Nüve Forum


Kırım tarihi hakkinda Kırım Kavimleri ile ilgili bilgiler


Karadeniz***8217;in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemini koruyan Kırım***8217;ın bilinen en eski sakinleri, MÖ XI. Yüzyıldan itibaren Kırım***8217;a gelerek yerleşyen Tavrlar ve bir İranî kavim olan Kimmerlerdir. MÖ VII. Yüzyılda doğudan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.12.08, 20:48
YaGmUr34 - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
İletiler: 126
YaGmUr34 bir mücehver gibi özel.YaGmUr34 bir mücehver gibi özel.YaGmUr34 bir mücehver gibi özel.YaGmUr34 bir mücehver gibi özel.
Standart Kırım Kavimleri

Karadeniz***8217;in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemini
koruyan Kırım***8217;ın bilinen en eski sakinleri, MÖ XI. Yüzyıldan itibaren
Kırım***8217;a gelerek yerleşyen Tavrlar ve bir İranî kavim olan Kimmerlerdir.
MÖ VII. Yüzyılda doğudan gelen İskitler Kırım***8217;ı 1000 yıla yakın
bir süre hakimiyetine almışlardır. Kırım, MÖ II. Yüzyılda Sarmatlar ve
Alanların, MS III Yüzyılda ise Germen menşeli Gotların istilasına
uğramıştır. Kırım***8217;ın konumu ve ticari önemi başta Miletliler olmak
üzere Yunanlıları daha sonraları da Roma, Bizans ve İtalyanları da
cezbetmiş ve bunlar Kırım sahillerinde koloniler kurmuşlardır.
Kırım asırlar boyunca en önemli ticaret bölgelerinden biri olmuştur.
Esas itibariyle göçebe olan Hunlar, Kırım***8217;a ilk gelen Türk kavmidir.
Hunlar, M.S. IV. Yüzyılda Kırım***8217;ı ele geçirmişler fakat kalıcı bir iz
bırakamamışlardır. Sonraki dönemlerde Köktürkler, Onogurlar ve
Kuturgurlar da bu güzel yarımadaya gelmişlerdir. M.S. VII. yüzyılda
Hazar Türkleri Kırım***8217;a hakim olmuşlardır. Hazarlar, İdil (Volga) ile
Kafkaslar arasında büyük bir İmparatorluk kuran ve Musevî dinine mensup
bir Türk hanedanı ile İslam, Hristiyan ve Göktanrı dinlerine mensup
tebaadan oluşuyordu.

Yine bir Türk kavimi olan Peçenekler, Karadeniz***8217;in kuzeyini
ele geçirerek Balkanlara doğru sarkmışlar ve bunların büyük bir kolu da
X. Yüzyılın başlarında Kırım***8217;a yerleşmişlerdir.Kırım***8217;ın etnik ve kültürel
yapısında en derin tesiri yapan ve en güçlü mirası bırakan Türk kavmi
olan Kıpçaklar, aynı yüzyılın sonlarında Peçenekler***8217;i mağlup ederek
stepleri ve Kırım***8217;ı ele geçirerek, iki yüzyılı aşkın bir süre buraların
hakimi olmuşlardır. Kıpçakların zengin kültürel mirasının pek çok izleri
bugün dahi bütün canlılığı ile Kırım Tatarlarınca yaşatılmaktadır.
XI. Yüzyılın sonlarına kadar Kırım'daki Türk halkların çoğunluğu
İslamiyet***8217;i kabul etmişlerdi.

Kırım***8217;daki İslam varlığı Anadolu Selçuklularının Sudak ve
çevresini 1220***8217;lerde bir süre için ele geçirmeleri ve Kıpçakların
Müslüman ülkeleriyle sıkı ilişkileri sayesinde daha da güçlenmiştir.
XII. Yüzyıl başlarında en kudretli devrini yaşamış olan Anadolu Selçuklu
Devleti***8217;nden Kırım***8217;a ticaret yapmak maksadıyla pek çok Türk tüccarı
gelmiştir. İlk Selçuklu -Kırım münasebeti Emir Hüsameddin Çoban***8217;ın 1221
yılında yaptığı Kırım seferi ile başlamıştır.

Cengiz***8217;in orduları 1223***8217;de bütün Kıpçak steplerini Rusya Ukrayna
ve Kırım***8217;ı hakimiyetlerine almışlardı. Ancak kısa süre sonra Cengiz
İmparatorluğu parçalandı ve bu muazzam devletin batısında Altın Ordu
imparatorluğu ortaya çıkmıştır.

Altın Ordu hakimiyeti Kirım***8217;ın etnik, dini ve siyasi geleceğini
kesin olarak belirlemiş ve Kırım***8217;ın tamamen İslâmlaşmasını ve Türkleşmesini
sağlamıştır. 1357 ve peşi sıra gelen yıllarda Timur akınları yüzünden
Altın Orda Devleti bölünerek ortaya Kırım, Kazan, Sibir, Astrahan hanlıkları
ile Nogay Ordusu çıkmıştır. 15. Yüzyılın ilk yarısında Kırım, müstakil
Hanlığı***8217;nı ilan etmiştir.

Kırım Hanlığı***8217;nın kurucusu Hacı Geray***8217;dır. Hacı Geray,
Cengiz soyundan gelen bir Altın Orda prensi idi. Çağında dünyanın en
kuvvetli devleti olan Altın Orda İmparatorluğu 14.Yüzyıl sonlarında
zayıflayıp taht kavgaları baş gösterince, Hacı Geray, Altın Ordu tahtı
üzerindeki hak iddiasından vazgeçmeksizin 1428 yılı civarında kendisini
Kırım Hanı ilân etti. Böylelikle bilfiil Kırım Hanlığını kuran Hacı Geray,
Hanlığın ilk parasını da 1441-42 yıllarında Solhat şehrinde bastırttı.
Başşehir olarak Bahçesaray seçildi. Hacı Geray***8217;ın soyundan gelenler
***8220;Geray***8221;hanedanı adıyla Hanlığın sonuna kadar yaklaşık 350 yıl boyunca
tahtın sahipleri oldular.

Osmanlılar ile Kırım Hanlığı ilişkilerine gelince ;Kefe***8217;deki
Tatar büyüklerinden bazıları, bilhassa Eminek Bey (Mirza), Cenevizlilerin
Kefe***8217;den ve Kırım'dan atılmaları için, Osmanlı padişahı ve İstanbul
fatihi Sultan Mehmed'e mektuplar yazarak, Osmanlı donanmasını Kefe***8217;nin
zaptı ve Kırım Hanlığı***8217;nı da zapt-u rapt altına koymasını ricaya başladı.
Zaten İstanbul***8217;un Türkler tarafından alınmasını müteakip, Anadolu
sahillerindeki Ceneviz kolonilerine de birer birer son verilmişti.
Bu defa sıranın Kefe***8217;ye geldiği de aşikardı. Bunun üzerine Fatih
Sultan Mehmet Han, 1475 İlkbaharında Gedik Ahmed Paşa kumandasında büyük
bir Osmanlı donanmasını Kırım'a yolladı. Kefe***8217;nin Osmanlılar tarafından
alınmasından sonra Gedik Ahmed Paşa tarafından , Kırım Hanının Hanlık
hakları tanınmış ve aralarında yapılan antlaşma gereği; Cenevizlilere ait
şehirler, başta Kefe, Azak, Taman, Osmanlıların idaresinde kalacak ve Kırım
Han***8217;ı da, devlet-i aliyye***8217;nin ***8220;dostuna dost, düşmanına düşman ***8220; olacaktı.
Kırım Han***8217;ı Mengli Geray***8217;ın buna göre Osmanlı padişahına sefer esnasında
yardım etmesi gerekmekte idi. Buna karşı Osmanlı padişahı da Mengli Geray'ı
Kırım tahtında tutmayı ve desteklemeyi taahhüt ediyordu. Kefe***8217;nin zaptından
az sonra Azak (Tana) ve diğer kolonilerde Osmanlılar tarafından ele
geçirilince, Kırım***8217;ın güney sahili, Kerç Boğazı***8217;nın her iki kıyısı ve Azak
şehri çevresindeki belli bir saha Osmanlı Devleti***8217;nin hükmü altına girdi ve,
Kırım Hanlığıda Osmanlı Devletine bazı şartlar altında bağlanmış oldu.
Bu suretle, 1475 ilkbaharından itibaren Kırım Hanlığı bakımından çok büyük
bir değişiklik hasıl oldu: Şimdiye kadar Kırım***8217;ın içişlerine karışan ve
aynı zamanda tehlike dahi teşkil eden Hristiyan-Cenevizlilerin Kefe***8217;de ve
diğer şehirlerdeki hakimiyetlerine son verildi. Ve Onların yerine devrin en
büyük devleti olan ve İslam Dünyasının önderliğini eline alan
Osmanlı Padişahının hükmü kaim oldu.Ayrıca bu bağlanış ile Kırım Hanlığının
devam etmesi garanti altına konduğu gibi, Kırım***8217;ın ekonomik ve bilhassa
Kültür gelişmesi bakımından da büyük faydaları oldu.

Kırım Hanlığı'nın Osmanlı Devletine bağlanmasının en mühim neticesi
ise siyasidir. Şöyle ki, Kırım***8217;da istikrar sağlanmış ve han oğulları arasında
sürüp giden iç mücadelelerin önü büyük ölçüde alınmıştır. Bununla Kırım Hanlığı
asayişe kavuşmuş ve Cengiz soyundan ***8220;Geray***8217;lar***8221; sülalesinin idaresinde bu
hanlıkta XVIII. Yüzyıl sonlarına kadar devam edip gitmiştir. Halbuki
Osmanlı himayesinden mahrum kalan ve kendi mukadderatları ile baş başa
bırakılan Altın Ordu artığı diğer hanlıklar (Kazan Hanlığı, Hacıtarhan
Hanlığı, Kasım Hanlığı ve Nogay Ordası) birer birer Rusya tarafından
yutulmuşlardır.

Kırım Hanlığı, ilk defa 1484***8217;te Sultan 2.Beyazıt***8217;ın
Akkerman Seferi***8217;ne katılarak Osmanlı İmparatorluğu ile işbirliği yapmıştır.
Yavuz Sultan Selim***8217;e kızını vermiş olan Mengli Geray, ona askeri destek
sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. Bundan sonra Hanlıkları
Osmanlı Sultanı***8217;nın özel fermanı ile tasdik olunmuştur.

1552***8217;de Korkunç namıyla bilinen IV. İvan, Kazan ve 1556***8217;da
Hacıtarhan Hanlığı***8217;nı işgal ederek Rusya***8217;ya bağlamıştır. Bu hadiseden
sonraki yüzyıllarda, Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikaları
uygulanmıştır. Kazan***8217;ın işgaline karşılık 1571'de Devlet Geray Han
Moskova***8217;yı tahrip etmiştir. Bu arada II. Viyana Kuşatmasına değinmek
gerekiyor.Çünkü Kırım Hanına bağlı güçlerin yeterli gayreti
göstermemeleri bozgun nedeni olarak belirtilerek Kırım kuvvetleri
haksız bir şekilde karalanmak istenmişlerdir. Bu savaşta Kırım atlıları
Avusturya***8217;nın içlerine kadar baskınlar düzenlemişler ele geçirdikleri
düşman askerleri sayesinde çok önemli istihbarat bilgileri elde ederek ,
tedbirler alınmasını sağlamışlardır. Fakat Murat Geray Han***8217;ın, Jan Sobieski
kumandasındaki Leh kuvvetlerine karşı istenen mukavemeti yapmadığı
öne sürülmüş, Han Murat Geray azledilerek yerine Hacı Geray getirilmiştir.
Mamafih Murat Geray***8217;a karşı yöneltilen bu kabil ithamların haksız olduğu
anlaşılıyor. Viyana bozgunundan Kırım Hanını sorumlu tutmak için elde yeter
derecede deliller yoktur. Zaten savaş sonrası muharebeyi kısa sürede
bozularak terkeden ve geri çekilen Vezir Koca Arnavut İbrahim Paşa bozgunun
en önemli sorumlusu sayılarak sorgulanmış ve "Savaş alanını erkenden
terkedip ordunun moralini bozduğu ve yenilgiye kapı açtığı " gerekçesiyle
boğdurulmuştur.

Özellikle Silahtar Mehmet Ağa'nın vesikaları incelendiğinde;
Kırım Hanı'nın , Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 'yı düşman karşısında
uyarmasından, Paşa'ya yaptığı tekliflerden, bahsedilmekte ve bu tekliflerin
Paşa tarafından dikkate alınmadığı ve üstelik Kırım Tatarlarını aşağılayıcı
ifadeler kullandığından bahisle, Han ile Sadrazam'ın aralarının bozuk olduğu
vurgulanmakta ve belkide bu nedenle bozgunun Kırım kuvvetlerine fatura
edildiği sanılmaktadır. Nitekim bozgun sonrası dönüş yolunda Han, Paşa ile
anlaşamamasının sonucu olarak, Kırım Hanlığı görevinden alınıp yerine
Hacı Geray atanmış vezirliğine de önceki Han'ın da veziri olan Bahadır Ağa
yeniden getirilmiştir. Görevden alınan Han'a yıllık 4 pul akça bağlanmıştır.

Kırım Hanlığının zaman içerisinde Osmanlıya paralel olarak
güçsüzleşmesi sonucu, Ruslar 1736***8217;da Kırım***8217;a girerek Bahçesaray***8217;da
iki bin evi ve Hansaray***8217;ı yakmıştır. Bu münasebetle şehirdeki bir çok
sanat ve kültür eserleri harap olmuş, kütüphanelerdeki kıymetli el
yazmaları yok edilmiştir. Rusların, Rum ve Ermeni Kiliselerini de yağma
ettikleri ve yıktıkları göz önünde tutulursa, Rus ***8220;Vahşeti***8221; nin derecesi
hakkında kolayca bir hükme varılabilir. Bu Rus tahribatından sonra
Bahçesaray bir daha eski haline getirilememiştir.

Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1774 yılında imzalanan
Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı himayesinden çıkmıştır.
1783***8217;te Rusya***8217;nın işgaline maruz kalan Kırım Tatarları***8217;nın esaret yılları
böylece başlamıştır. Kırım***8217;ın kaybedilmesinin Osmanlı İmparatorluğunda
tesirleri çok büyük oldu. Çünkü ilk defa Müslüman bir tebanın yaşadığı yer
kaybediliyordu.

Ruslar***8217;ın Kırım Tatarlarına uyguladıkları baskı ve imha
politikaları Kırım Tatarları***8217;nı Osmanlı İmparatorluğu sınırları
içerisindeki başka bölgelere göçe zorlamıştır. Göçlerin büyük çoğunluğu
dalgalar halinde Türkiye***8217;ye, Romanya***8217;ya, Bulgaristan***8217;a yapılmıştır.
En büyük göç dalgaları, 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 senelere arasında
olmuştur. Bu göçler, Rusya***8217;nın, Kırım***8217;daki Kırım Tatar nüfusunu azaltma
politikasını gerçekleştirmesine sebep olmuştur. 1783***8217;te Kırım***8217;daki Türk
nüfus %98 iken 1897***8217;deki nüfus sayımına göre Türk nüfus % 35***8217;e düşmüştür.
Kırım Türkleri bu göç sırasında yollarda büyük kayıplar vermiştir.

Vatan Kırım***8217;da kalan Kırım Tatarları bu esaretten Bolşevik
ihtilalinin yarattığı karmaşadan istifade ederek kısa bir süre içinde olsa
kurtulmuşlar ve yapılan seçimlerde Kırım Tatar halkının vekilleri
belirlenmiştir. 9 Aralık 1917***8217;de Kırım Tatar Millî Kurultayı toplanmıştır.
Kurultay, 26 Aralık 1917***8217;de Kırım Halk Cumhuriyeti***8217;nin kurulduğunu ilan
etmiş ancak Akyar'da (Sevastopol) üstlenen Bolşevik denizciler Kırım
Tatarlarına saldırarak Kırım Müftüsü ve Kırım Hükûmeti Başkanı Noman Çelebi
Cihan***8217;ı tutuklayarak 23 Şubat 1918***8217;de Akyar***8217;da şehit etmişlerdir.

Kırım Tatar Millî Kurultayı 1918 yılı Mayıs ayında yeniden
toplanmış, Süleyman Sülkeviç başkanlığında yeni Kırım Bölge Hükûmeti
Haziran ayında kurulmuştur. Kırım 1918-1920 arasında "Beyaz" Rus ordusu
ve Bolşevikler arasında üç defa el değiştirdikten sonra Kasım 1920'de
nihaî olarak Bolşeviklerin hakimiyetine girdi. 18 Ekim 1921***8217;de
Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilerek Veli İbrahim bu
cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

1927 yılından sonra Sovyet rejimi gerçek yüzünü göstermeye
başlamış, Kırım***8217;daki Kırım Tatar aydınları katledilmiştir. Başlatılan
din aleyhtarı kampanya ile de binlerce Müslüman Kırım Tatar aydını
Sibirya ve Urallar***8217;a sürülmüştür. Rejimin politikalarının yol açtığı
açlıklarda yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Ülkenin bütün tahıl ve
yiyecek maddeleri toplanarak Kırım dışına çıkarılmıştır. Halk korkunç bir
açlıkla karşı karşıya bırakılmıştır. Binlerce Kırım Tatarı açlıktan
hayatını kaybetmiştir. 1936-38 döneminde ise toplumun bütün kesimlerinde
hissedilen kitle terörü başlatılmıştır. 1941 yılında Alman orduları Kırım***8217;ı
işgal etmiştir. 8 Nisan 1944 yılında Kırım***8217;a Rus hücumu başlamıştır.
18 Nisan***8217;dan sonra Kırım***8217;ın bütün bölgeleri Ruslar***8217;ın eline geçmiş ve
18 Mayıs 1944 yılında Kırım Tatarları topluca Vatan Kırım***8217;dan sürgün
edilmişlerdir.

Sovyet Hükümeti, 4.3.1945 tarihinde aldığı ve 25.6.1945 yılında
yayınladığı Kararname ile Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini
ortadan kaldırarak, Kırım oblası (Sovyet idarî sisteminde bir nevi eyalet)
statüsüne getirilerek, yine Rusya***8217;ya bağlı bırakılmıştır. Daha sonra Nikita
Hruşçov, Ukrayna'nın "Rusya'ya katılmasının" 350. yıldönümü gerekçesiyle
Kırım Oblastı***8217;nı Rusya***8217;dan alarak Ukrayna***8217;ya bağlamıştır.

Kırım Tatarlarının sürgün edilmesinden sonra Rus göçmenlerin
iskanına hız verilerek Kırım, Rusların ezici bir çoğunlukla yaşadığı yer
haline getirilmiştir.

Kırım Tatarlarının Vatan Kırım***8217;a dönme ve milli haklarını
yeniden elde etme mücadeleleri neticesinde Sovyet Hükümeti 5 Eylül 1967
yılında yayınladığı bir Kararname ile Kırım Tatarlarına haksızlık
yapıldığını kabul etmiştir. Ancak Kararname, dolaylı bir şekilde Kırım***8217;ın
Tatarların olmadığını ifade ediyor ve onlara Vatan Kırım***8217;ın yolunu
açmıyordu. Sovyet Hükümeti, Kırım Tatarlarına karşı haksızlık yapılarak
suç işlendiğini ancak 1987 yılında Kırım Tatarlarının Kızıl Meydan'da
bütün dünyayı şaşkına çeviren kitlesel gösterileri neticesinde açıkça
kabul ve ilan etti. Kırım Tatarlarının Kırım***8217;a döndürülmelerine razı oldu
ve Kırım Tatar probleminin çözümü için bir devlet komitesi kuruldu.
Ancak bu komiteler ve dolayısıyla Sovyet hükümeti Kırım Tatar meselesinin
çözümü için ciddi ve müspet bir adım atmadılar meseleyi sürüncemede
bıraktılar.

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşebbüs Gurupları 5. Genel
Kongresi***8217;nde Taşkent***8217;de 2 Mayıs 1989 yılında Kırım Tatar Milli Hareketi
Teşkilatı kuruldu ve teşkilat başkanlığına Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu
getirildi. Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı, 1989 yılı güzünden
itibaren çadır şehirler kurarak Kırım***8217;a göçü hızlandırdı ve Kırım Oblastı
Hakimiyeti üzerinde baskıları arttırdı. 1989***8217;da Kırım***8217;da ikamet eden
Kırım Tatar nüfusu 20.000 civarında iken, bu sayı 1990 yılı Martında
76.499***8217;e 1991 yılı Martında ise 150.000 civarına ulaşmıştı.
20 Ocak 1991***8217;de Kırım***8217;da referandum yapıldı, referandumda oy kullanan
1.441.019 seçmenden 1.343.855***8217;i Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyetinin
kurulmasına evet dedi. Bunun üzerine Ukrayna Yüksek Sovyeti Kırım***8217;ın
tekrar Rusya***8217;ya bağlanmasını önlemek için 12 Şubat 1991***8217;de Ukrayna***8217;ya
bağlı Kırım Muhtar Cumhuriyeti***8217;nin kurulmasını kararlaştırdı.
Yeni anayasa hazırlanıp parlamento seçimleri yapılıncaya kadar Kırım
Oblası Şurasının 22 Mart 1991***8217;de yapılan toplantısında, Kırım Yüksek
Sovyeti Seçimleri yapıldı. Cumhurbaşkanlığına da Kırım Komünist Partisi
Birinci Sekreteri Nikolay Bagrov getirildi.
Kırım Tatarları bu durumu şiddetle protesto ettiler. Milli iradelerini
ortaya koymak için Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı öncülüğünde
Milli kurultaylarını toplama kararı aldılar. Kırım Tatarları, Kırım,
Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kafkasya, Rusya, Ukrayna,
Litvanya, Tataristan, Letonya ve başka Sovyet ülke ve şehirlerinde
demokratik seçimlerini yaparak vekillerini Kırım***8217;a gönderdiler.

II.Kırım Tatar Millî Kurultayı 26 Haziran 1991***8217;de Akmescit
şehrinde toplandı. Kurultay, Kurultayın ana fikri ve prensiplerini
vurgulayan ve Kırım Tatarlarırın kendi kaderlerini belirleyeceklerini
ilan eden 5 maddelik bir ***8220;Kırım Tatarlarınına Millî Egemenlik Bildirisi***8221;ni
oybirliği ile kabul etti ve Rusların kontrolündeki Kırım Muhtar Sovyet
Cumhuriyetini tanımadığını ilan etti.
Kurultay, aynı zamanda Kırım Tatar halkının en yüksek ve yetkili tek
organı olarak Kırım Tatar Milli Meclisini belirledi ve onun 33 kişilik
üyesini seçti. Meclis başkanlığına da Kırım Tatarlarının tanınmış insan
hakları savunucusu ve Milli yolbaşçısı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçimle
getirildi. O tarihlerde henüz dağılmamış olan ve son günlerini yaşayan
Sovyet yönetiminin yıllardır, halkından kopmuş, halkına zarar veren,
ekstermist olarak suçladığı Kırımoğlu demokratik ilradesiyle Kırım Tatar
halkının yıllardır, gerçek temsilcisi olduklarını göstermiyorlardı.
Kırım Yüksek Sovyeti, hazırladığı Anayasa ile Kırım Tatarlarını
görmezlikten geldi. Kırım Tatar Milli Meclisi***8217;nin itirazları ve
hazırladığı Anayasa taslağı dikkate alınmadı. Bu durum Kırım***8217;da gerginliği
tırmandırdı. Bu arada 1 Ekim 1992***8217;de Kırım***8217;daki hakimiyet organları
Kırım***8217;ın gerginliği tırmandırdı. Bu organları Kırım***8217;ın eniz kıyısındaki
güzel bir köyündeki Kırım Tatar çadır şehirlerini bastılar. Sakinlerini
feci şekilde dövdüler. Yapılmakta olan kulübeleri buldozerle yıktılar ve
Kırım Tatarlarının yıllardır biriktirdikleri paralarla aldıkları inşaat
malzemelerini yağmaladılar. 27 Kırım Tatarı yaralandı. Ve 26 kişi
tutuklandı. Kırım***8217;daki hakimiyetin bu tutumu durumu iyice gerginleştirdi.
Kırım Tatar Milli Meclisi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.
Tutuklu Kırım Tatarları önünde 6 Ekim 1992 günü toplanan binlerce Kırım
Tatarının gösterileri ve polis barikatlarının aşılarak Kırım Yüksek
Sovyeti***8217;ne yürümeleri karşısında Kırım***8217;daki Rusların kontrolündeki hükümet,
geri adım atmak mecburiyetinde kaldı.

Kırım Yüksek Sovyeti, 18 Eylül 1993***8217;de yeni seçim kanununu kabul
etti. Her zaman olduğu gibi, Kırım***8217;ın gerçek sahipleri Kırım Tatarları bu
kanunda da hiç dikkate alınmadı. Kırım Tatarları derhal bu durumu Yüksek
Sovyet önünde düzenledikleri gösterilerle protesto etmeye başladılar.
Akmescit şehri etrafındaki ana yolları ve demir yolları kapatıldı.
Kırım Tatar Milli Meclisi Kırım Yüksek Sovyeti***8217;nin bu kararını gözden
geçirmeye ve Kırım Tatarları lehine değişiklikler yapmaya çağırdı.

Kırım Tatarlarının şiddetli tepkileri ve kararlı tutumları
karşısında Kırım Yüksek Sovyeti 14 Ekim 1993***8217;te toplandı ve seçim
kanununa eklemeler yaparak Kırım Tatarlarına 14 kişilik kota verilmesini
kabul etmek mecburiyetinde kaldı.
Son değişikliklerde Kırım Yüksek Sovyet***8217;indeki sandalye sayısı 80***8217;den
98***8217;e yükseltildi. 14 yer Kırım Tatarlarına, 1***8217;er yer Rum, Ermeni, Alman
ve Bulgarlara verildi.

27 Mart ve 10 Nisan 1994 tarihlerinde iki turlu olarak yapılan
seçimlerde Kırım Tatar Milli Kurultayı***8217;nın listesinden 14 Kırım Tatarı
parlamentoya girdi. İlerleyen zaman içerisinde, Kırım Cumhurbaşkanı
Meşkov ve Kırım Parlamento Başkanı Tsekov arasındaki güç kavgası I,
Rusya Blokunda parçalanmalara yol açtı. Bu parçalanmadan en karlı
çıkanlar Kırım Tatarları oldular. Bu arada Meşkov***8217;un ve parlamentonun
Kırım***8217;ı Ukrayna***8217;dan ayırmak ve Rusya***8217;ya bağlamak ürüttükleri siyasetin
bir adımı olarak, Kırım***8217;da bağımsızlık referandumuna gitme kararları
üzerine Ukrayna, Kırım anayasasını ve Cumhurbaşkanlığı makamını
17 Mart 1995 tarihinde lağv etti. SSCB***8217;nin dağılmasından sonra ilk defa
Ukrayna***8217;nın ilk defa Kırım***8217;la Rusya yanlıları üzerinde sert ve kararlı
tutum takınması, Parlamentodaki dengeleri de etkiledi. Meşkov***8217;un
koltuğunu kaybetmesinden sonra Tsekov***8217;u 5 Temmuz 1995***8217;de görevinden
Kırım parlamentosu yerine Yevhen Suprunyuk***8217;u seçti Değişen dengeler
içerisinde Kırım siyasetinde ağırlığını izlediği akıllı politikalarla
günden güne arttıran Kırım Tatar Milli Meclisi ve parlamentodaki
Kırım Tatar millet vekillerinden Refat Çubar Kırım parlamentosu başkan
yardımcılığına, Lenur Arif***8217;de bakanlık statüsündeki Milliyetler Komitesi
başkanlığına seçildi.

1991 yılına kadar Kırım***8217;da hemen hiçbir önemli resmi göreve
alınmayan Kırım Türkleri, 13 Ekim 1994 tarihinde A.Françuk başkanlığında
kurulan Kırım Hükümetinde Dr. İlmi Ömer***8217;in başbakan yardımcılığına
getirilmesiyle durumlarını daha da güçlendirdiler.

kaynak

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
kavimleri, kırım

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:29 .