliklerin altında bireylerin ezilmemesi için konulduğu ileri sürülen ve hala uygulanan tek tip giysi (siyah, mavi, kırmızı önlük ya da formalar); görüntü eşitliği yakalamak dışında herhangi bir işleve sahip görünmemektedir. Oysa, insanların birbirlerini, farklılıkları ile (somut veya soyut) algılamaları, tanımaları, tartışmaları sosyal kabul edilebilirlik açısından daha yararlı ve etkili bir yöntem olarak düşünülebilir. Çünkü, her insanın temel gereksinimlerinden biri de onaylanmak ve kabul görmektir (Erden & Akman, 1985).
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02.07.08, 19:51
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

3. Mezuniyet sonrası sorunlar: Okul yetiştirdiği insanlarda, kendi hedefleri ile o kadar meşguldür ki (İllich, 1985), mezunlarının iş olanakları ile ilgili sorunları üzerine hiç kaygı duymamaktadır. Oysa istihdam olanakları yetersiz alanlarda yetişen bir çok insan, iş bulamamanın yarattığı sıkıntı ile kendini, değersiz ve kandırılmış hissetmektedir. İş olanağı bulamamış insanlara, işsizlik yardımı (eğer yapılıyorsa) yapılması her ne kadar sağlıklı bir çözüm gibi görünse de; eğitimli insanların kendisini değersiz ve yararsız hissetmesini belgeleyen bir olgu olmanın ötesinde bir şey ifade etmemektedir. Oysa okul kurumu, programında birbirinden farklı beceriler bulundurarak, bireylere yeterlilik duygusunu kazandırabilseydi; insanlar yeni iş olanakları yaratmada daha girişimci davranabilirlerdi. Düşünsenize, yıllarca doktor olmak üzere yönlendirilmiş ve yetişmiş bir insana, siz hiç empati kurmadan şunu söyleyebiliyorsunuz: kusura bakmayın, artık doktor ihtiyacımız kalmadı. Okul kurumunun mezunlarının istihdam edilip edilmedikleri ile ilgili kurumsal bir düzeneği olmaması, “diplomanı aldıktan sonra umurumda değilsin” demektir. Oysa, okul kurumunun mezuniyet sonrası da onların sorunlarına yönelik kaygılar taşıması gerekir. Çünkü; insan, bunu hak eden değerli bir varlıktır.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02.07.08, 19:51
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

4. Sosyal çevre ile yaşanan sorunlar: İçinde yaşadığımız kültürün ve sosyal dokunun bir parçasıyız. Bu nedenle yaşamdaki başarı, içinde yaşadığımız kültürel dokuyu tanıma düzeyimizle paralel olarak artar. Okul, içinde yaşanılan kültür ve sosyal dokunun bir parçası ama kölesi olmamalıdır. Okul, kültürü ve dokuyu tanımalı, olumlularını desteklemeli, olumsuz yönlerini eleştirebilmelidir. Ancak bu şekilde evrensel bir kültür (alt kültürleri yok etmeden) yaratılabilir. Çünkü; çok kültürlülük insanın zenginliğidir. Tek kültüre doğru gidiş ise bilişsel ve duyuşsal fakirliktir. Küreselleşme olgusu, tek ve egemen bir üst kültür oluşturma çabası, diğer bir deyişle; az çeşitli bir salata yapma kaygısı değil midir? Herkes sofrasında bin bir çeşit, birbirini koku, tat, renk, uyum açısından destekleyen bir salata görmek ister ve bu salata herkesin yemekten zevk almasını sağlar. Ama gelişmiş bazı uluslar, çok kültürlü, bir uluslararası salata yapmak için çaba harcamaktansa, adına küreselleşme dedikleri tek yönlü beslenmeyi sağlayacak bir salata yapmayı marifet sayabilmektedirler. Küreselleşme, zengin ve birbiri ile uyumlu bir salata olarak da kurgulanmaz mı?
Küreselleşme; tek tipleşme süreci nedeniyle (Kongar, 2001) aynı kültürel ortamda, birbirini reddeden mikro alt kültürler oluşturmaktadır. Bu kültürel kirlilik, insanların birbirlerine ve geçmişe yabancılaşmasına yol açmaktadır. Okul, kültürel kirliliğe ve yarattığı toplumsal sorunlara karşı daha duyarlı olmak görev ve sorumluluğuna sahiptir. Bu onun kamusal sorumluluğudur. Bu işin makro boyutudur. Bir de işin mikro boyutu vardır. Okullu insan; bir sosyo-kültürel çevrede yaşamaktadır. Okul kurumu bu sosyo-kültürel çevreden soyutlanamaz. Onu yansıtır. Okulun bulunduğu sosyal çevrede yaşanan sorunlar, (kamusal hizmetlerin yetersizliği, alt yapı problemleri, yerleşim yerinin nitelikleri, ekonomik düzey) okulun verimliliğini ve bireyler üzerindeki etkililiğini belirleyen temel bir faktördür. Eğer okul, içinde yaşanılan sosyo-kültürel çevreden yalıtılmış ve ayakları yere basmayan bir görünüm içindeyse, okula karşı olumlu tutum geliştirilmesi de düşünülemez. Bu nedenle, okul yönetimleri, sosyo-kültürel çevre sorunlarına karşı duyarlı olmalı ve duyarlılığını programlarında ve aktivitlerinde göstermelidir.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02.07.08, 19:51
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

5. Cinsel sorunlar ve kız-erkek arkadaşlığı: Freud'un deyişi ile insan cinsel bir varlıktır (Woolfolk, 1993). Bu olgu, insanı betimlemede kullanılabilecek tek araç olmasa da, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir fenomendir. Bütün davranış kalıplarımızı belirleyen faktörlerin çoğu cinsel bir varlık olarak kendimizi ve diğerlerini algılama düzeyimizle bağlantılıdır. Aile ve okulda, cinsel kimliğimizi sağlıklı kazanabileceğimiz sosyal ve kültürel aktivite ve etkinlikleri düzenlemek ve programlamak, okulun sorumluluğudur. Kendimizi ve karşımızdakini anlamlı bir yaşam formatına oturtamadığımız sürece, kendimize yüklediğimiz cinsel rol ile karşımızdakine yüklediğimiz cinsel rol, sağlıklı bir zemine oturmamış olacaktır. Cinselliğin, insanoğlunun yaşamının doğal ve güzel bir uzantısı olduğu, okul kurumunun işlemesi gereken bir temadır. Cinsel tabular ve önyargılar, insan yaşamının olgunluğunu tehdit eden, en önemli ve gizil potansiyel tehlikelerden biridir. İnsan uygarlığını tehdit eden terörizm ile cinsel tabu ve önyargılar arasında bir fark görmemek gerekir. Devletler nasıl, terörizm ile mücadele ediyorlarsa, cinsel tabu ve önyargıları ile mücadele edecek aktivite ve etkinliklere okullar da programlarında yer vermelidirler. Fiziksel gelişim temalarına odaklanan Cinsel Bilgiler Eğitimi dersi ile bu sorunun üstesinden gelmeyi düşünmek; “mış” gibi yapmanın dışında bir şey ifade etmeyebilir.
Cinsel sorunlarla pornografik temaları birbine karıştırmamak gerekir. Cinsellliğin sadece tensel zevkler olarak algılanması en büyük yanılgılardan birisidir. Yaş özelliklerine göre okul programlarının kurgulanması en temel ve soyut cinsel bilgiler eğitimi olarak düşünülebilir. Çocukların, okuldaki sosyal aktivitelerinin desteklenmesi, onlara kız ya da erkek olarak değil insan olarak bakılması, cinsel sorunların düzeyinin azaltılmasında önemli bir adım olarak düşünülebilir. Okul kurumunda çalışan işgörenlerin (yöneticisinden hizmetlisine kadar) eşitlikçi bir tutum içinde istihdam edilmesi de bu sorunun çözümünün bir parçası olarak düşünülebilir. Erkek egemen (sayısal olmaktan ziyade, bilişsel ve duyuşsal) bir zihniyet ve yönetim kurgusuna sahip olan okul kurumunda, cinsel sorunların önlenmesi de çok zor olabilir.
Cinselliğin duygusal ve bilişsel yönleri üzerinde düşünülmesi, bir farkındalığın oluşturulması gerekir. Okulun bunları yapmaya niyeti olmadığı gibi, düşündüğünü bile söylemek herhalde biraz saflık olacaktır.
Okul, kızları ve erkekleri, inanılmaz önyargılarla donatır. Öyle ki, erkekler kızlarla, kızlar erkeklerle rekabet etmeyi varoluşlarının doğası gibi görürler. Oysa, birlikte yapılarak geliştirilmiş her proje ve etkinlik gelecekte sağlıklı yaşamlar kurmanın en temel yoludur. Birbirlerinin karşısına iki takımın rakipleri gibi konan bu insanlar, zamanla, farkında olmadan birbirlerine salt cinsel objeler gibi bakmaya başlarlar. Bu yüzden, hala erkeklerin yapabilecekleri ve kızların yapabilecekleri gibi, çoğunlukla önyargıların sürdürülmesinden ibaret olan bir sürü alışkanlık, bütün yaşamımız boyunca, ölünceye kadar devam eder. Örneğin, neden hala, sinema dalında ödül verilirken “en iyi kadın” ve “erkek” oyunca diye ödül verildiğini anlayabilmiş değilim. Acaba, bu ayrım yapılmaz ise, kadınlara hiç ödül verilmeyeceği, ya da daha açık deyişle; yaşamın erkek egemen yüzü ortaya çıkar diye mi endişeleniliyor. Kadınlar birden bire zenci muamelesi mi (Amerikalılar alınmasın!!!) görmeye başlar? Okul, gerçekten de cinsel ayrımcılığın önüne geçmeyi başardı mı, yoksa ayrımı, artık üzerinde düşünülemeyen bir tabuya mı dönüştürdü? Okul programlarında, her türlü akademik, sosyal, kültürel ve sportif etkinliğin planlaması aşamasında, kız ve erkek birlikteliğinin nasıl sağlanacağına yönelik projeksiyonlar yapılmalı ve uygulanmalıdır. Örneğin, okul spor takımları oluşturulurken, yarısı kız yarısı erkek futbol takımı, basketbol takımı oluşturulursa kıyamet neden ve nasıl kopar acaba!! Buna koşut olarak her türlü etkinliğin yürütülmesinde, sorumluluk alan öğretmenler belirlenirken, bir bay bir bayan öğretmen olmak üzere, iki kişinin organizasyonu üstlenmesi teşvik edilmelidir.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02.07.08, 19:51
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

6. Geleceği planlamada karşılaşılan sorunlar: Okul, günü yaşamak konusunda insanları çok iyi özelliklerle donatır. Öyle ki, okula giden bir insan için, gelecek üzerinde düşünmek gereksiz bir konu gibidir. Çünkü; okul, onlar adına düşünür ve karar verir. Örneğin, okula giden, nasıl bir insanla evleneceği konusunda plan yapmaya ya da düşünmeye gereksinim duymaz. Çünkü; okul onun adına düşünür; elbette ki okullu ve sosyal statüsüne uygun biriyle. Kadın veya erkek olsun, bir profesörün ya da bir parti liderinin (normal şartlar altında) bir kapıcı ile ya da amele pazarında günlük iş kovalayan biri ile evlenmesi mümkün değildir (düşüncesi bile korkunç değil mi?). Çünkü, onlar ya bir şekilde okula gidememiş ya da okul kurumunun sistem dışına ittiği insanlardır. Okullu insanlar, onlarla neyi paylaşabilirler ki... Operadan bile anlamaz onlar!!! Okul ne kadar da uzlaştırıcı değil mi?
Okulun önüne serdiği rotada ilerleyen bir okullu; bir meslek sahibi olmak için belirlenen kriterlere göre davranır. Ama nasıl bir meslek erbabı olacağını düşünmeye gereksinim duymaz. Doktor olacaksınız. Bu kadar basit. İnsanlara neyin var diye soracak, ilaçlarını yazacaksınız. Kesilmeleri gerektiğinde keseceksiniz. Eşimin doğumu esnasında; bir doktorun doğum sancıları içinde kıvranan anne adayına yüksek sesle şöyle bağırdığını duymuştum: eeeee amma çok bağırdın, duymayan da yeryüzünde tek doğum yapan sensin sanacak!!! Zavallı kadın, doktor böyle azarladığı için, o kadar kırılmıştı ki, o haliyle yanındakine dönüp acı içinde, şöyle demişti: başka hastaneye gidelim... Eğer, okul ona doktor olmasının yanında insan da olması gerektiğini anlatmamışsa, o kişiye nasıl suç bulabiliriz ki... Elbette diğer mesleklerde de durum bundan farklı değildir: Polis kendisini yasaların üstünde görür, müfettiş ortalığa korku salar, amirler elleri arkadan bağlı, göbek önde gezerler, ara sıra kendilerinden üstte biriyle karşılaştıklarında ceketlerini iliklemek için; insan üstü bir çaba harcarlar. Öğretmenler “Ben Otoriteyim” derler. Bu manzara karşısında planlanan gelecek nasıl bir gelecektir? Maddi ve gündelik zevklere dayalı ve ben merkezli bir gelecek değil mi? Kendimizden sonra geleceklere nasıl bir dünya (evren) bırakacağımız, hangi okullunun umurunda? Ona, bunu umursayacak bir yaşam sunabilir mi okul?
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02.07.08, 19:52
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

7. Evlenme sürecinde yaşanan sorunlar: İnsanlar ya soy devamı ya da cinsel gereksinimleri için evlenirler. Bunda yadırganacak bir şey de olmasa gerek. Ama şu biraz garip değil mi? Aile kurmak için evlenmek. Bu okulun hedefidir. Okulun dışında hiç kimse de bunun ne anlama geldiğini bilmez. Sanki okula gitmeyenler; sürü kurmak için evlenirlermiş gibi... Okulun bundan amacı; yine diğerlerinde olduğu gibi benzerlikleri artırmaktır. Örneğin, okula gidenler evlenirler. İşlerine giderler. Çocukları bakıcıların elinde büyür. Çocukları ve birbirleriyle konuşmaya zamanları olmaz. Meslek yaşamı içinde farklı yönde değişirler eşler ve bir süre sonra şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanırlar. Bunun adı aile kurmaktır. Okulda birbirlerinden ayrı kategorilere konularak hem kendilerini hem de karşısındakini tanımayan insanların sağlıklı evlilikler kurmaları ne kadar sağlıklı olabilir. İnsanlar okulda, derslerle o kadar meşguldürler ki; ne kendilerini tanıyacak zamanları olur, ne de diğerlerini... evlenme noktasına gelinceye kadar evrenin merkezine kendini alan insan nasıl birden bire diğerleri ile empati kurabilir. Okul, sağlıklı bir evlilik kurumunun oluşmasında da aslında çok önemli bir role sahiptir. Bunu yerine getirebilmesi için de; bireylerin evliliğe hazırlanmasında destekleyici aktiviteler sağlayabilmelidir. Sadece Cinsel Bilgiler dersi ile bireyler evliliğe hazır hale gelemezler. Okul, bireylerin kendilerini ve birbirlerini tanımalarına olanak sağlamalıdır. Bu da, felsefe, psikoloji, sosyal psikoloji gibi bilimlerin verileri ile desteklenmiş seminerlerle sağlanmalıdır. Derse dönüştürüldüğünde, bu tür aktiviteler işlevselliğini kaybedebilirler. Çünkü, insanlar notla tehdit edildiklerinde, sadece not alacak kadar derslere motive olabilirler. Bu da istenen sonuçları yaratmayı zorlaştırır.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 02.07.08, 19:52
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

8. Anne-baba olmada yaşanan sorunlar: Okul bu yönde herhangi bir destekleyici önlem almadığı için insanlar rastgele anne baba olurlar. Gece yarısı çocuğun ürpetici çığlıkları ile kendilerine gelirler. Deneme yanılma yoluyla anneliği babalığı öğrenmeye çalışırlar. Bebeğin, doğum öncesi ve sonrasında fiziksel, duygusal ve bilişsel gelişimi konusunda hiç bir bilgi ve beceriye sahip değillerdir. Hazır olamadan yüklendikleri bu rollerin ağırlığı altında ezilir, bunalır ve hata yaparlar. Bilinçsizce yapılan bu hataların bedelini, bütün ulus öder. Bunu unutmamak gerekir. Anne-baba olma, her şeyden önce kamusal sorumluluk yönüyle de düşünülebilmelidir.
Okul etkinlikleri sürdürülürken, mümkün olabildiğince anne-baba katılımı desteklenmeli, etkinliklerin yürütülmesinde anne-babalara da bazı sorumluluklar verilmelidir. Okul-aile birliği gibi soğuk ve resmi yapılanmalar terk edilmelidir. Anne-babaların bilgi, beceri ve yeterlilikleri oranında okulda bazı projelere desteği sağlanmalıdır. Çocukların anne-babaları ile empati kurabileceği drama etkinliklerine derslerin uygun ünitelerinde yer verilmelidir. Örneğin hayat bilgisi gibi derslerde aile konuları işlenirken, aile ile ilgili psiko-drama ve sosyo-dramalara yer verilerek, aileye ve anne-babaya duygusal bağların güçlendirilmesi teşvik edilmelidir. Bu etkinliklere anne-baba katılımı da sağlanmalıdır. Zaman zaman uygulanan anket ve envanterlerle ailede sorunların neler olduğu tespit edilerek destekleme ve yönlendirme etkinklikleri düzenlenmelidir. Bu tür etkinlikler, geleceğin anne-babalarının, rollerine hazırlanmalarını kolaylaştıracak, mevcut aile ilişkilerini daha güvenilir bir temele oturtabilecektir.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02.07.08, 19:52
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 634
Ettiği Teşekkür: 126
110 tane iletisine 138 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!Ayça Şallı olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Okulun Sorumluluk Üstlenmediği Sorunlar

9. Çocuk yetiştirmede yaşanan sorunlar: Anne baba çocuklarının doğumundan itibaren girdikleri ağır sorumluluğun altında geleneksel motiflerle bezeli bir annelik ve babalık rolü sergilerler. Çoğunlukla, hatalarının bedelinin topluma kazandırılmış sağlıksız yetişkinler olabileceğini çok uzun yıllar göremezler ya da hiç görmezler. Çünkü; her yeni doğan yeni ve bağımsız, farklı bir varlıktır. Okulda haddeden* geçen bireyler bunu algılayamazlar. Yavrularını, kendilerinin minyatür bir uzantısı gibi görürler. Sorunla karşılaştıklarında okullu uzmanlara giderler: doktor, psikolog, öğretmen....vb. Sorunları çözülmediğinde ise koca karı çözümlerine başvururlar. Oysa bilmezler ki; normal şartlar altında; anne ve baba olmaya düşünsel hazırlıkla başlar her şey... Sevgi sundukça büyüyecek bebek, fiziksel, duygusal ve bilişsel gelişimine uygun davranıldığında hasta bile olmayacak bebek... Ama doğduğu andan itibaren bebeği, ayrı bir odada yatırmanın medeniyet olduğunu zanneden okullu anne babalar, bir de hediyelere boğarlar çocuklarını... Oysa armağanlar sadece armağandırlar, tutmazlar anne babaların yerlerini...
Anne-babaların çocuklarına bakışları çoğunlukla hastalıklıdır. Çocuklarının akademik başarılarını her şeyin üstünde tutarlar. Notlar yükseldikçe, yaşamı anlamlandırmanın da yükseleceğini, mutluluk düzeyinin aratacağını zannederler. Oysa, bir çocuk önce bir çocuk gibi yaşamalıdır. Bir çocuk nasıl yaşar; oyun oynar, nazlanır, şımarır, hata yapar, uyur, sorumluluk üstlenir, bağımsız davranır, kendi ayaklarının üstünde durur, eğlenmek ister ve dinlenilmeyi ister. Bunları yapan çocuğun sosyal başarısı ve kendini gerçekleştirme başarısı hızla yükselir, akademik başarı da bundan sonra kendiliğinden gelir.
* Madenleri tel durumuna getirmek için kullanılan ve türlü çapta delikleri olan çelik araç. (TDK Güncel Türkçe Sözlük, Çoğu anne-baba, çocuğu kurallara boğmanın onu geleceğe hazırlamada doğru bir yol olduğu fikrine sahiptir. Oysa, kurallar çocukla birlikte alınmalı ve ikna edilmelidir. Böylece kuralın sosyal yaşamın bir parçası olduğu anlaşılabilir. Okulun bu kurguya desteği, aldığı kararları çocuklarla müzakere etmesi ile perçinleşir. Eğer yetişkinlerin aldığı kararlar çocuğun doğasına uygunsa, mantıklı açıklaması varsa, çocuklar onu anlamasalar bile, kuralı ya da kararları sevmeseler bile ikna olabilir ve uyabilirler.
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
eğitim, fiziksel çevre, sorumluluk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz