|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
21.12.07, 23:23
Açlık,Kıtlık ve sonuçları insan organizması ister etkinlik durumunda olsun, ister dinlenme durumunda, her gün belli ölçüde besin almak zorundadır; yoksa, açlık duymaya başlar. Besin yetersizliğinin belli bir insan topluluğunu, bir bölgeyi etkilemesine de "kıtlık" denir. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Doğadan ya da insanlardan, çoğunlukla da her ikisinden birden kaynaklanan açlık ve kıtlık, tıpkı salgın hastalıklar gibi, tarih boyunca toplumların yaşamında yıkımlara yol açmıştır. Pek çok nedeni olan beslenme yetersizlikleri, çoğunlukla gerçek bir açlıkla sonuçlanırlar. Sözgelimi tarıma ve feodal ilişkilere dayalı Ortaçağ Avrupası'nda, para dolaşımının yetersizliği, değiş tokuş ve bağlantı azlığı, toplumun önemli bir kesimini aç kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor, bu durum bazen bütün bir bölgeyi etkisi altına alabiliyordu; Olumsuz iklim koşullarının, hayvan ve bitki hastalıkları'nınyanı sıra, savaşlar ve sonuçları, kıtlığı doğuran başlıca nedenlerdi. Kıtlığın da pek çok kötü sonucu vardır: Çok sayıda ölüme yol açarak nüfus artışını engellediği gibi, çeşitli toplumsal ve siyasal olayların doğmasına da neden olur. İç savaşların, kanlı ayaklanmaların ve göçlerin temelinde çoğunlukla açlık yatar. Sözgelimi, irlanda'da 1846-1851 yılları arasında patateslerde görülen bir hastalık sonucu, bir milyonu aşkın kişi Amerika'ya göç etmiş ve gene o dönemde 1,5 milyon İrlandalı açlıktan ve yol açtığı hastalıklardan ölmüştür. |
|
#3
| ||||
| ||||
| Beslenme yetersizlikleri Şiddetli kıtlıklar günümüzde azalmakta, ortaya çıktıklarında da, dünya nüfusunun yarısını etkileyen sürekli beslenme yetersizliği gibi daha büyük bir sorunun belirtisi olarak ele alınmaktadır. Açlık nicel olabilir, yani günlük yeterli kalorinin alınmamasından ileri gelebilir. Daha yaygın olanıysa nitel açlıktır; Nitel açlıkta gerçek bir kalori yetersizliği söz konusu değildir ama, temel besleyici maddelerin büyük ölçüde eksikliği görülür. Bu protein ve vitamin eksikliği, açlığa göre daha az zararlı olmakla birlikte süreğen beslenme yetersizliğine yol açar; beslenme yetersizliği de insanın bedensel ve zihinsel yeteneklerini azaltarak, kwashiorkor, beriberi, iskorbüt, raşitizm gibi özel hastalıklara ve erken ölümlere neden olur. Nitel düzlemde, yetersiz beslenmenin, günlük kalori miktarının (2*500 kalori) altına düşmesiyle başladığı kabul edilir.Oys a, günümüzde dünya nüfusunun % 24'ünün aldığı günlük kalori, ortalama olarak 2 OOO'in altındadır (en.düşük kalori 1 400'dür). Nitel düzlemdeyse, dünyadaki beslenme yetersizliği çok daha fazladır: Günlük ortalama hayvansal protein miktarı A.B.D'nde, İsveç'te ve Avustralya'da 50 gr'ın üstündeyken, Hindistan'da yalnızca 10 gr'dır (oysa alınması gereken günlük hayvansal protein miktarı 30 gr kadardır). |
|
#4
| ||||
| ||||
| Az gelişmişliğin sonuçları Yetersiz beslenme, birçok zengin ülkede de toplumun belli bir kesimini etkiler. Ama, sürekli açlık günümüzde, başlıca belirtilerinden biri sayıldığı iktisadi açıdan azgelişmişliğe bağlıdır. Latin Amerika, Afrika'nın aşağı yukarı tümü, Okyanusya ve özellikle Güney Asya, kuramsal olarak % 2- % 25 oranında beslenme açığı olan ülkelerdir. Ama bu ortalamalar Üçüncü Dünya ülkelerindeki derin toplumsal eşitsizlikleri ortaya koymadığı gibi, kırsal kesimlerde belli sürelerle yinelenen kıtlıkları da göstermekten uzaktır. Gerçekten, Üçüncü Dünya ülkelerindeki açlık sorunu çok daha şiddetlidir ve görünür dekinden çok daha değişik nedenlere dayanır. Azgelişmiş ülkelerdeki besin üretimi yetersizliği, bir yandan doğal gelir kaynaklarının yoksulluğuna ve iklim koşullarının elverişsizliğine, öte yandan da nüfus yoğunluğunun artışına bağlanır. Dolayısıyle açlık, bu gibi ülkeler için kaçınılmaz bir olgu gibi ele alınmakta ve yalnızca teknik çözümler önerilmektedir. Oysa söz konusu etmenler beslenme yetersizliğinde önemli bir yer tutsalar bile, sorunu yalnızca bunlara bağlamak yanlıştır. Gerçekten, Üçüncü Dünya ülkelerinin tümü tropikal, kurak ve lateritli topraklarda yer almamaktadır; ama doğal gelir kaynakları son derece iyi olan bölgelere yayılmış Üçüncü Dünya ülkelerinde bile aynı yoksullukla karşılaşılmaktadır. Nüfus sorununa gelince, bu ülkelerin hiçbirinde nüfus yoğunluğu Belçika ya da Hollanda' daki kadar değildir. Azgelişmiş ülkelerin çoğunda, önemli doğal kaynaklar vardır; ama bu kaynakların işletilmesi son derece yetersizdir. Latin Amerika'daki toprakların 1/4'i olağanüstü tekniklere başvurmaya gerek kalmadan ekileyebilecek durumdayken, toprağın yalnızca % 5'inden (üstelik son derece verimsiz bir biçimde) yararlanılmaktadır. Günümüzdeki yetersiz beslenme, azgelişmişliğe bağlı iktisadi ve toplumsal yapılardan kaynaklanmaktadır. Bu durum da, bir bölümüyle, Batı ülkelerinin sömürgecilik siyasetinden doğmuştur. Üçüncü Dünya ülkelerinin aşağı yukarı tümünü etkilemiş olan sömürgecilik, geleneksel besin maddelerinin üretimi yerine dışsatıma yönelik tek tip tarımı zorunlu kılmış,bu da, kendi kendine yetecek kadar besin maddesi üreten söz konusu ülkelerin iktisadi yapısında dengesizliklere yol açmıştır. Üstelik sorun, yalnızca tarımdan kaynaklanmamaktadır: Bir pazar iktisadına apansızın katılma ve malı paraya çevirme, toplumsal eşitsizliklerin artmasına, kaynakların toplumun üst tabakalarında toplanmasına neden olur. Bu nedenle, açlık yalnızca besin kaynaklarından yararlanmaktan değil, aynı zamanda bunların bölüştürülmesinden de kaynaklanmaktadır. Günümüzde kıtlığın kasıp kavurduğu bazı ülkelerin, toplumun büyük bir çoğunluğunun erişemediği besin maddelerini yurt dışına sattıkları görülmektedir. Bu durum Üçüncü Dünya ülkelerinin içine düştükleri çıkmazı açıkça yansıtmaktadır. Doğal kaynakların satışından elde ettikleri gelir, nüfus artışıyla orantılı bir besin üretimi yapmaları için yeterli değildir. Yoksul ülkelerde son yirmi yılda, kişi başına düşen günlük ortalama besin payının % 3 oranında azaldığı ileri sürülmekte, gerekli iktisadi, toplumsal ve teknik çözümler sağlanamazsa, bu sürecin hızlanacağı ve açlığın dünya nüfusunun yarısından çoğunu etkileyeceği hesaplanmaktadır. Aşırı tarım üretiminin çeşitli sorunlar yarattığı gelişmiş ülkeler karşısında, azgelişmiş ülkelerdeki beslenme yetersizliğini gören Birleşmiş Milletler Örgütü, açlıkla ve kötü beslenmeyle savaşmak amacıyla Besin ve Tarım Örgütü'nü (F. A.O.) kurmuştur. Örgüt, özellikle şiddetli kıtlıkların görüldüğü bölgelere yardımlar yapmaktadır ama, bu tür davranışlar, sürekli açlık sorununa köklü çözümler getirmekten uzaktır; çünkü, dünyada açlık sorunu ancak azgelişmişliğe bağlı iktisadi, toplumsal ve siyasal yapıların ortadan kaldırılmasıyla çözülebilir. kaynak 3 1.cilt / s.12-13 |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| aclik, kitlik sonuclari |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|