Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Sinema > Sinemada eşcinsellik > Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

Sinemada eşcinsellik hakkinda Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi ile ilgili bilgiler


Bugün Amerika'da gey sineması altın çağlarını yaşıyor desek abartmış sayılmayız. Bir yandan gey ve lezbiyen film festivalleri Minneapolis, San Jose, New Orleans'a ve kimi yerel bölgelere kadar sokulurken, ayn zamanda

Like Tree5Likes
  • 1 Post By Efe Özcan
  • 1 Post By Efe Özcan
  • 1 Post By Efe Özcan
  • 2 Post By Efe Özcan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.01.09, 11:50
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

Bugün Amerika'da gey sineması altın çağlarını yaşıyor desek abartmış sayılmayız.
Bir yandan gey ve lezbiyen film festivalleri Minneapolis, San Jose, New Orleans'a ve kimi yerel bölgelere kadar sokulurken, ayn zamanda gey film ve video prodüksiyonu da gittikçe serpiliyor. Bu dönemde hem bağımsız yapımlardaki, hem de Hollywood yapımlarındaki konu sıkıntısı eşcinsel temalarıçekici hale getirdi. Sinemada homoseksüel stereotiplerin yaratlması hızla popüler medyanın da ateşli tartışma konularından birine dönüştü.
Geleneksel Hollywood anlatı estetiğinin, halkın beğenisini, izleme alışkanlıkların belirlemede baskın olduğu dönemlerde, eşcinsel film ayakta durma mücadelesi veren bağımsız sinemanın az sayıdaki yan türlerinden biri konumundaydı. Bağımsız sinema, sanat evleri ve kimi alternatif topluluklar gibi dar çevreli yerlerden besleniyordu. Seyircisi ise daha çok büyük şehirlerin sempatik gazetecilerinin yönlendirdiği macerasever ve gayretkeş bir grup sinema izleyicisi oluşturuyordu.
Frameline's San Francisco Gey ve Lezbiyen Film Festivali'nin gelişim süreci 1980 ve 1990'lardaki eşcinsel film kültürünün gelişmesine adeta ayna tutar. Daha 1976'da basit bir dükkan önü eğlenceliği olarak tasarlanmış olan film gösterimi, kısa sürede dünyanın en büyük gey lezbiyen film festivallerinden biri halini aldı. 1995 senesinde, festival artık kendi pazarın oluşturmuş ve bir araya getirebildiği 1000 kadar filmi kiralamak veya satın alınmak üzere müşterilerine ulaştırmaya başlamıştı. Yani eşcinsel film sadece zirveye tırmanmaya başlamamış aynı zamanda pazarını oluşturmada da ilk adımın atmıştı. Festivalin 1997 içeriğinde, endüstrinin içindekilere yönelik "dışsatım:
eşcinsel sinemanın pazarlanması" konulu bir tartışma programı da vardı. Hemen, bir sonraki sene 1998'de katılım %48 arttı. 1550 koltuk sayısına sahip Castro Sinema Salonu sayısız dışsatım programlarına sahip oldu. Bir süre sonra, geçmiş festivallere ilk filmleriyle katılmış ve filmleri ilgi çekmiş olan bir yeni yönetmenlertayfası oluşmaya başladı. İşte bu, festivalin artık neredeyse gelenekselleştiğinin en önemli göstergesiydi.
Eşcinsel filmin yakın dönemdeki görece yasallaşması aslında onyıllardır süren bir yaratıcılığın dolayıma girebilmesinin ve gey erotik imajların yansıtabilmenin, özgürlük mücadelesinin bir sonucudur. Bu, görüntüleri halkın sinema ortamına ulaştırabilmekte, böyle bir özgürleşme ile sonlanabilecek bir mücadeleydi. Bu bağlamda, erotik gey filminin tarihi aslında özel alandan kamusal alana yapılan eşcinsel yolculuğun tarihidir. Ve buna paralel olarak da, söz konusu mücadele, eşcinsel özgürleşme tarihinin ta kendisidir.
Film tarihinde eşcinsel imajlar ilk olarak 1915'li yıllarda on dakikalık 16 mm sessiz, siyah beyaz filmlerle başladılar. Bu filmler "smokers" veya "stags" olarak anılıyordu ve daha çok underground mekanlarda, el altından dolaştırılıyordu. Stag filmlerin üretimi yaklaşık olarak 1960 sonlarına kadar sürdü. 1960'larda teatral, sert pornografinin ortaya çıkması ve de evlere video denilen cihazın girmesi ile bu filmlerin modası da geçti. Stag filmler, tamamıyla illegal koşullarda, yakın arkadaş grupları arasında gözden ırak mekanlarda veya içlerinden birinin daracık, basık yatak odasında izlenirdi. İzleyici tercihen heteroseksüel erkeklerdi. Özellikle geceleri yapılan bu gizli, mahrem gösterimler, projektörün titrek ışığında, ışıkta süzülen yoğun sigara duman nn yardımıyla oluşan atmosferi düşünürsek, Amerikalı erkekler için adeta bir seks yolculuğu ritüeline dönüşüyordu.
Bu filmlerde erkeğin eşcinselliğine neredeyse hiç rastlanmıyordu. Film tarihçileri Arthur Knight ve Hollins Alpert'in 1967'de yaptığı bir araştırmaya göre filmlerin sadece %5'i erkeğin eşcinselliğine ilişkin sahneler içeriyor ve bu dönemdeki filmlerin de sadece %1.4'ü özel olarak erkek eşcinselliği konusu üzerine oturuyordu. Sonraki dönemlerde yapılan filmlerden bazıları ya da daha doğrusu pek çoğu-Knight ve Alpert'in tahminlerine göre ise heteroseksüel erkek izleyicilerin liköre batmış zihinlerini uçurmak ya da kimi sakıncalı arzularının bastırılmasından doğan şehveti açığa çıkarmak niyetiyle yapılmış egzotik filmlerdi. Tamamıyla eşcinsel bir film olarak anabileceğimiz




Üç Arkadaş (Three Comrades) 1950'lerden bir filmdir (Bu tür filmlerin tarihlerine ilişkin araştırmalar yapmak çok zor). Film konusuna tam anlamıyla yakınlaşamamış, ana konuya belirli bir mesafeyi koruyarak, belirsiz alt başlıklar şeklinde eklemlenmekle yetinmiş.
Gene Knight ve Alpert'in gözlemlerine göre, lezbiyenliğe zamanın filmlerinde daha sık rastlanıyor (%19). Gizli Sirk (Confidental Circus), Hycock'un Dans Okulu (Hycock's Dancinbg School) ve Yardıma Gerek Yok (No Help Needed) gibi 1930'ların filmlerinde, kadınlar tarafından gerçekleştirilen otantik, lezbiyen materyale rastlamak mümkün. Fakat bu görsel malzeme, erkeğin erkekçe arzularına hizmet etme amacıyla yapıldığı yorumuyla mahkum edildi. No Help Needed filminin episodik sonunu hatırlayacak olursak örneğin; bir koltuğa oturmuş üç kadın sırayla porno fotoğraflara bakmaktadırlar. Derken, ani bir taşkınlıkla elbiselerini parçalamaya başlarlar. Bu halleriyle, erkek fantezisinin doymak bilmeyen, kadın veya erkek olmak üzere bulduğu ilk sıcak bedeni delmeye çalışan nefomanyak stereotipini
yansıtmaktadırlar adeta. Yani, burada da, tipik stag filmlerinde olduğu gibi, lezbiyenlik erkek arzularının hizmetindedir.
Gey ve lezbiyen porno filmlerinin ilk yıllarındaki kıtlığın nedeni temelde ekonomikti. O dönemde, özel veya teatral içerikli olmak üzere, kayda değer bir eşcinsel izleyici topluluğu yoktu. Dolayısıyla pazar yoktu ve bundan dolayı da ürün ortaya çıkmıyordu. Eşcinsel imajlar heteroseksüel pazarın içinde sadece egzotika yaratmak anlamında varlık bulabiliyordu. Erkek eşcinsel materyali üzerine oturabilecek, kendini oluşturabilme olanakların sağlayabilme potansiyeline sahip pazarlar onlarca yıl beklemek durumunda kaldılar. Öte tarafta, gerçek lezbiyen pornografi ise, bir yandan reklam metası yüklenerek, 1980'lerin sonrasında dolaşıma girebildi. Ayn dönemlerde lezbiyen fanzinler, sex guidelar, seks klüpleri, bazen de lezbiyen striptizciler ortaya çıktı ve lezbiyen yazarları ve film yapımcıların da film dünyasına taşıdı. Örneğin feminist film yönetmenlerinden Constance Beeson'un daha önce, kişisel yaşanüsında lezbiyenlikle bağlantısı olmuştu. Beeson özellikle 1971 yapımı olan Kiralık (Holding) adlı filminde lezbiyenlik konusunu ele aldı. Fakat filmi dönemine bakarak daha natüralist bir yerde duruyordu ve (şiddetle) anti pornografikti.
II. Dünya Savaşı sonrasında eşcinsel seks imajlarının filmlere yansıması kolaylaştı. Zira, ilginçtir ki askeri istihbarat standardizasyonu ve kitlesel üretim 16 mm film teçhizatını daha da yaygınlaştırdı ve ulaşımını kolaylaştırdı. Neticede, savaş sonrası Amerika'da bir özgürleşme süreci yaşanıyordu. Physique, Pictorial and Dance gibi eşcinsel magazinlerle birlikte, bronzlaşmış, yağlı ve gösterişli vücut fotoğrafları da reklam amacıyla boy göstermeye başladı. Beden fotoğrafçılığı, gelişmeye başlamış olan eşcinsel sinemada, "vücut sineması" diyebileceğimiz, ev işine yönelik bir pazarın yolunu açtı. Vücut sineması, 1950 ve 60'lı yıllarda minör varyasyonlarda serpildi, yağlı vücutlu, güçlü kaslı erkekler de filmlerde göze çarpmaya başladı. "Bak ama dokunma" estetiğinin ambalajlanmış bir sunumu olan bu görüntüler ve fotoğrafik çerçeveler, aslında tek yönlü bir fantezinin güncelleştirilmesiydi. Bu filmlerin oyuncuları diyebileceğimiz kaslı, gösterişli erkekler, çoğunlukla kafası karışık ve gergin (ve şüphesiz bazı hallerde de heteroseksüel) yönetmenden acemice direktifler alan, özgüvensiz ve hasta karakterler olarak yansıyorlardı görüntüye. Adeta, kendilerini cezalandırma duygusunu, izleyici pozisyonu dolayısıyla yansıtamayan izleyicinin(seyircinin) bakışlarının hedef tahtası haline getiriyorlardı. Sert, kaü ve güçlü bedenin çekiciliğinden beslenen film başarısının durağan kalitesi, film tarihçisi Thomas Waugh'a göre film ortamında doğmuş, abartılı ve daha ötesi hileli ve suni bir maskenin yaratılmış olmasıyla ilgiliydi.
(Cineaction, Sonbahar, 1987)
Bazı filmlerde, minimize anlatılar, yağlanmış kaygan vücutlu, kaslı erkeklerin izlencelik ve eğlencelik sunması halinde ortaya çıkmaya ve incelmeye başladı. Richard Fontaine'nin (gerçek adı Richard Dushabek) Bisikletçi (The Cyclist, 1949) adlı filmi, karakterin motivasyonunu ortaya çıkışı ve asıl temann erkeklik sorunsalı üzerinden teşhirini kurma anlamında ilk örnektir denebilir. 1953'te, Spectrum adlı, (Cincinatti temelli) bir şirket posta yoluyla ulaşılan ve gerçekleştirilen çekimler yapıyordu ve "kas/erkek" dergilerinin arka sayfalarında fotoroman niteliğindeki öykülere yer veriyordu. 1954'te, Detroitli bir film yapımcısı olan Bob del Montegue diğerlerine kıyasla belirsiz, çok anlamlı dokuda bir anlatı/film yaptı. Adı Yunan Tanrılar (Greek Gods) olan bu film bugün eşcinsel film olarak ünlüdür. Bu filme dikkat çekme konusunda Alfred Kinsey'in çalışmaları da belirleyici olmuştur.
Savaş sonrası, eşcinsel film konusunda temel bir diğer gelişme çok farklı bir yönden geldi. 1947 yılında, 20 yaşındaki Kenneth Anglemyer (ya da Anger) yoğun bir anlatıya ve şiddet içeriğine sahip, kaba-sanat fantezisi diyebileceğimiz türde, 14 dakikalık otobiyografik bir film yaptı. Bu ve benzeri filmlere; endişe, travma, acı gibi öğeler metamorfik fanteziyi zenginleştirici olarak dahil oldular. "Anger'in yaptığının adı o zamanlar pornografiydi" diyor, Anger'in arkadaşı Ed Earle (Bill Landis, Kenneth Anger'in gayrı-resmi biyografisi, s.45). Anger bu filmini izleyiciye sunmaya en az iki yıl sonra cesaret edebildi.
Anger, Fireworks (Havaifişekler) ve akabinde Araştırmanın Fragmanı (Fragment of Seeking,1946) adlı filmleriyle, eşcinsel, Amerikan underground avangard hareketin başlangıcını yaptı.

Kaynak:
KaosGLD2


JACK STEVENSON, Film Quarterly, Sonbahar 1997, Çev: GÜLSÜM

Nüve Forum
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-out_last.jpg   Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-the_best_09.jpg   Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-down_on_it.jpg   Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-three-comrades-1950-.jpg  

__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.01.09, 12:41
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

Bu film, vücut sinemasının teni yücelten, ayinsel ve derinlikli psikoseksüel patlamalarını amaçlı olarak olumsuzlayan yaklaşımlarla uyuşmuyordu aksine, underground avangard tam da bu psikoseksüel derinliği işlemek amacındaydı. Yani artık ortada iki ayrı kutup, iki ayrı yaklaşım vardı.
Dağıtım ve sergileme, her zaman olduğu gibi kültürel baskı ve etki yaratabilmenin önemli anahtarlarndandı. Fakat, bu iki kutupta gerçekleşen mücadele, toplumsal yaygınlığı ölümcül boyuttaki homofobinin üstüne gitme konusunda ne kadar başarılı olabilirdi ki?.. Underground filmlerin sirkülasyonu çoğunlukla işe yeni başlayan, acemi dağıtımcıların elindeydi. Creative Film Associates adlı dar bir yönetmenler birliği, Amos Vogel ve New York City temelli olan 1947'de kurulmuş Sinema 16, dar da olsa film klüpleri kurmaktan başka, üniversitelerdeki film ortamlarına da girdiler, elverişli olan kimi sanat evleriyle ilişki kurdular ve kabaca filmin reklama, kâra dayalı bir yatırım olduğu inancına, yaratıcı, artistik ve bireysel kavramların içinden süzülen yeni bir ı tohum ekme mücadelesi verdiler.
Sansür kavramı, tüm bu süreç içinde sadece sosyal normlar ve resmi sansür ölçüleriyle belirlenmedi. Örneğin, o dönem 16 mm film materyali üreten bir tekel olan ve hızla gelişen Eastman Kodak da sansürü belirleyen bir unsurdu. Filmlerde, şüpheli bir çıplaklık veya cinsel içerik olduğuna kanaat getiren Kodak üreticileri bu filmlere zarar verdiler (ya da onları kendileri izlemek için evlerine götürdüler). Anger, 1949 yılında yaptığı "Koşuşturan Aşk" (The Love That Whirls) adlı filmini böyle kaybetti. Sayılamayacak kadar çok makaralarca film, evde izlenmelik filmlerden tutun da ciddi sanatsal içerikli filmlere kadar, aynı yolla yok edildi. Altmışların sonlarında, bir film yapımcısı olan Jack Hill, kendi filminin nerede olduğunu öğrenmek üzere bir laboratuara telefon ettiğinde, ona "ait olduğu yerde" cevabı verildi: çöp sepeti.
1945'ten beri fotoğraf ve magazin yayıncılığı yaparak ünlenen AMG'nin (Athletic Model Guild) film yapımcılığa başlamasının ardından artık 1958'e varıldığında vücut sineması zirvesine ulaşmıştı. Diğer on yılda Bob Mizer'in (AMG'nin sahibi) 16 mm, sessiz, siyah beyaz, kısa film üretimi yaklaşık 1500'e kadar arttı. AMG 16mm'yi kullanırken daha güçsüz rekabetçileri daha ucuz olan 8 mm'yi kullanıyordu 8 mm, 1950 başlarında, özellikle ev içi izlencelik niteliğiyle popülarite kazanacaktı. Kişilerle kahverengi posta kutularında buluşan bu filmler, herhangi bir projektörle ya da portatif, elle çalışan cihazlarla izlenebiliyordu. Bu yolla (posta yoluyla) film saüşı o zamanlar stüdyolar tarafından yapılıyordu. Dolayısıyla, eşcinsel film, bir tüketim olgusu olarak (hâlâ bir teatral deneyim olarak diyemesek de), işte
bu gelişmelerin göbeğinde, 1950 sonlarında AMG sayesinde doğdu. AMG'nin vücut sinemasına asıl katkısı güreş filmleri ile oldu. Bu tür, pozlayıcı ve anlatımcı, durağan formların yıldızın kısa sürede söndürdü. Daha çok, yüksek duvarlı Hollywood stüdyolarının iç avlularında, uygun yapay ışıklandırmalarla çekilen bu filmler, baştan savma set dizaynlaryla tipikleşmişti. Özellikle kavga anlayışının kaçınılmaz olan düğümü, bir delikanlının olayın içine balıklama atlayışı ile ifade buluyordu. Kurulu basit planlar içinde stereotip erkek karakterler tam zamanında yetişiyor, insanların üzerine atlıyor, kendi etraflarında dönerek yarı çıplak insan gövdelerini sahte yumruklarla yere yıkıyor, kolların bacakların parçalıyor, yalandan boğuyordu. Ortamdan keyif alan erkekler, dişlerini göstererek sırıtıyor ve izleyiciye bir duyguyu iletiyorlardı. Bu filmlerde bedensel ilişkinin (kontakt kurmanın) pek çok çeşidi vardı ve bu AMG'ye talebi arttırıyordu. Süreç içinde ucuza kiralanan star kültürü oluştu. Aktörler hep kendi adlarıyla oynarlardı. Söz konusu sportif vücutlu, yetenekli erkek oyuncular çoğunlukla bir şekilde askeri okullarla veya ıslahevleri okullarıyla bağlantıları olmuş kişilerdi.



Filmlerin konular, erkek sosyal kültürünün bilgileri doğrultusunda seçilirdi. Atletlerin, mahkumların, denizcilerin ve işçilerin yaşamlarından doğardı öyküler. At yarışları ve gel-geç münakaşalar da vardı tabi. Kovboy ve Kızılderili motifleri de kullanılırdı ve hatta bunlar bazı yerel çekimlerle, kırsal alanlarda seri olarak üretildi. Yani, farkı kategorilerden önemli tipler sıklıkla sette görünmeye başladılar: Kimi kovboy şapkasınn alünda, kimi bir cinin sarığı alünda ya da deri ceketler içinde. Filmlerin teması hep bir tür hırsın üzerine oturur gibidir. Bir AMG kısa filminde sırf "öteki için" kavga eden, güreşen genç erkek gösterilir. Geç 50'ler ve erken 60'lar arası bir dönemde "Koleje Başlayış" (College Initiation) adlı bir film vardır. Filmde kavga, oğlanlardan birinin diğerini traş kremini yemeye zorlamasıyla başlar ve sayısız gencin katıldığı yumruk yumruğa bir kavgaya dönüşür. Kabadayılık ve sadizm sürekli olarak yeniden güncelleştirilir bu filmlerde. İlginç bir örnek olabilecek Aptal Haydutlar'da (Foolish Hoods), uysal, gözlüklü bir kitap kurdu, poetik drama üzerine bir antoloji okumaktadır. Deri ceketli, genç suçlular suratına sigara duman üfleyerek onu istismar ve rahatsız ederler. Kitap kurdu onları düelloya davet eder bir edayla yavaşça ayağa kalkar, gömleğini, kravatın çıkarıp itinayla katlar. İki haydut hemen karşısında pozisyon alırlar ve yumruk yumruğa kavga başlar. Zafer kitap kurdunundur. Diğerlerini birbirine bağlanmış ve bir güzel dayaktan geçmiş bir halde bırakır, sakin sakin elbiselerini giyinir ve kitabının başına, en son kalmış olduğu sayfaya geri döner.
Banyo Atletleri (Bathroom Athletes) adlı filmde de iri kıyım, vücut geliştirici olan Joe Leitel'in şatonun içine iki muzip genç kaşınü tozu atmıştır. Dekor, avluda bir banyo küveti, temizlik malzemeleri ve ilaç dolabıyla sağlanmıştır ve biraz tuhaf diyebileceğimiz bir ortam çizmektedir. Şiddetle kaşınan Leitel, etrafındaki muzip kıpırdanşlar ve kıkırdayışları farkeder etmez, yumurcakları önce dizlerinin üzerine oturtur, sonra da popolarına vurarak bir güzel döver.

Nüve Forum
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-deep_woods_inn.jpg  
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.01.09, 12:46
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

1960'ların başında, vücut sineması alanına yeni bir firma, Bruce of Los Angeles adım attı. Bu firma, danglie olarak anılan, konu karakterlerinin yaratılmasında etkili olan bir yan türün öncülüğünü yaptı. Bu türün içinde esas olan kavga-dövüş değildi, karakterler, sadece vücut geliştiren tipler değildi. O dönem yumruklu, dövüşlü filmler posta yoluyla satılırken, Bruce of Los Angeles firmasının bu yeni yan türü, el altından satılıyordu.
Erken 1960'larda, AMG ev içi izlenmelik vücut filmleri pazarın elinde tutarken, underground eşcinsel sinema da, resmi ve çoğulcu New York merkezli underground hareketi içinden kendini göstermeye başladı. Skandal ve provake edici özelliğiyle dikkat çeken iki filmle kamuya mal oldu. Ateşli Yaratıklar (Flaming Creatures) Jack Smith'in bir filmiydi. Bir diğeri de Kenneth Anger'in Scorpio Rising adlı filmi. 60'lar aslında, hem eşcinsel hem de sitreyt (straight) sinemanın cinsel özgürleşme sürecinde, yargısal ve ekonomik bariyerlerin aşıldığı, önemli, fırtınalı bir dönüm noktası oldu.
1962'de biten ama 1963'e kadar gösterilmeyen, Kenneth Anger'in Scorpio Rising filmi, kısa sürede reklam ve seks pazarına girdi. Bazı salonlarca kiralanarak belli saatlerde gösterilmeye başlandı. Film, porno sanatının gösterimi denemesi şeklinde sunuluyordu. O dönemde, Chicago Plaza Art Hiciv tiyatrosunda, Havai Fişekler adlı film, Radley Metzger'in "772e Fast Set" adlı, Avrupa'dan ithal, sitreyt soft filmiyle birlikte gösterildi. Ve hatta ayn zamanda, bir grup striptizci canlı şov yaptı.
1964 Mart'ında, Scorpio Rising filmini gösteren Los Angeles Tiyatrosu müdüriyeti, şehveti sergilediği gerekçesiyle tutuklandı ve film, bu vesileyle, halka açık ve son derece absürd bir mahkeme ortamında değerlendirilmeye başlandı. Değerlendirmeye tanıklık edenler arasında, erkek izciler, antropoloji profesörleri, başkanlar ve musevi din adamları da vardı. Film, erkek bedenini önden göstermeme konusunda gösterdiği titizlik sayesinde, sadece müstehcen bulunmakla yetinildi, fakat takdir daha yüksek bir mahkemeye, California Eyalet Yüksek Mahkemesi'ne bırakıldı. Duruşma halk tarafından da ilgiyle takip edildi, bu da filmin fiyatının ve şöhretinin artmasına, popülerleşmesine yol açmıştır. Mayıs 1966'da Scorpio Rising, New York Bleeker Caddesi Sinemasında en büyük izleyici sayısına ulaştı. Öyle ki mevcut popüler basın tarafından bile övülmek durumuna erişti.
1966'da, Andy Warhol da My Hustler (Benim Fahişem) adlı filmiyle ilk hamlesini yaptı. My Hustler bir eşcinsel komedi filmiydi. Ayn zamanda da, Warhol'un eşcinsel temayla en doğrudan ve çekincesiz ilişkilendiği, en popüler filmiydi. Film Sinematek'te gece yarsı gösterimlerinde ve 41. Baü Caddesi undergraund gösterim salonunda başarılı bir katılımla izlendi. 1967 Temmuz'unda ise Times Squaere'daki Houdson Tiyatrosunda gösterim olanağın yakalayarak, reklam ve seks pazarın deldi. Öte yandan, 1968'de genç bir tiyatro müdürü ve film öğrencisi olan Mike Thomas, cesur bir kurmaca filmle sürece dahil oldu. Thomas'ın, 16 mm'ye çekilen filmi "772e Meatrack", San Francisco'da, başıboş bir hayat süren, tehlikeli bir biseksüel fahişenin maceraların konu alıyordu. Filmin içinde "Geceyarısı Kovboyu" (Midnight Cowboy) filmine göndermeler yapılmış The Meatrack, o zamana kadar çekilmiş eşcinsel filmler içinde en hırslı, bir tür başarma arzusu taşıyan filmlerden biriydi. Underground ile seks anlatısının değişik bir karışımın gerçekleştirerek, San Francisco'daki eşcinsel barlarının, ucuz otellerin ve yatak odalarının çekincesiz, cesur ve gözü yılmaz bir yeniden yaratımını, sunumunu sağladı.



Eşcinsel film kültüründe bir diğer önemli gelişme de, gene 968'de, Los Angeles'taki Park Tiyatrosunun, Pat Rocco'nun kısa filmlerini göstermeye başlamasıyla yaşandı. Pat Rocco, ikinci kalite gece klüplerinde şarkıcılık yapan, fotoğrafla ilgilenen biriydi ve eşcinsel (soft-core) kısa filmleri açıktan yapan ve onları teatral bir dille sunabilen ilk kişilerdendi. Böylece, Park Tiyatrosu da esas olarak erkek çıplaklığı ve eşcinsel tema üzerine oturan filmleri gösteren ilk tiyatro oldu. Yeni bir dönem yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyordu artık.
Rocco'nun filmleri masum, romantik, şiirsel, şiddetten ve sadizmden uzak, eşcinsel anlatılar içeriyordu. Örneğin 1968 yapımı, 25 dakikalık "erkek-erkekle karşılaşınca" temalı, romantik bir kısa film tamamıyla Disneyland'da çekildi. Filmde çıplak bir öpüşme sahnesinden başka açık sahne yoktu. Eşcinsel pornonun gittikçe incelmeye, romantikleşmeye yüz tuttuğu bu dönemde (Rocco'nun çalışmaları buna örnektir), reklam pazarındaki sitreyt porno anlatı olarak son derece kabalaşmış ve parçalanmıştı. Diğer bir uçta ise underground da gene beklendiği üzere epey yol almıştı. Barbara Rubin'in 1964'te yaptığı "Dünyada Noel" (Christmas on Earth) adlı filmi açıklık ve biseksüalite anlamında, New York polisinin devreye girmesine neden olabilecek kadar ileri gitmişti.
Anger'in Scorpio Rising filmi ve Warhol'un My Hustler, Chelsea Kızlar (The Chelsea Girls) filmlerinin reklam gelirleri ve izlenebilirlik potansiyellerinin açığa çıkması, salon sahiplerini harekete geçirmede etkili oldu. Bu tür filmlerin kendi içinde kapalı bir izleyici kitlesi olduğunu farkettiler. Sonuçta, bu iki filmin etkisi ve yarattığı hareketlenme, basit magazinlerden tutun da edebi dergilerdeki makalelerde bile gündeme oturdu. Eşcinsel özgürleşme adına yürütülen faaliyetlerin içeriğinin tartışılması anlamında sağlam ve önemli bir zemin yakalanmış oldu.


Nüve Forum
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-down_on_it.jpg  
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.01.09, 13:00
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

Scorpio Rising, 1969 yılında, Hile (The Trick), Tritan'ın İntikamı (Revenge of The Tritan) ve Baskets adlı filmlerin gösterime girmesiyle tekrar hatırlandı, programa ve afişe çıktı. Bir süre, New York'un en büyük eşcinsel tiyatrosu Park Miller'de ve 43. caddedeki, üç balkonlu, geniş, eski bir sinema salonunda gösterildi. Andy Warhol'un, argo ve western parodisi olan filmi yalnızlıktan içi sıkılan kovboylar (Lonesome Cowboys) 55. caddedeki oyun-evinde gösterildi ve ilgi gördü. Söz konusu oyun-evi daha önce, Japon filmleri özelinde gösterim yapan, kısa bir süre önce de, New York'un eşcinsel porno adresi haline dönüşen bir sanat eviydi.
Tüm bu süreç içinde, daha dar kapsamlı ve ender yapımlar için çaba sarfetmek isteyen Underground Sanat filmleri yapımcıları, reklama ve sekse dayalı pornografik yapımlardan uzaklaştılar. Sansür ve ahlâk söylemine karşı, yeni, radikal ve muhalif bir estetiğin sunulması sorumluluğunu
üstlendiler. Fakat doğrusu, bu iki kampın sorunları bir noktada aynılaşmaktan kurtulamıyordu: Her iki taraf da farklı nedenlerle bile olsa, kimi uğraşımlarla gösterim özgürlüğünü elde etmeye çalışıyordu. O dönem, orta Amerika'da, tansiyonu yükselten müstehcen anlatıların gel-gitleri içinde, korkulu bir dönem yaşanıyordu.

Eşcinsel filmde son barikat, 1969 sonlarında, eşcinsel hard pornografinin ortaya çıkışıyla kırıldı. Talihsiz bir başlangıca sahip olan, ticari, soft porno aromah, romantik anlatımın satıcılığını yapan Pat Rocco'nun filmleri, Underground içine sızmış ve kendi içindeki en önemli, ilk akla gelebilecek, bilinen silahın harekete geçirmiştir: Kendi içlerinde yaşanan, aklı baştan alıcı skandallar. O zamana kadarki Flaming Creatures (Ateşli Yaratıklar), Scorpio Rising, My Hustler (Benim Fahişem) ve Lonesome Cowboys (Yalnızlıktan İçi Sıkılan Kovboylar) gibi filmler, her zaman altında seks anlatısın saklayan bir sanat maskesiyle sunulmuş ve öyle okunmuştu. Ama artık anlatıda pornografik hilelerin zamanı geçmişti.
Eşcinsel "hard-core" pornografisinin başladığı zamanlarla hemen hemen ayn zamanlarda sitreyt pornografi de daha farklı ve küçük bir sosyal arenada görülür oldu. 1971 sonlarına doğru, yeni ve olumlu gelişmeler oldu, daha özenli çekilmiş, ilk dönemlerin pornografik, kalitesiz filmleriyle karşılaştırıldığında daha dramatik, olay örgüsüne sahip hard pornografiler de ortaya çıkmaya başladı. 1971'in 29 Aralık'ında, televizyonda Phillis Diller adlı bir şov sahnelemiş olmakla tanınan, yardımcı dramaturg Wakefield Poole, 8000 dolar ortaya koyarak, ilk sert porno filmini gösterime soktu. Boys in the Sand (Kumsaldaki Erkekler) adlı bu film 55. cadde Oyun-Evinde gösterildi ve Poole gösterim sonunda 400.000 dolar para kazandı. Poole, sanatsal reklam ve kampanyalarla -hem eşcinsel hem sitreyt- hard pornonun peçesini açtı ve onu görünür kıldı. Gerek reklam gerek de After Dark, The Sunday New York Times ve Variety gibi periyodik yayınlarda yer alabilme olanakların zorlaması neticesinde Boys in the Sand filmi popülerleşti ve "porno-aldatmacası" kavramının oluşmasına ön ayak oldu. Filmin oyuncularından Cal Culver de bu filmle model-star olma şöhretine ulaştı. "Porno-aldatmacası" kavramının taşıyıcısı niteliğindeki başka filmler de çekildi 1972'de. Deep Throat (Derin Boğaz) bunlardan biriydi. Poole'un eşcinsel filmin mevcut koşullar içinde görece de olsa yasallaşabilmesi doğrultusundaki çabaları gerçekten de devrimci bir nitelik taşıyordu. Bu tür bir film ilk kez gerçek adıyla izleyici karşısına çıkıyor, itibar ve ilgi topluyordu.
Farklı farklı konulara, duyarlılıklara sahip farklı eşcinsel filmler içinden özellikle dile düşen iki film içeriğe ve konuların eksenine ilişkin bazı sorunları açığa çıkardı. Bu filmler Fred Halsted'in The Pledgemasters (Yemin Uzmanları) -1971'de Manhattan'da gösterildi- ve 1972'de çekilen LA. Plays Itself (LA. Kendini Oynuyor) adlı filmleriydi. Her iki filmde de bir çeşit cinsel saldırganlık ve şiddet vardı. Filmlerdeki sadist ve mazohist şiddet vurgusu ne yazık ki izleyicinin gözleri önünde olumsuz bir algılamanın oluşmasına yol açıyordu. Eşcinsel toplulukların yaşanüsın, eşcinsel seksin zalim ve alçak bir profilini sunma durumu içinde kötülüyor, dolayısıyla eşcinsel hayatn varoluşu ve kendini sürdürüşü mahkum ediliyordu. Filmler, polis saldırıların da provake ediyor ki o sıralar sitreyt porno evlerine yapılan baskınlar zaten yaygındı ve kendi gösterim olanakların riske atıyordu.
Örneğin "Lodestar" dönemin tartışmalı filmlerinden biriydi. Filmde tekrar dünyaya dönerek bir takım eşcinsel aktiviteler içine giren İsa konu ediliyordu. Get That Sailor (Şu Denizciyi Alın) adlı filmde deniz filosundaki yalnz adamların ilişkilerine ve düşük bütçeli bir yapım olan Creation'da (Yaratılış) insanlığın ilk oluşma, törensel bir sefahat ve zevk düşkünlüğüne ilişkin sahneler vardı. Bu filmler hem eşcinsel hem sitreyt pornografinin henüz olgunlaşmamış, çökmüş zamanlarının ürünleriydi ve daha sonraki filmlerdeki olumlu evrimleşmeyi anlayabilmede fedakar bir ölçücülükleri oldu, bunu teslim etmek lazım.


Nüve Forum
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-the_best_09.jpg  
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

Konu Selim Hoytur tarafından (26.12.15 saat 08:06 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18.01.09, 13:09
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Amerikan Gey Seks Sinemasının Gizli Tarihi

1972 sonlarında, Amerika'nın merkezi, kentsel bölgelerinde yaklaşık 50 kadar hard porno film dolaşımdaydı. Bu ve benzer filmlerin gösterildiği binalar daha çok gösterişli afiş ve panolar arkasına gizleniyor, bir tür dikkat çekmeme siyaseti güdüyorlardı. Kendilerini "Sanat Tiyatrosu" olarak sunuyorlardı ki bu onların daha önceden olduğu şeydi. Artık Sanat Tiyatrosu değillerdi. 1973'te bu tür mekanların sayısı sadece New York'da en az 12'ydi.
1972'de ilginç bir olay yaşandı. Bir sanat filmi, başka yerler bulmak yerine bir porno tiyatrosunda gösterime girdi. New Line Cinema, farklı izleyici kitlelerine hitap edebilme gibi bir niyetle Boston Güney İstasyon Sinemasında John Water'in Pink Flamingos (Pembe Flamingolar) filminin gösterimini organize etti. Film kesinlikle eşcinsel temalı bir film değildi. Boston Güney İstasyonu Sineması, önceden eşcinsel porno gösteren bir yer olmakla birlikte, George Mansour adlı bir sergicinin eline geçtikten sonra bu yaklaşımı terketmiş bir yerdi. Özellikle, filmin oyuncuları gösterim sonrası çok sert ve kızgın tepkiler verdiler çünkü aktörlerden David Lochary'nin gösterim esnasında yapüğı bir gözlem, o sırada sinema salonunun değil de, tuvalet ve banyoların daha dolu ve faal olduğunu göstermişti. Bunun üzerine, film yapımcısının da ısrarıyla, film kendine yeni bir gösterim salonu aradı ve ancak yeni salonda, New York Elpin Tiyatrosu'nda kült şöhretini yükseltmeye başlamanın kapısın aralayabildi.



Şubat 1972'de, Jaguar adlı bir yapım ve dağıtm şirketi eşcinsel film yapımına gerek teknik gerek de anlatısal içerik anlamında yenilikler getirdi. Jaguar, J. Brian, Ignatio Rutkowski ve Gorton Hall gibi genç yönetmenlere ürünlerini ortaya koyabilmeleri için olanaklar tandı ve filmlerinin düzenli olarak dolaşıma gireceğini garanti etti.
Bu yeni yönetmenlerin başında, televizyonda reklam yapımcısı olarak bilinen Barry Knight vardı. Devil in the Flesh (Tendeki Şeytan), Blue Summer Breeze (Mavi Yaz Esintisi) filmlerinin de yapımcısı olan Knight, ilk olarak, fazlasıyla şiirsel ve düşsel bir dokuya sahip "Salem" reklamlarının yapımcısı olarak dikkatleri üzerine çekmişti. Jaguarla çalıştıkları süre boyunca yönetmenler aktörlerle daha disiplinli, provalara dayalı diyalog çalışmaları yapabilme konusunda savaşım verdiler ve kazandılar. Çekimlerde kamera vinci (crane) kullanabilme olanağına kavuştular ve önceki özensiz çalışmalara alternatif, daha çok emek, zaman ve düşünsel aktivite gerektiren, özenli çalışmalar içine girdiler. Onların bu fedakarane edinilmiş minimal lüksleri, ultra ucuz-yapım eşcinsel porno filmlerin çekildiği ve starlarının da bol bol boy gösterdiği Sunset Boulevard'da dikkat çekiyordu.
1970 ortalarında, pazara dayalı eşcinsel porno film yapımı bir anlamda edinmiş olduğu yerden kovuldu, kendine alan bulamaz hale geldi. Ama gideceği, yerleşebileceği başka bir yer de yoktu. Türe ilişkin benzer kısıtlamalarla, talihsizliklerle yüzyüze kalmaya devam etti ve pornografinin hiçbir türü ve tarzına ilişkin yaratcı ve yeni bir faaliyete kanalize olamadı. Fakat öte tarafta, eşcinsel underground film, 70'lerde önemli atılımlar gerçekleştirebildi ki bunda esas olarak Baü Almanya kökenli yönetmenlerin, Werner Schroeter, Rosa von Praunheim ve Reiner Werner Fassbinder'in katkıları gözardı edilemez. O dönemin en yenilikçi yaklaşım ve ürünlerinin sahibi olarak San Franciscolu, ressamlıktan film yapımcılığına dönen Curt McDowell'i anmak yerinde olur. Mc Dowell çalışmalarında, sanat ile porno -ayn şekilde eşcinsellik ve sitreytlik arasındaki sınırı yaratıcı bir üslupla bulandırmayı başardı. 1975'te yapüğı Thundercrack adlı filminde açık eşcinsel ve sitreyt seks aktivitesini harmanladı. Hemen ardından çektiği Loads adlı avangard kısa belgeseline eşcinsel pornoyu da dahil etti. Nudes (Çıplaklar)-Sketchbook (Taslak Defteri) adlı 1975-1976 yıllarında yapılmış filminde ise, kendi kızkardeşi Melinda'yı sitreyt seks ilişkisi halindeyken görüntüledi. Çok güzel ve sempatik ve üstelik tamamıyla açık sahneler halinde çekilen bu görüntüler pornografiden ziyade sanata yakındı. Uslanmaz bir eşcinsel olan McDowell, çalışmalarıyla eşcinsel film yapımcıları olarak gettolaşma fikrinin yansıtıcısı oldu ve çalışmalarında cinselliğin her türünü ve ölçütünü anlatabilme, ifade edebilme özgürlüğünü talep etti. Film içinde pornografik öğelere, candan bir sevgi duymasına rağmen, McDowell düşündürücü bir şey gerçekleştirdi: Böyle bir sevgi duymasına rağmen bu materyali metaya, mala dönüşmekten kurtardı. Cinselliğin açık, ağır ve sıkıntı verici pornografik imalarından ziyade, masum, tamamıyla doğal ve coşkun, kutsanası bir şey olduğu üzerine vurgu yapt.
1980 ortalarında, pazara yönelik eşcinsel porno sineması tekrar kendini gösterir oldu. Kapalı kapılar ardında yoğun olarak izlenmeye başladı. Ev videoları, bu tür ürünlerin özel alanda tüketimini mümkün kıldı ve bu yöndeki tüketimi kamçıladı. Aynı sıralarda, AIDS krizi nedeniyle, polisin yasal, halka açık eşcinsel-seks kuruluşların baskı altına almaya ve kapatmaya başlaması da bu aktivitelerin ev içine taşınmasında etkili oldu. Eşcinsel seks sineması, kendini daima genel ahlâk anlayışına, teknolojik ve ekonomik gelişim ve farklılaşma dönemlerine göre ayarladı. Bunu yaparken de eşcinsel özgürleşme sürecinin en ilginç safhalarından geçti. Toplum içerisinde bir tür yan kültürel güce sahipti. 1980'lerde tekrar kendine has, eski izleyicisine döndü. Savaşılacak bir sürü baskılayıcı güç hâlâ mevcuttu.
Günümüzde, eşcinsel kültür özellikle yayın aracılığıyla 70'lerin başına nazaran, niceliksel olarak önemli bir sıçrayış gerçekleştirdi. Kendi olanakların yaratarak ve vurgulayarak daha derin bir düzlemde kolektif eşcinsel kimliğin ortaya çıkışın kaçınılmaz kıldı. Bununla birlikte, zaman içinde, eşcinsel toplumun öncelikleri de değişiklik göstermeye başladı. Örneğin, eşcinsel kimlik açısından, artık eşcinsel pornografinin oluşturulması ve eğlencelik olarak sunabilmesi ile ilgili bir mücadele başat bir öneme sahip değil. Artık, bugün, 1971'de Boys in The Sand (Kumdaki Erkekler) filminin yapmış olduğu devrimci etkinin bir benzeri daha mümkün değil. Pornografi de artık geçmiş yılların yasak meyvesi olmaktan çıkmış durumda. Jeff Stryker gibi ünlü porno yıldızları ayn tarz çalışmaları sürdürmek isteseler de, bunların artık 70'lerdeki gibi mal ve statü değeri yok.
Bugün eşcinsel film izleyicileri de erken dönemlerin baskısından kurtulmuş durumda. Eski ve seçkin eşcinsel sineması daha sevgiye dayalı nostaljik bir motivasyona yolaçıyor, fakat bu, saf ve kendiliğinden bir sonuç değil. Bu etkiler farklı ve çatışmalı güçler tarafından yönlendiriliyor. Basit ve yanımızdan geçip gitmiş bir dönemin parasal, fikirsel ve görsel ürünleri, dönemin çarpışan önyargıların, ince veya açıktan ayrımların içten içe yansıtıyor. Bu konuya ilişkin görüşler 1994 Haziran'ında bir Seattle gazetesinde yayınlanan bir metinde bir araya getirildi. Metin, The Meatrack filminin Pike Street Cinema'da tekrar gösterimi vesilesiyle yazılmıştı.
"1950'lerin ve 60'ların eşcinsel porno romanlarının zengin bir koleksiyonuna sahibim. Pretty Man (Güzel Adam), The Gay Trap (Eşcinsel Tuzağı), Mr Queen ve Savage Stud (Vahşi Damızlık) bunlardan bazıları." diye yazıyor Dan Savage ve ekliyor:
"Bu kitaplar homofobik klişelerle dolu. Kendinden nefret eden eşcinseller, ölümcül haplar kullanan eşcinseller, hissizleşmiş fahişeler***8230; ve ben bu kitapları kesinlikle seviyorum. Gecenin bir vaktinde, içlerinden birini alıp elime, köşeme kıvrılıyorum ve eşcinsel atalarımın dünyalarına taşındığımı hissediyorum. Birkaç saatliğine, minnettar bir alçakgönüllülükle yanımızdan geçip gitmiş olan o dönemlere, baskı ortamlarına, kendinden nefret edişin ve çok çok kötü bir erkek olmanın verdiği duygular dünyasında yaşıyorum. The Meatrack 1968'de San Francisco'da çekildi ve o filmle ekrana taşnan, benim en kirli, kendinden nefret eden romanlarımdan biriydi."
Eşcinsel film tarihinin değerli pek çok bilgisi büyük emeklerle neredeyse tarihi kazıyarak açığa çıkarıldı ve insanlara sunuldu. 1992'de San Francisco Gey ve Lezbiyen Film festivali Barry Knight'in 1970 başlarında yaptığı filmlerden oluşan "Bulunduğumuz Yol" başlığı altında ilgi çekici bir dizi retropektif sundu. Festival, AMG'nin güreş üzerine olan kısa filmlerinin de retrospektifini üstlendi. Gene, Fred Halsted'in Sex Garage, 1972 (Seks Garajı), L.A. Plays Itself, 1972 (L.A. Kendini Oynuyor) ve Sekstool, 1975 (Seks Aracı) adlı, yakın döneme ait, provakatif, 35 mm'ye çekilmiş filmleri de festival kapsamındaydı. Gösterim, yavaş yavaş nitelik değiştirmeye başladı ve bir geceliğine, Castro Sinema Salonu'nda, 70'lerin porno evlerinin gösterişli, yasasız, ürkütücü kaba hali yaşandı.
Bitmiş bir araştırma sayılamayan -çünkü kısıtlı finansın, gizli ve özensiz olmak zorunda kalan çekimlerin, el altından dağıtımın sınırlılığının dünyasında araştırma yapmak zor- eşcinsel sinema, elbette tüm zamanları aşacak "Büyük Sanat" kategorisine erişemezdi. Bu nedenle, daha çok bir dönem tanıklığı niyetiyle, her eserin tarihi özenle kaydedildi. Eğer bugün bu filmler yaygın bir seyirci kitlesi tarafından bir nostalji duygusuyla izleniyorsa bu izleyici açısından bir zihin karmaşasına ve şöyle bir soruya da yol açabilir: Peki ama, özellikle de kısmen underground filmler hakkında kopmuş olan tüm bu yaygara, itiraz niyeydi? Modern ve özgür izleyiciler bugün Kenneth Anger'in Fireworks (Havai Fişekler) adlı filmini saygın statüsü ve ilk artistik film olması dolayısıyla, eşcinsel özgürleşmede bir kilometre taşı olarak görüyorlar. Aynı zamanın çağdaş izleyicileri Scorpio Rising ve Flaming Creatures (Ateşli Yaratıklar) filmlerini saf ve idrak olunabilir bulurken daha sonraki pop-rock kampın faaliyetlerini de o zamanlar bu filmleri skandala dönüştüren başka başka faktörlerin unutulmaması gerektiği üzerinden değerlendiriyorlar.
Günümüze baktığımızda artık pek çok engelin aşılmış olduğunu farkedebiliyoruz. Film yapımcıları, tür filmleri içine belli derecelerde ve kategorilerde girebilen, yaratıcı filmler ortaya koyabilmiş ve bu filmleri daha da özgürleştirebilmiştir. Artık, eşcinsel film yapımcıları eşcinsel özgürleşme mücadelesinin otomatik olarak varsayılmış askerleri olma yükünden bağımsızlaşmıştır. Bu yapımcılardan başka eşcinsel temalı filmlerde oynamış yaratıcı, apolitik olan kimi oyuncular daha çeşitli ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan filmlerde de kendilerini gösterir olmuşlardır. Bu yeni özgürleşme süreci, Greg Wild, Ela Toyana, Bruce La Bruce, Gregg Araki ve Barbara Heller gibi bazı eşcinsel yönetmenleri ve faaliyet alanlarını da önemli kılıyor. Bu yönetmenler anlatı öznelerini daha geniş ve çeşitli düzenlemeler içine sokmuş, oralarda daha zenginleştirebilmiştir ve çabaları yeni anlatım biçimlerinin oluşumuna yol açmıştır. Ve artık, "eşcinsel film"in kendi içindeki türsel tarifi gittikçe zorlaşıyor, karmaşıklaşıyor -bu iyi bir işaret.
Yazar, derleyici ve dağıtımcı olan Jack Stevenson, Danimarka'da, Ebeltaft'ta, yani Hollywood'un, Underground'un ve Sömürgeci hayatın uzağında, The European Film College adlı bir okulda film dersleri veriyor.
* Stag/Smokers films: Yeraltında, basık, dumanlı ortamda, grup halinde izlenen kısa süreli filmler.

Kaynak:
KaosGLD2

JACK STEVENSON, Film Quarterly, Sonbahar 1997, Çev: GÜLSÜM
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Amerikan Gey Seks Sinemasýnýn Gizli Tarihi-out_last.jpg  
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
amerikan, gey, gizli, seks, sinemasının, tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:24 .