Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > Eğitim Bilimleri Bölümü > Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

Eğitim Bilimleri Bölümü hakkinda Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Tüm dünyada, küreselleşmeye bağlı olarak tarihin popülerlik kazanması beraberinde tarih öğretiminin yeniden düzenlenmesini, tarih ders kitaplarının ise yeniden yazılmasını gündeme getirmiştir. Bu süreçte, Türkiye’ deki tarih ders kitapları incelendiğinde, özellikle

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 30.04.09, 10:22
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

[coverattach=1]Tüm dünyada, küreselleşmeye bağlı olarak tarihin popülerlik kazanması beraberinde tarih öğretiminin yeniden
düzenlenmesini, tarih ders kitaplarının ise yeniden yazılmasını gündeme getirmiştir. Bu süreçte, Türkiye’ deki tarih
ders kitapları incelendiğinde, özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında basılan ders kitaplarında hükümet tarafından
topluma kolektif bir kimlik kazandırılması amaçlanmıştır. Bu yeni kimlik, ancak eski kimliklerin, kurumların, kişi veya
grupların yerilmesiyle kazandırılacaktır. Bu tebliğde, lise Devrim tarihi ders kitaplarında bu gruplardan bir tanesine;
M. Kemal’in silah arkadaşlarına nasıl bakıldığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yaklaşık yirmi yıl arayla basılmış olan
beş ders kitabı incelenmiş ve sonuç olarak bu ders kitaplarında, Kurtuluş savaşı sonrası M. Kemal’le anlaşmazlığa
düşen silah arkadaşları hakkında, öğrencilerde kin ve nefret duyguları oluşturabilecek ifadelere rastlanılmıştır. Bu
ifadeler, Avrupa Konseyinin 2001 yılında aldığı tavsiye kararları içerisinde geçen “Bir diğerini haklılaştırmak veya
gözden düşürmek amacıyla tek olaya odaklanmak” ve “Geçmişin biz ve onlar ikilemi yaratacak tarzda fazlasıyla
milliyetçi versiyonlarının” tarih ders kitaplarından çıkarılması tavsiyesine uymadığı görülmüştür.

The fact that history has become popular throughout the world connected with globalism has caused an idea to
appear. This idea supports that history education should reorganized and history course books ought to be rewritten.
In the course of time,when history course books were examined,it was aimed to have the society gain a collective
identity in the history course books published in the early years of the Turkish Republic by the government. This new
identity would be gained by criticizing old identities,foundations,people or groups. In this notification, I’ve tried to
emerge how Mustafa Kemal’s co-workers have been evaluated by one of these groups in high school history course
books. Five course books ,printed approximately every twenty years, have been examined, and as a result, it has been
found out that there are some expressions which can cause students to hate Atatürk’s co-workers who oppose to
Atatürk. These expressions doesn’t conform the suggested decisions which European Union agreed on in 2001. These
decisions require not to focus on only an event in order to consider one to be right or to disgrace it,and to leave out
rather nationalist versions which can cause the dilemma between “ “we” and “they” in the past” from history course
books.

Mehmet Salih ERKEK
DEÜ, Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Tarih Öğretmenliği Doktora Öğrencisi - Tarih Öğretmeni

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg ataturk4nm2.JPG (26,7 KB (Kilobyte), 546x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30.04.09, 10:25
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

Tarih eğitimi ve özellikle tarih ders kitapları, toplumsal ve akademik alanda son on yıllarda kapsamlı
eleştirilere ve tartışmalara konu olmuştur. Kuşkusuz bu eleştirilerin ve tartışmaların odağında, tarihin
bağımsız bir bilim alanı olmasından çok, ideolojileri aktarma aracı; tarih ders kitaplarının ise kestirme yoldan
telkin vermek isteyenlerin politikasında işlevi çok fazla bulunan bir araç olması yer almaktaydı (Özbaran,
1998:53). Tartışmaların üzerinde toplandığı ders kitapları üstüne yapılan çalışmaların geçmişi 19. yüzyılın
sonlarına kadar gitmektedir (Pingel, 1998:40). Fakat bu çalışmaların en yoğun olduğu dönem, II. Dünya
Savaşının hemen sonrasında Avrupa Konseyi ve Unesco başta olmak üzere George Eckert Enstitüsünün
başlattığı uluslararası çatışmaları durdurma ve barışı koruma adına ders kitaplarındaki ön yargıları ve
yanlışlıkları ortadan kaldırma çabalarının başladığı dönemdir. Gerek tarih eğitimi, gerekse tarih ders kitabı
yazımı konusunda büyük eksiklikleri olan Türkiye’de ise bu konuya gereken önem-bir kaç iyimser yaklaşım
dışında- verilmemektedir.
Giderek küreselleşen dünyada tarih her zamankinden daha çok önem kazanmaktadır. Bu durum
beraberinde dünyanın her yerinde tarih öğretiminin yeniden düzenlenmesini, tarih ders kitaplarının yeniden
yazılmasını gündeme getirecektir (Tekeli,1994:35). Ulus devletlerin aşılma sürecinde insan oğlunun
karşısına çıkan “çok kimliklilik” veya “çok kültürlülük” sürecine adapte olunabilmesi için bu uğraşın faydalı
olabileceği muhakkaktır. Unesco tarafından yürütülen “Tarihi Silahsızlandırma” projesinin ilk olarak,
gelişme çağında bulunan orta öğretim ve lise öğrencilerini dış dünyaya açan ve onları en fazla etkileyen
materyal olan tarih ders kitaplarından başlaması gerekir.
Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar, belirlenen müfredat programlarına göre, pek çoğu birbirinin
benzeri olmakla birlikte, birçok tarih ders kitabı basılmıştır. “Devrim Tarihi” yada 1980’li yılların
başlarından itibaren kullanıla gelen ismiyle “Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersine ait
ders kitapları da bu kitaplar içinde önemli yer tutmaktadır. Devrim veya İnkılap Tarihi kitapları genellikle II.
Meşrutiyet’in ilanı (1908) ile başlamakta ve M. Kemal’in ölümüyle (1938) son bulmaktadır. Bu zaman
dilimi içinde ağırlık noktası ise 1918 Mondros Mütarekesi ile başlayan ve 1930 yılında Serbest Fırkanın
kapatılmasıyla son bulan kabaca 12 yıllık bir dönemdir. Bu derece kısa fakat yoğun olayların anlatıldığı ders
kitaplarında hakim ideolojinin yansımaları ve içsel ötekileştirmeler görünmektedir.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30.04.09, 10:26
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

DEVRİM TARİHİ KİTAPLARINDA KİMLİK OLUŞTURMA ve İÇİMİZDEKİ ÖTEKİLER
Tarih ders kitaplarının öğrencilere geçmişe ait bilgiler vermesinin yanında, kimlik oluşturma ve bu
kimliğe uygun davranışlar içersinde bulundurma işlevi de vardır. En yalın anlamıyla kimlik “kişilerin,
grupların, toplum veya toplulukların kimsiniz,kimlerdensiniz? sorusuna verdikleri yanıt yada yanıtlardır”
(Güvenç,1997:3) Tarih ders kitaplarının öğrencilere kolektif kimlik kazandırmak gibi bir gayret içersinde
bulunduğunu örneklerden görmek mümkündür. Konu yeni kurulan ve temel ideolojisi eskiye olan
bağlarından kopmak suretiyle, yeni bir kolektif kimlik oluşturmak olan Türkiye Cumhuriyeti ve onun resmi
söylemi olan ders kitapları olunca, kimlik sorununun ne şekilde ele alındığı da önem kazanmaktadır. Yeni bir
kimlik oluşturulabilmesi için öncelikle, eski kimlikten tamamen sıyrılınabilmesi gerekir. Bu olgu bir yılanın
kabuk değiştirirken eski kabuğunu olduğu gibi bırakıp, yeni kabuğuyla hayata devam etmesi kadar olağan bir
durum değildir. Yeni kolektif kimliğin oluşması süreci oldukça sancılı ve kaotik bir süreçtir. İktidarın sahibi
olan hakim güç tarafından biçilen bu yeni kolektif kimlik, ancak bir önceki kimlik ya da kimliklerin
kötülenmesi, ona ait değerlerin, yapıların ve bireylerin yerilmesiyle ulus bireylerine giydirilecektir. İşte
burada iktidarlar bu amaçlarını gerçekleştirebilmek için en etkili yollardan birisi olan ders kitaplarını; bunlar
arasında da düşüncelerini en haklı çıkarabilecekleri ve yansıtabilecekleri tarih ders kitaplarını seçmişlerdir.
Dünyada modernite yaşama geçerken ulus devletlerin doğuşu sırasında toplumların geleneksel ve
yerel bağlarının çözünüp onun yerine soyut ulusal bağlılıkların oluşturulması ve ulusal kimliklerin
yaratılmasında tarih bir araç olarak kullanılmıştır. Tarihi ve ulusal önderleri mistifiye eden resmi tarihler
ortaya çıkmıştır (Tekeli, 1994:36). Bu duruma paralel olarak ta ülkemizde devletin resmi ideolojisi olan
“Kemalizm” aynı zamanda tarih yazımının da başlıca belirleyicisi olmuştur. Resmi tarihten, genelde “bir
ülkenin kendi tarihini yazma ve anlama konusunda merkezi iktidarın dayattığı bir tarih versiyonu
anlaşılmaktadır (Bilgin, 1994:127). Bir başka deyişle “devletin bulunduğu her yerde devletin bir tarih
anlayışı mutlaka vardır” (Aybars, 1994:304). Ülkemizde resmi tarih yazımının eleştirilmesi eğilimi oldukça
yaygındır. Fakat bu eleştirilerin önemli bir bölümü varolan resmi tarih yerine dondurulmuş bir başka tarihi,
yani alternatif bir resmi tarihi koymak için yapılmaktadır (Tekeli,1994:36). Resmi tarihe karşı çıkanların
çoğu böyle dogmatik bir kalıptan vazgeçmek yerine, kendi görüşlerini resmi tarih yerine getirmek
istemektedirler (Tunçay, 1994:57).
Resmi tarih, kendisinin dayandığı ana ideolojiyi daha etkili kılabilmek ve kolektif kimliği
oluşturabilmek için kendisinin dışındaki imgelere karşı belirli bir mesafede durur. Kendisini bu imgeler
dünyasında merkeze koyar, diğerlerini ise bir kalıp biçer: Ötekiler.
İnsan bilimci Levi-Strauss bu durumu “Ego versus autre” (ötekilere karşı ben) ilkesiyle
açıklamaktadır. Evrende her şeyin bir zıttı olduğundan yola çıkarsak, iyinin ancak kötü, tatlının acı, güzelin
de çirkinle anlam kazandığını görürüz. İşte sorun bu noktada başlamaktadır. Çünkü insan, doğası gereği
kendisini hep iyi,güzel ve başarılı bulmuştur. İktidarlar için de aynı durum söz konusudur. Onlar da
gerçekleştirdikleri icraatları, yaptıkları işleri hep iyi ve olumlu görürüler. Bu uğurda kendilerinin dışında
kalan yapıları,kişileri,ulusları karalamada ve ötekileştirmede bir mahzur görmezler. Bu biraz kimlik
sorunuyla da ilgilidir. “Genelde kendimizi net olarak tanımlayabilmemiz, karşımızdakileri olumsuzlamayla,
kötülemeyle gerçekleşmektedir. Biz genelde iyiyi, doğruyu, güzeli, normali, ahlaklıyı, hak olanı temsil
ederiz. Onlar; kötüyü, yanlışı, çirkini, anormali, sapkını, batıl olanı temsil eder” (Alankuş-Kural, 1995:92-
93). “Biz ve onlar ayrımının oluşmasında, bu bakışa malzeme sağlanmasında en elverişli olan alan da tarih
bilimi olmuştur. Özelikle resmi tarih dediğimiz devletlerin ulusal eğitim merkezlerine bağlı tarih eğitimleri
geçmişte bize ait olumluluklar aramış, bulmuş yoksa bile uydurmuştur” (Balcılar,1997:6).
Ülkemizdeki tarih eğitimi ve tarih ders kitaplarında da durum pek farklı değildir. “ Tarih ders
kitaplarında hep biz vardık, “biz” iyi, güzel, ahlaklı, başarılı, kahraman, bilimsel idik; “başkaları” ya yoktu,
ya da olduklarında ezeli düşmanlarımızdılar, kötüydüler, çirkindiler, utanmazdılar, hilekardılar, korkaktılar,
sapıktılar, gavurdular, ajandılar. Bizi yok etmek gibi emelleri vardı, sadık olmayan azınlıktılar, gözü dönmüş
ayaklanmacıydılar, iç mihraktılar” (Balcılar,1997:3). Ders kitaplarında bizin karşısında olumsuzlukları
yüklenecek ötekiler olması gerekirdi. Ya ötekiler yoksa? Hobsbawm bu soruyu şu şekilde yanıtlıyor: “
Onların icat edilmesi gerekir” (Hobsbawm, 1993:205).
Lise tarih ders kitaplarında yer alan uluslararasında kin ve nefret duyguları oluşturacak, ırk, dil, din ve
cinsiyet farklılıklarını ortaya çıkaracak söylemlerin bu kitaplardan çıkarılması için çeşitli projeler
yürütülmektedir. Ülkemizde ise bu konuyla ilgilenenler genellikle tarih ders kitaplarında diğer uluslarla ve
ülkelerle ilgili ön yargılar ve düşmanca söylemler üzerinde durmaktadırlar. Fakat birde madalyonun öbür
yüzü var ki o da en az dış merkezli ötekileştirme kadar tehlikelidir. Tarihimizde bir de içimizdeki ötekiler
vardır. Bunlar hain, isyancı, ajan, Türk düşmanı, Şeriatçıdırlar. Devrim tarihi kitapları baz alındığında bu
türden iç mihraklara da oldukça sık rastlanmaktadır. Biz burada bu gruplardan sadece bir tanesini; M.
Kemal’in silah arkadaşlarına ve onların yaptıkları muhalefete devrim tarihi kitaplarında nasıl bakıldığını
ortaya çıkarmaya çalışacağım.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30.04.09, 10:31
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

KAHRAMANLAR MI ? HAİNLER Mİ?
Devrim tarihi ders kitapları incelendiğinde ilk göze çarpan özelliklerden bir tanesi Kurtuluş Savaşı’nın
çok teferruatlı bir biçimde anlatılmasına rağmen, M. Kemal’in bu mücadeleyi birlikte gerçekleştirdiği silah
arkadaşlarından çok az bahsedilmesidir. Bu mücadele içersinde yer almış olan pek çok üst düzey komutan ve
sivil erkan olmasına karşılık yalnızca, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele ve İsmet
İnönü’nün isimleri geçmektedir. Bu sayılan isimler içersinde İsmet İnönü’nün diğerlerine göre daha fazla ön
planda ve daha ayrıcalıklı olduğu görülmektedir. Zaten asıl irdelenmesi gereken konu da İnönü dışında kalan
Milli Mücadele sonrasında M. Kemal’le görüş ayrılığına düşen M. Kemal’in diğer silah arkadaşlarıdır. Ders
kitaplarında İnönü’nün ayrı bir yere oturtulması ve konumuz dışında kalmasının nedeni 1919-1926 yılları
arasında M Kemal ile İnönü arasında henüz görüş ayrılıklarının olmayışıdır. M. Kemal’in silah arkadaşları
devrim tarihi ders kitaplarında başlıca iki konu içersinde yer almaktadırlar. Mondros Mütarekesinin
imzalanmasından sonra filizlenen ve fiili mücadeleye dönüşen Kurtuluş Savaşı konusunda ve Türkiye’de çok
partili hayata geçiş ve İzmir Suikastı konusunda. Gerçi İzmir Suikastı konusunda açıkça isimleri
zikredilmese de kastedilen yine bu kişilerdir.
1931 yılında TTTC tarafından liseler için hazırlanan devrim tarihi kitabında Milli Mücadele
döneminde Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay’dan çok az bahsedilmekle birlikte, Fevzi,
İsmet ve Kazım Karabekir paşaların hayatları dip notlarda verilmiştir ( Tarih IV, 1931:53-69-111). Sakarya
Savaşından bahsedilirken ise ilk ayrışma ortaya çıkmaktadır. Bu konuda diğer komutanlar övülürken, bu
komutanların isimleri geçmemektedir. “M. Kemal gibi bir askerlik dehası, M. Kemal gibi çelik bir irade
Fevzi ve İsmet paşalar gibi muharebe meydanlarında büyük kıtaatın sevk ve idaresinde yetişmiş büyük
kumandanlar ve Kazım, Şükrü Naili, Kemalletin Sami, Fahreddin, İzzeddin, Derviş ve emsali gibi
kumandanlar ölümü hiçe sayan fedakar zabitler ve nihayet ordunun esaslı kitlesini teşkil eden Türk milleti
gibi bir cevher o tarafta yoktu” (Tarih IV, 1931:98) örneğinde olduğu gibi.
Tarih IV kitabında Atatürk’ün silah arkadaşları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve İzmir Suikastı
konusunda oldukça eleştirilmişlerdir. TCF’nin kurulması olayını anlatan konulardan ,meclis içinde farklı
düşüncelerin hoş karşılanmadığını çıkarabiliriz. İsim vermeden TCF’nin kurucuları kast edilerek
“...kendilerine Büyük Millet Meclisinden fazla ehemmiyet verilmesi lazım geldiği zannında bulunan yarı
politikacı, bazı kumandanlar vazifelerini garip şekilde terk ederek aykırı cereyanlara karıştılar” deniliyor ve
kitap muhalefeti “memleketi adi hırslar ateşiyle yangınlara uğratma tehlikesi” olarak gösteriyordu
(Tarih IV, 1931:188). TCF’nin kurucusu olan birkaç kişi hakkında verilen bilgide ise “İşgal kuvvetleri tarafından kemikleri kuruyunca kadar kalmak üzere Malta’ya sürüldükleri halde Milli iradenin teşebbüsleri sayesinde kurtarılmış ve ana toprağa dönmüş birkaç kişide vardı” denilerek , kendilerine yapılan iyiliklere rağmen
sürgünden sonra muhalif parti kuranların “nankörlük yaptıkları sezdirilmiştir (Tok, 1996:71).
Bu kitaptaki asıl dikkat çekici nokta İzmir Suikastı anlatılırken suikastı gerçekleştirmek isteyenlere
karşı takınılan tavırdır. Tabii ki M. Kemal’e karşı düzenlenen bu suikast olayı hoş görülmeyecektir,ama
eleştirilerin dozunu iyi ayarlamak,öğrencilere kin ve nefret duyguları aşılamamak gerekir. Bahsedilen kitapta
konu başlığı; “Büyük Soysuzluk:Gaziye Kıymak Niyet ve Teşebbüsü” şeklindedir. Daha konunun
başlığından itibaren öğrencilere pekte iyi şeyler söylenmeyeceği anlaşılıyor. Şimdi ders kitabının bu kişilere
yüklediği sıfatlara örnekleriyle bir göz atalım: “...fakat bunların içinde asıl tertipçi vaziyetinde bulunan
kundakçı çete...”, “...TCF’nin bir çok ileri gelenleri İstanbul’dan Ankara’ya gönderilen katilleri
barındırdılar.”, “...kara ruhlu ve kara niyetli çete başlarında eski bir mebus bulunan iki azılı katili İzmir’e
gönderdi.”(kast edilenler Kazım, Refet, Ali Fuat ve Rauf Paşalardır). İlerleyen satırlarda suçlamalar devam
ediyor. “...canavarlıklarını tamamladıktan sonra Yunan adalarından birine kaçabilecekleri adam ve motorlu
kayık buldular. “Gazinin İzmir’e varış gününü,parmağını tetiğe dayamış katillerin vahşi heyecanıyla
bekliyorlardı. Bu gecikme canavarlara tertiplerinin sezilmiş olma ihtimalinden gelen bir üzüntü verdi.”,
“alçaklar bütün tertipleri,silahları,bombaları ile ele geçtiler(16 Haziran 1926)ve köpekleri,sırtlanları
utandıracak niyetlerini itiraf ettiler.” “Bu sefillerin ve cürüm ortaklarının kanında Türklük cevherinden eser
bulunmadığına şüphe yoktur. Asil,vefalı ve kadirşinas Türk Milletinden bu kadar alçak duygulu,nankör
ruhlar doğamaz. Bunlar hiçbir milletin varlığında barındırmağa razı olmayacağı soysuzlardır. Türkler için
soysuzluktan daha ağır,daha aşağı vasıf yoktur.”(en ağır ithamlar burada geçmektedir) “Soysuzluğun
meydana çıkışı ve soysuzların itirafı üzerine...kara kundakçılar layık oldukları cezaları buldular. Mücrimler
tarafından cürümün şefi olarak gösterilen Rauf Bey,teşebbüsten biraz evvel Avrupa’ya geçmiş
bulunuyordu.”(ilk kez açıkça Suikastı Rauf Orbay’ın tertiplediği belirtiliyor.) Kitapta bu cümlenin sonu ise
şöyle tamamlanıyor “...14 milyon Türk kalbi için onu soysuzların kastinden koruyamamak dayanılmaz bir
keder olacaktı” (Tarih IV,1931:192-193).
İşte bir sayfalık bölümde kullanılan kin ve nefret duyguları uyandıracak bölümler bunlardır. Şüphesiz
ki bunda M. Kemal’in henüz hayatta olmasının ve iktidarın zirvesinde yer almasının da büyük etkisi vardır.
Biraz da konu bu kitapların hizmet ettiği amaçla ilişkilidir. “1930’ların başında Atatürk’ün yakın ilgisi ve
gözetimi altında hazırlanan lise tarih kitapları başka bir momenti;milliyetçi-modernist bir misyondan yola
çıkmakla birlikte,Kemalizm’in evrensel modernizasyonu yakalamaya dönük,insanlığa entegre olma atılımı
içindeki nispeten geniş perspektifleri yansıtır” (Berktay, 2002:41). Gerçektende 1931 yılında basılan kitap
oldukça bilimsel ve çağı yakalamış bir kitaptı. Fakat 1930’lu yılları karakteristik tarih yazıcılığı olan
“tarihçiliğin devlet yöneticilerinin,mutlak hakimlerin beklentileri doğrultusunda oluşan,devlet ile tarihi
bütünleştiren” anlayışından ayrılamamıştır (Özbaran, 1992:18). Bu kitap yeni rejimin amaç ve beklentileri
doğrultusunda (Aslan, 1994:306), Türk ulusuna yeni bir kolektif kimlik kazandırmak için kaleme alınmıştır.
Kitapta diğer ders kitaplarında rastlanmayacak bir özellik olan dipnotlara rastlamaktayız. Bu dipnotlardan
genellikle Nutuk baz alınarak yazıldığı görülmektedir. Bu göz önünde tutulduğunda yukarıdaki cümlelerin
ders kitabı içersinde yer almasına şaşırmamak gerekir. Çünkü Nutuk, “ulusal hareket içinde yapılan
tasfiyeleri, bağımsızlık savaşının(aralarında Kazım Karabekir’in de bulunduğu)eski önderlerin sahneden
çekilmesini haklı göstermek için söylenmişti. Nutukta Atatürk’ün bu eski arkadaşlarını eleştirmeye ayrılmış
en az 52 pasaj vardır ve bütün metin boyunca,bu komutanların rolleri azımsanmıştır (Zurcher, 1986:20).
1950’li yıllara gelindiğinde ders kitaplarının konuya bakış açısında 1931 deki ders kitabına göre bir
yumuşama görülmektedir. Enver Behnan Şapollo’nun yazdığı ders kitabında,ilk bölümlerde Kazım
Karabekir,Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele’nin portreleri yer almaktadır. Terakkiperver Halk Fırkası ve İzmir
Suikastı konusunda çok aşırı derecede ithamlara rastlamıyoruz. Yine suçlular konusunda Atatürk’ün silah
arkadaşlarının isimleri geçmemekte,onlardan “generaller” diye söz edilmektedir (Şapollo, 1950:123). 1931
yılında hem M.Kemal,hem de silah arkadaşlarının pek çoğunun hayatta olması ve halkın,en önemlisi de
subayların tutuklanan paşalara karşı gösterdikleri sempatik davranışlar (Aydemir, 1999:260) neticesinde bir
tepkiden çekinilerek ders kitaplarında TCF’nin kurucuları olan bu paşaların isimlerinin verilmemesi belki
doğal karşılanabilir,ama 1950’li yıllarda artık bu paşaların tarih sahnesinden çekilmelerine rağmen
isimlerinin geçmemesi ilginçtir. Şapollo’nun bu kitabı Demokrat Partinin siyasal iktidarı Cumhuriyet Halk
Partisinden aldığı günlerde piyasaya çıkmıştır. Şapollo kitabında,Demokrat Partinin iktidara gelmesini kansız
bir ihtilal olarak değerlendirmiş ve tek parti/Milli Şef dönemine yoğun eleştiriler yöneltmiştir (Şapollo,
1950:180-182). Milli Müdafaa adını taşıyan beşinci bölümde Batı Cephesi komutanı İsmet İnönü’den söz
etmekten kaçınılmış,fakat Celal Bayar’ın Galip Hoca ismiyle Akhisar cephesindeki faaliyetleri uzun uzadıya
anlatılmıştır. 27 Mayıs ihtilalinden sonra aynı yazar ders kitabında DP iktidarını topa tutmuş,CHP’nin ve
İsmet İnönü’nün Türk Devrimi ve Cumhuriyet Tarihi içindeki yerini iade etmiş,Celal Bayar’dan ise hiç söz
etmemiştir (Aslan, 1994:309). Bu örnek siyasi iktidarın ders kitaplarına olan etkisini apaçık ortaya
çıkartmaktadır.
1954 yılında piyasaya çıkan ve 1944 yılında çıkan kitapla büyük benzerlikler taşıyan Enver Ziya
Karal’ın kitabında da Şapolo’nun kitabın da olduğu gibi Kazım Karabekir,Ali Fuat Cebesoy ve Refet
Bele’nin üniformalı resimleri bulunmaktadır. Şapollo’nun ders kitabının aksine Karal’ın kitabında Siyasi
iktidara her hangi bir övgü veya yergi yoktur. TCF’nin kurulması olayı tarafsızca anlatılamaya
çalışılmış,fakat İzmir Suikastı konusunda 1931 de ki Tarih IV ile benzer ama daha az ve biraz da
yumuşatılmış -eşkıya ruhlu kimseler,sefil ruhlu birkaç kişi, alçakların bu teşebbüsleri gibi-ifadelere
rastlanmaktadır (Karal, 1954:135-136).
1972’de Mükerrem K. Su ve Kamil Su tarafından çıkarılan ders kitabı da, yine Kurtuluş Savaşı’nda
Doğu ve Batı cephesinde Atatürk’ün silah arkadaşlarının kazandıkları zaferleri anlatmakla başlamış ve
onların fotoğraflarının yanında kahramanlıklarından söz etmiştir. TCF’nin kuruluşu anlatılırken itidalli ve
dikkatli bir yol izlenmiş,sanki hiç kimseyi incitmek istenilmezmiş gibi bir hareket içine girilmiştir. Bu
kitapta muhalefetin oluşması ve İzmir Suikastı için tüm TCF önderleri zan altında tutulmaktan çıkarılmış ve
olay bu partiye mensup bazı kötü niyetli kişilere hasredilmiştir. TCF’nin kurucuları için “Bunlar arasında
kanılarında samimi olanlar bulunmakla beraber, mevki hırsına kendilerini kaptırmış olanlar da vardı”
denilmiştir. İzmir Suikastı konusunda ise aynı yaklaşımı ne yazık ki görmek mümkün değildir. “ partileri
kapatıldıktan sonra şaşkınlıktan kurtulur kurtulmaz onları korkunç olduğu kadar iğrenç bir karar almaya
götürdü:Gaziyi öldürmek” “Gazi İstanbul’a gidemeyince caniler,tasarladıklarını burada da
gerçekleştiremediler” “...alçak ruhlu iki katili İzmir’e yolladılar...” “...yapılan baskın sonunda vatan haini
çete yakalandı.” “İğrenç cinayetlerini işledikten sonra...” “...hainler suçlarını itiraf ettiler...” “Gazi’nin canına
kıymak istenmesi bütün memlekette tiksinti ile karşılandı. Her tarafta toplantılar yapıldı,soysuzlar lanetle
anıldı.” Suikastçılara bunca kötü sıfatı yükleyen yazarlar suikastı önceden haber veren kişiye,sanki olayla
hiçbir ilişkisi yokmuş gibi “Lakin bu iş için kiraladıkları temiz yürekli vatandaş,hazırlanan cinayeti
hükümete haber verdi” (Su, 1972:124-126) diyerek onu aklamaya çalışmışlardır.
1990’ların ders kitaplarında ise yine aynı konular içersinde M. Kemal’in silah arkadaşları yine
kendilerine ayrılan yeri almışlardır. Mükerrem K. Su ve Ahmet Mumcu’nun ders kitabında Kurtuluş
Savaşında bu paşaların kahramanlıkları anlatılmıştır. Fakat bu kitapta diğer kitaplardan farklı olarak,TCF’nin
kurucuları olarak,Kazım Karabekir,Ali Fuat Cebesoy,Refet Bele ve Rauf Orbay’ın isimleri geçmektedir.
Fakat “zaferin kazanılmasından sonra Gazinin bazı arkadaşlarıyla anlaşmazlığa düştüğünü görüyoruz.
Aslında,Gazi bu arkadaşlarını karşısına almayı düşünmemiştir,ama onlar Gazinin karşısına geçmişlerdir” (Su
& Mumcu, 1991:193) denilerek suçlu bulunmuştur. İzmir Suikastı konusunda ise ağır ithamlara
rastlanılmamaktadır.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30.04.09, 10:32
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Lise Tarih Ders Kitaplarında Atatürk'ün Silah Arkadaşları

SONUÇ
Özet olarak burada ülkemizdeki tarih ders kitaplarında içsel ötekileştirmelerden bir tanesini;M.
Kemal’in silah arkadaşlarına ders kitaplarında nasıl bakıldığını ortaya koymaya çalıştım. Görülen o ki
anlatımlarda dönemlerin mevcut iktidarlarının büyük etkisi vardır. Atatürk’ün Milli Mücadeleyi beraber
gerçekleştirdiği bazı komutanlar önce kazandıkları zaferlerden dolayı kahraman,daha sonra muhalefette yer
aldıkları içinse hain damgasını yemektedirler. Belki burada haklı olarak bu ithamlar suikastı gerçekleştiren
asıl kişilere yöneltilmiş ve Atatürk’ün silah arkadaşları ayrı tutulmuştur fakat,TCF’nin kurucuları diye
bahsedilmiş olmaları ve isim verilmemiş olması onları da zan altında bırakmıştır.
Cumhuriyetin ilanından itibaren basılmış olan Devrim Tarihi kitapları,dış merkezli ötekileştirme
kadar,iç merkezli ötekileştirmeye de başvurmuştur. Avrupa Konseyinin 2001 yılında aldığı tavsiye kararları
içinde geçen “Bir diğerini haklılaştırmak veya gözden düşürmek amacıyla tek olaya odaklanmak” ve
“geçmişin biz ve onlar ikilemi yaratacak tarzda fazlasıyla milliyetçi versiyonlarının” ders kitaplarından
çıkartılması önerileri,bundan önceki ders kitaplarında göz önünde bulundurulmamasına rağmen,en azından
bundan sonra çıkarılacak olan ders kitaplarının uyması gereken zorunlu kurallar olması gerekir (Avrupa
Konseyi, 2002:58). Unutulmamalıdır ki;iyi bir ders kitabı farklı görüşleri savunan kaynakları da kapsamalı
ve önyargı,klişe ve stereotipilere karşı koymalıdır (Avrupa Konseyi, 2002:60).
Bu türden hassas ve tartışmalı konuların müfredattan ve ders kitaplarından çıkartılması çözüm değildir.
Öğrencilerin hassas ve tartışmalı konuları öğrenmeleri her şeyden önce içinde yaşadığımız dünyayı daha iyi
anlayabilmeleri için gereklidir (Stradling, 2002:62). Devrim Tarihi ders kitaplarında Türk Devrimine yönelik
sağlıklı ve tutarlı bir bilincin sunulabilmesi,devrim öncesini ve sonrasını kapsayan sürecin tüm boyutlarıyla
kesintisiz bir süreklilik içerisinde değerlendirilmesine bağlıdır (Aslan, 1994:311). Tarih ancak bu sayede
beklenilen amacına ulaşabilir.

Mehmet Salih ERKEK
DEÜ, Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Tarih Öğretmenliği Doktora Öğrencisi - Tarih Öğretmeni

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf mehmet salih erkek.pdf (209,8 KB (Kilobyte), 58x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
arkadaşları, atatürk'ün, ders, kitaplarında, lise, silah, tarih

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:56 .