Verinin; İngilizce karşılığı olarak kullanılan “data”, Latince “datum” kelimesinden (çoğul şekli “data” ve “vermeye cesaret etmek” fiilinin geçmiş zamanı, dolayısıyla “verilen şey”) gelmektedir. Latince “data” (dedomena) kavramının M.Ö. 300 yıllarında Öklid’in bir çalışmasında geçtiği bildirilmektedir (17). Dilimizde de “verilen şey” anlamında, “veri” olarak kullanılmaktadır. Bilişim teknolojisi açısından veri, bir durum hakkında, birbiriyle bağlantısı henüz kurulmamış bilinenler veya kısaca, sayısal ortamlarda bulunan ve taşınan sinyaller ve/veya bit dizeleri olarak tanımlanabilir.
Bilgi; verinin belli bir anlam ifade edecek şe-kilde düzenlenmiş halidir. Bu aşamada, veri ve ilişkili olduğu konu, bilgi üretecek şekilde bir araya getirilir. İşlenmiş veri olarak da ifade edilebilecek bilgi, Shannon tarafından “bir konu hakkında var olan belirsizliği azaltan bir kaynak” olarak tanımlanmıştır. Kısaca, veri üzerinde yapılan uygun bütün işlemlerin (mantığa dayanan dönüşüm, ilişkiler, formüller, varsayımlar, basitleştir-meler, v.s.) çıktısı, bilgi olarak ifade edilebilir.
Özbilgi; tecrübe veya öğrenme şeklinde veya iç gözlem şeklinde elde edilen gerçeklerin, doğruların veya bilginin, farkında olunması ve anlaşılmasıdır.
Verileri bir araya getirilip, işlenmesiyle bilgiyi oluştursa da özbilgi, kullanılan bilgilerin toplamından daha üstte bir kavramdır. Bir güç oluşturabilecek, katma değer sağlayabilecek veya bir araç haline dönüşmek üzere, daha fazla ve özenli olarak işlenmiş bilgi, asıl değerli olan özbilgidir. Özbilgi, ne olduğunu (know-what), niçin olduğunu (know-why), nasıl olduğunu (know-how) ve kim olduğunu (know-who) bilmek şeklinde dört sınıftan oluşur. Ne olduğunu bilmek, gerçeklerin toplamıdır ve bilgiye en yakın olan sınıftır. Niçin olduğunu bilmek, teknolojik gelişmenin altında yatan ilke ve yasaların açıklandığı bilimsel özbilgidir. Nasıl olduğunu bilmek, bir şeyi yapabilme becerisidir. Kimin olduğunu bilmek, kimin neyi ve kimin neyi nasıl yapılacağını bildiğini bilmek olarak özetlenebilir (18).
Hikmet (wisdom), tasavvur, ileri görüş ve ufkun ötesini görme yetisi ile en ileri seviyede soyutlama ve bir kişinin özel bir iş sahasındaki meslek hayatı boyunca elde edilmiş deneyimin özüdür (19). Hikmet, ayrıca, güvenilir yargıda bulunmak ve karar vermek için özbilginin nasıl kullanılacağını kavramak olarak da tanımlanmaktadır (20).
Veri, bilgi, özbilgi ve hikmet gibi kavramların bilişim teknolojilerinin temel yapı taşları olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Bu bakış açısı, bilginin önemini ve bilgi ve bilgisayar güvenliğini her zaman öncelikli bir konumda tutmakta yardımcı olacaktır. Her ne kadar, bilgi ile ilgili belirtilen kavramlar, burada bilişim teknolojileri ve özbilgi yönetimi açısından değerlendirilse de bu kavramların altında binlerce yıllık bir insanlık medeniyetinin yattığını da hatırlatmak gerekir. Bilginin önemini kavrayan tarihteki her uygarlık, onu korumaya yönelik olarak, farklı güvenlik yöntemleri geliştirmiş-lerdir (7–9).
Günümüzde bilginin üretilme, depolanma, korunma, kullanılma, paylaşma, yayılma, etkileşme ve artma hızı, teknolojinin getirdiği hızlı bilgi işleme ve iletişim araçları ile baş döndürücü bir hal almıştır. Bilgisayar ve haberleşme teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler ve özellikle İnternet’in katalizör etkisi ile insanların çalışma, iletişim kurma ve her türlü günlük ihtiyaçlarını karşılama biçimi sürekli bir dönüşüm halindedir (21).
İnternet’in ulaştığı boyutları ortaya koymak açısından yapılan bir çalışmanın sonuçlarını burada aktarmak yerinde olacaktır. Çizelge 1’de Kasım 2005 tarihi itibari ile dünyada İnternet kullanımının her bir bölge için ne kadar olduğu ve 2000–2005 yılları arasındaki İnternet kullanımı artışı gösterilmektedir. Sunulan raporda, dünya nüfusunun %15’i (964 289 701 kişi) İnternet kullanmaktadır. İnternet kullanıcı sayısındaki artış 2000–2005 yılları arasında %167,1’dir. Bu süreler zarfında kullanıcı artışının en çok olduğu bölgeler %428,7 ile Afrika, %370,4 ile Ortadoğu ve %302,9 ile Latin Amerika/Karayip bölgeleridir.
Ülkemizde bilişim teknolojilerin kullanımına yönelik bir araştırma mevcuttur. İstatistik Enstitüsü tarafından Nisan-Haziran 2005 aylarında 10151 hanedeki 27013 birey ile yapılan yüz yüze görüşme ile gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanımı Araştırması sonuçlarına göre kent-kır ve cinsiyete göre bilgisayar ve İnternet kullanım oranları gösterilmektedir. Bu araştırmada, hanelerin %8,66’sının İnternet’e erişim imkânına sahip olduğu, bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının sırasıyla %17,65 ve %13,93 olduğu belirtilmektedir. Çizelge 1’den de görülebileceği gibi kırsal kesimde bilgisayar ve İnternet kullanımı kentlere göre daha düşüktür ve kullanıcıların çoğunluğu erkektir.
Çizelge 2’de verilen araştırma sonuçlarından da görülebileceği gibi gerek ülkemizde gerekse dünyada bilgisayar ve İnternet kullanımı gittikçe yaygınlaşmak-tadır. İnsanlar, İnternet’i bilgiye ulaşmak için daha uygun bir ortam olarak değerlendirmekte ve kullanmakta-dır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2003 Ocak ayında Google, AOL Search, Yahoo, MSN Search, Ask Jeeves, InfoSpace, AltaVista, Overture, Netscape, Earthlink, Looksmart ve Lycos İnternet arama motorlarında günlük yapılan arama sayısı toplam olarak 319 milyon olarak belirtilmiştir (22). Bu sayının günümüzde çok daha fazla olduğu değerlendirilmektedir.
Üretilen bilgilerin büyüklüğü, saklanması ve aktarılması da önemli konulardandır. Üretilen bilgi; kâğıt (kitap, gazete, büro belgeleri, süreli yayınlar, mektup v.s.), film (fotoğraf, sinema, televizyon film ve dizileri, video, x ışını), manyetik (video, ses ve sayısal bant, miniDV, disket, zip, flash ve sabit disk) ve optik (ses CD, CD ROM ve DVD) saklama ortamlarında depolanmakta; telefon, radyo, televizyon ve İnternet gibi elektronik kanallar aracılığıyla akmaktadır.
Yıllara göre üretilen toplam bilgiyi çıkartmaya yönelik bir araştırmaya göre 2002 yılında bu dört bilgi saklama ortamında depolanan yeni bilginin kapasitesi toplam 5 eksa bayt’tır (1018 bayt’tır). Amerikan Kongresi Kütüphanesinde var olan basılı koleksiyonun tamamının 10 tera bayt’lık bir bilgi kapasitesinde olduğu düşünülürse, 2002 yılında üretilip depolanan yeni bilgi, 100 000 Amerikan Kongresi Kütüphanesindeki bilgiye denk düşmektedir. 2002 yılında üretilen 5 eksa bayt’lık verinin %92’si çoğunlukla sabit disk olmak üzere manyetik ortamda saklan-maktadır. Yine bu araştırmanın sonuçlarına göre 2002 yılında 18 eksabayt’lık yeni bilgi telefon, radyo, televizyon ve İnternet aracılığıyla akmaktadır. Bu bilginin %98’i hem ses hem de veri dâhil olmak üzere telefon aracılığıyla gönderilmiş ve alınmıştır. 2002 yılında İnternet üzerinden akan veri miktarı 0,5 eksa bayt’tır (23).
Günümüz insanı, günlük yaşamında bile yoğun bir bilgi bombardımanı altındadır. Bu yüzden bilgiye erişimde seçici yöntemler kullanılarak, doğrudan ula-şılmak istenilen bilgiye eriştirecek yöntemler geliştiril-melidir. Bilgiye etkin bir şekilde ulaşım ve bilgi işleme ile ilgili bu konular bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
Bilgi ile ilgili bir başka önemli konu da, bilginin taşıdığı değerdir. Bilginin değerli veya değersiz oldu-ğunu belirlemek veya bilginin taşıdığı değeri ölçmek, en az bilginin kendisi kadar önemlidir. Elde edilen bilgiyi değerlendirirken, bilginin kalitesini gösteren özelliklere bakılması gerekir. Doğruluk, güncellik, konuyla ilgili olma, bütünlük ve öz, gereksinimlere uyum gösterme, iyi sunulma ve fiziksel ve idrak yolu ile erişim gibi ölçütler bilginin kalitesini belirleyen etmenlerden bazıla-rıdır (24).
Bilginin çok önemli bir varlık olması, ona sahip olma ile ilgili bazı konuların düzenlenmesi ve yeni şartların getirdiği özelliklere göre ayarlanmasını gerekmektedir. Bilgi, en basit benzetme ile para gibi bir me-tadır. Kişiler, kurumlar ve ülkeler için bilgi, elde edilmesi zor, aynı zamanda elde tutulması da zor bir meta-dır. Entelektüel mülk (intellectual capital, property) olarak tanımlanan bu meta, bir kurumun bilgi ve özbilgi varlığıdır (25). Bu mülkün korunması, hayati bir önem arz etmektedir. Bu korunma, hem bilgi kullanımındaki karmaşayı, yozlaşmayı ve kötüye kullanımı önleyeceği gibi hem de bilgiyi bir çaba göstererek elde eden tüzel veya gerçek kişilerin haklarının korunmasını da sağlayacaktır. Bu sayede firmalar, çetin rekabet ortamında, sahip oldukları fark yaratan ve aynı zamanda koruyabildikleri entelektüel mülk ile avantajlı konumlarını koruyabilmektedirler (26). İşte bu yüzden patent, telif hakkı ve ticari marka gibi haklar, entelektüel mülkü korumak amacıyla oluşturulmuştur (27). Fakat bilginin korunması, daha doğrusu bilginin güvenliği, özellikle elektronik ortamda çok daha kapsamlı bir konudur.
Bilginin değerinin olması, bu değeri elde etmek için emek ve zamanın harcanması ve kazanılan bilginin fark yaratması nedeniyle bilgi, korunması gereken bir varlık olarak görülmektedir (28). Bu açıdan bilginin korunmasına yönelik olarak, bilgi güvenliği, dünya gündeminde olan ve bundan sonra daha da önemini arttırarak devam eden bir konu olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir.
» Nüve Forum » akademik » Mühendislik Fakültesi » Bilgisayar Mühendisliği Bölümü »