Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Coğrafya ve Tarih > Ülkeler > Filistin, tarihi ekonomisi, siyasi yapısı

Ülkeler hakkinda Filistin, tarihi ekonomisi, siyasi yapısı ile ilgili bilgiler


FİLİSTİN , İÖ. 2000'li yıllarda Arap yarımadasından Kenanlılar, Asya bozkırlarından da bazı göçebe kavimler Filistin'e göçtüler. Bölgeye ayrıca Girit ve Ege adalarından başka uluslar da yerleşti. Sami soyundan Amurrular ve

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.09.15, 18:43
loli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 8.177
Blog Başlıkları: 6
loli isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Filistin, tarihi ekonomisi, siyasi yapısı

FİLİSTİN, İÖ. 2000'li yıllarda Arap yarımadasından Kenanlılar, Asya bozkırlarından da bazı göçebe kavimler Filistin'e göçtüler. Bölgeye ayrıca Girit ve Ege adalarından başka uluslar da yerleşti. Sami soyundan Amurrular ve Kaideliler yönetimindeki Filistin, İÖ. 1800'den başlayarak Hititler ile Mısırlılar arasında bir çekişme alanı oldu.
Kadeş savaşı'ndan (İÖ. 1286) sonra kesin olarak Mısır egemenliğine girdi. Bu dönemde Musa'nın önderliğinde Filistin'e yerleşen israiloğulları, bu toprakların Tanrı tarafından kendilerine vaat edildiğini (Arz-ı mev'ut) öne sürerek israil krallığı' kurdular. Önceleri komutan-yargıçlar tarafından yönetilen krallığın 12 kabi'esi daha sonra birleşerek Şaul'u kral seçti. Birleşik ibrani krallığı, Davut ve Süleyman'dan sonra kuzeyde İsrail, güneyde Yahuda krallığı olarak ikiye ayrıldı (İ.Ö. 931). Asur egemenliğine giren Filistin'den israiloğulları'nın 10 kabilesi sürüldü (İ.Ö. 720). Babil istilasına uğrayan Yahuda krallığı halkının büyük bölümü köle olarak Babil kentine götürüldü (İ.Ö 587). Pers egemenliği döneminde (İ.Ö. 583 -333) bunların bir bölümü yeniden Filistin'e döndü. Büyük iskender tarafından ele geçirilen bölge, onun ölümü üzerine (İ.Ö. 323) önce mısırlı Ptolemaios'ların, İÖ. 200'den başlayarak da Selefkiler'in yönetimi altına girdi. Bu arada hellen kültürünün etkisinde kalan bölgede İÖ. 64'te başlayan Roma egemenliği İ.S. 395'e kadar sürdü. Roma İmparatorluğumun ikiye bölünmesi sonucu Filistin, Bizans'ın payına düştü, islamlığın ortaya çıkışından sonra halife Ebubekir'in Amrübnülas komutasında gönderdiği ordu Bizans kuvvetlerini peş peşe yenerek Gazze (634), Ecnedin (636) ve Kudüs (637) kentlerini aldı. Böylece Filistin'de islam ve arap etkisi hızla yayılmaya başladı. Emevi ve abbasi dönemlerini yaşayan bölge, daha sonra sırasıyla Fatımiler ve Selçuklular'ın egemenliğine girdi. Haçlı seferleri sırasında kurulan hıristiyan krallığı (1099), Eyyubiler tarafından yıkılınca (1187), Filistin'de yeniden islam etkisi egemen oldu. Mem-luklar'a bağlanan bölge (1281), Yavuz Sultan Selim'in Mercidabık zaferinden (1516) sonra kesin olarak osmanlı topraklarına katıldı. 400 yıllık türk egemenliği döneminde Filistin'i Gazze, Nablus ve Kudüs adı altında üç sancağa ayıran osmanlı yönetimi, daha sonra bu sancakları eyalete dönüştürdü. XVIII. yy.'dan başlayarak Filistin'de yaşayan çeşitli halklar, kutsal yerler nedeniyle anlaşmazlığa düşüp aralarında savaşıma girişince, ermeni ve rum patrikleri uyarıldı (1757), dirlik ve düzen yeniden sağlandı. Bölgeyi ele geçirmeye yönelik Napoléon saldırısı (1799) Akkâ'da Cezzar Ahmet Paşa tarafından püskürtüldükten sonra burası 1840'a kadar Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'nın denetiminde kaldı. Bu arada, 1850'li yıllardan başlayarak Gazze, Kudüs ve Nablus'ta Araplar'ın osmanlı yönetimine karşı çıkardığı ayaklanmalar on yılı aşkın bir sürede güçlükle bastırıldı. Rusya'dan göçen Yahudiler'ln Filistin'de kurduğu dernek, 2 000 dönümlük toprak satın alarak burada bir tarım okulu kurdu ve yurt isteğini gündeme getirdi. Theodor Herzl'in Ajewish state adlı kitabı (1896) Yahudiler'in Filistin'de devlet kurma eğilimine güç kattı. Bu amaçla isviçre'nin Basel kentinde ilk siyonist kongre toplandı (1897). Babıâli ile ilişki kuran Herzl, Yahudiler'ln Filistin'e yerleşmesi için çaba harcadı, ikinci meşrutiyet'ten sonra Yahudiler'in Filistin'e yerleşmelerine izin verildi. 1914'te çıkarılan azınlıklarla ilgili yasaya dayanarak serbestçe toprak satın almaya başladılar. Birinci Dünya savaşı'nda uzun süreli çarpışmalardan sonra türk ordusunun filistin cephesini çökerten ingiliz generali Allenby, Kudüs'e girdiğinde (10 aralık 1917), yahudi birliklerini de yanında getirdi. Allenby, Şam'a (30 eylül 1918), Fransızlar Beyrut'a (7 ekim 1918) girdi. Halep de düşünce (26 ekim 1918), Osmanlı devleti ateşkes antlaşması imzalamak zorunda kaldı (29 ekim 1918). Savaşı kazanan devletlerin düzenlediği San Remo toplantısında Filistin, ingiltere'nin yönetimine bırakıldı (1920). Aynı yıl ingilizler, koyu bir siyonist olan Herbert Samuel'i vali yardımcılığına atadılar, ingiltere Filistin'deki egemenliğinin sürekli olacağını ilan etti (1921). ingiltere'nin bu kararı Milletler cemiyeti tarafından da onaylanınca (24 temmuz 1922), Türkiye'den ayrılan Filistin resmen ingiliz koruması altına girdi (29 eylül 1923).

• Manda yönetiminde Filistin. Birinci Dünya savaşı sırasında Filistin, gelecekte uluslararası statüye kavuşturulmasını isteyen ve bunun temellerini atan (1916 mayısın-daki Sykes-Picot antlaşmaları) Fransa ile Büyük Britanya'nın göz diktiği bir ülkeydi. Bu sırada Büyük Britanya düşmanı durumundaki Türkler'e karşı arap milliyetçiliğinden yararlanma çabasındaydı ve Mısır'daki yüksek komiseri Henry McMahon aracılığıyla, Mekke'deki kutsal yerlerin koruyucusu olan hicazlı şerif Hüseyin bin Ali ile ilişki kurdu. Müzakereler sonunda Büyük Britanya, Türkler'e karşı bir arap ayaklanmasının gerçekleştirilmesi koşuluyla, batıda Kızıldeniz ve Akdeniz'le sınırlanan ve Yakıridoğu kıyılarının belli bölümüne ilişkin bazı özel haklara sahip bir bağımsız arap devletinin kurulmasını desteklemeyi taahhüt etti. Büyük Britanya 2 kasım 1917'de yeni bir taahhüde girerek siyonist akımın temsilcileriyle "Yahudi halkı için Filistin'de bir ulusal yurt" kurulması konusunda anlaşmaya vardı (Balfour bildirisi).

Paris'te toplanan Barış konferansı, Ocak 1919'da, Suriye'nin, Lübnan'ın, Filistin'in, Irak'ın, arap eyaletlerinden her birinin manda sistemine göre yönetilen birimler haline sokulmasını kararlaştırdı. 1920 nisanında toplanan San Remo konferansı, Filistin üzerindeki mandayı Büyük Britanya'ya verdi. Milletler cemiyeti konseyi de, 24 temmuz 1922'de, karar metninde Balfour bildlrisi'nin de yer aldığı (madde 2) Filistin'in manda haline girişini onayladı. Öte yandan, 25. maddede öngörülmüş düzenlemeler, manda altındaki Filistin'in yüzölçümünün dörtte üçünü meydana getiren Ürdün'ün doğu kesimini (Maverai Ürdün) Balfour bildirisi'nin geçerli kıldığı uygulama alanı dışında bıraktı. Milletler cemiyeti konseyi, 1922 eylülünde, ulusal yahudi yurduna ilişkin maddelerin hepsinden Maverai Ürdün'ü çıkarmayı kesinlikle karara bağladı. Sonunda, 15 mayıs 1923'te şerif Hüseyin bin Ali'nin oğullarından Abdullah'ın yönetiminde Maverai Ürdün emirliğinin "bağımsızlığı" ilan edildi.

1880 ile 1918 arasında Filistin'de yaşayan Yahudiler'in sayısı, siyonist hareketin çabalarıyla, 24 000'den 65 000'e, yani nüfusun yaklaşık % 10'una yükseldi.

Balfour bildirisi ve Filistin'in manda rejimine girişi, Araplar'ın tepkisine yol açtı, nisan 1920 ve mayıs 1921'de Yahudiler'e karşı şiddet gösterileri düzenlendi. Siyonist hareket, 1921'de, bir savunma örgütü olan Hagana'yı kurdu. Bu kaynaşmalar karşısında ingiliz hükümeti, amacının, "Filistin'i bir ulusal yahudi yurdu haline getirmek" değil, "Filistin'de bir ulusal yahudi yurdu yaratmak" olduğunu belirtti; ayrıca Araplar'la birlikte Yahudiler'in de yer alacağı bir Yasama konseyi kurulmasını önerdi ve Filistin'in ekonomik gücünün, yahudi göçünü düzenlemede bir ölçüt olacağını açıkladı (3 haziran 1922'de yayımlanan Beyaz kitap). Ama sözkonusu Konsey, topluluklardan birinin ya da ötekinin önerilerden birine ya da öbürüne yönelttikleri itirazlardan dolayı hiç kurulamadı. Buna karşılık Yahudiler ile Araplar, kendi temsili topluluk kurumlarını oluşturdular. Siyonist hareketin önayak olmasıyla, 1920'de istadrut adlı sendika kuruldu. Manda yönetimi nezdinde bir danışma organı olan Yahudi ajansı oluşturuldu (başında bir yüksek komiser bulunuyordu). Ulusal Filistin hareketi ise, Arap yürütme komitesi (aralık 1920'de Hayfa'da toplanan 3. Filistin kongresi'nden kaynaklanıyordu) ile 1921-22'de kurulan ve müftü Emin el-Hüseyni tarafından yönetilen Filistin Müslüman konseyi çevresinde örgütlendi. Çok geçmeden Filistin Ulusal hareketi iki akıma bölündü: bunların birincisi, Büyük Britanya'ya ve Siyonistlere ödün vermek istemiyor ve Emin el-Hüseyni tarafından yönetiliyordu; ikincisiyse, Ragıp el-Naşaşibi ve ailesinin önderliğindeydi ve ingilizler'le ılımlı ilişkiler kurmuş olduğu gibi Maverai Ürdün emiri Abdullah ile de sıkı ilişkiler içine girmişti.

Yahudiler'in Ağlama duvarı önünde ibadet edebilmelerine ilişkin tartışmalar sonunda 1929'da yeni ayaklanmalar patlak verdi. Bu ayaklanmalar, özellikle Hebron ve Safad'da birçok kişinin ölümüne yol açtı. Londra tarafından belirlenen anket komisyonları, ulusal yahudi yurdu'nun gelişmesini engellemeyi salık verdi (1930 Shaw ve Simpson raporları). Passfield'in Beyaz kitap'mda Londra, yahudi göçüne ve siyonist hareketin toprak satın almasına yeni kısıtlamalar getirdiğini açıkladı. Bu belgenin şiddetli protestolarla karşılanması, ingiliz hükümetinin uygulamaya geçmesini önledi (başbakan Ramsay McDonald'ın Hayyim Weizmann'a mektubu).

1933'ten sonra nazilerden kaçan yahudi göçmenlerin akını Araplar'ın tepkisini büsbütün şiddetlendirdi. Üç yıl içinde 135 000 yahudi Filistin'e gelmişti. 1935'te 1 300 000'lik toplam nüfusun 355 000'i yahudiydi. Araplar nisandan ekime kadar süren (1936) bir genel grev yaptılar. Bu grev, Arap yürütme komitesi'nin yerine geçen ve başlıca siyasal partilerin yöneticilerinden oluşan (Emin ve Cemal el -Hüseyni'nin liderliğindeki Filistin Ulusal arap partisi ve Ragıp el-Naşaşibi'nin kurduğu Ulusal savunma partisi) Arap yüksek komitesi tarafından düzenlendi. Filistin terörizmi gittikçe şiddetlendi ve ancak 1937'de yatıştı. Filistin Ulusal hareketi bu tarihte zayıf düşmüştü; saflarındaki birçok insan hayatını kaybetmişti (binlerce ölü); liderleri sürgün edilmiş (Emin el-Hüseyni) ya da tutuklanmıştı ve Yüksek arap komitesi lağvedilmişti.

Filistin "Büyük Başkaldırı'sı", Filistin'in, Maverai Ürdün'e bağlı bir arap devletiyle ingiliz mandasında kalan bir yahudi devleti arasında, özellikle de Kudüs ve Beytüllahim'i kapsayan bir bölge arasında ayrılmasını önerecek olan Peel komisyonu' nun kurulmasına yol açtı (temmuz 1937). Ama İkinci Dünya savaşı arifesinde arap devletleriyle anlaşmak zorunluğunun ortaya çıkması, ingiliz hükümetini Peel planı'nı bir yana bırakmaya sürükleyecekti (Woodhead komisyonu raporu, 1938). Londra konferansı'nın (1938) başarısızlığından sonra ingiliz hükümeti, 1939 mayısında yeni bir Beyaz kitap yayımladı. Filistin'deki Yahudiler'in sayısı o sırada 430 000'i bulmuştu. Beyaz kitap'ta üç temel önlem öngörülmekteydi: 1. yahudi göçü, beş yıl boyunca, 15 000 kişiyle sınırlandırılacaktı; 2. Filistin topraklarının büyük bir bölümünde toprak satın almak kısıtlanmış ve hatta yasaklanmıştı; 3. on yıl içinde bağımsız bir Filistin devleti kurulacaktı. Beyaz kitap Filistin'e gizli güçler düzenleyen siyonist hareketin muhalefetiyle karşılaştı. Bazı örgütler (irgun, Stern grubu) ingilizler'e karşı terör hareketlerine giriştiler.

ikinci Dünya savaşı sonunda manda yönetimi, Biltmore programının kabulünden (1942) sonra bir yahudi devletinin hemen kurulmasını isteyen siyonist hareketin ve manda rejiminin yerine bağımsız bir Filistin devletinin geçmesini isteyen Araplar'ın baskısıyla karşılaştı. 1945 kasımında bir ingiliz-amerikan ortak komitesinin kurulacağı duyuruldu ve bu komite Filistin'e 100 000 yahudinin hemen kabul edilmeşini önerdi (bu öneri Truman tarafından da desteklendi). Arap birliği'nin önayak olmasıyla da, başında Cemal el-Hüseyni' nin bulunduğu ve Emin el-Hüseyni'nin etkili olduğu bir Yüksek arap komitesi oluşturuldu. Merkezi Kahire'de olan örgüt, yarı askeri gruplar oluşturdu. Önerdikleri planlardan hiçbiri sonuç vermeyen ingilizler, Filistin sorununun çözümünü Birleşmiş milletler'e bırakacaklardı (şubat 1947). Genel kurul. Birleşmiş milletler'de Filistin için özel bir komisyon kurdu (UNSCOP). Bu komisyonun üyelerinin çoğunluğu, Filistin'in arap ve yahudi olmak üzere iki devlete ayrılmasını (bunlar ekonomik bakımdan yine de birbirlerine bağlı olacaktı) ve Kudüs'ün uluslararası statüye sokulmasını önerdi. Bu bölünme planı 29 kasım 1947'de Birleşmiş milletler genel ku-rulu'nca kabul edildi. Ama aynı planın arap devletleri tarafından kabul edilmemesi ve 1948 başlarında siyonistlerle Araplar arasında çıkan çatışmalar, israil devletinin kuruluşunun ilanının (14 mayıs 1948) hemen ardından ilk israil-arap savaşının patlamasına yol açtı. Savaş sona erince, Birleşmiş milletler planınca öngörülen arap devletinin arazisi israil ve Ürdün tarafır.dan ilhak edilmiş bulunmaktaydı; Mısır da Gazze şeridini, ilhak etmeksizin işgal altına almıştı.

EDEBİYAT
Lübnanlı ve Suriyelilerle birlikte filistinli aydınlar da, daha XIX. yy.'ın başında arap edebiyatının gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Halit el-Halidi (1863-1941), ilyas el-Eyyubi (1874-1927), Abdullah Müslih (1878-1947), Selim el-Yakubi (1880-1946), Süleyman el-Faruki (1882-1958), Refik et -Temimi (1889-1956), Selim Kubin (1870 -1951), Yusuf el-isa (1870-1948), Halil Tav-ta (1887-1955), ibrahim Tukan (1905-1941), Abdürrahim Mahmut (1913-1948) ve Fuat Şatara (öl. 1942), sürgünden önceki dönemin en önemli temsilcileri durumundaydılar.

israil'in kuruluşunun ilanına tepkiler de ortaya dökülmekte gecikmeyecekti. Öncülüğü halk şiiri üstlendi. Trajik konum, yalnızlık ve bastırılmış boğuntu temalarını işlemiş olan Fedve Tukan ve Kerim el -Kermi (Ebu Selma) kuşağına, kararlı bir biçimde bağımlı şiire yönelen yeni bir edebiyat cevap veriyordu.

Filistin mücadele edebiyatının yeni temsilcileri çoğu zaman hapishaneden yetişmedirler: örneğin Mahmut Derviş (doğm. 1941), el-Kasım (doğm. 1939), Zeyyat (doğm. 1929), Naşir (1925-1973) vb.

israil'de yaşayan filistinli yazarların ürünleri, 1967 savaşı nın hemen ertesinde arap dünyasında tanınmaya başladı, ilkin Filistin Radyosu (1964'te Şam'da kurulmuştu) tarafından yayımlanan kitapçıklar, özellikle Beyrut'ta ve Şam'da hızla yeniden basıldı.

Yeni kuşağın kadın şairleri arasında De-nanir'i, Kulsum Urabl'yi (doğm. 1936) ve Necva Kavar'ı anmak gerekir. Emil Tuma, Selim Cubran, Muin Hatum, ihsan Abbas (doğm. 1920), Mahmut Desuki, Muhammet el-Kaysi (Sara'nın çiçekleri için vazo, 1979) ve Cemal Kavar (Gecenin dar yollarında aylar, 1979) gibi başlıca oyun, roman ve deneme yazarları öbür arap ülkelerinde yaşamaktadırlar.

Hareketin başını çekenlerin yanı sıra, Hanna Ebu Hanna (Yaranın çağrısı, 1970), Muhammet el-Menesira (Celile'nin üzümleri, 1970), Michel Haddad, Muammer ez -Zubi, Hazin Abbud (doğm. 1924), isam el-Abbasi ve Habib el-Kahveci gibi şairler de yitik yurdu, mültecilerin içinde yaşadığı acı koşulları ve adalet, özgürlük ve aşk tutkularını dile getirme çabasındadırlar.

Mahmut Derviş, baskı ve aşağılama sorunlarına eğilirken bütün zamanların en büyük sürgününü kendinde canlandırır. "Kendi ülkesinde toprak olmak"la yetinmeye hazır duran Fedve Tukan'ın fışıtyş|-na, Semih el-Kasım'ın gizemli bir heyecanla ürperen şiiri cevap verir.

Filistin Demokratik kurtuluş cephesi, ---->>FiLiSTiN Ulusal hareketi.

Filistin İnsanı, Yakındoğu'da Filistin bölgesindeki yataklarda ortaya çıkartılan, Orta Yontmataş döneminden kalma insan fosilleri. Sitlere göre İki halk grubuna ayrılır: Neandertal insanlar ve modern tipte insanlar.

kaynak:2-cilt:11
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ekonomisi, filistin, siyasi, tarihi, yapısı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:17 .