|
#1
|
|
06.07.08, 01:37
Dinler Evrensel bir olgu sayılan din, insanlara, anlamadıkları ve korktukları hayat, ölüm, ıstırap gibi kavramları açıklama olanağı verir. Ayrıca, dualarla, kurbanlarla, ibadetlerle, olayları yaratan esrarlı güçlere başvurarak, olayların akışını değiştirme ümidini açığa vurur. Dünyadaki çeşitli dinler arasında çoktanrıcı (politeist, Yunanca polus, birçok; theos, tanrıdan) dinlerde, birçok kutsal varlığa tapılır: tektanncılar ise tek bir tanrı tanırlar. Çoktanrıcı dinler daha eskidir. Bu dinlerde, İlkçağ'da Mısır, Yunanistan ve Roma'da olduğu gibi, genellikle «uzmanlaşmış» ilâhlara (Bolluk, Savaş, Aşk Tanrısı ve tanrıçaları) tapılır. Bu tanrılar pek çok efsaneye konu olur ve bu efsaneler bütünü *mi-tolojiyi oluşturur. Tektanrıcı büyük dinler ise, eskilik sırasına göre, Musevîlik, "'Hıristiyanlık ve İslâm dinidir. Şu veya bu alanın tanrısı yoktur; tanrı tektir ve evrenin görünür görünmez her parçasını o yaratmıştır. başka bir hayat Dinî inanç, mantıktan veya bilimsel gözlemden tamamen ayrı ve bağımsız bir inanışlar bütününe dayanır. Bu inanışlar kuşaktan kuşağa gelenekler ve öğrenim yoluyla sürüp gider. Ve çoğu zaman, kutsal metinlerde (Mısırlıların Ölüler Kitabı, Hintlilerin Veda'ları, hıristiyanların Kutsal Kitap'ı ve müslümanların Kur'-an'i) açıklanır. Bu metinlerde genellikle dini yaymış olan peygamberlerle ermişlerin hayatı ve erdemleri de anlatılır. Dogma'lardan (temel inanışlardan) başka, bir de ahlâk, yani i-nanmışların, öteki dünyada kurtuluşu hak etmek için uymaları gereken kanunlar ve yasaklar bütünü tanımlanır. Gerçekten, ister İlkçağ putataparlt-ğı (paganizm; Latince köylü anlamına gelen pagan'dan), ister günümüz inanışları olsun, dinlerin çoğu, ölümden sonra başka bir hayatın varlığını öğretir. Bu ruhun ölümsüzlüğüne inanış başka başka biçimlerde ifade edilebilir: Hindulara görebaşka bir vücutta yeniden canlanma; hıristi-yanlara göre ise ölülerin dirilmesi gibi. tapınma Tanrıya saygı ve tapınma, yani bir anlamda kutsal sayılanın anlamı, ö-zel yetkiler bağışlanmış din adamları sınıfının düzenlediği bütün törenleri (ayinler, sunular, ilâhilerle yürüyüşler, kurban vermeler) kapsayan bir ibadet yöntemiyle dile getirilir. Bu törenler ve ibadet biçimleri son derece değişik gösterilerdir ve bunlar, hemen hemen bütün sanatların anlatım öğelerinin (şarkı, *dans, şi-ir, resim, müzik, mimarhk v.b.) kökeni olmuştur. Animist (canlıcı) denilen bazı dinler, tanrıları doğal öğelerle (rüzgâr, ırmak, yanardağ, ateş v.b.) bir tutar ve bunlara özel biçimlerde tapınır: sözgelimi, Japonların şinto dini böyledir. Bazen, tanrılar resimlerde veya heykellerde (putlar) insan veya hayvan biçimlerinde tasvir edilir ve ilâhî kuvvetlerin kişileşmiş şekli sayılan bu resim ve heykellere tapınılır, insanlar, uygarlıklarının ve dinlerinin özelliklerine göre tanrılarının onuruna, görkemli yapılar kurmuşlardır: tapınaklar, kiliseler, camiler. din ve toplum Dinlerin, insanlığın gelişiminde temelde ve çok önemli etkisi olmuştur: her şeyden önce bütün uygarlıklar, dinlerin çevresinde kurulmuştur; insanlar, din uğruna savaşmış, birbirlerinden nefret etmiş, hattâ birbirlerini acımasızca öldürmüşlerdir. Tarihin her döneminde dinî otoriteyi ellerinde tutanlar, büyük bir saygı gördükleri için, dinler yüzyıllar boyu siyasal kurumlara egemen olmuştur, îlkçağ'ın bazı hükümdarlarına (Mısır firavunu, Roma imparatoru) tanrıymış gibi tapıhrdı. Hıristiyanlıkta, «iktidarı tanrıdan alan monarklar» olduklarını öne süren imparatorlar ve krallar, tanrının dünyadaki yüce temsilcisi olan papanın otoritesine boyun eğmek zorundaydılar. . Çağdaş toplumlarda, dinin önemi belirli biçimde azalmış sayılır. Gerçi eğitimde dinin etkisi hâlâ duyulmaktadır, ancak sayıları giderek artan birtakım insanlar kendilerine tanrıtanımaz demekte ve gerek davranışlarıyla, gerek ahlâk kurallarıyla, her tür tanrının varlığını inkâr etmektedirler; bunlar, özellikle maddecilerdir. kılıcın ucunda Doğruya yalnız kendilerinin vardıklarına inanan, kendileri gibi düşünmeyenlere eziyet eden bütün yobazlar, öteden beri hep «Tanrı bizimledir!» diye bağırırlar. «Kâfirler»e (müslü-manlara böyle diyorlardı); «pu-tataparlara» (Hintliler, zenciler); «dinden sapmışlara» (pro-testanlar, katharlar) kendi dinlerini kabul ettirmek isteyen hıristiyan yobazları bu amaçla sayısız savaşlara giriştiler (*Haçlı Seferleri ve İspanya'nın yeniden fethi gibi). Engizisyon keşişleri büyücülerle dinsizlere (inanmayanlara) çeşitli işkenceler ettiler. Çoğu zaman din savaşları yeni yeni topraklar ele geçirmek (Güney Amerika'da, Uzakdoğu'da) veya iktidara geçmek için bir aracı olmaktan öteye gidememiştir. Sözgelimi, 1562'den 1598'e kadar Fransızları ikiye bölen din savaşları sırasında, büyük senyörler arasındaki siyasal rekabet, din kavgası kadar etken olmuştur. Bu iç savaşlar, cinayet ve kıyımlarla sürdürülmüştür. » Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık kaynak 12 cilt;1 - syf: 401-402-403
__________________ ![]() Asla Başkalarının Umudunu Kırma, Belki Sahip Olduğu Tek Şey Odur.. BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE Hem Maliyeti Ucuzdur Hem De Değerine Paha Biçilmez... Corel Draw-Flash-Photoshop Photoshop Dersleri Linki Corel Draw Dersleri Linki |
| 3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için CiwCiw kullancısına teşekkür ediyor : | ||
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| günümüzdede bazı kişi kurum ya da değerler tabulaştırılsada,bunlara ilahlık vasfı atfedilmiyor. şayet birde ilahlık vasfı iddası olsa günümüz insanlarıda yeni yeni dinler türeyebilirdi. "Tektanrıcı büyük dinler ise, eskilik sırasına göre, Musevîlik, "'Hıristiyanlık ve İslâm dinidir. Şu veya bu alanın tanrısı yoktur; tanrı tektir ve evrenin görünür görünmez her parçasını o yaratmıştır."(ciwciw adlı üyeden alıntı) yanlız hristiyanlar buna ilave olarak üçleme(teslis) inancına sahiptir.Mesih ve kutsal ruh unda tanrı olduğunu ifade ederler. farklı ve objektif bakış açınızı tebrik ediyorum. |
| zamane3436 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
CiwCiw (08.07.08) | ||
|
#3
| ||||
| ||||
| kaynak 12 cilt;1 - syf: 401-402-403 ! doğru kaynak seçiminizi bende tebrik ediyorum. saygılarımla. oğuz gölçik yazar...
__________________ Oğuz Gölcik Yazıları Konu oguzgolcik tarafından (08.07.08 saat 00:25 ) değiştirilmiştir.. |
| oguzgolcik kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
CiwCiw (08.07.08) | ||
|
#4
| |||
| |||
| Aksine günümüzde de yeni yeni dinler türemekte. Scientology tarikatı, moon tarikatı gibi tarikatlar yeni dinler önermekteler. Konuşamadığı dönemde dahil olmak üzere ölüm olgusuna anlam veremeyen insanoğlu, ölümü bir yok oluş olarak kabul edememiş, insan beyni buna karşı bir savunma geliştirmiştir. Ölümün getirdiği bilinç yok oluşuna tek çözüm olarak, ölümün ardından yeni ve daha güzel bir hayata geçişi öneren dinleri türetmiştir. Önceleri gözle görünür ve elle tutulur şeylere tapınan insanoğlu, yaptıklarının ödülünü ve cezasını da bu dünyada beklemiş, fakat bu dağılımın yapılmadığını, tanrı diye taptığı canlı ve cansızların da zamanın hışmına uğradığını gördükçe tanrı olgusunu bu evrenin dışına taşıma ihtiyacı hissederek tek tanrılı dinlere geçmiştir. Bu sayede yaşam boyunca sağlanmayan adaletin (aslında doğanın adaletini bir türlü kabul edememiştir insan oğlu) ölüm sonrasında sağlanacağına bel bağlamayı tercih etmiş, zaman içinde ölmeyen veya çürümeyen, elle tutulmaz ve gözle görülmez bir tanrı kavramı geliştirmiştir. İnsanı din olgusunu icat etmeye yönelten tek dürtü ölüm korkusu olmuştur. Ölümden sonra yok olacağını sanması olmuştur. Halbuki öldükten sonra bir böcekte, bir çiçekte, toprağın içinde farklı unsurlar olarak yaşamaya devam edeceğini kestirememiştir. Bilinci dahi büyük ihtimalle yok olmamakta, doğanın bilgisine eklenmektedir. Ama artık o insanın kendisi olarak değil, doğanın oluşturduğu bir unsurun biyolojik yaşam döngüsünü tamamladıktan sonra evrensel tecrübeye eklenen bilgi kırıntısı olarak... Bununla birlikte bugün için ve önümüzdeki hatırı sayılır bir süre için din olgusu insan oğlu için gerekli olmaya devam edecek, birkaç yüzyıl veya binyıl sonra ise bu olgu insan hayatındaki misyonunu tamamlayarak tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alacaktır... |
| 2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için warmgrey kullancısına teşekkür ediyor : | ||
CiwCiw (08.07.08), oguzgolcik (08.07.08) | ||
|
#5
| ||||
| ||||
| Aksine günümüzde de yeni yeni dinler türemekte. Scientology tarikatı, moon tarikatı gibi tarikatlar yeni dinler önermekteler.(warmgrey adlı üyeden alıntı) Katılıyorum ancak sizinde ifade ettiğiniz gibi onlar tarikatlar. Esasen tarikat ile din farklı şeylerdir. Tarikatlar genelde mevcut bir dinin mensubu olup kendi gurup ve yolunu belirleyen Cemaatler olarak tanınırlar. Alt yapısı köklü ve çok fazla güçlü olmadığı için fazla büyüyemiyorlar. Yinede bu tür oluşumlar din olarak kabul edilebilirimi edilemezimi kesin konuşmak istemiyorum. Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık bu kadar yayılmış ve büyümüşse bunu binlerce yıllık bir tarihe bağlıyorum. "Önceleri gözle görünür ve elle tutulur şeylere tapınan insanoğlu, yaptıklarının ödülünü ve cezasını da bu dünyada beklemiş, fakat bu dağılımın yapılmadığını, tanrı diye taptığı canlı ve cansızların da zamanın hışmına uğradığını gördükçe tanrı olgusunu bu evrenin dışına taşıma ihtiyacı hissederek tek tanrılı dinlere geçmiştir."(warmgrey adlı üyeden alıntı) Bu tespitinizi çok yerinde buldum. Ancak bazı noktalarda inanç ve görüşlerinize saygımı da ifade ederek sizden farklı düşünüyorum. Özellikle Kuran hayret verici bir Kitap. İlahi kitap olduğu besbelli oluyor. Tarihi ve inanç konularında öyle tespitler ve açıklamalar var ki şaşırmamak elde değil. Yerde ve gökte olan şeylerden bahsedilenler de çok şaşırtıcı. Mesela dağlar hakkında bazı ayetleri örnek olarak Nahl (16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. Şura (32) Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir. Nebe (7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? Neml (88) Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Aslında yukarıdaki ayet dünyanın döndüğünü ne kadar açık bir şekilde anlatıyor. 1400 sene önce dünyanın döndüğü nasıl çarpıcı bir şekilde yer alıyor. Dünyanın döndüğünü bilmeyen insanlara bu konu başka nasıl tarif edilebilirdi. Sizlerin bakış açılarınıza ve inançlarınıza saygımı da belirterek, konuya birde bu açıdan bakılması inancındayım. Konu zamane3436 tarafından (08.07.08 saat 21:27 ) değiştirilmiştir.. Sebep: eksik harf |
| zamane3436 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
warmgrey (08.07.08) | ||
|
#6
| |||
| |||
| Değerli zamane3436, Farklı inanışımızı ve bakış açımızı bir kenara koyuyorum. Bu konudaki olgun yaklaşımınızdan ötürü biraz konu dışı da olsa size yazarak teşekkür etmek istiyorum. Keşke mütedeyyin veya olmayan herkes karşıt görüşlere bu şekilde olgun ve farklı düşüncelerin varlığına böylesine saygılı yaklaşabilse... Bu forumda zamanında bir takım arkadaşlarla özgürlük üzerine epey bir tartışmamız oldu. Gerçek özgürlükçü kafa yapısı kimdedir diye merak edene müsaadenizle sizi örnek göstermek istiyorum. Tekrar teşekkürler ve saygılarımla... Not : Kur-an'ı okumuş ve hayatının büyük bölümünü müslüman olarak geçirmiş birisi olarak, son birkaç yılda vardığım sonuçlar ile görüşlerim şekillendiğinden, örnekleriniz için de teşekkür etmekle beraber konunun çok dışına çıkmamak amacıyla yanıtsız bırakıyorum. Umarım saygısızlık adletmezsiniz. Başka bir konu başlığı altında mütalaa edebiliriz. Tekrar saygılarımla |
| warmgrey kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
zamane3436 (08.07.08) | ||
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| başka, din, dinler, hayat, kılıcın, tapınma, toplum, ucunda |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|