|
#21
| |||
| |||
| çok ilginç bir video, üstünden 30 sene geçmiş gibi, bir de her nedense dublaj yapılmış ? |
| Sponsorlar |
| |
|
#22
| ||||
| ||||
| Ermeniler tutmuşlar Fransa da soykırım anıtı inşaa ettirmişler.Oaraya gelen giden ağlıyo.Ne için peki.SOYUKIRILAN Ermeniler için.Kimler peki.Fransızlar Almanlar falanfilan. İşte en güzel ispat propagandadan geçiyor bence.Onlar kendilerine düşeni en iyi şekilde yapıyolar yalanlarını dünyaya yutturmak için.Peki ya biz.Haklı olduğumuz konuda warmgreyin dediği gibi kendimize anlatmamız bişey ifade etrmiyo.Bunu dünyaya anlatabilmek önemli olan . Sevgiler saygılar...
__________________ Vidayla tutturuldukça onca nükleer bomba... Silahlanmaya karşı tek umuttur halkın elindeki tornavida... Nüve Forum Fenerbahçe'liler Birliği. İnsanHayalEttiğiMüddetçeYaşa |
|
#23
| |||
| |||
| Fransa cumhurbaskacı chirak ermenistan ziyaretinde türkiyenin ermeni soykırımını tanımasını aksi halde ab ye girişinin mümkün olmaması gerektigini söylemiş. hiçbir zaman riyakarlık etmeyen devlet büyüklerimize daha bi çok saygı duydum. |
|
#24
| ||||
| ||||
| Sayın fozcan hocamın yazdıklarına ilave olarak gruplardan elime geçen bir yazıyı aynen aktarmak istiyorum. Alıntı:
|
|
#25
| ||||
| ||||
| Alıntı:
|
|
#26
| ||||
| ||||
| mUMUNAL DOSTUM, çOK ÖNEMLİ BİLGİLERİN VE KAYNAKLARIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. ANCAK KAÇAZNUNİ'NİN BÜKREŞ PARTİ KONFERANSI'NA RAPORUNU BİRİNCİ BÖLÜMDE KİTAP İNCELEMESİ ŞEKLİNDE VERMİŞTİM. HEM DE KİTABIN JPG RESİİMLERİYLE BİRLİKTE. SANIRIM İNCELEMEDİNİZ KONUNUN TAMAMINI. ANCAK GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ KAYNAK DA BİZİM İÇİN BÜTYÜK ÖNEMİ HAİZ OLDUĞUNU BELİRTMEK İSTERİM. SELAMLAR. SAĞLICAKLA VE İYİLİKLE. |
|
#27
| ||||
| ||||
| Perinçek, Katchaznouni'nin İngiliz himayesindeki Ermenistan devleti kurulduğu zaman 1918 Temmuz ayından 1919 Ağustos ayına kadar hükümeti yöneten ilk başbakan olduğunu söylemişti. Perinçek, Katchaznouni'nin 1923 yılında Bükreş'teki Taşnak Partisi Kongresi'ne sunduğu raporda özetle şu ifadelere yer verildiğini belirtti. Ermenistan Başbakanı'nın raporu'nu lütfen okuyun... Savaştan önce ve savaş koşullarında Rus Çarlığı'na kayıtsız şartsız bağlandık. Emperyalistlerin önümüze koyduğu 'denizden denize Ermenistan' gibi hayali bir amacın peşine düştük. Silahlı gönüllü birlikleri oluşturmamız hataydı. Terör eylemlerimiz batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti. Karşılıklı Müslüman ve Ermeni kırımları oldu. Güç dengesi Türkler'in lehineydi, macera yaptık. 1915 yılı yazında ve güzünde uygulanan tehcir (zorla göç ettirme) Avrupalı diplomatların bize söz verdiği bağımsız Ermenistan hayalimizi suya düşürdü. Türkiye ne yaptığını çok iyi biliyordu. Bugün pişmanlık duyması için hiçbir neden yok. Sevr Antlaşması gözlerimizi kör etmişti. Türkler'in anlaşma önerilerini reddederek vahim hata işledik. Sevr yerine, Türkler'le anlaşsaydık çok şey kazanırdık. İngilizler karşılıklı katliamları kışkırttı. Müslüman bölgelerinde düzeni sağlayacak idari önlemler alamadık, silaha sarılmak zorunda kaldık, ordular gönderdik, yıktık ve katliamlar gerçekleştirdik. Türkler savunma güdüsüyle hareket ettiler. Övünülecek hiçbir işimiz yok. Kendi dışımızda suçlu aramayalım. Evet, intihar etmeyi öneriyorum. Taşnak Partisi'nin artık yapacağı hiçbir şey yok. Partiyi dağıtalım. Bu kararı almazsak, bizi yıkım ve şerefsizlik bekliyor.'' Ermeni Heyeti Başkanı Bogos Nubar da 1919 tarihli mektubunda `Ermenilerin kayıpları çok olmasına rağmen, Türklerin kaybı Ermenilerinkinden az değildir' demişti. Talat Paşa'ya göre bu bölgede ölen Müslümanların sayısı 600 bin. Sayılar ne söylerse söylesin, o tarihte Anadolu'da bir trajedi yaşandığı kesin; her iki taraftan yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği ve her iki halkın da büyük acı çektiği ortak bir trajedi... Açıkçası savaş, `imparatorluğun Müslim ya da gayrimüslim halklarının kurban da verdiği, suç da işlediği' korkunç bir hengâmeydi. Ama asıl suçlu emperyal propagandanın karartmaları altında hiç görülemedi. Ermeni tezlerinin militan savunucuları, `Ermenileri baskı yapmaya teşvik edip sonra onları Türk tepkisinden koruyamayan' Batılı güçlere cılız bir eleştiri getirmekle yetindiler. Yaşanan trajedide Batı'nın sorumluluğu üzerinde kimse durmadı. Oysa daha 1922'de, Kuzey Kutbu'nun kâşifi ve Mülteciler Yüksek Komiseri Fridtjof Nansen, 'Ermenistan adını tek bir Avrupalı diplomat ağzına almasaydı, onlar için çok daha iyi olurdu' demişti. Saygılar |
|
#28
| |||
| |||
| Ermeni Meselesi’yle ilgili olarak son yıllardaki gelişmeler artık tamamen göstermiştir ki, Ermeniler tüm tarihlerini “Türk düşmanlığı” üzerine kurmuşlardır ve bu yöndeki çalışmalarını arttırarak sürdürmektedirler. 24 Nisan 1915 tarihinin 90. yıldönümü vasıtasıyla dünya kamuoyunda oluşturmaya çalıştıkları “Türk düşmanlığı” ve “karalama kampanyaları” bunun önemli göstergelerindendir. Ermeni Tarihi adeta iki safhada incelenmektedir: Ermenilerin I. Dünya Savaşı’nda Türkler tarafından zorunlu göçe tabi tutulmalarından önceki safha ve sonraki safha. Hatta Ermeniler önceki safha üzerinde pek fazla durmadan, millî tarihlerini, “sözde soykırımın başlangıcı” olarak kabul ettikleri 24 Nisan 1915 tarihi ile başlatmaktadırlar. Bu yöndeki eğilim son yıllarda artarak devam etmektedir. Bugün Ermeni Meselesi’nin geldiği noktaya bakıldığında, bu hadise dünya kamuoyunda önemli bir gündem maddesi ise, ki öyledir, durumu Ermeni propagandasının başarısının önemli bir sonucu olarak adlandırmak yanlış olmayacaktır. Hadiselerin arka plânına bakıldığında, konuyla ilgili olarak Ermeniler tarafından “başyapıt” şeklinde nitelendirilen birkaç yayın dikkat çekici boyuttadır ki, bu yayınları bugün Ermeni Tarihi’nin en önde gelen simaları, kaleme aldıkları çalışmalarında sıklıkla kullanmaktadırlar. Zaten onların bu kitapları kullanmaları da, konuyla ilgili propagandaların farklı bir yönünü temsil etmektedir. Bugün dünyada sözde Ermeni soykırımı iddialarını içeren binlerce yazı, makale ve kitabın kaynak olarak gösterdikleri, hatta olmazsa olmaz olarak nitelendirdikleri birkaç kitap vardır. Bunların ilki, bu yazının konusunu teşkil eden ve ayrıntılarının aşağıda sunulacağı Mavi Kitap’tır. İkincisi Amerika Birleşik Devletleri’nin I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul Büyükelçisi olarak görev yapmış olan Morgenthau’nun, “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikâyesi-Ambassador Morgenthau’s Story” adlı eseridir. Üçüncüsü, Avusturya asıllı Alman misyonerlerinden Johannes Lepsius’un kaleme aldığı ve savaş sonrasında Ermenileri kazanmayı hedefleyen “Almanya ve Ermeniler-Deutchland und Armenien” adlı kitaptır. Bu tarz eserlerin sonuncusu ise, ”The Memoirs of Naim Bey-Naim Bey’in Hatıratı’dır. Hiçbir Ermeni veya Ermeni yanlısı çalışma yoktur ki, bu kitapları kullanmasın, çalışmalarında dile getirmesin ve bunları dayanak noktası olarak göstermesin. Bu sayılan eserlerin tamamı, propaganda çalışmalarıdır. Ermenilerin 90. yıl olarak andıkları hadiselerin, bugün dünya kamuoyunda yer etmesinde, bu kitapların rolü, diğer çalışmalara oranla kat kat fazladır. Morgenthau’nun, eserini İstanbul’un dışına çıkmadan, ABD elçiliğine Türk doğu vilayetlerinden gelen mektuplardan ve Ermeni tercümanlarının ifadelerinden istifade etmek suretiyle kaleme aldığı bilinmektedir. Bu kitap, ABD hükümetinin Osmanlı devleti aleyhine bir propaganda malzemesi olarak 1918’de yayınlandı. Papaz Lepsius’un kitabı da yukarıdakinden farklı değildir. Kaynaklar arasındaki benzerlikler şaşırtıcı boyuttadır. Buradaki amaç, Almanya’nın doğudaki menfaatleri için, siyaseten Ermenilerin gözünde itibar kazanmalarıyla alakalıdır. Bu politikanın uzantısında, savaş sonrası Ermenistan’ın Almanya’nın himayesine girmesiyle ilgili bazı beklentiler olduğu da ihtimal olarak son derece yüksektir. Lepsius’un sadece İstanbul’a gelerek ve daha doğuya geçmeden Van’da olup-bitenleri yazabilmesi, eserinin bilimsel kalitesini de ortaya koymaktadır. Yine 1918 tarihli olarak Aram Andonyan’ın hazırladığı Naim Bey’in Hatıratı adlı kitap da, konuyla ilgili propaganda çalışmalarının en önde gelen yayınlarından birisidir. Halep İskân Dairesi’nde görev yaptığı iddia edilen Naim Bey adlı bir idarecinin hatıralarına göre, Ermenilere yapılan fenalıkları dile getiren kitabın içindeki hemen hemen tüm bilgiler tartışmalıdır ve zaten Türkiye’de yapılan önemli bir çalışma, Andonyan’ın sahteciliğini açıkça ortaya koymuştur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki incelemeler ve Amerikalı nüfusbilim uzmanı Prof.Dr. Justin McCarthy’nin araştırmaları da, o tarihlerde Halep’te böyle bir kişinin görev yapmadığını doğrular niteliktedir. Bu kitaplardaki tutarsızlıkların sayısını daha da artırmak mümkündür. Bu tür propaganda kitapları, çeşitli milletler tarafından, mücadele ettikleri kuvvetlere yönelik olarak tarih boyunca kullanıldı. Buna örnek olarak İngilizlerin Almanlara yönelik hazırlamış oldukları Mavi Kitap’ı göstermek mümkündür ki, İngiltere’nin, bu kitabın dönemin dış politikası nedeniyle Almanya’ya yönelik olumsuz propaganda aracı olarak ve bilerek hazırlandığını itiraf ettiği de malûmdur. Bu kitap ve aşağıda hakkında bilgi verilmiş olan Türklere yönelik Mavi Kitap, savaş yıllarında esasında Batı kamuoyunda Almanya ve müttefikleri aleyhine bir kampanya oluşturarak, Amerika Birleşik Devletleri’ni İngiltere’nin yanında bu savaşa dahil etmeye çalışan politik plânın önemli safhalarından birisiydi. Ermeni Meselesi ve Türkiye denildiğinde, konuyla ilgili propaganda eserlerinin başında Blue Book olarak tanınmış olan Mavi Kitap gelmektedir. İlk baskısı 1916 yılında Londra’da yapılan ve iki şiline satılan kitabın tam adı şu şekildedir: “The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire 1915-16”. Yani “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere (yönelik) Muamele 1915-16”. Bu, eserin ilk özgün baskısıydı. Ondan sonra farklı editörler tarafından birkaç kez daha basıldı. Kitabın ilk baskısının ana başlık altı yazılarında, “Documents presented to Viscount Grey of Fallodon Secretary of State for Foreign Affairs by Viscount Bryce with a preface by Viscount Bryce” ifadeleri mevcuttu ki, bu ifadeler ve başlangıçta bulunan materyallerden, kitabın önsöz ve içeriğini hazırlayanların kimler olduğu rahatlıkla anlaşılıyordu. Mavi Kitap, 1916’da İngiliz Parlamentosu’nun onayıyla, savaş propaganda bürosu durumundaki Wellington House tarafından hazırlatılmıştı. Bu görev, bir diplomat olan Lord Bryce başkanlığındaki bir heyete verilmişti. Lord Bryce bir hukuk profesörüydü ve aynı zamanda diplomattı. Bryce sonraki yıllarda, “önceki başarılı çalışmalarından dolayı” ödüllendirilecek ve Büyük Britanya’nın Washington’daki büyükelçiliği görevine de getirilecektir. Başlangıç kısmına konulan ve kitabın hazırlıklarına ait birkaç yazışmadan, eserin ortaya çıkarılmasında sonradan oldukça ünlenecek bir kişinin de adı geçmekteydi: Arnold J. Toynbee. Bilindiği üzere Toynbee, XX. yüzyılın en önde gelen tanınmış tarihçi ve tarih felsefecilerinden birisidir. Mavi Kitap projesi içerisinde, Toynbee, Lord Bryce’ın sekreterliği görevini yerine getirecekti. Kendisi bu kitabın hazırlatıldığı dönemde bu çalışmaların içerisinde bulunmuş, ancak sonraki yıllarda bunun bir propaganda kitabı olduğunu anlayınca, bu işe “alet olmanın” da etkisiyle pişmanlığını dile getirmiş ve Mavi Kitap’ın doğruluğu konusunda şüpheli ve Ermeniler için tereddütler içeren ifadelerde bulunmuştur. 1975’te hayatını kaybeden Toynbee’nin 1966 yılında kaleme aldığı ve Türkçe’ye çok yeni çevrilen”Hatıralar: Tanıdıklarım” adlı eserde konuyla ilgili çok çarpıcı ifadeler vardır. Bu ifadelerden, İngiliz hükümetinin, Rusya’nın Yahudilere uyguladığı baskıları dengelemek amacıyla, Almanya tarafından başlatılan Rus aleyhtarlığı ve Rusların Yahudilere yönelik yaptığı fenalıkları, Almanya’ya davet edilen Amerikalı gazeteciler vasıtasıyla dünyaya duyurmaları çabasından etkilendiğini göstermektedir. Bu durumda İngiltere için yapılacak şey açıktı: İttifak devletleri, Almanya’nın Rusya aleyhinde başlattığı propaganda silahı ile vurulacaktı. Amerikalı gazetecilerin verdikleri bilgiler, korkunç bir Rus barbarlığını ortaya çıkarmaya yönelikti. Ve bu başarılmıştı. Rusların Yahudilere yönelik bu taşkınlıkları, nasıl İngiltere ve Fransa gibi müttefiklerini zor durumda bıraktıysa, Türklerin yapacak olduğu taşkınlıklar da Almanya ve Avusturya-Macaristan devletleri aleyhine olacaktı. Yani İngiltere, kendi silahıyla Almanya’yı mağlup edecek, Türkleri, Ermenilere soykırım yaptı şeklinde ifşa etmek suretiyle, Türkiye’nin müttefiklerini zor durumda bırakacaktı. Üstelik Türk hükümetinin bu sırada uygulamaya koyduğu “sevk ve iskân kanunu” kaçırılmayacak bir fırsat olarak gündeme geldi. Bu, İngiltere’nin aradığı fırsatın ayağına kadar gelmesi demekti. İşte Mavi Kitap’ın İngiltere hükümeti tarafından hazırlanma düşüncesi bu suretle ve bu uygun zaman diliminde gerçekleşti. Başka bir açıdan hadiseye yaklaşmak gerekirse, bu bilgilerden, Ermeni Meselesinde Osmanlı devletinin Almanya’nın ateşine yandığı sonucunu çıkarmak da mümkündür. Ve bu duruma göre, İngiltere Almanya’yı ve müttefiklerini köşeye sıkıştırmak için böyle bir yola başvurmuştu. Ancak bugüne kadar uzanan sonuçlarına bakıldığında, hadiseden en büyük zararı Türkiye’nin gördüğü de ortadadır. Yani bundan Almanya’dan çok Türkiye sıkıntı çekmiştir ve halen çekmektedir. İşte Amerikan misyonerlerinin raporlarına dayanan Mavi Kitap projesinde, İngiltere hükümeti tarafından söz konusu bu belgelerin neşri meselesi Lord Bryce’a tevdi edilmişti ve Arnold Toynbee de onun sekreterliğini yapacaktı. Toynbee’nin sonradan kaleme aldığı hatıralarında kullandığı şu ifadelerden, konuyla ilgili pişmanlığını ve olaylarda Lord Bryce ile birlikte ne şekilde kullanıldıklarını anlamak zor değildir: “O tarihlerde İngiltere Krallığı hükümetinin bu faaliyetinin arkasında yatan politikalardan habersizdim. Sanırım Lord Bryce da öyleydi. Belki de bu bir şanstı. Çünkü eğer gözlerimiz açılsaydı, sanırım ne Lord Bryce ve ne de ben, İngiltere Krallığı hükümetinin yüklediği bu işi yapardık. Biz bu görevi yerine getirmek için en halis niyetlerle çalışıyorduk. Lord Bryce ben, gerçekleri belirlemek, onları topluma anlatmak ve sonunda onların ışığında bir şeylerin yapılmasını sağlamak ümidini taşıyorduk. Ölüler (yurt dışına sürülenlerden de binlercesi ölüyordu) tekrar geri getirilemezdi. Fakat biz ümit ediyorduk ki (boşuna ümit etmişiz aslında), en azından hayatta kalanların da bu şekilde bir barbarlığı yaşamamalarını sağlayabilirdik . Kitap tamamlanıp basıldıktan sonra, İngiltere Krallığı hükümetinin Lord Bryce’tan istediği işin arkasında yatan sebeplerin farkına varmaya başladım… Ruslar, toplumları içerisinde yaşayan Yahudilere karşı barbarlıklar yapmaya başladığı anda, Türkler de Ermenileri karşılarına almaya başlamışlardı. Rus barbarlığı, İngiltere ve Fransa’nın aleyhine olduysa, Türklerin yaptıkları da Almanya ve Avusturya-Macaristan aleyhine olmamış mıydı? Majestelerinin hükümetinin Lord Bryce’dan, Türklerin Ermenilere yaptıklarıyla ilgili kitap çıkartmasını istemesinin arkasında yatan sebep, Whitehall’da izlenmiş olan bu mantıktı… Majestelerinin hükümeti, Ermeniler hakkında bir kitap yazılmasını istediğinde, Lord Bryce bu siyasal ilişkileri fark etmiş olsaydı, sanırım teklifi reddederdi. Dürüstlüğüyle tanınan bir insandı. Amerikan kaynaklarına ulaşabiliyordu ve Amerika’da kendisine büyük bir saygı duyuluyordu. Ancak sanırım Majestelerinin hükümeti için daha önemli olan özelliği dürüstlüğü idi . Eminim ki, söz konusu kitabın yazılmasının gündeme geldiği dönemde, bu işin arkasındaki politik güdünün farkına varmış olsaydım, Lord Bryce’ın dairesine doğru yürürken çok rahatsızlık hissederdim . Bu durumdan bir hayli endişe duyuyordum. Bana yüklenmiş olan görevin toplumsal yönü konusundaki kuşkular, bu endişeyi daha da artırıyordu”. Toynbee’nin hatıraları dikkate alındığında, kendisinin, hadiselerin yaşandığı dönemde kitap hazırlanması projesi karşısında, iyi niyetli davrandığından dolayı şüphelenmediğini, ama gelişmelerin ahlâkî yönünden bazı kuşkular duyduğunu ifade etmiştir. Yani en azından hadiseler karşısında gönül rahatlığı içerisinde değildir. Zaten kendisinin yıllar sonra pişman olması ve bunun İngiliz hükümetinin bir propaganda aracı olduğu şeklindeki açıklaması, onun gerçekleri geç de olsa fark ettiği şeklinde değerlendirilmektedir. İngiliz tarihçi Andrew Mango, bu durumu, Toynbee “iyi bir tarihçi olduğu için daha sonra bir kitabında bunun propaganda olduğunu itiraf etti” şeklinde değerlendirmiştir. Toynbee, hatıralarının ilerleyen sayfalarında, Lord Bryce’nin hayatından birtakım kesitler vermekte ve onun özelliklerinden bahsetmektedir. Esasında Bryce’ın demokrasi konusunda hacimli bir kitap yazmak istediğini, ancak savaş sırasında işlerinin yoğunluğu nedeniyle buna zaman ayıramadığını ifade etmektedir. Hatta ona göre, Ermeniler hakkındaki kitabı, savaş sırasında kendisine yüklenen birçok görevden sadece birisiydi. |
|
#29
| ||||
| ||||
| arkadaşlar konu başlığında da belirtildiği gibi Ermeni Soykırımı Emperyalist Uluslararası Bir Yalandır. Böyle bir yalanın arkasından giden destekçiler tarihsel hazımsızlıklarının intikamını alamamanın verdiği şişkinlikle temcit pilavı gibi her hassas noktada bunu önümüze çıkarmaya devam edeceklerdir. Ancak onlarında bildiği çok önemli bir gerçek var ki Türk Milleti'nin bir karış vatan toprağının tozunu bile bunlara koklatmayacagıdır.. :06 :06
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#30
| ||||
| ||||
| Arkadaşlar Ermeni Soykırımı her zamanki gibi yine gündemde birileri Ermeni Soykırımını yasa haline getirmeye çalışıyor bu konu hakkında yorumlarınız neler merak ediyorum...
__________________ ZAFERE GİDEN YOLDA ÇEKİLEN ÇİLE KUTSALDIR (BULUT ) |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| emperyalist, ermeni, soykırımı, uluslararası, yalandır |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|