Süperkritik akışkanlarla ekstrakte edilebilirliliğin tespitinde ilk ipucu; çözünürlüğün
belirlenmesi olsa da ekstraksiyon verimliliği üzerinde matrisin yapısı da son derece etkilidir.
Matrisin ekstrakte edilecek bileşen ile olan ilişkisi, matrisin şişmesine dolayısıyla kütle aktarım hızını arttıracak olan modifiyer kullanımına bağlıdır. Çünkü kritik nokta civarında bile %10-20 oranında modifiyer kullanılması, ekstraksiyon profilini çok büyük oranda değiştirmekte hatta bazı durumlarda polar bileşenlerin yüzdesi artmaktadır [10]. Bununla birlikte, modifiyer konsantrasyonu %20 olsa bile polifenolik bileşiklerin ekstrakte edilebilirliliği; selüloz hücre duvarı ile çok güçlü matris-bileşen ilişkisinin yaşanması nedeniyle düşük seviyelerde kalabilmektedir. Kateşinler %5-10 etanol modifiyer kullanıldığında ancak çözülebilir özellik kazanırken proantosiyanidinler %15 etanol ilavesiyle bile ekstrakte edilemezler [11-12].
Murga ve diğerleri (2000), üzüm çekirdeklerinden bazı kompleks fenolleri SC-CO2
ortamında ekstrakte etmişlerdir. Basınç ve modifiyerin miktarı; bileşimi etkileyen en önemli parametreler olarak bulunmuştur. Bunun üzerine SCE’nin etkin bir ekstraksiyon yöntemi olabilmesi için bileşenlerin çözünürlük değişimlerinin bilinmesi gerektiğinin farkına varıp bir seri araştırma yapmışlardır. 2002 tarihli çalışmalarında “protocatechuic asit, metil gallat ve protocatechu aldehyde” bileşenlerini [12] 2003 tarihli çalışmalarında ise “p-coumaric asit, kafeik asit ve ferulik asit” bileşenlerini ele almışlardır [13]. Çözünürlüğe etki eden koşulları 10-50 MPa basınç ve 313-333 K sıcaklık aralığında tarama yaparak belirlemişlerdir. Sonuçta her durumda, basınç arttıkça CO2’in yoğunluğundaki artışa bağlı olarak çözücü-çözünen etkileşimi arttığı için
çözünürlüğün de arttığını gözlemlemişlerdir. Buna karşılık 15 MPa’daki eşik basıncı nedeniyle sıcaklığın etkisini açıklamak o kadar da kolay olmamıştır. Eşik basıncının üzerinde sıcaklık arttıkça çözünürlük artmaktadır.
Chafer ve diğerleri (2002), üzüm çekirdeklerinden ticari olarak en çok ekstrakte edilmek istenilen kateşin ailesi üzerinde yoğunlaşmışlardır. Genelde kateşinler 16-24 h oda sıcaklığında ve atmosferik basınçta sulu metanol çözeltisi içerisinde bekletilmek suretiyle ekstrakte edilmektedirler. Epikateşinlerin SC-CO2 ortamında çözünürlüğü, çok düşük olduğu için de 313 K’de 80-120 bar aralığında %5-30 etanol kullanımının etkilerini araştırmışlardır. Sabit sıcaklıkta iken basınç arttıkça çözünürlük artmakta etanol yüzdesi arttıkça ise epikateşin miktarı artmaktadır.
Beveridge ve diğerleri (2005), sekiz farklı üzüm çeşidini kullanarak bunların çekirdeklerini iki farklı yöntemle ekstrakte etmişlerdir. Seçilen üzüm çekirdekleri de farklı yağ içeriğine sahip olduğu için her bir üzüm cinsi karşılaştırmalı olarak değerlendirilebilmiştir.
Örneğin, 65°C, 37 MPa ve 60 g/dak. debi ile SC-CO2 ortamında gerçekleştirilen deneylerde, yağ verimleri Malbec (%9.36), Syrah (%10.8), Merlot (%10.5), Cabernet Franc (%10.7) Pinot Noir (%10.7), Cabernet Sauvgnon (%13.6), Gamay (%5.85), Barbera (%6.14) olmak üzere %5.85 ile 13.6 arasında değişirken petrol eterinde verim %6.64-11.17 arasında değişmiştir. SC-CO2 ortamındaki deneyler 360 dak. süresince devam etmiş olsa da Şekil 1’de görüldüğü gibi pek çok üzüm çeşidi için ekstrakt miktarı 60 dak. civarında maksimum seviyeye ulaşmaktadır.
Palma ve Taylor (1999) beyaz üzüm çekirdeklerinden fenolik ve lipidlerin
ekstraksiyonunu Palma ve diğerleri (1999) ise bu ekstraktların antimikrobiyal aktivitesini araştırmışlardır. Fenolikler için optimum ekstraksiyon şartlarını %10 metanolün ilave edildiği, 55°C’de CO2 yoğunluğunun 0.95 g/ml olduğu basınçta elde etmişlerdir. Saf CO2 kullanılan ekstraktlar ile modifiyer kullanılan ekstraktlarda farklılık olduğunu hatta farklı modifiyer kullanımıyla farklılığın arttığını bulmuşlardır. Süperkritik ortamdaki ekstraksiyonlarda en çok ilgilenilen 12 parametreyi optimize etmeye çalışan Palma ve diğerleri (2000) en önemli parametrenin modifiyer olduğunu tespit etmişlerdir.
Sonuç olarak söylemek gerekirse, SC-CO2 kullanarak veya ortama etanol, metanol vb. çözücüler ilave ederek çok kısa sürelerde çekirdek yağlarının ekstrakte edilmeleri mümkün olmakla birlikte ekstraksiyon koşullarının ayarlanması ile istenilen fenolik bileşenler tek kademede büyük bir başarıyla fraksiyonlanabilmektedir. SC-CO2’in en büyük avantajı, ortamda ışık ve oksijen olmadığı için bileşenin bozunmasının önlenebilmesi ve pek çok araştırıcının da vurguladığı üzere, antioksidan gücünün klasik yöntemlerde olduğundan daha yüksek elde edilebilmesidir.
Bu çalışma, literatürde yer alan araştırmalardan farklı olarak şarap fabrikasından çıkan
ve ülkemizde hayvan yemi veya gübre olarak sınırlı kullanım alanına sahip olan cibredeki çekirdeklerin değerlendirilmesini ve süperkritik ortamdaki ekstraksiyonunu içermektedir.
Devamı İçin