Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > İlköğretim Bölümü > Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

İlköğretim Bölümü hakkinda Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci ile ilgili bilgiler


Toplumların ihtiyacı olan nitelikli ve yetenekli bireyler, potansiyellerini kullanmada gösterdikleri performansla hem toplumun yetişmiş insan ihtiyacını karşılamakta hem de yeteneklerine üstünlük niteliği kazandırmaktadırlar. Yeteneğe üstünlük vasfı kazandıran unsurların bilinmesi, yetenekli

Like Tree10Likes
  • 2 Post By CiwCiw
  • 2 Post By CiwCiw
  • 2 Post By CiwCiw
  • 2 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 19.11.08, 19:47
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Toplumların ihtiyacı olan nitelikli ve yetenekli bireyler, potansiyellerini kullanmada gösterdikleri performansla hem toplumun yetişmiş insan ihtiyacını karşılamakta hem de yeteneklerine üstünlük niteliği kazandırmaktadırlar. Yeteneğe üstünlük vasfı kazandıran unsurların bilinmesi, yetenekli bireyi doğru belirleme ve bu bireye ihtiyacı olan eğitimi vermenin ilk adımıdır. Üstün yetenekliliğin unsurlarını kavramın tarihsel gelişim süreci içerisinden literatür taramasıyla çıkarmak, kavramı tanımlamayı kolaylaştıracaktır. Üstün yeteneklilik kavramı tarih içerisinde başlangıçta askeri amaçlara hizmet etti. Sonraları zihinsel becerilerle ilişkisi kuruldu. Günümüze yakın çalışmalarla, kavram, modellerle ifade edildi. Bütün bunlar üstün yeteneklilik kavramını oluşturan unsurları ortaya çıkardı. Üstün yeteneklilik kavramı açık-uçlu kavramdır. Toplumun ihtiyaçlarıyla şekillenen aranan insan tipi kavrama yeni unsurlar kazandırabilmektedir.

ÜSTÜN YETENEKLİLİK KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ-GIFTEDNESS AND ITS HISTORICAL DEVELOPMENT

Qualified and gifted people both meet the needs of qualified people of societies and also increase their own abilities by using their gift and potentials. Knowing what factors make the ability gifted is the first step in determining the gifted people properly and providing the right education. Pulling out the giftedness factors from the concept's historical development with literature review will make the determination process easier. In history, at first, giftedness served for military purposes. Later, the concept was linked to cognitive abilities. In recent studies the concept has been illustrated with models. This literature review revealed the factors affecting the giftedness. Giftedness is an open-ended concept. Thus, prototype of people needed by the society may add new factors to the concept.

kaynakpdf
İbrahim BUDAK
Erzincan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi,
İlk öğretim Bölümü, Matematik Eğitimi, A.B.D.
Erzincan/TÜRKİYE

__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19.11.08, 19:51
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Giriş
Modern hayatın nitelikleri her geçen gün yükselmektedir. Bu yükselme, paralelinde, ileri derecede eğitim görmüş bireylere olan ihtiyacı da artırmaktadır. Modern hayat için değişik alanlarda profesyonel, yetişmiş insan gücüne sahip olmak, yetenekli bireyleri yeteneklerinin üst sınırlarına ulaştırmakla mümkündür. Yetişmiş insan gücüyle sonuçlanacak bir hamlenin beklenen sonucu vermesi üstünlük vasfı taşıyan ya da taşıma potansiyeline sahip yeteneğin doğru belirlenmesiyle mümkündür. Bu noktada yeteneğe üstün yeteneği kazandıracak unsurların neler olduğu önem kazanmaktadır. Unsurların bilinmesiyle üstün yetenekli bireyi belirleme ve ona ihtiyacı olan eğitimi verme çalışmaları daha doğru sonuçlar verecektir.
Bireyin yeteneğine üstünlük vasfı kazandıran olgu, potansiyelini kullanmada gösterdiği performansta, kendisiyle aynı yaş, aynı iş ya da aynı ortamda bulunan başkalarıyla karşılaştırıldığında anlamlı bir farkın ortaya çıkması ve bu potansiyelin geliştirilebilir olmasıdır (Callard-Szulgit, 2003; Ross,1993; NCTM, 1995). Potansiyelin göstergelerinin neler olabileceği ya da anlamlı bir farkın nasıl ölçüleceği gibi konular özneldir ve her araştırmayla yeni bir boyut kazanmaktadır. Dolayısıyla "üstün yetenek" terimi kavramsal bir yapıya bürünmekte; tanımı ve bileşenleriyle soyutluk kazanmakta ve her geçen gün yeni kelimelerle anlam bağı kurulmaktadır. Üstün yetenek kavramını bileşenleriyle ortaya çıkarma amaçlı bu çalışmayla, kavramın tarihsel akışı içerisinde ilişkilendirildiği kavramlar ve unsurlar ortaya çıkarılmaktadır. Üstün yetenek kavramının işleyişine tarihte ilk kez Eski Sparta'da (M.Ö. 6. yy da eski Yunan'ın güney kısımlarında yer alan bir bölge) rastlanmaktadır. Eski Sparta'da üstün yetenekler, askeri alanda, erkek çocukların 7 yaşına vardıklarında dövüş ve savaş sanatıyla ilgili eğitime alınmasıyla değerlendirilmekteydi. O dönemde üstün yeteneklilik, liderlik ve savaş becerisiyle eşdeğer olmuştu. Eski Çin'de Tang Dynasty hanedanlığı (M.S. 618-907) yıllarında üstün yetenekli çocuklara ve gençlere yüksek değer verildiği görülmektedir. Üstün yetenekli çocuk, yeteneklerinin değerlendirildiği ve işlendiği imparatorluk sarayına gönderilmekteydi. Çin, üstün yeteneklilik eğitimine 4 prensip kazandırdı: İlki; üstün yeteneklilik için çoklu yetenek yaklaşımının benimsenmesidir. Bu yetenekler; edebi yetenek, liderlik, hayal gücü, orijinallik, algılama duyarlılığı, mantık, hafıza kapasitesi, okuma hızı gibi algısal ve zihinsel yeteneklerdi. İkincisi; bugünkü ifadelerle belirgin üstün yeteneklilik ve potansiyel üstün yeteneklilik gibi çeşitlendirmenin benimsenmesidir. Üçüncüsü; en üst yeteneklilerin bile özel eğitimsiz tamamen gelişim gösteremeyeceğinin kabul edilmesidir. Dördüncüsünü de Konfüçyüs (Confucius)'ün ifadeleriyle hayat bulan: tüm sosyal sınıfların çocukları için eğitimin gerçekleşmesi gerektiği anda, kapasitelerine göre farklı şekilde eğitilmeleri prensibiydi. 1300-1700 dönemleri arası Avrupa'sında, Rönesans dönemi, sanat, mimari ve edebiyatla ilgili fevkalade değerli eserler üretti. O dönemde Michelangelo, Da Vinci, Boccacio, Bernini ve Dante aranıp bulunan ve desteklenen kişilerdendi. Japonya'da (1604-1896) Toku-gama ailesi yönetimi boyunca, Japon samu-raylarının ve onları takip eden soydan çocuklar diğer öğrencilerden farklı okullara devam etmekteydi. Samuray asaletine sahip bu çocuklara Konfiçyüs'un eserleri, ahlaki değerleri, hat sanatı, kompozisyon, tarih ve askerlik sanatı üzerine dersler veriliyordu. Fakir köylü çocuklarına sadakat duygusu, itaat, tevazu ve özenle is yapma öğretiliyordu. Tarihi gelişim içerisinde üstün yetenek kavramının işleyişi, kavramın bireyin askeri beceriler, liderlik yönü ve soyluluk durumuyla paralellik göstermiştir (Davis & Rimm, 1994).
Üstün yetenek kavramını tanımlama çalışmalarından ilkini Sir Francis Galton yaptı. 19. yüzyılda yazdığı Hereditary Genius adli kitabında Galton yüksek başarıyı elde etmede gerekli unsurları:
i. Kapasite ya da yetenek,
ii. Gayret ya da istek,
iii. Yorucu, zahmetli işi yapma gücü
Olarak ifade etti. Galton'un üstün yeteneklilik kavram tanımı oldukça genişti ve çok sayıda bilim adamları, şairler, müzisyenler, devlet adamları, kürekçiler, güreşçiler gibi üstün yetenekli şahıs tiplemesini içeriyordu.
1920'lerin sonlarında üstün yeteneklilik terimi yüksek zekâ katsayısı/bölümü (Intelli-gence Quotient-IQ) ile ilişkilendirildi. Lewis Terman uzun süreçli, önemli bir çalışmasının kapsamına giren çocuklar için ölçü olarak yüksek IQ'yu kullandı. Standart ölçülere konu olan IQ sonucu;

Şeklinde formülize edilmiştir. Zihinsel yaş ile kastedilen zihinsel sonuçtur. Zihinsel sonuç; bireyin sözel, sayısal ve performans alanlarına yönelik parçalardan oluşan zekâ testlerindeki başarısına göre elde ettiği sonuçtur. 8 yaşındaki bir çocuk, 10 yaşındaki bir çocuğun çözebileceği zekâ testinin tüm parçalarında başarılı olursa; 10 bu çocuğun zihinsel yaşı, 8 ise takvim yaşıdır (Sheffield, 1999). Zihinsel yaşın öğrenci büyüdükçe yükseldiği unutulmamalıdır. Normal IQ skoru 100 dür. IQ'su 125 olan bir öğrencinin zihinsel yaşı, kendi takvim yaşından %25 daha yüksektir. Örneğin takvim yaşı 6 olan bir çocuğun zihinsel yaşı 7,5, yani 1 yıl 6 ay kendi yaşından daha büyük olur. Başka bir deyişle IQ skoru 125 olan 6 yaşındaki bir çocuk 7,5 yaşındaki normal zekâ seviyesine sahip çocuğun zekâ seviyesindedir. Üstün yetenekli diye nitelendirilen bireyin ne kadar zeki olduğu ya da hangi yüzdelik nüfus gurubunda bulunabileceği konusunda fikir birliği yoktur (Cutts & Moseley, 2001; NCTM, 1995; Wright, 1983). IQ baz alındığında, üstün yeteneklilik için 110 kadar düşük ve 150 kadar yüksek rakamlara rastlanmaktadır. Seçim kararının dayandığı test skorunun geçerliliği için de ciddi tartışmalar bulunmaktadır. Yalnızca IQ'yu temel gösterge almak, öğrencinin karakter, motivasyon ve yaratıcılığı hususunda bize hiçbir değerlendirme sağlamamaktadır (Davis & Rimm, 1994).
Stankowski (1978)'de üstün yetenekliliğin göstergesi olarak beş unsuru ileri sürdü:
***8226; Gerçekleşen herhangi bir olay yada durum
***8226; IQ skorları
***8226; Yüzdelik sıralama
***8226; Yetenek
***8226; Yaratıcılık
Gerçekleşen herhangi bir olay yada durum: Aktiviteleriyle hep seçkin kalma özelliği gösteren ve bu durumu düzenli bir şekilde üstün başarılar göstermekle dışa aksettiren insanlar üstün yetenekli olarak nitelendirilebilir. Yani bu tür insanların durumu ortadadır. Ortadaki duruma bakılarak kişiye üstün yetenekli denmektedir.
IQ skorları: IQ ölçeğinde belirlenen bir skorun üzeri veya altında olma üstün yeteneklilik nitelemesine gerekçe olmaktadır.
Yüzdelik sıralama: Okul içerisindeki üstün yeteneklileri belirleme çalışmalarında, bazı derslerdeki başarı notları yada not ortalaması en yüksek olan belli sayıdaki öğrencileri içermektedir.
Yetenek: Sanat, müzik, matematik, fen bilimleri gibi estetik ya da akademik alanların birinde yüksek başarı gösterenler, üstün yetenekli olarak nitelendirilmektedir.
Yaratıcılık: Üstün yaratıcılık becerilerine sahip olanlar için kullanılır. Üstün yeteneklilik programlarının bu çocukları ihtiva etmesi gerektiği üzerinde durulur (Davis & Rimm, 1994).
1978'de Amerika Eğitim Ofisi (USOE), sanatta üstün yetenekli çocuklardan liderlik potansiyeline sahip çocuklara kadar, geniş bir üstün yeteneklilik tanımı yaptı:
'Üstün yetenekli çocuklar' terimi; okul öncesi, ilköğretim ya da lise seviyesinde potansiyel, ispatlanmış yada sahip oldukları kabiliyetleriyle tanınan çocukları ve gençleri içermektedir. Bu çocuklar; zihinsel, yaratıcı ve özel akademik yeteneği ya da liderlik kabiliyeti olan, görsel ve icra sanatları gibi alanlarda yüksek kabiliyetler gösteren çocuklardır. Bu yüzden, bu çocuklar için okullar tarafından sağlanacak, sıradan olmayan ve genele hitap etmeyen aktiviteler ya da hizmetlere ihtiyaç vardır (Ross, 1993, sh 54-57).
Bu tanım yüksek IQ ölçü alındığında devre dışı bırakılabilecek geleceğin sanatçılarını, politik liderlerini, dansçılarını v.s. geri kazanmak anlamına gelmekteydi. Tanıma göre üstün yetenek bir ürün, bir ispat ya da bir projeyle ispatlanmış olabileceği gibi öğrencide göstergeleri olan bir potansiyel şeklinde de yer alabilmektedir. Tanımdan sonra, eğitimciler genel olarak altı çeşit üstün yetenekliliği kabul etmeye başladılar:
***8226; Genel entelektüel (zihinsel) yetenek
***8226; Özel bir alanda akademik başarı
***8226; Yaratıcı ve üretken zihinsel beceriler
***8226; Liderlik
***8226; Görsel ve icra edilen sanatsal beceriler
***8226; Psikomotor beceriler
Bu karakterler üstün yetenekli kişide tek başına ya da herhangi bir kombinasyon halinde bulunabilmektedir (House, 1987).
Bütün buraya kadar sunulanlardan anlaşıldığı üzere, üstün yeteneklilik kavramı zamana bağımlı olarak değişmektedir. Zaman toplumsal ihtiyaçları değiştirmektedir. Toplumsal ihtiyaçları günün şartlarına göre akılcı biçimde karşılayacak gelişmeler ve fikirlere ihtiyaç artmaktadır. Gözler bütün bunlara çözüm üretecek insanlara çevrilmektedir. Bu insanlar üstün yetenekli insanlardır. Dolayısıyla toplumun fertleri, üstün yetenekli insan prototipini toplumun ihtiyaçlarına dayalı olarak oluşturmaktadır.
Genel anlamda üstün yeteneklilik tanımında, zekânın inkâr edilemez, büyük katkısı vardır. Örneğin psikomotor alanda üstün yetenekli bir dansçı için zekâsının katkısı muhakkak ki vardır. Kaldı ki zihinsel bir süreç olan matematiksel muhakeme ve problem çözmede zekâ baş faktördür. O halde "Zekâ nasıl bir kavramdır ki üstün yetenekli her davranışın altında yatan faktörlerden biri rolündedir?" sorusu akla gelmektedir. Bu soruya tarihten günümüze bir cevap bulunduğunda, üstün yeteneğin mahiyetini anlamak daha kolaylaşmaktadır.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şeklinde formülize edilmiştir.JPG (4,6 KB (Kilobyte), 1274x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19.11.08, 19:53
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Zekânın Gizemi
Francis Galton (1822-1911) zekânın psikolojik yeteneklerin bir fonksiyonu olduğuna inandı. Galton teorisiyle yüksek seviyeli zekânın çeşitli düşük seviyeli zihin aktivitele-rinden ortaya çıktığını savundu. Galton testleriyle psikolojik yeteneklerin oranını ve duyarlılığını ölçtü. Duyarlılıklardan özellikle ağırlık duyarlılığını (nesnelerin ağırlıklarında küçük farkları algılama), kulak duyarlılığı (müzik notalarındaki farklılıkları algılama) ve fiziksel gücü ele aldı. Bu yüzden çalışmalarında görme ve işitme keskinliği, dokunma duyarlığı ve reaksiyon (refleks) zamanlamasıyla ilgili testler kullandı. Galton değerlendirmeyi duyu keskinliği olan kişiler üzerinde gerçekleştirmeyi mantıklı buldu. Bu yolu takip etmekle zekânın, doğal seçim ve kalıtımdan dolayı kişinin duyuşsal yeteneği olduğunu da kabul etmiş oluyordu. Galton gözlemleriyle, zekânın kalıtımsal temelini de güçlendirdi. Gözlediği kişileri ayrıcalıklı ailelerin başarılı nesilleri arasından seçmedi. Galton'a göre aristokrat ailelerin üyeleri zaten üst seviyeli bir ortam, servet, imtiyaz ve fırsatlar almaktaydılar. Dolayısıyla bunlar için ayrıcalıklı olmak daha kolay hale gelmekteydi. Galton'un zekânın kalıtımsal olduğu üzerindeki vurgusu bugün birçok psikolog tarafından da benimsenmektedir. Gage & Berliner (1984)'te tahmini olarak zekânın %80 miras (kalıtsal) %20 çevre yoluyla elde edildiğini ifade etmektedir (Davis & Rimm, 1994).
Psikolojik yaklaşımla zekânın değerlendirilmesine bir alternatif de Alfred Binet ve arkadaşı Simon'dan geldi. Onların hedefi bilimsel olmaktan çok pratik değerlendirme ortaya koymaktı. Binet ve Simon, Fransız eğitim sistemi için çalışma başlattılar. Bu çalışma okullarda öğrenme güçlüğü çeken öğrencileri diğerlerinden ayırmayı amaçlamıştı. Bu çocukların özel eğitime tabi tutulması düşünülmekteydi. Onlar, özel eğitime tabi tutulması gereken öğrencilerin tespiti için öğretmenlerin hükmüne başvurmadılar. Çünkü öğrencilerin kabiliyetleriyle ilgili öğretmen hükmünün; usluluk, düzenlilik ve sosyal beceriler gibi bazı özelliklerle ilgili önyargılarla dolu olacağına inanmaktaydılar. Eğitimi yavaşlatıcı olarak nitelendirilen bu çocukların aşırı sakinlik, aşırı saldırganlık yada görme, işitme, konuşma gibi sorunları vardı. Bunlar öğretmenlerde önyargı oluşturmaktaydı. Dolayısıyla öğrencileri değerlendirmede teste ihtiyaç duyulmaktaydı. Binet çok sayıda test denedi fakat başarısız oldu. Normal öğrencilerle öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler arasında:
***8226; El sıkışma gücü (Örneğin tokalaşırken el sıkışma esnasındaki gibi)
***8226; 50 cm'lik hareket alanındaki el hareket hızı
***8226; Alına uygulandığında ağrıya sebep olucu baskı miktarı
***8226; El ile kaldırdığı şeyler arasındaki ağırlık farkını hissetme
***8226; Sese karşı ya da renk isimlerine karşı tepki zamanlaması (Örneğin, gösterilen cismin rengini yada rengin ismini söyleme hızı)
gibi göstergeler açısından fark olmadığı kanaatine vardı. Fakat dikkat, hafıza, karar verme, muhakeme ve kavrayış yeteneğini ölçtüğünde, çalışmasıyla ilgili sonuçlar almaya başladı. Testler artık farklı zekâdaki çocukları birbirinden ayırabiliyordu (Khalfa, 1994; Davis & Rimm, 1994). Binet ve Simon zekâyı, akademik (teorik, kuramsal) yapı içerisinde öğrenme yeteneğinin bir parçası olarak gördü. Onların görüşlerindeki anahtar kelime psikolojik güç değil, zihinsel muhakemeydi. Çalışmaları sonunda zekânın üç farklı etkeni içerdiğine inandılar: komut, uyum ve kritik. Komut; bireyin neyi nasıl yapması gerektiğini bilmesiydi. Uyum; bir görevi yerine getirmek için strateji belirleme, bu stratejiyi yerine getirinceye kadar olayı izleme, takip etmeyi ifade ediyordu. Kritik etme; bireyin kendi düşüncesini ve fiillerini kritik etme yeteneğiydi. Binet'in önemli katkılarından birisi zekâ yaşı kavramı fikrini ortaya atmakla oldu. Bu kavram çocuğun zekâsının yaşıyla birlikte büyüdüğü fikrini ihtiva ediyordu. Binet ve Simon sonraları zekâ testi geliştirme çalışmalarına koyuldular. Zekâ testi geliştirirlerken, seçilen çocuğun zekâsıyla diğer çocukların takvim yaşı arasındaki karşılaştırmayla da ilgileniyorlardı. Onların amacı çocukların zihinsel yaşını belirlemekti. Zihinsel yaşın kullanımı, takvim yaşları farklı olan çocukların zekâlarının karşılaştırılmasında zorluk çıkarıyordu. Örneğin, zihinsel yaşı 9 olan 7 yaşındaki bir çocukla, zihinsel yası 7 olan 5 yaşındaki çocuğun nasıl karşılaştırılacağı sorun oluşturuyordu (Sternberg & Grigorenko, 2002).
Stanford üniversitesinden Lewis Terman'-ın, Binet'in testini yeniden yapılandırma-sıyla Stanford-Binet Zekâ Ölçeği ortaya çıktı. Bu test kelime bilgisini, zihinsel işlemler yeteneğini, matematiksel problem çözme yeteneğini ve özlü sözleri (deyim, atasözü gibi) anlama yeteneğini ölçüyordu. Terman'ın ölçeğiyle varlığını aradığı yetenekler zekâ kavramının yapısını oluşturmaktaydı. Stanford üniversitesinden psikolog Lewis Terman üstün yetenekliler eğitimine iki önemli katkıda bulundu. İlki Binet testlerinin Amerikan kültürüne uyumunu sağlayıcı değişiklikler yapmaktı. Böylece Stanford-Binet Zekâ Ölçeği 1916'da geliştirilmiş oldu. Bu ölçek tüm Amerikan zekâ testlerinin atası oldu. Test 1937, 1960 ve 1986'da tekrar gözden geçirildi. Terman'ın ikinci katkısı 800'ü erkek 700'ü kız toplam 1500 üstün yetenekli çocuğu teşhis etmesi oldu. Terman ve Milita Oden 1920'lerde Stanford-Binet testini ilk olarak öğretmenleri tarafından 'oldukça zeki' diye nitelendirilen öğrencilere uyguladı. Üstün yetenekli öğrencilerin 140 ve daha yukarı bir skora ulaştıklarını gördü. Terman'ın zekâ ölçeğiyle rekabet halinde olan başka bir ölçeği de Davis Wechsler geliştirdi. VVechsler'-in testi üç puana yer veriyordu: sözel puanı, performans puanı ve kapsam puanıydı. Sözel puanı kelime bilgisini ve kelime benzerliklerini; performans puanı resim tamamlama yeteneğini; kapsam puanı da sözel ve performans puanlarının kombinasyonunu içeriyordu. 1920'lerde Boring gibi uzmanlar zekânın tanımına kesinlik ve genellik katma çalışmalarında "zekâ testlerin ölçtüğü şeydir" ifadesini kullandılar. Fakat bu tanımın çekinceli noktaları vardı. Örneğin, tanıma göre test sonucu zekânın genel ölçüsünün ne olduğunu belirlese bile hangi yeteneklerin ne ağırlıkta olduğunu belirlememekteydi. Zekânın tanımı, ölçülmeye çalışılan alt yeteneklerin neler olduğuna bağlıdır (Sternberg & Grigorenko, 2002; Khalfa, 1994; Sternberg & Davidson, 1986).
1950'lere doğru psikologlara zekânın ne olduğuna dair soru yöneltildiğinde onların verdiği karşılıklardan iki tema öne çıkıyordu; deneyimlerden öğrenme kapasitesi ve bireyin bulunduğu çevreye adapte olma yeteneği. Yıllar sonra aynı soruya cevap arandığında bu iki temaya ilaveten "biliş ötesi (metacognition)"nin önemine değinildi. Biliş ötesi kişinin anlıyor olması ve kendi düşünce sistemini kontrol etmesi, düşünce sürecinin her bir aşamasının bilincinde olmasıdır. Biliş ötesi, bilginin yapısına gönderimde bulunmakta, zihinsel işleyişin farkında olmayı içermektedir. Herhangi bir zihinsel performansın gerçekleşmesinde kullanımına gerek duyulan stratejilerin farkında olmayı sağlamaktadır. Biliş ötesi iki farklı olguyu içerir: bilgi ve onun denetimi. Biliş ötesinde bilginin kullanımında öğrenci, karşılaştığı problem için kendi güçlü ve zayıf yanlarının farkındadır ve problemin gerekliliklerinin neler olduğunu bilmektedir. Biliş ötesi öğrencinin karşılaştığı duruma sezgilerini entegre etmesidir (Schmitt & Newby, 1986).
Zekâ tanımlarında bütün bunlara ilaveten kültürün, zekâ tanımı üzerindeki ağırlığına da önem verilmekteydi. Bir kültürde üstün zekâ diye nitelendirilen olgu başka bir kültürde normal zekâlılık olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla kültürler arasında niteliği değerlendirme farkı vardır. İki ayrı toplumda üstün yeteneklilik yada belli bir zihinsel yükümlülük altına girmede gerekli görülen zeki olmanın niteliği farklılık göstermektedir.
Dolayısıyla artık zekâ "öğrendiklerini artırma adına biliş ötesi işleyişi kullanarak deneyimlerden öğrenme kapasitesi ve farklı sosyal ve kültürel yapılara da uyum gerektirebilecek, kişiyi kuşatan ortama uyum sağlama yeteneği" olarak tanımlanmaya başlandı (Sternberg & Ben-Zeev, 2001).
Zekânın tanımı daha sonraları halktan insanlara soruldu. Sternberg ve arkadaşları tren istasyonunda, süper markette ve laboratuarda olan insanlara "zekâ nedir?" diye soru yönelttiğinde elde ettiği cevaplar üç faktör üzerinde yoğunlaştı: uygulamalı problem çözme, sözel yetenek ve sosyal yeterlilik. Daha sonraları Chen (1994)'te Çinlilerin zekâ kavramının tanımıyla ilgili üç faktör elde etti: sözel muhakeme yeteneği, sözel-olmayan muhakeme yeteneği ve hafıza (Sternberg & Ben-Zeev, 2001).
Zekâya tanım bulma çalışmalarının tarihsel akışı, zekânın yansımalarının belirlenmesi şeklinde sonuçlar vermiştir. Bu yansımalar çevreye adapte olabilme, zihinsel işlemler yapabilme, problem çözebilme ve biliş ötesi olarak belirlenmiştir. Çalışmalar zekâ üzerinde etkisi olan unsurları da deneyimler, kültür ve çevre olarak belirlemiştir.
Zekâ ve üstün yeteneklilik kavramı iç içe kavramlardır. Zekâ, üstün yetenekliliğin temel unsurudur. Üstün yeteneklilik kavramı, zekâdan başka unsurları da içermektedir. Yakın tarihimizde yapılan araştırmalar üstün yeteneklilik kavramını modelle-meyle sonuçlanmıştır. Üstün yeteneklilik kavramının diğer unsurları bu modeller içerisinde yerini almaktadır.

__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19.11.08, 19:55
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Üç Element Modeli
Robert J. Sternberg (1997)'e göre insanlar üç yeteneğin varlığına ihtiyaç duyarlar: analitik-hafıza yetenekleri, sentetik-yaratıcı düşünce yetenekleri ve içerik uygulamalı yetenekler.
Analitik-hafıza yetenekleri: Kişinin öğrenmesinde, karşılaştırma yapmasında, analiz etmesinde, değerlendirmesinde ve hükme varmasında bu yetenekler rol almaktadır. Bu yetenekler eş anlamlı yada karşıt anlamlı problemlere, sözel analojilere (benzerliklere), sayı dizilerine ve birbirine yakın işlemlere (örneğin, aşağıdaki boşluğa hangi kelime gelmelidir gibi) yatkınlık göstermektedir (Sternberg, 1985).
Sentetik-yaratıcı düşünce yetenekleri: Orijinal ve yüksek nitelikli fikirler üretmede kullanılan yeteneklerdir. Örneğin, sanatta, tarihte, bilimde ve yazarlıkta vs. Bu yeteneklere sahip insanlar sıradan durumlardan bile orijinal fikirler çıkarabilmektedir (Sternberg & Clinkenbeard, 1995).
İçerik uygulamalı (pratik) yetenekler: Günlük yaşamda, çevremizde başarılı olmak için kullanılan yeteneklerdir. Bu yeteneklerden, okulun genel amaçlarını gerçekleştirme ve kavratmada faydalanılır. Örneğin, testlere ve sınavlara nasıl çalışmalı, öğretmen ve diğer öğrencilerle nasıl geçinmeli ve ödevlere ne kadar zaman ayrılmalı gibi sorulara öğrenci bu yetenekleriyle karşılık verir. İş hayatında da, bu yeteneklerden, beklenilen verimliliği sağlamada ve beklenilen davranışları sergilemede faydalanılır.
Çevreden elde edilen enformel bilgi; formel bilgiyi tamamlayabilir ya da direkt olarak çürütebilir, etkisiz hala getirebilir. Örneğin, çocukları en iyi seviyeye getirebilen bir öğretmenin fikirleri, idari yönetimle farklılık gösterdiği zaman engeller ortaya çıkabilmektedir. Öğretmenin formel yollarla elde ettiği öğretim yetenekleri çevreden aldığı enformel bilgi ve direktiflerle etkisiz hale gelebilmektedir. Üç element modeli öğrenciler için, ikisi okul içerisinde diğeri okul dışında kullanılabilecek üç yetenekler kümesinin varlığını akla getirmektedir. Bu teorinin üç unsurunun, üstün yetenekli öğrencide varlığına hükmederken, unsurların matematiğe uyarlanması durumunda, öğrenciye yöneltilebilecek sorular üzerinden modele açıklık getirelim. Analitik unsur için çocuklara, örneğin herhangi bir hatalı matematiksel ispat verilerek; "Bu matematiksel ispatın hatalı kısmı neresidir?" seklinde bir soru yöneltilebilir. Yaratıcı düşünce unsuru için; "Türev, Fiziğe nasıl uygulanabilir?" ve uygulama unsuru için; "Trigonometri köprü inşasında nasıl kullanılabilir?" seklinde sorular yöneltilebilir (Stren-berg & Clinkenbeard, 1995). Sternberg üstün yetenek kavramını oluşturan bu üç unsur arasındaki ilişkiyi Şekil 1'deki gibi modellemektedir.
Şekil 1. Sternberg'in üç element üstün yeteneklilik modeli (Sternberg ve Ben-Zeev'den (2001) Türkçeye uyarlanmıştır.)



Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil1.JPG (17,2 KB (Kilobyte), 1596x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19.11.08, 20:10
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Üç-Halka Modeli
Renzulli (1999)'ye göre üstün yetenekli davranış insan doğasının üç temel öğesi arasındaki etkileşimin dışa yansımasıdır. Bu ortalama üzeri (çok yüksek olması gerekmiyor) öğeler, genel ya da özel yetenek, yüksek seviyeli görev motivasyonu (yaptığı işin sonunu getirme ve sebat gösterme) ve yüksek seviyeli yaratıcılıktan oluşmaktadır.
Üstün yetenekli çocuklar bu öğelere sahip kişilerdir. Bu öğelerin karmasını (kesişişini) geliştirebilirler. Renzulli bu tanımı şematik olarak Şekil 2'deki gibi modellemektedir.

Şekil 2. Renzulli'nin üç halka üstün yeteneklilik modeli.

Bu üç öğenin kombinasyonu özel ilgi alanlarına uygulandığında üstün yetenekli davranışlar ortaya çıkar. Üstün yetenekli öğrenciyi belirleme sürecindeki her bir adımda, Renzulli'nin bu üç öğesine sıkı sıkıya bağlı kalma zorunluluğu yoktur. Bu öğeler temel öğelerdir ama belirleme sürecinde sadece bu üç öğeye bağımlı kalınmamalıdır (Renzulli, 1999). Örneğin, matematikte üstün yeteneklilik için bu öğelere ilaveten problem çözme yeteneğinin varlığı da araştırılabilir. Renzulli (1986)'de belirleme sürecinden sonra çocuğun üstün yetenekli diye etiketlenmesini doğru bulmamaktadır. Bu çocukların bazı zamanlarda, bazı durumlarda ve bazı şartlarda geliştirilebilen üstün yetenekli davranışlar sergilediklerini ifade etmektedir. Bu çocuklara üstün yetenekli davranışlar sergileyen çocuklar gözüyle bakılmalıdır.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil2.JPG (15,1 KB (Kilobyte), 1415x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19.11.08, 20:15
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Üstün yeteneklilik kavramı ve tarihsel gelişim süreci

Farklılaştmlmış Üstün Yeteneklilik Modeli
Gagne'ye göre yetenekler, yapabilmeyle yapma arasındaki psikolojik farkı yansıtmalıdır. Üstün yetenekli birey, sahip olduğu zihinsel, yaratıcı, sosyal hassasiyet, du-yuşsal ve diğer genel becerilerinde ortalamanın üzerindeki kişidir. Yetenek aktivite alanlarında (matematikte ve astronomide) ortalama üstü performansı işaret etmektedir. Gagne bireysel ilgilerin, kişisel özelliklerin ve çevrenin kişiyi özel yeteneklere yönelten bir katalizör fonksiyonunda olduğunu vurgulamaktadır. Özel yeteneklere yönelmiş bireydeki motivasyon ve yapabilme potansiyeli, yeteneğin dışa yansımasına katkıda bulunmaktadır. Gagne üstün yeteneğin ilgi, kişilik, çevre, motivasyon ve potansiyel unsurlarına dikkati çekmektedir. Gagne tanımını şematik olarak Şekil 3'teki gibi modellemektedir.

Şekil 3. Gagne'nin üstün yeteneklilik modeli [Davis ve Rimm (1994)'ten Türkçe'ye uyarlanmıştır].

Gagne'nin üstün yetenekliliğe en önemli katkısı yapabilmeyle yapma (icra etme) arasındaki farklılığı vurgulamasıdır. Bu durumda birisi üstün yetenekli olarak va-sıflandırılabilir, fakat üstün davranışlar sergileyen olarak vasıflandırılamaz. Bu kişi sadece yapabilme potansiyeline sahiptir, fakat yapan icra eden değildir. Gagne için üstün yeteneklilik ve yetenek iki ayrı kavramdır. İnsanlar üstün yetenekli olabilir ve belirli alanlarda potansiyele sahip olabilirler, fakat çevrenin pozitif katalizör etkisi olmaksızın o potansiyelin gerçekleşerek su yüzüne çıkması asla mümkün olmayabilir. Çevre, potansiyelin kendini göstermesinde büyük öneme sahiptir. Potansiyelin gerçekleşmesi adına pozitif ya da negatif öneme sahip olması çevreyi merkezi katalizör konumuna getirmektedir. Eğer potansiyel var ve çevrenin katalizör etkisi pozitif ise o zaman yetenekler özel bir alanda kendini gösterecektir (Gagne & St. Pere, 2002).
Günümüzde yaygın olarak kullanılan üstün yeteneklilik modelleri ortak olarak zekâ, motivasyon ve yaratıcı düşünce üzerine eğilmektedir. Çevrenin üstün yeteneğin gelişmesi ya da ortaya çıkması adına etkili olduğu gerçeği üzerinde durmaktadır. Bütün bu tanımlar ışığı altında üstün yeteneklilik kavramını ortalama üzeri zihinsel ve yaratıcı düşünce, motivasyon ve çevresel faktörlerin etkisiyle, bireyin potansiyelinin ürüne dönüşmesi olarak tanımlayabiliriz. Bununla birlikte, Tuttle vd. (1988)'de üstün yeteneklilik kavramını kendi içerisinde belirginleşmiş üstün yeteneklilik, potansiyel üstün yeteneklilik ve sorunlu-po-tansiyel üstün yeteneklilik diye sınıflandırmaktadır. Bu tür yeteneğe sahip bireylerin ürünlerinin kalitesi ve performanslarının tutarlılığı üstün yetenekliliklerinin kanıtıdır. Örneğin, önemli bir matematik yarışmasında dereceye girmiş öğrenci matematikte belirginleşmiş üstün yeteneklidir (Kalman, 2002; Riley & Karnes, 1998). Potansiyel üstün yetenekli bireyler temel becerileri ve bilgileriyle yüksek performanslarını sürekli göstermektedirler. Karmaşık fikirler üretip onları özümseyebilirler, fakat kendilerine ait bir şey ortaya koyamazlar. Başka bir deyişle aslında onlar bilginin müşterileri ve taşıyıcılarıdırlar. Sorunlu-potan-siyel üstün yetenekliler ise temel becerilere sahiptirler ve bilgilidirler. Sorunları bulma ya da problemleri çözme becerilerinde yaratıcıdırlar. Fakat okul sisteminden ya da kendi kişisel gelişimlerinden kaynaklanan sorunların içerisindedirler. Çevresel ya da kişisel faktörler bireydeki mevcut potansiyelin ortaya çıkması ve ürüne dönüşmesine engel olabilmektedir. Cohn (1981)'de üstün yetenekliliği ait oldukları disiplinleri dikkate alarak zihinsel üstün yeteneklilik'i; sayısal, sözel ve uzaysal boyutlarıyla, sanatsal üstün yeteneklilik'i; güzel sanatlar, icra edilen sanatlar ve diğer özel alanlar (diğerleri) boyutlarıyla ve sosyal üstün yeteneklilik'i de liderlik, sempati, özveri vs. boyutlarıyla sınıflandırmaktadır.
Üstün yeteneklilik kavramının tarihsel süreç içerisinde tanımının değişmesi ve yeni unsurlarının eklenmesi, bize, toplumun ihtiyaçları ve insanlığın beklentileri değiştikçe bu kavramın tanımının da değişebileceği ve yeni unsurlar edinebileceği öngörüsünü kazandırmaktadır. Öte yandan üstün yetenek kavramını oluşturan unsurlarının geçerli ve güncel olması, ihtiyaç duyulacak üstün yetenekli bireylerin doğru belirlenmesini de sağlayacaktır. Çünkü medeni toplumun sigortası olan üstün yetenekli bireyleri belirleme işlemi, bir üstün yetenek kavramı tanımının ölçü alınmasıyla başlamaktadır. Bu kavramı oluşturan unsurlar bireyde aranan karakter yada özellikler olmaktadır. Gerçek tanım bizi doğru insana götürmektedir. Doğru insan da arzu edilen verimlilik demektir.

kaynakpdf
İbrahim BUDAK
Erzincan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi,
İlk öğretim Bölümü, Matematik Eğitimi, A.B.D.
Erzincan/TÜRKİYE

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil3.JPG (49,7 KB (Kilobyte), 1836x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 20082216%20ustunyeteneklilik.pdf (157,8 KB (Kilobyte), 50x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gelişim, kavramı, süreci, tarihsel, üstün, yeteneklilik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:39 .