Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Eğitim Fakültesi > Yabancı Diller Eğitimi Bölümü > Yabancı Diller > Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

Yabancı Diller hakkinda Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]"Beyin Temelli Öğretim Modeli" 12 ilkesiyle eğitim ve öğretim dünyasında yerini almıştır: beyin pek çok işlevi aynı anda yapar, öğrenme fizyolojik bir olaydır, anlam arayışı içseldir, beyin kalıpları algılamaya planlanmıştır,

Yabancı Diller Yabancı dil ders notlarınızı, püf noktaları, sorularınız ve sorunlarınız için...

Like Tree5Likes
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By bobmarley

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.05.09, 12:45
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

[coverattach=1]"Beyin Temelli Öğretim Modeli" 12 ilkesiyle eğitim ve öğretim dünyasında yerini almıştır: beyin pek çok işlevi aynı anda yapar, öğrenme fizyolojik bir olaydır, anlam arayışı içseldir, beyin kalıpları algılamaya planlanmıştır, duygu ve biliş birbirinden ayrlmaz, beyin parça ve bütünü aynı zamanda algıar, öğrenme hem odaklanmış hem de çevresel algılamayı gerektirir, öğrenme bilinç ve bilinçdışı süreçleri kapsar, en az iki tür hafıza vardır, olgu ve beceriler doğal hafızada yapılandırıldığında en iyi anlama meydana gelir, öğrenme zihni zorlayan etkinliklerle artar, tehditle engellenir ve her beyin eşsizdir. "Beyin Temelli Öğretim", bilgi edinimi ve hatırlanmasını en üst düzeye çıkarma iddiası ile çıkış yapma¬sına rağmen diğer yaklaşım ve kuramlarla olan benzerliği bu modelin özgünlüğü konusunda soru işaretleri yaratmıştır. Özgünlük sorununun yanı sıra Nörobilim alanındaki çalışmaların eğitim dünyasında nasıl kullanılması gerektiği de tartışmalar arasındadır. Özellikle öğretmenlerin alan çalışmalarını yeterince izlememesi ve modelin kullanımını tam olarak algılamamaları bir başka sakınca olarak belirtilmektedir. "Beyin Temelli Öğretim" zenginleştirilmiş öğretim ortamlarının kullanıldığı, öğrencilerin tehditten uzak, içsel güdülenmelerinin desteklendiği geliştirici bir rehberlik olarak kullanılabilir.

A CRITICAL APPROACH TO BRAIN-BASED TEACHING
Brain based teaching model takes its place in the world of education with its twelve underlying principles: the brain is a parallel processor, learning and physiology have a mutual interaction, the search for meaning is innate, the brain perceives and creates patterns, emotions and cognition are inseparable, the brain simultaneously perceives parts and wholes, learning involves both focused attention and peripheral perception, learning involves conscious and unconscious processes, the brain has at least two types of memory, the brain understands and remembers best when facts and skills are embedded in natural spatial memory, learning is enhanced by challenge and inhibited by threat, each brain is unique. Although a brain based teaching model has claimed to raise information acquisition and recollection to maximum level, it has generated questions about the originality of this model due to its similarity to other approaches and theories. There is also debate about how research results in the field of neurology can be exploited in the world of education. Another potential drawback is that teachers seem to be unable to follow recent developments in the field and are unable to perceive the use of the model properly. Brain-based teaching model can be used as a developmental guidance during which environments are enriched, students are away from threat and inner motivation is supported.

Kaynak
Yrd. Doç. Dr. Evrim ÜSTÜNLÜOĞLU
İzmir Ekonomi Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu, Mütercim ve Tercümanlık Bölümü

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg Beyin Temelli Öğretim.jpg (79,9 KB (Kilobyte), 80x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06.05.09, 12:46
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

1. GİRİŞ
Oldukça karmaşık bir dünyada yaşadığımıza kuşku yok; değişimlerin sadece hızı değil, yoğunluğu da baş döndürücü. Bu değişim sürecinde düşünce, algı ve değerlerimiz doğal olarak etkilenmekte, eğitim dünyası da bu değişimler içinde güncelliğini korumaya ve öğrencileri yaşama hazırlamak için yeni yaklaşımlara gereksinim duymaktadır. Bu anlayış içinde; bilim ve teknoloji alanındaki yenilikler eğitime yansıtılmakta, yeni yaklaşım, yöntem ve teknikler daha iyi öğretim yapılabilmesi adına kullanılmaktadır.
"Davranışçı, Bilişsel ve İnsancıl" yaklaşımların eğitim ve öğretime yansıyan yöntem ve tekniklerinden sonra son 30 yılda bilim ve teknoloji dünyasında yaşananlar 2000'li yıllarda ürünlerini vermeye başla¬mıştır. Bu çalışmaların ortak noktası, bireysel farkındalık yaratarak var olan kapasitenin maksimum dü¬zeye çıkarılması olmuştur (Slabbert, 1996 s.63; Caulfield ve diğerleri, 2000 s.65). Buna göre, dıştan içe -bilginin öğrenciye aktarılması- yaklaşımından çok, içten dışa- öğrencinin potansiyelini dışa vurma-yaklaşımı vurgunlanmıştır.
Eğitim dünyasındaki bu yönelim, öğrenci odaklı yaklaşımların önemini bir kez daha vurgulamış, öğrenenin potansiyelini kullanma ve kapasitesini artırmaya yönelik araştırma sonuçları -özellikle rekabetin her yönden arttığı dünyamızda- can simidi olmuştur. Nörobilim alanında yapılan araştırmaların bulguları, bu bağlamda eğitimcilerin oldukça ilgisini çekmiş, öğrenme ve öğretimi iyileştirme amacıyla eğitim dünyasında sıklıkla söz edilir olmuştur (Lackney, 2004). Bu alanda yapılan çalışmalar, 1900'lerin ortalarına kadar beyni, bir şehrin telefon santraline benzetirken 1970'lerde beyin, sağ ve sol beyin olarak iki kısma ayrılmış; "sözel, görsel, analitik ve bütünsel" gibi özellikleri belirtilmiştir. Daha sonraları ise; yaşamsal öğrenmenin olduğu alt beyin, duyguların yer aldığı orta beyin ve yüksek düzeyde düşüncenin yer aldığı üst beyin olarak üç kısımda incelenirken günümüzde beyin, kapsamlı ve karmaşık bir bütün olarak değerlendirilmektedir (Jenson, 2000 s.76).
Nörobilim alanındaki çalışmaları, öğretme ve öğrenmeye uyarlayan psikolog ve eğitimciler, beyin temelli öğretim modelini ortaya atarak, beynin çalışma sistemi bilinmeksizin öğrenmenin doğasının an-laşılamayacağı iddiasına destek vermişlerdir. Beyin temelli öğretme modeline göre, beynin öğrenme öncesi ve sonrası arasında farklılık vardır. Bu düşünceyi destekleyen çalışmalar, çevredeki uyarıcıların beyinde hücre topluluğu olarak adlandırılan, birbiriyle bağlantılı bir dizi nörondan oluşan sistemi ateşlediğini, nöronların bilgi topladıkça ve etkileşimi devam ettikçe dentritlerin (nöronları birbirine bağlayan yapıların) oluştuğunu ve bilgileri taradıklarını; çünkü beynin daima anlamlandırma ve öğrenme ihtiyacında olduğunu vurgulamıştır (Goldstein, 1994; Sousa, 1995 s.88; Sprenger, 1999 s.51). Kısaca, Caine ve Caine'e göre (1994) beyin temelli öğretim, öğrencinin anlamlı deneyimler kazanabilmesi için zen¬gin ve uygun ortamların yaratılmasıdır.
Tıp alanında yürütülen beyin araştırmalarının eğitim dünyasına yansıması ve beyin temelli öğretim modelinin geliştirilmesi, aslında pek çok eleştiriyi beraberinde getirmiştir. Bu eleştirilerin başında; bu modelin özgün olmadığı, psikoloji alanındaki çalışmalardan elde edilen davranışsal, bilişsel ve insancıl yaklaşımların yöntem ve tekniklerine çok benzediği iddiası vardır. Modelin çıkış ilkelerinin çok genel olması ve araştırma sonuçlarının yeterince değerlendirilmemesi, eğitim alanındaki uygulamalarda tavsiyeden öteye geçmemesi ve farklı yorumlara açık olması, alan çalışmalarını takip etmeyen öğretmenlerin modeli yanlış değerlendirmeleri eleştiriler arasındadır. Hatta bazı eleştiriler, daha da ileri giderek beyin araştırmalarındaki bu gelişmelerin öğretimi sanat olmaktan çıkarıp sadece bilime dönüştürdüğünü de belirtmektedir (Sousa, 1998, p.35). Eleştiriler bununla kalmayıp nasıl öğrendiğimiz, hatırladığımız ve düşündüğümüz gibi zihinsel süreçlerin psikologların araştırma alanına girdiğini, beynin nasıl geliştiği ve işlev kazandığına dair araştırmaların ise nörobilimcilerin ilgi alanına girmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Hatta ikisi arasındaki farklılığı bilgisayara benzeten çalışmalar, psikologların sadece zihinsel yazılımlarla (mental software), nörobilimcilerin ise, sadece sinirsel donanımla (neural harware) ilgilenmeleri gerektiğini belirtmişlerdir (Bruer, 1997). Gerçi son 20 yıldır bilim dünyası, bu iki ucu sentezleyerek sinirsel donanımın zihinsel yazılımlarımızı nasıl etkileyebileceği çalışmalarına ağırlık vermiş ve bu eleştirilere yanıt vermeye çalışmıştır. Son olarak, bu modeli ağır bir dille eleştiren Bruer (1997, 1999) ve Bailey, Bruer ve Symons (2001) bu tür araştırma sonuçlarının eğitim dünyasına hemen yansıtılmasının doğru olmadığını; çünkü yansıtılanların temel bilimsel çalışmalardan ziyade, önemsiz noktalar olduğunu belirtmişlerdir.
Bu eleştirilere rağmen beyin araştırmaları eğitim dünyası için son derece çekici olmuş, beyin temelli öğretim modelinin ilkeleri, bazı eğitimciler tarafından eğitim ve öğretime yansıtılmıştır. Bu modelin öğretim ilkeleri ve eğitime-öğretime yansımaları aşağıda özetlenmiştir:

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06.05.09, 12:48
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

2. BEYİN TEMELLİ ÖĞRETİM İLKELERİ ve EĞİTİME-ÖĞRETİME YANSIMALARI
1- Beyin pek çok işlevi aynı anda yapar: İnsan beyni, doğrusal ve tek basamaklı görevleri yerine ge-
tirmekten çok, çeşitli işlevleri eş zamanlı olarak yerine getirebilme kapasitesine sahiptir. Beyin temelli
yaklaşımda duygu, düşünce, hayal aynı anda; birlikte işler ve tüm bunlar bilgi işlemenin aşamalarıyla
etkileşim içindedir (Ornstein ve Sobel, 1987; Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: İyi bir öğretim, tüm beyinsel fonksiyonların kullanılmasını sağlaya¬cak şekilde hem teori hem de uygulama göz önüne alınarak planlanmalıdır. Buna göre öğretmen, doğ¬rusal bir ders planının öğreticisi olmaktan çok, öğrenme ortamının planlayıcısıdır.
2- Öğrenme fizyolojik bir olaydır: Beyin, doğal kurallara göre işleyen fizyolojik bir organ, öğrenme
ise doğal bir işlevdir. Fiziksel gelişimin, rahat olup olmamanın, baskı ve korku gibi duygusal durumun
ve beslenmenin, algılama, yaşantıları değerlendirme ve öğrenmeyle yakından ilişkisi vardır (Ornstein ve
Sobel, 1987; Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Öğretmen, stres, beslenme, hareket gibi fizyolojik fonksiyonları etki¬leyen her şeyin öğrenmeyi de etkilediğini, çocukların olgunlaşma süreçlerinin birbirinden farklılık gös¬terdiğini ve buna dayalı olarak yaşın öğrenme düzeyini yansıtamayacağının bilincinde olmalıdır.
3- Anlam arayışı içseldir: Bu ilke, doğuştan anlam aramaya programlandırıldığımızı ifade eder. An-
lam arayışı, insan beyni için temel ve yaşamsal bir olgudur. Beyin, sadece ne öğrendiğinden anlam çı-
karmakla kalmaz, öğrenmenin bir amacı ve değeri olduğunu da bilmek ister (O'Keefe ve Nadel, 1978;
Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Anlam arama duygusu yaratan etkinliklerin yapılması, sınıf ortamının öğrencinin merak ve keşfetme duygusunu tatmin edecek şekilde düzenlenmesi önemlidir. Öğretmen, sı¬nıf içi etkinliklerinin amacını öğrencilerle paylaşmalı, sadece neyi ve nasıl yaptıklarını değil, niçin yap¬tıklarını da belirtmelidir. Dersler, anlamlı zorlanmaları kapsamalı ve öğrencileri güdüleyen seçenekler sunmalıdır.
4- Beyin, kalıpları algılamaya planlanmıştır: Beyin yepyeni bir durum veya bilgiyle karşılaştığında
benzerlik kurabileceği ön bilgileri ve yaşantıları araştırır, bununla ilgili kalıplar oluşturur. Aslında amaç,
yine anlam arayışıdır. Beyin, bir taraftan kalıpları algılar ve anlam oluştururken diğer taraftan anlamsız
örüntüleri reddeder. Burada sözü edilen anlamsız örüntüler, yalıtılmış ve ilişkisiz bilgi parçalarıdır (La-
koff, 1987 s.63-64; Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
A35�
Eğitime ve öğretime yansıması: Öğretmenin bilgileri bir bağlam içinde sunması, öğrencinin kalıpları belirlemesini ve ön bilgileriyle ilişkilendirmesini kolaylaştırır. Öğretmen, yeni bilgiyi sunarken beyni öğrenmeye hazırlamak için gruplama, resmin bütününü gösterme (şemalar, kavram haritaları gibi) gibi teknikler kullanabilir.
5-Duygu ve biliş birbirinden ayrılmaz: Duygular bilginin depolanıp hatırlanmasını kolaylaştırır, bu nedenle bellek için önemlidir. Özellikle korku, tehdit gibi duyguların öğrenmeyi olumsuz etkilediği, bu¬na karşın olumlu duyguların karar verme mekanizmasını hızlandırdığı belirlenmiştir. Duygular, amaçlar, inançlar, beklentiler ve anlamlandırma arasında yakın ilişki vardır ve öğrenme düzeyi bu ilişkiden etki¬lenir (Lakoff, 1987 s.63-64; Ornstein ve Sobel, 1987; Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Okul ve sınıf içindeki olumlu duygu iklimi, karşılıklı sevgi ve saygı ile sağlanmalıdır. Öğretmen, olumlu bir sınıf ortamı oluşturarak öğrencilerin duygularının farkında olma¬larını sağlamalı, olumlu ya da olumsuz duyguların öğrenme sürecini nasıl etkileyeceği konusunda öğ¬rencileri bilinçlendirmelidir.
6- Beyin, parça ve bütünü aynı zamanda algılar: Sağ ve sol beyin üzerine yapılan çalışmalar,
beynin sözel, görsel, analitik, bütünsel veya yaratıcılık gibi öğelerin öğrenme sürecinde nasıl kul-
lanıldığını ve öğrenmeye katkılarını açığa çıkarmayı hedeflemiştir. Bu çalışmalar, bilginin organizas-
yonunda iki ayrı ama eş zamanlı işlem olduğunu; birisinin bilgiyi parçalara ayırırken diğerinin ise
bilgiyi bir bütün olarak algılayıp değerlendirdiğini öne sürmektedir (Levy, 1985 s.38-39; Caine ve
Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Parçalar ve bütün, birbirleriyle karşılıklı etkileşim içinde olduğu için bilginin parçaları ya da bütünü ihmal edildiğinde öğrenci öğrenmede güçlük yaşayabilir. Bu nedenle öğ¬retim sürecinde parça-bütün ve sağ-sol beyin etkileşimini gerektiren etkinlikler kullanılmalıdır.
7- Öğrenme hem çevresel algıyı hem de odaklanmış dikkati içerir: Beyin doğrudan farkında oldu-
ğu, dikkat ettiği bilgiler kadar dikkat alanı içinde olmayan bilgi ve işaretleri de kaydedebilir. Kısaca, be-
yin, öğrenme ortamındaki her şeye tepkide bulunabilir (O'Keefe ve Nadel, 1978; Caine ve Caine, 1991
s.82-86).
Eğitim ve öğretime yansıması: Çocuklar, her kanalla öğrenebilirler. Öğretmen, öğrencilerin dikkat alanları dışında kalan gürültü, sıcaklık, resim, grafik, şema gibi öğrenmeyi olumlu ya da olumsuz etki¬leyebilecek pek çok değişkeni göz önüne almalıdır.
8- Öğrenme, bilinç ve bilinç dışı süreçleri içerir: Buz dağı örneğinde olduğu gibi öğrendiklerimizin
çoğu, yüzeyin altındadır; çünkü öğrendiklerimiz bilinçli olarak algıladıklarımızdan her zaman daha çok-
tur. Farkında olmadan algıladığımız ve bilinçaltında depoladığımız pek çok şey, vereceğimiz kararları ve
öğrenme biçimimizi etkileyebilir (Lozanov, 1978 s.18; Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Öğretmen öğrenciyi öğrenme sürecinde bilinçlendirmeli ve "kanca, yansıtma, sorgulama ve bilişötesi (metacognitive)" gibi yollarla aktif işlem yapmaya teşvik etmelidir. Aktif işlem yapmak öğrencinin neyi, nasıl öğrendiğini gözden geçirmesini ve öğrendiklerinden sorum¬luluk almasını sağlar.
9-En az iki tür hafıza vardır: Doğal uzamsal bellek, yaşantıların kısa sürede hatırlanmasını sağlar, sü¬rekli çalışır ve kolay kolay sınırlandırılamaz. Mekanik öğrenme sistemi ise, daha çok bağlantısız bilgi¬lerin depolanmasında kullanılır. Bilgi ve beceriler, önceki yaşantılardan uzaklaştığı oranda otomatik belleğe ve tekrara dayalıdır. Bu iki tip hafıza, yaşantıların anlamlı bir şekilde kaydedilmesini sağlamak için etkileşim içindedir (Caine ve Caine, 1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Ön bilgilerden farklı ya da ön bilgilerle bağlantı kurulmadan öğreti¬len bilgiler ezberle sonuçlanır. Ezber ise öğrencinin doğasını göz ardı edebilir, anlamasını etkileyebilir, transferi zorlaştırır. Öğretmenler, öğrencilerin kendi yaşantılarından yola çıkarak beynin duyusal fonk¬siyonlarını harekete geçirmelidirler.
10- Beynimiz olgu ve becerileri doğal uzamsal hafızada yapılandırdığı zaman en iyi anlar:
Zengin uyarıcıların, bol etkileşimlerin olduğu ortamlar beyin temelli öğrenme teorilerinin ortak özelliğidir. Anadil öğrenimi buna bir örnektir. Dil öğrenme sürecinde; doğal yaşantılarla çevrelen¬mek, çevreyle etkileşim içinde bulunmak, yaşantıları içselleştirmek kalıcı öğrenmeler sağlar (Caine ve Caine,1991 s.82-86).
Eğitim ve öğretime yansıması: Sınıf içi etkinliklerde projeler, gerçek yaşantılar, hikayeler, metafor¬lar, tiyatro gibi gerçek yaşam deneyimlerine uygun teknikler kullanılmalıdır. Öğretmen bilgiyi tahtadan indirerek öğrencilerin zihninde canlandıracağı ve bağlantılar kuracağı şekilde sunmalıdır.
11-Öğrenme, zihni zorlayan etkinliklerle artar, tehditle engellenir: Beyin, uygun zorluk derecesin¬de yüksek düzeyde bağlantılar yapar ve öğrenme sağlanır. Ancak, tehdit ortamında beyin işlevlerini ye¬rine getirmede zorluk çeker (Caine ve Caine,1991 s.82-86).
Eğitime ve öğretime yansıması: Öğretmen, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci ilişkisine önem vere¬rek tehditten uzak bir sınıf ortamı yaratmalıdır. Güven yapılandırıcı sınıf içi ve sınıf dışı etkinlikler olum¬lu sınıf ortamının gelişmesini sağlayabilir. Ayrıca, öğretmenler ders planlarını hazırlarken 60/40 kuralını uygulayabilirler. Buna göre, öğrencinin öğrenme deneyimlerinin %60'ı daha önce öğrenilmiş konuların tekrarı, ilgili alıştırmalar ya da bilinenden bilinmeyene doğru köprü kurma çabaları olurken, %40'ı yep¬yeni bilgiler olabilir. Yeni bilgi, öğrencinin dikkatini çekerken tekrarlar da güven duygusunun hissetti-rilmesi adına önemlidir.
12-Her beyin eşsizdir. Hepimiz aynı sistemlere sahip olsak da beynin yapısı öğrenmeyle değiştiri¬lir; çünkü daha çok öğrenme daha çok kendine özgü olmak anlamına gelebilir (Caine ve Caine, 1991
s.82-86).
Eğitim ve öğretime yansıması: Öğrencilerin dikkatini çekmek için bireysel farklılıkların göz önüne alınması, çok yönlü öğretme stratejilerinin kullanılması ve öğrencinin işitsel, görsel ve dokunsal tercih¬lerini ifade etmeleri sağlanması öğrenme sürecini hızlandırabilir.
Bu ilkeler ışığında "Beyin Temelli Öğretim", öğretmenin;
• öğrenciyi beyin fizyolojisi hakkında bilgilendirdiği (iyi uyku, iyi beslenme, yeterli su tüketimi..),
• hafızayı geliştirici teknikleri kullandığı (duyuların sıklıkla kullanımı, bilginin ilişkilendirilmesi, gruplama, çağrışım, benzerlik...),
• öğrenme ortamında tehditten ve stresten uzak fiziksel, görsel ve işitsel uyarıcıları sıklıkla kullana¬rak öğrencinin dikkatini çektiği
• aktif öğrenme ortamları (posterler, müzik, bol materyal, günün şakası, ilginç konular ve temalar..) yarattığı,
A35�
• çoklu zeka (sözel, sayısal, müzik, sosyal...) ve öğrenme stillerini (görsel, işitsel, dokunsal...) göz önüne aldığı, sıklıkla kavram basamakları (bilgi, anlama,uygulama, analiz....) kullandığı bir mo¬del olarak görünüyor.
Yine bu ilkeler ışığında "Beyin Temelli Öğrenme", öğrencinin, sınıf içinde sosyal etkileşimlerle (yu¬varlak masa toplantıları, sınıf toplantıları...) sınıfın bir parçası olduğunu hissettiği, derse aktif katıldığı, duygularının farkında olduğu ve bu duygularını yansıttığı bir model olarak görünüyor.
Bu özellikleriyle "Beyin Temelli Öğretim ve Öğrenme" modelinin ilkeleri, eğitime ve öğretime yansı¬maları diğer öğretim yaklaşımlarının ilke, yöntem ve teknikleriyle karşılaştırıldığında farklılıkların ne ol¬duğu sorusunu yanıtlamak zor görünüyor. Öğretim ilkeleri, öğretmen ve öğrenci rollerinin kıyaslandığı aşağıdaki tabloda Beyin Temelli Öğretim modeli ile diğer yaklaşımlar arasındaki benzerlikler farklılık¬lardan daha dikkat çekici görünüyor:

Tablodaki açıklamalardan da görüleceği gibi, öğretim sürecinde yeni bilgilerle eski bilgilerin ilişkilen-dirilmesi ve anlam yaratma çabası, kalıpların algılanarak bilginin depolanması, beynin parça ve bütünü aynı anda algılaması, öğrencinin öğrenme materyaline dikkatinin çekilmesi, güdülenmesi, öğrencinin üstesinden gelebileceği zorluk derecesinin göz önüne alınması, bilgilerin yaşama geçirilmesi, duygula¬rın bilginin depolanmasında önemli olması gibi "Davranışçı, Bilişsel, Duyuşsal ve Yapılandırmacı" yak¬laşım ve kuramların öğretim ilkeleriyle beyin temelli öğretim modelinin ilkelerinin ne kadar örtüştüğü dikkat çekicidir.
A35�
Öğretmen ve öğrenci rolleri açısından incelendiğinde öğretmenin öğrenmeyi kolaylaştıran rehber, danış¬man olması, öğrencinin aktif katılımcı, problem çözen ve öğrenmelerinden sorumluluk alması yine di¬ğer yaklaşım ve kuramlarda vurgulanan öğretmen ve öğrenci özellikleriyle örtüşmektedir.
Öte yandan beynin enerjiye gereksinimi olması nedeniyle meyve, sebze, ceviz gibi gıda maddelerinin öğrenci tarafından ara sıra sınıf içinde tüketilmesi, susuzluğun tuz seviyesini azaltması, kan basıncını olumsuz etkilemesi ve dikkat kayıplarına sebep olması nedeniyle öğrencinin sınıf içinde bol bol su tü¬ketmesi, sık sık aralar verilmesi, stres ve tehditten uzak ortamlarda derslerin işlenmesi ve olumlu duy¬gularla öğrenmenin ilişkilendirilmesi diğer kuramlardan ziyade bu modelin ayırıcı özellikleri olarak be¬lirtilebilir.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06.05.09, 12:51
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

3. SONUÇ
Beyne dayalı öğretim modeli, bilginin edinilmesi ve hatırlanmasını en üst düzeye çıkarma iddiası ile çıkış yapmıştır. Modelin temel felsefesi, öğrencinin zevk alabileceği bir ortamda anlamlı bilgilerle bağlantıların kurulduğu, beynin doğal işlemci olarak kabul edildiği, tehditten uzak, disiplinlerarası bilgilerin kullanıldığı ve her öğrenenin öğrenme sürecine katıldığı öğrenci odaklı öğretimi sağlamaktır. Ancak, diğer yaklaşım ve kuramlarla olan benzerliği, modelin özgünlüğü konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. Özgünlük sorununun yanı sıra Nörobilim alanında elde edilen verilerin eğitim alanına nasıl yansıtılması gerektiği de başka bir tartışma konusu yaratmaktadır; çünkü beynin nasıl çalıştığına yönelik araştırma sonuçlarının öğretmenlerin karşılaştığı sorunları çözümlemede yardımcı olmadığını ve önerilen çözümlerin bire bir modele özgün çözümler olmadığını söylemek mümkün. Bu noktada bilişsel psikolojiyi bir tarafa bırakıp sadece nörobilim alanında alınan sonuçlarla doğrudan sınıfa gitmek sıkıntı yaratabilir. Aksi takdirde, öğretim ortamlarının önceden kestirilemeyen, karmaşık pek çok olaya tanıklık edebilme özelliği ve öğrencilerin her birinin biricik olma özellikleri nedeniyle beyin araştırmalarının diğer araştırmalarla sentezlenmesi daha iyi sonuçlar yaratabilir.
Üstelik, bu modelin uygulama boyutunda bir başka endişe ise öğretmenlerin bu alandaki çalışmaları ve araştırma bulgularını çok iyi izlemeleri, anlamaları, sindirmeleri ve sonra öğretim ortamında uygulamalarının gerekliliğidir; çünkü, beyne dayalı öğretimin yapılandırılabilmesi için öğretmenlerin öncelikle beynin nasıl çalıştığını anlamaları ve buna dayalı öğretim uygulamalarının farkında olmaları gerekir. Alan araştırmalarının iyi bir şekilde takip edilmesi, bu modelin öğretim ortamına yansıtılmasını ve beyne karşı öğretim yerine beyinle uyumlu öğretim uygulamasını sağlayacaktır (Stevens ve Goldberg, 2001).
Sonuç olarak, beyin temelli öğretim, evrensel bir reçete olmamakla birlikte öğretimi tamamlayıcı ve geliştirici bir rehberlik sağlayabilir. Bu yaklaşım, eğitimcileri, zenginleştirilmiş öğretim ortamları kullanmaya, öğrencilerin içsel güdülenmelerini artırarak stres ve tehditten uzak, nitelikli bilgi ve anlam yapılandırmaya yöneltebilir.

Kaynak
Yrd. Doç. Dr. Evrim ÜSTÜNLÜOĞLU
İzmir Ekonomi Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu, Mütercim ve Tercümanlık Bölümü

Tablolar ve PDF içerisinde eklentidedir.

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf bolum_25.pdf (232,3 KB (Kilobyte), 56x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06.05.09, 23:13
bobmarley - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Nereden: adıyaman
İletiler: 107
bobmarley gerçekten çok iyi biri.bobmarley gerçekten çok iyi biri.bobmarley gerçekten çok iyi biri.bobmarley gerçekten çok iyi biri.bobmarley gerçekten çok iyi biri.bobmarley gerçekten çok iyi biri.
Standart Cevap: Beyin Temelli Öğretime Eleştirel Yaklaşım

beyin kalıpları algılamaya planlanmıştır, duygu ve biliş birbirinden ayrlmaz, beyin parça ve bütünü aynı zamanda algıar, öğrenme hem odaklanmış hem de çevresel algılamayı gerektirir, öğrenme bilinç ve bilinçdışı süreçleri kapsar, en az iki tür hafıza vardır, olgu ve beceriler doğal hafızada yapılandırıldığında en iyi anlama meydana gelir...

güzel tesbit
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
beyin, eleştirel, öğretime, temelli, yaklaşım

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:15 .