iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:38 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Felsefe » Tasavvuf » Alevilik » Alevilikte İbadet 'Cem'

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.10.07, 21:07
Standart Alevilikte İbadet 'Cem'

28.10.07, 21:07





Alevilikte Cem


Alevi / Bektaşîlikte kişisel ibadetin: yeri, zamanı, mekânı, sekli yoktur. Birincil ve en iyi ibadet her an ‘Kâmili insan’ (bilgin olgun dürüst insan) olmaya çalışmaktır. Bilim yolundan gitmek, eline, diline, beline sahip olmak, helâl lokma yemek, kendine reva görmediğini başkasına uygulanamamak vs. Aleviler için en büyük ibadettir. Zaten bu kuralları yerine getirenin ‘tanrıya’ yalvarıp af/merhamet dilemesine gerekte yoktur. Bu nedenlerden Alevîlerin İslam’ın 5 şartına (namaz, oruç, haç, zekât kelimeyi şahadet) uyma, camiye, kiliseye .... hatta cem-evine, gidip gitmeme, diye bir zorunlulukları yoktur. Gerçek içten ve gizli; insanî ahlâksal kurallara uymadıktan sonra, yapılan ibadet ‘gösterişten’ öteye gitmez. Kendini ve halkı, kandırmaktan başka bir şey değildir. Alevi /Bektaşîlikte toplumsal anlamda bir tür ‘ibadet’ CEM kurumu içinde vardır.

Kelime anlamı ile CEM, BİRLİK demektir. "Alevîliğin kalbi Cem’de atar. Alevîliğin sırrı Cem'de yatar" denilir. Alevîliği bütün yönleri ile anlamak Cem’i anlamaktan geçer. Cemde yapılan her hareketin, her sözün inançsal, kültürel, toplumsal sembolik anlamları vardır.

Cem'in İnançsal Kaynağı, Kırklar-Cem’idir.
Alevîlikte Muhammet’in ‘miraç’ (tanrı ile görüşme) rivayetiyle (gerçekte olması mümkün görünmeyen, olay, masal, rüya) birlikte anlatılan bir hikâye ye göre : Hz. Muhammet tanrıyı ziyaretten döndükten sonra, gerçek hayatta 40"lar Meclisi denilen bir toplantıya katılmak ister. Muhammet 40"lar meclisine girmek için kapıyı çalar ve peygamber olduğunu söyler. - Git peygamberliğini ümmetine göster’ denilir. Ve içeriye alınmaz, bir kaç defa dener sonra:" - Bende fakir bir kulum, sizden biriyim" deyince içeriye alınır. Yani bu meclise isteyen herkes giremez, oraya giren rütbesini, malini mülkünü defterden silmesi gerekir, ve oraya girmek için gönülden istekli ve ısrarlı olmak gerekir. Muhammet, Kırklar Cem’ine girince, oradakilere kim olduklarını, büyük, küçük kim diye sorar. - Bize Kırklar derler , bizim küçüğümüzde büyüğümüzde uludur. Cevabini alır. Muhammet sayar bakar, kadın erkek 39 kişi, biriniz nerede der: - O dışarıda görevdedir derler. Muhammet ispat ister. Birisi Ha. Ali’nin koluna bir bıçak vurur, hepsinin kolundan kan akar, bir damla kan da çatıdan içeri düşer. Ali’nin kolu sarılır diğerlerinden dökülen kan da durur. Burada ki mesaj, Cem’de kadın, erkek herkesin eşit ve ayni seviyede olduğudur. Canlardan birisinin acısı herkesin acısıdır, birisinin acısı sarılınca hepsinin acısı durur. Ortaya bir üzüm tanesi getirilir, Muhammet’ten bunu 40 kişiye paylaştırılması istenir. Muhammet zor durumda kalır ve Hak’tan yardim ister, üzüm tanesi ezilip serbest edilir, buna kırk kişi banıp, mest (seri-hoş = başı hoş) olup semaha kalkarlar. Burada verilen önemli mesaj, bilmediğini sorup öğrenmektir, var olanı eşitçe paylaşmak, hakkına düsene razı ve beraber mutlu olmaktır. Semah dönerken Muhammet'in basında ki sarık düşer ve 40 parça olur, Kırklar bu parçaları bellerine bağlarlar, Muhammet 40"lara Pirelerini sorar: - Pirimiz Ali, rehberimiz Cebrail’dir. cevabini alır. Muhammet Ha. Ali’nin yanına gelir (Rüyasında), tanrı katına çıkmak isterken önüne çıkıp onu engelleyen bir Aslanın ağzına verdiği ve ancak o zaman yoluna devam-edebildiği, Peygamberlik yüzüğünü Hz. Ali’nin parmağında görür . Ve Rüyasında gördüğü tanrı yüzünü ve sesini Ha. Ali’ye benzetir. Orada Ali’nin kendinden ayrıcalıklı olduğunu görür ve Ali" ye niyaz eder. Burada verilen mesaj: Sadece peygamberler değil, olgun insanların hakkin, (halifesi) elçisi, onun bir parçası olduğudur.

Gökte aranan yerdedir (tanrı insandadır) düşüncesidir. Sonuçta ortaya çıkan H.B.Veli’nin deyimiyle, akil mantığa uyan ve gönülden her insanin katılabileceği sonuç: tanrı gökte değil yerdedir, insanların içinde, kalbindedir. insanlar da birleşip dünyadaki nimetleri (değerleri) ortaklasa eşitçe paylaşmalıdır. Bu hikâyede anlatılan konular, ve özelikle Cem’de ‘Ehli-Beyt’ Hz. Ali ve soyuyla ilgili konular Cem'in İslam’dan aldığı yanlardır. Eski tarih kaynaklar, Cem’de görülen: kadınlı erkekli, semahlı müzikli, yemekli, içkili, öğütlü ve dualı toplantılara (seremonilere), İslam öncesi Anadolu’da ve Asya toplumlarında rastlandığı göstermektedir. Bu nedenle Cem direk İslam'dan kaynaklanan bir olgu değildir.


Cem'in Toplumsal Temeli

Fakir, emeği ile geçinen, ezilen, haksızlıklara uğrayan, yurttan yurda göç etmek zorunda kalan fakir köylü insanlar, eski yeni inanç ve düşünceleri bir birine katmış, bütünleştirmiş ve bu ezilmişlik durumdan kurtulmanın yolarını aramışlar. Tâbi ki insanlar, bu baskı zulme, zaman, zaman bas kaldırmış ve hakim güçlerce ezilmişlerdir. Ama teslim olmamışlar, kendi inanç, kültür ve toplumsal, sosyal düzenlerini kurmuşlar. Ve bu olay, Anadolu’da Türk, Kürt, Arap, Azerî, Müslüman Hıristiyan birçok inanç, milliyet ve kültürler arasında oluşmuştur. Birleşmeleri sorunlarına sahip çıkmaları, hakim güçlerin çıkarlarına zarar verdiği için, yasadışı sayılmışlar, kültür ve inançlarını gizli yapmak zorunda kalmışlar, baskı ve zulümlerden korunmak için, kendi düşünce ve eylemlerini tepki çekmeyecek şifrelerle gizlemişler.

İste toplumsal açıdan Cem: Ezilen Anadolu insaninin, bin bir yola başvurarak, bin bir çiçekten öz alarak, kendi kültür, inanç ve toplumsal yasam deneyimlerinin öğrenilip, öretildiği, yaşanılıp, yaşatıldığı, her yönüyle gözden geçirildiği bir toplantıdır CEM. (Bir tür genel kuruldur)


Cem

Cem; özgürlük, eşitlik, ibadet ve sevgi yeridir. Cem yargı ve karar yeridir. Birlik ve dirliğin korunup sergilendiği yerdir. Cemde sunulan can, söylenen söz, sergilenen özdür. Hizmet ve sohbet muhabbet yeridir. Kul-Köle, efendi-beyin olmadığı eşit ve hür canların buluştuğu yerdir. Şaşmasın, yoldan düşmesin diye el ele verilen yerdir cem. Yol tası, yol kuşuna atılmaz cemde. Af, şefaat, rıza meydanıdır cem. insan aşılanır, kötülüklerden kesilir. Çiğ olan pişer cemde. Asi (kötü) olan düşer cemde. Güvenin, sevenin yeri, bacı- kardeşin meydanıdır Cem. Saklar Cem erenleri seni, serini (basını) verir sırını vermez. İkrar iman (inanma) yeridir, ölçü ve hükmün yeridir. Edep ve erkân yeridir cem. Cemde bir ulu divandır meydan. Nur kuşaklının yerine, kil kuşaklı sorgu sual yapar, cem erenleri sözünü söyler. Hak adına, halk adına Pir’indir ferman. Cemde dünya isleri görülür, halk senden razı ise, Hak’ta razıdır. Bu yolda yolcu olan kendini kanıtlamalı, Ceme girmeye layık olmalıdır. canların mutluluğu esastır. Kurallar sadece inanmak, tekrarlamak için değil, uygulamak, bir yasam biçimine dönüştürmek içindir. Temel kurallar korunur saklanır, her şeye kılavuzdur akil. Günü gelir korur kendini, gizlenir. Günü gelir ışık, çiçek saçar aleme. Alemi her yönü ile bilmeden, değiştirmek mümkün değildir. Öz değişmez, ama don zamana çağa uyar değişir zenginleşir. Cennet, cehennem Cem’dedir. Cemde can ile cemaat dengesi kurulur. Mala, güzelliğe, hatıra, zora yer yoktur meydanda. Biri kırk, kırkı bir olur CANLAR Cem’de.



Cemde 12 Hizmet

Pir (1), (Mürşit-Dede)
hem mülkün hem gönüllerin sultanidir, HakMuhammet AliPostunda oturur, Cemi yönetir.
Cemden önce Pir, Rehberle (2)
(yardımcı yol gösterici ile) beraber, bir "danışık toplantısı" yapar. Sakınlar düşkünler belirlenir, dargınlar barıştırılır, borçlar ödenir. Hak belli olur, sorgusu yapılacaklar seçilir.
Haberci, Peyk (3)
haber verir, 12 hizmet sahipleri belirlenir.
İznikçi (4)
temizlikten sorumludur, hem cem evinin, hem gönüllerin. Cem evi hazırlanır, canlar davet edilir. Layık olan geçer eşikten.
Bekçi (5)
bekler kapıyı dışarıyı, içeriyi. Canlar, canini teslim eder ona, su uyur düşman uyumaz, gelip bir edepsiz muhabbeti bozmasın aman. İman kuzu, şeytan kurt, akil bekçidir. Bekçi olmazsa kurt kuzuyu ne eder.
Cemde elinde asası ile Gözcü (6)
düzen ve sükûneti sağlar. Gözcünün elindeki "asa" Edepli durana, doğru söze; "göz, kulak, gönül verene" değmez.
Çerağcı (7), delili (mum ışık) uyandırır, cem evi bilim ve sevgi nuruyla aydınlanır. Rehber talibi (yola girmek isteyen canları) getirir Pir’in ve canların huzuruna. Talip el alır, dil alır, öz bulur meydanda. Kılavuzsuz kus uçmaz, rehber yolcunun kılavuzudur. Ha. Ali Postunda oturur. Talip olan can dardadır. Boynunda tigbent bağlı, Enel-Hak dediği için asılan, bas eğik eller yanda, Halacı MANSUR’un darıdır bu. Ve diz üstü oturur talip, Nesini darına, inancı için derisi yüzülen Seyit Nesini gibi, kendi derisi, post (minder) olur kendine. Ve talip ‘karnında hançer’, eleri göğsünde, gövde eğilmiştir yere, Fazlı darındadır. Ve talibin ayakta, ayakları mühürlüdür. Ha. Hüseyin gibi, kanayan yarasını göstermemek için kapatır, sol ayak başparmağını, sağ ayak başparmağıyla. Ve böyle ikrar (söz) verir talip. Pir’in sesi kulağında iniler, "gelme, gelme, dönme dönme, gördüğünü ört, görmediğini söyleme, eline beline diline sahip ol. Ol söz verme öl sözünden dönme. "Seni senden aldık sana geri verdik, kendine sahip ol. ikrarın kadim olsun der.
Kendini bilen Haki da bilir, yalın ayak, bas açık, semaha kalkar, Semahçı (8) canlar. Kendinden kendini bulmak için, Enel-Hak olmak için, yürürler gerçeğe doğru, pervane olup uçarlar, turnalar gibi, kendinden kendine, gönülden gönle.
Ve yanıktır sazın namesi Zakir (9) (ozan) elinde. Gönüllere coşku verir, dile hikmet verir. Zakire imam Cafer ilmi, Pir Sultan deyisi söyletir, telli kuran (saz). Zakir sözün ateşi, telin alevi ile pişirir çiğ canları. Siper olur, haber olur, dil olur, gönül olur, Hak olur, halk olur, soran olur, veli olur, saz Zakirin elinde. Söyler Hak-Muhammet-Ali’den, Sah Hatayi’den Pir Sultandan, yiğitlerden, Kerbeladan, imamlardan, dünden bu günden, insandan insana. 12 Hizmet ehli çağrılır meydana. Hizmet kuşağı bağlanır bellerine. Üzüm tanesi gelir dem olur, Pir elinden içen mihman olur. Nefsini yenen ona hükmedendir. Halk ile iyi olan hak ile iyi olandır. Dört kapı selâmını verilir; şeriat, tarikat, marifet, hakikat nedir bilesin, yol ısız değildir her kapının sualini verip, ancak öyle geçersin. Yüreklerde ateş sönmez ki, yezit bir semboldür, zalimler unutulmaz ki.
Kerbela çölünde Saki (10)
su ile şehitlere varmaz ki. Sivasbeleda da ayni, yanar canlar ateş, duman, kan içinde susuz. Sakka suyu Sah Hüseyin askınadır, içene, göçene rahmettir, yere bereket, yüreklere şefkattir, o zem-zemdir, anlayanın, inananın derdine dermandır. Sofra Halil İbrahim sofrası, lokma herkesin lokması. ‘Elimde yoktur terazi, canlar hakkına oldu mu razı’ diye sorulur. Destursuz lokma yiyene, kurban kestirilir bir sonraki cemde. Bu da sofranın cilvesidir.
Kurbana Kurbancı (11)
ya, sofraya, sofracıya, çalışıp kazanana, pişirene getirip, götürene - gülbank çekilir. Cem’de, Musahip olur yol kardeşi evli canlar, sonsuza dek. Üstlerine kefen örtülür, bu 4 can böylece, ölmeden ölürler, ölmez olurlar. Ölüm ölür biz ölmeyiz. Yoktan var olmadık ki yok olalım, her şey Hakkin varlığın birliğinden oldu. Yoktan var olmak, Hakki (varlığı gerçeği) yok saymaktır. Ve Musahiplerin eslerinden gayri her şeyleri ortaktır, sevabına günahına, bir birinden sorumludurlar, topluma karsı.
Ferraş (12)
meydana çaldığı süpürgeyle temizler, kötülüklerden pisliklerden hem meydanı hem gönülleri. Acı ızdırab ta vardır Cem’de. "Bizde hata, sizler ata." "Gönül kalsın, yol kalmasın" "Gelin canlar bir olalım." Kısa çöpün hakkini, uzun çöpten alalım. Yoldan düsenin yeri düşkünler meydanıdır. "Izdirap bir bedenin, yara tüm gönüllerindir". Suçluyu bağışlamak, ancak mazlumun hakkidir. Bazen olur, bir can geçse de hakkından, yol geçmez, bu kamu hakkidir, cem erenleri sorar hesabi, keser cezayı. Herkes için Acı olsa da, sitemi zülfü kâr, düşküne değecek, hak yerini bulacaktır. Mala, cana, sana, güzelliğe, güvenme. Nefsini, dizgin tut, yoksa sorar erenler. Sen mi ulusun, yol mu ulu ? Diye. insanlık yolu uludur. Öyleyse, Hele bir yol Cem’e varalım. dost cemalini görelim. - Bilelim, birleşelim, - Diyelim söyleşelim. -"Sevelim Sevilelim" -GELİN CANLAR BİR OLALIM.


Birlik Ceminde Genel Kurallar:

Beş çeşit Cem vardır. Bunlarda ilki olan Birlik Ceminin amacı: yol ve erkânı öğrenmektir. Aileli gelen herkese açıktır. Sadece 12 Hizmette görev alan kişiler, düşkün olmamalıdır, herkesle barışık olmalıdır. Ceme, gönlü ve ten temiz gelinir. Takı takılmaz. Canlarla paylaşmak için evde olandan üstü kapalı şekilde lokma, oturacak (post) minder getirilir. Rahat elbise giyinilir. ihtiyaçtan fazla kurban kesilmez. Yenilen içilen ve diğer giderler için önceden veya cem günü gönülden lokma payı verilir. Cemden önce, isteyen Dedeyle görüşebilir. Bunun dışında Cemde Eden, erkâna (ortama) uymak önemlidir.


Kaynak:Feramuz Acar - PİR- Der. Randers
__________________
ellerinle bana baharlar getir
cıvıl cıvıl bir görüş gününde olsun
bir mektup gönder bana
bahar tadında
baygın baygın ülkem koksun


Selda Bağcan
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SAUVAGE kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (06.09.08), gunergunbay (29.10.07), lolipop (28.10.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 29.10.07, 01:30
gunergunbay - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 825
Ettiği Teşekkür: 100
31 tane iletisine 50 kere teşekkür edilmiş
gunergunbay yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: Alevilikte İbadet 'Cem'

Çok az bilgiye sahip olduğumuz ve bir o kadar anlamadığımız hep yanlış ve yalanla anlatılan bir kavramı çok açık ve net anlatan bilgileri bizmimle paylaştığın için teşekkürler.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
alevilikte, cem, ibadet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz