Evrim sürecinde çok önemli bir mihenk taşı olan yazının icadına kadar süren tarih öncesi Paleolitik
dönem (Eski Taş Çağı), insanoğlunun medeniyet koşusunda en uzun süren parkuru olmuştur. Hominidae
ailesinin en gelişmiş ferdi olan Homo sapiens’in günümüzden yaklaşık 100.000 sene önce başlayan
öyküsünün tüm kayıtları Paleolitik çağ içinde gizlidir. Jeokronolojik olarak Pleyistosen’e karşılık gelen
Paleolitik dönem, milattan önce 500.000 - 10.000 yıllık -yaklaşık Holosen’e kadar- zaman aralığını
kapsar. İnsanoğlunun evrim sürecinin ivmelenmesi de, son buzul dönem olan Würm’ün Üst Paleolitik
dönem sonunda etkisini tamamen yitirmesi ile başlamıştır.
Vahşi yaşam şartlarının hüküm sürdüğü bu dönem sonuna kadar tam yerleşik düzene geçilmemekle
beraber, mağaralar insanoğlu için en güvenli sığınak olmuştur. Anadolu’da bulunan ve büyük bir
çoğunluğu karstik oluşumlar olan mağaralar da, bilinen en eskisi Alt Paleolitik (günümüzden yaklaşık
160.000 yıl önce) çağdan itibaren olmak üzere insanlar tarafından barınma amaçlı kullanılmışlardır.
Bunların en iyi bilinenleri Yarımburgaz, Karain, Üçağızlı ve Öküzini mağaralarıdır. Çeşitli disiplinlerden
araştırıcılar tarafından yapılan çalışmalarda mağaralardan elde edilen bulgular ışığında jeolojik,
paleoekolojik, paleocoğrafik, arkeolojik ve antropolojik yorumlar yapılması mümkün olmuştur. Son
zamanlarda yerbilimcilerin jeoarkeolojiye artan ilgisi de bilgi üretimine olumlu katkıda bulunmaktadır.
Yaşadığımız coğrafyanın jeolojik unsurları Anadolu mağaraları, Paleotik dönem insanının
okunabilir belgeleri olmaları yanında herbiri kültür ve jeolojik miras ögeleridir. Yerbilimcilerin ilgisi ile
tuttukları kayıtlarının ve önemlerinin daha iyi anlaşılacağı kuşkusuzdur.
kütüphane » Kültür » Turizm » Mağaralar
Kaynak









Normal
