iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:22 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Ülkeler » Çin'i tanıyalım - nasıl bir yer bu çin nasıl hızlı büyüyor

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.12.07, 18:56
Standart Çin'i tanıyalım - nasıl bir yer bu çin nasıl hızlı büyüyor

hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 48.550
Send PM
05.12.07, 18:56


Doğu'dan yükselen Çin (1)

Çin'in 1.3 milyarlık nüfusuna yeterli gelir ve yaşam standardını sağlamak için çeyrek yüzyıl önce başladığı atılım başarılı bir biçimde sürüyor. Ortalama kişi başı ulusal gelir 2 bin doların üzerine çıktı
02/12/2007 (1727 kişi okudu)
UĞUR GÜRSES (Arşivi)

BAŞLARKEN
Çin malları, uluslararası alanda birçok ülkede rekabeti zorlayan bir 'rakip' olarak kabul ediliyor. Bu algılama en yüksek noktasında iken, son altı aylık dönemde, bazı ülkelerde de Çin'den ihraç edilen malların sağlık ve kalite standartlarının uzağında olduğu iddiaları ortaya çıktı.
Ancak, Çinli yöneticiler, ABD'de derinleşen kredi krizinin bir ekonomik yavaşlamaya dönüşmesi riskinin ve dolayısıyla nihai olarak Çin'in ihracat olanaklarının azalmasına ilişkin olasılığın farkındalar.
Bu gelişmelerin sıcak olduğu bir ortamda, eylül ayının ikinci yarısında, Çin Halk Cumhuriyeti'nin davetlisi olarak bir grup gazeteci ile Çin'e gittik. Başkent Pekin'den, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nin merkezi olan Urumçi'ye, yine aynı bölgede olan ipek yolunun önemli bir kavşağı ve Türk dilinin önemli yazılı eserlerinin yazıldığı Kaşgar'a, Güney Asya'nın en önemli ticaret ve finans merkezi olan Şanghay'a kadar uzanan bir gezi oldu. Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri ile hem Çin, hem de Çin-Türkiye ilişkilerini konuşma fırsatımız oldu.


Çin, ya da resmi adıyla Çin Halk Cumhuriyeti hakkında hepimiz bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısı o kadar geniş ki; tarihsel ve kültürel olgulardan siyasal rejimine, günlük yaşamımıza giren mallara kadar yayılan geniş bir yelpazede fikrimiz var. İster siyasetle, isterse bizim gibi ekonomi ile ilgili olanlar açısından ilginç gelişmelerin yaşandığı bir ülke Çin. Neredeyse, çeyrek yüzyılı aşan bir süredir 'açık kapı' ve 'sürekli reform' ilkesiyle sürdürülen politikalar nedeniyle olsa gerek, 1980'li yılların sonunda Avrupa'da tüm 'sosyalist' ülkelerde yaşanan çözülme burada yaşanmadı. Tek bir istisnası vardı; 1989'daki Tiananmen Meydanı'ndaki olaylar.
Çoğumuzun, ajans, gazete, internet ya da televizyon haberlerinde izlediği, kâğıt üstünde istatistiksel gelişmeleri üzerine yorum yaptığı 'uzak bir ülke' olan Çin, ayak bastıktan sonra 'etkileyici bir ülke' haline dönüşüveriyor!
Şimdi aynı Tiananmen Meydanı, Çin'de üretimi yapılan ve sokaklarını dolduran Audi otomobillerin trafik sıkışıklığına neden olduğu bir alan! Çin'in dünya otomobil üretiminde ABD'nin ardından ikinci sıraya yükseldiğini istatistiklerden biliyorduk da, bunu o tarihsel Tiananmen Meydanı'nda 'idrak etmekte' de bir başka tuhaflık vardı! Bize anlatılan; sokakları bisikletlerle işlerine gidip gelen insanların doldurduklarıydı. Gördüğümüz ise bisikletlerin yerini son model araçların aldığıydı.
Çin, 1.3 milyar nüfusuna karşılık 2006 sonu itibariyle kişi başı 2 bin 34 dolarlık bir ulusal gelire ulaşmayı başaran bir ülke. 1978'den itibaren dışa açılan ve kendi tanımları ile 'Çin'e özgü sosyalizm' ya da 'sosyalist piyasa ekonomisi', bize kalırsa 'kapitalizmin işleyiş kurallarıyla' yola devam eden Çin, yoksulluğu da azaltmış durumda. Reformlarla hayat bulan yeni ekonomik ortam, 'ekonomi alanında esasını kamu mülkiyetinin oluşturduğu, birçok mülkiyet sisteminin ortaklaşa geliştiği temel ekonomik sistemi kararlılıkla uygulayarak, farklı mülkiyet yapılarının eşit rekabet içinde ortaklaşa geliştiği bir yeni düzen oluşturuldu' diye açıklanıyor.
Rejimin adı bir tarafa, kapalı sistemi açarak yoksulluğu azaltma politikasındaki başarının stratejisti ve mimarı 1978'de iktidara gelen ikinci kuşaktan parti lideri olan Deng Şiaoping. Başkan Şiaoping, 1984 yılında yaptığı 'Çin'e özgü sosyalizmin kuruluşu' başlıklı meşhur konuşmasında şunları söylüyordu: "Modernizasyon programımızın en düşük hedefi, göreceli olarak konforlu bir yaşam standardını bu yüzyılın sonunda sağlamaktır. Bunu ilk kez 1979'da eski (Japon) Başbakanı Masayoşi Ohira'ya söyledim. Görece konforlu bir yaşam standardından kastımız; ulusal gelirin kişi başı 800 dolar olmasıdır. Bu seviye sizin için düşük bir seviyedir. Fakat bizim için tutkulu bir hedeftir."
Deng Şiaoping, o dönemde, 'Her planlı ekonomi sosyalizm değildir. Her piyasa ekonomisi de kapitalizm değildir' biçiminde 'balans sağlayan' bir açıklama da yapmıştı.

Yoksulluk azaldı
Dünya Bankası'nın sayılarına göre, 2001 itibariyle 1990 yılına göre yoksulluk yarı yarıya azaltılmış durumda. 1990'lı yılların başında toplam nüfusun yüzde 20'si yoksulluk sınırının altında yaşarken, 2001 yılı verilerine göre bu oran yüzde 10'un biraz altına düşmüş. Aradan geçen altı yılda, bu oranın daha da iyileştiği çok açık.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan nüfusun toplam nüfusa oranı 1980'de yüzde 50 seviyesindeyken, Çinli liderler bir karar verdiler; bu da özel mülkiyete dayalı piyasa ekonomisi ve dışa açılmanın ilk adımları oldu. 1978-1992 arasında kamu işletmelerinin modernleştirilmesi ve verimli çalışmalarının sağlanması, 1992'den sonra da, dış sermayeye açılma ve ihracatın teşviki gibi adımlar atıldı.
Son 10 yılda Çin'e giren yıllık doğrudan yabancı yatırımı miktarı 40-70 milyar dolar arasında seyretti. Yine son 10 yılda Çin'in ekonomik büyümesi yüzde 7'nin altına düşmedi. 2006 sayılarıyla, Çin, yıllık toplam ulusal gelirde 2.6 milyar dolarla dünyanın 4. büyük ülkesi. Önümüzdeki dönemde Almanya'yı geçerek 3. büyük haline gelmesi sürpriz olmayacak.
Çin ekonomisinin çeşitli avantajları nedeniyle, yatırımcılar açısından çok çekici hale gelmesi, bu ülkeyi önemli bir üretim merkezi haline getirirken; aynı zamanda enerji ve hammadde piyasasında da fiyatları belirleyen ve etkileyen bir merkez de yaptı.
Son 10 yılda enflasyon oranı yüzde 1-3 arasında seyreden Çin, 2007 yılında yüksek enflasyonla tanıştı. Özellikle gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyon artışı, yıllık oranı yüzde 6.5'e çekti. Çin Merkez Bankası da, enflasyonu aşağı çekmek için faizleri yükseltti. Bu politikada da kararlı olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Özellikle son 5 yılda, Çin'den ithal edilen ucuz mallar sayesinde iç pazarlarında görece düşük bir enflasyon yaşayan Batılı ülkeler, şimdi Çin'deki enflasyon artışı ile bu dönemi de kapamış görünüyorlar. Çin'de ekonomik büyümenin ana motoru ihracat. Özel kesim tüketiminin oranı gelişmiş Batılı ülkelere göre çok düşük; yüzde 47 seviyesinde. Ekonomide sürdürülebilir büyüme için bu oranın artırılmasına çalışılıyor. Şimdi, enflasyon artışı ile buna bir süre ara vermeleri kaçınılmaz olacak.

Sırada demokrasi var
Beş yıl aradan sonra, 15 Ekim tarihinde 17. Kongresi toplanan Çin Komünist Partisi'nin Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı olan Hu Jintao, Deng Şiaoping gibi yeni bir kavramdan bahsetti: 'Çin'e özgü demokrasi'. Konuşma metninde tam 60 kez yer alan bu kavram, önümüzdeki dönemde Çin'e damgasını vuracak bizce.
'Sürekli reform' şiarının bir parçası olarak siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamda gerçekleştirilen reformlara şimdi 'demokrasi' de eklenmiş oldu.
1980'li yılların sonunda Rusya'daki 'Glasnost'la başlayan serbestleşme ve demokrasiye geçiş, Çin'de Tiananmen Meydanı'na şöyle bir uğramıştı. Ekonomideki müthiş açılım, siyasette olamamıştı. Demokrasi ve insan hakları konuları Çin'e yöneltilen eleştirilerin başında geliyor.
15 Ekim tarihinde toplanan 17. ÇKP Kongresi'nde 'bir şeylerin değişeceği' beklentisi egemendi. Başkan Hu Jintao, 'Çin, demokrasi kurumlarını iyileştirmek, demokrasi kanallarını genişletmek ve biçimlerini çeşitlemek; demokratik seçim, karar alma ve yönetim, insanların katılım, dinleme ve görme, bilgi alma haklarını yasalarla garanti altına alma gibi alanları iyileştirmek zorundadır' diye konuştu. Bunlar için hedeflenen 'zımni' zamanlama ise 2020 yılı.

* * * * *
Çin'in dış ticaret hacmi 2.5 trilyon dolar
Çin'in ihracatı 2006 sonu itibariyle 975 milyar dolara, ithalatı da 777 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu hız devam ederse, 2008 yılında ihracatın 1.5 trilyon dolara, ithalatın 1 trilyon dolara, toplam dış ticaret hacminin de 2.5 trilyon dolar olması bekleniyor.
Çin'in ihracattaki en büyük partnerleri; yüzde 21 ABD, yüzde 18 AB, yüzde 17 Hong Kong, yüzde 7 ASEAN ülkeleri (Filipinler, Malezya, Tayland, Endonezya, Singapur), yüzde 4 Güney Kore.
İthalattaki en büyük partnerlerin sıralaması ise şöyle; yüzde 17 Japonya, yüzde 12 AB, yüzde 11 ASEAN ülkeleri, yüzde 11 Güney Kore, yüzde 8 ABD, yüzde 2 Rusya.
Çin sağladığı dış ticaret fazlası ile ülke döviz rezervlerini de 1.3 trilyon dolar seviyesine çıkarmayı başardı.
Çin ekonomisinin sektörlere göre dağılımı şöyle; tarım yüzde 13, sanayi yüzde 47, hizmetler yüzde 40.

YARIN: Türkiye ile ekonomik ilişkiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 05.12.07, 18:57
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.550
Ettiği Teşekkür: 6.513
7.632 tane iletisine 10.798 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: çin'i tanıyalım nasıl bir yer bu çin nasıl hızlı büyüyor

Doğu'dan yükselen Çin (2)

Çinli şair Wang Bo'nun bu dizesi, dış ticaret kanalıyla hayata geçiyor. Çinliler ticaretteki dengesizliği gidermek için Türk tarafının da çaba göstermesi gerektiğini vurguluyorlar. 'Çin mallarının karalanması ticaret için engel oluşturulması demektir' diyorlar
03/12/2007 (800 kişi okudu)
UĞUR GÜRSES (Arşivi)
Çin Dışişleri Bakanlığı'nda, Çin Halk Cumhuriyeti'nin eski Ankara Büyükelçisi ve şimdi Batı Asya ve Kuzey Afrika Genel Müdürü olan Song Aiguo ile görüşüyoruz. Song Aiguo, mükemmel Türkçesi ile bize hitap ediyor. Görüşme yaptığımız salonun duvarında, Çinli şair Wang Bo'nun bir dizesi büyük puntolarla yer alıyor; 'Dünya dostluğu, uzak ufuklarda olanları yakın komşu kılar'! Genel Müdür Aiguo, "Çin'deki etnik gruplar arasındaki eşitlik ve birlik politikalarını göreceksiniz" diyor. Kastedilen, Sincan ve Uygur Özerk Bölgesi tabii ki.
Daha sonra Ticaret Bakanlığı'na gidiyoruz. Burada, Asya Genel Müdürü Lü Kejian iki ülke ilişkilerine ilişkin detaylı bilgi veriyor.
Çin-Türkiye ticaret ilişkisinde denge Çin lehine. 2002 yılından itibaren artan ticarette, hacim toplam 10 milyar doları aştı. Beş yılda, Çin'in ihracatı 6 kat artışla 9.5 milyar dolara ulaşırken, Türkiye'nin ihracatı 2 kat artışla 685 milyon dolar seviyesinde. Çin tarafının Beijing'deki görüşmelerimizde sürekli olarak tekrarladıkları konulardan biri de bu ticaret fazlası konusuydu. Özetle, 'Çin tarafı, ticaretin dengeli olması için çaba gösteriyoruz' diyorlar. Zaten bu konuda Çin tarafının önerileri olmuş. Ağustos ayında Çin Ticaret Bakan Yardımcısı'nın Türkiye'ye yaptığı ziyarette, 'ortak pazar' niteliğindeki şu öneriler yapılmış; 1. Teşvik önlemleri ile daha fazla Türk malının ihracının sağlanması; 2. Müteahhitlik hizmeti alanında işbirliğinin geliştirilmesi; 3. Karşılıklı yatırımların teşviki, özellikle Çin şirketlerinin Türkiye'nin gümrük birliği üyesi olması nedeniyle beyaz eşya ve motosiklet üretimi, mermer ocaklarının geliştirilmesi ve işletilmesini yapabilecekleri; 4. Turizm ve kültür alanında işbirliğinin geliştirilmesi; 5. Bilim ve teknoloji alanında işbirliğinin geliştirilmesi; bilgi teknolojisi ve tarım alanında Çin'in avantajları var, karşılıklı personel değişimi ile işbirliği yapılabilir.
Genel Müdür Kejian, "Ticaret dengesizliğini gidermek için, Türkiye'den yapılacak ithalatı teşvik ediyoruz" diyor. Sadece bunun için, Türkiye'ye üç ayrı heyetin gittiğini, 590 milyon dolarlık sipariş verilerek geri dönüldüğünü anlatıyor. Örneğin, fındık gibi ürünlerin gümrüklerinin
azaltıldığı, Türk Fındık Merkezi'nin kurulması için destek verildiği de belirtiliyor.


'Her ülkenin avantajları farklıdır'
Kejian, "Her ülkenin sahip olduğu avantajlar farklıdır. Bu yüzden, ticaret açığı kaçınılmazdır. Ticaretteki dengesizliği gidermek için Türk tarafının da çaba göstermesi gerekir. Ticaret fuarlarına katılım gibi konulara önem verilmelidir" diyor. Diğer taraftan, Türkiye'nin Şanghay ve Beijing'de ticaret ofisi açacağı bilgisi de veriliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Çin hükümetinin sadece ihracat peşinde koşmadığını, bunun karşılıklı olmasını istediklerini söylerken, oluşan ticaret dengesizliğinin serbest piyasa koşullarında, arz-talep koşullarının sonucu olarak oluştuğunu özellikle vurguladılar!
Çinli yetkililer, yatırım dengesizliğini gidermek için de çaba gösterdiklerini, Çinli şirketlerin yatırım yapmasını teşvik edeceklerini belirtiyorlar. Özellikle otomobil üretme arzusunu dile getiriyorlar.
Haziran ayında, Çin Ticaret Bakanı'nın ziyareti sırasında, Türkiye tarafı Çinli firmaların Türkiye'de yatırım yapması biçimindeki arzusu dile getirildi. Temmuz ayında Çin Ticaret Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyet gelerek, Türkiye'de yatırım ortamına ilişkin bir çalışma hazırladı. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, Türkiye'de işçilik ücretleri pahalı çıktı. Çinli yetkililer, "Ancak biz, güçlü Çinli firmaları teşvik edeceğiz" diyorlar.
Çin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri '70 bin Çinli turist Türkiye'ye gidecek' biçimindeki beklentilerini yansıtırken, Ticaret Bakanlığı yetkilileri, 2006 yılında Çin'den Türkiye'ye giden turist sayısını 44 bin, Türkiye'den Çin'e giden turist sayısını 63 bin olarak verdiler. Aynı yetkililer, Türk tarafından da vize kolaylıkları sağlamasını beklediklerini söylediler. Şanghay'da karşılaştığımız Türk işadamları ise Şanghay'daki konsolosluktaki vize yoğunluğuna değinerek, kadro yetersizliğine işaret ediyorlardı.
Türk Hava Yolları'nın her gün Çin'e düzenlediği seferlere (İstanbul-Beijing-Şanghay) karşın, ihtiyaç karşılanamıyor. Hem turizm, hem de ticaret bakımından farklı kentlere uçuşların olması gerektiği önerilirken, Çin Dışişleri Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika Genel Müdürü Song Aiguo, Çinli bir havayolu şirketinin Urumçi-İstanbul uçuşu için başvurusu olduğunu belirtiyor. Konuştuğumuz Türk Hava Yolları yetkilileri ise Çin'e yapılan uçuşların, China Air ile ortak uçuş olması nedeniyle, bu havayolu şirketi üzerinden Çin içindeki diğer kentlere uçuş için bağlantı sağlandığını, THY'nin Çin'de herhangi yeni bir hat planı olmadığını anlattılar. Öte yandan, artan talep karşısında, Air China'nın Mart 2008'den itibaren ayrı olarak günlük uçuşa başlayacağı açıklandı.
Çin'de toplam 10 saate yakın iç hat uçuşu yaptık. Yaptığımız bu uçuşlarda, havayolu şirketlerinin oldukça modern ve yeni uçaklarla uçtuklarına tanık olduk. Havaalanlarındaki işletme ve güvenlik hizmetleri ile uçuşlardaki kabin hizmetinin Batılı ölçülerde olduğunu söyleyebiliriz.

Mal kalitesi ve gıda güvenliği
Çin Ticaret Bakanlığı yetkililerinin özel önem verdikleri konulardan biri de, mal kalitesi ve gıda güvenliği konusuydu.
Özellikle son üç aylık dönemde giderek tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yoğun bir biçimde tartışılan konulardan biri, Çin'den ithal
edilen ürünlerin kalitesi ve sağlık açısından yarattığı risklerdi.
Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Çin hükümetinin bu konuya çok önem verdiğini, önlemler alındığını vurguluyorlar. Çin ihraç mallarının yüzde 60'ının yabancı sermayeli şirketler tarafından üretildiğini vurgulayan yetkililer, bu ürünlerin sipariş üzerine üretildiğini söylüyorlar. Hükümetin kalite ve güvenliğe önem verdiğini, ancak hiçbir yerde hükümetlerin ürünlerin hatasız olmasını engelleyemediğini anımsatıyorlar. Çin hükümetinin, ihraç edilen malların kalite ve güvenlikte binde birlik bir hataya bile tahammülü olmadığını söylüyorlar. Bu konuda, Başbakan Yardımcısı seviyesinde bir komite kurulduğu ve çeşitli önlemler alındığı, hem üretimde, hem de ihraç aşamasında kontrol mekanizması kurulduğu anlatılıyor. Japon hükümeti tarafından kurulan yeni bir ihraç kontrol sisteminde, Çin'den Japonya'ya gelen ürünlerin yüzde 99.42 oranında iyi bulunduğu anlatılıyor.
'Çin mallarının karalanması, ticaret için engel oluşturulması demektir' deniliyor.
Çinli otoritelerin bu konuda göstermelik davranmadıklarının iyi bir örneği, gazetelerde yer alan haberler. 21 Eylül tarihinde China Daily gazetesinde yer alan habere göre, meyve ihracatında ürün tescili yapılmayan malların 1 Kasım tarihinden itibaren ihracattan men edileceği bildiriliyordu. Yine aynı gazetenin 25 Eylül tarihli sayısında ise yasaklanan zehirli ilaçları tarımsal ürünlerde kullanan 10 kişinin tutuklandığı, 100 firmanın da kapatıldığı bildiriliyordu.
Özetle; Çinliler, küresel alanda olduğu kadar, Türkiye ölçeğinde de 'tehdit' olarak algılanmak yerine, 'işbirliğini geliştirmek isteyen, bunun için çaba harcayan partner' algısını yaratmak istiyor.

YARIN: Olimpiyatlar ve günlük yaşam
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 05.12.07, 18:57
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.550
Ettiği Teşekkür: 6.513
7.632 tane iletisine 10.798 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: çin'i tanıyalım nasıl bir yer bu çin nasıl hızlı büyüyor

Doğu'dan yükselen Çin (3)

Çin'de büyük kentlerdeki nüfus ekonomik büyümeyle beraber hızla artıyor. Beijing 13 milyonu, Şanghay da 17 milyonu geçti. Bu metropollerdeki nüfus yoğunlaşması toplumsal sorunları büyüterek derinleştiriyor. Sorunlara çözüm talebi yükseliyor
04/12/2007 (851 kişi okudu)
UĞUR GÜRSES (Arşivi)
Beijing'de merkezi bir semtte dolaşırken, bir alışveriş merkezi önündeki hareketlilik dikkatimizi çekti. Büyük bir alışveriş merkezi insanlarla dolup taşıyordu. İlginç olanı, binanın önünde bir büst yer alıyor, bunun önünde de Çinliler ailecek fotoğraf çektiriyorlardı. Peki kimin büstüydü bu? Öğrendiğimize göre, Çin Komünist Partisi'nin eski ve etkili isimlerinden Çen Yun'a aitti. Çin'de (Kaşgar dışında) tek bir parti liderinin heykeline rastlamamışken, bu istisna neydi ve insanlar neden fotoğraf çektiriyorlardı? Hikâyenin özü şöyle: 1931-87 yılları
arasında merkez komite üyesi olan ve 'Ölümsüz Sekizler' olarak anılan parti liderlerinden biri olan Çen Yun'un, 1990'lı yıllarda iktidarda olan Deng Şiaoping'in uygulamaya soktuğu 'açık kapı politikasına' ve piyasa ekonomisine geçişin asıl mimarı olduğu düşünülüyor. Yun'un, parti içinde bu konularda hazırlıkları yaptığı, alt yapısını oluşturduğu anlatılıyor. Bazı kaynaklarda, Yun'un, piyasa işleyişine geçmeyi, kaynakların merkezi olarak tahsisi ve fiyatlanması yerine, arz ve talebe göre, bireysel girişim ve işletme mantığına göre olmasını çok önceden savunduğu da yazılı. Çin Komünist Partisi'nde uzun süre ekonomik işlerle birincil derecede görevli olan Yun'un, 1950'lerde geliştirdiği ve 'Kuş Kafesi' adını verdiği yaklaşımının hayata geçirildiği belirtiliyor: 'Kafesin büyüklüğü önemli değil. Fakat kuş bunun içinde istediği kadar serbestçe uçabilir'.
Beijing'de yapımı hızla devam eden ve 2008 Olimpiyatları'na hazırlanan 'kuş yuvası' biçimli Ulusal Stadyum acaba bu ekonomik yaklaşımın bugünkü uyarlaması olmasın sakın?!


Çin olimpiyatlara hazırlanıyor
2008 Olimpiyat Oyunları Çin'de düzenleniyor. Bu yüzden, belli başlı kentlerin her yerinde Olimpiyat hazırlıklarının hızla devam ettiğine tanık olduk. Öyle ki, başkent Beijing'de hem Mao Zedong'un mozolesi, hem de tarihi Yasak Şehir'deki bazı bölümler kapatılarak yoğun bir onarım al-
tına alınmış. Olimpiyat oyunları sırasında en büyük sorunun trafik sıkışıklığı olacağı şimdiden belli. Beijing 13 milyon, Şanghay da 17 milyonluk bir kent. Beijing'deki metro ve raylı sistemin uzunluğu 114 km. Yani İstanbul'un üç katı. Şanghay ise kent yönetimi ve kent planlaması açısından göz kamaştırıcı olsa da, trafik sorununun olimpiyatlar sırasında nasıl yoluna sokulacağı merak ediliyor.

Sosyal talepler artıyor
Çinliler günlük yaşamda en çok nelerden şikâyet ediyor? Kültür Devrimi sırasında günlük yaşamdaki sıkıntılardan söz ettiklerinde bile kovuşturmaya uğruyorlarmış. Şimdi, artık daha rahatlar. Yasalar değişmese de, uygulamada 'esnek davranılmaya' başlanmış.

Konut fiyatları pahalı
Çin atasözü: "İyi bir evin olursa, daha rahat çalışır ve yaşarsın." Konuştuğumuz Çinliler, bu atasözünü anımsatıyorlar. Beijing ve Şanghay gibi büyük metropollerde ev sahibi olmak çok pahalı. Çin Komünist Partisi'nin yetkililerinin son dönemde yaptıkları açıklamalar da, bu sorunun farkında olduklarını ve bu konuda çözüm için adım atacaklarının işaretini veriyor. Birkaç gün önce çıkarılan yasayla kamu ve özel mülkiyet sahipliği arasındaki farklılıklar kaldırıldı.

Sağlık sigortası yetersiz
Çin de sosyal güvenlik konusunda sorunları olan bir ülke. Sağlık güvencesi ise henüz tam olarak sağlanmış değil. 2003 sayılarına göre, kırsal nüfusun yüzde 79'u, kentsel nüfusun da yüzde 45'i sağlık sigortasına sahip değil. Devlette çalışanlar görece daha iyi durumda. Bu konuda, reform talepleri var.

Eğitim pahalı
Çin'de üniversite eğitimi paralı. Üniversite sınavı var. Yoksul öğrenciler kredi kullanarak okuyabiliyorlar. Öğretmen yetiştiren okullar ücretsiz. Üniversitede okumanın yıllık maliyeti 10 bin yuan. Yani 1350 dolar.
Nitekim, 15 Ekim tarihindeki 17. ÇKP Kongresi'nde konuşan Genel Sekreter ve Devlet Başkanı Hu Jintao, Çin'in 2020 yılına ilişkin gelişme hedeflerini sıralayarak, kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılanın, 2000 yılındakinin dört katına çıkarılacağını, bütün vatandaşları kapsayan sosyal güvenlik sisteminin kurulacağını, mutlak yoksulluğun tümüyle giderileceğini, herkese temel sağlık hizmeti sağlanacağını, enerji ve kaynak tasarrufu, çevre korumaya dayalı sektör yapısıyla büyüme ve tüketim modellerinin ilk aşamasının oluşturulacağını vurguladı.

Çevre kirliliği artıyor
Çin'in sanayileşmesi ve ekonomik etkinliğin artması şunu da getirmiş, çevre kirlenmesi. Çevre kirlenmesi, sıradan Çinli yurttaşların gündelik yaşamlarının önde gelen şikâyetleri arasına girmiş. Birleşmiş Milletler raporlarında karbon emisyonu sıralamasında Çin ABD'den sonra ikinci sırada yer alıyor.
Şanghay hem olimpiyatlara hem de Expo 2010'a hazırlanıyor
Şanghay, Çin'in en büyük kenti. Ülkenin doğusunda, Yangtze Nehri'nin deltası üzerinde kurulu. Çin'in en gelişmiş bölgesi olduğu açık fark ara ile belli. Aslında, şehircilik açısından bizim belediyecilerimize örnek olacak bir örgütlenmesi var. Beijing 2008 Olimpiyatları'na hazırlanırken, Şanghay da 2010 Expo'ya hazırlanıyor. Şanghay, ilginç bir kent. Birincisi, büyüklüğü ile Çin'in eyalet derecesinde statüsü olan bir belediyesi var.
İkincisi, en yoğun yükleme limanlarından biri. Şanghay'da 1990'lı yıllarda planlanan ve yeni geliştirilen bir bölge var. Adı Pudong Bölgesi. Burası, yükselen Çin ekonomisinin yeni sembolü. Burada yükselen Oryantal İnci Kulesi ve henüz inşaatı süren 492 metre boyuyla dünyanın en yüksek ikinci gökdeleni sıfatını alacak olan Şanghay Dünya Finans Merkezi ile Şanghay kent merkezini Pudong Havalimanı'na bağlayan Maglev treni, Şanghay'ın yeni simgeleri olmuş bile çoktan.

Maglev treni
İstanbul'a dönüşte, havalimanının yolunu tutmak için Çinli ev sahiplerimiz Maglev trenini seçmişlerdi. Maglev, 'magnetic levitation', yani manyetik kaldırma ile hareket eden bir tren. 30 kilometrelik yolu yedi dakika kadar kısa bir sürede aldık. Yani ortalama 245 kilometre/saat hızla gittik. Seyrederken, en yüksek de 300 kilometre/saat hıza ulaştık. Şanghay'daki maglev treninin, yapılan denemelerde ulaştığı en yüksek hız 501 kilometre/saat olmuş. Maglev treni, klasik tren raylarını kullanmıyor. Daha doğrusu, klasik trenle hiçbir ortak tarafı yok. İşleyişi şöyle: tren yolu boyunca manyetik bobinler sıralı. Bu manyetik bobinlerde etkileşim sonucu manyetik yastık oluşuyor, bu da treni kabaca 10-15 cm. havaya kaldırıyor. Trendeki mıknatıslar, tren yolu boyunca sıralı bobinlerin yarattığı itme ve çekme gücünün etkisiyle treni hareket ettiriyor.

'Burası Pekin radyosu'
Çin gezimiz sırasında, Çin Uluslararası Radyosu'nu ziyaret etme fırsatımız oldu. Çin Uluslararası Radyosu'nun Türkçe yayınları 21 Ekim tarihinde 50. yıldönümünü kutladı. 40 yaş üstündekiler, kısa dalgaya ayarlı radyolarda, hışırtılı bir sesle 'Burası Pekin Radyosu' biçimdeki anonsları anımsayacaklardır.

YARIN: Uygurlar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 05.12.07, 18:58
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.550
Ettiği Teşekkür: 6.513
7.632 tane iletisine 10.798 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: çin'i tanıyalım nasıl bir yer bu çin nasıl hızlı büyüyor

Çin'in en yoksul kesimi Sincan-Uygur bölgesi

Çin'in coğrafi olarak batısı, ekonomik olarak 'doğusu' olan Sincan-Uygur bölgesi, gelişmişlikte Çin ortalamasının altında yer alıyor
05/12/2007 (1557 kişi okudu)
UĞUR GÜRSES (Arşivi)
Çin'de 23 idari bölge ve beş etnik özerklik bölgesi var. İki ayrı da özel yönetim bölgesi var: Biri Hong Kong, diğeri Macao. Çin'de 55 etnik azınlık grubu yaşıyor. Toplam nüfusun yüzde 9.4'ünü oluşturuyorlar. 18 Etnik grubun nüfusu 1 milyonun üzerinde. Nüfusça en büyük olanlarından biri de Uygurlar.
1955 yılında özerklik verilen Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde, 20 milyon kişi yaşıyor. Bu bölgedeki etnik grupların sayısı 47. En büyük etnik grup 10 milyona yakın nüfusla Uygurlar. Bu bölgenin merkezi olan Urumçi'de nüfus yapısı yarı yarıya Uygurlardan oluşuyor.
Sincan-Uygur Özerk Bölgesi gelir bakımından Çin'in en az gelişmiş bölgelerinden biri olarak göze çarpıyor. En gelişmiş bölge olan Şanghay'da, kişi başı ulusal gelir kentsel alanda 2 bin 700 dolar, kırsal alanda ise 1240 dolar. Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde kişi başı ulusal gelirin Şanghay'ın kırsal alanının bile altında olduğu sanılıyor.

İpek Yolu kavşağı Kaşgar
Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde, Çin'in en batısı diyebileceğimiz bir kente de gidiyoruz: Kaşgar'a. İpek Yolu'nun önemli bir kavşak noktası olan, Türk dilinin de önemli yazılı eserlerinden olan 'Divan-ı Lügat-it Türk' ve 'Kutadgu Bilig'in yazarlarının mezarları bu kentte: Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacip'in. Bu seyahatte birlikte olduğumuz gazetecilerin ortak görüşü, Kaşgarlı Mahmut'un kent dışında bulunan mezar mekânının çok bakımsız olduğuydu. Kent merkezinde yer alan Yusuf Has Hacip'in mezarı görece daha iyi durumda ve bakımlıydı.
Taklamakan Çölü'nün batısında, Tanrı Dağı'nın eteğinde olan Kaşgar, yüzyıllarca bölge ticaretinin önemli bir kavşak noktası olmuş. Kaşgar'ın pazar günleri kurulan çarşısında dolaşıyoruz. Baş döndürücü bir pazar; ne ararsanız var. Hareket ve etnik çeşitlilik de tabii. İstisnasız herkesle Türkçe konuşarak iletişim kuruyoruz, alışverişte pazarlık yapıyoruz. Buna onlar da, bizi davet eden Çinli yetkililer de şaşırıyorlar! Resmi sıfatı olan Uygurlar, Çinli yetkililerin yanında bizlerle Türkçe konuşmaktan kaçınıyor, Çince konuşuyorlar. Yerel yöneticiler bile (bizleri çok iyi anladıkları halde), Çince konuşmayı tercih ediyorlar.
Doğu pazarlarına özgü olan her şey var burada. Nihayetinde de pazarlık var tabii ki. Pazarlık yapmak, bir sanat burada. Her alışverişin belki de en keyifli noktası bu; satıcı alıcıyı, alıcı da satıcıyı incitmeden, malı kötülemeden, Doğu'ya özgü 'insan tartısında' karşı tarafı çözmeye çalışarak pazarlık yapılıyor burada.
Kaşgar'ın kent merkezinin dışında olan Kaşgarlı Mahmut'un mezarını ziyaret ettikten sonra, aracımızı beklerken, yollardaki direklere yerleştirilmiş hoparlörlerden 'şokolat gız' reklam cıngılını dinliyoruz. Bunun, Ülker'in Alpella markasına ait bir reklam cıngılı olduğunu anlıyoruz. Daha sonraki günlerde, 1200 km. doğuda Turfan bölgesindeki gezi alanında Uygur çocuklar soruyorlar bize, 'Ülker Alpella getirdin mi?', şaşırma sırası bizde!

- BİTTİ -


Radikal-çevrimiçi /

Konu hayati tarafından (05.12.07 saat 19:00 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
cini taniyalim nasil

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz