Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Mühendislik Fakültesi > İnşaat Mühendisliği Bölümü > Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri

İnşaat Mühendisliği Bölümü hakkinda Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri ile ilgili bilgiler


Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri İnsanların ihtiyaçlarının karşılanmasında ve gelişmesinin sağlıklı olarak sürdürülmesinde gerekli olan enerji özellikle sanayi, konut ve ulaştırma gibi sektörlerde kullanılmaktadır. Nüfus artışına, sanayinin gelişmesine paralel

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24.04.08, 20:10
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri

Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri

İnsanların ihtiyaçlarının karşılanmasında ve gelişmesinin sağlıklı olarak sürdürülmesinde
gerekli olan enerji özellikle sanayi, konut ve ulaştırma gibi sektörlerde kullanılmaktadır.
Nüfus artışına, sanayinin gelişmesine paralel olarak kurulan büyük ölçekli
enerji üretim ve çevrim sistemleri ekolojik dengeyi önemli ölçüde etkiledikleri
gibi sınırlar ötesi etkileri de beraberinde getirmektedir.
Bugünün enerji kaynakları yenilenemeyen enerji kaynakları (kömür,
petrol, doğalgaz ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları
(odun, bitki atıkları, tezek, jeotermal enerji, güneş, rüzgar, hidrojen, hidrolik,
gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Diğer taraftan gelecek nesiller için fosil yakıt yataklarından, kömürün
250 yıl petrolün ise 50 yıl sonra tükeneceği düşünüldüğünde bunların
yerine yeni enerji kaynaklarının ikame edilmesinin ne kadar gerekli olduğu
ortaya çıkmaktadır [6].
Enerji, ekonomik ve sosyal kalkınma için temel girdilerden birisi durumundadır.
Artan nüfus, şehirleşme, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması ve refah
artışına paralel olarak enerji tüketimi kaçınılmaz bir şekilde büyümektedir.
Enerjinin en tasarruflu ve verimli bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Tablo1’de dünyanın geçmişteki enerji tüketiminde kaynakların rolü ve
gelecekteki kaynaklara göre enerji tahminleri gösterilmiştir.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 24.04.08, 20:14
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri

TÜRKİYE’DE FOSİL YAKIT REZERVLERİ
Türkiye’nin kömür rezervi ile jeotermal enerji potansiyeli, dünya kaynak varlığının %1’i civarındadır.
Petrol ve doğalgaz rezervleri son derece kısıtlıdır. Toryum rezervi ise Dünya rezervinin %54’ünü meydana
getirmektedir. Bu kaynağın değerlendirilmesi, henüz tecrübe safhasında olan toryum santrallerinin
gelişmesine bağlıdır [3].
Petrol ve Doğal Gaz Rezervleri
Yurdumuzda 1998 yıl sonu itibariyle rezervuarlarımızda bulunan doğal gaz 12,4 milyar m3’lük kısmı
üretilebilir olmak üzere toplam 18,5 milyar m3’tür. Ham petrol kaynaklarımız ise; yine 1998 yıl sonu
itibariyle 43.685.181 metrik ton üretilebilir olmak üzere toplam 870.598.510 metrik ton’dur. Ülkemizde
büyük miktarlarda ham petrol ithal edilerek rafinerilerimizde işlenmektedir [2].
Linyit ve Asfaltit Rezervleri
Türkiye’de 2000 yılı verilerine göre 8.378.360.000 ton linyit, 81.752.000 ton asfaltit olmak üzere
toplam 8.460.112.000 ton rezerv bulunmaktadır [2].
Bitümlü Şist Rezervleri
Kömür gibi termik santral yakıtı olarak veya damıtma yoluyla sentetik petrol üretimi için kullanılabilen
bu enerji kaynağı ile ilgili olarak önceki yıllarda Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından
yapılan aramalarla, tamamı Anadolu’nun batı yarısında yer alan Beypazarı, Seyitömer, Göynük, Ulukışla,
Mengen, Bahçecik ve Burhaniye’deki 7 sahada tespit edilen bitümlü şist rezerv toplamı 1,1 milyar tondur.
Turba Potansiyeli
Ülkemizde şimdiye kadar yapılan çalışmalarla 19 ilimizin sınırları içerisinde çeşitli büyüklüklerde turba
oluşumu belirlenmiştir. Bunlardan en önemlileri Kayseri-Ambar, Hakkâri-Yüksekova ve Bolu-Yeniçağ
turbalıklarıdır. Kayseri-Ambar turba yatağının orijinal bazda görünür rezervi 105 milyon ton,
Hakkâri-Yüksekova turba yatağı yine orijinal bazda 74,5 milyon, havada kuru bazda 18,8 milyon tondur.[2].
Taşkömürü Rezervleri
Ülkemizdeki en büyük taşkömürü rezervi Zonguldak yöresinde bulunmaktadır. Havzadaki mevcut
rezerv 1,123 milyar ton olup, bunun 422,992 milyon tonu (%38) görünür durumdadır [2].
Türkiye’nin Hidrolik Enerji Potansiyeli ve Kullanımı
Ülkemizdeki 26 adet hidrolojik havzada bulunan irili ufaklı çok sayıdaki nehrin yıllık ortalama su potansiyeli
193 (186+7) milyar m3’tür. Topografya ve hidrolojinin bir fonksiyonu olan brüt teorik hidroelektrik enerji
potansiyeli, ülkemiz için 433 milyar kWh/yıl mertebesindedir [2].

YENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI
Güneş Enerjisi
Güneş enerjisi elektromanyetik enerjisinin Dünyâ'da ısı enerjisi olarak algılanan şeklidir. Güneş enerjisinden iki
türlü istifade edilebilir: 1) ya parabolik aynaların üzerine düşen güneş enerjisini tek ya da çizgisel bir odakta
toplayıp bu düzen aracılığıyla çok yüksek sıcaklıkta buhar elde etmek ve bu buharı tekrar turbojeneratörler
vâsıtasıyla elektrik enerjisine dönüştürmekle, yahut da 2) üzerine düşen güneş enerjisini doğrudan doğruya
belirli bir oran dahilinde elektrik akımına çeviren "güneş panelleri" aracılığıyla.
Güneş enerjisi bakımından ülkemiz oldukça önemli bir potansiyele sahiptir. Gerekli yatırımların yapılması
halinde Türkiye yılda birim metre karesinden ortalama olarak 1.500 kW saatlik güneş enerjisi üretebilir.
Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelini gösteren zaman ve bölgesel değerler Tablo 7 ve Tablo 8 ’de gösterilmiştir [1].
Yakıt sorununun olmaması, işletme kolaylığı, mekanik yıpranma olmaması, modüler olması, çok kısa
zamanda devreye alınabilmesi (azami bir yıl), uzun yıllar sorunsuz olarak çalışması, temiz bir enerji
kaynağı olması, vb gibi nedenlerle dünya genelinde fotovoltaik elektrik enerjisi kullanımı sürekli
artmaktadır. Avrupa Birliği 2010 yılında fotovoltaik elektriğin elektrik üretimi içindeki payının %0,1
olmasını hedeflemiştir [2].
Rüzgâr Enerjisi
Rüzgâr, güneş enerjisinin dünyanın oldukça değişken olan yüzeyini eşit ısıtmamasından kaynaklanan sıcaklık,
yoğunluk ve basınç farklarından oluşur.
Ülkemizde rüzgâr hızı ölçümleri iklim amaçlı olarak Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (DMİ)
tarafından yapıla gelmektedir. Ancak, bu ölçümlerden bir kısmı, ölçüm istasyonlarının yerleşim birimlerinin
içinde kalması nedeni ile gerçek enerji değerini verememektedir [2].
Rüzgârdan enerji üretimi için mevcut potansiyelin ve uygun yerlerin belirlenmesi kapsamında yapılan
rüzgâr ölçümleri ise EİE tarafından ağırlıklı olarak Ege ve Marmara olmak üzere çeşitli bölgelerde yer
alan 7 ölçüm istasyonunda tamamlanmış ve halen 14 ölçüm istasyonunda sürdürülmektedir [2].
Türkiye’de şimdiye kadar yapılan rüzgâr enerjisi santrallerinin kurulu güç toplamı 1,5 MW’ı Çeşme-Germiyan,
7,2 MW’ı yine Çeşme-Alaçatı’da ve 10,2 MW’ı da Bozcaada’da olmak üzere toplam 18,9 MW’tır [1].
Jeotermal Enerji
Jeotermal enerji, yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklıkları sürekli olarak
bölgesel atmosferik ortalama sıcaklığın üzerinde olan ve çevresindeki normal yeraltı ve yerüstü sularına
göre daha fazla erimiş mineral, çeşitli tuzlar ve gazlar içerebilen sıcak su ve buhar olarak tanımlanabilir.
Ayrıca herhangi bir akışkan içermemesine rağmen bazı teknik yöntemlerle ısısından yararlanılan, yerin
derinliklerindeki "Sıcak Kuru Kayalar" da jeotermal enerji kaynağı olarak nitelendirilmektedir.
Konum olarak Türkiye dünyanın genç tektonik kuşağı içinde yer aldığından doğal olarak fazla miktarda da
jeotermal enerji kaynaklarına sahip olması beklenir.
Ülkemizdeki jeotermal sahalardan 5 tanesi elektrik üretimine elverişlidir. Bunlar Denizli-Kızıldere (242 °C),
Aydın-Germencik (230 °C), Çanakkale-Tuzla (173 °C), Aydın-Salavatlı (171 °C), Kütahya-Simav (162 °C)’dır.
Seferihisar (153 °C), Salihli-Caferbeyli (155 °C), Dikili (130 °C), Gölemezli (80 °C) jeotermal sahaları ise
ileride işletilebilecektir [2].
Canlı Kütle (Biyokütle) Enerjisi
1997 yılı verilerine göre yerli enerji üretiminin %25,5’i odun ve tezekten sağlanmış toplam birincil enerji
tüketiminin ise %9,8’i odun ve tezek ile karşılanmıştır [2]. Bunun da büyük bir çoğunluğu evsel ısıtmada
kullanılır.
Türkiye’de enerji ormancılığı ve enerji tarımı hızla geliştirilmesi gereken konulardır. Enerji ormancılığı için
uygun alanın yaklaşık %15 kadarı değerlendirilmiş durumdadır ama %85’i beklemektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı odun ile hayvan ve bitki artıklarını kullanan klasik biyo kütle enerji
üretiminin 2000 yılında 6.963 Btep ve 2020 yılında 7.530 Btep olmasını planlamıştır.
Deniz Kaynaklı Enerjiler
Etrafı denizlerle çevrili olan ülkemizde dalga enerjisi ile yapılmış hemen hiç çalışma bulunmamaktadır.
Hidrojen Enerjisi
Hidrojen bir birincil ya da doğal gaz enerji çeşidi olmayıp, bir başka enerji tüketilerek elde olunan sentetik
yakıt durumundaki enerji taşıyıcısıdır. 21. yüzyılın yakıtı olarak varsayılmaktadır. Giderek ağırlaşan çevre
sorunu ve küresel ısınma, tükenen hidrokarbon kaynakları hidrojen gibi sentetik yakıtları cazip duruma
getirmektedir.
Türkiye, üç tarafı denizlerle kaplı olması, oldukça fazla sayıda göllerin ve akarsuların bulunması ve yağışlı
bölgelerinin de bulunması açısından, hidrojen elde edilmesi için gerekli olan su bakımından hiçbir zaman
sıkıntı olmayacak ülkeler arasında gelmektedir.
Türkiye’nin hidrojen üretimi açısından bir şansı da, uzun bir kıyı şeridi olan Karadeniz’in tabanında kimyasal
biçimde depolanmış hidrojen bulunmasıdır. Karadeniz’in suyunun %90’ı anaerobiktir ve hidrojen sülfür (H2S)
içermektedir. 1.000 m derinlikte 8 ml/l olan H2S konsantrasyonu, tabanda 13,5 ml/l düzeyine ulaşmaktadır.
Elektroliz reaktörü ve oksidasyon reaktörü gibi iki reaktör kullanılarak, H2S’den hidrojen üretimi konusunda
yapılmış teknolojik çalışmalar vardır [2].
Şimdi, Birleşmiş Milletler (UNIDO) desteği ile ICHET projesi kapsamında İstanbul’da Hidrojen Enstitüsü
kurulmuştur.

NÜKLEER ENERJİ
Nükleer teknoloji, dünyanın elektrik gereksinmesinin %17’sini karşılamanın yanı sıra, tıpta ve endüstride
kullanılan birçok izotopun üretilmesi ile de insanlığın hizmetindedir. Hem araştırma yapmak hem de tıpta
ve endüstride kullanılan izotopları üretebilmek için 59 ülke toplam 273 araştırma reaktörü işletmektedir.
Nükleer elektrik tüketiminin toplam elektrik üretimi içinde payı, dünya ortalaması %17 olmak üzere, Fransa’da
%78, İsveç’te %50, İsviçre, G.Kore ve Slovenya’da %40, Almanya’da %28, Japonya’da %25, İspanya ve
İngiltere’de %24, Amerika’da %20, Rusya’da %17 civarındadır. Eski doğu bloğu ülkelerinden Litvanya’da
ise bu değer %80 ile dünyadaki en yüksek düzeyine erişmiştir [3].
Türkiye’de Salihli-Köprübaşı, Yozgat-Sorgun, Uşak-Fakılı, Aydın-Demirtepe ve Küçükçavdar sahalarında ekonomik
olarak çıkarılabilecek toplam 9.130 ton görünür uranyum rezervi saptanmıştır [2].
Dünyanın ikinci büyük toryum rezervlerine sahip olan Türkiye’nin toryum yatağı Eskişehir-Beylikahır bölgesinde
yer almaktadır. Bunun dışında Malatya-Darende-Kuluncak, Kayseri-Felahiye ile Sivas ve Diyarbakır il sınırları
içinde toryum izlerine rastlanmıştır [2].
Bir nükleer reaktör, yakıtın hazırlanmasından radyoaktif atıkların saklanmasına kadar uzanan ve dikkatle
örgütlenen bir teknoloji zincirinin temel halkasını oluşturur. Üstünlüğü, uzun vadeli programların uygulanmasına
uygun olması ve gelecekte ona dayalı yeni organizasyonların yapılabilmesini mümkün kılmasıdır. Bu nedenle
yalnız, teknolojik açıdan yeterince ilerlemiş, istikrarlı, demokratik ve uzmanların düşüncelerini alan bir toplum,
nükleer olgunluğa ulaşabilir. Bunun tersi bir örnek Çernobil felaketidir (Ukrayna, 26 Nisan 1986).

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24.04.08, 20:17
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Çevreye Etkileri

Türkiye’de Nükleer Santral Yapımı
Türkiye Nükleer enerji tartışmalarıyla Mersin'in Gülnar ilçesine bağlı Akkuyu'da yapılacak Nükleer Santralın ihale
edilmesinin ardından tanışmıştır.
Türkiye’nin Komşularındaki Nükleer Santraller
Ermenistan'ın Türkiye sınırına yalnızca 10 km uzaklıktaki Medsamor ve Bulgaristan'da bulunan Kozloduy nükleer
santralleri, Türkiye için birer tehdit niteliği taşımaktadır.
TAEK Ermenistan ve Bulgaristan'da bulunan Rus yapımı, VVER-440 tipi bu santrallerle ilgili inceleme başlatarak,
her iki ülkenin sınırlarına monte edilen 32 istasyon aracılığıyla Radyasyon Erken uyarı ağı kurmuştur [6].
Şekil 3’te Türkiye’nin etrafında bulunan nükleer santrallerin yerleri gösterilmiştir.
Şekil 3.Türkiye’nin etrafındaki nükleer santrallerin yerleri [7]

ENERJ ENERJİ ÜRET RETİMİNDE NDE ÇEVRESEL ETK EVRESEL ETKİLER LER
Fosil Yakıtlı Santrallerin Sebep Olduğu Çevresel Sorunlar
Hava Kirliliği
Termik santral reaktöründe toz halindeki linyit kömürünün yanması sonucu kömürde bulunan mineral
maddeler yanmayıp uçucu kül olarak reaktörü terk etmektedir. Reaktör çıkışında bulunan elektro filtreler
normalde tozların % 99,4'ünü arıtabilmektedir. Ancak her termik santralde bakım ve onarım çalışmaları
nedeniyle bir ünite devamlı yedekte bekletilir.
Uçucu küller baca dumanı ile havaya yayılarak ağırlıklarına ve atmosferik olaylara göre bacadan itibaren
belirli mesafelerde yere çökerler. Bu esnada içerdikleri Co, Cd, Zn, Pb, Cu gibi metal bileşikleri de baca
dumanındaki S02 ve NOx gazlarının toksin etkisini arttırır ve asit yağmurlarına dönüşmesinde katalizör
etkisinde bulunurlar [8].
Yerli linyitlerin kükürt içeriklerinin yüksek ve ısıl değerlerinin düşük olması nedeniyle, linyite dayalı termik
santrallerden kaynaklanan SO2 emisyonlarının yüksek olması Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde
(HKKY) verilen sınır değerlerin aşılması, önlem alınmasını gerektiren en önemli çevre sorunlarından biri
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Su Kirliliği
Termik santrallerin soğutma sularını deşarj ettikleri su ortamındaki normal sıcaklık derecesi zamanla yükselerek,
termik santral kurulmadan önceki doğal halinden farklı yeni bir sıcaklık dengesi oluşur. Sıcaklık sulardaki canlılar
ve canlı metabolizması üzerinde hızlandırıcı, katalizleyici, kısıtlayıcı ve öldürücü gibi çeşitli etkilerde bulunur.
Sıcaklık aynı zamanda sudaki çözünmüş oksijen konsantrasyonunun azalmasına neden olmaktadır [8].
Termik santrallerden atılan sıvı atıklardan, 31 Aralık 2004’de yayınlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde (SKKY)
termik santraller için verilmiş olan deşarj sınır değerlerini sağlamayanlar sınır değerleri sağlayacak şekilde arıtma
işlemine tâbi tutulmaktadırlar.
Katı Atıklar ve Toprak Kirliliği
Termik santrallerin bacasından çıkan duman bileşenlerinin zamanla yere çökmesi, çevresindeki alanlarda toprak
kirliliğine neden olabildiği gibi, yanma sonucu Linyit kömüründe %35–55 oranında bulunan küller de kül barajında
toprak üzerinde depolanarak toprak kirliliği oluştururlar. Ayrıca, kömürün çıkarılması sırasında büyük alanlardan
toprağın alınarak kömür olmayan alanlara yığılması da yanlış arazi kullanımına neden olduğu için bir nevi toprak
kirliliği sayılmaktadır [8].
Nükleer Santrallerin Sebep Olduğu Çevresel Sorunlar
Katı Atıklar
Katı atıklar tesisten tesise farklılıklar göstermekle birlikte, kabaca kuru ya da ıslak olarak sınıflandırılabilir.
Islak atıklar sıvı atıkların arıtımı sırasında ortaya çıkan iyon değiştirici reçineler, buharlaşma ve süzme
kalıntılarıdır. Kuru katı atıklar ise nemi alınmış giysiler, havalandırma sistemi filtreleri, yer döşemeleri, alet
vb. gibi radyoaktivite içeren atıklardır [2].
Çoğu ülkelerde Düşük ve Orta Seviyeli katı atıklar, ulusal atık giderme tesisleri kurulana kadar santralde
özel kaplar içinde saklanırlar [2].
Sıvı Atıklar
Nükleer yakıtın içinde meydana gelen parçalanma ürünleri yakıt çubuklarının içinde kalırlar. Yalnızca yakıt
çubuklarında oluşabilecek arızalar nedeniyle soğutma suyuna karışan parçalanma ürünleri radyoaktivite
temizleme filtrelerinde tutulurlar. Santral soğutma suyundan ayrıştırılan yüksek düzeyde radyoaktif maddeler
katılaştıktan sonra özel kaplar içine doldurulup yeraltı depolama yerlerine bırakılırlar [2].
Çevreye bırakılan radyoaktivite miktarı Uluslararası Radyasyondan Korunma Komitesinin (ICRP) koyduğu
standartlarla sınırlanmıştır. Bu sınırlar nükleer santrale sahip ülkeler tarafından genellikle tavan olarak kabul
edilmekte ve çoğu kez çevreye bırakılan radyoaktivite miktarı bu sınırların altında tutulmaktadır.
Gaz Atıklar
Gaz atıklar Ksenon, Kripton, İyot gibi parçalanma ürünleri olup yakıt çubuklarının içinde bulunur, fakat nadiren
reaktörün soğutulması için kullanılan soğutma suyuna karışırlar. Bunlar gaz atıklar olarak soğutma suyu
sisteminden alınırlar ve gaz atıklar işleme sisteminde tutularak çeşitli filtrelerden geçirilip bekletme tanklarında
radyoaktivitelerini kaybetmeleri için yeterli olacak süre kadar bekletildikten sonra atmosfere bırakılırlar. Gazlar
sürekli olarak ölçülen aktivite düzeyinin uluslararası kuruluşların öngördüğü sınır değerlerin altında olması
halinde bacadan dışarıya bırakılmaktadır [2].
Hidrolik Santrallerin Sebep Olduğu Çevresel Sorunları
Hidrolik güçle çalışan santrallerin çevreye etkileri olumlu ve olumsuz olarak iki şekilde tanımlanabilir. Gerek
enerji, gerekse çok amaçlı Hidroelektrik Santrallerinin (HES) taşkın koruma, çevre ziraatını geliştirme,
balıkçılığı destekleme, ağaçlandırma ile çevrenin estetik kalitesini ve mansapta su kalitesini yükseltme gibi
olumlu etkileri vardır [2].
Hidrolik enerjinin mikroklimatik, hidrolojik ve biyolojik çevre etkileri vardır. Baraj gölünün geniş yüzey alanı,
buharlaşmayı artırmakta tarım arazilerinde tuzlanma ve çoraklaşma olmakta, sudan kaynaklanan paraziter
hastalıklar artmakta, rezervuar altında kalacak bitki ve ağaçların kesilip temizlenmemesi ile denge oluşuncaya
kadar başlangıçta birkaç yıl su kalitesi negatif yönden etkilenmektedir.
Baraj gölü nedeniyle su yüzeyinin genişlemesi insanlar için zararlı bazı organizmaların üremesine neden
olabilmektedir. Suda üreyebilen hastalık mikropları, gerek taşıyıcı gerek taşıyıcısız olarak malarya (şiştozom)
ve nehir körlüğü gibi hastalıkların yayılmasına yol açabilirler. Assuan barajında kurulan sulama sisteminin
devreye sokulması sonucu ortaya çıkan büyük boyutlu şiştozom patlaması bilinmektedir [9].
Yeni Ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Sebep Olduğu Çevresel Sorunlar
Dünya enerji sektöründe önceleri petrol krizine bağlı olarak gelişen arz kısıtlamalarına, sonraları çevresel etki ve
çevreci baskıların eklenmesi, değişik enerji kaynak türlerini gündeme getirmiş olup genelde temiz, çevre dostu yeşil enerji olarak adlandırılan Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını ön plana çıkarmıştır.
Güneş Enerjisi
Güneş enerjisi hem bol ve bedava hem de sürekli ve yenilenebilir bir enerji kaynağı oluşunun yanında insanlık
için önemli bir sorun olan çevreyi kirletici atıkların bulunmayışı, yerel olarak uygulanabilmesi, işletme kolaylığı,
dışa bağımlı olmaması, karmaşık bir teknoloji gerektirmemesi ve işletme masraflarının az olması gibi üstünlükleri
sebebiyle son yıllarda fosil yakıtlardan meydana gelen çevresel etiklerin azaltılması için kullanılan yaygın
yenilebilir enerji kaynaklarından biridir [10].
Güneş kaynaklı enerji üretim sistemlerinde atmosfere veya herhangibir alıcıortama direkt bir kirletici (zehirli
gazlar, sera gazları vs) emisyonu bulunmamaktadır. Dolaylı olarak yapılan kirletici emisyonları hesaba
katıldığında bile emisyon miktarı çok düşük olmaktadır[10].
Rüzgâr Enerjisi
Rüzgâr santrallerinin avantajları; hammaddelerinin atmosferdeki hava olması, kurulumlarının diğer enerji
santrallerine göre daha hızlı oluşu, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağı olmaları, enerjide dışa bağımlılığı
azaltmaları, fosil yakıt tüketimini azaltmaları neticesinde sera etkisinin azaltımına katkıları, her geçen gün
güvenilirliklerinin artması ile maliyetlerinin ucuzlaması, bunun yanında rüzgâr türbinlerinin kurulduğu arazinin
tarım alanı olarak kullanılabilmesi gibi sıralanabilir [11].
Rüzgâr kaynaklı enerji üretim sistemlerin sahip olabileceği muhtemel olumsuzluklar ise şöyle sıralanabilir.
Büyük arazi kullanımı, gürültü, görsel ve estetik etkiler, doğal hayat ve habitata etki, elektromanyetik alan
etkisi, gölge ve titreşimler olarak sıralanabilir. Ayrıca kesikli bir enerji kaynağı olması da dezavantaj olarak
söylenebilir [11].
Rüzgâr türbini veya üretim donanımı elektromanyetik alana tesir edip Radyo-TV alıcılarında parazit
yapabilirler. Fakat engellenmesi basit ve ucuzdur. Enerji üretmek amacıyla kurulan rüzgâr çiftliklerinin görsel
etkilerinden söz etmek mümkündür. Görsellik, estetik öznel bir olgudur. Ancak temel kıstas, doğaya uyumlu
bütünleşmiş bir görsel etkinin oluşturulmasıdır [2,9, 11, 12].
Jeotermal Enerji
Jeotermal enerjinin aranması aşamasında çevreyi en çok etkileyebilecek husus, sondaj çalışması sırasında
olabilmektedir. Arama aşamasında alınan tedbirlerle çok küçük ölçekli kalıcı olmayan bu etkiler bertaraf
edilebilmektedir [2].
Yeni nesil jeotermal elektrik santrallerinde çevre kirliliği sıfıra yakındır. Yakıt yakılmadığından, azot emisyonu
oluşmamaktadır, kükürt dioksit emisyonu ise çok düşüktür.
Biyokütle Enerjisi
Biyokütle enerjisi, genel anlamda çevreye uyumlu bir enerji kaynağı olmakla birlikte, kullanılan biyokütle türüne
göre bazı çevresel etkiler yaratabilmektedir. Örneğin, çöp ve benzeri bazı atıkların yakılması sonucu ortaya
çıkan atıklar Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (TAKY) kapsamına girmekte ve bazı çevresel önlemlerin
alınmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan, depolanması ile geçici görsel çevre kirliliği yaratabilen bu tür
kaynaklar, enerji kaynağı olarak kullanılması sonucunda bertaraf edilmektedir [2].
Klasik ve modern anlamda olmak üzere iki grupta ele almak mümkündür. Birincisi; konvansiyonel ormanlardan
elde edilen yakacak odun ve yine yakacak olarak kullanılan bitki ve hayvan atıklarından oluşur. İkincisi yani
modern biyokütle enerjisi ise; enerji ormancılığı ve orman-ağaç endüstrisi atıkları, tarım kesimindeki bitkisel
atıklar, kentsel atıklar, tarıma dayalı endüstri atıkları olarak sıralanır.

SONU SONUÇ VE VE ÖNER NERİLER LER
Ülke enerji ihtiyacının karşılanması için o nispette yapılacak olan enerji üretiminin nasıl yapılacağı ve hangi
kaynakların kullanılacağı sorunu uzun soluklu bir çalışma olup büyük yatırımlara, uzun zamanlara ve istikrara
ihtiyaç duymaktadır. Bundan 10, 25 ve 50 yıl sonrasının enerji ihtiyacının belirlenmesi, o günlere daha şimdiden
hazırlanılması gerekmektedir.
Arz ve talep birbiriyle paralellik göstermeli, arz talebi karşılayabilmelidir. İleriye dönük enerji yatırımları bu gerçek
göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Türkiye’nin mevcut enerji kaynaklarından hiçbiri tek başına ülkenin
toplam enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde değildir. Bu sebeple enerji kaynaklarının uygun bir
kombinasyonuyla enerji üretiminin ve sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir.
Gelecekte ciddi sorunlarla karşılaşmamak için bir an evvel kaynak çeşitliğine gereken önem verilmeli ve kaynak
çeşitliliğine gidilmeli, alternatif enerji kaynaklarının kullanımına yönelik çalışmalara hız verilmeli, bu tür çalışmalar
teşvik edilmeli, AR-GE çalışmalarına yeterli kaynak ayrılmalıdır. Ayrıca enerji kaynaklarının kullanımında dışa
bağımlılık yüzdesinin aşağılara çekilmesi için yerli kaynak potansiyelinin verimli kullanılmasına dönük çalışmalar
yapılmalı, bu tür çalışmalara destek olunmalı, teşvik verilmeli ve depolama imkanları artırılmalıdır.
Enerji üretiminde ekonominin, arz güvenliğinin ve kaynak potansiyelinin yanında dikkat edilmesi gereken bir diğer
önemli husus da çevresel etkilerdir. Enerji üretirken yaşadığımız çevreyi tahrip etmek ve yaşanmaz hale getirmek
enerji üretmekteki “insan faaliyetlerinin devamını sağlamak” amacıyla bağdaşmamaktadır. Zira çevreyi kirleterek
üretilen enerji daha sonra kirliliğin arıtılması veya çevrenin eski haline getirilmesi için harcanmak zorunda
kalacaktır. Kirlettikten sonra düzeltmek için harcanacak enerjinin, üretimde çevreyi kirletmemek için harcanması
daha doğru olacaktır.
Uluslararası anlaşma, sözleşme ve hukuki düzenlemeler ülkeler nezdinde çeşitli hukuki düzenlemeleri, yaptırımları
ve yükümlülükleri getirmektedir. Uluslararası sözleşmeler, ülkenin gelecekte zor şartlar altına girmemesi ve
rekabet ortamının devamlılığı açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husustur.

Şekiller için Kaynak PDF indirin
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çevreye, enerji, etkileri, kaynakları, türkiye’de

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:23 .