ERMENİ SOYKIRIMI UALUSLARARASI BİR YALANDIR/ 3
Şimdi oturup düşünmek gerekir; kendi yönetimindeki topraklarda yaşayan halka, emekçi kitlelere ağır baskı, sömürü ve şiddet poli-tikasını reva görürse, yabancılara neler yapar bir düşünün hele. Nitekim Türkiye topraklarında yaşayan Kürt ve Türk emekçilerine akla gelmedik zulüm, işkence, katliam ve terör uyguladıklarını bizzat kendi kaynakları kanıtlıyor. Uzağa gitmeye gerek yok. Bizzat Rus ve Ermeni arşivleri bu kaynağın gömüsüdür.
Alın size birkaç örnek:
Taşnakların eski bakanlarından Cagetyan, İran’da yayımlanan yazısında şöyle
demektedir, içinde yer aldığı yönetim için: (A. Karinyan, Bolşevik Zakavkazya,
1928)
“Bolşeviklerin izini sürmek bahanesiyle hükümet orduları, sözde gönüllü birlikler (humbalar), İcevan (eski Delican) kazasındaki köylük bölgelerde yağma yaptı ve kadınların ırzına geçti. Gönülle infaz ekibi, köylüleri öyle bir hale getirdi ki, bir günde ‘humbapeta’ (birliğin başı) ‘Arç-Mard’ (ayı-adam) elli gönüllüyle bütün kasabayı kuşatıyor ve yerle bir ediyordu. Yaklaşık bin Ermeni köylüsü Azerbaycan topraklarına sürüldü.” (s.19)
Cagetyan devlet örgütünün nasıl yozlaştığını şöyle anlatıyor:
“Ermenistan İçişleri Bakanlığı, ülkenin bütün suçlu tiplerinin barınağı haline gelmiştir. Bizzat Bakan Kromonyan görevinden ayrılmadan bir gün önce devlet hazinesinden 50 milyon ruble zimmetine geçirmiştir.” (age- s.19))
1938’de SSCB Bilimler Akademisi tarih Enstitüsü yayın organı İstroriçeskie Zapiski dergisi 2. sayısında yayınlanan Taşnak Raporu. İnsanın tüylerini ürpertiyor. Bir insan böylesine zalim olabil mi düşünmeden edemiyor. Böyle bir kişi sanırım insan sıfatına layık değildir. (Taşnak subayı 1920’de Beyazıt-Vaaram bölgesinden yazıyor raporunu. Bu subay mezaliminden övünüyor.)
“Basar-Geçar’daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadın ve çocukları topladım, benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim.” (A. Lalayan, Ermenistan Devlet Arşivi)
İşgal edilen yerlerin yağmalanmasına bir örnek: (Bir Taşnak yetkilinin Taşnak Hükümeti’nin başı A. Agancanyan’a yazdığı 21 Haziran 1920 tarihli mektuptan)
“Zangi-Basar tarafımızdan işgal edilmiştir. Bu ülke öyle zengin ki, bizim borçlarımızı birkaç defa kapatacak durumda. İki gündür burada görülmemiş bir yağma gerçekleşti. Buğdayları, arpaları, pirinçleri, semaverleri, halıları, paraları ve altınları topladılar. Maliye Bakanlığı, iki görevlisini yanlarında örgütlü bir güç olmadan buraya ancak dün gönderebildi. Devasa bir zenginlik ellerimizden gidiyor.” (A. Lalayan). (s.17)
Bu ve benzeri birçok örneği olan bu yozlaşmanın Ermenileri tarih karşısında sorumlu duruma düşüreceği ve hezimetlerinden de bu yönde gelişmelerle karşılaştıkları açıktır. Şimdi dönemleri inceleme-ye devam eldim.
• 24.-25.-26.27.-28. DÖNEM: Bu dönemlerde artık Ermenilerin karşısında yeni bir Türk ruhu vardır: Kuvayı Milliye, Milli Hükümet dönemi… Ve Ermeniler hala eski alışkanlıklarında devam etmektedirler. Bunu Kaçaznuni, başbakanları kendi söylüyor. Bilgisiz, araştırma yeteneğinden yoksun, her şeyi çapaçul ifa eden, gaflet içinde, halkına hala zulümle muamele eden bir yönetim… Ve Kazım Karabekir’in kahredici gücü karşısında bozgunu yaşar Ermeniler.
• 29.-30. DÖNEM: Türkler Gümrü’dedir. Bolşeviklerin “Rus Kızılordu birlikle-ri de eş zamanlı olarak Akstafa yönünden İcevan’a ve dilican’a girmişler-di.” Burada Kaçaznuni beyin jimnastiği yapmakta, fikir yürüt-mektedir: “Türklerle Bolşevikler anlaşmış olabilirler mi?”
“Ama bunun için Türklerle herhangi bir anlaşmaya gerek yoktu. Ayrıca bizim yenilgimizin hızlandırılması için Bolşeviklerin müdahalesine de ihtiyaç yoktur. Zaten Şöregil’li amcalar bu iş için yeterliydi; bunların tek isteği mümkün olduğunca çabuk eve dönerek, buğdaylarını biçmek ve toplamak, Türklerin saldırması durumunda ise ailelerini ve hayvanlarını emniyetli bir yere kaçırmaktı.(…) Yenilgimizin sebebi, Bolşeviklerin hainliği ya da Türklerin gücünde değil, bizim kendi güçsüzlüğümüzde yatmaktadır.” (s. 63)
• 31.-32.-33.-34. DÖNEM: Kaçaznuni bu dönemlerde genel olarak iç politikaları ve ülke içi mücadeleleri, Bolşevikleşme, Sovyetleşme süreci olaylarını anlatır.
• 35. DÖNEM: Bu dönemde Kaçaznuni “bağımsızlık dönemi” diye adlandır-dığı 1918’den Sovyetlerin kuruluşuna kadar ki dönemde uluslar arası platformda oynadıkları rolleri anlatmaktadır.
1919 ilkbahar’ında barış (!) konferansına sundukları taleplerini içeren memoran-dumda, Ermenistan devletinin sınırlarına girmesi gerektiğini belirttikleri yerler şunlardır: Sınırları genişletilmiş Güney Kafkasya Cumhuriyeti (Erivan eyaletinin tamamı, Ardahan’ın kuzey kısmı hariç Kars ili, Tiflis eyaletinin güney kısmı, Yeli-zavetfol-Gence- eyaletinin güneybatı kısmı); Türkiye’nin yedi ili (Vilayeti Sitte: Van, Bageş, Diyarbakır, Harberd, Sivas, Karin, Trabzon, Diyarbakır’ın güney bölgesiyle Sivas’ın batı kısmı hariç); Kilikya’da dört sancak (Maraş, Sis- Kozan- Celal-Bereket ve Aleksabdretta ile Adana). Yani KARADENİZ’DEN AKDENİZ’E, KARABAĞ DAĞLARINDAN ARAP ÇÖLLERİNE UZANAN BÜYÜK ERMENİSTAN… Tasarlanan ve talep edilen buydu. Ermeni milleti bu büyük lokma nedeniyle tarih tarafından cezalandırıldı, hırslarının kurbanı oldu. Mevcut koşullarda kendine çapına göre aynı büyük hırsların kurbanı olarak Kürtler öne sürülmekte, denizden denize büyük Kürdistan projeleriyle emperyalizm Kürtlerin beyinlerinde şimşekler çakmasına neden olmakta, onların heder olmalarının taşlarını döşemektedir.
Kaçaznuni bu talebi “emperyalist” diye nitelendirmekte ve “nasıl gerçekleştiri-lebilirdi?” diye sormaktadır. Ve eklemekte “bizim böyle bir talebimiz yoktu!” bu talebi Paris Ermenilerinin hazırladığını ve sunduğunu, kendilerinin de zorunlu olarak uymak durumunda kaldıklarını belirtiyor. Ayrıca Kaçaznuni o dönemde Amerikan mandası arayışı içinde olduklarını, Paris delegelerinin denizden denize Ermenistan projesine karşı çıkılırsa amerikan’ın desteklemeyeceği, dolayısıyla mandasına almayacağı şeklinde propaganda yapıldığını açıklamaktadır.
Ve Kaçaznuni bu durumun özeleştirisini şöyle açıklamaktadır, bu aynı zamanda Ermenilerin ve önderleri Taşnaksutyun Partisi’nin zaafları olmaktadır:
(Sürecek)










Normal
