iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:09 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Toplum bilimi » Toplumsal kavramlar » intihar etmek üzerine

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.08.07, 00:21
Standart intihar etmek üzerine

23.08.07, 00:21




Sürgün intiharları tedirgin ediyor
İngiltere’de yaşayan Kürt ve Türk toplumları arasında son zamanlarda meydana gelen intihar olayları yakınlarını kaybedenlere büyük acılar yaşatırken, intiharların sıklıkla görülür olması toplumu kaygılandırmaya başladı. İngiltere’deki Kürt ve Türk göçmenler arasında intihar olayları, sebepleri, toplumsal etkileri ve nasıl önlenebileceği ile ilgili ANF’nin sorularını cevaplayan uzmanlar, modern toplumda yaşanan çelişkilerin özellikle de erkekler arasında intiharları arttırdığını ifade ederken, Kürtlerin yaşadıkları sosyal ve siyasal baskıların ve işkencenin intiharlarda etkili olduğu kaydediliyor.

Londra’da iki hafta önce intihar ederek yaşamına son veren 19 yaşındaki Elbistanlı genç Orhan Kaya’nın intiharından bir hafta sonra İskoçya’da yaşayan diğer bir Kürt Feyzullah Maraşlı’nın da intihar ederek yaşamına son vermesi dikkatlerin göçmenler arasında yaşanan intiharlara yönelmesine neden oldu.

Araştırmalar intihar olaylarının genel olarak dünyada arttığını gösterirken, özellikle ekonomik sorunları olan, sosyal ve kültürel uyum sorunu yaşayan göçmen toplumlarının intihara sebep olduğu belirtilen nedenlerle daha fazla yüz yüze kaldığı kaydediliyor.

İrlanda ve İngiltere’de on yıldan fazla bir süre Akıl Hastalıkları Servisi’nde (Menthal Health Service’de) çalışmış olan Psikolog Paul Quinn, Emile Durkheim’in (1858-1917) sanayi devrimi ile birlikte kentlere göç eden insanlar üzerindeki intiharı incelemesinden örnekler vererek, göç edip yerinden yurdundan, ailesinden ve alışık olduğu ortamdan kopmanın bunalımları arttırdığını, dolayısıyla bunun intiharları da etkilediğini ifade ediyor.

Aynı zamanda Association for Psychoanalysis and Psychotherapy in Ireland-APPI üyesi olan Psikolog Paul Quinn, intiharların nedenleri ve şekilleri bakımından farklılıklar gösterebileceğini belirtiyor. İntiharı toplumsal koşullar ve nedenlerle ilişkilendiren Durkheim’in, intiharları “bencil, elcil ve anomik” intiharlar olarak üçe ayıran teorisini anımsatan Psikolog Quinn; anomik intiharların yaşanan toplumsal bunalımlardan kaynaklandığını belirttiyor.

İNTİHARLAR VE TÜRLERİ

Durkheim, bireysel benin toplumsal ben karşısında aşırı ölçüde vurgulanması sonucu oluşan bencillik durumundan ve aşırı bireycilikten kaynaklanan intihar türünü ise bencil intihar olarak tanımlıyor. Toplumsal bağların zayıflamasıyla bireyin yalnızlaşma sürecinin de başladığına dikkat çeken Durkheim, giderek yalnızlaşan bireyin içinde bulunduğu toplumun değerlerine yabancılaşmaya başladığını ve bunun sonucu olarak da alkolizm, uyuşturucu ya da intiharı seçtiğini kaydediyor.

Diğer yandan bireyselliğin çok yetersiz kalması ve toplumun bireyi çok sıkı bir şekilde kendisine bağımlı kılmasından kaynaklanan bir intihar türünü ise Durkheim elcil intihar olarak tanımlıyor.

Modern yaşamın bireylere biçtiği rollerin yanında çeşitli görev ve sorumluluklar yüklediğini belirten Paul Quinn, özellikle bazı insanların değişen koşullara ayak uyduramadığı için bunalıma girerek intiharı denediklerini belirtiyor.

GÖÇMENLİK VE İNTİHAR

Sanayi devrimi ile beraber kentlere göç eden insanların alıştıkları ortamlardan kopmaları ve geldikleri yeni yerde kendileri için önemli olan değerlerin bazen önemsenmediğini Durkheim’in de gözlemlediğini hatırlatan Quinn, böylece insanların bunalıma girerek intiharı denediklerini belirtiyor.

Günümüzde göçmenlerin değişik ülke ve kültürlerden gelmesinin ortaya çıkardığı durumun sanayi devrimi döneminde batıda yaşanan durumla kısmen benzerlikler gösterdiğini ancak din, dil ve kültür farklılığından dolayı bunun göçmenler üzerindeki etkisinin çok daha derin ve sarsıcı olduğunu belirtiyor Piskolog Quinn. İnsanların yabancı bir yerde kendilerinin değersizleştiği fikrine kapılarak, yalnızlık hissi ve bunalıma daha çok girerek intiharı seçebileceğini belirtiyor.

Dünya Zihinsel Sağlık günü dolayısıyla geçtiğimiz yıl önemli bir konferans düzenleyen DERMAN’ın yayınladığı konferans konuşmalarında, intiharların özellikle erkekler arasında artmakta olduğuna dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE İŞKENCE VE İNTİHARLAR

Londra’da yaşayan Kürt ve Türk insanlarına sağlık sorunları konusunda danışmanlık hizmetleri sunan DERMAN’ın yayınladığı konferans notlarında yer alan Hackney Belediye Başkanı Jules Pipe’in açılış konuşmasında “intiharların bütün toplumları derinden etkileyen bir trajedi olduğuna” dikkat çekiliyor.

İntihar olaylarında son 45 yıl içerisinde yüzde 60 oranında artış gözlendiğini belirten Jules Pipe, her yıl 873 000 kişinin intihar sonucunda öldüğüne ifade ediyor. Bunun yanında aynı zamanda her gün 20 intihar teşebbüsünün de yaşandığı belirtiliyor.

Türkiye’de yaşanan baskı ve sorunlardan dolayı göç etmek zorunda kalan ve Londra’da yaşayan Kürt ve Türk toplumlarının Hackney’deki en büyük mülteci topluluklarını oluşturduklarını belirten Belediye Başkanı, psikolojik sorunların ve intihar olaylarının ne yazık ki Türkiye’den göçertilen bu toplumlar içerisinde özellikle de erkekler arasında çok yüksek olduğunu üzülerek dile getiriyor.

Kuzey Londra’da yaşayan Kürt ve Türk toplumlarının savaşın, işkencelerin, tecavüzlerin ve diğer travmaların yaşandığı bir yerden geldiğini ifade eden Jules Pipe konuşmasında “Baskı ve zulümden acı çekilerek gelinen İngiltere’de maalesef yaşanan acı olayların bazıları da geride bırakılamıyor. Ve birçok insan psikolojik ve zihinsel sağlık sorunları yaşıyor. Zaman zaman mültecilere karşıt duygular taşıyan bazı insanların da içinde bulunduğu yabancı bir kültürde yaşamak beraberinde sosyal bir dışlanma, büyük bir stres ve ızdırap getiriyor” diyerek Türkiye’den göç ettirilen toplumların sorunlarına dikkat çekiyor.

DİĞER SEBEPLER

Türkiye’den ve Kürdistan’dan göçertilmiş toplumun geldikleri yerde de yabancılıklarının yanı sıra yoksulluk ve evsizlik gibi büyük sorunlarla mücadele etmek durumunda kaldıklarını dile getiren Belediye Başkanı, yerlerinden edilmiş bu insanların büyük bir kısmının arkalarında ailelerini ve yakınlarını bırakarak buralara geldiğini hatırlatıyor. Belediye Başkanı bunun da aile ilişkilerinde sorunlar ve büyük bir stres yarattığını kaydediyor.

Yalnızlık hissi ve bunalımların intiharların önemli sebeplerinden bazıları olduğunu belirten Psikolog Paul Quinn de, bu durumun göçmenlerde daha da ağır bir şekilde baş gösterdiğini belirtiyor.

İntiharın yaşama arzusunun sona erdiği yanılgısı ile yaşama arzusunun tam tersi olan bir ölmek arzusuna dönüştüğünü belirten Paul Quinn, intiharın diğer sebeplerini şöyle açıklıyor: “Bunalım, umutsuzluk, değersizleştiğini düşünmek ve bunu hissetmek, yalnızlık hissi ile boşluğa düşmek. Anlaşılamadığını düşünmek, çevre ile ilişkisizlik, sabırsızlık, başarısızlık hissi gibi duyguları da intiharın sebeplerinden bazıları olarak sayabiliriz. Bununla beraber ekonomik sorunlar, borç, aşırı baskı, sevdiğinden ayrılmak, boşanma, cinsel sorunlar, stres, bunun yanı sıra kendini çirkin veya küçük görmek ve kimsenin kendisi ile ilgilenmediği hissi gibi sorunlar da intiharın sebepleri olarak biliniyor. Bunlarla beraber intikam duygusu, aşırı dozda ilaç, alkol ve uyuşturucu kullanımı da intiharı tetikleyebiliyor. Yine intihar etme arzusunun genetik olarak da insanlara geçebildiği söyleniyor.”

İNTİHAR BELİRTİLERİ

Londra’da yaşayan Kürt ve Türklerin İngiliz toplumu ile ilişki kurmakta zorlandıklarını belirten Hackney Sinirsel ve Ruhsal Sağlık Ekibi görevlisi Nurullah Turan da bu toplumların genelde kendi içlerine kapalı bir şekilde yaşadığını ve bunun da psikolojik sorunları arttırdığını kaydediyor.

Dokuz yıldır psikolojik sağlık sorunları konusunda danışmanlık hizmetleri sunduğunu belirten ve kendisi de Türkiye’den göç eden bir Kürt olan Nurullah Turan, gözlemlerini şöyle aktarıyor: “İnsanlar sorunlarını aileleri ile arkadaşları ile paylaşmıyorlar. Bazen bu rahatsızlıklarını gizli tutmakta çok başarılı olabiliyorlar. Aslında en önemli sorun orda.

Bunu gizledikleri için sonunda intihara teşebbüs edebiliyorlar ve bu durumda kimse yardımcı olamıyor.”

Bunalım, depresyon ve strese bağlı davranış bozuklukları olanların yanı sıra, şizofren ve psikoz hastalarının da intihara başvurduklarını belirten Turan, bu tür hastaların mutlaka kontrollü tedavi görmeleri gerektiğini kaydediyor.

Yaşamdan zevk almamaya başlamanın, bulunulan çevreye ilgisizlik gibi durumların intiharın sebepleri olabilecekleri gibi belirtileri de olabileceğini kaydeden Psikolog Quinn, intihar belirtilerini şöyle sıralıyor: “Bunun yanı sıra intihar eden insanların bir kısmında intihar öncesi traş olmamaya başladıkları, giyimlerine özen göstermemeye başladıkları gözleniyor. Yine, kaygı, endişe, iştahsızlık, yediğinden zevk almama, uyku düzeninin bozulması. Bu uyuyamama veya daha az uyuma olduğu gibi aynı zamanda çok fazla uyumak olarak da baş gösterebilir. Bu arada dalgınlık, zayıflama da bu belirtiler arasında gösterilebilir. Yine bazı insanların konuşurken çekingenlik göstermesi ve seslerinin kısılması kendilerine olan güven eksikliği de bir belirti olabilir.”

DİN MEDYA VE SİNEMA

Birçok uzman gibi psikolog Quinn de İslam ve Hıristiyanlık gibi dinlerin intiharı yasakladığını hatırlatıyor. Uzmanlar dinin bazen intiharı önleyici bir rol oynayabileceği gibi din ve metafizikte umduğunu bulamayanların inanç yitimi ile beraber boşluğa düşüp intihara yönelebildiklerini kaydediyorlar.

Medya ve sinemanın intiharları büyüterek şanlı bir şey izlenimi yaratmaması gerektiğini belirten Psikolog Quinn, bunun psikolojik sorunları bulunan, direnci zayıf kişiliklerde bazen kahraman olma arzusunu yaratabileceği ve yeni intiharlara sebebiyet verebileceğine de dikkat çekiyor. Paul Quinn “Medya intihar olaylarını büyütmeyeyim derken diğer taraftan görmezden de gelmemesi ve bir tabu haline getirmemesi lazım. Bunu çok dikkatli bir şekilde araştırarak toplumu bu konuda bilgilendirmelidir” uyarısında bulunuyor.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Bir insanın depresyonda ve bunalımda olduğunu anlamak için ille de uzman olmanın gerekmediğini belirten Quinn “Bu yüzden lütfen ailemizdeki ve çevremizdeki insanlarla ilgilenelim. Bu tür sorunların en önemli ilacının sevgi ve ilgi olduğunu unutmayalım. Bazen çok küçük bir hal hatır sorma bile insanların bunalımdan çıkmasına yetebilir” diyerek herkesin çevresindeki insanlarla ilgilenmesi gerektiğini belirtiyor.

Özellikle çocukları üzerinde baskı kuran ailelerin bundan vazgeçmesi gerektiğini belirten Quinn “Aileler çocuklarının eğitimde, sporda veya başka bir alanda başarılı olmaları için çoğu zaman farkında olmadan baskı yapıyorlar. Buna kesinlikle son verilmesi gerekiyor. Çünkü unutmayalım ki başarı toplumun geneline mahsus değil. İnsanların çok azı çok başarılı bir sporcu veya dahi olabiliyor. Ve bazı insanların iradesi baskıyı kaldırmıyor” uyarısında bulunuyor.

İzole edilmiş, toplumla ilişkisi kesilmiş ve mutsuz insanlarla mutlaka diyaloga geçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, intiharı önlemenin en önemli yollarından birinin de insanlara yeni ilişkiler kurmalarını ve yaşamdan zevk almalarını sağlamak olduğunu belirtiyorlar. Özellikle Türkiye’de işkence görmüş insanların bazen yaşadıkları o korkunç şeyleri tekrar yaşamak istemediklerini ve bu yüzden de tedaviye gitmediklerini söyleyen Hackney Sinirsel ve Ruhsal Sağlık Ekibi Görevlisi Nurullah Turan da “Tedaviye gitmedikleri sürece o sorunlar o insanlarla birlikte olacak. Bu yüzden mutlaka tedaviye gitmek gerekiyor” diyor.

Bazı insanların da çekindikleri için psikologlara gitmediklerini belirten konuştuğumuz uzmanlar, psikolojik tedavilerin çağımızın en önemli tedavilerinden olduğunu ve bunun tabu haline getirilmemesi gerektiğini kaydediyorlar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 05.09.07, 23:56
Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 3
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
perta doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: intihar etmek üzerine

Hastalık ve dünya sıkıntılarından kurtulmak için ölümü istemek caiz değildir. Fakat dindeki fitneler sebebiyle ölüm istenebilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ölümü istemeyin! Çünkü bir kişi iyi ise, yaşadıkça iyiliği artar. Kötü ise, hatalarından dönüp doğru yola gelebilir.) [Buhari]

(Sıkıntılardan dolayı ölümü istemeyin! Dayanamayan, "Ya Rabbi, hakkımda yaşamak hayırlı ise, yaşamayı, ölmek hayırlı ise, ölümü nasip et!" desin!) [Buhari]



Düşmanın her türlü işkence ve tecavüzüne maruz kalacağını bilen kimsenin kendini ve yakınlarını öldürmesi caiz değildir. Zorla tecavüze uğrayan günah işlemiş de olmaz. Ayrıca düşman elinde ölen şehid olur. Şehid olan kimse, ölüm acısını duymaz.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Şehid, ölüm acısı duymaz, kabirde üzülmez, kıyametin dehşeti, hesap, mizan, sırat onu rahatsız etmez, doğruca Cennete gider.) [Beyheki]



Genel olarak imansız veya imanı zayıf olan intihar eder. Müslüman, intiharı düşünmez. Çünkü intihar, bir çare, bir kurtuluş değil, aksine tarifi imkansız azaplara kendini atmak demektir.



Ölüm acısı çok şiddetlidir

İntihar etmek, küfre yakın çok büyük günah olduğu için, ölürken dayanılmaz acılara maruz kalınır.

Ölüm acısı, sanıldığı gibi bir an değildir. İntihar edince ahirette de daha büyük acılara girilir. Ahiret sıkıntıları dünya sıkıntıları gibi değildir. Çok ağırdır. Dünya sıkıntılarına dayanamayıp intihar eden, ölüm acısına ve ahiret sıkıntılarına nasıl dayanır? İntihar eden, dirilene kadar intihar acısını duyar. Kendini öldürmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır.

Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:

(Kendinizi öldürmeyiniz!) [Nisa 29]



Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Bir şeyle canına kıyana, Cehennemde onunla azap edilir.) [Buhari]

(İple boğazını sıkarak intihar eden, boğazı sıkılarak azap görür. Herhangi bir bıçakla intihar

eden, Cehennemde bıçaklanarak azap görür.) [Buhari]



Bir kâfir, uyku hapı içerek veya narkozla her tarafı uyuşturulduktan sonra da ölse, çok şiddetli olan ölüm acısını duyar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Ölüm meleğini görmek, bin kılıç darbesinden daha şiddetlidir.) [Ebu Nuaym]

(Ölüm acısı çok şiddetli ise de, ölümden sonraki acılara göre çok hafiftir.) [İ.Ahmed]



Dirilene kadar ölüm acısı duyulur. (İ.Evzai)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

(Ölmek felaket değil, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini almamak felakettir.)

Narkozlu hasta, ameliyat acısını duymadığı gibi, salih mümin de kurşun yağmuruna tutulsa, vücudu dilim dilim dilinse ölüm acısını duymaz. Hz.Yusuf’un güzelliği karşısında kendinden geçen kadınlar, ellerini kestikleri halde farkına varamadılar. Ölüm meleğinin güzel suretini gören mümine Allahü teâlâ acı duyurmaz. İntihar etmek çok büyük günah ise de, intihar eden kâfir olmadığı için cenaze namazı kılınır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İntihar etmiş olsa da, tevhid ehli her ölünün cenaze namazını kıl!) [Deylemi]



Bizde, Tanzimat’tan sonra tek tük intihar olayları görülmeye başladı. Müslümanların çok olması intiharın yaygınlaşmasını önlemiştir. İntihar kelimesi, Tanzimat’tan önce yazılan lügatlarda bile yoktu. Dinsizliğin ve inanç zayıflığının intihar üzerindeki etkisi büyüktür. Avrupa’da, hayat standardı yüksek olan yerlerde, intihar oranı daha yüksektir. Bu oran, kuzeye gidildikçe artıyor. Avrupa’daki intihar oranı Türkiye’dekinden 15-20 kat daha fazladır. Mesela Fransa’da 100 bin kişiden 44’ü intihar etmektedir. İntiharda Türkiye en alt sıralardadır. Eskiden İstanbul’da yıllarca kalmış olan araştırmacı Fransız Dr. A. Bayer diyor ki:

(Batı ülkelerinde insanların yalnız kalması, hayattan nefret etmeye, hatta intihara yol açmaktadır. Halbuki Müslüman Türkler arasında hiçbir zaman bu hale tesadüf edilmez; medeni sayılan milletlerde çok sık görülen intiharı onlar bilmez. Müslümanlar, Allah’ın kendilerine bahşettiği varlığa tecavüzün, Allah’a karşı gelmek olduğuna inandıkları için, intiharı düşünmezler. Bunun için, intihar eden hiçbir islam âlimi yoktur.)



Maalesef şimdiki bazı gençler, Avrupa'nın her türlü kötülüğüne özeniyorlar. İntihar etmek de bunlardan birisidir.



İntihar eden veya öldürülen kimse, eceli ile ölmez mi?

CEVAP

Muteber kitaplarda diyor ki:

Öldürülen kimse de, eceliyle ölür, ömrü ortadan kesilmiş olmaz. Ecel birdir. (Akâid-i Nesefi s.3, Cevheret-üt-tevhid 89. beyt, Avn-ül-mürid c.2 s.982, Bed-ul-emâli 62. beyt, Merah-ul-meâli s.209, Hediyyet-ül-mehdiyyin s.5, Nűr-ul-islâm s.246, Fıkhi ekber şerhi 334, Hadika c.1 s.265, Teftâzâni-Şerh-il-akâid s.211, Ithaf-ul-mürid s.213, Tenvir-ul-kulűb s.61, Berika s.233, Nuhbet-ül-leâli s.36, Hak dini Kur’ân dili c.2 s.1195)



Ecel değişir mi?

İntihar eden eceli ile ölmez diyorlar. Bu yanlıştır. Şeyh-ül-islam Ahmed bin Süleyman bin Kemal paşa buyuruyor ki:

(Rad suresindeki, (Allahü teâlâ, dilediğini siler. Dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitab, Ondadır) mealindeki âyette, levh-i mahfuz bildirilmektedir. Ümm-i kitab, ezeli olan kelam-ı İlahinin ismidir. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Allahü teâlâdan başka, kimse bilmez. Hiç yok olmaz. Levh-i mahfuzda değişiklik olur. İnsanın, işine göre, ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Böylece biri ölümüne yakın, iyi işler yapıp, son nefeste iman ile gider. Bir başkası kötü amel işler, imansız gider. Bunun için, Resulullah her zaman, (Allahümme, ya mukallibelkulub, sebbit kalbi, ala dinik) duasını okurdu. Hadis-i kudside, (İnsanların kalbi Rahmanın kudretindedir. Kalbleri, dilediği gibi çevirir) buyurulmuştur. Yani, Celal ve Cemal sıfatları ile, kötüye ve iyiye çevirir. Levh-i mahfuza, kıyamete kadar gelecek insanların iyileri, said olarak, kötüleri de, şaki olarak yazıldı.

Kader değişmez. Kaza, kadere uygun olarak meydana gelir. Kaza, her gün çok değişip, sonunda kadere uygun olunca, yaratılır. Kaza-i muallak şeklinde yaratılacağı yazılmış olan bir şey, kulun iyi ameli ile değişip yaratılmaz. İmam-ı Gazali hazretleri, (Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir) buyurdu.



Hadis-i şerifte, (Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur) buyuruldu. Duanın belayı önlemesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkan, oka siper olduğu gibi dua da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Bir hadis-i şerifte, (Kaza-i muallakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsan, iyilik arttırır) buyuruldu. Allahü teâlânın takdirinin, yani kaderin, Levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, yani, o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca, belayı önler. (Ecel-i kaza)’yı da, iyilik etmek geciktirir.



Fakat, (Ecel-i müsemma) değişmez. Ecel-i kazaya bir misal verelim: Bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse ömrü 60 yıl, bunları yapmazsa 40 yıl takdir edilmişse, vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin 3 gün ömrü kalmış iken akrabasını, Allah rızası için ziyaret etmesi ile, ömrü 30 yıla uzar. 30 yıl ömrü olan da, akrabasını terk ettiği için, ömrü 3 güne iner.



Takdir, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır ki, buna kaza-i muallak denir. (Lübab-üt-te'vil)

Allahü teâlânın kaderi [ezeldeki ilmi] nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur.



Hz. Ömer yaralanınca, Ka'bül-ahbar, “Ömer daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. Çünkü onun duası elbette kabul olur” buyurdu. İşitenler şaşırıp, “(Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez) mealindeki âyet-i kerimeye ne dersin” denilince, buyurdu ki: “Evet, ecel hazır olunca, gecikmez. Fakat, ecel hasıl olmadan önce, sadaka ile, dua ile, iyi amel ile, ömür uzar. Fatır suresinde, (Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması yazılıdır) buyuruluyor.”) [Levh-il-mahfuz ve Ümm-ül-kitab]



Emali'deki, (Öldürülen kişinin eceli, o anda, ömrü ortadan kesilmiş değildir) ifadesini Ahmed Asım efendi, burayı (Öldürülen kimsenin [ve intihar edenin] o anda eceli gelmiştir. Ömrü ortadan kesilmemiştir. Herkesin eceli bir tanedir) şeklinde açıklamaktadır. Öldürülen kimse, eceli geldiği için ölür. Fakat, bunu öldüren de, cezasını görür. İntihar eden de eceli geldiği için ölür. Herkes, eceli gelince ölür. Araf suresi 34. âyetinde mealen, (Ecelleri gelince, onu azıcık ileri-geri alamazlar) buyuruldu. Kişi doğmadan önce, ne kadar yaşayacağı takdir edilmiştir. Kişi, nerede ölür, tevbe ile mi ve tevbesiz mi, hangi hastalıktan, iman ile mi, imansız mı gider, hepsi levh-i mahfuza yazılmıştır.



(İntihar etmek benim kaderimde, alınyazımda var ise, günahı bana ait olmaz) demek doğru mu?

CEVAP
Bu çok yanlıştır. Ezeldeki takdir, yani alınyazısı, bir emir değil, bir ilimdir. Kader, yani alınyazısı, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer yaratıkların yapacağı işleri bilmesi demektir. Kur'an-ı kerimde, (Allah her şeyi en iyi bilir) buyuruluyor. Allahü teâlâ da, ezeli ilmi ile, kulların kendi istekleri ile, günah veya sevap işleyeceğini, ne kadar yaşayacağını ve intihar edip etmeyeceğini bilir. Onun bu bilmesi, kulların yaptıkları işlere zorla bir müdahale değildir. Bu bakımdan günah işleyen de, intihar eden de, kendi isteği ile bunları yapmıştır.



Kader neleri içine alır?

CEVAP
Kader her şeyi içine alır. Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi demektir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allah herkesin ne yapacağını bilir. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Allah her şeyi hakkıyla, en iyi bilir.) [Hucurat 16,18]



Onun bilmesi kulların yapacağı iyi ve kötü işlere tesir etmez. Mesela bir sene içinde güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağı hesaplanarak takvimlere yazılmıştır. Güneş takvimlerde bildirilen saatte doğup, batar. Takvime öyle yazıldığı için mi güneş o saatlerde doğup batıyor? Takvime yazılmasa da yine güneş o saatlerde doğup batar. İşte Allahü teâlâ da, ezeli ilmi ile, kulların kendi istekleri ile, günah veya sevap işleyeceğini, hastalanacağını, ne iş yapacağını bilir. Fakat bu bilmesi, kulların yaptıkları işlere cebri bir müdahale değildir.



Kaderi bilmeyenler
(Trafik kazası kader değildir. Ülkenin kaderini değiştireceğiz. Eceli gelmeden öldü) gibi şeyler söyleniyor.

“İnsan, yaratılışında boyunun uzunluğu ve saçının renginde kadere hükmedemez. Fakat hür iradesiyle yaptığı işlerde kaderin rolü olmaz”,

“Emr-i ilahi gelmeden intihar eden, takdir-i ilahiyi değiştirdiği için Cehennemlik olur” deniyor.

Kimisi, “Kader utansın” diyerek suçu kadere yüklüyor.

Kimi de, “İnsan kaderini kendi çizer” diyor.



Bunların hepsi yanlıştır. Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için, birçok âlimin ayağı kaymış ve çeşitli bid'at fırkaları meydana çıkmıştır. Âlimlerin bile dalâlete düştüğü bu konularda, kaderden bahsetmek uygun olmaz. Sadece nakil yapılır. Peygamber efendimiz de, (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor.



Her Müslümanın, Amentü’deki esasları tasdik ettikten sonra, işlediği günahlardan mesul olduğunu bilmesi kâfidir. Eceli gelmeden kimse ölmez. Trafik kazasında veya vurularak ölen de; eceli gelerek, kaderi ile ölmüştür. Yani öldürülen veya kazada ölenin ömrü ortadan kesilmiş olmaz. O anda eceli gelmiştir, yani ömrü biterek ölmüştür. Her insanın bir tek eceli vardır. Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi çizer. İnsanların işlerine Allah karışmaz) der. Bu, çok yanlıştır. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Allah her şeyin yaratıcısıdır.) [Zümer 62]

(Hayrı, şerri, imanı, küfrü de yaratan Allah’tır.) [Beydavi]

(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

(Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara 255]

(Allah her şeyi bilir.) [Hucurat 16]

(Yaratan, sinelerde olanları da bilir. Yaratan hiç bilmez mi?) [Mülk 13,14]



Allahü teâlâ ezeli ilmi ile, kullarının yapacakları işleri bilir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allah herkesin ne yapacağını bilir. Cebriyye fırkası da, (Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. Hiç kimse, işlediği günahtan mesul değildir) der. Bu da çok yanlıştır. Herkes yaptığından mesuldür. İyilik eden mükafatını, kötülük eden cezasını görür. Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını alır. (Tekvir 14, Zilzal 7,8)



İyi kimse, iyilik yapmak isterse, Allahü teâlâ, irade edip yaratır. Böyle kimseden hep iyilik meydana gelir. Kötü kimse, kötülük yapmak isteyince, Allahü teâlâ da irade eder ve yaratır. Böyle kimse, iyilik yapmak istemediği için bundan hep kötülük hasıl olur. İnsan irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i cüziyye ile yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu inkâr etmek, “İntihar eden takdir-i ilahiyi değiştirir” demek küfürdür. Allahü teâlâ, onun intihar edeceğini elbet bilir. (Yaratan hiç bilmez mi) buyuruyor. Allah’ın verdiği ömrü kimse değiştiremez. Allahü teâlâ buyurdu ki:

(Allah’ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez.) [Nuh 3,4]

(Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.) [Al-i İmran 145]

(Sizi yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak Odur.) [Enam 2]

(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34]
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
intihar uzerine

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz