Nüve Forum


Etnik gruplar hakkinda Lazların Gerçek Tarihi ile ilgili bilgiler


merhaba. etnik oluşumlar kök gerçeğini araştırırken, olumluluk gerçeğini kabul ediebilir genel dünya terminolojisini kuram olarak benimsemelidirler. yanlı ve sığ görüşlerini bilim ilim araştırma gibi sunabilecek popülatör satıcılara dikkat edilmesi gerekir.

Like Tree9Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 06.06.08, 08:56
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Lazların Gerçek Tarihi

merhaba.

etnik oluşumlar kök gerçeğini araştırırken, olumluluk gerçeğini kabul ediebilir genel dünya terminolojisini kuram olarak benimsemelidirler.
yanlı ve sığ görüşlerini bilim ilim araştırma gibi sunabilecek popülatör satıcılara dikkat edilmesi gerekir.
yukarıdaki yazılar genel olarak bu konudaki derin olmayan fakat tasviri ile gerçekçiliği vurgulayan çalışmalar olmuş.
yinede yüzyıllardır varlığını kültür aşaması kaydedip günümüze taşımış ve varlığı yadsınamayacak çoğunluğa erişmiş yöre insanımızı genel türk tarihi içerisinde arayan izlenimlerin doğruluğu kabul görecektir.
zira araştırmalarda köklerini tür coğrafyasında bulan araştırmacıların gözlemide bu doğrultudadır.
gelişen dünya tarih kriminolojisi araştırmalarını derinleştirdikçe türk coğrafyasındaki etnik ağırlıklar kendi köklerini daha kolay öğrenebilecekleri gerçeğini yakalayacaklardır.
kısaca demem şudurki bir yada bir kaç yüzeysel yazı görüş ve araştırma bir milletin kökleri hakkında kesin bir tarafa yüzeysel gerçeği bile vermekten uzak kalır.
ancak bu yazı ve görüşler bir fikir beyanı olmaktan ileri gidemez.
bunu kısa kısır dönem sonucuna değil tarihe yayılacak uzun araştırmalara bırakmak gerekmektedir.
genel bir fikir ve yöresel çalışmalarını yorumlarıyla birleştiren görüşlere yer verilen iletileriniz için teşekkür ederim.
saygılarımla...

oğuz gölçik yazar...
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 27.10.09, 10:06
Nüvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Lazların Gerçek Tarihi

Al***305;nt***305;:
parpali08´isimli üyeden alıntı Mesaj***305; göster
Günümüzde, kendini Laz olarak adlandıran üç topluluk bulunmaktadır:

1. Ana dili Lazca (Bk. Lazuri nena) olan ve batıda Rize ili Pazar ilçesinde Melyat De-resi***8217;nden, doğuda Sarpi köyüne kadar Pazar (Atina), Ardeşen (Artaşeni), Çamlıhemşin (Vijadibi), Fındıklı (Viçe), Arhavi (Arkhabi), Hopa (Xopa) ve Borçka ilçelerinde otoktan olarak, Sapanca, Akçakoca, Düzce, Yalova, Karamürsel, İzmit ve Gölcük kentlerinde 93 harbi (1877 Osmanlı-Rus savaşı) muhacirleri olarak yaşayan bir halk topluluğu.

Büyük kısmı 1877 yılında Osmanlı topraklarına göç etmiş olan Gürcistan Lazlarının bugünkü sayısı, Gürcü hükümetinin Megrel ve Lazları da Gürcü etnik kimliği içerisinde değerlendirmesi yüzünden net olarak bilinmemektedir.

2. Ana dili Türkçe olan Doğu Trabzon ve Rize***8217;nin batı sahilinde yaşayan halk topluluğu.

Yöresel Türkçe üzerine yapılan araştırmalarda Lazi Dilinin (Lazuri nena) dolayısıyla Kafkas gırtlağının Türkçe konuşulan Batı Rize ve Trabzon***8217;u, hatta daha da batısını etkilediğini göstermiştir (Brendemoen 1990 b: 56-58)

M. Meeker, eski Osmanlı belgelerinide araştırarak, 19. yüzyılın başlarında Of ilçesi dolaylarında, toplulukların ve insanların kaynaşmasında dilin herhangi bir önemi olma-dığını ileri sürmüştür ki, yerliler ve sonradan gelenlerin bugün tek parçalı bir etnisite görünümü vermesinin sebebi de bu durum olmalıdır.

Trabzon***8217;lular, komşuları Gümüşhane ve Bayburtlular tarafından ***8220;Laz***8221; olarak adlandırılırken, onlar muhataplarını ***8220;Halt***8221; (< Hal-diya***8217;lı), Lazca konuşan halkı ise Laz olarak değil ***8220;mohti ve komohti***8221; (Bk) terimleriyle tanımlamaktadırlar.

Brendemoen***8217;in textlerinde 90 yaşındaki Sürmene***8217;li kadın ise Sürmenelileri Laz olarak tanımlarken Çaykara***8217;nın Haldiya ile olan sınır köyünü bu tanımın dışında tutmaktadır ***8220;Xaldizen şeydedur şera tarafında//onlar xalt biz laz***8221; BR 74 (Sürmene Arpalı)

Trabzon***8217;un doğusunda yeralan İkizdere***8217;de, iç bölgelerde yaşıyanlar sahilden gelen, muhtemelen kendilerinden farklı bir etnisiteye sahip olmayan köylüleri Laz olarak adlandırmaktadır:

***8220;Bu konuşmalar, yaylacı olmayıp, yaylayıcıya inek veren kimseler arasında geçmektedir. Bu konumdaki kişilere, yaylacının tabiri ile Laz adı verilmektedir. Savurganlık yapan yaylacıya komşusundan şöyle eleştiri gelir.

- O Paçi... o sütleri harca, harca...Yayla inimine bakayım ***8220;Lazlara***8221; ne hesap vere-cesun.

- Çok konuşma... sen cendu ***8220;lazlarunun***8221; sorilarına veap hazırla***8221; RK 295 (İkizdere)***8221;, ***8220;25 Ağustosda, yaylada evi bulunmayanlar (Laz***8217;lar), ineklerini almak üzere topluca yaylaya gelirler***8221; RK 297.

İlginç olan Trabzon***8217;dakinden farklı olarak, etnik olmaktan çok coğrafi bir ayrımı ifade eden benzer bir tanımın Giresun***8217;da da kullanılmasıdır. Giresun***8217;lu dağ köylüleri Giresun sahiline Cenik adını vermektedirler ki bu tanımın Çanik kelimesinden kaynaklanmış olması kuvvetle muhtemeldir. Trabzon ağzında (özellikle Sürmene civarı) /c/ harfi-nin /***267;/ (IPA dz) formunda telaffuz edilme eğilimi vardır. Kısacası Giresunlu***8217;nun can dediği Trabzon***8217;da dzan, Rize***8217;de tsan/***7689;an-dır.

Bölgeye yabancı olan birisine bu karmaşık tanımlamaları açıklamak için günü-müzde kullanılan bir tabir de ***8220;gerçek Laz-dır***8221;. Laz olanlar ve olmayanlar arasında gerçek ve sahte kavramları, cumhuriyet sonrası ulus ideolojisinin zoraki kimlik ta-nımları da işin içine girince, içinden çıkılmaz tartışmalara, Batı Rize***8217;li Türklerin, Lazlara ***8220;Megreli dönmesi***8221; olarak köklerini hatırlat-masına, karşılığında kendisinin de ***8220;Horumi***8221; olarak nitelenmesine kadar uzayabilmek-tedir.

Burhanettin Oğuz, Pont Grekleri olarak tanımladığı Karadeniz Rumları ile Karadeniz***8217;li Türklerin giyim, folklor ve menşei bakımından aralarında büyük benzerlik olduğunu, bu halkların Türk, Grek veya iki-sinden evvelki halklarla alakasının teşhis edilemediğini kaydetmiştir.

Hemşin***8217;liler gibi farklı etnik kökene sahip üstelik Laz***8217;larla pek iyi ilişkileri olmayan topluluklar bile, bölge dışına çıktıklarında, çağlar boyunca korku salan becerikli korsan ve savaşçılar olarak algılanan Laz kimliğini sahiplenmektedir. Günay***8217;ın (1978), Çamlıhemşin Aşağıviçe köyünden derlediği, bir Hemşinli***8217;nin (Hüseyin Şenocak, 74) askerlik anısında, Oflu Çavuş ile birbirlerinin gözünü korkutmak amacıyla ne derece Laz olduklarını ispatlamaya çalışmaları eğlenceli olduğu kadar ilginçtir de:

***8220;Ben ç***8217;avuş mavuş ***8216;bilmem, vu***7775;a***7775;ím ağzuni burnuni ***7731;è***7775;á***7775;ím***8221; dedim, ***8220;hiç***8217; dinl***8217;ámám, bana laz dárle***8221; dedim ***8220;ben da lazim***8221; dedi. ***8220;Laz isen dedím, ***8220;işte bi ***7731;avuşaluk da bakalum sen misen laz, ben mi?***8221; RA

Başka bir derlemeden de anlaşılacağı gibi gerçekte Hemşin***8217;liler, Lazların kim olduğunu çok iyi bilmektedir:

***8220;sizun ***7731;a***7775;şinuzda sizin kibi bi se***7775;seri Laz olac***8217;ağ idi ***7731;i senun şindi postuni dá***7775;eye atsáydi, dua et ***7731;i bi Hemşinli va***7775; karşí***324;de***8221; RA 46/34 (Çamlıhemşin Şenyuva)

Gerçekten de Hemşinli***8217;ler ile Laz***8217;lar arasında günümüzde yumuşamakla birlikte etkisi halen süren bir rekabet, gerek batı ge-rekse doğuda asırlardır sürmektedir. Yakın zamanlara kadar Laz***8217;lar, komşularını Hopa çarşısı içine sokmazlar, hatta rastladıklarını tartaklar, bir hafta sonraki pazarda aynı Hemşinli***8217;yi tekrar pazarda görünce, dayaktan etkilenmemelerine dolayısıyla kemiklerinin sağlamlığına atıfta bulunarak, ***8220;kalın kaburgalı***8221; adını verirlerdi.

Hopa Hemşinlilerin de komşuları için benzer tanımları vardır. Vaux***8217;un kaydettiği ***8220;jinjuxnon çak xelk onin (kuş kadar beyni yok)***8221; gibi (Vaux & Laporta &Tucker). Günümüzde iki toplum arasındaki kız alıp vermek dahil ilişkiler normalleşmeye başlamıştır.

Balıkçı***8217;nın Rize ili, Pazar ilçesi Akbucak, Ortayol ve Uğrak Köyleri'nde yaptığı derlemelerinde de benzer ifadelere rastlanmaktadır:

***8220;Lazlar'la ilişki yok, kız alıp veririz ama Laz-ları sevmeyiz, herşeyleri bizden farklı ters ve kavgacı insanlar, onlar yalan yere iş çıka-rırlar... Lazlar kan davası güder. Hemşinliler kan gütmezler, Lazlar bir dikme üstüne kan çıkarırlar. Kız kaçırma olayı da Lazlıkta çok olur... Bize en yakın Laz köyleri var, kom-şularımız onlar. Türkçe konuşurlar. Ama asıl dilleri Lazca. Lazlar'ın giyim kuşamları bizimkinden farklı olur, gidişatları da bizim gibi değil. Lazlar eskiden çok adam vururlardı, yayla yollarında yüklerimizi alırlardı... Bizden başka burda Lazlar yaşıyor, Lazları iyi kabul edemem, Hemşin insanı güler yüzlü görünüşünden belli olur. Lazlarla mecliste oturup muhabbet edilmez hemen hadise çıkarmaya hazırdırlar... Burda bize en yakın Lazlar var ama biz onlarla komşuluk etmeyiz. Onların giyim kuşamları değişik dilleri değişik, Lazlar bir kızın başörtüsünü başından alınca o kız onun olur***8221; GB 37

N. Marr notlarında, Laz kabilelerinin geçmişte Karadeniz sahili boyunca yayıldıkları için Kızılırmak***8217;ın eski adı olan ***8220;Hallys***8221;in Lazca ğali ***8220;ırmak***8221; kelimesininden kaynaklandığını iddia etmekteyse de bu iddiayı (ya da tam tersini) kanıtlayabilecek maddi delil bulunmamaktadır.

Yine N. Marr notlarında (1910), sıklıkla karıştırılan Laz kavramına, modern yazarlar tarafından pek çok kez alıntı yapılarak kullanılan Fevzi Bey adlı arkadaşının gözlemiyle açıklık getirmeye çalışır:

***8220;İstanbul***8217;da Samsunlular ve Sinoplular dahil bütün Trabzonlular***8217;a, Trabzonlular da Rizeliler***8217;e Laz derler. Ancak diyor Fevzi Bey ***8216;bizim şehirliler, Rizeliler ve geri kalanlar doğruyu söyler. En azından biz Rizeliler***8217;e Laz demiyoruz***8221; N. MARR 66. Marr, Meeker ve Benningahus Karadeniz Türklerinin kendileri ve Anadolulular tarafından Laz olarak adlandırılmalarını tartışmışlardır.

Frunze, 1921***8217;de ziyaret ettiği bölgede Laz kelimesini yarı bir dili olan bir çeşit Gürcü olarak tanımladıktan sonra, Giresun***8217;lu Topal Osman***8217;ı ve Laz müfrezesini hatta Samsun Batum arasında erkekler tarafından takılan geleneksel erkek başlığını (kukula, kabakak) takan herkesi bu gruba dahil etmiştir:


Mihail Vasiyeviç Frunze, 1921 (Trabzon)

... Kentte yaşayanların önemli çoğunluğu Türkler***8217;den meydana gelmiş. Giydikleri geleneksel başlıkları kırmızı fesleriyle hemen ötekilerden ayrılıyorlar. Türklerin yanısıra, sayıları gittikçe azalmasına rağmen Rum-lar***8217;da giyiyor fesi. Ama onlarınki daha uzun. Bir de Laz***8217;lar var bu yörede. Bunlar Karadeniz bölgesi***8217;nin güneydoğusundaki köylerde yerleşmişler çoğunlukla. Onlar da kendilerine özgü başlıklarıyla seçiliyorlar. Bir başlık ve başlarının çevresine sarık gibi bağlanan bir sargı. Bu sargının en belirgin rengi koyu, bazende sarımsı gri. Lazlar ayrı bir dil konuşan Gürcülerdir; hemen hemen eski ulusal benliklerini tümüyle yi-tirmişler ve artık Türkiye***8217;nin bu uçta en sağlam parçası haline gelmişler. Sayıca aşağı yukarı yarım milyon kişiler. Bunlar son derece yiğit ve çalışkan insanlar; ordu içinde mükemmel bir kaynak. İslam dininin ve Türk Devleti***8217;nin desteği olma görevlerine yalnızca Lazistan***8217;da değil, Türkiye***8217;nin ö-teki bölgelerinde de yerine getiriyorlar. Kısa bir süre önce Lazistan***8217;ın en etkili önderlerinen biri olan Osman ağa, gönüllü Lazlardan topladığı bir kuvvetle, Türklere karşı ayaklanan Doğu Anadolu Bölgesi***8217;ndeki Kürtleri ve Samsun Sancağı***8217;ndaki Rumlar***8217;ı kan ve ateşe boğdu AAST 213


3. Ana dili Rumca olan ve tamamına yakın bölümü 1923 mübadelesinde Yunanistan***8217;a gönderilen, bir kısmı ise Osmanlı dönemi sırasında Rusya ve diğer eski Sovyet Cumhuriyetleri***8217;nde yerleşmiş halk topluluğu (Bk. Urum, Romeika)

Meeker, Laz kelimesinin Bizans Dönemi***8217;nde bugün kullanıldığı anlamıyla kullanıldığını belirtmiştir:

***8220;Geç dönem Bizans***8217;ta kullanılan Laz sözcüğü belki de bugün Türklerin kullandığı Laz sözcüğüne benzerdi. Sözcüğün anlamındaki bu dönüşüm belki de Rum olmayan Pontus halklarının bribirinden ayrı, özerk sayısız kabileler halinden daha homojen, Bizanslaşmış, Rumlarla çeşitli asimilasyon süreçlerinden sonra imparatorluğa katılmış bir topluluğa dönüşmeleriyle aynı dönemlidir***8221;

(Meeker, 1970: 25-6; İBYÇ 25)

Modern Türk toplumunca üretilen ve Laz fıkrası olarak Temel kimliğinde karakterize edilen fıkralarda, Osmanlı döneminin Karagöz oyununda, hızlı ve gülünç bir şive, bir merhaba ve ***8220;anami tanaymisun, babami tanamisun?***8221; girişiyle başlıyan yüksek sesli konuşmasını karşısındakinin cevap vermesine izin vermeden on beş dakika aralıksız sürdüren, gemicilik yapan, öfkesi birdenbire parlayıp sönen, Laz karakteri de aynı ölçüde Trabzon veya Rize***8217;lidir. Gerek fıkralarda gerekse Osmanlı döneminde revaçta olan doğaçlama Karagöz oyunu dialoglarında, Laz***8217;ın Türkçe dışında başka bir dil bildiğine dair en ufak bir ima bulunmamaktadır.

1950***8217;li yılların ardından başta İstanbul olmak üzere, metropollere büyük kitleler halinde yerleşen Karadenizliler, yöresel dialekt, gelenek ve yaşam tarzlarını büyük ölçüde değiştirerek kentleşirken, diğer etnik topluluklar ile kurulan ilişki, Laz kimliğinin, ulusal kimlik içinde erimesinin yanısıra, farklı etnik grupların kitleler halinde yaşayıp, yoğun rekabet içine girdiği kenar mahallelerde etnik kimlik ve dağlı kavimlere özgü dayanışma etkisini henüz kaybetmemiştir. Pek çok büyük şehirde yakın zamana kadar Of, Sürmene ve Arsinliler***8217;in kaymağını yediği bir Mafya örgütlenmesine rastlanması, antik Heniochilerin, Laz***8217;ların antik çağdan itibaren sürdürdüğü korsanlık dönem-lerinin mirası olarak da değerlendirilebilir.

1894 yılında Borçka***8217;da görevli bir Gürcü subay, Gürcü köylerinde tütün yarıcılığı yapan Laz***8217;lardan benzer nedenlerden dolayı yakınmaktadır:

***8220;Lazlar***8217;ın bu memlekete zarardan başka bir şey verdiği yok. Buranın yerleşik insanları olmadığı için zarar vermekten kaçınmıyorlar. Örneğin geçen yıl bir Laz, Acarlı bir askeri Murgul***8217;da öldürdü. Olaydan iki saat sonra da Osmanlı Ükesi***8217;nde soluğu aldı ve halen kaçak. Bu yılda muhtar Bolukvadze***8217;yi öldürdüler. Katillerden biri de Lazdı. O da ilki gibi Osmanlı topraklarında aldı soluğu. Bu Lazlar***8217;a karşı bir önlem alınabilseydi ve bu kötü eylemlerine son verilebilseydi, halk için çok yararlı ve iyi bir iş olurdu***8221; BM 88-89.

19. yüzyılda bölgeyi gezen Ritter (1843) Laz***8217;ların Gürcüler ve Türkler arasındaki kötü ününe sebep olan karakterini tahlil etmeye çalışmıştır:

***8220;Bu topraklarda yaşayan Lasisch soyundan gelenler genellikle fazla çekici olmayan vücut ve yüz özellikleriyle değil de dilleri ve gelenek görenekleriyle Kafkas ırklarıyla iliş-kilerini ele verirler. Dilleri ve gelenek görenekleri söz konusu olduğunda en belirgin özelliklerinden, sık sık insanların ölümüne yol açan kan davalarını da gütmelerine neden olan inatçılıklarından bahsetmek gerekir. Sözgelimi, Batum***8217;a gelmeden önceki beş hafta içinde kan davaları yüzünden sekiz kişi öldürüldü. Bütün bu şartların beraberinde getirdiği tehlikeleri düşünürsek hiç kimsenin silahsız evden çıkmaması gerekiyor. Ne vakit bir Lase görsek, nereye giderse gitsin, ister ormanlara, ister deniz kenarında kürek çekiyor olsun, her zaman silah taşır; ya omuzunda tüfek vardır, ya belinde jatagan, mümkünse bir çift tabanca bile taşır... Çocukluklarından beri adaleti kendi elleriyle uygulamaya alışmışlardır; hem saldırıya hem de savunmaya hazır-dırlar. Öyle vahşi, öyle tuttuğunu koparan bir karakterleri vardır ki, Türkler***8217;le Gürcüler arasında kötü bir ünlerinin olması boşuna değildir. Sınırların korunması için lazım olmasa ellerindeki silahları Paşalar çoktan alırdı***8221; (Ritter 1843, 222; İBYÇ 23)

Etnik bir terim olarak Laz kelimesi, ilk olarak Pliny***8217;nin Naturalis Historia adlı ese-rinde geçmekte olup, Prokopius***8217;un da be-lirttiği gibi birden fazla Kolhis kabilesi tarafından zamanla benimsenmiş bir isim olmalıdır.

Evliya Çelebi (17. yüzyıl) hatta onu kaynak alan modern Türk tarihçilerinin bile Lazları bir Doğu Kafkas kavmi olan Lezgiler***8217;le karıştırması, bazı tarihçilerin Lazların Türk olduklarını ispatlamaya çalışması (Goloğlu 1973 s.109) ya da Rumların halk etimolojisinde, bir dönem Türklerin dilini kestiği yöre halkının, Helazi yerine Lazi demesi gibi siyaset kokan önermeler gerçeklikten uzaktır.

V. Minorsky, Çan kelimesinin Yunanca Sannoi/Tzannoi kelimeleriyle aynı şeyi ifade etiğini (ISLM Laz), Prokopius ise Tzani veya Kolhian olarak bilinen halkın artık Lazi olarak adlandırıldığından bahsetmiştir (Prokopi-us, Peri ton Polemon I, XXIII, 12-15).

W.E.D Allen ve N. Marr ise başka bir Kolhis kabilesi olan Svan***8217;ların, Gürcüce Ça-neti olan Laz Bölgesi***8217;ne Lazan adını ver-diklerini, bu adın La (bölgesel ön takı) + Zan (Laz***8217;ların eski adı) etimolojisine sahip olduğunu belirtmektedir (Allen, 1929: 153), (Marr, 1910b: 66)

Pek çok ilkel dilde kabile adının ***8220;adam***8221; kelimesi, ya da ***8220;yiğitlik, cesaret***8221; çağrıştıran bir kelimeyle özdeş olduğu göze alındığında Megrelce Wan-i (Xan-i) ***8220;güç, kuvvet***8221; MNG 667 [kraft, stärke], La + (Megrelce) zana (zana) ***8220;üst; çok yüksek, zirve [oberer]***8221; MNG 117 birlikteliğinden ***8220;dağlılar ya da soylular***8221; gibi bir anlamda çıkartılabilirse de bu önermelerin gerçekliği tartışılabilir. Zugdidi civarında alçak ve düz ovalarda yaşayan Megreller de aynı dili konuşan ve tüm Kolhis***8217;e hükmeden akrabalarını dağlılar olarak kendilerinden ayırmış olabilirler.

Zehiroğlu, Lazi adının ilk ortaya çıktığı Phasis nehrinin kuzeyinde, özellikle iç kesimlerde ***8216;Laşketi, Latali, Lenojedi, Lenketi, Lçkhumi***8217; gibi yer adlarına dikkat çekmiştir AMC 61.

Tüm Kolhis halklarına hükmeden bu kabilenin adı zamanla ***8220;güçlülerin/soyluların toprağı; dağda yaşayanlar***8221; anlamına gelen Lazani kelimesinden gelmiş olabilir.

Minorsky, herhangi somut bir kanıt sun-madan ***8220;Rumca konuşan Karadenizli***8217;ler***8221; olarak tanımladığı Karadeniz***8217;li Rumların Laz orijinli olduğunu, MS 7. yüzyıldan sonra Bi-zans yönetimi altında Rumlaşıp, günümüzde ise Türkleştiği kanaatindedir.

Megrelce de ***267;an-i/tzan-i (wan-i) ***8220;güney veya batıdan gelen deniz rüzgarı***8221; MNG 546 aynı zamanda Tzan adı verilen halkın Megrellere göre yaşadığı coğrafi konumu çağrıştırmaktadır. Bu durumda Megreller***8217;in Çanlar***8217;ı kendileri dışında tanımladığını bir ihtimal yaşadıkları coğrafyaya göre Lazi***8217;ler ve Tzaniler olarak tanımladıklarına işaret edebilir.

Strabon***8217;un, bir halk adı olan Kolhi (***954;***959;***955;***967;***959;***943;) ve o halkın yaşadığı coğrafyanın adı olan Kolheti (***954;***959;***955;***967;***943;***962;) kelimelerini eş anlamda kullanması tesadüf olmayabilir.

Bugün anadili Lazca olan veya daha batıda Rumlaşan Laz***8217;ların ortak ve orjinal adı çeşitli şivelerde Can/***266;an/Tzan/***7688;an olması da (Tonluluk ve tonsuzluk yönünden kararsızlık gösteren Trabzon ağzında /***267;/ ve /***7689;/ yani dz ile ts seslerinin karışması sık rastlanılan bir olaydır [Brendemoen, 1989: 13]), Giresun sahiline ve Samsun bölgesine neden Canik denildiğini, Bizans tarihçilerinin Trabzon yerlilerine neden Tzan olarak andığını da bu bağlamda Türklerin ve Rumların geçmişte bu dili konuştuklarına dair bir bilgiye sahip olmamalarına rağmen Laz adını sahiplenmelerini bir ölçüde aydınlatabilmektedir.

Macar Türkolog Ignácz Kúnos 1891 yılında, Doğu Karadeniz***8217;e hiç gitmeden, İstanbul***8217;da Laz denizcilerden geleneksel türküler derler ve Lazları İstanbulluların anlamadığı garip bir Türkçe konuşan bir halk olarak tanımlayıp, Trapezan***8217;ın Lazlar***8217;ın ana merkezi olduğunu belirtir:

***8220;Bu Lazlar, Samsun ve Trabzon limanları arasındaki Karadeniz***8217;de yaşarlar ve dilleri, İstanbul***8217;daki halkın büyük zorlukla anlaya-bildikleri diğer Türkçe dialektlerden çok farklıdır. Çok hızlı konuşurlar, sayısız yaban-cı kelime kullanırlar ve ses uyumunu öyle karıştırırlar ki, konuşmaları bozulmuş Türkçe izlenimini uyandırır. Türkleşmiş, belirli yerlerde hala kendi dilini kullanan yabancı bir soy oldukları düşünülür. İstanbul kayıkçıları-nın çoğu Laz olduğundan, İstanbul***8217;da bile dillerini tanımak için büyük bir fırsatım oldu***8221; ETK 58.

Kúnos***8217;un, Lazca konuşan halktan çok Trabzon ve civarındaki Türkleri işaret etmesi bölgeyi tanımaması kadar o dönemde Trabzon ve çevresinde yaşıyan Türk ve Rumların, Anadolu Türkleri ve Rumları***8217;ndan ayırıcı kültürel farklılıklarını tanımlamak için Laz kelimesini fazlasıyla sahiplenmelerinden kaynaklanmaktadır.

Gerek anadili Rumca olan Trabzon***8217;lu Rumların, Rumca***8217;nın Trabzon dialektini, gerekse anadilleri Türkçe olan Karadenizliler***8217;in, Trabzon ve Rize Türkçe dialektini, zaman zaman Lazca olarak nitelendirmeleri bilgisizlikten ve ait oldukları dil gruplarından haberdar olmamalarından değil, kendilerini geleneksel olarak Laz olarak tanımladıklarından, doğal olarak konuştukları dilin de kendi kabile isimleriyle tanımlanacağı düz mantığıdır.

MS 3 - 4. yüzyıllar arasında kurulan ve MS 561 yılında yıkılan Lazi Krallığı döneminde, genel olarak Can/Çan/Zan olarak anılan birbiriyle akraba olan veya olmayan pek çok Kolh kabilesi, Giresun civarından, Kafkasya***8217;nın iç bölgelerine değin yaşa-dıkları bölgede Laz/Lazi adını benimsemiş, bu isim Roma, Trabzon ve Osmanlı İmparatorlukları döneminde de geleneksel olarak kullanılmaya devam etmiştir.

Bugün Rize***8217;nin doğusunda yaşayıp adı Lazca (Lazuri nena) olan, Megrelce***8217;yle akra-ba bir Kafkas dilini konuşan halktan farklı olarak, ana dili Türkçe veya Rumca olup, Laz adını benimseyen batıdakiler, asimilasyona uğramış aynı kabile mensupları değildirler. Kafkasya***8217;nın Arap ordularının işgaline uğradığı dönemde bazı Kolh kabileri güneye bugün yaşadıkları bölgeye göç etmek zorunda kalmışlardır ve bugün Lazca konuşmaktadırlar.

Batıdakiler ise ilk çağlardan beri yerlisi oldukları topraklarda yaşayan ve Anabasis***8217;te (MÖ 401) Mossionik, Makron, Kolh ardından bir dönem Heniokhi olarak adlandırılıp, Lazi Krallığı döneminde diğer Kolh klanlarıyla birlikte aynı adı benimseyen halklardır. Çeşitli dönemlerde Yunanlı, Haldiyalı ve Türk klanlarıyla karışmalarına rağmen kısmen varlıklarını korumuş olmalı-dırlar.

Tabii ki, önemli bir ayrıntı gözden kaçırımamalıdır. Tarih boyunca Laz***8217;larla içiçe yaşamış olan Abhaz kabileleri hep kendi adlarıyla anılmış ve antik çağ yazarları tarafından bile Kolhlarla karıştırılmamıştır.

Bizanslı yazar Agathias, Misimyalılar ve Apsiller gibi Abhaz kabilelerinden ve bu kabilelerin topraklarının arasında Çibili/Çivilon (***964;***950;***953;***946;***953;***955;***953;, ***964;***950;***953;***946;***953;***955;***959;***957;) kalesinden bahsederken, her iki halkın da Kolhların yani Lazların egemenliği altında yaşadığını belirtmekte ama Lazca***8217;yla akraba bir dili konuşan bu halkı Kolh/Laz kimliği dışında tutmaktadır. Yazarın bu yaklaşımı, Kolh/Laz/Çan isimlerini taşıyan halkı oluşturan doğu ve batı klanlarının, bir zamanlar konuştukları dil veya dillerin (muhtemelen aynı dilin dialektlerinin) en azından Abhazcayla Lazca ile olduğundan daha yakın olması gerektiği düşündürmektedir
sırada kimler var. önce kürtler şimdi lazlar ya sonra.parçalanmış anadolu.............
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 29.10.09, 15:52
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Lazların Gerçek Tarihi


oguzgolcik
Doçent
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 4.606
Blog Başlıkları: 5
Ettiği Teşekkür: 6.395
3.541 tane iletisine 8.629 kere teşekkür edilmiş


Cevap: Lazların Gerçek Tarihi
merhaba.

etnik oluşumlar kök gerçeğini araştırırken, olumluluk gerçeğini kabul ediebilir genel dünya terminolojisini kuram olarak benimsemelidirler.
yanlı ve sığ görüşlerini bilim ilim araştırma gibi sunabilecek popülatör satıcılara dikkat edilmesi gerekir.
yukarıdaki yazılar genel olarak bu konudaki derin olmayan fakat tasviri ile gerçekçiliği vurgulayan çalışmalar olmuş.
yinede yüzyıllardır varlığını kültür aşaması kaydedip günümüze taşımış ve varlığı yadsınamayacak çoğunluğa erişmiş yöre insanımızı genel türk tarihi içerisinde arayan izlenimlerin doğruluğu kabul görecektir.
zira araştırmalarda köklerini tür coğrafyasında bulan araştırmacıların gözlemide bu doğrultudadır.
gelişen dünya tarih kriminolojisi araştırmalarını derinleştirdikçe türk coğrafyasındaki etnik ağırlıklar kendi köklerini daha kolay öğrenebilecekleri gerçeğini yakalayacaklardır.
kısaca demem şudurki bir yada bir kaç yüzeysel yazı görüş ve araştırma bir milletin kökleri hakkında kesin bir tarafa yüzeysel gerçeği bile vermekten uzak kalır.
ancak bu yazı ve görüşler bir fikir beyanı olmaktan ileri gidemez.
bunu kısa kısır dönem sonucuna değil tarihe yayılacak uzun araştırmalara bırakmak gerekmektedir.
genel bir fikir ve yöresel çalışmalarını yorumlarıyla birleştiren görüşlere yer verilen iletileriniz için teşekkür ederim.
saygılarımla...

oğuz gölçik yazar...

--------------------sayın nüvekolik------------

sayın parpalli'nin iletisi sizinle aynı anlamı ve manayı taşımıyor.
kronolojik bir bilgi içeriyor yöre insanı hakkında.
kaldıki bu iletiye verdiğim cevabı kendiside onaylar biçimde teşekkür etmiştir.
parçalanma seneryolarını bizler daha çok kürt vatandaşların varlık ve düşüncelerine maletmeyiz.
bunu ayrılıkçılar olarak telaffuz ederiz bu cihetle yazınızdaki yorum! anlam ve mana olarak havada kalmıştır.

saygılarımla.


oğuz gölçik yazar...
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 02.11.11, 00:29
Acemi
 
Üyelik tarihi: Nov 2010
İletiler: 11
folklorist doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Lazların Gerçek Tarihi

Bilgiler güzel ama bu yazılarda alıntı yapılan yazarların adları ve alıntı yapılan sitenin adı belirtilmemiş. Lazlar hakkındaki yukarıdaki Makalelerin tümü için aşağıdaki kaynaktan yararlanılmıştır.
Karadeniz tarihi, Trk tarihi, Osmanl tarihi, Anadolu tarihi
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 08.07.13, 10:19
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
İletiler: 49
Mehmet3567 doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Lazların Gerçek Tarihi

Teşekkürler dostm
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gerçek, lazların, tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:42 .