Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Toplum ve Yaşam > Toplum bilimi > Etnik gruplar > Çerkesler - adıge pşisexer veya çerkes masalları

Etnik gruplar hakkinda Çerkesler - adıge pşisexer veya çerkes masalları ile ilgili bilgiler


Anaç Tavuk ve Horoz Adıge Pşisexer, s.42. Anlatan: TSEY Koşxhan, Şıncıye Köyü. Derlenen yıl: 1937 Derleyen: TSEY İbrahim. Bir gün bir anaç tavuk, ***8220;Şu yavrularım hem biraz hava alsınlar, hem

Like Tree1Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 25.08.07, 01:24
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Anaç Tavuk ve Horoz
Adıge Pşisexer, s.42.
Anlatan: TSEY Koşxhan, Şıncıye Köyü.
Derlenen yıl: 1937
Derleyen: TSEY İbrahim.

Bir gün bir anaç tavuk, ***8220;Şu yavrularım hem biraz hava alsınlar, hem de biraz eşelenip rahatlasınlar***8221; diye düşünmüş, civcivlerini alıp avludan çıkmış. Bir çit dibinde, kuytuda eşelenip dururlarken, koca bir horoz kafasını dikip, şişine şişine yaklaşmış:
***8220;Şunun yaptığına bak! Şunun yaptığına bak!***8221; demiş, ***8220;Zavallı yavrucakları kuru toprakta eşeletip duruyor. Böyle şey olur mu? Getir gel onları! Orman kıyısına, bayıra gideceğiz! Bu yıl harman sonu oralarda ne kadar çok dane kaldı bilemezsin!..***8221;
***8220;Aman istemem! Sen benim yavrularımı kartala şahine yem mi edeceksin***8221; demiş anaç tavuk, horozun önerisini kabul etmemiş.
***8220;Bunun nasıl söylersin***8221; demiş horoz, ***8220;Beni hiçe mi sayıyorsun yani) Ben yanınızdayım ya! Ben varken yanınızda, kartalmış, şahinmiş kimse görünemez ortalıkta!***8221; Şişinmiş horoz. Nasılsa da tavuğu ikna etmiş.
Anaç tavuk, şişinen horozun peşinden civcivlerini alıp götürmüş orman kıyısına.
Civcivler güzel güzel eşelenme henüz başlamışken birden bir atmaca belirmez mi gökyüzünde. Atmacanın gölgesini gören horoz tüyüp gitmiş ormandaki çalılıklar arasına. Anaç tavuk telaşla çağırmış civcivlerini yanına, hepsini hızla almış kanatlarının altına ve ***8220;eğer atmaca saldıracak olursa***8221; diye, savunmaya hazırlanmış. Bir süre öyle beklemişler korku içinde. Ama neyse ki, atmaca saldırmamış, dönenmiş dönenmiş, çekip gitmiş.
Tehlike geçince horoz kanatlarını aça toplaya çıkmış çalıların arasından.
***8220;Horoz efendi! Beni ortalıkta yalnız bırakıp, çalılığa mı saklandın yoksa? Hani sen varken kimse yaklaşamazdı bize***8221; demiş tavuk.
Korkak horoz durumu kurtarmaya çalışmış:
***8220;Ne şanssızlık bilemezsin, o atmaca var ya, o atmaca! Bir tek o atmaca var benden korkmayan. Onun da çıkıp geleceği tuttu bugün. Ne yapalım? Şanssızlık işte!***8221; demiş.
Anaç tavuk civcivlerini getirip dönmüş yeniden avluya. ***8220;Sakın ha, horoza güvenip çıkmayın açık alanlara***8221; demiş yavrularına, olaydan ders çıkarmış ve yavrularını öğütlemiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 25.08.07, 01:25
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kurt İle Koç
Adıge Pşisexer, s.44.
Anlatan: Aşşıne Ahmed Aslançerıy oğlu, Halhekhuaye Köyü.

İri yarı güçlü kuvvetli, kocaman bir koç otlayıp duruyormuş ormanın kıyısında. Birden, nereden geldiği belli olmadan, kocaman bir kurt bitivermiş önünde. Koçun, kaçmak şöyle dursun kımıldayacak yeri yokmuş.
***8220;İyi günler, güzel koçum benim***8221; demiş kurt.
***8220;Sağol***8221; demiş koç, ama korkudan gözleri fırlayacak gibi olmuş yerinden.
***8220;Seni çok beğeniyorum. Harikasın. Ama şu iki koca boynuzun var ya, onların neye yaradığını bir türlü anlayamıyorum. Sahi ne işe yarar şu boynuzlar, yenmezler içilmezler. Oysa onlar da kuyruğun gibi olsa ne iyi olurdu değil mi?***8221;
Koç kendini biraz toparlamış:
***8220;Hey, kurt! Deli misin sen? Bu benim boynuzlarım var ya, bana güç veren onlardır. Onların içindeki içeceği içersen iştahın öyle bir artar ki, bir öğünde benim gibi iki koç bile yiyebilirsin***8221; demiş.
Kutrun ağzının suyu akmış ve merakla sormuş:
***8220;Peki bu si nasıl içilir?***8221;
***8220;Kolay***8221; demiş koç, ***8220;tam karşıma geçer, boynuzumu ağzına alır, emerek içersin***8221;.
Kurt, pek heveslenmiş ve koçun dediği gibi, tam karşısına geçip, boynuzu emmeye niyetlenmiş.
Koç da sıkı durup, bekliyormuş. Aç gözlü kurt tam karşısına gelip koçun boynuzunu emmeye uzanmış. Koçun da beklediği tam böyle bir anmış. Birden saldırmış, boynuzlarını kurdun gövdesine saplamış, akılsız kurdu savurup atmış, boylu boyunca yere sermiş. Koç, akıllı ve soğukkanlı olabilmenin yararını görmüş. Sevinmiş, otlamaya devam etmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 25.08.07, 01:25
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kurt İle Katır
Adıge Pşisexer, s.45.
Anlatan: Khuyıjj Khasplet, Mamxığ Köyü.
Derlendiği yıl: 1935.

Günlerden bir gün, çok mu çok yağmur yağıyormuş. Kurt sığınıp korunacak bir yer aramış. Sonunda kocaman bir ağacın kovuğuna girip oturmuş. Başını dışarı çıkarmış, geleni geçeni seyrediyormuş. Bir de bakmış ki tam dişine göre bir katır geçiyormuş ağacın yanından.
***8220;Şu akılsız hayvanı bir güzel yiyeyim***8221; demiş kendi kendine ve ağacın kovuğundan dışarı çıkmış.
***8220;Doğrusu seni yemek istiyorum***8221; demiş katıra. Katır da ne yapsın:
***8220;Peki***8221; demiş, ***8220;Olur, bir sakınca yok. Ama benim arka ayağımın altında çok ilginç bir şey var. İstersen sana gösteririm***8221; demiş katır.
Kurt inanmış ve merak etmiş, katırın arka tarafına gelmiş, arka ayağının altındaki ilginç şeyi görmek için güzelce çömelmiş ve katıra:
***8220;Haydi kaldır bakim ayağını, bakalım neymiş şu ayağının altındaki ilginç şey?***8221;
Katın bir arka ayağını kaldırmış. Kurt bakmış bakmış ama bir şey göremeyince daha dikkatle bakmak için biraz daha sokulmuş. Katır da zaten tam bu ânı bekliyormuş; iki ayağıyla birden öyle hızlı tekmeler indirmiş ki kurdun kafasına burnuna, kurdun kafası paramparça olmuş, dişleri dökülmüş. Kurt, kanlar içinde yığılıp kalmış. Katır da soğukkanlı, akıllı davranışı sayesinde kurtulmuş gitmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 25.08.07, 01:25
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Tilki İle Saksağan
Adıge Pşisexer, s.45.
Anlatan: Pşıjj Seferbıy, Yecerıkhuay Köyü.
Derlendiği yıl: 1935.

Tilkinin biri yedi yolun kesiştiği bir kavşağa gidip yatmış, ölmüş gibi rol yapmaya başlamış. Ses seda çıkarmıyor, nefes bile almıyormuş. Bir süre sonra tilkinin gerçekten öldüğünü sanan kargalar üşüşmüşler tilkinin üzerine. Kimi ayaklarını gagalıyor, kimi karnının üzerinde. Saksağanın biri de gelip doğruca başına konmuş, başlamış gözünü gagalamaya. Artık daha çok dayanmaya olanak var mı? Tilki bir hamle yapıp saksağanı kapmış. Saksağan neye uğradığını şaşırmış ve tilkiye demiş ki:
***8220;Gel beni yeme, atalarımızın öğrettiği eğlenceli bir oyunu öğreteyim sana!..***8221;
***8220;Peki***8221; demiş tilki, ***8220;hadi öğret bakalım***8221;.
***8220;Önce iki eski kara kovan sepeti bulmalısın***8221; demiş saksağan.
***8220;Kolay***8221; demiş, tilki ve iki eski kara kovan sepeti bulmuş.
Saksağan:
***8220;Şimdi beni bu sepetlerden birinin içine koy, ötekini de üzerine kapat. Böylelikle ne kaçabilirim ne de uçabilirim değil mi ya! Sonra da yüksek bir kayaya götür ve teker gibi beni aşağıya bırak. Göreceksin ne eğlenceli olacak***8221; demiş.
Tilki denileni yapmış. Saksağanı sepete iyice kapatmış, götürmüş yüksek bir kayanın tepesine ve hızla aşağı bırakmış.
Uçurumdan aşağı yuvarlanmaya başlar başlamaz iki sepet birbirinden ayrılmış, içindeki saksağan da pırr.. uçup gitmiş.
Önce, acaba şimdi nasıl bir ilginç oyun olacak diye düşünüp duran tilki, olup biteni hemen anlamış ama iş işten geçmiş.
***8220;Eyvah***8221; demiş, ***8220;ne yaptım ben? Bütün emeklerim, çabam, çektiğim bunca sıkıntı boşa gitti. Bunca zaman boşuna aç kalmışım!***8221;
Uyanık tilki ne yapsın, yorgun ve perişan, baka kalmış akıllı saksağanın ardından. Ve yeni hinlikler düşünmek için yeniden yola düşmüş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 25.08.07, 01:26
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

İle Teke
İlk anlatanı da derleyeni de bilinmiyor. Adıge masalı olarak ilk kez 1952 yılında Maykop***8217;ta yayımlanmıştır.

Bir gün bir koyun, bir keçi, bir de teke birlikte otlamaya çıkmışlar. Köyün uzağındaki bir otlağa gitmişler. Koyun hepsinden önce karnını doyurmuş ve ağılına dönmek için yola düşmüş. Yolda bir köprü varmış ve mutlaka o köprüden geçmesi gerekiyormuş. Tam köprüye girince bir de ne görsün, köprünün başında azgın bir kurt kendisini beklemiyor mu? Korkudan ödü kopmuş, durup kalmış. Ne yaptığını, ne yapacağını bilemeden şaşkın şaşkın bir ayağı ile tık tık yere vurup eşelenmeye başlamış. Bunu gören azgın kurt:
***8220;Nereden böyle sevimli koyun***8221; demiş.
***8220;Biraz otlamaya gitmiştim de, oradan geliyorum.***8221;
***8220;Peki ama bir ayağınla tik tik neden yere vurup duruyorsun öyle***8221; demiş kurt.
Zavallı koyuncu ne diyeceğini bilememiş:
***8220;Beni yiyeceksin diye korkuyorum da***8221; demiş usulca. Kurt:
***8220;Madem öyle, bir an önce yiyeyim de kurtarayım seni korkudan***8221; demiş ve koyunu kaptığı gibi köprünün altına sürüklemiş, kısa zamanda yemiş bitirmiş ve yalana yalana tekrar köprünün başına gelip oturmuş.
Az sonra karnı doyan keçi keyif içinde hoplaya zıplaya gelirken, köprünün başına gelince orada oturup beklemekte olan kurdu görmüş, bütün neşesi kaybolmuş tabii, korkudan kuyruğu titremeye başlamış. Kurt keçiye yaklaşmış ve:
***8220;Küçük keçi! Nereden böyle keyifli keyifli***8221; diye sormuş kurt.
Korku içinde güçlükle yanıtlayabilmiş keçi:
***8220;Şu karşıdaki çayırda otlamaya gitmiştim de, oradan geliyorum***8221;.
***8220;Peki öyleyse neden sallıyorsun kuyruğunu öyle***8221; diye sormuş kurt.
***8220;Beni yemenden korkuyorum da***8221; demiş keçi titrek ve ürkek bir sesle.
***8220;Maden korkuyorsun, yiyeyim öyleyse***8221; demiş ve keçiyi boynundan yakalamış, köprünün altına sürükleyip bir güzel yemiş, yalana yalana tekrar gelmiş köprünün başına oturmuş. Çok geçmeden bu kez karşıdan koca bir tekenin geldiğini görmüş. Tekenin de karnı tok, keyfi yerindeymiş doğal olarak. Salına salına köprüye yaklaşmış. Başını kaldırıp köprüye bakınca ne görsün, sırıtarak kendisine bakan bir kurt var. Kurt vakit geçirmeden sormuş:
***8220;Nerden böyle uzun sakal?***8221;
Teke korkusuzca:
***8220;Otlamaktan geliyorum aç gözlü yırtıcı haydut***8221; demiş.
***8220;Diken sür ağzına, diken! O ne biçim konuşma öyle? Sert olmaya sert konuşuyorsun ama kuyruğun neden sallanır öyle, anlayamadım***8221; demiş kurt.
***8220;Sallanır elbet, tam iki tane azılı tazı var onun altında***8221; demiş teke.
Bu kez şaşırma ve korkma sırası kurda gelmiş.
***8220;Ne dedin? İki tane tazı mı dediiin? Ne olursun, hemen salma onları***8221; diyerek fırlamış kurt, kaçıp gitmiş.
Yiğit tekemiz de salına salına, sakalını sallaya sallaya gururla ağılına dönmüş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 25.08.07, 01:26
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Karıncanın Verdiği Ders
Adıge Pşisexer, s.51.
Anlatan: BERETERE Yishakh.
Derleme Yılı: 1951
Derleyen: HADEĞAL***8217;E Asker.

Bir gün bir karınca yolda giderken bir adama rastlamış. Adam bütün canlı yaratıkların dillerini bilirmiş.
***8220;Neden başın kocaman öyle***8221; diye sormuş karıncaya.
***8220;İçi akıl dolu da ondan***8221; demiş karınca.
***8220;Peki belin niye incecik acaba***8221; demiş bu kez adam.
Karınca yanıtlamış:
***8220;Az yerim de ondan***8221; demiş.
Adam yine sormuş:
***8220;Peki kıç tarafın niye büyük?***8221;
Karınca yanıt vermiş:
***8220;Çok güçlüyüm de ondan***8221;.
Adam daha da meraklanmış:
***8220;Peki ne kadar yük kaldırabilirsin?***8221; diye sormuş.
Karınca:
***8220;Büyüklüğü benim kadar olan bir kurşun kütlesini bile kaldırabilirim***8221; diye yanıtlamış.
Adam:
***8220;Az yerim demiştin, peki ne kadar yersin?***8221;
Karınca:
***8220;Bir buğday tanesi bir yıl yeter bana***8221;.
***8220;Görelim bakalım***8221; demiş adam ve karıncayı yakalayıp tsıyesinin (çerkeska) göğsündeki ***8220;hazır***8221;*lardan birinin içine bırakmış. Hazırın içine bir de buğday tanesi koyup, adam işine gücüne dalmış.
Aradan bir yıl geçmiş. Ama adam karıncayı unutup gitmiş. Hazırın içinde unuttuğu karıncayı ancak iki yıl sonra hatırlamış.
***8220;Hâlâ yaşıyor mu acaba şu karınca***8221; diyerek, telaşla hazırın kapağını açıp, merakla dibine bakmış. Karınca hâlâ yaşıyormuş, üstelik buğday tanesinin yarısı da duruyormuş.
Karıncayı hazırdan çıkarmış ve:
***8220;Bir buğday tanesinin bir yıl yettiğini söylemiştin ama aradan iki yıl geçti. Üstelik buğdayın yarısı da hâlâ duruyor. Bu nasıl oldu***8221; diye sormuş.
Karınca bu soruya cevaben:
***8220;Kafamın içi akıl dolu demiştim ya, bu adam ya beni unutur da dört yıl boyunca hatırlamazsa, diye düşündüm. Hazırdaki azığı dört yıl yetirecek biçimde idareli kullandım***8221; demiş.
*Hazır: Çerkes erkek elbisesinin göğüs tarafında, sağ ve solda bulunan, içinde bir atımlık hazır karışım (barut, saçma, vb.) bulunan ağaçtan veya kemikten yapılmış barutluk. Eskiden tüfekler her atışta tekrar doldurulurdu. Bu da zaman kaybına neden olurdu. Çerkesler daha önce hazırlanmış bir atımlık karışımını hazır denilen bu kaba yerleştirirlerdi. Bazen bu hazırların özel bir bölümünün ***8220;Ğuemıle***8221; denilen kurutulmuş, toz haline getirilmiş olağanüstü sefer azığıyla doldurulduğu da olurdu (F.Huvaj).
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 25.08.07, 01:26
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kurt, Tilki ve Balcı Adam ya da Balı Yiyen Kim?
Adıga Pşisexer, s.52.
Anlatan: L***8217;I***8217;AP***8217;E Khuşhaxhan, Laxhşıkhuay Köyü.
Derlenen yıl: 1935.
Derleyen: TSEY İbrahim.

Bir kurtla tilki arkadaş olmuşlar. Birlikte gezmiş, birlikte avlanmış, birlikte yemişler. Günlerden bir gün yine avlanmak üzere yola koyulmuşlar. Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Bir ara kendileri gibi aynı yöne giden ve bal götüren bir adama rastlamışlar. Adamın sırtındaki bal fıçısı iştahlarını kabartmış kurtla tilkinin; ***8220;ne yapsak da şu adamı oyalasak, bir yere oturtsak da balını bir güzel yesek***8221; demişler. Bir plan, bir hile düşünmeye başlamışlar.
Adamla ahbap olmuşlar. Yardımlaşa söyleşe hayli yol almışlar. Derken yorulmuşlar, oturup dinlenmeye karar vermişler. Adam bal fıçısını bir ağaç gölgesinde, kuytu, sağlam bir yere yerleştirmiş. Otururlarken bir ara tilki usulca sıvışmış. Bal fıçısını orasından burasından dişlemiş, kemirmiş, ne yapıp edip bir delik açmayı başarmış ve bir güzel bal yemiş. Çabucak gelip arkadaşlarının yanında biraz daha oturmuş. Bir süre sonra yine gitmiş fıçıdaki baldan biraz daha yemiş, derken neredeyse yarılamış. Tekrar sessizce dönmüş, eski yerine uzanmış. Söze sohbete biraz katılmış. Dikkat çekmeden üçüncü kez yine sıvışmış ve bal fıçısının dibini bulmuş.
Çok geçmeden kalkıp tekrar yola koyulmaya karar vermişler. Balcı adam gitmiş, serinlik yerde duran bal fıçısını yüklenmiş. Yüklenmiş ama fıçı çok hafif. Bakmış ki balın sonu gelmiş, yerinde yeller esiyor. Fena halde bozulan balcı adam:
***8220;Olmaz böyle şey, asla kabul edemem, balımı sizler yediniz***8221; diye çıkışmış, kurtla tilkiyi sıkıştırmış. Kabul etmemişler tabii.
Ama iş kötüye gitmeden tilki bir çözüm bulmuş. Sonunda durumun şiddetli bir kavgaya dönüşeceğini anlayan tilki:
***8220;Durun bakalım arkadaşlar, bunda bir yanlışlık var, şu kadar yol geldik, birbirimizi sevdik saydık. Birbirimizi incitmeyelim. Durumu serinkanlılıkla değerlendirelim. Benim bir önerim var: gelin şu güneşte uzanıp bir güzel yatalım. Balı kimin yediği belli olur.
Öneri kabul edilmiş. Üçü de güneşin altında uzanıp yatmışlar. Az sonra sıcaktan mayışıp uyumaya başlamışlar. Kurnaz tilki uyumamış, yavaşça kalkmış, bal fıçısının dibinde kalan baldan biraz daha getirip bal sahibiyle kurdun kıçlarına sürmüş. Bir süre sonra tilki:
***8220;Heey! Haydi uyanın!***8221; diye bağırmış.
Uyanınca bakmışlar ki hem kurdun hem balcı adamın paçalarından bal akmakta.
***8220;Şunlara bakın***8221; demiş tilki, ***8220;söyleyin bakalım şimdi, balı ben mi yedim siz mi yediniz?***8221;
Kurt ve balcı adam ne diyeceklerini şaşırmışlar., Bu durumu nasıl izah edeceklerini bilememişler:
***8220;Ne yapalım***8221;demişler, ***8220;balı herhalde biz yemişizdir***8221;.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 25.08.07, 01:27
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Tonton Dede İle Ninenin Garip Keçisi ve Koyunu
Adıge Pşisexer, s.52.
Anlatan ve yazan: Merkitske Reşid.
Derlenen yıl: 1936.

Kısacık boylu, tonton bir dede ile onun karısı olan yine onun gibi ufak tefek, tonton bir nine varmış. Kendi hallerinde yoksul bir yaşam sürerlermiş. Yalnızca bir koyunları bir de keçileri varmış. Ama bir gün tonton nine bu koyunla keçiden usanmış ve onları kovmaya, doğaya bırakmaya karar vermiş. İşten dönen kocasını karşılarken:
***8220;Bu keçi ile koyun var ya, artık hiçbir yararları yok bize. Onları boşuna besliyoruz, yazıya salıverelim gitsinler. Böylece dertlerinden de kurtulmuş oluruz***8221; demiş.
***8220;Olur mu hanım, ne zararları var? Varsın dursun zavallılar***8221; demiş tonton dede. Ama kadın razı olmuyor, ısrar ediyormuş. Adam, karısına dayanamamış, boyun eğmek zorunda kalmış:
***8220;Peki***8221; demiş, ***8220;madem öyle, ne yapalım, hadi salalım***8221; demiş. İkisi koyunla keçiyi önlerine katmışlar, uzakça bir yerlere sürüp ***8220;Hadi Allah işinizi rast getire***8221; diyerek helalleşmişler, bırakıp dönmüşler.
Yalnız kalan gariban iki hayvan birbirine bakıp, ne yapacaklarını bilemeden, kim bilir belki de sahipleri olan yaşlı kadının yaptığını kınayarak, biraz da kahrederek yola koyulmuşlar. Az gitmişler, uz gitmişler... Derken uzun bir yürüyüşten sonra yerde bir heybe bulmuşlar. Önce uzaktan bakmışlar, sonra yaklaşmışlar, ne yapsak acaba der gibi bakışmışlar.
Sonunda açıp içine bakmaya karar vermişler. Açıp bakmışlar ki içinde kesik bir kocaman kurt başı var. Hem korkudan ödleri kopmuş, hem de şaşırmışlar. Ama yine de buldukları bu heybeyi bırakmaktansa belki bir işe yarar düşüncesiyle alıp götürmeye karar vermişler. Heybeyi koyun sırtlamış. Az gitmişler, uz gitmişler... Ne nereye gittikleri belliymiş, ne de nereye gidecekleri... Akşamın alaca karanlığı iyice koyulaşmaya başlamış. Keçi umutsuzluğa kapılmış, koyun da sırtındaki yükten iyice yorgun ve bitkin düşmüş.
Dinlenecek, geceyi geçirecek, güvenli bir yer arıyorlarmış. Hiç değilse bu geceyi bir yerde geçirebilsek, diyorlarmış içlerinden, yarına Allah kerim. Kim bilir gün doğmadan neler doğar!..
Çevreye bakınıp dururken, ilerde, bir orman kıyısında yükselen hafif bir duman görmüşler. Bir sevinmişler bir sevinmişler ki sormayın... ***8220;Tamam***8221; demişler, ***8220;bulduk. Biz geceyi burada geçiririz***8221;. Büyük bir umut ve güven içinde, ateşin bulunduğu yere yönelmişler. Ateşe yaklaştıklarında bir de ne görsünler; bir grup kurt ateşin etrafında oturmuyor mu!... ***8220;Eyvah***8221; demişler içlerinden, ***8220;tam da ortalarına düştük. Bu kurtlar bizi bu gece yer, bitirirler***8221;. Korku ve umutsuzlukları daha bir artmış ama artık dönüşü yokmuş. Geri dönmeye, kaçmaya kalkışsalar azgın kurtlardan kurtulamayacakları besbelliymiş. Kurtların ortasındaki ateşin üzerinde de bir şıwan* asılıymış. Şıwanın içinde de biraz p***8217;aste** varmış.
Koyunla keçiyi gören kurtlar, sevinçlerinden neredeyse uçacakmış. Meğer bütün gün av peşinde koşup bitkin düşmüşler ama hiçbir av yakalayamamışlar. Kuru bir p***8217;aste dışında yiyecek bir şeyleri olmadığı için üzgün ve iştahsız bekliyorlarmış. P***8217;astenin yanında yiyebilecekleri keçi ile koyunun kendi ayakları ile gelmiş olmasına bayılmışlar. ***8220;Bunlarla kendimize güzel bir ziyafet çekeriz***8221; diye düşünmüşler.
Koyun ile keçi yaklaşıp, selam vermiş. Kurtlar konuklarını (!) sevinç ve heyecanla karşılamış, saygıyla (!) ayağa kalkıp:
***8220;Buyurun, buyurun!... Hoş geldiniz***8221; demişler, buyur etmişler.
Koyun ile keçi kurtlara teşekkür ettikten sonra sormuşlar:
***8220;Ne yapıyorsunuz?***8221;
***8220;P***8217;aste pişiriyoruz***8221; demiş kurtlar.
***8220;Aaa öyle mi? Ne güzel Bizde de p***8217;asteye katık olacak yemeklik bir şeyler var***8221; demiş keçi ve koyuna seslenmiş:
***8220;Çıkar şu heybedeki kurt başlarından en büyüğünü de, bir güzel pişirelim***8221;.
Koyun hemen heybeye el atmış, kesik kurt başını çıkarmış.
Keçi öfkeyle azarlamış:
***8220;Onu değil, o küçücük baş bu kadar kurda yeter mi? En büyüğünü demedim mi sana?***8221;
Koyun kurt başını tekrar heybeye koymuş. Bir süre karıştırmış, karıştırmış yine aynı başı çıkarmış.
***8220;Koyun kardeş! O da küçük. Daha büyükleri var, onlardan birini seçsene!... deyince keçi, kurtlar korkmuş, paniğe kapılmış, ***8220;bunlar bizim de kellemizi keserler***8221; diye endişeye kapılmışlar, yavaşça sıvışıp kurtulmayı düşünmeye başlamışlar.
Kurtların en yaşlısı:
***8220;Ateşin odunu azalmış. Biri gitsin de biraz odun getirsin***8221; demiş.
***8220;Ben getiririm***8221; deyip fırlamış içlerinden biri. Ve gidiş o gidiş. Bir daha dönmemiş. Bir diğer kurt:
***8220;Nerede kaldı bu? Gidip kontrol edeyim, odunu da çabuk getireyim***8221; demiş ve yavaşça sıvışıp gitmiş. O da ilk giden gibi bir daha geri dönmemiş. Üçüncüsü onlara kızıp söylenir gibi:
***8220;Bunların peşinden ben gitmesem olmayacak galiba***8221; diyerek gidip uzaklaşmış. Dördüncüsü, beşincisi derken bütün kurtlar peş peşe sıvışıp gitmiş ve bir daha geri gelmemişler.
Koyun ile keçi; ***8220;kurtlar döner mi acaba***8221; diye çok beklemişler ama dönen olmamış. Oturmuşlar, kurt başını da katık ederek, hazır pişmiş olan p***8217;asteyi bir güzel yemişler. Karınlarını doyurduktan sonra şıwanı da kırıp bir köşeye atmışlar ve oradan uzaklaşmışlar.
Yabanıllardan korunmak için geceyi yüksekçe bir yerde; iri bir ağacın üzerinde geçirmeyi planlamışlar. Keçi ağacın yüksekçe bir yerine, koyun biraz daha aşağıda bir yere yerleşip, geceyi sakince geçirmiş. Sabahleyin bütün yorgunlukları geçmiş, dinlenmiş bir halde uyanmışlar.
Geceyi aç ve susuz geçiren kurtlar sabaha karşı kendilerine gelmiş. ***8220;Ömür boyu bize azık olanlardan korkmuşuz. Olacak şey mi, onlar bizi yiyebilir mi hiç? Kılkuyruk bir keçi ile uyuşuk bir koyundan çekinecek ne var? Gidip bulalım onları! Esaslı bir ziyafet sofrası kuralım, karnımızı doyurup keyfimize bakalım***8221; diye düşünerek, eski ocaklarına, ateşin olduğu yere gelmişler. Ateş sönmek üzereymiş, şıwan da bir tarafta parçalanmış duruyormuş. Kurtlar öfkelenmiş, ***8220;Neredeyse bulacağız onları ve mutlaka yiyeceğiz***8221; deyip sağa sola bakınmışlar, keçi ile koyunu aramaya koyulmuşlar. Derken onları bir ağacın üzerinde bulmuşlar.
Kurtlar ağacın altında toplaşınca onlara daha yakın olan dallardan birinde tünemiş olan koyun korkudan titremeye başlamış, yerinde duramıyormuş. Onları gören yukarıdaki keçi, korkusunu hiç belli etmeden bağırmış koyuna:
***8220;En irilerini, ne büyüklerini kap da uzat bana***8221;. Kurtlar bunu duyunca
***8220;Aşağıda hareketlenene koyun bizi yakalayıp yukarıdakine uzatacak, kafamızı koparacaklar, bunların bir güvendiği olmasa böyle davranamazlar***8221;, diye korkup kaçmışlar. Ormanda kaybolup gitmişler. Kurtla koyun da ağaçtan inip, saklanacak bir yerler aramaya koyulmuşlar.
*Şıwan: Çerkes tenceresi. Genellikle pikten yapılmış, dibi kalın ve küresel bir çeşit tencere veya küçük kazan. Baca içindeki çengele takılarak veya sac ayağının üzerine oturtularak kullanılır.
**P***8217;aste: Darı veya bulgurun kaynar bol suda pişirilip, belağ denilen ahşap bir karıştırgaçla yoğrularak özleştirilmesiyle yapılan, özelikle şıpsı başta olmak üzere tavuk ve et yemekleri, kavurma, omlet vb. gibi yağlı, soslu yemeklerle birlikte ekmek yerine tüketilen özel bir Çerkes yemeğidir. Fırında kavrulmuş mısır unundan yapılanına mamırse veya mıramırse denir.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 25.08.07, 01:36
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Yiğitlik Taslayanlara
Adıge Pşisexer, s.55.
Anlatan: Hatkhue Téwıçüej, 87 yaşında.
Derleyen: ĞIŞ Nuh.
Derlenen yıl: 1959.

***8220;Bizden yiğidi var mı şu dünyada***8221; diyerek şişine övüne dolaşan üç arkadaş; ayı, tilki ve kurt, orman yolunda birlikte gezerken bir kedi görmüşler. Kedi, boylu boyunca uzanıp yatan kocaman bir atı kemirip duruyormuş. Bizimkiler onu görünce öyle korkmuşlar ki; ödleri kopmuş. Kendi kendilerine:
***8220;Bir ziyafet hazırlayıp davet edelim de, dost olmaya çalışalım. Yoksa böyle kocaman bir hayvanı öldürüp yiyen biriyle baş edemeyiz***8221; demişler. Müthiş kediyi davet edip ağırlamaya karar vermişler.
Büyük bir ağacın altında toplanmışlar, gerekli hazırlıkları tamamlamışlar, sonra da kedinin yanına kurdu göndermişler:
***8220;Kedi kardeş***8221; demiş kurt, ***8220;Ayı, tilki ve ben yiyecek bir şeyler hazırladık. Beni de sizi davet etmek için gönderdiler. Kabul eder katılırsanız seviniriz***8221;.
***8220;Peki***8221; demiş kedi, ***8220;elbette gelirim***8221;.
Kurt ile kedi birlikte ziyafet sofrasına gitmişler. Bakmışlar ki, nefis bir sofra hazırlanmış ama çevresinde kimsecikler yok. Ne olur ne olmaz diyerek ayı o koca ağacın tepesine tırmanmış, tilki oracıkta bir çalılığa gizlenmiş.
***8220;Peki nerede bu beni davet edenler***8221; demiş kedi.
***8220;Biraz önce şuracıkta bırakmıştım onları***8221; diye yanıtlamış kurt.
Tilki farkında olmadan bir gazel yaprağını kımıldatınca, kedi fare sanarak birden üzerine atlamış. Tilki neye uğradığını anlayamamış, korkudan fırlayıp kaçmış. Tilkinin fırlamasından ürken kedi can havliyle kendini ağaca atıp hızla tırmanmış. Kedinin hızlı hızlı tırmandığını gören ayının ödü kopmuş, aşağı düşüp ölmüş. Tilkinin kaçışını, ayının düşüp öldüğünü gören kurt orada durabilir mi artık! O da ormana dalıp kaybolmuş.
Bir süre sonra ortalık sakinleşmiş, giden gitmiş, kalan kalmamış. Kedi yavaşça aşağı inmiş, özenle hazırlanmış olan nefis ziyafet sofrasında karnını bir güzel doyurmuş, çekip gitmiş.
***8220;Bizden yiğidi var mı şu dünyada***8221; deyip duranlar, belki hâlâ, ***8220;kedi arkamızdan geliyor mu acaba***8221; diye korkuyla saklanıyorlardır ormanda, kim bilir?
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 25.08.07, 01:37
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Aç kurdun serüvenleri
Adıge Pşisexer, s.56.
Anlatan: Wıkhuel Hawe.
Derleyen: Brant***8217;e Ayub, Yedepsıkhuaye Köyü.
Derlendiği yıl: 1960.

Kurdun biri bir gün çok acıkmış, öyle acıkmış ki acından ölüyormuş. Ne yapsın, bir yiyecek aramaya çıkmış. Derken köyün çevresinde tek başına otlayan, acemi bir kuzu görmüş. Tam da kurdun aradığı böyle bir şeymiş. Birden üstüne atlayıp yakalamış kuzuyu.
Neye uğradığını şaşıran kuzucuk:
***8220;Krut kardeş, hayrola ne yapacaksın bana***8221; demiş.
***8220;Bri şey yapacak değilim, merak etme, yiyeceğim yalnızca***8221; demiş kurt, iştah ve alayla.
***8220;Aaaa! Olur mu hiç!***8221; demiş kuzu, ***8220;Ben daha ok küçüğüm hem de çok zayıfım. Otlamaya da yenice çıktım. Bırak beni de şu çayırda bir iki hoplayıp zıplayayım. Her zıplayışta avuç avuç etlenir, yağ bağlarım. Sen de etli, yağlı semiz bir kuzu yersin***8221;.
Öneri çok hoşuna gitmiş kurdun:
***8220;Peki***8221; demiş, ***8220;Haydi bir iki hoplayıp zıpla bakalım!***8221;
Kurdun elinden kurtulan kuzu, bir daha öyle acemilik eder mi hiç! Öyle hoplayıp zıplamış ki üçüncü zıplamada ağılını bulmuş.
Kurt da peşinden koşmuş doğal olarak. Ama bir de baksa ne görsün; elinde kocaman bir tüfekle çoban kapıda durmuyor mu!... Korkudan neredeyse açlığını bile unutmuş kurt, fırlayıp kaçmış oradan.
Ama bir süre sonra yine karnı zil çalmaya başlamış açlıktan. Ne yapsın? Olup bitenden sonra bir köy çevresine de yaklaşamaz artık. Hemen bir plan kurmuş kafasında: Ağzına bir kucak taze, yeşil ot doldurmuş, ölmüş gibi upuzun uzanıp yatmış. Derken bir süre sonra, oralarda otlamakta olan yılkıdan ayrılan koca bir kırat gelmiş yanına. Kırat yeşil otlara uzanınca kurt da saldırıp atı yere yıkmış.
***8220;Ama kurt kardeş, ne yapacaksın bana***8221; demiş at, korku içinde güçlükle.
***8220;Bir şey yapacak değilim, merak etme! Yiyeceğim yalnızca***8221; demiş kurt.
***8220;İyi de***8221; demiş at, ***8220;öyle burun kemiğimden başlarsan, kemik kemirmekten yağlı, etli kısımları bırakmak zorunda kalırsın sonra. En iyisi sırtıma çık da oradaki etli kısımlarla doyur karnını.
Kurt, doğru bulmuş öneriyi, elbette kuru burun ve kafa kemikleriyle uğraşmaktansa, sağrısından başlamak daha iyidir. Bunun üzerine atın burnunu bırakıp sağrısından başlamaya niyetlenmiş. Ama at burnunu kurtarır kurtarmaz dört nala kalkmış, artık bulabilirsen bul, kaçıp gitmiş.
Kurdun morali iyice bozulmuş. Açlıktan kıvranıyormuş ama bir çare de bulamıyormuş. Bitkin ve çaresiz, uzanıp yatmış. Uzunca bir süre yerinden bile kımıldayamamış. Derken, bu kez koca bir doru at, fark etmeden yaklaşmış kurdun yanına. Kurt, ummadığı bir anda kendiliğinden gelen bu ava pek sevinmiş, saldırıp boynundan kavramış.
***8220;Ne yapıyorsun, kurt kardeş? Bana ne yapacaksın***8221; demiş doru at.
***8220;Ne yapacağım, yiyeceğim tabii***8221; demiş kurt, kararlı bir biçimde.
***8220;İyi de***8221; demiş doru at, ***8220;beni nasıl yiyeceğini bilmen gerekir. Beni öyle rast gele yemeye kalkarsan yiyemezsin. Beni nasıl yemen gerektiğini arkamdaki tarifeden öğren de ona göre ye!***8221;
***8220;Gerçekten***8221; demiş kurt, kendi kendine, ***8220;ne zamandır aç dolaşıyorum, bari usulünü öğreneyim de şu atı ağız tadıyla yiyeyim***8221;.
Bu düşüncelerle tarifeyi öğrenmek için arkaya geçmesiyle ağzının üstüne tekmeyi yemesi bir olmuş. Kurdun iki azı dişini birden kıran at, ipi kırıp kaçmış.
Dişleri dökülen, ağzı burnu parçalanan kurt, açlığı yetmiyormuş gibi, üstüne üstlük bir de acılar içinde kıvrana kıvrana, nereye gittiğini bile bilemeden rast gele koşmuş gitmiş. Birden kendisini köyün kenar mahallesindeki bir evin avlusunda bulmuş. Avluda kurdu gören evin annesi korkudan fırlamış, çıkıp tavana sığınmış. Yaralı aç kurt inleye inleye evin açık kapısından içeri girerken, bitkinlikten eşikte yığılıp kalmış. Bir yandan da kendi kendine yüksek sesle yakınıp sızlanıyormuş:
***8220;Allahım! Tarife okuyacak molla kurt görülmüş şey mi? Ata binen kurt görülmüş şey mi? Kuzunun her sıçrayışta avuç avuç etlendiği, yağ bağladığı görülmüş şey mi? Ben ne akılsız., delinin tekiyim. Doğrusu benim gibi birine layık olan şey, yaş elma dalından yapılmış, adam akıllı iyi bir sopadır.
Evin annesi bunu duyunca, kendine gelmiş, yüreklenip, tavandan inmiş. Kapının arkasındaki kalın sopasını almış, vermiş sopayı, vermiş sopayı, döve döve kurdu öldürmüş. Hem kurda layığını buldurmuş, hem de kendisini ve herkesi kurttan kurtarmış.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
adıge, çerkes, çerkesler, masalları, pşisexer

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:19 .