Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > İlköğretim Bölümü > Orta Okullarda Dilbilgisi Öğretimi Üzerine Öğretmen Görüşleri

İlköğretim Bölümü hakkinda Orta Okullarda Dilbilgisi Öğretimi Üzerine Öğretmen Görüşleri ile ilgili bilgiler


[coverattach=1] 1-Giriş Dilbilgisi, eğitimimizde önemi tartışmasız kabul edilen, ancak hiç de bu öneme yakışmayan uygulamalarla geçiştirilen bir konudur. Dilbilgisinin önemi tartışılmasız kabul edilirken, dilbilgisinin niçin öğretilmesi gerektiği "dilbilgisi"nin kendisi gibi

Like Tree3Likes
  • 1 Post By Yıldız Ünalay
  • 1 Post By Yıldız Ünalay
  • 1 Post By Yıldız Ünalay

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17.08.09, 07:52
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
İletiler: 781
Blog Başlıkları: 56
Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.
Standart Orta Okullarda Dilbilgisi Öğretimi Üzerine Öğretmen Görüşleri

[coverattach=1]1-Giriş
Dilbilgisi, eğitimimizde önemi tartışmasız kabul edilen, ancak hiç de bu öneme yakışmayan uygulamalarla geçiştirilen bir konudur. Dilbilgisinin önemi tartışılmasız kabul edilirken, dilbilgisinin niçin öğretilmesi gerektiği "dilbilgisi"nin kendisi gibi pek iyi tanımlanamaz. Öyleyse, dilbilgisi öğretimindeki başarısızlığın nedenlerini aramaya "dilbilgisinin niçin öğretilmesi gerektiği" sorusuyla başlamak daha doğru olacaktır. Bu soruya çok çeşitli yönlerde yanıt verilebilir. Ancak bu soruyu dilbilgisi öğretimi yapan öğretmenlere sormak, dilbilgisi öğretimimizin şu anki görünümünü sergilemede kimi ipuçları sunabilir.

Bu çalışmada, bu amaçla, öğretmenlere dilbilgisinin Türkçe dersleri içindeki yeri, dilbilgisinin öğretilme nedenleri ve öğretmenlerin bu konudaki diğer görüşleri bir sormaca yoluyla sorulduktan sonra elde edilen veriler değerlendirilmiştir.

2-Dilbilgisi Öğretimi Üzerine
Dilbilgisi öğretimi konusunda aslında herkesin dilbilgisi öğretimini tartışmasız kabul ettiğini söylemek güçtür1. Daha 1963'te Braddock, Lloyd-Jones ve Schoer'in yazma becerisine yönelik araştırmalarında dilbilgisi öğretiminin "önemsiz" olduğu, hatta "yazılı anlatım becerisinin gelişmesine zararlı etkisi bile olabileceği" belirtilmektedir. Dilbilgisi öğretimine karşı olanlardan Calkins (1986) de, dilbilgisi öğretimini öğretmenler için "kolaya kaçma yolu" olarak göstermekte, öğretmenlerin dilbilgisinden ötürü yazmaya yeteri kadar zaman ayıramadıklarını dile getirmektedir. Taylor (1 986) ise, öğrencilerin yıllar boyunca öğrendikleri dilbilgisinin dil üretiminde onlara hiç yardımcı olmadığı düşüncesindedir.

Dilbilgisi öğretimine yönelik bu eleştirilerin, aslında temel olarak, güçlü bir dayanağı olduğunu söylemek güçtür. Söz konusu iddiaları "doğru" olarak kabul etsek de, dilbilgisinin dil üretimine, özellikle yazma becerisine, "katkısı olmadığı" hatta "zararı" olduğu ya da dilbilgisinin öğretmenler için bir "kolaya kaçama yolu" olduğu iddialarından yola çıkarak dilbilgisi öğretiminden vazgeçmek, dilbilgisi öğretiminin diğer katkılarını göz önüne almamak olur . Bunun yanında, yazma ve konuşma becerilerindeki bütün yetersizliklerin doğrudan dilbilgisi öğretimiyle ilgili olduğu yönünde yanlış bir kanı vardır. Oysa, yazma ve konuşma becerileri ile ilgili sorunlar sadece dilbilgisinin sorunu değildir. Bunlar, dilin çeşitli yönlerdeki eğitimi ile de ilgilidir. Böyle olunca da, bu becerilerle ilgili eksikliklerin, sadece dilbilgisi öğretimi ile çözülmesini beklemenin boşuna olduğu açıktır. Ancak bu, dilbilgisi öğretiminin dil üretimine katkısının olmadığı anlamına gelemez. Buna iyi bir örnek olarak, Türkçe'ye ilişkin bilgi eksikliği açıkça görülen kimi "dilbilgisi uzmanları"nın bir "düzeltme"si ve bu "düzeltme"nin nasıl yaygınlaştığı anımsanabilir. Bu "uzmanlar", Türkçe'de "eski Milli Eğitim Bakanı" öbeğinde "Milli Eğitim"in eski olduğu, dolayısıyla "Milli Eğitim eski Bakanı" demenin doğru olacağı düşüncesini yaygınlaştırmayı başarmışlardır. Öyleyse, bu "uzmanlar"dan "kırmızı kalem eski kutusu" öbeğini de doğru kabul etmelerini beklemek gerekir . Bu örnek, dilbilgisi öğretiminin dil üretimini, daha da ötesinde genel olarak dili nasıl etkilediğini gösteren çarpıcı bir örnek gibidir.

Aslında, belki hiç dilbilgisi öğrenimi görmemiş birisi de "Milli Eğitim eski Bakanı" ya da "kırmızı kalem eski kutusu" öbeklerinin yanlış olduğunu söyleyebilir. Bu kişinin bunu bilmesi dilbilgisi öğretimi ile değil, kişinin zihninde var olan sezgisel dilbilgisi ile ilgilidir. Ancak bu kişiden, yanlışın nedenini açıklaması beklenemez. Çünkü, bu kişi zihnindeki sezgisel dilbilgisini bilinçli bir biçimde yorumlamaktan yoksundur. Öyleyse, çocuğun doğuştan bir dil edinim düzeneği olduğu ve bireylerin bu düzeneği oluşturan sezgisel dilbilgisine sahip oldukları düşünüldüğünde, dilbilgisi öğretimi içselleştirilmiş bu bilgiyi bilinçlendirme görevini görmelidir .

Sezgisel dilbilgisini bilinçlendirme görevini görecek dilbilgisi öğretiminin sağlıklı olarak yapılabilmesi için aslında sezgisel olarak adlandırdığımız dilbilgisinin iyi bir sunumuna gereksinim olduğu açıktır. Elbette ki, geleneksel dilbilgisinin, bu anlamda, iyi bir betimleme sunduğu söylenemez . Türkçe dilbilgisi kitaplarındaki betimlemeler göz önüne alındığında ise, geleneksel dilbilgisi anlayışına koşut hazırlanmış bu betimlemelerdeki yetersizlikler açıkça görülür6.

Bu yetersizliklerin doğal sonucu olarak, öğretmenler de dilbilgisini kendilerine öğretildiği biçimde ya da kitaplarda gösterildiği biçimde öğretmektedirler. Buradaki anlayış da elbette ki geleneksel dilbilgisi anlayışından başka bir şey değildir. Bunun karşısında, Avrupa ülkelerinde ise, dilbilgisi öğretiminde, geleneksel ile çağdaş anlayışlar arasında bir çatışma söz konusudur. 1983 yılında IMEN'in (International Mother Tounge Education Network) Hollanda'daki toplantısında, öğretmenlerin geleneksel dilbilgisi öğrenmişlerse çağdaş kuramları bilmedikleri, çağdaş dilbilgisi öğrenmişlerse gelenekseli bir yana bıraktıkları yönünde eleştiriler dile getirilmiştir7. Ancak, Türkiye'de böyle bir çatışma da söz konusu değildir, çünkü öğretmenlerin hemen hemen hepsi çağdaş kuramlardan habersizdirler8. Öğretmenlerdeki bu eksiklik, kanımızca, öğretmen yetiştirme izlencelerimizde dilbilim derslerinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Aksan (1993:201-2) bu gerçeği şöyle dile getirmektedir:

"(...) büyük bir eksiklik öğretmenlerimizin genellikle "dilbilim birikimi"nden yoksun olmalarıdır. Dilin temel nitelikleri, dili oluşturan dizgeler ve bunların birbiriyle ilişkileri, dilbilimin temel kavramları, öğretmenlerimizin öğrenimleri sırasında almaları gereken bilgiler arasındadır. Bizde ilk ve ortaöğretimde bugün hâlâ ses değil, sesli harf, sessiz harf; sert sessiz,yumuşak sessiz; kalın sesli, ince sesli terimleri yer almaktadır. Dilin önemi, yapısı, değişik dizgeleri üzerinde, öğrenciye yeterince bilgi verilememektedir. Son yıllarda üniversite giriş sınavlarında sorulan Türk dili ve edebiyatı soruları içinde, doğrudan doğruya anlambilimle ilgili pek çok soru bulunduğu halde anlambilimin ne olduğu öğretilmemekte, onun dil ve edebiyat açısından önemi göz önünde tutulmamaktadır. Bence dilbilgisi eğitimi ve öğretiminde dilbilimin kılavuzluğuna başvurulmalıdır"

Öyle anlaşılıyor ki, dilbilgisi öğretiminde çağdaş bir düzeye ulaşılabilmesi için ders kitaplarının ve eğitim izlencelerindeki düzenlemelerin yanı sıra, Türkçe öğretmenlerine de önemli görevler düşmektedir. Aslında, öğretmenlere düşen bu sorumluluğun karşısında, dilbilimcilere düşen sorumluluk da dilbilim kuramlarını dil öğretimine uygulamak, bu kuramları öğretmenlere tanıtmak olmalıdır.

Makale yazarı
Özgür Aydın
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 1.JPG (24,0 KB (Kilobyte), 26x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17.08.09, 07:54
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
İletiler: 781
Blog Başlıkları: 56
Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.
Standart Orta Okullarda Dilbilgisi Öğretimi Üzerine Öğretmen Görüşleri

3 Sormaca Sonuçları
Çalışmamızın verileri Ankara ilindeki çeşitli ilköğretim okullarının "orta" bölümlerindeki Türkçe öğretmenlerine sormaca uygulanarak düzenlenmiştir9. Sormacaya katılan 29 deneğin cinsiyet,yaş ve meslek deneyimlerine göre dağılımı şu şöyledir:
29 denekten 7'si çeşitli üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri, 19'u Eğitim Enstitüleri ve Eğitim Bilimleri Fakültelerinin çeşitli bölümleri, 3'ü de üniversitelerin Yabancı Dil Eğitimi bölümleri mezunudur.

Sormacada deneklere, Türkçe ders kitaplarını nasıl buldukları ve eksikliklerinin neler olduğu sorulmuştur. Deneklerden %55.17'si ders kitaplarını "iyi" ve %3.45'i de "çok iyi" bulurken, %37.93'ü "kötü" ve %3.45'i "çok kötü" bulmaktadır. Buna göre, deneklerin toplamının %58.62'si ders kitaplarından hoşnuttur; geriye kalan % 41.38'i ise, ders kitaplarından memnun olmadıklarını belirtmiştir. Sormacada ders kitaplarından memnun olmayan 12 öğretmene ders kitaplarının eksikliklerinin hangi becerilere yönelik olduğu sorulmuştur. Öğretmenlerin belirledikleri eksikliklerin dağılımı şöyledir:
Bu sonuçlara göre, öğretmenler kitaplarda eksiklik olarak en fazla "okuma"yı, ikinci derecede de "dilbilgisi"ni görmektedirler. Ders kitaplarının içerikleri göz önüne alındığında, "dinleme" ve "yazma" becerilerine yönelik eksikliğin çok az görülmesi oldukça ilginçtir.
Sormacada deneklerin %93.1 0'u ders kitabı dışında sınıfa gereç getirdiklerini belirtmiştir. Bu grubun ders kitabını sınıf içinde kullanım oranları şöyledir:
n=27
Toplam ders süresinin % 40'ından az %22.22
Toplam ders süresinin % 70'inden az %18.52
Toplam ders süresinin % 90'ından az % 11.11
Toplam ders süresinin % 60'ından az % 11.11
Toplam ders süresinin % 20'sinden az % 11.11
Duruma göre farklı %11.11
Toplam ders süresinin % 80'inden az %7.41
Toplam ders süresinin % 50'sinden az %7.41

Tablo 3. Ders kitaplarını kullanma sıklığı
Bu dağılıma göre, deneklerin ancak %40.74'ü ders kitabını ders süresinin %50 ya da daha azında kullanmaktadır; %59.26'sı ise, ders kitabını ders süresinin %60 ya da daha çoğunda kullanmaktadır.

Sormacada, sınıf içinde yapılan etkinlikler ile ilgili de soru sorulmuştur. Buna göre, yazın, grup çalışmaları, öğrenci sunuları gibi konularda etkinliklerin çok yapılmadığı, daha çok dilbilgisi,yazım, sesli okutma ve yazılı anlatım gibi konulara ağırlık verildiği gözlenmiştir. Denekler sınıf içinde en çok "dilbilgisi alıştırmaları, çalışmaları" yaptıklarını belirtmişlerdir10.

Sormacamızın temel amacı olan dilbilgisi öğretimi ile ilgili soruların yanıtlarını incelediğimizde, deneklerin büyük bir bölümünün dilbilgisine önem verdiği ve öğretilmesinden yana oldukları gözlenir. Deneklerin %93.10'u "Sizce ortaokullarda dilbilgisi öğretilmeli midir?" sorusuna "evet" yanıtını vermektedir. "Hayır" yanıtı ise, yabancı dil eğitimi mezunu olan üç denekten ikisine aittir. Bu soruya "evet" yanıtını veren deneklere ayrıca, dilbilgisinin niçin öğretilmesi gerektiği sorusu yöneltilmiştir. Deneklerin dilbilgisi öğretme gerekçeleri ile ilgili verdikleri yanıtların dağılımı ise şöyledir:
Ayrıca, bir denek yukarıdakilerin dışında dilbilgisi öğretiminin "diğer derslerdeki başarıyı etkileyebileceğini ve bu başarıyı artıracağını" belirtmiştir; bir başka denek de dilbilgisi öğretiminin "dili sevmeyi sağladığını" yazmıştır. Yukarıdaki oranlara bakıldığında, Stoffel'in (1990) çalışmasındaki deneklerin yanıtlarıyla belli koşutluklar olduğu gözlenmektedir. Stoffel'de, dilbilgisi öğretiminin "yazma becerisine olumlu etkisi" deneklerce en üst düzeyde, "dile ilişkin yanlışların saptanabilmesi" etkisi de ikinci derecede belirtilmiştir. Yaptığımız çalışmada da benzer bir görünüm sergilendiği görülmektedir. Burada, Stoffel'in çalışmasının sonuçlarına göre farklı olan ilginç bir yön, deneklerimizin dilbilgisi öğretiminin "öğrencinin zihin gelişimine yardımcı olduğu" yargısını üst düzeylerde tercih etmeleridir. Bir diğer önemli ayrım, Türkiye koşullarına da uygun olarak, deneklerin dilbilgisi öğretiminin "yabancı dil öğrenimine yardımcı olduğu" yargısını üst düzeylerde tercih etmeleridir. Oysa Stoffel'in çalışmasında sadece bir denek, "diğer" bölümünde bu nedeni aktarmıştır.

Deneklere dilbilgisi öğretimi için ne tür hazırlık yaptıkları da sorulmuştur. Deneklerin çoğunluğu ders öncesi "dilbilgisi kitaplarına başvurduklarını" ve "ders kitabında ilgili konuyu okuduklarını" belirtmişlerdir. Deneklerin çok azı, "dilbilgisi konusuyla ilgili akademik personele başvurduklarını", "okuma parçasından konuyla ilgili örnekler çıkardıklarını", "çalışma arkadaşlarıyla tartıştıklarını", ya da "hiç hazırlık yapmadıklarını" belirtmişlerdir.
Deneklere ayrıca, eğitim programında yazın, yazılı anlatım, ve dilbilgisine ayrılan sürelerin yeterli olup olmadığı sorulmuştur. Deneklerin %86.21'i bu süreleri yeterli bulmamaktadır. Bu süreleri yeterli bulmayan deneklerin önerdikleri denge şöyledir:

Yazılı Anlatım%44 Dilbilgisi %40 Yazın%16

Stoffel'in çalışmasıyla karşılaştırıldığında, Türkiye'deki öğretmenlerin tam tersi bir tutumda oldukları gözlenir . Stoffel'in denekleri yazına %42.26 oranında yer verilmesi gerektiğini savunurken, deneklerimizde bu oran % 6 olarak görünmektedir. Diğer yandan, her iki çalışmada da yazılı anlatım, dilbilgisinden daha ön sırada yer almaktadır.

Sormacanın sonunda deneklere ortaöğretimde dilbilgisi öğretimine ilişkin görüşleri varsa yazmaları istenmiştir. Bu bölümü dolduran deneklerin 0'u dilbilgisi öğretiminde "daha çağdaş yaklaşımlarla eğitim yapılması" ve "uygulamaya ağırlık verilmesi" düşüncesindedir. Bu bölümde denekler dilbilgisi öğretiminin kuramsal bilgilerden çok, günlük yaşamla, yazınsal metinlerle ilgili örneklerle desteklenmiş bir öğretim olması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Deneklerin 8'i ise, ders saatlerinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Kimi bu saatlerin artırılması önerisini getirirken kimi de içerikte kısıtlamalara gidilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, önemli bir başka görüş, dilbilgisinin ayrı ders olması görüştür. Yine deneklerin bir başka görüşü, öğretmenlerin yetersizliği yönündedir. Bu denekler, öğretmenleri öğretmen merkezli eğitim yaptıkları için, yöresel ağızlar kullandıkları için ve dilbilgisi yönünden zayıf bilgilerle donatılmış oldukları için eleştirmektedirler. Ayrıca, bir denek bu durumu öğretmenlerin maddi yetersizliklerine bağlamaktadır. Deneklerin diğer görüşleri içinde, "Türkçe izlencelerinin yetersizliği" eleştirisinin yanı sıra "yazılı anlatımla dilbilgisi arasında ilişkinin kurulması", "bir başka dille karşılaştırmalar yapılması" gibi öneriler de vardır.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17.08.09, 07:57
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
İletiler: 781
Blog Başlıkları: 56
Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.Yıldız Ünalay artık çok görkemli biri.
Standart Orta Okullarda Dilbilgisi Öğretimi Üzerine Öğretmen Görüşleri

4 Sonuç
Taylor'un (1986) araştırmasında, öğretmenlerin dilbilgisini "kendilerine öğretildiği biçimde öğrettikleri" ve başarısızlığın "dilbilgisini yeteri kadar uzun ve yeteri kadar açık öğretilmemesi"ne dayandığı belirtilmekteydi. Ayrıca bu öğretmenler, dilbilgisini eğitim programından atmak yerine geleneksel öğretim yöntemlerinden vazgeçmenin doğru olacağını ileri sürmekteydiler. Çalışmamızdaki öğretmenlerin görüşleri de pek farklı değildir. Dilbilgisi öğretimi konusundaki görüşlerini aldığımız öğretmenlerin genel olarak dilbilgisi öğretimini destekledikleri, ancak dilbilgisi öğretimini 'çağdaş' ya da 'uygulamaya yönelik' bulmadıkları görülmektedir. Sormacalara göre, öğretmenler dilbilgisine diğer konulara göre daha çok zaman ayırmakla birlikte bu zamanın yine de yetersiz olduğundan yakınmaktadırlar.

Sonuç olarak, öğretmenler gibi, eğitim izlencemizin de dilbilgisine önem vermediği söylenemez. Peki öyleyse niçin ortaöğretim kurumlarında dilbilgisi öğretiminden olumlu sonuç alınamamaktadır? Burada Türkçe dilbilgisi betimlemelerini ve dolayısıyla bu betimlemelere koşut düzenlenmiş ders kitaplarını yeniden değerlendirmek gerekir. Hiç kuşkusuz, dilbilgisi öğretimimizde eksik olan, nitelikli gereç yetersizliğidir. Bu yetersizliğin önüne geçmek için de dilbilgisi öğretiminde dilbilimin kılavuzluğuna başvurmak en iyi çözüm yolu gibidir.
NOTLAR
Kimi araştırmacılar yabancı dil öğretiminde dilbilgisi öğretimini "çağdışı" görürlerken kimileri de anadili eğitiminde dilbilgisi öğretiminin gereksizliğini açıkça dile getirmektedirler. Bu konuda geniş bir değerlendirme için bkz. Sezer (1994)
2 Dilbilgisinin tüm yönleriyle katkılarını Hudson (1992:181-8) çalışmasında sıralamaktadır. Bunlar, dilsel özsaygıyı, özgüveni oluşturmak, ölçünlü İngilizce öğretimine yardımcı olmak, başarımı artırmaya yardımcı olmak, yabancı dilleri öğrenmeye yardımcı olmak, dilsel ve ekinsel hoşgörüyü artırmak, bilimsel yöntem ve çözümleyici düşünmeyi öğretmek, dili kötüye kullananlara karşı korunmak, dil sorunlarını anlamaya yardımcı olmak ve dil hakkında genel bilgiyi derinleştirmek olarak sıralanabilir.
3 Bu konuda genel bir değerlendirme için bkz. Aydın (1993).
4 Demirel (1995:86) de çağdaş gelişmeler doğrultusunda dilbilgisi öğretiminin amaçları içinde "bilinçaltı yapılarını bilinç düzeyine çıkarma ve bunları kullanım alanına getirme" amacını belirtmektedir. Demirel, bu amacın dışında, "dilin işleyiş düzenini öğrencilere kavratma" ve "öğrencilerin bir iletişim aracı olarak dili doğru ve etkili bir biçimde kullanmalarını sağlama" amaçlarını da sıralamaktadır.
5 Hudson (1992:17-8), eğer amaç çocukların dillerini araştırmaları için onları cesaretlendirmek ve onlar için bir şeyler keşfetmek ise, o zaman geleneksel dilbilgisinin kesinlikle bir temel olamayacağını ve İngiliz okullarında geleneksel dilbilgisinin ölümünün geçmişle bağlantıları kesme şansını verdiği için iyi bir gelişme olduğunu belirtmektedir.
6 Bu konuda genel bir değerlendirme için bkz. Sezer (1990), Çotuksöken (1991), Aydın (1998).
7 IMEN'in bu toplantısında öğretmenlere yönelik bu eleştirilerin yanı sıra dilbilgisi ile ilgili olarak öğretmenlerin dilbilgisini ya sevmedikleri ya da yeterince bilmedikleri de vurgulanmıştır. bkz Aksan (1993:201).
8 Dilbilim mezunu olan, dilbilim dersleri almış olan ya da dilbilime yakın olan öğretmenleri bunun dışında tutmak gerekir. Ancak, burada ilginç bir nokta, yıllardır dilbilim mezunlarına Bakanlıkça Türkçe öğretmenliği hakkının verilmemiş olmasıdır.
9 Ankara ili içinde sormaca uygulanan okullar, Çankaya Ahmet Haşim İlköğretim Okulu, Çankaya İlköğretim Okulu, Etlik İlköğretim Okulu, Kutlamışbey İlköğretim Okulu, Kutludüğün Ortaokulu, Merkez Çocuk Sevenler İlköğretim Okulu, Mimar Kemal İlköğretim Okulu, Namık Kemal İlköğretim Okulu, Orhan Gazi İlköğretim Okulu, Sokullu Mehmet Paşa İlköğretim Okulu, Turhan Feyzioğlu İlköğretim Okulu, Yıldız İlköğretim
Okulu'dur.
10 Deneklerin sınıf içinde yapılan etkinliklerle ilgili olarak en fazla zaman ayırdıkları etkinlik "dilbilgisi
alıştırmaları, çalışmaları" olarak belirtilmiştir. Daha sonra sırasıyla "yazım denetimi, öğretimi", "sesli okutma",
"yazılı anlatım", "sessiz okutma", "öğrencilerin yazılı anlatım kağıtlarının tartışılması", "sınav / test vb.", "sözlü
öğrenci sunuları", "dilbilgisi tartışmaları", "grup çalışmaları", "yazın tartışmaları" ve "yazın alıştırmaları,
çalışmaları" gelmektedir.
11 Stoffel'in (1990) çalışmasında üç alanda ayrılması gereken ideal zaman deneklerce şöyle belirlenmiştir:

ayrılan süre----ideal süre
Yazın %42.52--%42.26
Dilbilgisi %32.52---Yazılı %28.35---anlatım %24.48-%31.00

Makale yazarı
Özgür Aydın
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 20070313224548_Aydin_DilbiOgr_DilDergisi.pdf (241,5 KB (Kilobyte), 46x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
dilbilgisi, görüşleri, okullarda, orta, öğretimi, öğretmen, üzerine

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:19 .