Kadınlar da erkekler de mücevherden anlamıyorYeşim Yüksek... İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu...
Ama o ne bir hakim ne de bir avukat. Okula giderken geçtiği Kapalıçarşı’daki sarraf dükkanlarının vitrini Yeşim Yüksek’in hayatını değiştirmiş... İçindeki tutkunun peşinden giderek, İzmir’in en ünlü kuyumcu ustalarından Güven Alphan’ın yanına çırak olmuş ve 6 yıl geleneksel kuyumculuk eğitimi almış. Altın, gümüş ve değerli taşlarla çalışmış. En sonunda kendisinin de usta olduğuna kanaat getirince Nişantaşı’nda Alef Mücevher Atölyesi’ni açmış. Şimdi orada yeni öğrenciler yetiştiriyor Yeşim Yüksek ve mücevhere merak salan herkesi uyarıyor: “Sağlam sabrınız varsa bu işe girişin.” Mücevherin bir güç göstergesi olduğunu da söyleyen Yeşim Yüksek, parası çok olanların gösterişli takılar aldığını belirtiyor.
Mücevher sizin ilginizi ne zaman çekti?
Çocukken. Annemin tüm mücevherlerini söküp yeniden yapardım. Hukuk fakültesi mezunuyum. Beyazıt’taydı okulum ve her gün eve dönerken Kapalıçarşı-Bedesten’deki vitrinlere yapışırdım. Mücevherlere karşı bir tutkum vardı. Onun izini sürmeye devam ettim.
Ve sonra kuyumcu olmaya mı karar verdiniz?
Öyle diyebiliriz... İstediğim gibi mücevherler bulamamak da beni iyice heveslendirdi. İzmir Kuyumcular Çarşısı’nda çok değerli bir usta olan Güven Alphan ile tanıştım ve çırağı oldum. Yani bu işi usta çırak ilişkisiyle öğrendim. 1994 yılında mücevher yapmaya başladım. Daha önce 10 yıl kadar da aksesuar yaptım.
Daha sonra da Alef’i mi kurdunuz?
İstanbul’a döndükten sonra bir ara Mehmet Kabataş Atölyesi’nde çalıştım. Daha sonra da Alef’i kurdum. Burada hem takı yapıyorum hem de bilgilerimi öğrencilerime aktarıyorum.
Peki yaptıklarınızı satıyor musunuz?
Esas amacım tabii ki yaptıklarımı satmak. Malesef modelinizin çalınması, patent, telif sorunlarından ötürü yaptığınız parçayı başkasına veremezsiniz satması için. O yüzden burayı açtım. Hem siparişle takı yapıyorum, hem kendi kreasyonlarımı satıyorum.
Buraya gelene ne öğretiyorsunuz?
Kuyumcu aletleriyle çalışmayı, model çıkarmayı, mum model yapmayı, kalıp çıkartmayı, ince işçilik yapmayı, parçaları birleştirmeyi, kaynak yapmayı, form vermeyi, şekil çıkartmayı, taşları, altını, gümüşü, montür yapmayı, taş mıhlamayı. Burada kuyumcu ustası olma dersi veriyoruz. Kendi madenini kendi eriterek son aşamaya kadar yapmayı öğreniyor.
Profesyoneller için mi bu kurs?
Herkes için. Ama çoğunluk kendi mücevher dükkanını açmak isteyenlerden oluşuyor. Meslek edinmek için. Çoğu öğrencim kendi atölyesini kurdu, fuarlara katıldı. Büyük bir firmada tasarımcı olarak çalışmak isteyen de var.
Kaç gün ve kaç lira bu kurs peki?
Bir buçuk sene süren kurslarımız haftada 6 saat. Çok yetenekli birilerini cımbızla arıyorum ve karşıma geldiğinde burs veriyorum. Meslektaşlarımızın artması şart çünkü piyasada bu işin yapım kalitesi, yaratıcılığı gün geçtikçe bitiyor. Seviye yükselmeli. Dört haftada bir ödeme alıyoruz: 350 YTL. Derslerimiz, çalışan insanlara uygun saatlerde.
Son zamanda ev hanımlarının mücevher yapımına ve kurslara gitmeye başlamasını nasıl yorumluyorsunuz?
Bir zamanlar tahta boyama furyası vardı, şimdi de bu var. Kısa süre sonra bu da biter. Ama taşçıyı bulup taşını alıp Kapalıçarşı’ya gidip ustasını bulup mücevherini yaptırmaya emek harcayanlar da var.
Mücevherde “Bu iyi bir ustanın işi” diyebilmek için hangi özellikleri görmek gerekir?
Mücevher daha vitrinden sizi vurmalı, içeriye çekip kendine dokunma hissi uyandırmalı. Taktığınızda rahat olmalı. Oraya buraya takılmamalı. Ergonomi burada devreye giriyor. İşin matematiğini iyi bilmeli mücevherci.
Kadınlar mücevhere bayılıyor ama anlayarak mı alıyorlar sizce?
Ben meslekten olduğum için işçiliğe bakarım. Çok pahalı taş olmasındansa sevdiğim taşı seçerim, hangi kesimi sevdiğimi bilirim. Başka bir mücevhercinin tasarımını da satın alırım. Yani beğendim diye gidip aynını kendime yapmam, parasını öder takarım. Ama malesef Türkiye’de kadınlar mücevher almayı pek bilmez. Tabii, kadınlar kadar erkekler de bu işi bilmiyor.
Fabrikasyon mücevherler çoğunlukta sanırım. Bir marka aynı model yüzükten binlerce üretiyor ve herkes onu alıyor...
Maalesef. Bir de tabii usta kalmıyor. Yaşları ilerledikçe ustalarımız işi bırakıyorlar. Ama sanayii kaçınılmaz. Bu İtalya’nın da başına geldi. Tabii ki fabrikalar kurulacak, endüstriyel olarak da üretim yapılacak çünkü onun da kitlesi var. Dünyanın her yerinde dev mücevher firmaları kadar isim yapmış mücevher ustaları vardır.
Bizde hâlâ var mı?
Var tabii kapalıçarşıda ama eskiye oranla çok az. Müşterinin mücevher konusunda bilgisi azaldıkça ustaların tutunma şansı da çok azalıyor. Maalesef çırak bulmakta da çok zorluk çekiyorlar. Burada benim, biraz Kapalıçarşı havası koklatma arzum var. Derslerimin usta çırak ilişkisinde yürümesine çok dikkat ederim. O saygıyı, teslimiyeti görmek isterim. Kuyumculuğun â dabı budur. Zevki süzülerek oluşmuş, taşlardan çok iyi anlayan ustaların yerini tutamaz hiç birşey.
Türkiye’de mücevher alan kadınlar, taş büyüklüğüne mi önem veriyor?
Kadının çevreye vermek istediği mesaja bağlı. Benim bu kadar param var, benim kocam bana böyle bir tektaş aldı gibi mesajlar vermek istediğinde tabii ki taşın büyüklüğü önemli. “Benim param çok” diyenler tektaşlarını büyük alıyor. “Bu çok asil bir broş bunu ömür boyu takmak ve torunlarıma bırakmak isterim” diyen de başka bir müşteri. Bazen aynı kadın bazı yerde güç ve para mesajı vermek ister bazı yerde duygusal takılarıyla yaşar.
Bu yılın modası çiçek ve böcekler
Modası nedir bu işin?
Tıpkı Hautecoture’de olduğu gibi trendleri takip ediyoruz. O sene Ardeko dönemi, Viktorian dönemi varsa takıların da ona göre olması lazım. Mor çok modaysa amatist ortaya çıkar.
Son dönemlerin modası nedir?
Bio felsefe, küreselleşmeye tepki, doğaya dönüş mücevhere de yansıdı. Çiçekler ve böcekler çok fazla var. Pırlanta gerdanlıkların klipsi bir böcek mesela. Kültürel miras çok önemseniyor son yıllarda. Herkes kendi kültürünü yansıtacak takılara dönüyor. Mesela Hindistan iyi bir örnektir bunun için.
alef












Normal
