Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Toplum ve Yaşam > Toplum bilimi > Etnik gruplar > Çerkesler - adıge pşisexer veya çerkes masalları

Etnik gruplar hakkinda Çerkesler - adıge pşisexer veya çerkes masalları ile ilgili bilgiler


ADIGE PŞISEXER veya ÇERKES MASALLARI ... T***8217;EŞÜ Mehmet Yasin Çelikkıran, Türkiye Çerkesleri içinde birçok ilke imza atmış değerli bir aydın ve yurtsever olarak tarihimize ve anılarımızda daima yerini alacaktır. O

Like Tree1Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.08.07, 13:14
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Çerkesler - adıge pşisexer veya çerkes masalları

ADIGE PŞISEXER veya ÇERKES MASALLARI
...
T***8217;EŞÜ Mehmet Yasin Çelikkıran, Türkiye Çerkesleri içinde birçok ilke imza atmış değerli bir aydın ve yurtsever olarak tarihimize ve anılarımızda daima yerini alacaktır.

O Türkiye***8217;de 60***8217;ından sonra anadiliyle okuma yazma öğrenmiş ilk Adıge***8217;dir. Adıge alfabesini ilk söktüğü, Anayurt Kafkasya***8217;da basılmış Adıgece kitapları heceleye heceleye de olsa okumaya başladığı günlerdeki sevinç ve mutluluğunu herkes gözlerindeki pırıltılardan okuyabilirdi. İlkokulda okumayı söken ve göğsüne kırmızı kurdele takılan çocuklar gibiydi.
İnsan düşünmeden edemiyor; 20-30 yıl sonra bugün, içinde bulunduğumuz nisbî ve fiili özgürlük ortamında bile kendi anadilinde okuma yazmayı başararak bu hazzı tadabilmiş kaç kişi vardır acaba?
Türkiye***8217;de ve dünyada ilk Adıgece-Türkçe ve Türkçe-Adıgece sözlükleri hazırlayıp yayımlayan odur. Çok yakınında, hatta önemli ölçüde içinde bulunduğum bu sözlük çalışmalarına ilişkin ortak anılarımızdan, rahmetli kendi yaşamında, (en azından yazılı olarak) söz etmedi. Ben de hem ona saygı duyarak, hem de daha çok uzatmamak için bu konuya ilişkin ayrıntılara girmiyorum.
Türkiye***8217;de ***8220;Çerkes atasözleri ve deyimleri***8221; kitabını ilk düşünüp hazırlayan ve yayımlatan yine odur. Hiç değilse yazım tekniği ve kullanılacak Latin kökenli Adıge alfabesi bakımından benim de bir nebze katkıda bulunduğum bu kitabı bir yayın sözleşmesi imzalayarak profesyonelce yayımlattığı zaman kendisini kutladığımda ***8220;Şimdi sıra Çerkes masallarında***8221; demişti.
Evet, ***8220;Çerkes Masalları***8221;nı Türkçe***8217;ye çevirip yayımlamanın gerekliliğini ilk gören de O olmuştur... Ne yazık ki ömrü vefa etmemiş ve bu kitabı yayımlayamadan yaşama veda etmek zorunda kalmıştır. İlk kez O***8217;nun düşünüp gündeme getirdiği Çerkes Masalları, O***8217;nun ölümünden sonra başkaları tarafından yayımlanmıştır.
(Bu masallar), esas olarak Rusya Federasyonu içinde yer alan Adıgey Cumhuriyeti***8217;ndeki Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü tarafından derlenen, değerli araştırmacı ve bilim adamı Xhut Şamseddin öncülüğünde düzenlenip 1990 yılında Maykop***8217;ta yayımlanan Adıge Pşısexer / Adıge Masalları adlı kitaptan yapılmış bir seçkidir. Kitap; 232 sayfalık orijinalindeki 150 masal ve halk söylencesinden rahmetli T***8217;eşü Yasin tarafından bizzat seçilip Türkçe***8217;ye çevrilmiş 37 masal ve söylenceyi içermektedir.
Benim yaptığım şey; yalnızca bunları bir kez daha orijinalleriyle karşılaştırarak kontrol etmek, bazı ufak-tefek düzeltmelerle Türkçe masal diline uyarlamak, orijinaline uygun bir sıralama ve düzenleme ile yayına hazırlamak olmuştur.
Ham çevirilerin büyük bir çoğunluğunun bilgisayara aktarılmasındaki katkıları için sayın Murat Bapşu***8217;ya; kitabın yayının üstlenen KAF-DER Genel Merkez yönetimine ve Genel Başkan Muhittin Ünal***8217;a teşekkür ederim.
Bu arada, bitirirken, bu çalışmanın orijinal bütününe ilişkin kısa bir bilgiyi de paylaşmak isterim. Bir süre benim de araştırmacı olarak görev almış olmaktan onur duyduğum Adıgey Cumhuriyeti Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü, oldukça mütevazı görünümüne karşın, Adıge Dili, edebiyatı, tarihi ve kültürü konularında gerçekten çok önemli çalışmalar yürütmektedir. Adıge sözlü kültür ürünlerini derleme çalışmaları bunlardan yalnızca biridir.
Uzun zamandır yürütülen Adıge sözlü kültür ürünleri derleme çalışmaları, önemli ölçüde tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılmış olan derlemelerin, Adıge Söylenceleri Külliyatı denilebilecek bir hacimde, 12 cilt halinde yayımlanması düşünülmektedir. Bir bölümünün Türkçeleri***8217;ni bu kitapta sunduğumuz masal ve söylencelerin kaynağı olan Adıga Pşısexer kitabı da bu çalışmanın ilk cildi sayılabilir...

(Önsöz***8217;den, Ankara, 1.Kasım.2000, (yayının redaktörü Fahri Huvaj))
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23.08.07, 13:14
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

İnsanın Üstünlüğü
Adıga Pşisexer, 21
Anlatan: Şşeweş***8217;ü Mos,
Anlatım Yeri ve Yılı: Tuapse kenti, 1952.
Derleyen: Hadeğal***8217;e Asker.

Hayvanlar yaşam kurallarına, görev ve sorumluluklarına ilişkin kararlar almak, işbölümü yapmak üzere kendi aralarında bir toplantı yapmışlar ve önemli kararlar almışlar. Alınan kararlar toplantı başkanı tarafından duyurulmuş:
***8220;Balık!***8221; demiş başkan, ***8220;Sen suda yaşayacaksın ve sudan hiç çıkmayacaksın!***8221;
***8220;Tilki!... Hileli dolambaçlı, ince işleri sana bırakıyoruz!***8221;
***8220;Koca kurt!.. Sen güçlüsün, kuvvetlisin. Herkes senden ürker, korkar. İstediğini yer içersin, dilediğin yerde keyfince yaşarsın.***8221;
Herkese konumlarına uygun görevler verilmiş.
***8220;Peki, kuvvet ve cesareti kim temsil edecek? Kıralımız kim olacak***8221; demiş biri, henüz açıklanmayan konuları gündeme getirmiş.
Bir öneri gelmiş birinden:
***8220;İçimizde en güçlü ve cesur olan aslandır. Onu kıral yapalım. İri gövdesi, heybetli görünümüyle buna en layık olan odur.***8221;
Öneri kabul edilmiş ve Aslan, kıral seçilmiş.
***8220;Peki, akıl ve tekniği kime verelim***8221; demiş biri.
***8220;Onu insana verelim***8221; demiş bir başkası, ***8220;onun gücü, kuvveti filan yok, zavallı başka türlü sürdüremez yaşamını.***8221;
Balık söz almış:
***8220;Sakın ha öyle bir şey yapmayın, akıl ve yeteneği insana vermeyin!***8221;
***8220;Neden***8221; diye sormuş hayvanlar, ***8220;Çok yerinde bir öneri.***8221;
***8220;Eğer akıl ve tekniği ona verirseniz, her şeye karışır, ne karada ne denizde hiçbirimiz rahat yüzü göremeyiz. Sen de aslan! Sen de kurt! Sen de tilki! Hiçbirinize rahat yüzü göstermez, her şeye egemen olur.***8221;
Kıral katılmamış yapılan itiraza:
***8220;Akıl ve tekniği insana verelim***8221; demiş, ***8220;onun yapacaklarına ben kefilim. Bir şey olacak olursa hesabı benden sorulsun. Güç ve kuvvet bende iken, insan ne yapabilir ki!... Yanlış yapmaya kalkarsa canına okurum, ayağımın altına alır, ezer geçerim. Siz kafanızı yormayın.***8221;
Aslanın teklifi kabul edilmiş, toplantı sona germiş. Karar da orada bulunmayan insana sonradan duyurulmuş.
Aradan zaman geçmiş, hayvanlar ormanda dolaşırken, ağaç kesen bir insana rastlamışlar. Yaptığı işin doğru olmadığını, ağaçları kesmemek gerektiğini söylemişler insana, ayrıcı durumu aslana da bildirmişler.
Aslan bu işe pek bozulmuş: ***8220;Demek oyla ha!.. Şimdi ben ona gösteririm. Gücüm, kuvvetimle cezasını vereceğim ilk insan buymuş demek!.. Aynı zamanda ilk azığım da!..***8221; demiş ve yola koyulmuş.
Aslanın öyle hiddetli bir şekilde geldiğini görünce insan, işini bırakmış, pek aldırış etmez gibi kestiği dalların üzerine oturmuş, kendisine doğru gelen aslana gülümseyerek bakmış. Aslan insanın bu umursamazlığına daha da içerlemiş:
***8220;Ne sırıtıp duruyorsun öyle... Ben seni gebertmeye geliyorum oysa... Hem neden kesiyorsun bakim sen bu ağaçları? Kimden izin aldın? Benim haberim olmadan ormandan bir yaprak bile kesemezsin. Orman bizim yuvamız, bilmiyorum musun?***8221; dedi.
İnsan gayet soğukkanlı bir şekilde:
***8220;Yüce kıralımız, izin verin de anlatayım. Sonra isterseniz kararını uygulayın.
Kudretli kıralımız aslanın düşmanı çok olur, dedim. Onu kıskanıp çekemeyenler günün birinde birlik olup saldırırlarsa diye, ona başkasının giremeyeceği bir sığınak, bir korunak yapmak istedim, hem ağacı değil, yalnızca bazı dallarını kestim ben, budadım yani. Kıralımız bu korunağa girdiğinde kimse ona bir şey yapamaz. Böylece hem kıralımızı korumuş olurum, hem de akıl ve tekniğin nasıl işe yaradığını göstermiş olurum, dedim. İşte bakın, bu korunağı sizin için yapıyorum.
Gülümseyişime gelince; bakın ben sizi nasıl düşünüyor, sizin için nasıl çalışıyorum, siz ise benim için neler düşünüyorsunuz. İşte ben bu garipliğe gülüyorum yalnızca.***8221;
***8220;Haa, öyle mi!.. Ben onu bilemedim***8221; demiş aslan, ***8220;aferin, iyi düşünmüşsün, işine devam et öyleyse, korunağımı çabuk bitir!***8221;
Bunun üzerine insan işini çabuklaştırmış, kısa bir süre sonra etrafı kazıklarla çevrili, üstü örtülü, kapısı da olan bir barınak yapmış ve aslana haber göndermiş. Çok geçmeden gelmiş aslan, sağını solunu iyice bir kontrol etmiş, pek beğenmiş.
***8220;Değerli kıralımız!***8221; demiş insan, ***8220;bir de içeriden bakın, size layık bir korunak yapabilmiş miyim? Bir eksiği kusuru var mı? Kontrol edip bildirirseniz...***8221;
Aslan hemen korunağın içine girmiş.
***8220;Nasıl?... Dışardan görünüyor muyum?***8221; diye sormuş insana.
***8220;Efendimiz, kuyruğunuz dışarıda kaldı onu da içeri çekerseniz..***8221;
Aslan kuyruğunu toplayıp içeri çekince, insan barınağın kapısını kapatmış, kapıyı sürgüleyip aslanı hapsetmiş.
***8220;Ey benim koca gövdeli, kudretli kıralım, akıl ve teknik olmadan bir şey yapamazsın. Bak işte şimdi seni hapsettim. Benim iznim olmadan oradan çıkamazsın. Açlıktan ölüp gidersin.***8221;
Aslan kükremiş, barınağın orasına burasına pençeler atmış, ama boşuna. İnsanoğlu barınağı çok sağlam ve dayanıklı yapmış. Aslanın çıkması olanaksız. Çaresiz, homurdanarak dönenip duruyormuş. Bağırmış, bütün hayvanları yardıma çağırmış. Kafesi parçalayıp kendisini kurtarmalarını istemiş. Hayvanlar kafesin etrafında toplanmışlar, olup biteni görüp anlayınca:
***8220;Eyvah!***8221; demişler, ***8220;koca aslanı zapt edip buraya kapatan insan, kim bilir bize neler yapmaz!***8221; Korkudan ödleri kopmuş, sağa sola kaçışmışlar, ormanın derinliklerinde kaybolup gitmişler.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23.08.07, 13:15
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kedinin Hacılığı
Adıge Pşisexer: 27
Anlatan: Aşşıne Axhmet Aslançerıy oğlu (1896 doğumlu)
Anlatım yeri ve yılı: Ğuebekhuaye Köyü, 1935
Derleyen: Hatkue Ahmed

İyice yaşlanıp güçsüz kalmış bir kedi, eskisi gibi fare avlayamadığına üzülür dururmuş. Bir gün ayaklarını altına toplamış yatarken, ***8220;ne yapmalı ne etmeliyim ki, fareler benim yanıma gelsin***8221; diye düşünmüş. Aklından türlü türlü hileler geçirmeye başlamış. Derken bir şeytanlık gelmiş aklına ve bunu gayet masum bir görünümle uygulamaya karar vermiş.
Bütün farelere bir duyuru yapmış:
***8220;Ben artık hacı oldum, çok da yaşlandım. Ölümüm bugünlü yarınlı, günlerim sayılı. Artık benden kimseye zarar gelmez bundan sonra. Doğru, gençliğimde kiminizin anasını, kiminizin babasını, kiminizin yavrusunu yedim. Yaptıklarım için büyük pişmanlık duyuyor, vicdan azabı çekiyorum. Toplanıp gelin yanıma, hepinizden af dilemek, herkesle helalleşmek istiyorum. Bağışlamanızı diliyorum.***8221;
Arsan ile Avcec, iki çelimsiz fare, ***8220;kediden hacı olmaz, büyük küçük demeden, yakaladığını yeyip yutan bu kedinin sözlerine inanmayın Bu davette bir iş var. Sakın gitmeyin***8221; diye çok çabalamış. Ama dinleyen olmamış, fareler toplanıp gitmişler, kedinin yanına. Avcec ile Arsan katılmamışlar davete, olup bitecekleri görmek için yakındaki bir yüksekge çıkıp beklemeye başlamışlar. Kedi farelerin birer ikişer yanına gelmekte olduklarını görünce pek sevinmiş.
Herkes geldikten sonra:
***8220;Kusura bakmayın, toplantı yerimiz biraz büyük ve dağınık, Şuradaki fırında toplanırsanız, kapıdan hepinizi rahatlıkla görür, her birinizle ayrı ayrı ilgilenebilirim. Biliyorsunuz çok yaşlandım. Artık gözlerim iyi görmüyor, kulaklarım da ağır işitmeye başladı***8221; demiş. Çok kibar ve saygılı davranıyormuş herkese. Fareler de bu içten ilgiye seviniyorlarmış.
Fareler fırına girince hacı kedi: ***8220;şimdi birer birer yanıma gelin, helalleşelim***8221; demiş. Helaleşmek için gelen fareleri tek tek yakalayıp yutmaya başlamış. Fareler öyle korkmuş ki; ödleri kopmuş zavallıların, gözleri fırlamış... Kaçacak yerleri de olmadığından, fırının içinde korku ve telaşla bir öteye bir beriye koşuşmaya başlamışlar. Kedi, keskin ve sivri pençeleriyle yakaladığını yutuyormuş. Hepsini tek tek yakalayıp yemiş, bitirmiş. Son bir minik fare kalmış. Onun da kulaklarını ısırmış ve ***8220;Seni haberci olarak bırakıyorum. Git Arsan ile Avcec***8217;e söyle; sıra onlara da gelecek, benim aleyhimde atıp tuttuklarını unuttum sanmasınlar.***8221;
Kulakları koparılmış, başı kanlar içinde, bitkin bir halde kurtulan minik fare, doğruca Arsan ve Avcec***8217;e gitmiş. Arsan ve Avcec çıktıkları yüksek yerden, fırının içinde olup biteni görmediklerinden, merakla bekliyormuş. Farelerin başına gelenleri duyunca fenalık geçirmişler, bayılıp aşağı düşmüşler. Arsan***8217;ın başı, Avcec***8217;in ayağı kırılmış. Yaralı iki fare güçlükle evlerine götürülmüş.
***8220;Bizi dinlemediler, mahvoldular. Bu ülkede artık farelerin kökü kuruyacak. Kardeşlerimizin uğradığı bu soykırımdan sonra, yaşamak bize haramdır***8221; diyerek iki fare yuvalarına kapanmışlar. Toplum içine karışmaz, kimselerle görüşmez olmuşlar, ölüm orucuna başlamışlar, yardım için gelenlere, yiyecek filan getirenlere de kapılarını açmıyorlarmış.
Arsan ile Avcec***8217;in bu durumlarını duyan yaşlı fare nine bir gün ziyarete gitmiş. Kapıyı çalmış, çalmış ama içeriden ses gelmemiş.
Fare nine:
***8220;Yavrularım! Biliyorum, kapıyı çaldığımı duyuyorsunuz. Ama kapıyı açmadıkça buradan gitmem, bilesiniz. Evet, sizler haklıydınız, fareler sizi dinleselerdi bu felaket başımıza gelmezdi. Hata ettiler, yanıldılar. Hatalarını hayatlarıyla ödediler. Ama bunun için sizler yemeden içmeden, kendinizi ölüme bırakamazsınız. Bunda da siz hata ediyorsunuz. Açın kapıyı da, size başımdan geçenleri anlatayım. Sonra isterseniz yine kapınızı kapatıp kilitler, istediğinizi yaparsınız***8221; demiş.
Yaralı iki fare, isteksiz, gönülsüz, fare nineye saygısızlık olmasın diye, kapıyı açmışlar. Fare nine Arsan ile Avcec***8217;in yaralarını silmiş, temizlemiş, onlara yiyecek vermiş ve başlamış anlatmaya:
***8220;İlk dokuz yavrumu kartal kaptı götürdü. Sonraki on yavrum peynir suyunda boğulup öldü. On dokuz yavrumun acısına dayanamaz oldum, kendimi yerden yere vurdum. Ellerimle boğazımı sıktım, ölmek istedim, ölemedim. Çatının üstüne çıkıp kendimi oradan aşağı attım, yine ölmedim. Kuru peynire kafamı vurdum, dişledim, kendimi sakatlayıp öldürmeye çalıştım. Yine olmadı. Boğulayım diye kendimi yağ tulumuna attım, yine başaramadım. Sizin başınıza gelenler benim başıma gelenlerden daha acı ve dayanılmaz değil. İşte görüyorsunuz hâlâ yaşıyorum.
Kendinizi ölüme terk etmekle ne kazanacağınızı sanıyorsunuz? Dostlarınız üzülür o kadar. Yalnızca dostları üzmek mi amacınız? Zamanla sizin de acılarınız geçer, alışırsınız. Size düşen görevler var. Sizden sonrakilerin size ihtiyaçları var. Bu olup bitenleri bütün farelere anlatmalı, onları uyarmalısınız. Ayrıca, o sahtekar hacı kediden de öcümüzü almalıyız. Bunun için sizin gibi akıllı ve genç farelere ihtiyacımız var. Başka hiçbir nedenle olmasa bile, öcünüzü almak için yaşamalısınız. Sizin önderliğinizde birlik olup, mücadele etmeliyiz. Hadi, yemeklerinizi yiyin! Ben yaralarınızı sararım, merhem getirir sürerim. Kısa sürede sizleri diğer farelerin arasında görmek istiyoruz. Evet, benim diyeceklerim bunlar.***8221;
Arsan ile Avcec, fare ninenin söylediklerini dikkatle dinlemişler, çok da haklı bulmuşlar. Onun öğütlerine uyarak kısa zamanda ölüm orucunu bozmuş, beslenip toparlanmışlar, kısa zamanda ayağa kalkmışlar. Fareleri toplayıp bir örgüt kurmuşlar. Yaşadıkları sürece kedilere asla güvenmemişler, onlardan korunmak, onlarla mücadele etmek için dikkatle çaba göstermişler, yaşayıp gitmişler.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.08.07, 13:16
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Sivrisineklerin Kaybolan Kıralı
Adıga Pşısexer, s.30
ÇÜXHUE İbrahim, Afıpsıp,
Yayım yılı: 1937

Sivrisineklerin Kıralı bir gün tek başına gezmeye çıkmış. Gidiş o gidiş bir daha dönmemiş. Bu duruma sivrisinekler son derece üzülmüşler. Aralarından biri çıkmış: ***8220;Boşuna vakit kaybetmeyelim, vakit geçirmeden kendimize yeni bir kıral seçelim***8221; demiş.
Her tarafa haber salınmış. Bütün sivrisinek gruplarının gönderdiği birer temsilci katılımıyla bir toplantı yapılmış. Delegelerin en yaşlısı söz almış:
***8220;Kıralımızı buluncaya kadar durmadan arayalım. Bir boynuz darbesiyle mi öldü, yoksa bir at kuyruğu mu çarptı, bir toprak veya yaprak altında mı ezildi? Ne olduysa öğrenelim. Ya ölüsünü ya da dirisini bulalım. Ondan sonra yapacağımız şey üzerinde tartışalım***8221; demiş.
Sonunda kurultay bir karar almış ve karar yüksek sesle okunmuş:
***8220;Üzengiye basabilen ata binebilen herkes, genç yaşlı demeden bütün sivrisinekler seferber olacak. Kıralımızın başına geleni mutlaka öğreneceğiz.***8221;
Bu ilan üzerine kimisi kanatlanmış uçmuş, kimisi atına atlamış, yazıda yabanda, dağlarda, ormanlarda, yüksek kaya kovuklarında, bataklıklarda hatta Karadeniz, Azak Denizi ve Hazar denizi kıyılarına kadar varan geniş sahaları bir bir taramışlar, kontrol etmişler ve hiçbir yerde kıralın izine rastlamamışlar. En sonunda atlar yorgun, kanatlar kımıldamaz olmuş. Yağmurlar da yavaş yavaş çiselemeye başlayınca gruplar halinde kurultayın yapıldığı yere dönmeye başlamışlar.
Bri grup sivrisinek bir köyün kenarında mola vermeye karar vermiş. Bri köy ahırında dinlenirken küçük bir fare onları görmüş. Binlercesi bir arada, sessiz sedasız kimseyi sokmadan yorgun ve üzgün bekleyip duruyorlarmış. Fare sevinçle:
***8220;Hoş geldiniz, sefa getirdiniz!***8221; demiş, onlara yiyecek içecek getirmiş. Atlara da sularını, yemlerini vermiş. Yorgun olduklarından erken yatmalarını sağlamış. Sivrisinekler sabahleyin çok erken kalkmışlar. Atlara eyerlerini vurup gitmek için hazırlanmışlar. Bunların bu halini gören küçük ve akıllı fare ***8220;mutlaka bir sıkıntıları vardır, bir öğreneyim bakayım***8221; demiş ve yanlarına sokulmuş:
***8220;Değerli konuklarım, niye bu kadar acele ediyorsunuz? Gitmek için daha çok erken. Ben daha çok kalacağınızı umuyor ve seviniyordum. Dün akşam töreleriniz gereği şarkılar söylemediniz, masallar anlatmadınız. Yüzleriniz asıktı, bir şeye üzülüyor olmalısınız. Bir kimse gururunuzla mı oynadı? Çözemediğiniz bir sorun mu var? Anlatınız bana. Konuklarım için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım. Yeter ki yapabileceğim bir şey olsun***8221; demiş. Sivrisineklerin başkanı:
***8220;Sayın ev sahibimiz! Sen bize çok sıcak ve samimi davrandın. Senden son derece memnun kaldık. Tanrı senden razı olsun. Buradaki bütün sivrisinekler adına sana çok teşekkür ederim. Doğru, haklısın. Bir derdimiz var. Kıralımız kayboldu. Bir gün kendi başına gezmeye gitti ve bir daha dönmedi. Bunun üzerine sivrisinekler kurultayı bir karar aldı. Alınan o karar gereğince her tarafı arıyoruz. Ama nafile, onu hiçbir yerde bulamadık. Öldü mü, öldürüldü mü? Bilmiyoruz. Üzüntülü ve durgun halimizin nedeni budur***8221; demiş.
Akıllı ve küçük fare bunun üzerine:
***8220;Evet, şimdi anladım, üzülmekte haklısınız. Ama bu ne zamana kadar sürecek? Üzülmek bir meseleyi halletmiyor ki. Ben başımdan geçen bir olayı anlatayım size***8221; diyerek söze başlamış:
***8220;İlk doğurduğum on yavrum buğday taneleri altında kalarak öldü. Ondan sonra üç yavrum daha dünyaya geldi. Onlar da peynir suyunda boğularak öldü. Üçüncü defa yaptığım doğumdan olan altı tane yavrum da kocaman bir tahta altında can verdi. En son tek bir yavrum daha oldu. Tek yavrum olduğu için üzerine titriyor, onu her tehlikeden korumaya çalışıyordum. Yaşamlarını yitiren 18 yavrumun sevgisi bu bir tek yavruda toplanmıştı. Bir gece uğursuz ve zalim bir kedi yavrumu kaptı. Gözlerimin önünde vıyaklata cıyaklata yedi yuttu. Artık yavrulayamaz olmuştum. Avunacak hiçbir şeyim kalmamıştı. Benim kaybım 19, sizin kaybınız bir. Ayrıca siz kendi aranızda yeni bir kıral seçebilirsiniz. Kıral sizin oğlunuz değil, babanız değil. Hiç kıralınız olmasa da yaşayabilirsiniz. Niye bir kırala bu kadar bağlanıyorsunuz ki?***8221;
Sivrisinekler farenin bu konuşması üzerine uzun uzun düşünmüşler: ***8220;Kaybolmuşsa kabahat kendisinin. Bizim bir suçumuz yok. Bir bakıma iyi de oldu. Gereksiz emirlerinden, kaprislerinden de usanmıştık. Şişinip kasılması da cabası idi***8221; diye söylenenler olmuş. Fareye tekrar teşekkür edip oradan ayrılmışlar ve ülkelerine dönmüşler. Yeniden kurultayı toplamışlar. Yapılan aramalardan ve farenin anlattıklarından söz etmişler. Bir sivrisinek söz almış:
***8220;Kıralın bize kârdan çok zararı oluyordu***8221;, diğeri ***8220;Hiçbir zaman bir iyiliğini görmedik***8221; demiş. Sonuçta, hepsi kıralsız yaşamaya karar vermişler. O gün bu gündür sivrisinekler kendi başlarına kıralsız yaşarlarmış.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23.08.07, 13:16
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Fil ile Bülbül
Adıge Pşisexer, s.32.
TSEY Fat***8217;imet, Şıncıy Köyü.
Derleyen: TSEY İbrahim.
Yayım yılı: İlk kez 1937 yılında yayımlanmıştır.

Ormanın kenarında bir bülbül yaşarmış. O da her bülbül gibi yaz gelince kendine bir yuva yapmış. Yumurtalarını yuvasına güzelce yerleştirmiş, üç hafta üzerinde yatmış, ısıtmış, yavrular çıkarmış. Birbirinden güzel beş tane bülbül yavrusu yavaş yavaş büyümeye başlamış. Anaç bülbül son derece mutlu bir şekilde yavrularına yem getiriyor, su taşıyıp birer birer gagalarına boşaltarak onları besliyormuş.
Bu ormanın kenarında bir de fil yaşıyormuş. Koca fil su içmeye giderken hep bülbülün yavrularının bulunduğu yuvanın yanından geçermiş. Anaç bülbül bir gün bu koca filin yavrularını ezmesinden korkmuş ve ona:
***8220;Ne olursun yavrularıma dikkat et! Yuvamın bulunduğu dala çarpma***8221; diye tembih edip yalvarmış.
Bülbülün bu tembihinden fil rahatsız olmuş. Bir gün yine su içmeye giderken anaç bülbülün olmadığı bir zamanda, yuvasının bulunduğu ağaca omuzlarını vererek sürtünmüş ve ağacı sallamış. Ağacın dalındaki yuva aşağı düşmüş, fil de yuvanın ve bülbül yavrularının üzerine koca ayağıyla basıp geçmiş ve su içmeye öyle gitmiş.
Bülbül akşamüzeri yem getirerek yuvasına döndüğünde bir de ne görsün; yuvası yerde parçalanmış, yavrularının kanlı ölüleri de ezilmiş, paramparça olmuş. Bunları gören bülbül feryat etmeye başlamış: ağlamış ağlamış file beddualar etmiş. Filin olduğu yere gitmiş:
***8220;Benim gibi küçük ve güçsüz bir kuştan ne istedin? Boyundan posundan utan! Ama şunu iyi bil ki bundan sonra birinci düşmanın benim ve senden yavrularımın intikamını alacağım***8221; diye tehditler savurmuş, ağlayıp sızlanmış. Fil ise ona hiç aldırmadan:
***8220;Bildiğinden geri kalma! Ben bunca güçlü ve iri bir hayvanım. Kızarsam herkesi ezer geçerim. Senin gibi ufak tefek kuşlar bana vız gelir***8221; demiş. Bülbül ağlamayı keserek file:
***8220;Bilesin ki koca ve çirkin fil! Yaptığını burnundan getireceğim***8221; demiş ve o günden itibaren ormandaki bütün kuşları bir bir dolaşmış. Başından geçen felaketi anlatmış ve onlardan yardım istemiş. Kuşlar:
***8220;Biz sana nasıl yardım edebiliriz? Koca bir fille nasıl baş edebiliriz ki***8221; diye sormuşlar. Bülbül:
***8220;Hepimiz bir olursak güçlü oluruz. Sürü halinde etrafında uçuşur, gözlerini gagalarız. Biliyorsunuz gözlerinin üstünde bir boynuz veya diş yok. Gözlerine gagalarımızı batırır, uçar gideriz***8221; demiş.
Ertesi gün suya giden koca filin etrafında kuşlar fır fır dönmeye başlamış. Arka arkaya yüzlerce kuş fili şaşkına çevirmiş. Gözleri oyulan fil nereye saldıracağını bilemeden kendi etrafında inleyerek dönmüş durmuş.
Dertli bülbül bu birinci planından sonra, filin her gün su içmeye gittiği sulak yere gitmiş. Oradaki kurbağalara filin kendisine yaptıklarını, yavrularını acımasızca nasıl ezdiğini anlatmış ve kurbağalardan yardım istemiş. Kurbağalar şaşırmış. ***8220;Biz dev bir file ne yapabiliriz ki? Sana nasıl bir yardımda bulunabiliriz ki***8221; diye sormuşlar. Bülbül kararlı bir şekilde:
***8220;Yapacağınız iş gayet basit. Sizin için hiçbir tehlike de yoktur. Bu yaşadığınız göletin batı tarafı bataklıktır. Çok derin çamur çukuru olan o tarafta toplanacaksınız. Sizler bataklıkta batmazsınız. Fil her günkü gibi yine su içmeye gelecektir. Ancak artık gözleri görmüyor. Siz o bataklıkta vrak vrak diye öteceksiniz. Fil oraya doğru gelecek ve bataklığa düşecek.***8221;
Ertesi gün bütün kurbağalar bataklık olan yerde toplanmış. Çok geçmeden fil homurdana homurdana, kulaklarını kabarta kabarta meydana çıkmış.
Kurbağalar hep bir ağızdan vrak vrak diye bağırmaya başlamış. Fil kulaklarını o tarafa çevirerek yürümeye başlamış, kurbağalara çok yakınlaşınca biraz daha hızlanmış. Hortumunu uzatarak koşar adımlarla yürümüş. Birden kendini bataklığın en derin yerinde bulmuş. Çabaladıkça çamura gömülmeye, çamur koca gövdesini yavaş yavaş yutmaya başlamış. Olanları izleyen bülbül filin baş ucunda uçarak dolaşıyor, bir yandan da şunları söylüyormuş
***8220;Hey koca fil! Hani gücünle herkesi ezip geçerdin, hani ufak tefek kuşlar sana vız gelirdi. Hatırlar mısın, sana intikamımı alacağım, seni pişman edeceğim demiştim. Haydi şimdi kurtar bakalım kendini.***8221;
Koca fil homurdanarak ve etrafa çamurlar saçarak yavaş yavaş bataklığa gömülmüş, boğulup gitmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23.08.07, 13:17
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Serçe İle Tilki
Adıge Pşısexer, s.33
Anlatan: ŞAŞ***8217;E Bıy, Pçıhal***8217;ıkhuay Köyü.
Derlendiği yıl: 1935.
Derleyen: TSEY İbrahim

Bir varmış, bir yokmuş... Çok eskilerde yaşlı bir karı-koca varmış. Bir gün ihtiyar adam tarlaya çift sürmeye gitmiş. Yaşlı adam eşine: ***8220;Ben şu tarladayım. Azığımı oraya getir***8221; demiş.
Aynı gün o tarlaya giden yolun üzerinde bir tilki bir serçeyi yakalamış. Serçe bir yandan tilkiden kurtulmak için çırpınıyor, bir yandan da ***8220;Bana ne yapacaksın***8221; diye soruyormuş. Tilki:
***8220;Seni yiyeceğim tabii ki!***8221; demiş. Serçe yalvararak:
***8220;Ben çok zayıf ve küçüğüm. Etim budum nedir ki? Bir lokma bile gelmem. Beni yemekle karnın doymaz, ama bırakırsan senin karnını iyice doyururum. Sonra güldürür, eğlendiririm, ondan sonra da sana müthiş bir koşu sporu yaptırırım. Böylece hem karnın doyar, hem eğlenir, hem de koşu rekoru kırarsın***8221; demiş.
Tilki bunun üzerine:
***8220;Peki, haydi göster bakalım şu marifetlerini***8221; demiş ve serçeyi bırakmış.
***8220;Sen beni takip et***8221; demiş serçe. Birlikte yola devam etmişler. Serçe yol kenarında bulunan bir çalı yığınının olduğu yerde durmuş. ***8220;Şimdi şu yumuşak toprağı kaz***8221; demiş, kazdırmış, ***8220;içine yat***8221; demiş, yatırmış tilkiyi ve üzerini toprakla iyice örtmüş.
Biraz sonra kocasına sırtında küçük bir çıkınla azık götüren yaşlı kadın görünmüş. Kadın tam tilkinin saklı olduğu yere gelince, serçe kadının bir önünde, bir arkasında, bir sağında bir solunda ona çok yakın olarak uçmaya başlamış. Kadına o kadar yakın uçuyormuş ki serçe, neredeyse kadın elini uzatsa tutacak gibiymiş. Yaşlı kadın:
***8220;Şu güzel minik kuş ne kadar da cana yakın! Şunu yakalayayım da evde besleyeyim. Hem bana arkadaş da olur***8221; demiş ve hemen yakınında uçuşan minik kuşu yakalamak için azık çıkınını yere koymuş. Serçe yine kadının etrafında uçuşarak onu yemek çıkının olduğu yerden uzaklaştırmış.
Tilki yattığı yerden olan biteni gizlice izliyormuş. Kadın uzaklaşınca, üstündeki toprağı atarak kalkmış, azık çıkınında ne var ne yoksa hepsini silip süpürmüş. Karnı iyice doyduktan sonra tekrar saklandığı çukura yatmış, üstünü toprakla örtmüş.
Yaşlı kadın uçan serçeyi bir türlü yakalayamamış ve yakalamaktan ümidini kesince dönüp azık çıkınının olduğu yere gelmiş. Bakmış ki kocasına götürdüğü yiyeceklerden bir lokma bile kalmamış.
***8220;Aman allahım başıma gelene bak! Ben ne yaparım şimdi? Kocama ne derim? Eyvah ki eyvah!***8221; diye dövünmüş. Hemen koşarak eve dönmüş, tekrar yemek hazırlamış ve hızlı adımlarla tarlaya doğru yola koyulmuş.
Kadının eve döndüğünü gören serçe tilkinin yanına gelmiş; ***8220;Haydi kalk, gidiyoruz***8221; demiş. Serçe tilkiyi almış, tarlada çift süren adamın yakınındaki ormana götürmüş. Onu çiftçinin göremeyeceği bir yere oturtmuş, kendisi de bir dala konmuş. Tilkiye:
***8220;Beni bırakırsan karnını doyuracağım, sonra da gülüp eğlendireceğim, ondan sonra da koşu yaptıracağım demiştim ya... Birincisini yerine getirdim, şimdi sıra ikincisinde. Yaşlı kadın biraz sonra kocasına yiyecek getirmek için gelecek. O geldiği zaman sen bulunduğun yerden bizi izle***8221; demiş. Adam:
***8220;Nerede kaldın be kadın? Açlıktan öleceğim. Bu kadar geç kalınır mı?***8221; demiş.
***8220;Ah başıma gelenleri sorma! Üç saat önce çok yakına kadar gelmiştim. Karşıma bir serçe çıktı. O kadar cana yakın, o kadar sevimli ve güzeldi ki! Bir sağımda bir solumda, bir önümde bir arkamda tepeme konacak gibi uçuyordu. Şu kuşu yakalayayım dedim ve azık çıkınını yer bırakıp uzaklaşmışım. Yakalamaktan ümidi kesip geri dönünce bir de ne göreyim, azık çıkını bomboş değil mi? İçinde bir kırıntı bile kalmamış, birisi her şeyi yemiş bitirmiş. Koşarak eve gittim, sana tekrar yemek hazırladım ve getirdim. Bu yüzden geciktim. İstemeden oldu, beni bağışla***8221; demiş.
***8220;Peki***8221; demiş kocası, ***8220;Önemli değil, olur böyle şeyler üzme tatlı canını!***8221;
Olan biteni uzaktan izleyen serçe uçarak gelmiş ve kadının başına konmuş. Cik cik diye ötmeye başlamış. Kadın kuşun sesini tanımış. Heyecanla kocasına:
***8220;Bak işte yine o serçe! Şimdi de gelip başıma konmuş, ötüyor!***8221; demiş. Yaşlı adam uzunca bir sopa almış, karısının başındaki serçeye vurmak için sopayı hızla indirmiş. Serçe son anda uçup gitmiş tabii, kadın da neye uğradığını anlamadan yere yuvarlanmış. İhtiyar çiftçi karısına:
***8220;Vah vah! Yazık oldu. Kuşa vurayım derken sana geldi sopa, kusura bakma! Çok üzgünüm***8221; demiş ve kadını kaldırmış. Biraz sonra serçe tekrar uçup gelmiş ve bu kez adamın omzuna konmuş. Adam hiç kıpırdamadan karısına seslenmiş:
***8220;Bu serçe de çok olmaya başladı artık. Yeter bizi oynattığı. Yerdeki sopayı al da arkamdan yavaşça yaklaş. Şu yaramaz kuşa bir haddini bildir!***8221;
Kadın uzun sopayı almış, arkadan yaklaşarak bütün gücüyle kocasının omzundaki serçeye indirmiş. Serçe pırr diye uçup gitmiş, sopayı yiyen adamcağız da yere serilmiş.
Ormanın kenarında bunları seyreden tilki gülmekten kırılıyormuş. Yanına gelen serçeye, ***8220;çok eğleniyorum***8221; demiş. Serçe:
***8220;Haydi! Şimdi başka bir yere gideceğiz***8221; demiş. Yola koyulmuşlar. Bir süre gittikten sonra karıncaların yığdığı bir tümseğe rastlamışlar. Serçe tilkiye:
***8220;Şu yumuşak toprağı kaz! Kendini içine göm! Üstünü de ört!***8221; demiş.
Tilki söyleneni yapmış. Kendini toprağa gömmüş, ama kuyruğunun ucunun dışarıda kaldığını fark etmemiş. Serçe de dışarıda kalan kuyruğun ucuna oturmuş. Bir süre sonra bir grup atlı avcı, yanlarında köpekleriyle o tarafa doğru gelmeye başlamış. Avcılar kendilerine doğru yaklaşınca serçe telaşla ötmeye, tilkinin gömülü olduğu toprağı ayaklarıyla eşelemeye başlamış. Köpekler oraya gelince serçe uçup gitmiş. Ortada kalan kurluğu gören ve koku alan köpekler tümseğin yanına gelmişler. Bazıları tilkinin kuyruğunu ısırmaya, bazıları da toprağı eşmeye başlamış. Tilki birden ok gibi fırlamış, öyle bir kaçmaya başlamış ki ardından atlılar bile yetişememiş. Canını zor kurtararak kendini ormanın derinliklerine atmış. Dili dışarıda, nefes nefese, bitkin bir halde yere uzanmış. Kalbi küt küt atarak başından geçen korkulu anları düşünüyormuş. Olan biteni havada izleyen serçe, yerde yatan tilkiye:
***8220;Dilin de amma uzunmuş ha!.. Hem neden öyle upuzun yatıyorsun***8221; demiş. Tilki:
***8220;Biz tilkiler için kurnaz diyorlar ama sen kiklileri de geçtin. Bundan sonra ne senin, ne de başka serçelerin sözüyle hareket etmeyeceğim. Bir daha elime düşersen koşu nasıl yapılırmış sana gösteririm!***8221; demiş ve ormanın içlerine doğru uzaklaşıp gitmiş. Serçe de konduğu dalda keyifli keyifli ötmeye devam etmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25.08.07, 01:22
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Hakikatsiz Arkadaşlar
Adıge Pşisexer, s.36.
Anlatan: THAL***8217;I Mahmud. Yedebsıkhuay köyü, 1934.
Derleyen: TSEY İbrahim.

Kurt, ayı, domuz ve tilki ormanda karşılaşmış ve arkadaş olmuşlar. Kendi aralarında anlaşmışlar; bundan böyle birlikte avlanacaklar, avladıklarını da paylaşarak yiyeceklermiş. Bunun üzerine ortaklaşa bir av partisi düzenlemişler. Üç gün üç gece av peşinde gezmişler ama hiçbir hayvana rastlamamışlar. Açlıktan ve yorgunluktan bitkin düşmüşler. Ne yapalım, ne yiyelim de açlığımız geçsin diye kara kara düşünürken domuz derin bir uykuya dalmış. Onun iyice uyuduğunu gören tilki:
***8220;Biliyor musunuz, çok güzel bir yiyeceğimiz var***8221; demiş. Kurtla ayının gözleri fırlamış:
***8220;Nerede hani? Aman çabuk söyle***8221; demişler. Tilki:
***8220;Şu uyuyan domuzu yiyeceğiz***8221; demiş. Kurt şaşırarak:
***8220;Olacak şey değil! Görmüyor musun onun sivri ve uzun dişlerini***8221; demiş. Tilki hiç istifini bozmadan:
***8220;Olacak, olacak, hem de öyle olacak ki, domuz kendiliğinden bu işe razı olacak. Onu kendi rızasıyla yiyeceğiz***8221; demiş.
Kurt ile ayı tilkinin bu sözlerine akıl erdirememiş. Oturup tilkiye ***8220;bu nasıl olacak***8221; der gibi bakmaya başlamışlar. Tilki yapılacak şeyleri onlara anlatmış. Demiş ki:
***8220;Yapacağımız şey şudur: Ben neyi nasıl yiyeceğimiz ve karnımızı nasıl doyuracağımız konusunda bir fikir ortaya atacağım. Domuz dahil üçünüz beni dikkatle dinleyeceksiniz. Ben domuza diyeceğim ki, ***8220;Sen uyurken biz arkadaşlar bir karara vardık. Kim şimdi yiyecek olarak kendisini bize sunarsa bizler de kışın yiyeceklerin en kıt olduğu zaman ona her birimiz semiz birer dana vereceğiz.***8221;
Bu söz üzerine kurt sen diyeceksin ki: ***8220;A, kışın bana semiz üç dana verilecek olduktan sonra ben hazırım beni hemen yiyebilirsiniz***8221; diye öne atılacaksın. Ayı arkadaş aynı şekilde sen de buna talip olacaksın. Ben gerisini hallederim***8221; demiş.
Horul horul uyumakta olan domuzu uyandırmışlar. Karşılıklı sohbete başlamışlar. Kurt:
***8220;Açlıktan ölmek üzereyim! Ne olur buna bir çare bulun! Ben böyle nasıl yaparım***8221; demiş. Ayı:
***8220;Ormanda yiyecek bir şey kalmadı. Açlıktan öleceğiz***8221; demiş.
Tilki hemen söz alarak:
***8220;Kim bize şimdi kendini yedirirse, biz de kışın en soğuk, en fırtınalı günlerinde ona birer semiz dana verelim. Ne dersiniz***8221;.
Kurt hemen parmak kaldırarak;
***8220;Kışın bana üç semiz dana verilecek olduktan sonra ben bu işe razı olurum. Haydi beni yiyin!***8221; demiş. Ayı bu öneriyi kabul etmemiş:
***8220;Sen ufak tefeksin, hepimize yetmezsin. Ben daha iriyim. Hepinizin karnını doyururum. Bir hafta açlık çekmezsiniz. Haydi, beni yiyin, daha iyi!***8221; demiş.
Tilki yine sözalıp:
***8220;Arkadaşlar! Herkes beni yiyin, diye öne atılıyor. Tabii büyük menfaat var işin ucunda. Üç semiz dana ne damak? Bütün bir kış avlanma derdi, açlık derdi olmadan bir hayvana yeter de artar bile. Şurada uykudan uyandırdığımız, sessizce duran açlık ve uykusuzluk sersemi olmuş domuz arkadaşa niye hiç sormuyorsunuz? Ayıp değil mi? Bu yaptığınız arkadaşlığa sığar mı***8221; demiş.
Olan biteni alık alık seyreden ve dinleyen domuz:
***8220;Herkes sözünde durup, kışın bana üç semiz dana verecekse, bu çok kârlı bir iş. Bir koyup üç almak demek yani! Ama herkes sözünü tutacak mı***8221; diye sorunca tilki, ayı ve kurt üçü birden:
***8220;Namus sözü! Namus sözü veriyoruz. Danalar en şişmanından, en sağlıklısından olacak***8221; demişler. Bunun üzerine domuz:
***8220;Peki öyleyse, ben kendimi sizlere gönüllü olarak sunuyorum. İstediğiniz an yiyebilirsiniz***8221; demiş.
Domuzun bu sözü üzerine kurt, tilki ve ayı birden domuzun üstüne atlamışlar, onu boğup öldürmüşler. Ayaklarından bir ağaca asmışlar. Domuzun karnını yarıp iç organlarını dışarı çıkarırlarken karaciğer ve dalak takımı yere düşmüş. Kurt hemen onları kapmış.
***8220;Bunlar taşa toprağa bulandı. Şuradaki derede yıkayıp getireyim***8221; demiş. Dere kenarında karaciğerle dalağı bir güzel yemiş. Biraz sonra dönüp gelmiş. Arkadaşları sormuş:
***8220;Götürdüğün etler ne oldu?***8221; Kurt:
***8220;Sormayın! Yıkarken elimden kaydı, suya düştü. Koştum ama tutamadım. Neyse, nasıl olsa yine daha çok et var***8221; demiş. Ayı bu sözlere içerlemiş:
***8220;Sıkı tutmalıydın! Öyle gevşeklik olur mu?***8221; diye söylenmiş.
Bir yandan bunları söylüyor, bir yandan da domuzun etlerini sıyırıyormuş. Tam o sırada domuzun böbrek takımı yere düşmüş. Kurt onu da kaparak yine, ***8220;Yıkamaya götürüyorum***8221; demiş. Dere kenarında böbrekleri de bir güzel götürmüş. Ağzını burnunu silip geri dönmüş. Ayı kurda dönmüş bakmış ki kurdun eli yine boş. Hiddetle bağırarak:
***8220;Nerde yıkamak için götürdüğün böbrekler***8221; diye üzerine yürümüş. Kurt korkudan ormana kaçmış. Ayı da peşinden kovalamış. Onların bu hallerini gören tilki hemen domuzu asılı olduğu yerden indirmiş. Güç bela sürükleyerek götürüp bir çukura gömmüş, üstünü de toprakla örtmüş ve yerine gelmiş. Biraz sonra kurtla ayı barışmış olarak ormandan dönmüşler. Tilkiyi bıraktıkları yerde üzgün bir halde ağlamaklı bulmuşlar. Kurtla ayı ikisi birden tilkiye:
***8220;Nerde domuz, ne oldu, ne yaptın domuzu?***8221; diye çıkışmışlar.
Tilki çok üzgün bir ifadeyle:
***8220;Kocaman domuza ben ne yapabilirim ki? Koskoca domuz! Kaldıramam, götüremem. Siz ikiniz kavga edip ormana girince o da ormanın batı tarafına kaçtı***8221; demiş. Kurtla ayı:
***8220;Ölü domuz nasıl kaçarmış***8221; diye itiraz edince, tilki:
***8220;Kurdun iki defa bizi kandırdığını, sizin de birbirinize düştüğünü görünce domuz asıldığı yerden bir silkelenip kendini kurtardı. Yarılmış karnına bağırsaklarını tepti. Bir eliyle kapatıp, yüzülmüş derisini de sarınıp yürüdü gitti. Arkasından seslendim; ***8216;Karaciğerin ve böbreklerin yok. Böyle dayanamazsın. Hem sana kışın üç tane semiz dana verecektik. Şimdi o danalar ne olacak***8217; dediysem de dinlemedi:
***8216;Sizin gibi sahtekar ve düzenbaz hayvanlardan üç değil bir tane bile dana gelmez. Ben başımı kurtarırsam, kalan organlarımla yaşarsam ne ala, yaşamasam da bu yalancı hilekarlara kendimi yedirtmem***8217; dedi ve çekti gitti***8221; demiş.
Bu sözler üzerine ayı ve kurt birbirini suçlayarak ormana dalıp gitmişler. Kurnaz tilki ise saklamış olduğu domuz etiyle günlerce açlığını gidermiş, şarkı söyleyip eğlenerek yaşamaya devam etmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25.08.07, 01:23
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kim Daha Çabuk Sarhoş Oluyor?
Adıge Pşisexer, s.39.
Anlatan: BIRAKHIYE Tıw, Texhutamıkhuay Köyü, 1935.
Derleyen: TSEY İbrahim.

Kurt, ayı ve tilki bir ağacın altında oturmuş sohbet ediyorlarmış. Bir ara:
***8220;Acaba hangimiz daha çabuk sarhoş oluyor***8221; diye merak etmişler.
***8220;Ben pek fazla içemiyorum***8221; demiş ayı, ***8220;sekiz bardak şarap içince midem bulanmaya başlıyor. O kadarcık şarap bile beni sarhoş etmeye yetiyor.***8221;
Ondan sonra kurt:
***8220;Ohooo!.. Seninki şaşılacak şey doğrusu! Sen sekiz bardakla sarhoş oluyormuşsun, ben ise şarabın kokusunu alınca sarhoş oluyorum***8221; demiş.
Byöle konuşurlarken orada onları dinlemekte olan tilkinin gülümseyerek yalpaladığını görmüşler.
Arkadaşları yanına koşmuş; ***8220;Ne? Ne oldu? Neden yalpalıyorsun öyle? Hasta mısın? Neyin var?***8221; diye sormuş, telaşlanmışlar. Tilki, dili dolaşarak:
***8220;İşte görüyorsunuz ya! Şarabın sözünü duymak bile beni sarhoş ediyor***8221; demiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 25.08.07, 01:23
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Kör Kurdun Randevusu
Adıge Pşisexer, s.39.
Anlatan: AÇ***8217;EĞU İbrahim (1875 doğumlu).
Derleyen: NATXHUE Khırımız
Derleme tarihi ve yeri: 1959, Maykop.

Gözleri görmeyen bir kurt küçük bir ormanda kimseye zarar vermeden, kendi halinde yavrularıyla birlikte sessiz sakin yaşayıp gidiyormuş. Bir gün, bir yaz sabahı daha gün doğarken atlı bir avcı grubu büyük bir gürültüyle tepelerinde bitivermiş. Neye uğradıklarını anlayamayan kurt ve yavruları yerlerinden fırlamış, rast gele sağa sola kaçışmaya başlamışlar. Atlı avcı grubu da peşlerindeymiş. Kör kurt yavrularına sormuş:
***8220;Bizi izleyenlerin başındaki at hangisidir***8221;
***8220;Doru olanı***8221; demiş yavrular.
***8220;Öyleyse doğan güneşe doğru koşun. Doru at doğan güneşe baksın***8221; diye bağırmış kör kurt.
Güneşe doğru yönelmişler. Doru at doğan güneşin kızıllığına fazla bakamamış, kurtlar gözden kaybolmuşlar.
***8220;Ya şimdi hangi attır peşimizdeki***8221; diye sormuş kör kurt.
***8220;Yağız at***8221; diye yanıtlamış yavruları.
***8220;Öyleyse haydi, domuz çukurlarına doğru koşun***8221; demiş anaç kör kurt.
Ormanın domuz çukurlarıyla dolu yöresine yönelmiş bu kez kurtlar. Bir çukurdan ötekine atlaya tökezleye giderken yağız atın hızı kesilmiş. Böylece kurtlar bir kez daha izlerini kaybettirmeyi başarmış.
Bir süre böyle gitmişler. Ama avcılar da pes etmiyormuş.
Kör kurt yavrularına bir kez daha seslenmiş:
***8220;Bakın bakalım, bu kez peşimizdeki hangi attır?***8221;
***8220;Bu kez kır at peşimizde***8221; demiş yavruları.
***8220;Öyleyse dikenliklere, çalılıklara dalın***8221; demiş anaç kör kurt.
Yollarını değiştirip, dikenli çalılıklara dalmışlar. Kıratın derisi ince olduğundan dikenli çalılıklarda yavaşlamak zorunda kalmış. Kurtlar da kurtulmuşlar.
Kurtulmuşlar ama, yavrular ***8220;oh be kurtulduk***8221; deyip tem sevinmeye, dinlenmeye hazırlanırken yine zehir zemberek bir dört nal sesi duyulmuş.
Kör kurt telaşla seslenmiş:
***8220;Peki bu at ne yine?***8221;
***8220;Demirkırı peşimizde***8221; demiş yavruları.
***8220;Çabuk dört bir yana dağılın, kaçın!***8221; demiş anaç kör kurt.
Yavruları:
***8220;Peki ama, sonra nerede buluşacağız***8221; diye sormuş yavrular korku içinde.
Kör kurt, koştukça açılan, dayanıklı Adıge at cinsi demirkırından/Bıruleden kurtuluş olmadığını biliyormuş. Ümitsizce yanıtlamış:
***8220;Artık kürkçü pazarında buluşuruz yavrularım, kürkçü pazarında***8221;.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 25.08.07, 01:24
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Çerkesler - adıge pşisexser veya çerkes masalları

Burnu Büyük Sivrisinek
Adıga Pşisexer, s.41.
Anlatan: TİME Şıwmaf.
Derlenen yıl: 1937
Derleyen: Témpıkhue Mecid

Gün batar batmaz kurdu kuşu, börtü böceğiyle tüm hayvanlar dinlenmeye çekilmişler; yırtıcı yabanıllar inlerine, kuşlar ağaç dallarındaki yuvalarına, böcekler çekirgeler bitki yapraklarının kuytularına...
Ortalık dinginleşmiş, herkes tatlı tatlı uykuya dalmış. Sivrisinek de dulavratotunun kalın yapraklarının arasına sığınıp uykuya dalmış. Ortalıkta in-cin top atıyormuş, derin bir sessizlik bürümüş her yanı.
Birden müthiş bir kükreme sesi duyulmuş. Aslan bir şeylere kızmış, tüm gücüyle kükrüyormuş. Orman halkı, tüm yabanıllar korku içinde fırlamışlar yerlerinden, kuşlar korkudan titriyormuş ağaçların tepelerindeki tüneklerinde, börtü böcek oradan buradan çıkıp bitivermiş olay yerinde.
Gürültüye uyanan Sivri:
***8220;Ne münasebetsiz şey şu aslan da! Gecenin bir yarısında deli gibi bağırıp duruyor, milleti uyutmuyor! Bir elime geçseydi gösterirdim ben ona gününü!***8221; demiş. Bir yandan da ciddi ciddi iğnesini bileyip sivriltmeye koyulmuş. Tam o sırada, yanı başından aslanın geçmekte olduğunu fark etmiş.
***8220;Hey! Terbiyesiz deli şey! Gecenin bir yarısında ne diye bağırıp duruyorsun öyle? Ne diye rahatsız ediyorsun herkesi? Ne diye tedirgin ediyorsun bizleri***8221; demiş öfkeyle, azarlamış aslanı.
Aslan kulaklarına inanamamış, hayretler içinde duraklamış:
***8220;Aman Allahım! Neler duyuyorum! Tırnağım kadar olmayan bir sivri parçası azarlamaya kalkıyor beni!***8221; Diyerek sivrisineğe doğru yönelmiş ve öfkeyle bağırmaya başlamış:
***8220;Sen nasıl bağırırsın bana öyle? Benim hayvanlar kıralı olduğumu bilmiyor musun? Kımıldayıversem rüzgarım yok eder seni!***8221;
Sivrisinek bunu duyunca daha da kızmış, köpürmüş, iğnesini iyice sivriltmiş:
***8220;Kim demiş sana hayvanların kıralısın diye? Kim seçmiş seni kıral diye? Tanımıyorum seni ben, tanımak da istemiyorum. Defol git buradan! Rahatsız etme beni, uykumu kaçırma1***8221; diye azarlamış koca aslanı.
Aslan duyduklarına bir anlam verememiş, bir ona bakmış bir kendine bakmış, öfkeden kudurmuş, bir kızarmış bir bozarmış, bir ateş kaplamış her yanını, bir buz kesmiş, sinirden tir tir titriyormuş.
***8220;Demek öyle ha!.. Görürsün sen gününü! Şimdi bitirmezsem işini!...***8221; demiş, bağırmış aslan öfkeyle.
***8220;Görürüz***8221; demiş Sivri, hiç aldırmadan, başkaca bir şey söylememiş, kanat açıp yükseklere uçmuş, ok gibi fırlayıp, aslanın burnuna girmiş. Özenle bilediği iğnesini aslanın ince burun zarına saplamış. Soktukça sokuyormuş. Aslan hoplamış zıplamış, kafasını yerden yere vurmuş, yuvarlanmış kalkmış... Ama ne yapsa boş, Sivri***8217;ye bir şey yapamamış. Sivri de iğnesini soktukça sokuyormuş. Aslan daha fazla dayanamayıp yalvarmış:
***8220;Ne olur bırak beni! Artık dayanamıyorum, teslim oluyorum***8221; demiş aslan, oflaya poflaya yuvarlanmış yere, sonra güçlükle doğrulup Sivri***8217;ye saygılarını sunmuş.
Sivri de burun deliğinden çıkıp havalanmış:
***8220;İşte böyle aslan efendi!***8221; demiş, ***8220;senden daha güçlülerin var olduğunu unutma! Haydi git şimdi işine, bir daha da öyle gece yarısı kimseleri rahatsız etme!***8221;
Aslan aşağılanmış olarak, başını önüne eğmiş, utanç içinde oradan yavaşça sıvışıp gitmiş.
Sivri ise zafer sarhoşluğu içinde ormanda dönenip duruyormuş:
***8220;Yendim aslanı! Yendim aslanı! Benden daha güçlüsü yok şu ormanda! Ne akıllıyım ben! Ne becerikliyim! Ne kurnaz biriyim***8221; diyerek, kendini övüp duruyormuş.
Sivri, kendini kaptırmış, övünüp dururken, sağa sola dikkat edememiş, Gidip örümcek ağına düşmüş. Örümceğin de beklediği oymuş, koşup yakalamış, yemiş yutmuş.
Kendini beğenmiş sivrinin işi de böylece bitmiş.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
adıge, çerkes, çerkesler, masalları, pşisexer

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:19 .