Nüve Forum


İslam hukuku hakkinda Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Elimizde bulunan Mushaf'taki diziliş sıralarını esas almak suretiyle Kuranı Kerim'i baştan sona okurken; zenginliğin yaptırımını ve zenginleri dolaysız ve direkt olarak (ibaresiyle) konu edinen ayetlerini gözönünde bulunduran birisinin gözünde canlanacak

Like Tree7Likes
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.04.09, 17:42
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

[coverattach=1]Elimizde bulunan Mushaf'taki diziliş sıralarını esas almak suretiyle Kuranı Kerim'i baştan sona okurken; zenginliğin yaptırımını ve zenginleri dolaysız ve direkt olarak (ibaresiyle) konu edinen ayetlerini gözönünde bulunduran birisinin gözünde canlanacak manzara şudur:
lsrailoğulları bir sürü nimetlerle donatılmışlardır; üzerlerinde bir bulutun tutulmasına, onlara çeşit çeşit yiyecekler verilmesini , zalim bir iktidardan (Firavun'dan) kurtarılmalarına vb. pek çok nimete karşılık, onlar buna zulüm ve isyanla karşılık vermişlerdir." Dilediği kullarına Allah'ın kendi fazlından indirdiği nimetlerini haset ederek Allah'ın indirdiği (hükümleri)ni inkâra yönelmişler.50 Onlar hayata çok düşkündürler."1
İnkarcılar için dünya hayatı çekicidir. Onlar kendi maddî imkanları, inananların ise maddi imkânsızlıkları52 yüzünden onlarla alay ederler. Oysa "takva" sahipleri Kıyamet günü onlardan üstündürler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.''
Yine lsrailoğulları, Tâlüt'un kendilerine yönetici (melik) tayin edildiğini peygamberlerinden öğrenince, bilgice ve bedence yeterli olmasına rağmen, büyük bir servetinin bulunmadığı, gerekçesiyle onun idareciliğini kabule yanaşmamışlardı.51
Nemrûd," mülkü sebebiyle Uz. İbrahim'le tartışmaya girişmişti.'"
Kadınlara, oğullara kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara (lüks bineklere), hayvanlara ve ekinlere duyulan şehvet tutkusu insanlar için süslendirilip çekici kılınmıştır. Bunlar dünya hayatının metaldir.. Allah katında bunlardan daha hayırlısı vardır.1
Aslında mülkün gerçek sahibi Allah'tır. O mülkü dilediğine verir, dilediğinden çekip alır.58 Ama bilinmesi gereken gerçek; dünya hayatının salt bir oyun ve oyalanmadan ibaret olduğudur.59
Daha önceki milletler, kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, üzerlerine dünyanın her türlü bolluğu ve nimeti6" açılıvermişti. Tam bunun sevinç ve şımarıklığına daldıklarında, Allah'ın hükmü onları ansızın yakalayıverdi.''1 Bu ayeti açıklayan bir hadislerde Peygamberimiz şöyle der: "İsyanlar içinde iken bir kula, Allah'ın istediklerini verdiğini görürsen, bunun bir "istidâc" (iyiliklerinin karşılığını görüp, günahının ve cezasının büyümesi için üst üste ihsan) olduğunu bilmelisin".''2
Müminlerin namaz kılarken ziynetlerini (güzel elbiselerini vb.) takınmaları istenir. Bunun bir kısmı elbette ancak inalla mümkün olabilir. Ama israf, sevilmez ve günahtır.6' Allah'ın süs olarak yarattıkları da, temiz yiyecekler de müminler içindir. Bunları kimse yasak etmemelidir.61 Bu da insanın maldan yararlanması anlamına gelir.
Eğer ülkeler halkları inansalardı, üzerlerine gökten ve yerden bereketler açılırdı.6. Bu bereketlerin elbette maddî olanları da vardır ve bu da mal, mülk ve ihtiyaç maddeleri anlamına gelir. Zenginliğin riskinden söz edildiğine göre bu bereketler, insanın meşru ihtiyaçları için yine meşru yollarla kullandığı varlık demek olmalıdır.
Yeryüzüne, önceki sahiplerinden sonra mirasçı olanlar, günahları yüzünden kendilerine isabet edecek riskleri düşünmelidirler.66 Bu da bir önceki ayeti, menfi yönüyle destekler. Ama yeryüzüne mirasçı olmak, yine de Allah'ın iradesine bağlıdır. O kimi isterse onu mirasçı kılar. Her şeye rağmen mutlu son, takvalı olanlarındır.6''
Bereketli kılınan yeryüzünün, doğusuna da batısına da ezilmişler (müstad'aflar) mirasçı kılındı ve onlar sabırları sebebiyle Allah'ın mükâfatını gördüler"" Mükâfat olarak verilen şey, elbette değerli olmalıdır. Müstad'aflara bir kez daha iyi davranıldığından, temiz şeylerle rızık-landırıldıklanndan sözedilir.69 Ama dikkat çekici bir husustur ki, maldan övgü ile söz edildiği her yerde, onun teraküm etmiş/biriktirilmiş servet değil, rızık olmasından, yani ihtiyaç için kullanılanından ve ihtiyaç kadar olanından söz edilir. Öyle ya da böyle, bir topluma nimet olarak verilen şey, o toplum özündekini değiştirmedikçe onların elinden alınmaz.'"
Hz. Peygamber, Bedir harbinde alman esirlere yapılacak muameleyi arkadaşlarıyla istişare etmiş ve Hz. Ömer, Sa'd b. Muaz, Abdullah b. Revâha gibi birkaç kişinin, onların öldürülmelerini istemelerine karşılık, Hz. Ebubekir başta olmak üzere diğer çoğunluğun, içinde bulunulan iktisadî bunalımı gerekçe göstererek, fidye almak suretiyle esirlerin salıverilmesi fikrini belirtmeleri üzerine gelen ayet -bu fikirde olanlara- tefsircilerin ifadesiyle, azar ve itapta bulunmuştur.'1 Bu fikirde olanlara engel olmadığı için, şu ifadelerle sözkonusu edilen Hz. Peygamberdi: "... siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (sizin için) âhireti istemektedir".72
Yerleşik ve müreffeh bir hayat, iktisadî kalkınma ya da büyüme hiçbir zaman asıl gaye değildir. "De ki, eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kazandığınız mallar, kesada uğrayacağından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden yurtlar... Sizlere Allah'tan, O'nun elçisinden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah fâsıklar topluluğuna hidayet vermez".'3 Hz. Peygamber de ticaret, tarım, hayvancılık vs. ile yetinilip, cihadın terkedilmesi halinde müslümanların başkaları tarafından horlanacaklarını ve dine yeniden dönmedikçe bundan kurtulunamayacağını söyler.''4
Müşriklerin Kabe'ye artık yaklaştırılmamalarım isteyen ayetin gelmesi üzerine bazı müminler, turizm gelirlerinin (hacılara yiyecek, içecek satma, kalacak yer sağlama) azalacağı endişesine kapılınca75: "Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar..." ihtarı geldi.'6

Kaynak
Prof.Dr:Faruk Beşer

Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik-kuranikerim.jpg  
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28.04.09, 17:43
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Âhiret hayatı yerine, ona göre çok az bir şey denebilecek dünya hayatıyla yetinenlere serzenişte bulunulur.77
"... Altını ve gümüşü (para ve serveti) biriktirip, Allah yolunda harcamayanlara da acıklı bir azap vardır..."7'' Bu biriktirmenin (kenz) ölçüsü konusunda değişik görüşler mevcuttur. Kişi, ne kadar para ya da servet "kenz" ederse, bu kötü sonuçla tehdit edilenlerden olur? Bu soruya İslâm âlimlerinin çoğunluğunun/cumhurun verdiği cevap, zekâtı ödenen malın, çok olsa dahî, "kenz" sayılmayacağı yolundadır. Hz. Ali, 400 (Dirhem)i aşan malın, zekâtı verilmiş olsa da, kenz sayılacağını, dolayısıyla harcanması gerektiğini söyler. Ebu Zer'in, ihtiyaçtan fazla olarak elde tutulan her şeyi kenz sayması ve biriktirmenin en azına dahi bu ayet bir tehdittir demesi çok sert bulunur ve sahabe içerisinde o bu görüşünde tek başına kalır.'9 Bu görüşlerin birer sahabeye ait oldukları göz önünde bulundurulursa, genel anlamda olmasa dahi olağanüstü durumlarda, kıtlık vs. de bunların da uygulanabileceği söylenebilir. Nitekim bu ayetin gelişi, böyle bir ihtiyaç ve yetersizlik zamanına rastlar.80
Bu biriktirenlerin biriktirdiklerdi, cehennemde eritilip onunla alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacaktır.31
İnanmayanların ve münafıkların malları ve çocukları, müslümanı imrendirmemelidir. Allah bunlarla onları ancak dünya hayatında azaplandırmak ve canlarını, onlar küfün içinde iken zorlukla çıkarmak ister.82 Müslümanlar Allah'ın kendilerine verdiğine razı olmalı ve Allah bize yeter, o bize ileride fazlından verecek demeli idiler.83 Burada anlatılan "tevekkül" ve "rıza" yeterliliğin ve huzurun iki önemli esası olmalıdır.
Kâfirler ve münafıklar, Allah'ın fazlından olmak üzere (emeksiz) zencin edilirlerse, çok sadaka vereceklerine ve sâlihlerden olacaklarına söz verdiler, ama istedikleri verilince de cimrilik edip yüz çevirdiler.84 Demek ki, servetin iman etmeyi kolaylaştırmada müspet etkisi olmadığı gibi, zorlaştırmaya dahi sebep olabilir. Bu yüzden onların malları ve evlatları (yardımcı ve maiyetlerinin çokluğu), hoşa gidecek bir şey olarak görülmemelidir.' 3 Zira bu, hayır konusunda onlara bir fayda sağlamamıştır.
Zayıflar, hastalar ve cihat masrafını karşılayacak mal bulamayanlar, mazurdur ama zengin oldukları halde cihada katılmayanlar hesaba çekilerdir. Bu yüzden Allah onların kalplerini mühürler de anlamaz hale gelirler.86
Dünyayı tercih edip, onunla huzur arayanların dönüş yeri ateştir.8'
Şiddetli bir sıkıntı sonunda insanlar, Allah tarafından bir rahmet (bolluk) görürlerse, bakarsın ki, Allah'ın ayetleri konusunda tuzaklar kurmaya çalışırlar. 8
İnsan, sıkıştığında Allah'a yalvarır ve O'nun isteklerine uyacağına söz verir. Ama rahata kavuşunca aşırılıklarda ve haksızlıklarda bulunur. Ama unutulmasın ki, bu dünya hayatı geçici bir meta'dır. Dönüş Allah'adır ve yapılanlardan hesap verilecektir. Dünya hayatı bir anlık yağmurla yeşeren ve çabucak kaybolup giden yeşillik gibi aldatıcıdır.89
Sevinilecek şey, Allah'ın bol ihsanı ve rahmetidir. Yalnız bunlardır. Bu onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır.9" Hz. Musa'nın bir an beşer tabiatıyla yakınması, insanları Allah'a inandırma yolunda, karşısına çıkan, belki de en büyük engeli belirler: "Rabbimiz, şüphesiz sen, Firavuna ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve servet verdin. Rabbimiz, insanları senin yolundan saptırmaları için midir bu? Rabbimiz mallarını verin dibine geçir..."."'
Dünya hayatını ve onun çekiciliğini isteyene o, bu isteği dünyada tastamam verilir, ancak âhirette bulacağı sadece ateştir.
Medyen halkına gönderilen Şuayb, onlara: "... ben sizi bir bolluk ve refah içinde görüyorum. Ve kuşkusuz ben, sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.. İnsanların hakkını yemeyin ve yeryüzünde fesat çıkarmayın..." demişti."' Bu ayetlerde zenginlerin, fakirlerin haklarını ve emeklerini istismar etmeleri yüzünden çıkacak anarşi ve karışıklık ortamına da açıkça işaret edildiği görülür. Ayetlerin devamından, mallarına gelecek herhangi bir kayıtlamaya karşı inanmayanların direttiklerini anlıyoruz.94 Bu ayetlerden de İslâm'ın sınırsız ferdî mülkiyete karşı olduğu çıkarılabilir. Şuayb'ın devamla "eğer Rabbim beni kendi katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa ne dersiniz?" demesi, "güzel rızık"ı burada, sınırsız malın zıddı olarak belirler.1'5 Yani güzel rızıkla, sınırsız mal ayrı ayrı şeylerdir. Bolluk, müreffeh ve lüks bir hayat yaşayanlar, bu tatlı hayatlarının peşine takılırlarsa suçludurlar. Bu tu¬tumları ülkelerini helake götürebilir.96
Dünya hayatını âhirete karşı isteyip tercih edenler, açık bir sapıklık içindedirler.9' Müminler ise her türlü güzelliği Cennet'te bulacaklardır.9'5
Hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkü olan birisi ile, Allah'ın kendisine güzel bir rızık verdiği ve onu gizli-açık, intak eden bir olabilir mi?99 Öyleyse "gizli-açık infak" etme şartıyla servet, güzel bir şey olmuş olur.
Ülkelerin bunalımlara ve helake gitmelerine sebep olanlar, genellikle gösteriş istihlâkine dalmış müreffeh zenginlerdir.10" Bu ayetten de anlaşılacağı üzere, yerilen salt zenginlik değil, onu kötüye kullanmaktır. Ne var ki, insan, tabiatındaki kötüye yönelik arzularını (şehvetlerini) zenginlikle daha kolay gerçekleştirebileceği için, servetin kötüye kullanılması daha çok görülen, hatta genellikle rastlanan bir olgudur. Zaten insan acele/peşin olanı, değeri az olsa dahi diğerine tercih eder. Çünkü "insan çok aceleci bir varlıktır"."" Bu yüzden "acele" tabir edilen dün¬yayı isteyen, ondan Allah'ın dilediği kadar alır ama sonra gideceği yer Cehennem'dir.102 Dikkat edilirse bu mealdeki ayet. az önce verdiğimiz ve dağılmaya müreffehlerin sebep olduğunu bildiren ayetten hemen sonra yer alır. Bunu izleyen ayetler de aynı konu etrafında dolaşırlar. "Âhireti isteyenin gayreti boşa gitmeyecektir. Allah her iki grubu da vermektedir. Ama bir kısmının diğerine üstün tutulduğuna da dikkat etmek gerekir".103
Kuranın diziliş sırasına göre yapmakta olduğumuz bu seyrimizi sürdürdüğümüzde, Kehf sûresinde çok çarpıcı bir örnekle karşılaşırız: "Allah, yoksul ve güçsüz müslümanlarla oturmayı kendilerine yediremeyen mütekebbir müşriklerden söz ettikten ve elçisine kendisini, Rabbine kulluk eden fakirlerle beraber olmaya zorlamasını emrettikten sonra, iki adam örneğini hatırlatmasını söyler. Birisinin çok değerli iki bahçesi vardır. Kazancı bu sayede yerindedir. Ancak arkadaşına ben malca senden daha üstünüm demesinden, diğerinin de tamamen yoksul olmadığı anlaşılır. Varlıklı arkadaş, servetini gördükçe gururlanır, diğerini hafife alır. Kıyamet konusunda şüpheye düşer. İnancı zayıflar, farzedelim, kıyamet varolsa da ben malım sayesinde yine kurtulurum, düşüncesine kapılır. Arkadaşının ikazlarına aldırmaz. Servetinin, Allah'ın gücünden kaynaklandığını düşünmez olur. Derken afetler malını silip süpürünce pişmanlık duyar. "Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak tutmasaydım" der ve yardımcısız kalır. Artık Allah'la baş başadır."" Bu örnek gerçek hayatta yaşanmış olabilir105 ya da böyle olan herkes için genel bir örnektir.106
Bu örnekte dikkat çeken özellikler: İnançsızlığı, kibri ve zorbalığı artan bu adamın, servete sahip olmaktan başka bir vasfının zikredilme¬miş olması ve malca az olanın da irşat etme ve "marufu emretme" görevini yerine getirmiş bulunmasıdır. Bu örneği uzunca veren ayetlerden sonra gelen iki ayetin, dünya hayatını örneklemesi; onu rüzgârın önün deki çerçöp gibi göstermesi, serveti ve çoluk-çocuğu da böyle bir hayatın süsü saydıktan sonra, kalıcı "sâlih davranışlar"ı, daha hayırlı olarak nitelemesi ayrıca dikkat çekicidir.1"
Allah'ın ayetlerini reddedenler, elbette bana mal ve evlat verilecektir, derler.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28.04.09, 17:48
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

İnanmayanların bazılarına faydalanmak üzere verilen dünya hayatı, aslında onları denemek (fitne) için verilmiştir. Dolayısıyla buna göz dikmemek gerekir."19
Refah ve gösteriş istihlâki içinde şımarıp azanlar, hak yiyen zalimler olarak gösterilir. Böyle olanların ülkeleri, kendilerinin de itiraf ettiği zulümleri yüzünden helak edilmiştir.""
Müşriklerin dünyada nimetler içerisinde yüzdüriilmesi onlara hayatı çok uzun gibi gösterdi."1
Peygamberlerin getirdiği mesaja öncelikle karşı çıkanlar ve engel olmaya çalışanlar, müreffeh hayat sürdüren varlıklılardır. Bunların ileri gelen elitler (mele) oluşları da aslında varlıkları sebebiyledir. "Nûh kavminden kendilerine dünya hayatında refah verdiklerimiz, bu, dediler; Sadece sizin gibi bir insandır..."."3 "Sanıyorlar ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varmıyorlar"."5 "Onların refahtan sımanın önde gelenleri, azab ile yakalandıklarında feryat ederler, ama büyüklenerek ayetlerden yüz çevirmeleri bunu haklı kılmıştır"."'
Allah'ın dışında tapılanlara hesap günü, siz mi kendinize tapılnıasını söylediniz? Denildiğinde, Haşa! sem tespih ederiz... Fakat sen onları ve babalarını mal mülk ve sağlıkla"' nimetlere boğdun da seni anmayı unuttular diyecekler.""
Dünya esas alınarak hiç ölmeyecekmiş gibi kâşaneler yapanlar, bu yönleriyle kınanırlar, "Siz her yüksekçe yere bir anıt inşâ edip abesle mi iştigal ediyorsunuz? Hiç ölmeyecekmiş gibi kâşaneler mi ediniyorsunuz?"""
Ne var ki, bütün bu nimetleri veren Allah'tır. Gayeleri doğrultusunda kullanıldıkları sürece adları "nimet"tir. "Bildiğiniz şeyleri size veren, size davarlar, oğullar, bağlar ihsan eden (Allah'a) karşı saygılı olun"."8 ayetinden, bu gayenin "saygılı olma/ittika" olduğu sonucuna varılabilir. Ancak bu sözlerin, Hz. Hûd'un "hiç ölmeyecekmiş gibi Kâşaneler mi yapıyorsunuz?"."9 diye ikaza çalıştığı kavmine söylediği sözler olduğunu düşünürsek, karşımızda yine inanmaya ikna edilmek istenen bir varlıklılar grubu görürüz. Buna rağmen bütün bu nimetler inananlar için yaratılmıştır. "Firavun ve kavmini bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkardık ve (Hz. Musa'ya inanan) tsrailoğullarını bunlara mirasçı kıldık".12" Gerçi bu durumda bir fasit dairenin oluştuğunu da görmek durumundayız: Nimet inananlara veriliyor, servet azmayı doğru yoldan uzaklaşmayı, kısaca isyanı doğuruyor, isyan nimetin elden çıkmasına sebep oluyor... ve bu süreç, ucu belli olmayan bir daire oluşturuyor, iki ucu olmayan bir şeyin ortası bulunmayacağına göre, bu unsurların tek başına değil de, istikrarlı ve kalıcı bir düzenin oluşabilmesi için, artı ve eksinin birleşmesi gibi, bir bileşim olarak bulunmaları, serveti faydalı, zengini de değerli/mükerrem ve muhterem yapabilir. Bu da; servetin, bu dairede görüleceği gibi, sünnetullah gereği elden çıkmasından önce, insan iradesine dayalı "nifak" aracılığıyla transferi ile mümkündür. Müslüman adamda bunu motive edecek bilgi birikimi bulunmalıdır: "O gün mal ve evlat fayda vermez, "selim" bir kalple gelenler müstesna...".121
Sahip olduğu yurt ve toprak parçasından olma endişesi de, peygamberlerin mesajına engel bir durum olarak karşımıza çıkıyor.1" Oysa -eğer bu bir nimetse- bütün nimetler Allah'tandır. Bu bağlamda hicretin bir fonksiyonu, ya da önemini artıran bir yönü de; fertleri tabiî olarak sevilen ve değer verilen "memleket"inden koparmayı ve Allah'ın dışındaki herşeyi -bu arada yurdunu da- O'nun için feda edebilmeyi öğretmesidir, denebilir. Oysa tehlike, insanı vatanında da yakalayabilir. "Biz yaşama biçimleriyle refah içinde şımanp azan nice şehirleri yıkıma uğrattık..", "işte yurtları... Vârisleri de biz olduk".'23 Hiç unutulmaması gereken gerçek, insanlara verilen her şeyin dünya hayatının süsü ve yararı oluşudur. Öyleyse buna sahip olanlarla, kıyamette üstün tutulacak olanlar bir olabilir mi?124

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28.04.09, 17:52
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Mutlak mülkiyete -kapitalizme de diyebiliriz- Kurân'ın verdiği en dikkat çekici örnek Kârûn olayıdır:
Kârûn Hz. Musa'nın kavmindendir. Buna rağmen inanmamıştır. O kadar serveti vardır ki, hazinelerinin anahtarlarını, güçlü bir grup bile zor taşır. Ama bunları veren Allah'tır. Şımarmaması konusunda kavmin¬den uyarı almıştır. Allah'ın dünyada verdikleri ile âhiretin istenmesi ge¬rektiği, dünyadan da nasibin unutulmaması, Allah'ın ihsanda bulunduğu gibi ihsanda bulunmanın gerekliği, fesat (anarşi ve terör) çıkarmaması kendisine hatırlatılmıştır. Olayı anlatan ayetlerin devamında; şımarmak, lüks, sefahat... tek kelimeyle gösteriş istihlâki, fesat, anarşi ve terör, bu tür sınırsız bir mülkiyetin ayrılmaz parçalan gibi zikredilir. Allah ondan önce de daha güçlü ve daha servetli kişileri, bu sebeplerle helak etmiştir; o da bunu bilmelidir. Ama serveti onu ilâhlığa dahi kalkıştırmıştır. O, bu servetin kendi bilgi ve becerisinden kaynaklandığını sanmaktadır. Kavmi içinde imrenilecek lüks kıyafetlerle gezmektedir. Dünyayı isteyenler, ağızlan sulanarak onun gibi olmayı arzularlar. Ama kendilerine bilgi verilenler, meselelerin farkındadırlar. Sonunda yeri yurdu helak edilmiş ve sonuç sabredenlerin olmuştur. Çünkü âhiret yurdu dünyada yücelik ve anarşi peşinde koşmayanlarındır, sonuç, "takva" sahiplerinindir.12' Yeri yurdunun yerle bir edilişi muhtemelen bu sınırsız mülkiyet anlayışının, sefahat hayatının sebep olduğu ayaklanmalar, ihtilâl ve yağmalamalar iledir. Kuranda bu konu pek açık değildir.
Nimetler nedense insanları genellikle Allah'ı tanımamaya ve şirke götürüyor. Onlar batma tehlikesi olan gemide iken nasıl içtenlikle/ihlâsla Allah'a yalvarırlar. Ama karaya ayak basar basmaz şirk koşarlar ve ni¬metlere nankörlük ederler.12(1
Zamanın müşrikleri, yeryüzünü tarayıp, çeşitli araştırmalar yapmak suretiyle, daha önce yaşamış, iktisaden daha gelişmiş,127 tarımda daha ileri gitmiş, kısaca dünya hayatını dış yüzüyle iyi kavramış, ancak âhiretten habersiz milletlerin, kendi kendilerine hazırladıkları kötü sonu görmelidirler.'28 Akıllı olma bunu gerektirir.
Az önce anlamına atıfta bulunduğumuz129 ayetlerde anlatılan gerçek, değişik ifadelerle tekrar vurgulanır; insanlar kendilerine bir zarar (sosyal risk de diyebiliriz) dokunduğu zaman Rablerine gönülden yalvarırlar. Ama sonra Allah onlara bir rahmet tattırınca da hemen ona şirk koşarlar. Nankör oldukları içindir bu.130 Ama nimete şükürsüzlük, tekrar o nimetin elden çıkmasına sebep oluyor. Sebe' Kavmi de aynı sebeplerle aynı sonucu yaşamış bir kavimdir; verimli arazilere sahip olmuşlar, ancak buna şükretmedikleri gibi bu onların Hak'tan yüz çevirmelerine yol açmıştır, bunun üzerine "Arim Seli" verimli arazilerini kıraç diyarlara çevirmiştir. Bu durum sırf onların nankörlükleri yüzündendir.131
Daha önce Hz. Nûh, Salih ve Hûd peygamberler için tespit ettiğimiz pozisyonu, Sebe' sûresinde Allah genel bir kural olarak zikreder: Biz hangi ülkeye bir uyarıcı-korkutucu gönderdiysek mutlaka oranın refah içinde şunaran zenginleri, liderleri, zorbaları132 sizinle gönderilen mesajı biz tanımıyoruz demişlerdi. Bunu derken de malca ve taraftarca daha güçlü oluşlarına güvenmektedirler.133 Aynı ayetlerde bir de kıyamet sahnesi verilir; ezilenler iman etmeyişlerini, kendilerini ezen zorbaların gece-gündüz çevirdikleri düzen ve entrikalara bağlarlar. Aslında onların böyle yaptıkları doğrudur, ancak bu onları iman etmekten alıkoyacak bir sebep değildir; bu yüzden kendileri de suçludurlar.111
Zengin müşriklere, yoksulları doyurmak anlamsız gelir. Bugün de "yoksulu yurdun etmenin, onun üreyip çoğalmasına sebep olacağından dolayı, kötü birşey olduğunu" kabul eden telakkiler vardır. "Allah'ın istediği takdirde doyurabileceği kişileri biz ne diye doyuralım?" diye alaylı alaylı konuşurlar."5 Bu alaylar, müslümanların, herkesin rızkını veren Allah'tır inancına bir göndermedir."6 Bu ayet sebebiyle önemli gördüğümüz iki konuya burada değinmek istiyoruz.
Birincisi; müşriklerden dahi yoksulları doyurmaları isteniyor. Müslüman yoksullar toplumda tamamen müslüman cemaatin tekeffülünde bulunurlar. Bunun aksi onur kırıcıdır ve sosyal siyaset açısından İslâmî yönetimlerin, böyle bir uygulamaya hiçbir devirde müsaade etmemeleri gerektiği bilinmektedir. Öyleyse bu ayetle müşriklerin doyurmaları istenilen fakirler, yine müşrik olan fakirlerdir ve onların asgarî geçimi, ya da sosyal güvenliği İslâmî yönetim tarafından zengin müşriklere finanse ettirilebilir.
İkinci konu, inancı da ilgilendiren daha önemli bir konudur. Bilindiği üzere İslâm inancına göre, yeryüzündeki bütün canlıların rızkını veren Allah'tır.1'7 Yegâne rızık veren O'dur.138 Öyleyse, özellikle günümüzde bir çok insanın Afrika'da vs. açlıktan ölmesi nasıl izah edilebilir? Bu soruya cevap olarak ilk akla gelen şey şu olabilir: Herkesin rızkını Allah'ın vermesi, kimsenin açlıktan ölmemesi gerektiği sonucunu doğurmaz. Nitekim kimilerine bol rızık vereceğini, kimilerininkini ise kısacağını yine Allah söylüyor.""
"Kısma"nın derecesi belirtilmediğine göre, bu ölüme kadar götüren bir kısma da olabilir. Her canlıyı yaşatan da Allah'tır. Ama vakti geldiğinde onları öldüren de yine O'dur. Allah'ın, (cc) her canlının rızkını kendisine vacip kılması, kimsenin açlıktan ölmeyeceği anlamına gelmez. Eğer açlıktan ölen olursa onun rızkının o kadar takdir edildiği anlaşılmış olur. Bize göre konunun asıl açıklaması bu olmalıdır. Ancak, bu açıklamayı ikna edici ve tatminkâr bulmayanlar da şöyle söylerler: Allah, vadinin gereği olarak her canlının rızkını kendine vacip kılmıştır. Ne var ki, insanları da hür iradeleriyle baş başa bırakmış ve böylece onlara kendi hududuna tecavüz etmelerine ya da etmemelerine göre karşılık vereceğini bildirmiştir. Meselâ, verdiği canı alma hakkının sadece kendisine ait olduğunu bildirmesine rağmen, başkasını öldürmeye kalkışanın kolunu tutup iradesini etkisiz hale getirmemiştir. Sonuçta canı alan yine kendisi olsa dahi buna bir başkası sebep olabilmektedir. Bizini sözkonusu ettiğimiz hususta da durum aynıdır. Başkası tarafından bir odaya hapsedildiği için açlıktan ya da susuzluktan ölen birisi için söylenebilecek şey, rızkını Allah vermiştir, ancak hapseden, Allah'ın hududuna tecavüz etmiş, onun rızkına engel olmuş ve onun ölümüne sebep olmuştur, şeklinde olabilir. Bazı insanların açlıktan öldüğü günümüzde, israf edilen yiyecekler, ölenlerin yüz katından daha fazlasına yetebilecek miktarlara ulaşmaktadır. Sözgelimi Afrika'yı ele alıp; her türlü yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin müstemlekeci ülkeler tarafından talan edildiğini, kalanını da talan edebilmek için bu ülkelerin halklarını çeşitli ideolojik kamplara ayırıp çarpıştırdıklarını göz önünde bulundurursak, o mazlum insanların, odaya hapsedilenden farklarının olmadığını, suçlunun, onların rızıklarına engel olanların olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz. Bu hakim devletler, sadece çarpışmaları için onlara verdikleri silahların paralarını onlara verecek olsalar, ortada açlık diye bir şeyin kalmayacağını, sırf dört işlemi bilenler dahî hesap edebilirler.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28.04.09, 17:57
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Pek tabii, açlıktan ölen insanların kendi ülkelerindeki kötü gelir ya da servet dağılımını da bu meyanda hesaba katmak gerekir. Öldürücü açlık ortaya çıktıktan sonra dahi gelen yardımlarla saray erkânının zevki ve sefası için dışarıdan lüks eşya ithal eden idarecilerin bulunduğu bir konumda Allah'ı yargılamak âdil bur tutum olmasa gerektir. Hz. Ebubekir'in doyurmakta olduğu fakirlerle ilgili olarak F.bucehil'in ona: "Sen Allah'ın bunları doyurabileeeğiııc inannnyo) musun?" diye sorması üzerine verdiği cevap da bu açıklamamızı destekler içeriktedir. Bu soruya Hz.F.bû Bekir "Evet inanıyorum." karşılığını vermiş, sonra tekrar, "öyleyse nedir bunların hali?" deyince, "Bazdan fakirlikle, bazdan da zenginlikle imtihan edilir. Fakirlere sabretmeleri, zenginlere de vermeleri emredilmiştir..." demiştir."" Başka bir hadiste ise: "Zenginlerin zekâtı fakirlere kâfi gelmeyceek olsaydı, Allah onlara ayrıca nafaka çıkarırdı. Fukara aç aklıyorsa zenginlerin zulmü yüzündendir. denir ki, bu, konunun anlaşılması için önemli bir hadistir.
Bir başka izah tarzıyla bu, insanın kendi kendisini öldürmesi olarak da değerlendirilebilir. Tıpkı alkolik olan bir bünyenin alkol bulamamak¬tan ötürü ölmesi halinde, bundaki suçun kendisinin olacağı gibi, bulduğu zaman lüks ve israf ile harcayıp, yaşaması için gerekli proteinin bir kaç katını alıp ona alışan ve sonra da olağanüstü bir durum sebebiyle normal gıdasını karşılayacak kadar bulduğu halde alıştığı miktarı bulmadığından hastalanıp ölenin suçu da kendisinin olmalıdır. Çünkü l. Kendisine normal bir ömür boyu yetecek proteini oburca tüketmiştir. 3. Vücudunu normalinden fazla protein almaya alıştırmış ve normale inince yaşayamaz hale gelmiştir.
Tekrar Kurân'daki seyrimize dönelim. Mal, insanı mala karşı daha haris kılıyor, öyle ki, doksan dokuz koyunu olan, bir tek koyunu olanınkini de elinden almaya çalışıyor.":
Hz. Süleyman kendisine takdim edilen yağız atları seyre dalmışken ikindi namazını unutmuş, bu yüzden -sayıları bir rivayette yirmi bini bulan- bu değerli atları kestirmişti.IU
Yukarıda defalarca tekrarlanan gerçek, bir kez daha vurgulanır: insana bir zarar dokunduğunda o Rabbine gönülden dua eder. Sonra Allah ona kendi katından nimet verdiğinde, her şeyi unutur, onun yolundan insana Allah tarafından servet verilse, onu bunu kendi bilgisinin ürünü zanneder. Oysa bu bir imtihandır."'
İnsan -bazı tefsircilere göre kâfir insan-1'"1 hayır (mal, sağlık, saltanat, şeref)"' istemekten bıkmaz... iyiliği kendinden bilir. Allah kendisine ni¬met verirse haktan yüz çevirir, kendisine bir kötülük dokunursa uzun uzun duâ eder."s Ancak bu belâ anında Rabbini tanıp, bollukta tanımayan tip, kâfir insan tipidir.'
Bol nimet ve servetin insanları azdırdığı konusunda son derece net ayetlerden biri de Şûra Sûresindedir.150 "Eğer Allah, kulları için rızkı (sınırsızca) geniş tutup yaysaydı, gerçekten yeryüzünde azarlardı. Ancak O, dilediği miktar ile indirir. Çünkü O, kullarından haberi olandır, görendir". Bu ayetin, Benî Kureyza, N'adîr, Kaynuka Yahudilerinin malına-mülküne gıpta eden müslümanlar hakkında indiğini söyleyenler olduğu gibi,151 bolluğa ve zenginliğe heves saran fakir "Suffe ehli" hakkında indiğini söyleyenler de vardır.|,J Hangisi olursa olsun anlatılan şey, ihtiyaç fazlası servete sahip olanların diğerlerine karşı mütecaviz ve zorba olacak imkâna kavuşmuş olacaklarıdır.""' Gerçi, fakirliğin de tecavüze sebep olacağı bir gerçektir. Ancak fakirliğin tecavüzüne onu haksız yollarla fakir bırakan zenginlerin sebep olmuş olmaları bir yana, tecavüzün ve zulmün zenginlikle çok daha kolay ve kapsamlı yapılabileceği de açık¬tır.IM Onun için Taberî ve Kurtubî'ye göre Hz. Peygamber: "Ümmetim için en çok korktuğum şey, dünyama süsü ve bolluğudur"buyurmuştur.1*5 Oysa zenginlik ve bolluk bizatihi korkulacak ve bizatihi kötü bir şey değildir. Ama kötülüğe alet edilmesi halinde yoksulluktan çok daha büyük tahribat yapabilir.
Müreffeh zenginlerin bir özelliği de gelenekçi ve konservatif oluşlarıdır. Hu yüzden risâlete inanmaları da güçleşir. "Senden önce de hangi ülkeye bir peygamber göndermişsek, oranın lüks içinde yaşayan zenginleri, biz atalarımızın yolundan ayrılmayız, demişlerdir.156 Hak yol kendilerine anlatılsa dahi inkâr ederler.'"'
Cennet gibi bir nimetten mahrum olmaları karşılığında inkarcılar, dünyadan daha çok nasip alsalar bile, dünyanın basitliği ve değersizliği''s yüzünden bu, büyük bir şey sayılmaz. Bu yapılmıyorsa, yine inananlar için yapılmıyor. Eğer insanlar, kafirlerin malına mülküne heves sarıp, doğru yolda oldukları için nimetlere boğulduklarını sanarak külürde onlarla tek millet olmasalardı, Biz; Rahman'ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar yapardık, çıkıp yükselecekleri merdivenler, evlerine kapılar, yaslanacakları koltuklar ve daha nice süsler verirdik onlara. Ancak bütün bunlar dünya hayatının yararıdır. Rabbinin katında âhiret ise takva sahibi olanlarındır.Demek ki, lüks içindeki müreffeh bir hayat, inanmayanların özel vasfıdır. Bu hayat özendiricidir ve saptırıcıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28.04.09, 18:14
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Sınırsız servetin bir özelliği de, serveti elinde bulunduranların ilâhlaşmasıdır. Firavun: Mısır'ın mülkü ve şu altında akmakta olan ırmaklar benim değil mi?.. Ben şu aşağı ve zavallı adamdan (Hz. Musa'dan ve onun yoksul ve güçsüz taraftarlarından) daha hayırlı değil miyim?" diye bağırmıştı."'' Bu meziyetleri sebebi ile kendisini tanrı ilân ettiğini bir başka ayetten öğreniyoruz.162
Bir devlet kapitalizmi olması açısından, mülkiyetin yegâne mâliki ol¬duğunu ilân eden komünist iktidarların da bütün dinleri reddedişleri, aslında kendileri dışında ilâh tanımamaları anlamına gelir.
Tüketimde sınırsız ve sorumsuz davranmak; kaynakların akılsızca ve zenginlerin lehine tüketilmesi, gelirin ve servetin kötü dağılımı ve yoksulun daha da yoksulluğa itilmesi demektir. Bu yüzden müslü-man insan yerken ve içerken dahi israf edemez. Doyduktan sonra yemeye devam etmek -ölçüsü sübjektif olsa bile- haramdır. Ancak kâfirler, karınlarından ve şehvetlerinden başka düşünceleri"" olmadığı için diledikleri gibi zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler..."''Bu yüzden Hz. Peygamber: "Mümin yerken bir bağırsağını, kâfir ise yedi bağırsağını doldurur".u" der.
Sadece serveti ve dünya hayatını isteyenler tehlikeli insanlardır. "Onun için onlardan yüz çevir"."* Eli sıkı olan ve verirken az verenler de yerilir.'6'
Vâkı'a Sûresinde "Ashâb-ı Şimalin kötü sonuçları uzun uzun anlatıldıktan sonra "Çünkü onlar bundan önce varlık içinde, sefahate dalmışlardı".1"8 denir. Ancak burada bir kez daha tekrar etmemiz gereken önemli nokta, Allah'ın hiçbir ayetinde bizatihi varlığı, serveti ve zenginliği kötülememesi, aksine bunların iyi kullanamamasından doğacak tehlikeli sonuçları kötülemektedir.
Bazı rivayetlere göre Müslümanlar Medine'ye hicret edip de daha rahat ve nispeten bol bir hayat buldukları için gayretlerinde bir gevşeme ortaya çıkmış ve derhal Allah tarafından: "İnananların kalplerinin ürperirle zamanı hâlâ gelmedi mi?".169 Diye uyarılmışlardı '"
İnanmayanların elinde servetin bir fonksiyonu da, bir baskı aracı olarak kullanılmak suretiyle inananları yıldırmak ve Haktan caydırmaktır. "Münafıklar, Allah Rasûlü'nün yanında bulunanlara hiç bir infakta (yardımda) bulunmayın ki, dağılıp gitsinler, derler...". " Enfâl Süresindeki bir ayet de bunu destekler niteliktedir. "Kâfirler mallarını, Allah yolundan alıkoymak için harcarlar...". '2 Tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de Hakkın hakim olmasını engelleme yollarından biri, bunun için gerekli olan fınans kaynaklarını kesmek ve onları kurutmaya çalışmaktır. İşte bu durumu Allah bir münafıklık belirtisi olarak göstermektedir.
Münafıkların bu vasıflarının arkasından, aynı konuda inananların da dikkati çekilir: "Ey inananlar, mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah'ı anmaktan (zikrullahtan) alıkoymasın... birinize ölüm gelip de, Rabbim, beni biraz geri bırak da çok çok vereyim ve sadıklardan olayım demeye iş kalmadan önce rızık olarak size verdiklerimden infak edin. 13
Mal ve taraftar (evlat) çokluğunun sebep olduğu bazı vasıflar Kalem Sûresinde peş peşe sayılır: Durmadan yemin eden, aşağılık, alabildiğine ayıplayan (başkalarım küçük gören), entrikacı gerektiğinde hiçbir şey vermeyen, mütecaviz, çok günahkâr, zorba, saygısız, nesli bozuk, ne idüğü belirsiz... Kendisine Allah'ın ayetleri okununca da eskilerin masalları deyip inanmaz... malı ve çocukları olduğu için... İşte böylelerine uymayın.!171 Bunların hemen arkasından böyle olanlara da "bahçe sahipleri"ne olduğu gibi belâ verildiği haber verilir: Bahçelerinden babalarının vermekte okluğu fakir-fukara hakkını vermemek için yoksullardan kaçıp erkenden bağlarını toplamaları yüzünden, bahçeleri yanmış, kavrulmuş, harabeye çjvrilmişti.173
Yüce Allah'a iman etmeyen ve yoksulları yedirmeye teşvikte bulunmayanın malı kendisine fayda vermeyecek ve o alevli ateşe atılacaktır...
176
Benzer anlamdaki ayetler, bunu izleyen sûrede de vardır: Alevli ateş, (imandan))'"2 çevireni, (mal) toplayıp yığanı çağıracaktır.177 Gerçekten insan çok bencil ve hasistir, şerre feryat eder, hayrı engeller, vermez... Namaz kılanlar, mallarında yoksulların bir hakkı olduğunu bilenler...17 Müstesna***8230;
Bir sonraki' sûrede Hz. Nûh, kendisine inanmayanların, malı, kendisine kayıptan başka bir yarar sağlamayan zenginlere ve ulularına uyduklarından, böylece hile ve entrikalar çevirdiklerinden yakınır.17"
Nimet ve refah içinde olanların cezaları da sanki bir özellik arzediyor. Allah, ***8220;onları sen bana bırak" buyuruyor.180
Aynı anlam, bir sonraki sûrede de vardır: "Şu tek yarattığım, alabildi¬ğine mal göz önünde çocuklar, sayısız imkân ve fırsat verdiğim, sonra da daha da artırmak İçin tamahkârlık eden... o adamı bana bırak... Onu korkunç cehennemime atacağım..." ' "
Fecr süresinde önceleri yaşamış, fakat azgınlıkları yüzünden helak olmuş Ad, İrem, Semûd, gibi güçlü ve varlıklı kavimlerden söz edildikten sonra, insana mal-mülk verilirse bunu bir ikram sayacağı, verilmeyip kısılır-' bunu da ihanet sayacağı hatırlatılır.183 Oysa, her iki durum da imtihan içindir.'1" Önemli olan, yetime ikramda bulunmak, yoksulu doyurma konusunda birbirini teşvik etmektir. Ama servetle yapılan imtihanı kaybedenler, mirası alabildiğine (helâl-haram tanımaksızın) yiyorlar, malı, yığma tutkusu ve hırsıyla seviyorlar... Yazık..."."5 Böylece bir kez daha servetin, serveti kamçıladığına şahit oluyoruz.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28.04.09, 18:19
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Bu noktada önemli bir hususa dikkat çekmemiz gerekiyor: Gerek Kuranı Kerim'de gerekse hadislerde çokça; infak etmek, tasaddukta bulunmak, vermek, yardım etmek, zekât vermek gibi transfer araçlarından sözeldiğini görürüz. İfadelerden bunların bireyden bireye olacak aktarımlar olduğu anlaşılabilir. Zaten işin esası ve başlangıcı da elbette budur. Ancak buradaki gaye, çok açıktır ki, sözkonusu transferin sağlanmasıdır, yoksa bunu ille de bireylerin gönüllü olarak yapmaları değildir. Öyleyse bir Islamî yönetim bu gayeyi gerçekleştirmek için örgütlenmeli ve'zamanın bütün gereklerini yerine getirmelidir. Kısaca onun uygulayacağı siyasi ve ekonomik sistem bu hedefi gerçekleştirecek tarzda olmalıdır. Çünkü mutlaka olması gereken şey için gerekli olan da olması gerekendir.
İnsan aslında biteviye bir sıkıntı ve meşakkat içerisinde yaratılmıştır. Buna rağmen kendisini güçlü sanır ve bir sürü mal harcadığını söyler. Kendisine bir sürü nimet verilmiş ve iki yol gösterilmiştir. Öyleyse harcamadan, gösteriş yaparak harcadım dediği malını yerinde harcamalı186 ve sarp geçide vurmalı değil miydi? Bu geçit, insanları hürriyete kavuşturmak ve açlık gününde doyurmaktır.187
Veren ve Allah'a karşı saygılı olan güzele/cennete ulaşacaktır. Zenginlik satıp, cimrilik eden ve güzeli/cenneti yalanlayan ateşe atılacaktır..
Mademki insanı fakir iken zengin eden Allah'tır. Öyleyse o da fakiri ezmesin, isteyeni azarlamasın ve Rabbi'nin nimetini daima ansın.18'' Buradan zengin olmanın fakirliğe göre iyi bir şey olduğu ve övüldüğü de anlaşılır.
Zenginliğin kötü tesirleri konusunda son derece net ve vurgulu bir ayet de "Alak Sûresf'ndeki şu ayettir: "Hayır! Gerçekten insan kendini müstağni (malı, serveti bol, yakını yardımcısı çok1''0 ve bağımsız) hissettiğinde azar."1'"
İnsan mal'9: sevgisi konusunda çok aşırıdır.1''1
Mal, mülk ve servet1"1 çokluğuyla övünme, sizi oyalamaktadır.10' gerçeklerden alıkoymaktadır. Bu ayeti okurken Hz. Peygamberin şöyle dediği nakledilir: "Âdemoğlu malını, inalını der ama onun; yiyip bitirdiğinden, giyip eskittiğinden ve tasaddıık edip kalıeı kıldığından başka malı mı vardır ki?" Diğer bir rivayette, "Geri kalan yok olup gider veya diğer insanlara kalır..." ilâvesi de vardır.
"Yazık o hemmâz ve gammaza. Durmadan mal yığar ve onun hesabını yapar durur. Malının kendisini kalıcı kılacağını sanır. Asla! Hutame ateşine atılacaktır o... '"7 Burada da dikkat çekilen husus, salt mal yığmak değil, onun hesabıyla ömür tüketmek ve adeta mala tapmaktır.
Mekke döneminde ilk inen surelerden biri, müslümanlar arasında olması gereken maddî transfer üzerinde duruyor ve bunu yapmamayı dinî yalanlayanların vasılları arasında sayıyordu. "Dinî yalanlamakta olanı gördün mü? İşte yetimi ilip kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur..." Sonra, gaflet içinde namaz kılanların ve "mâûn"u vermeyenlerin vay haline! denir. I9S "Mâûn'un ne olduğu konusunda söylenen birçok şey vardır. Bunlardan olmak üzere: malın farz olan zekâtı, balta, tencere, kova gibi gereçler, günlük işlerde kullanılan ev eşyaları ve benzerlerini ödünç olarak verme. Ikrime'ye göre "Mâûn"un başı, malın zekâtı, en küçüğü de elek, kova ve iğne gibi araçlardır. Bütün söylenenleri içerdiği için "Mâûn"un en güzel ifadesi de budur denebilir. "Mâûn"un hakkında söylenenlerin ortak yanı, mal ve menfaat yoluyla yardımlaşmadır.198 ve görüldüğü gibi bunu, bir iğneye kadar indirenler vardır. Bu, istenildiği anda kullanılmamakta olan her türlü araç gerecin, isteyene ödünç olarak verilme mecburiyetini ifade eder. Dolayısıyla bunu günümüz terminolojisiyle basit sosyal yardımlar grubuna sokmamız mümkün değildir. Böylece çok seyrek kullanılan araç gereçleri de herkes almak zorunda kalmayacak ve toplu tasarrufta bulunulmuş olacaktır. "Kötü komşu insanı mal sahibi yapar" atasözünün esası da bu olmalıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08.01.10, 05:55
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
İletiler: 1
furkanerenk doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

yazıda verilen numaraların işaret ettği kaynaklar nerede acaba.
rakam var kaynak yok.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12.04.16, 08:35
Acemi
 
Üyelik tarihi: Mar 2016
İletiler: 1
MahmutAbdulRauf doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Kuran'da Fakirlik ve Zenginlik

Kuran'da eski kavimlerle ilgili verilen örneklerde çoğunlukla kavimlerin ileri gelenlerinin yani kavim içerisinde diğer insanlara göre daha varlıklı olanların kibirli, ukala davranışlar sergilediği, peygamberlere inanmadığı ve hatta onlarla dalga geçtiği görülmektedir. Nuh ve Ad kavimlerinde bile ileri gelenler varlıkları nedeniyle diğer insanları hakir görüp onları aşağılamakta, bir nevi güç budalalığı içerisinde kendi inançlarının yanlış olabileceğini hiçbir zaman kabul etmemektedirler. Bu örneklerin en uç noktaları Karun ve Firavun ile gösterilmiştir. Buna karşılık büyük makam ve zenginlik ile sınanan Hz. Süleyman kötü örneklerin aksine tüm mülküne rağmen Allah yolundan çıkmamıştır.

Konu Selim Hoytur tarafından (18.04.16 saat 22:24 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
fakirlik, kuran'da, zenginlik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:14 .