iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:57 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Toplum bilimi » Etnik gruplar » Ermeniler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.08.07, 20:07
Standart Ermeniler

hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 48.561
Send PM
29.08.07, 20:07


ermenilerin kökeni genel


Anadolu'nun bugün halen yaşayan en eski kavimlerinden biri olan Ermenilerin kökeni kimi kaynaklara göre Urartulara kadar uzanır. Tarihçilerin üzerinde uzlaştığı temel görüşlerden biri ise, Ermenilerin, M.Ö. 700'lerde Fırat'ın doğusuna yerleşen Hint-Avrupa kökenli Phrygialıların bir kolunun, bölgenin eski halklarının kalıntıları (Urartular, Hurriler) ve Kafkas kökenli halklarla karışmasından meydana geldiğidir.

Çevreden gelen sürekli akınlarla yaşadıkları bölgede ayakta kalmaya çalışan Ermenilerin tarihi, bitmek bilmeyen bir devlet kurma ve yitirme mücadelesini anlatır. Başta İranlılar, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Araplar ve çeşitli Türk Beylikleri olmak üzere pek çok ulusla savaşan, tarih boyunca çoğu zaman kendi toprakları üzerindeki egemenliklerini yitiren Ermeniler, buna rağmen dillerini ve kültürlerini yaşatmayı, kısaca var olmayı becerebildiler.

Hıristiyanlık ve Ermeniler

Ermeniler, Hıristiyanlık'la ilk olarak M.S. 1.yüzyılda tanıştı. İsa'nın havarilerinden Aziz Tadeos, Aziz Bartolomeos ve takipçilerinin çabaları sayesinde o güne dek putperest olan geniş bir Ermeni topluluğu Hıristiyanlığı kabul etti. Romalıların buna karşı çıkmasına, 197 ve 230 yıllarında, Anadolu'da yaşayan Hıristiyan Ermenileri kırımdan geçirmesine rağmen Hıristiyanlığın Ermeniler arasında yayılması durdurulamadı.

Nihayet 301 yılında, Aziz Krikor'un önderliği sonucunda 3. Dırtad, Hıristiyanlığı Ermeni Krallığı'nın resmi dini olarak kabul etti. Kutsal metinlerin Ermenice'ye çevrilmesi ihtiyacı, Aziz Mesrob'un 404 yılında Ermeni alfabesini yaratmasıyla sonuçlandı. Altın Çağ olarak adlandırılan bir kültürel devrimin kapılarını açan bu gelişme, Ermeni ulusunun ileride, çeşitli imkansızlıklar altında bile varlığını koruyabilmesini sağlayan en önemli unsur olacaktı.

451 yılında toplanan Kadıköy Konsili'nin kararlarını benimsemeyen ve o tarihten bu yana Hıristiyanlık içerisinde bağımsız bir kol olarak yaşamayı sürdüren Ermeni Kilisesi, bugün sekiz milyonu aşkın üyesiyle, dünyada 50 milyondan fazla üyesi bulunan Kadim Ortodoks Kiliseler ailesine mensuptur.

Bizans Başkentinde Ermeniler

İstanbul Doğu Roma İmparatorluğu'nun merkezi olduktan sonra, 360 yılında Ermeni Katolikosu (Baş patrik) 1. Nerses'in Yassıada'ya sürüldüğü sırada başkentte küçük bir Ermeni cemaati zaten vardı. Bizans İmparatorları 6. ve 10. yüzyıllarda Ermenilerin İstanbul'a göçünü teşvik ettiler.

Katolikos 2. Hovhannes (565-574), Perslere karşı başarısız bir isyandan sonra, birçok Ermeni soylusunun refakatinde İstanbul'a sığındı. Ermeniler kendi dilleriyle ibadete başladılar, Bizans ordusunda paralı asker olarak görev yaptılar ve imparatorluk içinde yüksek makamlara eriştiler.

İmparator Moris, Mezizios, İmparator Filipikos-Vartan, Ardavazd, Alexios Museles, Bardanes, Arsaber, Leo V, İmparator Makedonyalı Vasil, Romanos-Lekapenos gibi birçok Bizans yöneticisi, Sezar Bardas, Gramerci Ioannis, Fotios ve Filozof Leo gibi bilim adamları tamamen ya da kısmen Ermeni idi. Depremden zarar gören Aya Sofya'nın kubbesinin onarımını üstlenen mimar, Ani'li bir Ermeni'ydi ve Dırtad adını taşıyordu.

Osmanlı Döneminde İstanbul Ermenileri

Ermeni cemaati ile yakın ilişki içerisinde olan Fatih Sultan Mehmet, Bizans döneminde Batı Anadolu, Trakya ve Balkanlar'daki Ermeniler üzerinde nüfuzu olan ve o tarihe dek Bursa'da bulunan Ruhani Reislik makamını 1461 yılında Patriklik seviyesine yükseltti.

Müslüman bir Sultan'ın bir Hıristiyan Patrikliği'ni tesisi, daha önce benzeri görülmemiş bir olay olarak tarihe geçti. 15. ve 18. yüzyıllarda, Kırım, Doğu Anadolu, İran ve Kafkasya'dan birçok Ermeni İstanbul'a göç etti. Giderek genişleyen Osmanlı topraklarındaki tüm Ermeni cemaatleri İstanbul Ermeni Patriği'ni milletbaşı olarak tanıdılar.

İstanbul'daki ilk Ermeni matbaası, bir din adamı olan Apkar Tıbir tarafından açıldı (1567). Bitlisli 9. Hovhannes Golod İstanbul Patriği seçilince (1715) Ermeni cemaatinin yaşamında kültürel bir rönesans başladı. Batı Ermenicesi grameri hazırlandı. Ruhbanlık dışı ilk Ermeni okulu Tıbranots Kumkapı'da öğretime açıldı (1790).

İstanbullu'ların ilk Ermenice gazetesi, Lro Kir Medzi Derutyan Osmanyan (Büyük Osmanlı Devleti Gazetesi) yayımlanmaya başlandı (1832). İlk İstanbul Ermeni tiyatro kumpanyası Hasköy'de perdelerini açtı (1858). 1850'lerin sonunda, Ermeni okullarının sayısı yalnızca İstanbul'da 40'ı aşıyordu. Yayımlanan Ermenice gazete sayısı ise 20'yi buluyordu.

Ermeni Katolik cemaati özellikle Fransız Elçisi'nin çabalarıyla 1831 yılında İstanbul'da resmen oluştu. Bu tarihten 20 yıl kadar sonra, 1853'te bu kez İngiliz Elçisi ile Amerikalı misyonerlerin çabaları sonucunda, Ermeni Protestan cemaati kuruldu. Ermeni cemaati 15. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu'na sayısız devlet ve bilim adamı, pek çok değerli sanatçı verdi.

Ermeni mimarlar, başkent İstanbul'u camiler ve saraylar başta olmak üzere, birbirinden güzel yapılarla donattı. Bu yapıların pek çoğu bugün de ayakta duruyor ve kenti süslemeye devam ediyor. Ermeni cemaatinin kendi sosyal ve kültürel meselelerine ilişkin talepleri 1840'lı yıllardan başlayarak, çeşitli oluşumlarla Bab-ı Alî'den karşılık buldu.

Sultan 1. Abdülmecit'in emriyle, Ermeni cemaatinin yönetimi için ilk resmi Ruhanî ve Cismanî Meclisler 1847 yılında oluşturuldu. Nizamname-i Millet-i Ermeniyân adını taşıyan cemaat tüzüğü ise 17 Mart 1863'te Sultan 1. Abdülaziz tarafından onaylandı. Halkın iradesine önem veren ve toplum yöneticilerini seçimle göreve getiren Nizamname, ülkemizdeki halkçılaşma sürecinin belki de ilk yazılı belgesi oldu. 19. yüzyılın sonlarına dek, İstanbul Ermeni Patrikliği'ne Orta Doğu'dan Avrupa'ya, Kuzey Afrika'dan ABD'ye çok geniş bir cemaat topluluğu bağlı bulunuyordu. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu artık çözülme sürecine girmişti.

Çeşitli milletler imparatorluktan ayrılıp, bağımsızlıklarını ilan ettiler. Osmanlı Ermenileri'nin büyük çoğunluğu Osmanlı Devleti'nin geleceğine olan inancını sürdürüyordu, ancak bazıları, mevcut kargaşa ortamında can ve mal güvenliğinden endişe duyduğunu ifade ederken buna kültürel otonomi gibi taleplerini de ekliyordu. Küçük bir azınlık ise bağımsızlık kazanmanın peşindeydi.

Büyük devletlerin de çabaları sonucunda, kadim Türk-Ermeni dostluğu yavaş yavaş yerini güvensizlik ortamına bıraktı. Ermeni literatürüne Medz Yeğern (Büyük Felâket) olarak geçen tehcirin sonuçları yıkıcı oldu (1915).

Cumhuriyet Döneminde Ermeniler

1923'te Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Osmanlı'daki çok milletli sistem kaldırılarak, ulus devlet ve vatandaşlık sistemi benimsendi. Ermeniler resmen azınlık statüsüne geçtiler. İstanbul Ermeni Patrikliği 1922-27 arasında 5 yıl patriksiz kaldıktan sonra Muşlu I. Mesrob Türkiye Ermenileri'nin 80. Patriği oldu.

Medeni Kanun'un kabulüyle birlikte Osmanlı döneminde uygulanan her cemaati kendi dini yasalarına göre yönetme şekli ortadan kaldırıldı. Patrikler, cemaatin dini ve sosyal kurumlarının ruhani gözetmeni sayıldı. 1935'te Vakıflar Kanunu Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kilise, okul, hastane, yetimhane gibi Ermeni kurumlarının bağlı olduğu tüm vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün denetimine geçirildi. 1942'de çıkartılan Varlık Vergisi Kanunu tüm diğer azınlıklar gibi Ermeniler üzerinde de yıkıcı etkiler yarattı. Cumhuriyet döneminde açılan ilk ve tek ruhban okulu, Üsküdar'daki Surp Haç Tıbrevank Ruhban Okulu oldu (1954). Ancak 1969'da okulun teoloji bölümü İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nce kapatıldı.

Ermeni cemaati Kurucu Meclis'e olduğu gibi, daha sonraki yıllarda T.B.M.M.'ye de milletvekilleri gönderdi. Dr. Zakar Tarver ve Mıgırdiç Şellefyan'dan sonra, 1960 tarihinden itibaren ise Meclis'te hiçbir Ermeni milletvekili yer almadı.

Türkiye Ermenileri Patrikliği'nin 500. kuruluş yılı 1961 yılında kutlandı. Yetim bir tehcir çocuğu olan Yozgatlı Patrik I. Şnorhk, yurtdışında Türk diplomatlarına yönelen terörizmin giderek tırmandığı zorlu bir dönemde görev yaptı. Verdiği demeçlerde, diaspora Ermenileri'nin Türkiye aleyhtarı gösterilerini hiçbir zaman onaylamayacağını bildirdi.

İlk kez bir Cumhuriyet çocuğu, İstanbullu II. Karekin, Türkiye Ermenileri 83. Patriği seçildi (1990). Cemaati 2000'li yıllara taşıyacak olan 84. Patrik ise İstanbullu II. Mesrob oldu (1998). Bu topraklardaki geçmişi 2700'ü yılı aşan Türkiye Ermenileri, bugün 70 bini aşkın üyesiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük azınlık nüfusunu oluşturuyor.

Büyük çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere 33 kiliseye, ilk, orta ve lise derecesinde 20 eğitim kurumuna sahip olan Türkiye Ermeni Cemaati ayrıca, hastane, vakıf, dernek gibi çeşitli cemaat kurumlarını da kendi bağışlarıyla ayakta tutuyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 31.08.07, 15:03
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

BİR ERMENİ KIPÇAKÇASI METNİ
“ALĠIŞ BİTİGİ”


Doktora çalışması için Sayın Dr. Nadejda Chirli'ye teşekkür ederiz.



ÖZET
BİR ERMENİ KIPÇAKÇASI METNİ “ALĠIŞ BİTİGİ”:
(DURUM EKLERİ İNCELEMESİ, METİN, DİZİN)
Nadejda CHIRLI

Doktora Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
Danışman: Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN
Şubat 2005, XII + 343 sayfa

Alġış Bitigi adlı eserden yola çıkarak Ermeni Kıpçakçasındaki durum eklerini şekil, görev ve işlevleri açısından inceledik.
Asıl metni Ermeni alfabesinden Latin alfabesine aktardık. Ardından durum eki almış bütün kelimeleri fişleyerek, ekleri şekil, görev ve işlevleri açısından bütün özellikleriyle ayrıntılı olarak incelemeye çalıştık. Ekleri ET’de, CC’da, Altın Ordu sahasında, Mem.K’de kullanılan şekilleriyle karşılaştırdık
Alġış Bitigi’nde geçen bütün kelimeleri anlamlandırarak gramatikal şekilde sıraladık. Ve metni Türkiye Türkçesine aktardık.
Bu çalışmamızda Alġış Bitigi’ni bilim dünyasına tanıtmaya ve Ermeni Kıpçakçasındaki durum eklerini tüm özellikleriyle ortaya koymaya çalıştık.
Anahtar Sözcükler: Ermeni, Kıpçak, Ermeni Kıpçakçası, Alġış Bitigi, Durum Ekleri

ABSTRACT
AN ARMENIAN KIPCHAK TEXT “ALĠIŞ BİTİGİ” (THE INVESTIGATION OF THE CASE AFFIXES, TEXT, INDEX)
Nadejda CHIRLI

Doctoral Thesis, Turkish Language and Literature Major Departament
Supervisor: Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN
February 2005, XII + 343 pages

We have tried to investigate the case affixes in Armenian Kipchak for their forms and functions by starting out a text named “Alġış Bitigi”.
We have transcripted the original text from the Armenian alphabet to the Roman one. Then we have attempted to investigate the case affixes for treir forms and functions with all details by making a card index of the words those got the case affixes.
We have matched the affixes with the forms used in OT., CC, Golden Horde area, and Mam.K.
Mahing sense of the all words used in “Alġış Bitigi”, we have arronged them in grammatical form, then we have translated the text in to Turkey Turkish.
In this work, we heve tried to make “Alġış Bitigi” known in science world and put forth the case affixes in Armenian Kipchak with their all features.
Key Words: Armenian, Kipchak, Armenian Kipchak, Alġış Bitigi, The case affixes








Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31.08.07, 15:03
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

ÖNSÖZ
11. yy’ın ortalarında Bagratid Ermeni devletinin yıkılmasından sonra Ermenilerin bir kısmı Ukrayna’ya göç ettiler. Burada kendi ana dilleri olan Ermeniceyi bırakıp Kıpçakçayı kabul ederek okumaya, yazmaya ve dua etmeye başladılar [Garkavets, Hurşudyan, 2001, XVII, 587]
Ermeni Kıpçakçası ses bilgisi ve gramer açısından Tatar, Karaim, Urum ve Kırım Tatarcasıyla büyük bir benzerlik göstermektedir. Ayrıca Altın Ordu sahasının, Mem.K’nın ve CC’nın dillerine de yakındır.
Bugün Türkiye’de ve yurt dışında Ermeni Kıpçakçasının ses, şekil ve cümle bilgisi üzerine yapılan çalışmaların yeterli olmaması, yurt dışında yapılmış çalışmaların ve kaynakların hepsine ulaşılamamasından çalışmamız oldukça güç koşullarda sürdürülmüştür. Ses, şekil ve cümle yapısıyla ilgili bazı çalışmalar fazla ayrıntılara inilmeden yapılmıştır. Bu çalışmalar az olmasına rağmen Ermeni Kıpçakçası hakkında genel bir bilgi vermektedir.
Bu güne kadar Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış yazmaların daha çok ne zaman, nerede, kimin tarafından yazıldığı ve konuları üzerinde durulmuştur. Ermeni Kıpçakçası üzerinde çalışan yurt dışındaki Türkologlar Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış yazmaların tercümelerini Rus ve Polonya dillerine yapmışlar ve yayınlamışlardır. Ancak, bugün hâlâ tanıtılmayan ya da tanıtıldığı halde üzerinde çalışma yapılmayan yazmalar da bulunmaktadır.
Tanıtılıp da üzerinde çalışma yapılmayan eserlerden biri, üzerinde çalıştığımız “Alġış Bitigi”dir. “Alġış Bitigi” 1618’de Lvov’da düzenlenmiş ve bugün Leiden Üniversitesi Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir (bk. 0.2.6.).
“Alġış Bitigi”nin üzerinde bilimsel bir çalışmanın yapılmamış olması, yalnız bazı kitaplarda ve makalelerde kısa bilgiler verilmekle yetinilmesi, bizi bu değerli eser üzerinde çalışmaya sevk etmiştir.
Çalışmamızda, Kıpçakça konuşan Ermeniler ve Ermeni Kıpçakçası hakkında bilgi vererek, “Alġış Bitigi”nin Ermeni alfabesinden Lâtin alfabesine transkripsiyonu, tercümesi, dizini yapılmış, durum eklerinin şekil, görev ve işlevleri üzerinde durularak, Ermeni Kıpçakçası özelliklerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır.
Türk Dili ve Türk Dili Tarihi ile uğraşanlara faydalı olacağını umduğumuz bu çalışmanın hazırlanmasında yoğun akademik çalışmaları arasında her türlü yardımını ve desteğini esirgemeyen hocam Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN’a teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.
“Alġış Bitigi”ni Hollanda’dan bize gönderen Mehmet Tütüncü’ye, danışmak için benden yardımını ve zamanını esirgemeyen Tez İzleme Komitesi Üyelerinden Doç. Dr. A. Deniz Abik’e ve Yard. Doç. Dr. Faruk Yıldırım’a, metni Türkiye Türkçesine aktarmamda yardımcı olan Diakon Hagop Minasyan’a, “Agos” gazetesinin editörü Sarkis Seropyan’a, Adana’da Bible Bookstore’dan (İncil Kitapevi) Zeynel Sayın’a, Adana Bebekli Katolik Kilisesine, Mersin Katolik Kilisesinden Ojen Salim’e, yardımlarını esirgemeyen bölümdeki hocalarıma, araştırma görevlisi Ali Tan’a ve Yeter Torun’a, sabır ve desteklerinden dolayı aileme ve eşime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Çukurova Üniversitesi Araştırma Fonu çalışmamı FEF 2003-D.7 proje numarasıyla desteklemiştir. Sağladıkları bu parasal destek için Çukurova Üniversitesi Araştırma Fonu’na ayrıca teşekkür ediyorum.
Nadejda CHIRLI
Adana-Şubat 2005
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31.08.07, 15:04
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

İÇİNDEKİLER
ÖZET……………………………………….…………………..……………………….I
ABSTRACT …………...………………………….……………..…………………II
ÖN SÖZ …………………………..……………………..……..………………….III
KISALTMALAR …………………………………………..………..…………... X
ALFABE .................................................. ................ XI
0. GİRİŞ ……………….…………….…………………………………………..…… 1
0.1. Çalışmanın Tanıtımı ………...…………………………………… 1
0.1.1. Konu …………….…..……………………………………………… 1
0.1.2. Amaç ……………………………………………………..………… 1
0.1.3. Malzeme ve Yöntem ………………………………………… 1
0.1.4. Çalışmanın bölümleri ………………………………………… 2
0.2. Kıpçakça Konuşan Ermeniler ve Ermeni Kıpçakçası ..…3
0.2.1. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Tarihi …..……………… 3
0.2.2. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Dil ve Edebiyatı ………...5
0.2.3. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Yazılı Mirası ……………...13
0.2.4. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Kullandıkları Alfabe …...22
0.2.5. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Dini ………………………….…23
0.2.6. Alġış Bitigi ……………………………………………………...…….… 24
I. DURUM EKLERİ …………………………………………………………...…….. 30
1.1. Yalın Durum............................................. ...............31
1.1.1. Yalın Durumun Şekilleri......................................... 31
1.1.2. Yalın Durumun İşlevleri......................................... 31
1.1.2.1. Yalın durumun özne olarak kullanılışı...............31
1.1.2.2. Yalın durumun belirtisiz nesne olarak kullanılışı.......32
1.1.2.3. Yalın durumun edatla kullanılışı...........................32
1.2. Tamlayan Durumu...........………………..………………………………...…33
1.2.1. Tamlayan Durumu Ekinin Şekilleri ………………..…………………...33
1.2.2. Tamlayan Durumu Ekinin Görevleri ………………..………………...36
1.2.3. Tamlayan Durumu Ekinin İşlevleri …………………..………………...36
1.2.3.1. Belirtili İsim Tamlaması ……………………………………......37
1.2.3.2. Belirtisiz İsim Tamlaması ……………………………………....38
1.2.3.3. Zincirleme İsim Tamlaması …………………………………....39
1.3. Yükleme Durumu..........…………………………..…………………………....41
1.3.1. Yükleme Durumu Ekinin Şekilleri …………..…………………………...41
1.3.2. Yükleme Durumu Ekinin Görevleri ………..…………………………....43
1.3.3. Yükleme Durumu Ekinin İşlevleri ………...………………………….….43
1.3.3.1. Ekli Yükleme Durumu ……………………………………….......44
1.3.3.2. Eksiz Yükleme Durumu.......................................45
1.3.4. Yükleme Durumu Ekinin İşlev Değişmeleri ………...……………….45
1.3.4.1. Yalın Durumu İşlevinde Kullanılışı …………………………...45
1.3.4.2. Yönelme Durumu İşlevinde Kullanılışı ……………………….46
1.4. Yönelme Durumu..........…………………………………………………….......48
1.4.1. Yönelme Durumu Ekinin Şekilleri ……..……………………………......48
1.4.2. Yönelme Durumu Ekinin Görevleri ……..……………………………....52
1.4.3. Yönelme Durumu Ekinin İşlevleri ………...………………………….....52
1.4.3.1. Yönelme durumu ekinin yer ve yön gösterme işlevinde kullanılışı ... 52
1.4.3.2. Yönelme durumu ekinin “için, -dan dolayı” işlevinde kullanılışı ....... 54
1.4.3.3. Yönelme durumu ekinin çıkma durumu ekiyle ikileme olarak kullanılışı ..… 54
1.4.3.4. Yönelme durumu ekinin k‘ọra, diyin, diŋra/diŋray/dinra, dira/diray,
sọŋra gibi edatlarla kullanılışı ..…………..………...... 55
1.4.3.5. Yönelme durumu ekinin bazı deyimlerde kullanılışı..…..………56
1.4.4. Yönelme Durumu Ekinin İşlev Değişmeleri..…………..……………….57
1.4.4.1. Yükleme durumu işlevinde kullanılışı..……..…………………..57
1.4.4.2. Bulunma durumu işlevinde kullanılışı..…………..………….….60
1.4.4.3. Çıkma durumu işlevinde kullanılışı..……………..………….….62
1.4.4.4. Vasıta durumu işlevinde kullanılışı..………………...……….….62
1.5. Bulunma Durumu......... ……..…………………………………………….....63
1.5.1. Bulunma Durumu Ekinin Şekilleri..…..……………………………....…63
1.5.2. Bulunma Durumu Ekinin Görevleri..…..………………………………..65
1.5.3. Bulunma Durumu Ekinin İşlevleri..……...…………………………....…66
1.5.3.1. Bulunma durumu ekinin yer bildirme işlevinde
kullanılışı.…………………………….…………………………..66
1.5.3.2. Bulunma durumu ekinin zaman bildirme işlevinde kullanılışı.....67
1.5.3.3. Bulunma durumu ekinin “içinde olma, içinde bulunma”
işlevinde kullanılışı.……..………..………………………………67
1.5.3.4. Bulunma durumu ekinin yüklem olarak kullanılışı..…...………..69
1.5.3.5. Bulunma durumu ekinin -gan sıfat-fiil ekiyle kullanılışı..…..…..69
1.5.4. Bulunma Durumu Ekinin İşlev Değişmeleri..………………….……......70
1.5.4.1. Yönelme durumu işlevinde kullanılışı..………………………....70
1.5.4.2. Çıkma durumu işlevinde kullanılışı..……………………………71
1.5.4.3. Vasıta durumu işlevinde kullanılışı.....…………………………..71
1.6. Çıkma Durumu.......……………………………...……………………….......73
1.6.1. Çıkma Durumu Ekinin Şekilleri..…………………………………......…73
1.6.2. Çıkma Durumu Ekinin Görevleri..……………………………………....76
1.6.3. Çıkma Durumu Ekinin İşlevleri..……………………………...............…76
1.6.3.1. Çıkma durumu ekinin eylemin yapıldığı yeri ve başlangıç
noktasını gösterme işlevinde kullanılışı..…………...…………....76
1.6.3.2. Çıkma durumu ekinin sebep bildirme işlevinde kullanılışı..….…77
1.6.3.3. Çıkma durumu ekinin zaman bildirme işlevinde kullanılışı..…...78
1.6.3.4. Çıkma durumu ekinin baş*a, awal, ilgari, sọŋra gibi
edatlarla kullanılışı..………………...……..……………………..79
1.6.3.5. Çıkma durumu ekinin aitlik işlevinde kullanılışı..………..…......80
1.6.3.6. Çıkma durumu ekinin karşılaştırma işlevinde kullanılışı..……....80
1.6.3.7. Çıkma durumu ekinin yönelme durumu ekiyle ikileme
olarak kullanılışı..……………...………………………….……...81
1.6.3.8. Çıkma durumu ekinin bir bütünü veya bir bütünün
parçasını gösterme işlevinde kullanılışı..………...…………..…...82
1.6.3.9. Çıkma durumu ekinin herhangi bir şeyin yapıldığı malzemeyi
veya türediği kaynağı gösterme işlevinde kullanılışı...………..…83
1.6.3.10. Çıkma durumu ekinin zarf işlevinde kullanılışı..………..…..…83
1.6.3.11. Çıkma durumu ekinin *ut*ar-, *ut*arımla*-, *utul-,
*ọr*-, sa*la-, *ọl-, titre- gibi hisse dayanan davranışları
bildiren fiillerle kullanılışı..…………………..…...……………...84
1.6.3.12. Çıkma durumu ekinin bazı deyimlerde kullanılışı..……..…..…85
1.6.4. Çıkma Durumu Ekinin İşlev Değişmeleri..………………………….......85
1.6.4.1. Bulunma durumu işlevinde kullanılışı..………………………….85
1.6.4.2. Vasıta durumu işlevinde kullanılışı..…………………….……....86
1.7. Vasıta Durumu........ ……………………………………………….……........87
1.7.1. Vasıta Durumunun Şekilleri..…………………………………..………..87
1.7.2. Vasıta Durumunun Görevleri..…………………………….……..……...88
1.7.3. Vasıta Durumunun İşlevleri..…………………………………….……....88
1.7.3.1. Vasıta durumunun vasıta bildirme işlevinde kullanılışı.………...89
1.7.3.2. Vasıta durumunun beraberlik bildirme işlevinde kullanılışı..…...90
1.7.3.3. Vasıta durumunun sebep bildirme işlevinde kullanılışı.…….......90
1.7.3.4. Vasıta durumunun çeşitli nitelik zarfları oluşturma işlevinde
kullanılışı..…………..………………………...……………….…91
1.7.3.5. -ma* isim-fiil ekiyle vasıta durumunun kullanılışı.......…….....…93
1.7.4. Vasıta Durumunun İşlev Değişmeleri....................................... .................93
1.8. Yer ve Yön Gösteren İsimlerle Kalıplaşarak Edat Olarak
Kullanılanlar ...........................................…………….… ………………….....94
1.8.1. alın “ön, alın” ………………………………………….……….……….95
1.8.1.1. Yönelme durumu ekiyle kullanılışı..…………………..…….......95
1.8.1.2. Yönelme durumu ekinin bulunma durumu işlevinde
kullanılışı..…………………...…………………………..…….…95
1.8.2. ust: “üst” ……………………………………..………………………....96
1.8.2.1. Yönelme durumu ekiyle kullanılışı..………..………………..….96
1.8.2.2. Yönelme durumu ekinin bulunma durumu işlevinde
kullanılışı..…………...………………………………………...…97
1.8.3. ọrun “yer” ………………………….………………………………..….97
1.8.3.1. Yönelme durumu ekiyle kullanılışı..………..…………………...97
1.8.4. tip “dip” …………………………………………………..………….......98
1.8.4.1. Yönelme durumu ekiyle kullanılışı..……………………..…..….98
1.8.4.2. Yönelme durumu ekinin bulunma durumu işlevinde
kullanılışı..………………………...………………………….…..98
1.8.5. ўan “yan, taraf” …………………………………..……………………...98
1.8.5.1. Yönelme durumu ekiyle kullanılışı..……………..………….......99
1.8.6. iḉ “iç” …………………………………………………………..…..…...99
1.8.6.1. Yönelme durumu ekinin bulunma durumu işlevinde kullanılışı ..………………...………… 99
1.8.7. art “art, arka” …………………………..…………99
1.8.7.1. Çıkma durumu ekiyle kullanılışı ..………..………………….... 100
II. METİN (Çeviri yazı) .................................................. ...........................................101
III. TERCÜME .................................................. .................................................. .......141
IV. SONUÇ .................................................. .................................................. ..............166
V. DİZİN .................................................. .................................................. ..................169
ESERİN FOTOKOPİSİ........................................ .................................................. ....252
KAYNAKÇA.......................................... .................................................. ....................338
ÖZ GEÇMİŞ............................................ .................................................. ..................343
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 31.08.07, 15:05
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

KISALTMALAR
A. : Arapça
AB : Alġış Bitigi
bk. : bakınız
CC : Codex Cumanixus
Erm. : Ermenice
Erm.K. : Ermeni Kıpçakçası
ET. : Eski Türkçe
F. : Farsça
GT : Gülistan Tercümesi
İM. : İrşadu’l - Mulûk
Kıp.T. : Kıpçak Türkçesi
. : Kitâbu’l - İdrak li Lisânı’l - Etrak
krş. : karşılaştırınız
Mem.K. : Memlûk Kıpçakçası
MG. : Muntatu’l - Ġuzât
Pol. : Polonyaca
s. : sayfa
Sl. : Slavca
vb. : ve benzeri
ALFABE


Harfin işareti Harfin adı Transkripsyon Rakam değeri
Büyük/Küçük Büyük/Küçük
Աաaib A a 1
Բբ pen P p 2
Գգkim K k3
Դդta T t 4
Եեyech ўe- kelime başında 5
-ė- kelime içinde
Զզza Z z 6
Էէe E e 7
Ըըet I ı 8
Թթto T‘ t‘ 9
Ժժzhe J j 10
Իիini İ i 20
Լլlyun L l 30
Խխkhe _ * 40
Ծծdza Dzʣ 50
Կկgyun G g 60
Հհho H h 70
Ձձtsa Ts ts 80
Ղղghad Ġ ġ 90
Ճճʣhe C c 100
Մմmen M m 200
Յյhi Y y 300
Ննnu N n400
Շշsha Ş ş 500
Ոոwo vo- kelime başında 600
-o- kelime içinde
Չչcha 700
Պպbe B b 800
Ջջdche Ç ç 900
Ռռra 1000
Սսse S s 2000
Վվvev V v 3000
Տտdyun D d 4000
Րրre R r5000
Ցցtso Ts‘ ts‘ 6000
Ււhyun W w 7000
Փփpyur P‘ p‘ 8000
Քքke K‘ k‘ 9000
Օօo Ọ ọ
ֆֆfe F f
նկnu+gyun ŋ
ԱՒaib+hyun Ọ- kelime başında
Իւini+hyun Ўu- kelime başında
ոյwo+hi -uy- kelime içinde
ուwo+hyun -u- kelime içinde

Konu hayati tarafından (31.08.07 saat 15:09 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 31.08.07, 15:09
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

. GİRİŞ


0.1. Çalışmanın Tanıtımı
0.1.1. Konu
Çalışmamızın konusu, Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış Algış Bitig’i adlı eserin transkripsiyonu, Türkiye Türkçesine aktarılması, dizinin hazırlanması ve metinde geçen durum eklerinin şekil, görev ve işlevleri bakımından incelenmesidir.
0.1.2. Amaç
Bugüne kadar Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış birçok kitap çeşitli yerlerde basılmıştır. Pek çok Batılı Türkolog Ermeni Kıpçakçası üzerine önemli çalışmalar yayımlamıştır. Ancak yapılan bu çalışmalar Ermeni Kıpçakçasını tüm yönüyle ortaya koymaya yetmemektedir. Bugüne kadar bilim alemine hâlâ tanıtılmayan ya da tanıtıldığı halde üzerinde çalışma yapılmayan yazmalar da bulunmaktadır. Tanıtılıp da üzerinde bilimsel çalışma yapılmayan eserlerden biri de “Algış Bitigi”dir.
Bu çalışmamızdaki amacımız “Algış Bitigi”nin transkripsiyonunu yapıp, Ermeni Kıpçakçasındaki durum eklerini Eski Türkçe ve Tarihî Kıpçak Lehçelerindeki şekilleriyle karşılaştırmak ve eseri bilim âlemine kazandırmak, bu sayede de Alġış Bitigi’ni tanıtmak ve Ermeni Kıpçakçasına katkıda bulunmaktır.
0.1.3. Malzeme ve Yöntem
Tezimizde malzeme olarak "Algış Bitigi" adlı eser kullanıldı.
Çalışmamıza, Kıpçakçayı yazı dili olarak kullanan Ermeniler ve Ermeni Kıpçakçasıyla ilgili yurt içinde ve yurt dışında bulunan kaynakların taranmasıyla başlandı. Ermeni Kıpçakçası üzerinde daha çok Batılı Türkologlar çalıştığı için kaynakların çoğu yurt dışında bulunmaktadır. Ermeni Kıpçakçasıyla ilgili çalışmalar az olduğundan ve çoğunun yurt dışında bulunduğundan kaynaklara ulaşmak epey zor oldu. Kaynaklar taranıp değerlendirildikten sonra metnin Ermeni alfabesinden Latin alfabesine transkripsiyonu yapıldı. Daha sonra durum eklerini almış olan bütün kelimeler fişlenerek, işlevlerine göre tasnif edildi. Tasnif aşaması bittikten sonra da dizin hazırlandı ve metin Türkiye Türkçesi’ne aktarıldı.
0.1.4. Çalışmanın Bölümleri
Çalışmamız, Giriş-İnceleme-Metin-Tercüme-Dizin-Sonuç olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan Giriş bölümünde, Kıpçakça konuşan Ermeniler (tarih, dil ve edebiyat, yazılı miras, alfabe ve din) ve Ermeni Kıpçakçasıyla ilgili bilgiler verildi.
İnceleme bölümünde durum ekleri tek tek incelendi. Durum ekleriyle ilgili ET, Altın Ordu sahası, Kıp.T, Mem.K ve Erm.K’deki görüşler sıralandıktan sonra bu eklerin Erm.K’deki görev ve işlevleri verildi. Bu bölümde durum eki almış örneklerin daha kolay bulunması için geçtiği sayfa numaraları verildi.
Üçüncü bölüm olan Metin bölümünde, AB’nin Ermeni alfabesinden Latin alfabesine transkripsiyonu yapıldı. Metnin transkripsiyonu yapılırken orijinal metnin sayfa ve satır düzeninin bozulmamasına dikkat edildi.
Tercüme bölümünde, metin Ermeni Kıpçakçasından Türkiye Türkçesine aktarıldı. Tercümede özellikle mânânın bozulmaması için kendi yorumumuzu katmadan, kelimesi kelimesine tercüme yolu esas alınarak çevrilmeye çalışıldı, ekleme yapma zorunluluğu olan yerlerde de bu eklemeler parantez içerisinde gösterildi. AB’de geçen mezmurları ve ilâhileri Türkiye Türkçesindeki şekilleriyle karşılaştırmak için mezmurların ve ilâhilerin bulunduğu yerler ve numaraları verildi [bk. 0.2.6.].
Dizin bölümü, AB’de geçen bütün kelimeler ekine ve köküne ayrılarak oluşturuldu. Bu bölümde kelimelerin anlamları verilip, alfabetik ve gramatikal sıraya göre sıralandı. Anlamları aynı yazılışları farklı olan kelimelere gönderme yapıldı: kun, k‘un “gün”, kun “gün” bk. k‘un vb. Kelimelerde durum eklerinin herhangi birinde eğer şekil değişikliği bulunuyorsa, ek ayrı (alt alta) gösterildi: at‘a-nıŋ ve at‘a-nın; al-dıŋ ve al-dın vb. Kelimelerin geçtiği sayfa ve satır numaraları verildi: frişda-lar 107/15 (sayfa 107/ satır 15).
En son bölüm olan Sonuç bölümünde ise, incelememiz sonucunda elde ettiğimiz bulgular özetle toplu bir şekilde verildi. AB’de geçen durum eklerini daha açık ve toplu bir şekilde görebilmek için iki tablo verildi. Bu tablolar durum eklerinin kullanım sıklığını ve işlev değişmelerini gösteren tablolardır.
0.2. Kıpçakça Konuşan Ermeniler ve Ermeni Kıpçakçası
0.2.1. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Tarihi
Kıpçakça, Kıpçak Türkçesi ya da Kumanca olarak da bilinmektedir. Orta Türkçenin kuzeybatı kolunu oluşturan eski Türk lehçesidir. Kıpçaklar, Deşt-i Kıpçak, Mısır ve civarında ve Kırım olmak üzere üç ayrı bölgede hayatlarını sürdürmüşlerdir. Biz bu çalışmamızda Ukrayna’da yaşamış olan Ermeni Kıpçakları ve Ermeni Kıpçakçası üzerinde duracağız.
Ermeni tarihçileri Ukrayna topraklarında ilk Ermenilerin ortaya çıkmasını 11.yy’ın ortalarında başkenti Anı olan Bagratid Ermeni devletinin düşmesine bağlamaktadırlar [Garkavets, 1983, 7; Garkavets, Hurşudyan, 2001, 587; Pritsak, 1988, 123; Tekin, 1997, 110]
Ukrayna’da Galits-Podolsk’ta Türk dilli Ermeni kolonileri, yaklaşık olarak XIV yy’larda, daha Moğollar döneminde Altın Ordu zamanında ilk defa görüldüler. Daha sonra, XV yy’ın sonlarında, Osmanlılar Kırım’da (1475) Kafa şehrini aldıklarında, onlara birçok koloni akını eklendi. Kırım’daki Ermeniler kitle halinde Kafa şehrini terk ettiler ve Podolya ve Galıtsiya’ya kendi dindaşlarının yanına göç ettiler. Bugün bu Ermeni kolonileri artık Türkçe konuşanlar değil, onlar yerli halklar gibi Ukrayna, Rusça ve Polonya dillerini konuşmaktadırlar. Ancak eskiden onların nasıl konuştukları hakkında, bize XVI-XVII yy’da Ermeni harfleriyle Türkçe yazılan belgeler tanıklık etmektedir [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 586; Garkavets, 1993, 5].
Ermenistan’ı terk etmeleri gereken Ermenilerin çoğu dillerini aldıkları Don, Kırım ve Bessarabya’da yaşayan Kıpçaklarla uzun süre yan yana yaşadılar ve buradan Ukrayna’ya göç ettiler. Ermeniler daha Ermenistan’dayken Kıpçaklarla sıkı bir ilişki içindeydiler. Kıpçakların Ermeni Grigoriyan dinini kabul ettiklerine dair vakâlar bulunmaktadır. G. Alişan, P. Acaryan ve E. Hurşudyan tarafından araştırılan epigrafinin verilerine göre Ermenistan’ın Şiraksk bölgesi Artiksk semtinde bulunan Ariç köyü Kipçag adındaydı, XII yy’da ise bu köyde günümüze kadar korunmuş Hpçahavank (Kıpçak manastırı) adında bir manastır bile mevcuttu [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 587; Garkavets, 1993, 6].
XI yy’ın ortalarında oluşan en büyük Ermeni kolonisi Kırım’da Kafe şehrindeydi. XV yy’ın ikinci yarısında Ermeni görgü şahitlerine göre burada 35-40 bin Ermeni bulunmaktadır. İkinci büyük koloni Sudak’taydı. Ermeni kolonileri Kozlev’de, Karasubazar’da, Akmeçet’te (bugünkü Simferopol), İnkerman’da (bugünkü Sevastopol’un sınırlarında), Surhat’ta (Eski Kırım’da) vs. görülmekteydi. Bu koloniler kitle halinde rum, urum ve gürcülerle birlikte 1778-1779’da Kuzey Povoljye’ye göç ettiler. Ve burada bugünkü Rostov-na-Donu topraklarında Nahiçevan-na-Donu ve birkaç köy kurdular [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 588; Garkavets, 1993, 6].
Lvov’da Ermeni kolonileri XIII yy’ın ortalarında görülmeye başlandı. Kiev ve Kamenetsk’in dışında Ermeni akını Lutsk, Vladimir ve Romanya’da Suçav ve Seret şehirlerinde de oluşmuştur. Çok daha sonra S. Baronç, T. Gromnitskiy ve diğer tarihçiler Ermenilerin Ukrayna’nın yaklaşık 70 şehir ve köylerinde bulunduğunu bildirmektedirler. Lvov ve Kamenets’ta pazarlar, kiliseler, mağazalar, yaşlılar yurdu, hamamlar vs. (şehrin dörtte üçü) Ermenilere aitti. Kamenets Ermenileri su değirmenlerini, köyleri, çiftlikleri, arı kovanlarını, sınırları kiraladılar. Ayrıca zanaat atölyelerine ve okullara da sahiptiler [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 588; Garkavets, 1993, 7].
Ermenilerin Kıpçaklardan miras olarak aldıkları ticaret büyük önem taşımaktadır. Ticaret İstanbul, Edirne, Kafa, Kiliya, Lvov, Yaroslav, Krakov (Polonya), Smolensk (Rusya) gibi merkezlerde gerçekleştirilmektedir. İç piyasaya birçok şeyi yerli Ermeniler sağlamaktaydı. Örneğin, 30 eylül (10 Ekim) 1616’da, malın giriş ve çıkışı için gümrük vergisi ödeyen, Kamenets Ermenilerinin listesinde 43 kişinin adı geçmektedir [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 591; Garkavets, 1993, 9].
Yerli Ermenilerin çoğu tüccarlıkla değil de zanaatçılıkla uğraşmaktaydılar, ya da her iki işi de birlikte yürütmekteydiler. 1407 yılına ait vergi tutanaklarına göre Lvov Ermenilerinin % 80’ni zanaatkârlar oluşturmaktaydı [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 592; Garkavets, 1993, 10].
Kendi Kıpçak diline yakın olan Kırım Tatarca ve Türkçeyi bildiklerinden, Ermeniler sık sık tercüman, danışman, müşavir, refakatçi hatta bazen diplomat gibi davet ediliyorlardı [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 593; Garkavets, 1993, 10].
Kıpçakça konuşan Ermenilerin tarihinden en ilginç faktörlerden biri de XVII yy’ın başlarında Lvov’da, birkaç yıl süren Kıpçakça eser basan basımevi faaliyet göstermiştir. Bu basımevinin kurucusu Yovannes Karmadanets idi. Burada bizim de üzerinde çalıştığımız Algış Bitigi (Hristiyanlar için Ermeni âdetine göre bir dua kitabı) adlı kitabı ilk defa Türkçe yayımlamıştır. Bu basımevinde basılan diğer iki kitaba (Psaltır ve Leçebnik) bugüne kadar, maalesef, rastlanmamıştır [Garkavets, Hurşudyan, 2001, 593].
0.2.2. Kıpçakça Konuşan Ermenilerin Dil ve Edebiyatı
Ermeni Kıpçakçası ses bilgisi ve gramer özellikleri açısından Tatar diyalektlerinden olan Karaimce, Kumanca, Urum ve Kırım Tatarcasıyla büyük bir benzerlik göstermektedir [Garkavets, 1993, 12]. Ermeni Kıpçakçası, XI-XIV yy’da Macaristan ve Kuzey-Doğu Avrupa’da Kıpçak-Kumanların konuştuğu ve Codex Cumanicus’ta da kullanılan dildi. Aynı şekilde XIV-XVII yy’da Altın Ordu ve Memlûk Kıpçakçasıyla yazılmış eserlerin diline de yakındır [Garkavets, 1979, 5; 1987, 114; Garkavets, Hurşudyan, 2001, XX, 586].
Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış eserlerde, bu dili konuşanlar önce “*ıpça* tili”, sonra “bizim til” ve daha geç “tatarca” olarak üç şekilde ifade etmişlerdir [Garkavets, 1987, 114; 1993, 11; Garkavets, Hurşudyan, 2001, 594].
Ermeni Kıpçakçası metinleri 1,5 yıl kadar XVI-XVII yy’da Ukrayna (en çok Lvov, Kamenets-Podolsk), Polonya, Romanya, Moldova, Kırım ve Türkiye’de yürürlükteydi. Ermeni Kıpçakça yazı dili daha çok Ermenilerin Ukrayna’ya göç ettikleri bölgede yaygınlık kazanmıştır [Garkavets, Hurşudyan, 2001, XVII].
Ermeni Kıpçakçası, XVI-XVII yy’da Kamenetsk-Podolsk ve Lvov’da yazılan Ermenice eserlerden bilinmektedir [Garkavets, 1979, 6; Daşkeviç, 1983, 91].
Kıpçakların çevresine yerleşerek ve onların hakimiyeti altında kalan Ermeniler, ana dillerini unutarak asimile olmuşlardır. Ukrayna’daki Ermeniler kendilerini Ermeni olarak adlandırıyorlardı, ancak kendi ana dillerini neredeyse bilmiyorlardı. Genellikle Kıpçakça konuşuyor, yazıyor ve dua ediyorlardı [Garkavets, Hurşudyan, 2001, s. XVII]. Kırım Ermenilerinin büyük bir bölümü konuşma dili olarak Tatarcayı kullanıyorlardı. Kırım’dan gelen Türkçe konuşan Ermenler Kiev, Vladimir, Lutsk, Lvov, Kamenets-Podolsk ve Galiç’te yerleştiler. Türk dili yerleşenlerin yalnız konuşma dili değil, ana dili olarak da sayılmaktaydı. Bu dili evde kullandıkları gibi, törenlerde, kiliselerde ve Ermeni kitap dilini ve konuşma dilini anlamayan halkla olan ilişkilerinde kullanmaktaydılar. Ermeniler Türkçeyi korudular ve geliştirdiler, önemli yasaları, kilise literatürünü bu dille tercüme ettiler. Eski Ermenice ise yalnız ayin dili olarak kullanılmaktaydı, ancak bütün din adamları anlamıyordu. Ermenice konuşma dilini iyi bilmiyorlardı ve özellikle okullarda öğreniyorlardı [Daşkeviç, 1981, 85]. Bu Ermenilerden Ermeni yazısıyla fakat Türkçe pek çok yazma eser ve belge kalmıştır. Bunlardan bir kısmı Ukrayna Devlet Arşivinde bulunan ve 1559-1664 yıllarına ait olan Kamenets-Podolsk cemaati belgeleri 1944’te Alman çekilmesi sırasında yanıp kül olmuşsa da bugün Viyana Mehitarist Kitaplığında, Viyana Milli Kütüphanesinde, Venedik Mehitarist Kitaplığında, Paris Milli Kütüphanesinde, Breslav, Lvov ve Krakov şehirlerinde daha birçok yazma bulunmaktadır. Bu yazmaların çoğu dinî eserler, vaaz ve dualar, Ermeni Cemaati mahkeme kararları, evlilik kayıtları, noter senetleri gibi eser ve belgelerle vakayinamelerdir [Tekin, 1997, 111, Pritsak, 1988, 123].
Yaklaşık 300 yıl ölü olan Ermeni Kıpçakçası Türkologların dikkatini birkaç açıdan çekmektedir. Ermeni Kıpçakçasının sosyoloji ve dil bilimi üzerine yeterince çalışılmamıştır. Ancak, dil bilimciler son 20 yıldır bu konuda çalışmakta ve bu konuda bilgiler oldukça artmaktadır. Ancak, yine de bazı faktörler yeterince açıklanmamıştır [Daşkeviç, 1983, 91].
Bu dilde pek çok eser yazılmıştır. İşte bu büyük yazılı miras araştırmacıların pek çoğunun dikkatini çekmiş ve daha ayrıntılı çalışmalara yönlendirmiştir. Ermeni Kıpçakçası tarihî gelişimi üç aşamadan geçmektedir. Bunlar birincisi, Ermenilerin Kıpçakçayı konuşma dili olarak benimsemeleri ve dilin yazı öncesi dönemi, ikincisi Ermeni Kıpçakçasının yazı dili olarak ortaya çıkışı ve yazı dilinin parlak dönemi, üçüncüsü de Ermeni Kıpçakçasının düşüşü ve kaybolma dönemidir [Daşkeviç, 1983, 92].
1. Ermeni Kıpçakçasının yazı öncesi dönemi (XIII yy’ın sonu - XV yy)
Ermeni Kıpçakçası yazı öncesi dönemi XIII yy’ın sonu ile XV yy’ı kapsamaktadır. XIX yy’ın sonları ile XX yy’ın başlarında Türkolojide Ermeni Kıpçakçası hakkında fazla bilgi olmamasından bu konuda çelişkili bilgiler vardı. Bununla beraber dilin kendisi ve inceleme yolları hakkında bazı yanlış düşünceler de olmuştur. Ermeni Kıpçakçası hakkında yüzyıllar önce fazla bir şey bilinmemekteydi ve kullanımı küçük bir çevrenin bilenleriyle sınırlıydı. Ermeni Kıpçakçasının araştırmaları ancak son zamanlarda ortaya çıkmaktadır [Daşkeviç, 1981, 79].
XVII yy’ın yazarlarının Ermeni Kıpçakçası hakkında görüş ve düşünceleri şöyledir. Yaklaşık yüz yıl önce Fransız misyoneri İ. Gallifotskiy “Kniga poznaniya zemli” adlı kitabında Kuzey Karadenizde pek çok Hristiyanın, özellikle Katoliklerin, Yunanlıların, Avarların, Gotların, Rusların, Çerkeslerin ve Kumukların olduğunu ve bütün bu halkların Tatarca konuştuklarını ve yüz yıllık bir zaman içerisinde yerli Ermenilerin dili çabuk benimsediklerini bu da Ermeni tüccar ve zanaatçıların yerli Tatar halkıyla günlük ilişkilerinde Tatarcayı kullanmak zorunda olduklarından kaynaklandığını bildirmektedir [Daşkeviç, 1981, 80; 1983, 93]. İtalyan kilise adamı Antonio-Maria Gratsini (1537-1611), 1564’te Lvov’da Ermenilerle buluşmuş ve bu buluşmadan sonra Ermenilerin Ermeni harfleriyle yazılmış kanun ve kilise ilâhilerinin olduğunu, ancak onların yalnız bazı papazların okuyabildiğini, kendilerinin genellikle İskit (Tatarca) ve Türk dillerinde konuştuklarını bildirmektedir. Polonya tarihçisi Martsin Kromer (1512-1589), 1577’de Ermenilerin kendi dillerinde, ayrıca Ukrayna ve Polonya dillerinde de konuştuklarını ve ayinlerinde kendi dillerini kullandıklarını belirtmiştir. Alman İogann Alnpeh (-1636), 1603-1605’te Lvov’u anlatırken, yerli Ermenilerin kiliselerde ayinlerini ana dillerinde yaptıklarını, ancak evlerinde istisnasız Tatarca konuştuklarını belirtmektedir. Alman coğrafyacısı Martin Tseyller (1581-1661) ve Hollandalı tarihçi ve coğrafyacı Andreas Tsellariy de Ermenilerin konuştuğu dilin Türkçe olduğunu yazmışlardır. Fransız doğu dilleri uzmanı Lui-Mari Pidu de Sent-Olon (1637-1717) 1665-1669’da Türkçe, Tatarca, Latince ve Kitap Ermenicesini rahat bir şekilde konuşan Ermeni papazı Lvovlu G. Balzam’ı, 1666’da Kamenets-Podolsk’ta yalnız ana dillerinde, yani Ukraynaca ve Tatarca değil, İtalyanca ve Ermenice de konuşan rahibe Mariya’yı, Kafalı İ. Baltaroglu’nun 1668’de kilisede vaazları Türkçe okuduğunu ve Kamenets-Podolsk’tan 1669’da anılan K. Muratoviç’in Tatarca, Latince, Polonya ve Ukrayna dillerini de bildiğini yazmıştır [Daşkeviç, 1981, 80].

Konu hayati tarafından (31.08.07 saat 15:11 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31.08.07, 15:11
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.561
Ettiği Teşekkür: 6.516
7.640 tane iletisine 10.810 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Ermeniler

Ünlü Türkolog G. Clouson, şu anda Ermeni Kıpçakçası olarak adlandırılan bu dilin, etnikleri tam olarak belli olmayan Kıpçakların dili olduğunu, tam ne zaman belli olmayan Ermeni Grigoriyan dinini kabul ettiklerini ve kendi dillerini yalnızca Ermeni alfabesiyle kaydettiklerini belirtmiştir. A. Garkavets, önceden Ermeni Kıpçakların ve dillerin ortaya çıkışı hakkında doğru olmayan düşüncelerin var olduğunu belirtmektedir. Yeni görüşlerine göre ise, ne Ermeniler, ne de onların dillerini kullanmalarının var olduğunu, sadece Moğollar dönemi öncesinde Kırım’daki Kuman Kıpçaklar dört gruba ayrıldığını, birinci grubun Hristiyan dinini kabul edip kendilerini Yunan olarak, ikinci grubun Ermeni Grigoriyan dinini kabul edip kendilerini Ermeni olarak, üçüncü grubun (kalan Hazarlarla beraber) Yahudiliği kabul edip kendilerini Karaim olarak kabul ettiklerini ve dördüncü grubun ise daha sonra İslamı kabul etmek üzere putperest olarak kaldıklarını ve böylece “Kıpçakça” bir çoğu için ana dili olduğunu, çünkü hem genetik, hem etnik hem de dil konusunda bu halkın Kumanlara, Kırım Tatarlarına, Karaimlere, Kırım Urumlarına yakın olduğunu belirtmektedir [Daşkeviç, 1983, 94]. Yine Garkavets, XVI-XVII yy’da Ermeni Kıpçakçasıyla yazılmış eserlerin, genellikle Kamenets-Podolsk ve Lvov’da kendilerini bazen “_ıpça*” olarak, ancak genellikle “Ermeni” olarak adlandıran ve Ermeni Grigoriyan dininden olan Kıpçaklar tarafından yazıldığını bildirmektedir [Garkavets, 1979, 6; Daşkeviç, 1983, 96]. Ancak Daşkeviç, Ukrayna Ermenilerinin hiçbir zaman kendilerini “_ıpça*” olarak adlandırmadıklarını belirterek Garkavets’ın bir hata yaptığını söylemektedir [Daşkeviç, 1983, 96].
Görüşlerden de anlaşıldığı gibi, Ermeni Kıpçakçası XV-XVII yy’da araştırmacıların dikkatini çekmiş ve birçok araştırmacının ilgilenmesine neden olmuştur.
Bilindiği gibi XVII yy’ın sonunda ve XVIII yy’ın başında Ermeni Kıpçakçası yazı dilinin yerini kısa bir zaman Ermeni Polonya yazı dili aldı. Polonya metinleri Ermeni alfabesiyle yazılmaktaydı. Eğer, Ermeni Kıpçakları hakkındaki görüşlere göre değerlendirecek olursak, bunlar yalnız Ermeni Katolik dinini almış ve bundan dolayı kendilerini “Ermeni” olarak adlandırmış Polonyalılar olarak kabul edebiliriz [Daşkeviç, 1983, 96].
2. Ermeni Kıpçakçasının yazı dili olarak ortaya çıkışı ve yazı dilinin parlak dönemi
Bu dönem XVI-XVII yy’ın ilk yarısını kapsamaktadır. Ukrayna’da bulunan Ermeni kolonilerinde eskisi gibi Ermenice egemendi. Günümüze ula