Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Toplum ve Yaşam > Toplum bilimi > Etnik gruplar > İbraniler, Filistin'de yaşamış sami asıllı eski Doğu halkı

Etnik gruplar hakkinda İbraniler, Filistin'de yaşamış sami asıllı eski Doğu halkı ile ilgili bilgiler


[coverattach=1] İBRANİLER, Kutsal Kitap'ta tarihi anlatılan, Filistin'de yaşamış sami asıllı eski Doğu halkı. • Peygamberler çağı. İ.Ö. 2000-1750 arasında Suriye-arap çölü çevresinden ve Mezopotamya'dan gelen yarı göçebe kabileler Kenan ülkesine

Like Tree1Likes
  • 1 Post By CiwCiw

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.09.10, 19:13
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart İbraniler, Filistin'de yaşamış sami asıllı eski Doğu halkı

[coverattach=1] İBRANİLER, Kutsal Kitap'ta tarihi anlatılan, Filistin'de yaşamış sami asıllı eski Doğu halkı.
• Peygamberler çağı. İ.Ö. 2000-1750 arasında Suriye-arap çölü çevresinden ve Mezopotamya'dan gelen yarı göçebe kabileler Kenan ülkesine girdiler, ibranıler' ın kökeni bu çöl insanlarına dayanır. Ulusal geleneklere göre, ibrani halkının ataları olan ve Kutsal Kitap'ta adları geçen peygamberlerin öyküsü, üç büyük peygamberi, İbrahim, ishak ve Yakup'u esas alır, ama gerçekte biri ibrahim'i, öbürü Yakup'u ele alan iki anlatı çevrimi vardır; is-hak'ın rolü sınırlı gibidir; onun öyküsü babası ibrahim'in öyküsünde anlatılır ve oğulları Esav ve Yakup'un öykülerinde de ancak ikinci derecede bir yeri vardır. Ya-radılış'taki anlatılara göre Mezopotamya kökenli olan ibrahim, Yâhuda dağında el -Halil çevresinde, sürüleri için otlaklar ve su noktaları arayan ve göçebe çobanlar gibi yaşıyan kabilesiyle birlikte Filistin'e indi. Güney Filistin'de Beerşeba bölgesine yerleşen oğlu ishak ise daha yerleşik bir yaşam kurdu.
Peygamberlerin öykülerini anlatan ikinci çevrim, ishak'ın iki oğlu Esav ve Yakup' un öyküsüyle başlar Yakup ağabeyi Esav' dan ekber evlat hakkını kapan kurnaz bir kişi olarak gösterilir Rakip iki kardeşin kavgalarında iki toplumsal tip ayırt edilir: becerikliliği sayesinde başarıya ulaşan sakin çoban Yakup ve avlanarak ya da baskınlarda ele geçirdiği ganimetle yaşayan göçebe avcı Esav. Yakup, yukarı Mezopotamya'da kayınpederi Laban'ın yanında bir süre göçebe bir yaşam sürdükten sonra, iki karısı ve büyük sürüleri olan zengin bir kimse sıfatıyla Kenan ülkesine döner ve Orta Filistin'de Şhem bölgesinde yerleşik bir düzene geçer.
Yakup'un öyküsü biterken, oğullarından Yusuf'unki başlar; böylece ilk peygamberler çevrimi, ulusal kaynakların öbür büyük bölümüne, Mısır dönemini anlatan bölüme bağlanmış olur.
• Mısır dönemi Firavunun yanında önemli mevkilere gelen Yusuf'un servet sahibi oluşunu ve Yakup'un kabilesinin Goşen'e (Nil deltasının doğu sınırı) yerleşmesini konu alan anlatıların önemli bölümü ancak, Hyksoslar'ın, Mısır'a yabancıların akın etmesiyle sonuçlanan egemenliği (İ.Ö. 1770-1560) çerçevesinde anlaşılabilir. Nefretle karşılanan istilacıların Teb prensleri (XVIII. hanedan) tarafından kovulmasından sonra, Mısırlılar'ın bu döneme ve istilacıları anımsatan yabancı unsurlara kötü gözle baktıkları anlaşılıyor. Zor işlerde köle gibi kullanılan, devletin sertleri haline getirilen ibranıler özgürlüklerine yeniden kavuşmak istiyorlardı.
• Kurtarıcı Musa Direnişin temel direği Musa olacaktır. Elinin altındaki ucuz işgücünü yitirmek istemeyen krallık yönetimiyle yapılan zorlu pazarlıklar, düşmanca bir tutum alan bu ülkeyi terk etmenin güçlükleri, İsrail halkının belleğinde, tanrıları Ye-hova'ya borçlu oldukları mucizevi bir kurtuluşa dönüştü; Yehova, bir dizi mucizeyle (Mısır'ın on yarası, Kızıldehiz'i aşma) Mısırlılar'ı cezalandırdı ve halkını kurtardı. Bu olaylar, ulusal gelenek içinde Yehova ve Musa'nın kazandıkları zafere destansı bir nitelik kazandırdı. Tarihçiler söz-konusu olayların genellikle Ramses II döneminde (1298-1235), 1250'ye doğru yaşandığını kabul ederler, ibraniler uzun zaman (Kutsal Kıtap'takı kırk yıl simgesel bir sayıdır, yanı bir kuşağın yaşama süresidir) bugünkü Sına yarımadasında, sulak yaylalarda sürülerini otlatarak çobanlık yaptılar. Metinlerdeki belirsizlikler yüzünden, izledikleri yolu kesin olarak saptamak zordur. Kades vahasındaki dönem yerleşik düzene geçişin ilk adımıydı; örgütlenmenin ilk öğeleri burada ortaya çıktı: yıllarca ortak bir yaşam süren kabilelerin birleşmesi, ibranıler'le birlikte Kenan.ülkesinin fethine katılan öbür göçebe unsurları da bünyesine katan bir birliğin kurulmasını sağladı,
• Kenan ülkesine yerleşme. Yeşu (İ.Ö. 1220 'ye doğr. - İ.Ö. 1200'e doğr). Yerleşme, bazen savaşarak bazen barışçı yoldan yavaş yavaş gerçekleşti. Ülkenin- bir bölümünü fethetmeye gerek duyulmadı. Issız bölgelere, çatışma olmadan girildi; kımı durumlarda güçlerini istilacılarınkiler-le birleştiren amurru kökenli (ibraniler gibi) bazı gruplarla yapılan anlaşmalar bu süreci kolaylaştırdı. Ülkenin, yerleşik Ke-nanlılar'ın yaşadığı ve çok sayıda site devletine bölünmüş yörelerinin fethi, Yeşu'nun kitabında bir süvari akını olarak anlatılmıştır. Aslında Kenanlılar ve ibraniler, uzun süre bir arada yaşadılar Fetih süreci, Hâkimler dönemi boyunca sürdü ve son müs-fahkem mevkiler olan Kudüs ve Megid-do'nun alınmasıyla krallık döneminde sona erdi.
• Hâkimler dönemi (İ.Ö. 1200'e doğr. - İ.Ö. 1030'a doğr). Yeşu'nun ölümünden sonra ibraniler, Kenanlılar'ın düşmanca tutumuna ve Şeria ırmağının öbür yakasındaki göçebelerin (Moablılar, Edomlular, **-monoğulları) yıkıcı akınlarına karşı, Filistin'de ele geçirdikleri bölgede güçlenmeye çalıştılar. Yafa'nın güneyinde kıyı şeridine ve Şefela ovasına yerleşen Filistiler' ın gelişi (XII. yy.) durumu daha da kötüleştirdi; beş yönetim bölgesi halinde örgütlenen ve iyi donanımlı bir orduya sahip olan Filistiler, israil için gerçek bir ulusal tehdit oluşturdular. Bu güçlü örgütlenmeye, ibraniler her bırı tam bağımsız kabilelerden oluşan istikrarsız bir konfederasyonla karşı koymaya çalıştılar; kabileler birbirlerine sadece dini bir bağla. Yehova kultüyle bağlıydılar Ortak tehlike, bir grup kabilenin, "Hâkimler" denen ve kurtuluş savaşının başını çeken önderlerin otoritesi altında geçici olarak birleşmesini sağladı; Hâkimler'in otoritesi bir süre devam etti. Sürekli hale gelen filisti tehlikesinin baskısıyla kabileler, kalıcı bir önder seçme gereği duydular. Böylece israil, koşulların doğurduğu Hâkimler kurumundan kalıcı bir krallık dönemine geçti.
• Birleşik krallık (İ.Ö. 1030'a doğr. - I.Û. 931) Şaul'un önderliğindeki ilk krallık denemesi (1030'a doğr - 1010'a doğr.) başarısızlıkla sonuçlandı. Başlangıçta, yerel bir önder olarak zaferleriyle otoritesini tüm kabilelere kabul ettiren Şaul, sonunda Fı-lıstıler'e yenildi (Gılboa dağı savaşı).
Tehlikeye düşen ulusal birliği Davut yeniden sağladı (1010'a doğr. - 970'e doğr). Şaul'ün ölümünden sonra güneyli kabileler tarafından kral ilan edilen Davut, çok geçmeden tüm israil'e egemen oldu. Uzun bir savaş pahasına Filistiler tehlikesini kesin olarak ortadan kaldırdıktan sonra, aralarında Megiddo ve Kudüs'ün de bulunduğu, bağımsızlıklarını hâlâ koruyan Kenan sitelerine kendi otoritesini kabul ettirdi; Kudüs'ü başkent yaptı (1000'e doğr). Ammonoğuliarfna, Edomlular'a ve Ku-zey'deki arami devletlerine karşı bir dizi seferden sonra Davut, protektorası Şam' daki aramı krallığına dek uzanan küçük bir imparatorluğun başına geçti. Ama ulusal birlik henüz sağlam değildi; halkının gözünde israil ve Yahuda kralı olmaya devam eden Davut'un gücüne dayanıyordu.
Davut'un oğlu Süleyman (970'e doğr. - 931), kuzeyli ve güneyli kabilelerin karşılıklı ve dinmek bilmeyen düşmanlıklarıyla sürüp giden bir entrika ortamında tahta çıktı. Babasından devraldığı mirası sağlamlaştırdı; saltanatı sırasında eski israil, siyasal ve iktisadi gücünün doruğuna ulaştı. Süleyman gösterişe düşkün bir hükümdardı; Fenike devletlerinin yardımıyla geliştirdiği ticaret sayesinde zenginleştikten sonra, büyük imar işlerine girişti: kendisi için yaptırdığı sarayın yanı sıra, en önemli yapıtı, eski yazarların göz kamaş-tırıcılığını nasıl betimleyeceklerini bilemedikleri Kudüs tapınağı'dır. Ama kralın binalar yaptırma konusundaki gayretkeşliği, debdebeye düşkün bir hükümdar olması halkın sırtındaki yükü ağırlaştırdı (angarya işler, ezici vergiler). Özel bir statüleri olan yüksek görevlere ve saray maiyetine seçilen güneyli kabilelerin ayrıcalıklı durumu, kuzeyli kabileler arasında sürekli hoşnutsuzluğa yol açıyordu. 931'de Süleyman ölünce isyanlar başladı.
• Parçalanan krallık, iki kabile arasındaki kökleşmiş düşmanlık parçalanmayı kaçınılmaz hale getirdi; Süleyman'ın oğlu Ro-boam'ın beceriksizliği yüzünden bu süreç daha da hızlandı, iki krallık ortaya çıktı: güneyli kabileleri kapsayan Yahuda krallığı (931-587) [başkenti Kudüs] ve kuzeyli kabilelere dayanan israil krallığı (931-721) [başkenti bir süre Tirsa, sonra Samiriye], İlk zamanlarda iki devlet de güçlerini kardeş kavgalarında harcayarak zayıfladılar. Tutarlı bir siyaset izlemedikleri için ikisi de, güçlü komşuları Mısır, Asur ve Babil'in eline geçtiler: 721'de Asurlular'ın Samiriye' yi, 587'de Babilliler'in Kudüs'ü ele geçirmesiyle iki krallık da yıkıldı; halkı kitleler halinde sürüldü.
İki krallığa bölünme siyasal bakımdan felaketle sonuçlanırken, bu durumdan doğan dinsel sonuçlar da ağır oldu. Kutsal tapınağın bulunduğu Kudüs'ü dize getirmek, Yehova'ya inananları rakip krallığın başkenti Kudüs'ten uzaklaştırmak için kuzey krallığında, Dan ve Beyt-el'de ıkı tapınak yaptırıldı. Tapınak birliğinin bozulması ve bazı kralların, kişisel inançları ya da siyaset gereği kayırdıkları Kenan ülkesine ait kültlere de yer verilmesi büyük bir dinsel bunalım yarattı. Yehova'nın haklarını kabul ettirmek isteyen Peygamberler seslerini yükselttiler. Bu karışık dönemde Kutsal Kitap'ta adları geçen peygamberler, rehberlik yaptılar (yahudi halkı, en değerli niteliklerini onlara borçludur). Peygamberlerin eylemleri, Eski Ahit dininin ana hatlarını belirledi (tektanrıcılık, ittifak öğretisi, büyük ahlaksal buyruklar ve me-sihçilik).
• Babıl sürgünü (İ.Ö. 587 - İ.Ö. 538) Kudüs'ün fethi ve tapınağın yıkılması, ibrani halkının tarihinde bir dönüm noktası oldu. Sürülen Yahudiler halkın seçkin tabakasını, yönetici sınıflarını (soylular, yüksek görevliler), nitelikli işçilerini (zanaatkarlar) temsil ediyordu. Ata toprağında küçük bir köylü grubu kaldı; Yeremya'nın Mersıye-ler*'l bu felaketi ve üzüntüyü dile getirir. Sürgünler yavaş yavaş yerleştiler ve örgütlendiler. Çiftçi, mülk sahibi ya da memur oldular ve Babıl belgelerine göre belli bir rahatlığa, hatta kıskanılacak mevkilere ulaştılar. Dinsel duyguları derinleşti ve arındı: ulusal felaketten ders aldılar. Bu dönemde yoğun bir dinsel etkinlik, yeni bir ulusal canlanma (yahudılik*) başladı
• Kudüs'ün yeniden kurulması. Pers dönemi (İ.Ö. 538 - İ.Ö. 332). 539'da Babıl, pers saldırılarıyla yıkıldı. Doğu'nun yeni hükümdarı, usta politikacı Büyük Keyhüs-rev II, köleleştirılen halklara belli bir özerklik tanıdı. Sürülen Yahudiler'e, 538 ferma-nıyla Filistin'e dönme ve burada Tapınak' (arını yeniden kurma izni verdi, ilk kafile hemen yola çıktı. Ülkelerine geri dönenlerin sahip oldukları kaynaklara karşın (girişim için gerekli kaynaklar Babil'deki yahudi topluluklarınca sağlanmıştı), tapınağı onarmak için ilk girişimler, ülkede kalan Yahudilerin İşbirliğine yanaşmaması nedeniyle başarısızlığa uğradı. 520'ye doğru, Dara'nın saltanat döneminin (522 -486) başında Zorobabel'in yönetiminde bir bölüm daha geri döndü: ikinci tapınak beş yılda (520-515) tamamlandı. Artak-serkses Tin saltanatının (465-424) başında Kudüs surlarını yeniden inşa girişimi Samiriyeliler'in karşı çıkması yüzünden yarım kaldı. Ama 445'te Nehemya. surları yaptırdı; daha sonra da, Yahudıye valisi sıfatıyla önemli reformlara girişti; bu reformlar, rahip Ezra tarafından sürdürüldü ve kesin olarak belirlenemeyen bir tarihte (428 ya da 398) sonuçlandı. Nehemya ve Ezra, bugünkü Torah kitabında belirtildiği gibi, Musa yasası nın kesin biçimini almasında önemli bir rol oynadılar: gerçek anlamıyla yahudilığı kuranlar Nehemya ve Ezra'dır.
• İskender'in fetihlerinden Roma egemenliğine (İ.Ö. 332 - İ.Ö. 63). iskender'in ele geçirdiği (332) Filistin, diadokhoslar arasındaki savaşlardan (323-281) sonra, bu ülkeyi, kazanılan haklara dokunmadan yöneten Lagoslar sülalesinden Ptolemai-oslar'a kaldı. Her şey. topluluk önderi olan hahambaşının otoritesi altında, Persler zamanındaki gibi sürdü. Antiokhos III'ün Pa-nion'da kazandığı zafer (200 ?), Ptolema-ioslar'ın çekilmesine ve Suriyeli Selefkiler' in gelmesine yol açtı. Antiokhos III, Yahudiler'e, dini statülerini güçlendiren ve eskiden Persler'in tanıdığı ayrıcalıkları Selef-ki imparatorluğu'nun genel koşullarına uydurarak yeniden tanıyan bir yasa verdi. Başlıca kaygısı, selefki devletlerini, yunan kültürünü kabul ettirerek birleştirmek olan Antiokhos IV Epiphanes'ın iktidara gelmesiyle (175-164) durum birden değişti. Ama Yahudiler'e göre, Yunanlılar gibi yaşamak, hellenizmln dinsel törenlerine katılmak ve Musa yasası'nı ve tektanrıcı-lığı yadsımak demekti. Makabiler'in ayaklanması (167) Yahudiler'e dinsel özgürlüklerini ve ulusal bağımsızlıklarını yeniden kazandırdı. Makabiler'in (134-37) kolu olan Hasmonlar zamanında yahudi devleti Roma'nın himayesine girdi; bu hanedandan prenslerin bitmek bilmeyen çekişmeleri, Roma'ya Filistin'in ıç işlerine karışma fırsatı verdi. İ.Ö. 63'ün yazında Pompeius Kudüs'e ve Tapınağa girdi Yahudiler, bağımsızlıklarını yitirdiler ve haraç ödediler.
• Roma egemenliği altında. Yahudi devletinin sonu (İ.Ö. 63-İ.S. 70) Hasmonlar' n son temsilcileri (63-37) kral unvanı taşımadan ve Suriye'nin romalı valisinin denetiminde iktidarlarını sürdürdüler. Hasmonlar hanedanının sonunda, Roma'dan sağlam destekler sağlamayı başaran idu-mealı Herodes Senato'dan kral unvanın elde etti (40); ama krallığını lejyonların desteğiyle ele geçirmesi için üç yıl gerekti. Son israil kralı Herodes I (İ.Ö. 37 - İ.Ö. 4) Filistin'in birliğini sağladı ve yeniden yapılan ikinci tapınağa Süleyman dönemindeki görkemini yeniden kazandırdı. O ölünce krallık, Roma'ya bağlı prensler ve Romalı procuratorlar (valiler) tarafından yönetilen üç parçaya ayrıldı. Nasıralı ¡sa ve hırıstıyanlık işte bu dönemde ortaya çıktı. Roma otoritesinin beceriksizlikleri ve baskılarının yol açtığı milliyetçi ve mesıh-çi hareketler, 66-70 ayaklanmasıyla ve Kudüs ve tapınağının Tıtus'un lejyonları tarafından yıkılmasıyla sonuçlandı, ikinci tapınağın yıkılması Eski israil tarihinin sonu oldu; ruhban sınıfı ortadan kalktı: ulusal kurban törenlerine bir daha başlanmamak üzere son verildi. Filistin, artık Roma imparatorluğu'nun bir eyaletiydi.

kaynak:2-cilt:9
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Ýbraniler, Filistin'de yaþamýþ sami asýllý eski Doðu halký-gezer.jpg  
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
asıllı, doğu, eski, filistin'de, halkı, sami, yaşamış, ıbraniler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:58 .