iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:40 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Din » İslam ile İlgili Çeşitli Tartışmalar » Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.12.07, 12:39
Standart Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

05.12.07, 12:39




Türbanın hızlı yükselişi41ilde 5 bin 289 denekle yapılan araştırmaya göre, AKP yönetiminde geçen son dört yılda başını örtenlerin oranı yüzde 64.2'den 69.4'e, bunun içinde başını türbanla örtenler yüzde 3.5'ten 16.3'e çıktı


Gündelik yaşamda din, laiklik ve türban - 1


Siyaseti türbanla bağlamak


TARHAN ERDEM

2003 araştırmasında, yetişkin kadınlar arasında başını örtenlerin sayısı yaklaşık 13 milyondu. Bugün bu sayı 14 milyon çevresindedir. Ancak dört yıl içinde türban takan hanımlarımızın sayısı yaklaşık 500 binden 2 milyona çıkmıştır. Bu dikkat çekici ve hızlı artışın nedeni bu araştırmada belirgin değildir.
Örtünenlerle örtünmeyenler arasındaki fark genellikle, sadece başlarını örtmesiyle sınırlı değildir. Örtünme insanın yaşam tarzı ve anlayışını da etkilemektedir.
Örneğin, eskiden beri örtünme ile modernleşme arasında bağıntı kuranlar olmuştur. Başını örtenlerin Batılılaşmanın karşısında oldukları iddiası azımsanmayacak kadardır. Ancak, bu görüş kabul edilirse, yüzde 30 dışındakilerin hepsini Batılılaşma karşıtı olarak kabul etmemiz gerekir. Eğer bu doğru olsaydı, örneğin son 20 ya da 10 yılda aldığımız mesafeyi geçmemiş olmamız gerekirdi. Çünkü, yüzde 70 Batılılaşma karşıtı olan bir ülkede bu ilerlemeler sağlanamaz. En azından başını örtenler dört yılda yüzde beş arttı diye, ülkemizin ve halkımızın Batı'dan uzaklaştığını söyleyemeyiz.
Birçok bakımdan modernleşmede alınan yolun geriye değil, ileriye doğru olduğu açıktır. Başını örtenlerin bir kısmının, Batılılaşmaya karşı olduğu bir gerçektir, ancak büyük çoğunluğunun teknolojide, bilimde, hukukta, siyasal rejimde yüzlerinin Batı'ya dönük olduğu yadsınamaz. Halkımız geleneğini, dini inancını kaybetmek istememekte, özetle kültürel değerlerine bağlı kalırken modernleşmek istemektedir. Bunlar için kültürel değerlere bağlılık, modernleşmenin tehlikeleri (!) için bir korunak, korkuları için bir kalkandır. Diğer taraftan, başını örtmeyenlerin kültürel değerlere saygısı başını örtenlerden çok farklı değildir.
Kültürel değerler dışındaki diğer değerler tartışıldığında, başını açanlarla başını örtenlerin ortaya koydukları görüşler arasındaki fark azalmakta, örtünme hali görüşler arasında bir ayıraç olmaktan çıkmaktadır.
Siyasal hayatımızda, kültürel değerleri korumayı yaşamsal gören ama Batılılaşmak isteyenler ile devleti korumak ve aynı zamanda Batılılaşmak isteyenler arasında belirli ayrışma olduğu görülmektedir. Oysa ne bu taraftakiler devleti ve cumhuriyeti yıkmak istemekte, ne de öbürleri kültürel değerlerin yok olmasına çaba göstermektedirler.
Bu çekişmenin bugünkü içeriği aynı kaldıkça, tabloda bir değişiklik beklenmemelidir.
Tartışma, kültürel değerlerin dışındaki yaşamın ortak yanlarına (demokrasiye, altyapıya, eğitime, sağlığa, hukuka) taşınabildiğinde, bugünkü tablo değişecek, örtünme tercihi siyasal hayattaki ayrışmanın belirleyicisi olmaktan çıkacaktır.



Başlarken


ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ

Milliyet bugün, Türkiye'nin en çok tartışılan konularıyla ilgili önemli bir araştırmanın yayımına başladı. KONDA araştırma şirketi tarafından Tarhan Erdem yönetiminde yapılan araştırma "Gündelik Yaşamda Din Laiklik ve Türban" başlığını taşıyor.
Tarhan Erdem yönetiminde A&G Araştırma Şirketi, Mayıs 2003'te başörtüsü konusuyla ilgili bir araştırma yapmış ve Milliyet gazetesinde 27-31 Mayıs arasında yayımlanan araştırma, önemli ve ilgi çeken sonuçlar ortaya çıkarmıştı.
Örneğin, Türkiye'deki hanelerin yüzde 77.2'sinde başını kapatan kadın olduğu, 18 yaş ve üstü kadınların yüzde 64.2'sinin ev dışında başını kapattığı, yaş yükseldikçe başını kapatanların oranının hızla yükseldiği, başörtüsünde eğitimin en belirleyici unsur olduğu ve sosyal statü yükseldikçe kapanmayanların oranının hızla yükseldiği gibi bulgular ortaya konmuştu.
AKP'nin tekrar iktidara gelmesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, türban konusunun yine gündeme gelmesine yol açtı. Dört yıl geçtikten sonra tekrarlanan araştırma, değişimin yönünü ve miktarını merak edenler ve bu dönemin siyasetini değerlendirmek isteyenler için çok ilgi çekici veriler ortaya koydu.


AMAÇ

Araştırmayla şu noktaların belirlenip değerlendirilmesi ve sonuçların kamuoyuna sunulması amaçlandı:

Türkiye'deki yetişkin nüfusun başörtüsünün kullanımı ve siyasette tartışma konusu edilmesini nasıl algıladıkları;
Bu alanda son 4 yıl içinde ne yönde ve oranda değişimler olduğu;
Türban konusunun yetişkin nüfusun gözündeki ve algılarındaki durumlarının ölçülmesi;
Gündelik yaşamda din, örtünme, laiklik algı ve alışkanlıklarındaki eğilimlerin değerlendirilmesi.

Araştırmanın kapsamı

Araştırmanın kapsamı da şöyle belirlendi:
Türkiye insanının dindarlık yönünden kendini nasıl konumladığı ve ibadet alışkanlıkları;
Örtünme tercihleri, gerekçeleri ve anlamlandırışı;
Türban meselesine ve tartışmanın yansımalarına bakışı;
- Dini kuralların gündelik yaşamındaki geçerliliği ve ağırlığı;
Kadın meselesine bakış ve dini inançların bu bakışa etkileri;
Muhafazakârlık algılarının ölçülmesi ve değerlendirmesi.


Örneklem böyle hazırlandı

Araştırmanın saha çalışması 8-9 Eylül 2007 tarihlerinde, 41 ilde, 171 ilçede 298 mahalle ve köye gidilerek yapıldı. Her mahalle ve köyde 18'erden 2 bin 639 denek kadın, 2 bin 650 denek erkek olmak üzere toplam 5289 kişiyle görüşüldü.


Örneklem Adet
İl 41
İlçe (merkez ilçeler dahil) 171
Mahalle ve köy sayısı 298 (Kent 208, kır 90)
Görüşme adedi 5 bin 289


Örneklem, 2000 Genel Nüfus Sayımı ve 2002 Genel Seçim sonuçları esas alınarak hazırlandı. 46 bin 797 mahalle ve köy, bölge, il, eğitim, istihdam ve nüfus bilgileri ile seçim sonuçlarına göre ayrıştırılarak ve kümelendirilerek ana veri elde edildi. Bu ana veriden de bilgisayar tarafından kümelerin nüfus oranlarına koşut olarak rastlantısal metotla seçildi.
Araştırma alanı TÜİK'in 12 bölge ayrımına göre seçildi ve görüşmeler yandaki tabloda yer alan illerde yapıldı.


BÖLGE ADI İLLER

İstanbul İstanbul
Batı Marmara: Balıkesir, Edirne, Tekirdağ
Ege: Denizli, İzmir, Manisa,
Doğu Marmara: Bolu, Bursa, Kocaeli,
Batı Anadolu: Ankara, Karaman, Konya
Akdeniz: Adana, Hatay, K.Maraş, Mersin, Osmaniye
Orta Anadolu: Kayseri, Nevşehir, Sivas,
Batı Karadeniz: Bartın, Karabük, Samsun,Tokat,
Doğu Karadeniz: Giresun, Rize, Trabzon
Kuzeydoğu Anadolu: Bayburt, Erzincan, Erzurum,
Ortadoğu Anadolu: Elazığ, Malatya, Tunceli, Van
Güneydoğu Anadolu: Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Şanlıurfa,



Tarhan Erdem yönetiminde KONDA araştırma şirketi tarafından Milliyet için yapılan "Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban" araştırması, örtünme ile türban konularında önemli veriler ortaya koyuyor. Verilerde, "Türbanın siyasal simge olarak kullanılıp kullanılmadığı" tartışmalarına ışık tutacak ayrıntılar da yer alıyor.
Çünkü araştırma sonuçlarına göre, AKP yönetiminde geçen son dört yılda başını örtenler kendi içinde yaklaşık yüzde 8'lik artışla yüzde 64.2'den yüzde 69.4'e yükselirken, türbanla örtünenlerin oranında ise 4.7 katlık artışla bir patlama yaşanmış durumda. Türbanla örtünenlerdeki artışın eğitimli gençler arasında çok daha yüksek olması da dikkat çeken bir başka ayrıntı.



Örtünme biçimi böyle değişti

"Siz veya eşiniz sokağa çıkarken başını örtüyor mu?" sorusuna, deneklerin yüzde 30.6'sı örtmediği karşılığını verirken, yüzde 69.4'ü farklı isimlerle de olsa başını örttüğünü söyledi. Yanıtlara göre, deneklerin yüzde 51.9'u başını başörtüsü, eşarp, yemeni benzeri yerel örtülerle örterken, yüzde 16.2'si türban, yüzde 1.3'ü çarşaf, peçe kullanıyor. 2003 araştırmasında başını örtenler toplamda yüzde 64.2 iken bugün bu oran yüzde 69.4'e yükselmiş. 2003 araştırmasıyla kıyaslandığında, toplumda başını örtenlerin oranı kendi içinde yüzde 10 dolayında artarken, örtenler içinde türban kullananların oranında çok ciddi artış görülüyor.



Türban gençlerde daha yaygın

Başını örtmeyenler gençler arasında yüzde 46.9 oranındayken, 29-43 yaş grubunda yüzde 31.1'e 44 yaş üstü grupta yüzde 18'e düşüyor. Türban kullananlar 18-28 yaş grubunda yüzde 19.7 iken 29-43 yaş grubunda yüzde 17.3'e 44 yaş üstü grupta yüzde 16.2'ye düşüyor.
Örtünme geleneksel eğilime uygun olarak yaşlandıkça artarken, türban kullananlar ise yaşlar arasındaki örtünme eğiliminin zıttı karakter göstermekte olup dikkat çekici biçimde gençlerde daha yüksek.
2003 araştırmasıyla kıyaslandığında, türban kullananlardaki artış en yüksek oranda gençler arasında görülüyor. 2003 yılında türban kullanan gençler yüzde 4.1 iken şimdi yüzde 19.7'ye yükselmiş durumda. 28-43 yaş grubunda türban kullananlar 2003 araştırmasında yüzde 3.8 iken şimdi yüzde 17.3'e yükselmiş durumda. 44 yaş üstü grupta ise türban kullananlar yüzde 2.5'ten yüzde 12.6 oranına yükselmiş görünüyor.




Türban kullanımı eğitimlilerde fazla

Başını örtmeyenler arasında üniversite eğitimliler yüzde 17.7, lise mezunları yüzde 42.2, ortaokul mezunları yüzde 12.3, ilkokul mezunları yüzde 23.7 oranında. Başörtüsü kullananlar arasında üniversite eğitimliler yüzde 2.2, lise mezunları yüzde 14, ortaokul mezunları yüzde 13.6, ilkokul mezunları yüzde 51.4 oranında. Türban kullananlar arasında üniversite eğitimliler yüzde 5.5, lise mezunları yüzde 25.9, ortaokul mezunları yüzde 19, ilkokul mezunları arasında yüzde 38.8 oranında.
Eğitimlerine göre bakıldığında, Türkiye eğitim ortalamalarına kıyasla lise altı eğitimliler başını örtmeyenler arasında daha az görülüyor. Bir başka deyişle lise altı eğitimliler genele göre daha fazla oranda örtünüyor. Eğitim arttıkça genel olarak örtünme azalırken, yine şaşırtıcı biçimde, örtünenler arasında türban kullananların oranı eğitim arttıkça artıyor.


Kümelere bakıldığında eğitimlerine göre, çarşaf ve peçe kullananlar ağırlıklı olarak okuryazar olmayanlar (yüzde 4.5) ve diplomasız okuryazarların arasında (yüzde 4) görülüyor. Türban kullananlar ise nispeten ağırlıklı olarak ortaokul (yüzde 22.1) ve lise mezunları (yüzde 17.2) arasında görülüyor.
Geleneksel başörtüsü kullananlar üniversite mezunları arasında yüzde 15.4 iken lise mezunları arasında yüzde 29.6, ortaokul mezunları arasında yüzde 50.5, ilkokul mezunları arasında yüzde 65.3, hiç eğitimi olmayanlar arasında yüzde 76.4 oranında.
Sonuçlar, 2003 araştırmamızla kıyaslandığında Türkiye genelinde örtünmeyenler kendi içinde yüzde 16 oranında azalarak yüzde 35.8'den yüzde 30.6'ya düşmüş görünüyor. Başını bir biçimde örtmekte olanlar ise kendi içinde yüzde 8 artarak yüzde 64.2'den yüzde 69.4'e yükselmiş durumda. Eğitim kümeleri üzerinden bakıldığında örtünen kadınlar içinde türban kullananların oranlarında şu artışlar görülüyor:
Türkiye ortalaması olarak 4.7 kat (yüzde 3.5'den yüzde 16.3'e);
Üniversite eğitimliler arasında 4.4 kat (yüzde 2.6'dan yüzde 11.4'e);
Lise eğitimliler arasında 6.9 kat (yüzde 2.5'ten yüzde 17.2'ye);
Ortaokul eğitimliler arasında 6.1 kat (yüzde 3.6'dan yüzde 22.1'e);
İlkokul ve daha az eğitimliler arasında 3.9 kat (yüzde 3.8'den yüzde 15'e çıktı).




Ev kadınlarının dörtte üçü, öğrencilerin dörtte biri başını örtüyor

Kadınların iş ve meslek dağılımlarına bakıldığında, öğrencilerin yüzde 77'si, çalışan kadınların yüzde 59.4'ü, emekli kadınların yüzde 47.2'si başını örtmüyor. Başörtüsü en yaygın biçimde ev kadınları (yüzde 59.8) ve işsiz kadınlar yüzde 45.5)arasında görülüyor. Öğrencilerin yüzde 23'ü örtünmeyi tercih ederken, yüzde 13.5'i türbanı, yüzde 9.5'i başörtüsünü tercih ediyor.
Grafikte de görüldüğü gibi en az örtünenler öğrenciler iken, örtünenler arasında en yaygın türban kullanımı yine öğrencilerde görülüyor.




Nişan ve nikâhta örtü var

Araştırma sonuçları, örtünmede kadın ve erkek beraberliğinin de önemli etkenlerden biri olduğunu gösteren veriler sunuyor. Bekârların yüzde 64.6'sı, sözlü-nişanlı olanların yüzde 49.2'si, evlilerin yüzde 24.3'ü ve dul-boşanmış olanların yüzde 28.5'i gündelik hayatta başını örtmüyor. Başını örtenler bekârlar arasında yüzde 35.4, sözlü-nişanlılar arasında yüzde 50.8, evliler arasında yüzde 75.7, dul-boşanmışlar arasında yüzde 71.5 oranında.
Grafikte de görüldüğü gibi Türkiye'de kadınlarla, erkeklerin beraberlik seviyesi geliştikçe başını örtme oranı yükseliyor.




Gelir düzeyi düştükçe başını örtme artıyor

Başını örtmeyenler en yüksek oranda en yüksek gelir grubunda (yüzde 72.9) görülüyor. En düşük gelir grubunda başını örtmeyenler yüzde 15.2 iken, ikinci dilimde yüzde 21.3'e, orta gelir diliminde yüzde 37.3'e yükseliyor. Başını örtenlerin oranı ise örtmeyenlerin zıttına karakter gösterip gelir düştükçe artıyor. Başını örtenler arasında türban kullananlar ise bu eğilimin tersine hareket ediyor, gelir seviyesi arttıkça genel karakter olarak türban kullananlar artıyor.
Gelir arttıkça örtünmenin azalıyor oluşu grafikte de daha kolay izlenirken, türbanın orta ve orta üstü gelir grubunda, ortadireğe göre daha fazla kullanıldığı görülüyor.




Başörtüsü kırda, türban kentte yaygın

Araştırmaya katılanlara oturdukları yere göre baktığımızda, kentte oturanlarda başını örtmeyenler yüzde 35.5 iken, kırda oturanlarda bu oran yüzde 19.8'e düşüyor. Yani kentlerde oturanların yüzde 64.5'i başını örtenken, kırsal kesimde oturanlarda bu oran yüzde 80.2'ye yükseliyor. Türbanla ilgili olarak burada da bir farklılık görülüyor. Başörtüsü kullananlar kentte yüzde 46 iken, kırda yüzde 64.9'a çıkıyor. Türban kullananlar ise kentte yüzde 17.4 iken kırsal kesimde yüzde 13.6 oranında çıkıyor.
Grafikte kolayca görüleceği gibi, kırda başını örtme yüksek iken, türban kentte kırsal kesimden daha fazla kullanılılıyor.
Veriler 2003 araştırmasıyla kıyaslandığında, 2003 yılında kentte oturup da başını örtenlerin toplamı yüzde 56.3 iken 2007'de yüzde 64.9'a, kırsal kesimde oturanlar arasında başını örtenler yüzde 75.5 iken şimdi yüzde 80.2'ye yükselmiş durumda. Başını örtme eğiliminin kentte kırsal kesime göre biraz daha fazla artması da dikkat çekici bir ayrıntı.




Parti tercihine göre örtünme biçimi değişiyor

Araştırma, siyasi tercihlerle örtünme ve örtünme biçimleri arasındaki ilişkiyi de çok net şekilde ortaya koyuyor. Özellikle türbanla ilgili veriler dikkat çekici.
AKP seçmeninin başını örtmeyenleri yalnızca yüzde 14 iken CHP seçmeni arasında başını örtmeyenler yüzde 59.3, MHP seçmenleri arasında yüzde 32.4 oranında çıktı. Başörtüsü kullananlar ise AKP seçmenleri arasında yüzde 58.9, CHP seçmenleri arasında yüzde 31.6, MHP seçmenleri arasında yüzde 41.8 oranında.
Türban kullananlar AKP seçmenleri arasında yüzde 21.3, CHP seçmenleri arasında yüzde 2.7, MHP seçmenleri arasında yüzde 11.7 oranındadır. Çarşaf, peçe kullananlar ise SP seçmenleri arasında yüzde 6.7, AKP seçmenleri arasında yüzde 1.7 oranındadır.
AKP başını örtenlerden ortalaması üzerinde oy alırken, CHP örtmeyenlerden ortalaması üzerinde oy almaktadır. Başını örtenler arasında AKP seçmeni yüzde 62.3, CHP seçmeni yüzde 9.4 iken; türban kullananlar arasında AKP seçmeni yüzde 72, CHP seçmeni yüzde 2.6 çıkıyor.
Başörtüsü kullananlar ağırlıklı olarak AKP seçmeni iken, türban kullananların öncelikli partilerinin AKP ve SP olduğu görülüyor.

Türbanın hızlı yükselişi / Güncel / Milliyet Gazete
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 05.12.07, 12:46
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

Düzenli oruç ve dua ortak noktaKişilerin kendilerini dindarlık tanımlarına göre konumlandırmalarına ve ibadet alışkanlıklarına bakıldığında toplumun yüzde 82.5'inin düzenli oruç tuttuğu, yüzde 75.2'sinin düzenli olarak dua ettiği ortaya çıkıyor


Gündelik yaşamda Din, Laiklik ve Türban - 3


Türbanın mesajı

Lise altı eğitimlilerde düzenli namaz kılanlar yarıdan fazla iken, lise ve üniversite mezunları arasında düzenli namaz kılanlar yüzde 26'dır. Bu veriler, eğitimle ibadet arasında varlığı bilinen ilişkinin sonucudur.
Bu bulgular çağdaşlaşma yolundaki yerimizi görmemize de yardımcı olabilir. Geriye doğru son on yılda, veya son 30 yılda, öğrenci oranının arttığı, eğitim kurumlarının niteliklerinin yükseldiği bilinmektedir. Sadece bu gerçek bile, halkımızın bir dönem öncesine göre daha çağdaş, devlet düzenimizin daha laik olduğunu doğrulamaktadır.
Bu araştırma verileri de eğitimle örtünme ve dinsel uygulamalar arasında doğrusal ilişki bulunduğunu göstermiştir. Bu ilişki, "örtünmeyenler"de açık biçimde görülmektedir: Eğitimi alt düzeyde bulunanlarda yüzde 20'nin altındaki örtünmeyenler oranı, eğitimde geçilen her kademede düzenli biçimde artmakta, yüksek eğitimlilerde yüzde 70'leri geçmektedir.
Ancak türban kullananlar oranında bu doğrusal ilişki görülmemektedir. Türban takanlar oranı eğitim kademesiyle doğrusal veya anlamlı biçimde değişmemektedir. İlk eğitimden yüksek eğitime kadar türban takanlar oranları sırayla, yüzde 13, 15, 22, 17, 12 gibi birbirinden uzak olmayan değerlerdedir. Bu veri, türban takanlar oranının eğitimden bağımsız olduğunu göstermektedir.
İnsanlar, kimlik edinmek, yaşam tercihini göstermek, aidiyetini belli etmek, geçerli bir güce yakın olduğunu belli etmek gibi birçok nedenle türban kullanıyor olabilirler. Ancak bunların önüne geçen bir başka mesajları daha vardır. Türban kullananların şüphesiz hepsi değil çoğunluğu, başlarındaki giysileriyle, toplumsal yaşamda, dinsel değerleri diğer değerlerden üstün tuttuklarını belli etmektedirler. Türban, öncelik verilen dinsel değerlerin simgesidir.
Dinsel değerlerin diğer değerlerden üstün tutulması, toplumsal yaşamı biçimlendirme yollarından biridir. Böyle bakıldığında, en azından bir bölümü için, türbanın siyasal bir simge olduğu, daha açığı siyasal İslamın simgesi olduğu söylenebilir.

Örtünmeye göre dindarlık tanımları

KONDA'nın yaptığı araştırmada, örtünme ilk sırada yer almak üzere, pek çok davranışa gerekçe olarak gösterilen "dindarlık" tanımlamaları ele alındı. "Dindarlık kime göre ne (insanların kendilerini tanımlayışları), kim kendini ne kadar dindar görüyor, dindarlıkla ibadet ve örtünme ne kadar ilişkili?" sorularının yanıtları arandı.
Kişilerin dindarlık tanımlamalarının yaş, eğitim, gelir düzeyi ve yaşanılan yere göre değişip değişmediği; değişiyorsa ne oranda değiştiği ölçülmeye çalışıldı.
Özellikle türban ve çarşafla ilgili dikkat çekici sonuçlar elde edildi.


Dindarlık ve örtünme

Araştırma sonucuna göre, kendi tanımladığı şekliyle kendini "inançlı" kabul edenler (kendini, inançlı ama dinin gereklerini pek yerine getiremeyen biri olarak tanımlayanlar) arasında başını örtmeyenler yüzde 54, türban takanlar yüzde 7.9 oranında. Kendini "dinin gereklerini yerine getirmeye çalışan dindar biri" olarak tanımlayan "dindarlar" arasında başını örtmeyenler yüzde 17.2, başörtüsü kullananlar yüzde 62.1, türban kullananlar yüzde 19.5 ve çarşaf kullananlar yüzde 1.2 oranında. Kendini "dinin tüm gereklerini yerine getiren dindar biri" (yaygın ifadeyle sofu) olarak tanımlayanlar arasında başını örtmeyenler yüzde 13.2 iken, başörtüsü kullananlar yüzde 53.8, türban kullananlar yüzde 28.2, çarşaf kullananlar yüzde 4.7 oranında. Grafikte de görüleceği gibi, kendi tanımlarıyla, kendi dindarlıklarının ölçüsü arttıkça örtünme ve türban kullanma oranı da yükseliyor.





Düzenli namaz kılanların oranı yüzde 43.9 düzeyinde

İbadetlerini yapma sıklığı ile ilgili sorularda, en düzenli yapılan ibadetlerin oruç tutmak ve cuma namazına gitmek olduğu görülüyor. Deneklerin yüzde 43.9'u namazını düzenli olarak kıldığını söylerken, yüzde 41.7'si ara sıra kıldığını, yüzde 14.4'ü ise hiç kılmadığını söylüyor. Orucunu düzenli tutanlar yüzde 82.5 iken, ara sıra oruç tutanlar yüzde 12.1, hiç tutmayanlar ise yüzde 5.4 oranında.
Düzenli olarak cuma namazına gidenler yüzde 56.1, düzenli olarak dua edenler yüzde 75.2, düzenli olarak camiye / cemevine gidenler yüzde 24.4, düzenli olarak Kuran okuyanlar yüzde 26.3 oranındalar.
Türkiye insanı orucunu tutmak ve dua etmek konusunda duyarlı görünüyor. Eğitim azaldıkça ve yaş ilerledikçe ibadet alışkanlıkları artarken, yaşanılan yerin kent veya kırsal kesim olması bu alışkanlıkları çok özel oranlarda etkilemiyor.





Çarşaf kullananların yüzde 84'ü düzenli olarak namaz kılıyor

Örtünme ve ibadet ilişkisinde en dikkat çekici sonuç, düzenli ibadet alışkanlıklarında türban ve çarşaf kullananlar arasındaki farkın (yüzde 17.5), türban ve başörtüsü kullananların arasındaki farktan (yüzde 9.8) daha fazla çıkması oldu.
Türban kullananların ibadet alışkanlıkları başörtüsü kullananlara göre daha yoğun iken, çarşaf ve peçe kullananların ibadet alışkanlıkları türban kullananlara göre daha yoğun. Namaz kılma alışkanlığı sorulduğunda, başörtüsü kullananların yüzde 56.6'sı, türban kullananların yüzde 66.4'ü, çarşaf kullananların yüzde 83.9'u düzenli olarak namaz kıldığını söyledi.
Düzenli oruç tutmak konusunda da namaz kılmaya benzer eğilim görünürken, başörtüsünden çarşaf kullanmaya doğru oruç tutma sıklığı artıyor.





Eğitim arttıkça 'sofuluk'tan 'inançlılığa' kayma oluyor

Eğitim kümeleri üzerinden dindarlık tanımlarına bakıldığında, sofuluğun en yoğun olduğu eğitim kümeleri okuryazar olmayan (yüzde 12.6) ve diplomasız okuryazar (yüzde 19.3) çıkıyor. Dindar olanların oranı okuryazar olmayanlar arasında yüzde 67.6, diplomasız okuryazarlar arasında yüzde 61.4, ilkokul mezunları arasında yüzde 59.1, ortaokul mezunları arasında yüzde 52.3, lise mezunları arasında yüzde 43.5, üniversite mezunları arasında yüzde 36.1, yüksek lisans mezunları arasında 43.8 düzeyinde bulunuyor. İnançlı olanlar ise okuryazar olmayanlar arasında yüzde 18.3, diplomasız okuryazarlar arasında yüzde 16.3, ilkokul mezunları arasında yüzde 26.5, ortaokul mezunları arasında yüzde 37, lise mezunları arasında yüzde 46.2, üniversite mezunları arasında yüzde 51.3, yüksek lisans mezunları arasında 43.8 oranında.
Dindar ve inançsızların eğitim kümeleri arasındaki dağılımı bile çok net olarak eğitimin artması ile dindarlık ölçüsü arasında bir ters ilişkiyi göstermektedir:
Eğitim arttıkça sofuluktan inançlılığa doğru kayma oluyor. Bu ilişki grafikte de kolayca görülüyor.





Yaşadığı yer, inancı fazla etkilemiyor

Araştırmada kişilerin kendi anlamlandırmalarıyla dinle ilişkilerini tanımlayışlarına, yaşadıkları yerin kent veya kırsal kesim oluşuna bağlı olarak değişip değişmediğine bakıldı. Yaşanılan yerin dindarlık yoğunluğu üzerinde bir fark yaratmadığı görüldü. Kentte yaşayanların yüzde 52.9'u kendini dindar olarak tanımlarken, kırsal kesimde yaşayanlarda bu oran yüzde 54.1 çıkıyor. Kentte yaşayanların yüzde 34.9'u kendini inançlı olarak tanımlarken, kırsal kesimde yaşayanların yüzde 33'ü kendini inançlı olarak tanımlıyor.
Yaşadığı yerin kırsal kesim veya kent olmasına göre dindarlık ölçüsünde önemli bir değişiklik görülmüyor.





Ateistlerin geneldeki oranı binde 9 düzeyinde çıktı

Araştırmada, deneklerin kendilerini dindarlık açısından nasıl tanımladıklarına da bakıldı. Kendi dindarlık tanımlarıyla veya "din ile ilişki" tanımları üzerinden, kendilerini nasıl konumladıkları sorulduğunda, kendini "dinin gereklerini yerine getirmeye çalışan dindar biri (dindar)" olarak tanımlayanlar yüzde 52.8, "inançlı ama dinin gereklerini pek yerine getiremeyen biri (inançlı)" olarak tanımlayanlar yüzde 34.3, "dinin tüm gereklerini tam yerine getiren dindar biri (sofu)" olarak tanımlayanlar yüzde 9.7, "dinin gereklerine pek inanmayan biri (inançsız)" olarak tanımlayanlar yüzde 2.3, "dini inancı olmayan biri (ateist)" olarak tanımlayanlar yüzde 0.9 oranında çıktı. (Parantez içindeki tek kelimelik tanımlar bize aittir. Bundan sonraki tablolar ve açıklamalarda hem ateistler inançsızlar kümesine ilave edilerek hem de küme açıklaması olarak bu kısa tanımlar kullanılmaktadır.)
Toplumun çok önemli büyük çoğunluğu (yüzde 86.1) kendini "inançlı" ve "dindar" olarak tanımlıyor.





'Koyu dindar'larda düzenli olarak namaz kılanların oranı yüzde 83.6

Kendilerini "inançlı" olarak tanımlayanların düzenli yaptıkları ibadet alışkanlıklarına bakıldığında, yüzde 65.3'ü oruç tutuyor, yüzde 55.3'ü dua ediyor, yüzde 36.3'ü cuma namazına gidiyor, yüzde 9.4'ü namazını kılıyor. Kendilerini "dindar" olarak tanımlayanların ise düzenli yaptıkları ibadet alışkanlıklarına bakıldığında, inançlı olduğunu söyleyenlere göre neredeyse yüzde 50 fazla oranda ibadetlerini düzenli yaptıkları görülüyor. Dindarların yüzde 93.8'i orucunu düzenli tutuyor, yüzde 86.7'si düzenli dua ediyor, yüzde 68.7'si düzenli olarak cuma namazına gidiyor.
Sofuluk ve dindarlık tanımları ile ibadet alışkanlıklarına bakıldığında ikisi arasındaki farkın çok az olduğu görülüyor. Sofuların yüzde 97.6'sı orucunu düzenli tutuyor, yüzde 96.6'sı düzenli dua ediyor, yüzde 85.4'ü düzenli namaz kılıyor, yüzde 83.6'sı düzenli cuma namazı kılıyor.





Yaşlandıkça dine yöneliş artıyor

Kendi tanımlarıyla dindarlık seviyelerine bakıldığında, 18-28 yaş arasındakilerin yüzde 47'si kendini inançlı, yüzde 43.8'i dindar, yüzde 5.3'ü sofu, yüzde 3.9'u da inançsız olarak tanımlıyor. 29-43 yaş arasındakilerin yüzde 34.1'i inançlı, yüzde 54.8'i dindar, yüzde 7.8'i sofu, yüzde 3.3'ü de inançsız olarak tanımlıyor. 44 yaş üstündekilerin de yüzde 23.1'i inançlı, yüzde 59'u dindar, yüzde 15.4'ü sofu, yüzde 2.5'i de inançsız olarak tanımlıyor.
Grafikten de görüldüğü gibi, yaş büyüdükçe, inançlı olmaktan sofuluğa doğru kayma oluyor, bir başka deyişle "yaş kemale erdikçe" insanların dinle ilişkisi yoğunlaşıyor.





Gelir düzeyi arttıkça 'dindarlık yoğunluğu' azalıyor

En yoksul gelir dilimindekilerin yüzde 63.3'ü dindar, yüzde 24.9'u inançlı olduklarını söylüyor.
2'inci yoksul gelir grubundakilerin yüzde 56.2'si dindar, yüzde 30.4'ü inançlı olduklarını söylerken, orta gelir grubundakilerin yüzde 50.6'sı dindar, yüzde 38'i inançlı olduğunu söylüyor. Üst gelir gruplarında ise geliri üst 2. dilimde olanların yüzde 43.1'i inançlı olduğunu, yüzde 42.8'i dindar olduğunu söylerken, en üst gelir grubundakilerin yüzde 45.9'u inançlı yüzde 33.7'si dindar olduğunu söylüyor.
Gelir arttıkça sofuluktan inançlılığa doğru kayış artıyor ya da kendi tanımlarıyla dindarlık yoğunlukları gelir artarken azalıyor.


Düzenli oruç ve dua ortak nokta / Güncel / Milliyet Gazete
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07.12.07, 00:04
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

'Bence de artıyor'TESEV yöneticisi, yazar Etyen Mahçupyan'a göre türban, Türkiye'deki büyük değişimin küçük bir parçası..

03.12.2007 13:42 TESEV'in araştırmasından 'türban takanlar azalıyor' sonucu çıkmıştı ama TESEV yöneticisi, Zaman gazetesi yazarı Mahçupyan da arttığını düşünüyor. HABERTURK.COM'un sorularını yanıtlayan Mahçupyan şunları söyledi:
"Sonuçlardaki farklılığı anketleri yapanlara sormak lazım. Akademisyenlere yaptırılan ankettir TESEV'in gerçekleştirdiği. Dolayısıyla onlardan kaynaklanan birşey bu. Kişi sayısına, yapılan şehirlere bağlı olarak değişiklik göstermiş olabilir.
Artış veya azalış çok fazla birsey ifade etmez. Azalsa ne olur artsa ne olur, böyle insanlar var sonuçta. Artıyor eksiliyor olmasından ziyade nasıl düşündükleri hayata nasıl baktıkları önemli.

O insanların ne düşündüğünü anlatabilen arastırmalar daha değerli. Düşüncelerindeki değişime bakmak lazım. Şekilsel olarak takıp takmadıkları çok önemli değil bence.

Kişisel gözlemim, kamusal alanda daha fazla başörtülü insan var bugün ve bu çok normal . Kamusal alana çıkmak için mi taktılar, başörtülülerdi de fırsat mı buldular da kamusal alana çıktılar, bunları bilmiyoruz. Bunları bilmedikçe anketlerdeki rakamlar çok yüzeysel.
Türkiye'de türban konusunda bir rahatlama var. Anketlerde yüzde 80 karşı değilim diyor. Toplum normal karşıladıkça daha rahat gözükmesi mümkün hale geliyor. AKP'nin seçilmesi de AB reformları da bununla bağlantılıdır. Çok yönlü
değişimin, başörtüsü ufak bir parçası.

Anadolu'da burjuvalaşma yaşanıyor mesela. İslami kesimden işadamları öne çıkıyor. İstanbul, Ankara'ya bağımlı olmayan kentler var. Doğrudan yabancılarla ilişki kuran, yurtdışında okuyan muhafazakar çoçuklarında artış var.
Pozitif bir değişim olduğunu düşünüyorum. Bence türban yasağı utanç verici."

'Bence de artıyor' - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 07.12.07, 00:04
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

Türbanlılar artmıyor"Akşam gazetesi yazarı Elif Çakır: "AKP üzerine düşeni yapamadı, iktidar ama muktedir değil"

03.12.2007 14:04 Türbanlılar artıyor mu, azalıyor mu? TESEV ve KONDA'nın araştırmalarından çıkan iki farklı sonucu Akşam gazetesi yazarı Elif Çakır'a sorduk. İşte Çakır'ın yorumu:
"Artış olduğu kesinlikle doğru değil. TESEV'inkini daha inandırıcı ve sağlıklı buluyorum. Konda'nın araştırıması öyle görmek istedikleri için öyle sonuç çıkarmış. Geçen yıl da azalma var denmişti, onu tartışmıştık. Bir yıl sonra mı 4 kat artış oldu?
Etyen beye şu açıdan katılıyorum, evet kamusal alanda başı örtülüleri daha fazla görmeye başladık. Onları fazla görmeye başladığımız için sadece artmış gibi görüyoruz. Söz sahibi türbanlı kadınları görmeye başladık.
İktidarla bir alakası yok. 70'li yıllardan beri bu gündem var. AKP ile alakası yok. Üniversiteler 5 yılda ne oldu ki, Adana Kozan'da yaşanan olayı göz önüne getirdiğimizde değişen birşey olmadı. Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın eşlerinin başı örtülü o kadar, problem aynı şekilde devam ediyor. Ne kamusal alan açıldı ne üniversiteler açıldı.
AKP bu konuda üzerine düşeni yapamadı. İktidar ama muktedir değil."


"Türbanlılar artmıyor" - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 07.12.07, 00:05
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

Türbanlılar artıyor ve daha da artacak"Vatan Gazetesi yazarı Ruhat Mengi: "Kadınların örtünmesi için dini ve siyasi baskı var"

03.12.2007 14:42 İşte Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi'nin konuya ilişkin açıklamaları:
"Baktığınızda artmanın olması çok daha doğal geliyor bana. Tekbir Giyim'in sahibi çıktı dedi ki mesela 'Misyonum çok kadının örtünmesini sağlamak. Bunu da sopayla deiil tasarımla yapıyorum. Kuran'da kadının örtünme zorululuğu var." Birinci cümle önemli, onun gibi binlerce kişi bunu misyon edinmiş, tarikatlar cemaatler var. Tüm radikal islama geçen ülkelerde bu, kadının türbanı üzerinden yapılmış. Ben yazılarımda türbanla birlikte çarşafı da serbest bırakın diyorum. Bütün radikal islam ülkeler karalara bürünüyor. Türkiye'de bunun yapılaması için dini ve siyasi baskı oluşturuluyor.
Bugün Başbakanımızın Cumhurbayşkanımızın eşlerinin başörtülü olması kadınlarda bir özenme yaratıyor ve herkes bunu Kuran'ı okuyarak yapmıyor. Kuran'da böyle bir emir yok. Ya tarikatların etkisindeler, ya eşlerinin. Sanki onlar bir dini temsil eden parti gibi ortadalar. Dindarsan kapanacaksın AKP'yi destekliyorsan kapanacaksın imajı veriliyor. Onu destekleyen herkesin türban takması sağlanabilir. Bu dönemde iş alabilmek için de onların istediği gibi yaşamanız gerektiği söyleniyor. 'Risottoya neden şarap koydun' diye şefi kovduran adam İçişleri Müsteşarı oluyor. Çünkü dini siyasete alet etti. Ve AKP'nin istediği gibi davrandı.

Eşi başörtülü olana daha fazla imkan sağlandığını görenler örtünecek. Bir yandan din bir yandan da çıkarıyla bağlantılı birşey, başını örttügün zaman sana altın veriyor,. imkan veriyor. Bütün bu nedenler biraraya geldiğiunde daha fazla kadının örtündüğünü beklemek doğaldır. TESEV'in anketine ben inanmamıştım. Bence bu araştırma daha inandırıcıdır. Yakında üniversitelerde türbanı serbest bıraktıklarında daha da fazla yayıldığını görüeceğiz. Onun için de ben kadınlar üzerinden din baskısıyla siyaset yapılmaması gerektiğine ininayıorum. Bunun için de büyük kavgalar çıkacak.


Laik sistemiyle bugüne kadar din kavgalarından uzak kalan Türkiye bundan sonra din kavgalarına sahne olabilir. Siyasiler çok dikkatli olmalı. Türkiye'ye yazık edecekler."



"Türbanlılar artıyor ve daha da artacak" - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10.12.07, 20:01
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Gündelik yaşamda din - laiklik ve türban

Araştırmadan korkanlar


Tarhan Erdem
10/12/2007 (3822 kişi okudu) Milliyet'te yayımlanan, 'Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban' başlıklı araştırmaya, kamuoyumuz beklediğimiz ilgiyi gösterdi.
Yayımlananı 'araştırma sonucu' olarak kabul edip yorumlayanlara teşekkür borçluyuz. Araştırma, bu konuda düşünenlere ve bu toplumsal olayı değerlendirenlere yararlı olsun diye yapılmıştır; araştırmayı yapanlar, araştırma üzerine yapılan yorumları irdelemekle görevli, hatta bazı durumlarda yetkili bile değildir.
Araştırma sonuçlarını, kendi anlayış, gözlem ve sezgilerini, doğrulamadığını belirterek, 'benim bilmediğim yanlıştır' inancıyla eleştirenler oldu. Bu eleştiriler araştırmanın ve sonuçta
verilerin yanlışlığı inancına dayanmaktadır.
Kendi anlayışlarına uymadığı için araştırmanın yanlış yapıldığı sonucunu verecek biçimde karşılayanlara da, açıkça yanlış yaptılar diyenlere de, şimdi ve bu köşede cevap vermek istemiyorum. Belki, daha uygun bir platformda tartışma olanağı buluruz.
Milliyet'in araştırmasının yanlışlığı iddiası karşısında şimdilik bize düşen, açıklama isteyenlere ve soru soranlara cevap vermektir. Bir haftadır da bunu yapıyoruz.
Bazı yazarlarımız, kamuoyunun araştırmaya ilgisini, verilerden ve bulgulardan saptırıp, siyasal ve duygusal yönlere çekmek istedilerse de başaramadılar. Okuyucuların çoğunluğu, köşelere saçılan vehimleri bir yana koyup, araştırmanın tablolarını ve onların anlatımını inceledi, kendi sonucunu çıkardı ve yorumladı.
Yazılara dökülen vehim şuydu: Ben, Aydın Doğan'ın amacına hizmet etmek için, düzmece veriler hazırlamışım. Amaç da, türban kullananların arttığı görüşünü yaygınlaştırarak, iktidara karşı bir hava yaratmakmış!
Hemen söyliyeyim, bu vehmin hiçbir unsuru, sahnesi, parçası doğru değildir.
Kısaca özetleyeyim:
Biz arkadaşlarımla KONDA adlı şirketimizde, daha çok, toplumu tanımak ve bulduklarımızdan toplum yararına bilgiler üretmek için araştırma yapmayı seviyoruz. 2005 yılı biterken, iki projeyi gerçekleştirmeyi amaçladık.
Bunlardan biri, gençliğimden beri düşündüğüm, toplumsal yapımızın verilerini ortaya koymaktı. Türkiye'de yaşayan insanların kimler ve ne kadar olduklarının bilgisini çıkarmak istiyordum. İkincisi de, 2003'te yaptığımız, ülkemizdeki örtünme ve dinsel davranışlar projesini tekrarlamaktı.
2006'nın ilk aylarında bu iki projeyi Milliyet yöneticilerine, Hanzade Doğan ve Sedat Ergin'e sundum. İki üç kez toplandık. 'Biz Kimiz?' projesinin finansmanına bütçelerinin yetmediğini söylediler. Ben de fikrimi Aydın beye taşıdım, iki görüşmeden sonra, biraz dostluk biraz da projeyi beğenerek gerçekleştirme kararı verdi. 2006'nın yaz başlarıydı, yaz sonunda saha çalışmasını yaptık, sonuçlar Milliyet'te Mart 2007'de yayımlandı.
Örtünme projesini Hanzade hanım ve Sedat beyle aralıklarla konuşmayı sürdürdük. İkisi de projeye inanıyorlardı; bu alanda doğru bilgi
ihtiyacını çok kez vurgulamışlardı. Sonuçta seçim sonrasında yapılmasına karar verildi. Projeyi, saha çalışmasını ramazan öncesinde bitirmek üzere planladık ve gerçekleştirdik. Bayram, Irak ve terör derken, geçen hafta yayımlandı. Milliyet bu kararıyla, önemli bir konuda topluma doğru bulgular sunulmasını sağladı.
Bu süreç hakkında hayale sığmaz şeyler yazıldı. Tuhaftır bazıları, yüzden fazla kişinin emeğiyle gerçekleştirilen bir çalışmanın verilerinin değiştirilebileceğini; başkalarının talimatıyla gerçeğe aykırı, hatta farkında olmadan başkalarının amacına uygun rapor yazılabileceğini sanıyorlarmış.
Vehmin bu kadarını onlardan da beklemiyordum.

Radikal-çevrimiçi / Yorum / Araştırmadan korkanlar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
gundelik yasamda din

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz