iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:41 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Ekonomi » Ekonomi felsefesi » Atatürk'ün yönetim ve ekonomi anlayışında vizyon, misyon kavramlarının karşılığı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17.06.08, 18:32
Standart Atatürk'ün yönetim ve ekonomi anlayışında vizyon, misyon kavramlarının karşılığı

17.06.08, 18:32



Vizyon & Misyon | Ekonomi ve Politik Ekonomi Kitapları | Vizyon Karmaşası | Vizyon Filmleri ve Fragmanları | Seks karşılığı ev kiralanır! |

Son zamanlarda yönetim, siyaset, ekonomi, toplumbilim ve çeşitli konulardaki araştırmalarda SWOT Analizi tekniği sıkça kullanılmaya başlamıştır.
SWOT Analizi, ilgili uzman ve tarafların yer aldığı bir ekibe, moderatör adını verdikleri bir yönetici tarafından uygulanan, araştırma konusunun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri tespit etmeyi amaçlayan bir çalışma tekniğidir. Bu teknikte ilgili uzman ve tarafların görüşleri alınmakta, vizyon tespiti yapılmakta sıkça da misyondan söz edilmektedir.
Bilimsel araştırma yöntemlerinde kullanılan kavramlar ve uygulamaların yerini alan bu yöntem, özellikle Avrupa Birliği sürecinde moda bir uygulama oldu. Böylece misyon ve vizyon sözcükleri doğal olarak günlük konuşma söz-cükleri arasına da girdi.
Nedir misyon ve vizyon sözcüklerinin anlamı?
Misyon ve vizyon, İngilizce mission ve vision sözcüklerinden aynen dilimize girmiş ithal sözcüklerdir. İngilizcede mission, özel amaçlı görev, vision ise görme gücü, ileriyi görebilme, hayal gücü anlamına gelmektedir.
Türkçemizde kullanılan amaç, hedef, görev yetki sorumluluk sözcükleri karşılamıyor mu bu anlamları? Çeşitli konularda yapılan araştırmalarda bugüne değin kullanılan sözcükler de hep amaç, hedef, görev-yetki-sorumluluk sözcük-leri olmuştur. Yeni bir yaklaşımmış gibi sunulmaya çalışılmaktadır misyon ve vizyon kavramları. Bu kavramların karşılığı olan Türkçe terimler Atatürk’ten günümüze kullanılagelmiştir. Şevket Süreyya Aydemir, Atatürk’ün bütün ko-nuşmalarında uzak bir görüşün, uzun vadeli hesapların, stratejik sezişlerin dam-gası olduğunu söylemektedir.

Atatürk, özellikle yönetim, eğitim, ekonomi, kültür konularını içeren söylevlerinde sürekli olarak ileriyi düşünme, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma vur

gusu yapmaktadır. 1 Kasım 1937’de Büyük Millet Meclisini açış söylevinde; “Büyük davamız, en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükselt-mektir. Bu, yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde temelli bir inkılap yapmış olan büyük Türk milletinin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa bir zamanda ba-şarmak için fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşeb-büste başarı ancak, türeli bir planla ve en rasyonel tarzda çalışmakla mümkün olabilir” demektedir.
Atatürk’ün yönetim ve ekonomiye ilişkin söylevlerinde de misyon ve vizyon sözcüklerinin karşılığını içeren kavramları ve terimleri sıkça kullandığını görmekteyiz.
Atatürk’ün yönetim ve ekonomiye ilişkin düşünceleri, ülkemizin çağdaş kalkınma politikasına yön veren, hatta gelişmekte olan ülkelere örnek olan bir model olarak değerlendirilmelidir.

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Ekonomi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 17.06.08, 18:35
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 992
Ettiği Teşekkür: 160
224 tane iletisine 342 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Cevap: Atatürk'ün yönetim ve ekonomi anlayışında vizyon, misyon kavramlarının karşılı

Ülkemizin gelişmesine başka model aramaya gerek yok. Özellikle Dünya Büyük Ekonomik Bunalım döneminde yeni ulusal kurtuluş savaşından çıkmış, yeni bir devletin kurulduğu ve bu devletin her sektörde ve alanda yeniden inşa edildiği bir dönemde getirilen politikalar ve sanayileşme planları bu modelin en önemli uygulamalarıdır. Öyle bir model ki dünyada örneği olmayan bir kalkınma ve gelişme hızı bu dönemde gerçekleşmiştir.
Ulusal Kurtuluş Savaşı Dönemi'nde izlenen ekonomi politikasının en önemli yönü, Atatürk'ün Kurtuluş Savaşını sıfır enflasyon ile gerçekleştirmiş olmasıdır. Bu dönemde bağımsızlık savaşımız para basılmadan, vergi ve halktan alınan bağışlarla enflasyonsuz yürütülmüştür.
Atatürk sonrası dönemde ülkemizin karşı karşıya kaldığı ekonomik sıkıntı-ların, hep bu ekonomik ilkelerin göz ardı edilmesi sonucunda meydana geldiği görülmelidir.
Atatürk'ün ekonomi politikasında makroekonomik istikrarın önemli bir yeri olmuştur. Öyle ki, enflasyonsuz para politikası Cumhuriyet tarihinde sadece Atatürk zamanında uygulanabilmiştir. İsmet İnönü, bu konuda Atatürk’e götür-düğü öneriler için, "Hükümet olarak yılda iki kez ödeme yapamayacak duruma düştüğümüz olurdu. Gider konuşurdum. Birkaç milyon liralık emisyonun bizi ferahlatacağını anlatmaya çalışırdım. Bir defa bile evet dedirtemedim" demek-tedir. Türkiye Cumhuriyeti'nde enflasyon sorunu Atatürk'ün ölümünden sonra başlamış ve bir daha da durdurulamamıştır.
Atatürk, ülkenin dış düşmanlardan kurtarılmasından sonra ekonomik duru
mu görüşmek ve alınabilecek önlemleri saptamak amacıyla bilindiği gibi İz-mir'de bir iktisat kongresi toplamıştır. Kongre'de, önce ülkedeki ekonomik yapılanmanın, uygulanacak ekonomi politikasının yönünü çizen bir "Misakı İktisa-di" kabul edilmiştir. Kongre'nin üzerinde birleştiği politika; yurt sanayisini ve ticaretini geliştirmeyi amaçlayan, özel girişime öncelik veren, onu koruyan, mülkiyet haklarına saygılı bir ekonomik düzeni, yasal çerçevesi ve kurumlarıyla oluşturmak ve kökleştirmektir.
Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler adlı kitabında, Kongrenin açılış konuşmasında Atatürk’ün "Tarih, milletimizin itila (yükselme) ve inhitatı(gerileme) sebeplerini ararken birçok siyasi, askeri, içtimai (sosyal) sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok ki bütün sebepler içtimai hadiselerle müessirdirler. Bir milletin doğrudan doğruya hayatiyle alakadar olan, o milletin, iktisadiyatıdır. Tarihin ve tecrübenin teksif ettiği bu hakikat, bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde tamamen mütecellidir (görünme). Hakikaten Türk tarihi tetkik olunursa itila, inhitat sebeplerinin iktisadi meselelerden başka bir şey olmadığı derhal anlaşılır… Yeni Türkiyemizi layık olduğu mertebe-i resanete isal (yüksek düzeye ulaşma) edebilmek için, behe-mahal iktisadiyatımıza birinci derecede ve en çok ehemmiyet vermek mecburi-yetindeyiz. Zamanımız tamamen bir iktisat devrinden başka bir şey değildir… Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetinin milletten aldığı veçhe istiklal-i tam, hakimiyet-i milliye umdelerine (ilke) istinaden milleti zengin, memleketi mamur etmekten ibarettir… İstiklal-i tam için şu düstur var. Hakimiyet-i Mil-liye, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin edilmelidir (desteklenmelidir)… Bence yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları, iktisat programından çıkmalıdır… Evlatlarımızı o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlara o suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki, alem-i ticaret, ziraat ve sanatta bütün bunların faaliyet sahalarında müsmir (verimli) olsunlar, faal olsunlar, ameli bir uzuv olsunlar. Binaenaleyh maarif programımız, gerek ibtidai tahsilde (ilköğrenimde), gerek orta tahsilde verilecek bütün şeyler bu nokta-i nazara (görüş) göre olmalıdır. Maarif programlarımız gibi şuebat-ı devlet (kamu ku-rumları) için tasavvur olunacak programlar dahi iktisat prog-ramına istinat etmekten kendini kurtaramazlar. Esaslı bir program üzerine bütün milleti hemaheng (uyum içinde) olarak çalıştırmak lazımdır… Siyasi, askeri muzaf-feriyetler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, iktisadi muzafferiyetler ile tetviç edilmezlerse (taçlandırılmazlarsa), husule gelen zaferler payidar olamaz, az zamanda söner. Bu itibarla en kuvvetli ve parlak zaferimizin dahi, temin edilebildiği ve daha edebileceği semeratı nafıayı(bayındırlık) tesbit için iktisadiyatımızın, hakimiyet-i iktisadiyemizin temin, tarsin ve tevsii lazımdır.” Dedi-ğini belirtmektedir.
Afet İnan, aynı kitapta, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı iken 1934 yılında hü-kümetin hazırladığı beş yıllık kalkınma planlarını incelerken elinde eski harf-lerle yayınlanmış bir broşürü gördüğünü ve bu broşürün “İktisat Esaslarımız” adını taşıdığını ve kapağında “Milletimiz mazisinden değil artık istikbalinden mesuldür” cümlesinin yazılı olduğunu belirtmektedir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17.06.08, 18:38
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 992
Ettiği Teşekkür: 160
224 tane iletisine 342 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Cevap: Atatürk'ün yönetim ve ekonomi anlayışında vizyon, misyon kavramlarının karşılı

Dünyada ilk demokratik kalkınma planları 1931 yılında Türkiye'de uygu-lamaya konulmuştur. Bu planlar Atatürk'ün Türk Ulusu'na armağan ettiği önem-li bir ekonomik devrim hareketidir. Bu kalkınma planları eldeki kıt kaynaklarla halkın ihtiyaçlarının en iyi biçimde karşılanmasına yönelik olarak hazırlan-mıştır. Atatürk, Birinci Kalkınma Planı'nı 1933-1938 yılları, İkinci Kalkınma Planı'nı ise 1938-1944 yılları için hazırlatmıştır.
Her iki kalkınma planının da temel amacı, hammaddesi Türkiye'de olma-sına karşın dışardan ithal edilmek zorunda kalınan ürünlerin ülkemizde üretilmesini sağlamaktı. Bu amaçla tekstil, iplik ve dokuma fabrikaları kurul-muş, devletin teşvikiyle özel girişim olarak bazı çiftçilerin de katılmasıyla Alpullu ve Eskişehir gibi bazı şeker fabrikalarının kurulmasına girişilmiş ve bunlar gerçekleştirilmiştir. 1925 yılında devlet sermayesiyle Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Bankanın amacı fabrika kurup yönetmek olarak belirlen-miştir. Bu bankanın desteğiyle Kayseri-Bünyan İplik Fabrikası TAŞ, Isparta İplik Fabrikası TAŞ, Kütahya Çini İşleri TAŞ ve bunlar gibi bir çok özel ku-ruluş devletin de ortak olmasıyla faaliyete geçmiştir.
Atatürk'ün fiilen ekonomiyi yönlendirdiği dönemde gerçekleştirdiği somut ekonomik girişimler, onbeş yıl gibi kısa bir zamanda nasıl olağanüstü bir kal-kınma çabasına girişildiğini göstermeye yeterlidir. Bunlardan bazıları aşağıda sıralanmaktadır:
· Türkiye İş Bankası’nın açılması
· Uşak’ta şeker fabrikası
· Kayseri’de uçak fabrikası
· Kayseri Bünyan’da Dokuma Fabrikası
· Ereğli Bez Fabrikası
· Nazilli Bez Fabrikası
· Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası
· Gemlik Suni İpek Fabrikası
· Bursa Merinos Fabrikası
· İzmit Kağıt Fabrikası
· Kayseri İplik ve Bez Fabrikası
· Eskişehir Şeker Fabrikası
· Ticaret ve Sanayi Odalarının kurulması
· Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Kongresi
· İstatistik Umum Müdürlüğü
· Hükümete iktisadi konularda fikir vermek amacıyla çeşitli meslek kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Ali İktisat Meclisi
· Birinci ve İkinci Kalkınma Planları
· 1927 Yılında Teşviki Sanayi Kanunu
· 1930 Yılında Sanayi Kongresi,
· 1931 yılında Ziraat Kongresi
· Aşar vergisinin kaldırılması
· Demiryollarının satın alınarak ulusallaştırılması
· Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu kurulması
ve daha başkaları…
Atatürk döneminde uygulanan ekonomi politikası, özellikle 1930'lu yıllar-dan itibaren ağırlık kazanması, devletçilik ilkesinin zorunluluk sonucunda orta-ya çıktığı tezini doğrulamaktadır. Çünkü, İzmir İktisat Kongresi'nde benimsenen, liberal çizgiye yakın politikalar beklenen sonucu doğurmamıştır. Özel girişimcilik istenileni verememiş, ümit edilen sanayileşme gerçekleş-memiştir. Aslında dünyadaki gelişmeler de o yıllarda devletçilik ilkesinin uygu-lanmasını zorunlu kılmaktaydı. "Laissez Faire"ci liberal ekonomi politikaları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere gelişmiş batı ülkelerinde başarı-sızlığa uğrayarak büyük bir ekonomik bunalıma dönüşmüştü.
Atatürk, ekonominin çarklarını döndürmek için devlet girişimciliğinin öne-mini Keynes’den önce görmüş ve gereklerini hayata geçirmiştir. Bu nedenle Atatürk, kan ve ateşle örülü bir yokluk ortamında, Türkiye’nin bağımsızlığını ve varlığını gerçekleştirme mücadelesini sürdürürken, gerekli gördüğü ilkeler arasına Devletçiliği de yerleştirmiştir.
Dünya Ekonomisi, tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşarken, Türkiye, Atatürk'ün akılcı ekonomi politikaları sayesinde bu buhranı en hafif biçimde atlatmıştır. 1929-39 dünya sanayii üretim artışı ortalama %19 iken Türkiye'de % 96 olmuştur.
Atatürk, sürdürülebilir bir kalkınma için ekonomik istikrara ne derecede önem verdiğini politika ve uygulamalarıyla göstermiştir. Atatürk döneminde dış ticaret açığı olmadan, enflasyona başvurulmadan, dengeli ve istikrarlı bir kal-kınma sağlanmıştır. Atatürk, para sıkıntısına bir çözüm yolu olarak emisyona başvurulması önerilerine her defasında karşı çıkmıştır.
Atatürk'ün temel ekonomik hedefi bütün toplumun mümkün olduğu kadar kısa sürede kalkınmasını sağlamak yönündedir. Osmanlı'dan alınan kötü miras bu yolda önemli engeller oluşturmuş ancak yine de az zamanda çok büyük işler yapılmıştır.
Dış borçla, karşılıksız para basılarak, enflasyonist politikalarla girişilen kalkınma çabaları tıkanmaya mahkumdur. Atatürk böyle uygulamalara hiç ama hiç yeltenmemiş, gerçekleştirilen tüm ekonomik başarılar ve yapılan yatırımlar o dönemin kendi gelirleriyle, ülkenin geleceğinden yenilmeksizin elde edil-miştir.
İşte yönetimde ve ekonomide misyon ve vizyon…

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Ekonomi

kaynak
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: doc HalukBilgesay 1-6.doc (152,0 KB (Kilobyte), 5x kez indirilmiştir)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
toplumbilim, siyaset, ekonomi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz