Taşların ilk kez ne zaman süs olarak kullanılmaya başlandığı bilinmemektedir; ama Cilalıtaş devrinde silahların ve aletlerin uçlarını keskinleştirmek için başvurulan taşları birbirine sürtme yöntemi, değerli taş yontuculuğunun ve cilalamanın kökeni olabilir. Sözgelimi, Cilalıtaş devrinden kalma 10 000 yıllık bir yeşim balta bulunmuştur.
İ.Ö. 3 000 - 2 780 yıllarından kalma Mısır mezarlarında ametist, firuze (turkuaz) ve lacivert taşı kakmalı altın bileziklere raslanmıştır. Mısırlı çocuk kral Tutankhamon'un mezarında bulunan çok değerli hazine, kuyumculuğun İ.Ö. 1 000 yıllarında aşağı yukarı tam anlamıyla gelişmiş olduğunu göstermektedir. O dönemlerde, yuvarlaklaştırılan ve kesilen değerli taşlar, bronz aletlerle ve silis, lal taşı, korindon (doğal alümin) tozları, hattâ bazı uzmanlara göre elmas gibi aşındırıcılarla işleniyordu.
Cilalanan ilk renkli taşlar, firuze ve lacivert taşı gibi, öbürlerine oranla daha yumuşak türler oldu ve yalnızca pürüzleri alındı. Yöntemler geliştikçe, boncuk ve silindir biçimi kesimle birlikte, delme ve traşlama işlemleri ortaya çıktı; kadıköytaşı, zümrüt, oniks, akik, kantaşı, yeşim, ametist gibi daha sert taşlar işlenmeye başlandı. Ardından, saydam taşların, façetalarla (düz yüzeyler) ışığı yansıtmaları sağlandı; böylece parlak taşlar elde edildi.
Kesme ve traşlama biçimleri:
Taş kesimi iki tür içinde toplanabilir. Birinci türde, boncuk, silindir, külah biçimleri ile oyma gibi eğik yüzeyli kesimleri, ikincisinde ise façetaları sayabiliriz.
Değerli taşlara biçim vermenin ilk ve en yalın yöntemi, kendine özgü biçimini bozmamaktır. Bu tür traşın en ilgi çekici örneği İngiliz Sarayı'ndaki Kara Prens yakutudur.
Külah türü kesimde oval, yuvarlak ya da damla biçiminde eğik yüzeyli taşlar elde edilir. Taşın üstünde yüksek, orta ya da alçak bir külah bulunabilir. Genellikle yarı cilalanmış olarak bırakılan taban ise, bombeli ve düz olabileceği gibi, istenirse tümüyle boşaltılabilir. Boşaltma işlemi, koyu renkli taşların rengini açmak için uygulanır.
Külah yöntemi başlangıçta zümrüt, yakut, gökyakut (safir) gibi değerli taşlar için kullanılmışsa da, günümüzde façeta kesimine elverişli olmayan düzensiz taşlar ile yeşim, akik, firuze ve opal gibi ya-rısaydam ya da ışık geçirmeyen taşlara uygulanır. Ayrıca, bazı taşlarda optik etkiler oluşturmak için, sözgelimi «kedigözü» ve «yıldız taşı» yapımında da aynı yöntem kullanılır.
1960 yılından bu yana taşların büyük bölümü döner silindirlerde traşlanmakta ve düzensiz kenarlı çok iyi parlatılmış taşlar elde edilmektedir. Külah, boncuk, haç ya da yürek biçimli taşlar da bu yöntemle işlenebilmektedir.
Façeta kesimi, önceleri, yüzeydeki yansımayı artırmak ve daha ilgi çekici biçimler elde etmek için kullanılıyordu. XIV. yüzyılda, sekizgen yüzeyli elmasların doğal yüzeyleri traşlanıp köşeli taşlar elde ediliyor, bir köşesi kesilip cilalanarak masa kesimi oluşturuluyordu. Yavaş yavaş, façeta kesimiyle elmasların içindeki gizli parıltının ortaya çıkarılabileceği anlaşıldı (Bk. ELMAS, TRAŞLANMASI ve CİLALANMASI). 1670'te Venedikli Peruzzi, tam bir parlaklık elde etmeyi başardı.
İngiliz tacındaki St. Edward gökyakutu (safir) mavi renkte pul kesimine çok güzel bir örnektir ve 1042'de Kral Edward'ın yüzüğünde bulunduğu söylenir. Bu taş bir noktada birleştirilerek, düz bir taban üstüne oturtulmuş 24 üçgenden oluşan bakışımlı düzenlemli, tipik bir Hollanda GüZ'üdür. Bu kesim küçük elmaslar, Bohemya lal taşları ve donuk Seylan zirkonlarında kullanılmıştır.
|
Yüzük kaşı üstünde 33, altında da 24 façetadan (tepede bir façeta kesilirse 25) oluşan pırlanta kesimi ve traşı, çok ışık yayan renksiz taşlar, örneğin elmas ve zirkon için elverişlidir; çünkü bu tür taşların parıldama özelliğini tam anlamıyla ortaya koyar. Bu kesim yakut, gökyakut, mavi zirkon, kırmızı lal taşlan gibi renkli taşlar için de kullanılabilir.
Bir renkli taş, taç bölümünde rengi çok iyi görülecek biçimde kesilerek traşlanmalıdır. İyi bir parlaklık elde etmek için, façetalann konumlarını özenle düzenlemek ve iyice cilalamak gerekir. Yüzük kaşı ile alt façetalar arasındaki açıya, taştan iç yansı mayla dönen ışık miktarını en yüksek düzeye ulaştıracak bir açıklık verilir. Bunun için gerekli açı, taşın türüne göre değişirse de, yaklaşık 40 derece olarak kabul edilir. Ayrıca kırılma indisi ne kadar küçük olursa, taş o kadar kalın kesilir. Kesim ve traşlama sırasında, yarılma ve dilimlenme yönleri, çatlaklar, kusurlar, sertlik ve kırılma dereceleri göz önüne alınır. Elverişsiz biçimli ya da istenen renk ölçülerine uymayan koyuluk ve açıklıkla bir ham taş işlenirken, kesim ve traşlama biçimi büyük önem kazanır. Seylan ve Hindistan'da kesimde en çok önem verilen özellik, taşın ağırlığıdır; çünkü yontucular (trasçılar), kırat (5 kırat bir gramdır) başına para alırlar. Bu yüzden taşlar Batı ölçülerine uymaz genellikle çok kalın kesilir ve donuk olur.
Pırlanta kesim ve traşın birçok çeşidi arasında, çift yansımalı kesimde, mekik, gözyaşı (pinza), oval ya da minder biçimlerine çok sık raslanır.
Güzelliklerini renklerinden alan taşlar için en uygun kesim, basamaklı kesimdir (amerikan traşı). Bu kesimde, taç üstünde bulunan tabla façetasının kenarlarına, paralel konumda basamaklarla inen uzun dikdörtgen biçiminde yan façetalar traşlanır. Köşeleri traşlanarak sekiz kenarlı bir görünüm de verilebilen söz konusu dikdörtgen façetalar. zümrüt için çok sık kullanılır ve zümrüt kesimi diye de nitelenir. Öte yandan, tam yansımayı sağlayacak açılar kadar, rengin koyuluğu da önemlidir. Koyu renkli taşlar ince kesilir, açık renkli olanlar ise. rengin belirginleşmesi için kalın traşlanır.
Basamaklı traşta, uzun dikdörtgen dışında, eşkenar dörtgen, altıgen ya da sekizgen gibi birçok façeta çeşitleri vardır. Öte yandan, bazı taşlara, pırlanta traşi: ve basamaklı traştan oluşan karma kesim de uygulanbilir.
Kesme ya da traşlama işlemleri ve araçları:
Değerli taş işleme aygıtlarının çoğu. elektrik motorlarıyla çalışır; ama bazı ülkelerde kuyumcular, cilalama çarklarını hâlâ elle çevirmektedir. Cilalama çarkı genellikle düşey bir eksen çevresinde dönen, düzlem bir disktir. Gerek külah biçimi traş, gerekse façeta biçimi traş işlemlerinde, çoğunlukla aynı yöntemler kullanılır.
Yeşim, sarı kuvars, akik ve lacivert taşı gibi,büyük parçalar halinde bulunan ham taşlara uygulanacak ilk işlem, elmas ağızlı ve çaplarına göre dakikada 100-1000 devir yapabilen disklerle biçerek dilimlere ayırmaktır. Böylece, elde edilen parçaların istenmeyen kesimleri, daha küçük bir bıçakla temizlenir.
Külah biçimleri ve kaba façetalar, yatay bir eksen çevresinde dönen ve suyla soğutulan silisyum karbür ya da kumtaşı disklerle traşlanır. Ayrıca, elmas tozuna katılmış disklerle bu ilk biçimleri veren otomatik makinalar da vardır. Traşlama için kullanılan geleneksel yöntem, ön işlemden geçmiş parçayı balmumu ya da şellakla bir çubuğa tutturmak ve külahları, silisyum karbür diskler üstünde su ve ince kumla işleyerek, düzgün bir yüzey oluşturmaktır. Façetalar ise, çubuğa takılmış parça, düşey bir eksen çevresinde dönen cilalama çarklarına tutularak traşlanır ve parlatılır. Usta traşçılar, istenen açıları elde etmek için kenar askıları kullanır. Kenar askısı, üstünde özel olarak açılmış yuvalar bulunan bir tahta parçasıdır. Bu yuvalara, işlenecek parçayı tutan çubuğun öbür ucu girer. Yuvaların seçimi ile façetaya verilecek açı, el ve gözle denetlendiğinden bu yöntemin kullanımı büyük ölçüde beceri ve deneyim ister. Amatörler ile bazı ustaların kullandığı façeta açma aygıtlarında (divizörler). açılar, dereceli diskler ve kadranlarla ayarlanır. Bu aygıtlar büyük bir beceri gerektirmeksizin, çok duyarlı bir traş sağlar. Traşlama diskleriyse ince kumlu kurşun, dökme demir ya da elmas tozu ekilmiş bakırdan yapılabilir.
Her cilacının kendine özgü bir cilalama biçimi vardır: ama genellikle kulaklar ve taçlar, sert keçe. deri ya da tahta çarklarda cilalanır. Plastik, tahta ve sert bir destek üstüne gerilmiş yapay kumaşları içeren daha birçok disk türü denenmiştir. Cilalama tozları olarak,doğal taş pudra, alüminyum, silis, demir, krom, kalay ve seryum oksitler ile 0,01 mikronluk elmas tozları kullanılır.
Son işlem, taşı çubuktan çıkarıp alkol gibi bir çözücü içinde temizlemektir: böylece taş kakma ya da mıhlamaya hazır duruma gelir.
Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Sanat » El sanatları
Kaynak:4
2.cilt / s.468-472










Normal
